KARANLIKTAN ŞİKAYET ETME, SEN DE BİR IŞIK YAK.
KONFİÇYUS

Açlık ve Yoksulluk Sınırı: 2012 ocak?


2012 Ocak Açlık ve Yoksulluk Sınırı

27 Ocak 2012

EvcioğluHaber- Tür-İş açıkladı. dört kişilik bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı.
Türk-İş'in yaptığı araştırmaya göre;

- DÖRT KİŞİLİK AİLENİN;
"AÇLIK SINIRI 959 LİRA",
"YOKSULLUK SINIRI 3.123 LİRA"

-MUTFAK ENFLASYONU AYLIK YÜZDE 1,97 ve SON ONİKİ AYLIK YÜZDE 10,17 ORANINDA ARTTI. “GERÇEK YOKSULLUK” İLE “SANAL YOKSULLUK” FARKI GİDEREK AÇILIYOR.

TÜRK-İŞ tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay düzenli olarak yapılan “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırmasının 2012 Ocak ayı sonuçlarına göre;


Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 958,89 lira,

Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı (yoksulluk sınırı) ise 3.123,41 lira oldu.
Mutfak enflasyonunda aylık artış yüzde 1,97 oranında gerçekleşirken, bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı (son oniki aylık artış) yüzde 10,17 olarak hesaplandı.

Son oniki ay itibariyle gıda fiyatlarındaki gelişim TÜRK-İŞ ve TÜİK verileri temel alındığında şöyle bir seyir izlemiştir.
:








Fiyat artışları nedeniyle son bir yılda sadece mutfağa gelen ek yük 89 lira olarak hesaplanırken, ailenin yaşama maliyeti bir önceki yıla göre 288 lira arttı. Önceki yılın aynı döneminde açlık sınırı 870,37 lira ve yoksulluk sınırı 2.835,08 lira olarak hesaplanmıştı.

Tablo 1: Dört Kişilik Ailenin Açlık ve Yoksulluk Sınırı (TL/Ay)
.................................................. Aralık 2010 Ocak 2011 Aralık 2011 Ocak 2012

Yetişkin Erkek Gıda Harcaması: .238,1 ...........238,60...... ... 259,17 ......... 264,01

Yetişkin Kadın Gıda Harcaması: 201,9............202,34 ......... 218,48......... 223,19

15–19 Yaş Grubu Çocuk
Gıda Harcaması........................: 255,00..........255,80..........274,94..........279,57

4–6 Yaş Grubu Çocuk
Gıda Harcaması........................: 172,80...........173,63 ...........187,80..........192,11

Açlık Sınırı.......................: 867,8.......870,37........940,39......958,89


Yoksulluk Sınırı............: 2.826,70.....2.835,08..... 3.063,17.....3.123,41


* Gıda harcaması tutarı, yuvarlama nedeniyle, toplamda farklı olabilmektedir.

TÜRK-İŞ’in verileri temel alındığında Ocak 2012 ayı itibariyle “mutfak enflasyonu”ndaki değişim şöyledir:

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki aya göre yüzde 1,97 oranında arttı.
Bir önceki yılın Aralık ayına göre artış oranı yüzde 1,97 oldu.
Gıda enflasyonunda oniki ay itibariyle artış oranı yüzde 10,17 oranında gerçekleşti.
Yıllık ortalama artış oranı ise yüzde 6,48 olarak hesaplandı.



Gıda harcaması çalışmasına temel alınan beslenme kalıbında yer alan ürünlerin fiyatlarında Ocak 2012 itibariyle gözlenen değişim şöyledir:

Süt, yoğurt, peynir grubunda; bazı ürün markalarında ufak tefek fiyat ayarlamaları olsa da süt ortalama fiyatında önemli bir değişiklik olmadı. Yoğurt fiyatı aynı kalırken, peynir fiyatı –düşük de olsa- geriledi.

Et, tavuk, balık, sakatat, bakliyat gibi ürünlerin bulunduğu grupta; et fiyatı değişmezken, tavuk fiyatı bu ay yine geriledi ancak balık fiyatları, soğuk havaların etkisiyle artış gösterdi. Sakatat ürünleri (ciğer, yürek, böbrek) fiyatları aynı kaldı. Geçtiğimiz ay fiyatı artan yumurta ucuzladı. Bakliyat ürünleri (nohut, mercimek, kuru fasulye, barbunya vb) fiyatları aynı kaldı.

Yaş sebze-meyve grubu mutfak harcamasını artıran temel unsur oldu. Mevsim şartları, soğuyan hava ve kar yağışıyla birlikte sebze ve meyvedeki artış devam etti. Ortalama sebze kilogram fiyatı bu ay yüzde 15,77 oranındaki artışla 3,45 lira, ortalama meyve kilogram fiyatı ise yüzde 30,67 oranındaki artışla 3,11 lira olarak hesaplandı. Geçtiğimiz ay 2,80 lira olarak hesaplanan yaş sebze-meyve ağırlıklı ortalama kilogram fiyatı ise yüzde 19,64 oranındaki artışla bu ay 3,35 lira oldu. Yapılan hesaplamada -her zaman olduğu gibi- pazarda bol bulunan ve satılan ürünler temel alındı.

Ekmek, pirinç, un, makarna gibi ürünlerin bulunduğu grupta; bu ay makarna ve pirinç fiyatı artarken, bulgur fiyatı biraz geriledi. Ekmek fiyatı bu ay da aynı kalırken, önümüzdeki ay gramajın 250 grama düşürülmesi ile birlikte doğacak fiyat artışı çalışanların mutfak harcamasını olumsuz etkileyecek.

Son grup içinde yer alan gıda maddelerinden; tereyağı, margarin, zeytinyağı ve ayçiçeği yağı fiyatı değişmedi. Siyah zeytin fiyatı arttı, yeşil zeytin fiyatı değişmedi. Bal, reçel, pekmez, şeker ve tuz ürünlerinin fiyatı bu ay yine değişmedi. Baharat ürünlerinin (kimyon, nane, karabiber, vb) fiyatı da aynı kaldı. Yağlı tohum ürünlerinden (ceviz, fındık, fıstık, ayçekirdeği vb) fıstık zam gördü. Çay, ıhlamur ile salça fiyatı aynı kaldı.

“Açlık ve Yoksulluk Sınırı” çalışmasında hesaplamaya temel olan gıda maddelerinin fiyatları, Konfederasyonumuzca piyasadan, market ve semt pazarları sürekli ve düzenli dolaşılarak doğrudan tespit edilmektedir. Çalışma bu niteliğiyle bağımsızdır ve tüketici fiyatlarındaki artış eğilimini yansıtan “öncü gösterge” niteliği taşımaktadır. Kuşkusuz hesaplanan “yoksulluk sınırı” tutarı ücret düzeyi olmayıp, haneye girmesi gereken gelir toplamını ifade etmektedir.

Türkiye’de “gerçek yoksulluk” haneye girmesi gereken asgari gelir düzeyi bakımından bu tutarda hesaplanırken, milyonlarca işçiyi ve ailesini doğrudan ilgilendiren asgari ücret 2012 yılının ilk altı aylık dönemi için net 701,13 lira olarak belirlenmiştir. Oysa devletin resmi istatistik kurumu olan TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), kendisine verilen görev çerçevesinde, tek bir işçinin toplam aylık harcamasını Kasım ayı itibariyle 970,85 lira olarak hesaplamıştır. Bu tutara, sadece gerçekleşen Aralık ayı enflasyon artışı eklendiğinde bile olması gereken net asgari ücret tutarı 976,48 lira olmaktadır. Böylece olması gereken ile olan asgari ücret arasında yaklaşık 275 liralık bir fark oluşmaktadır.

Benzeri bir “sanal yoksulluk”, bu yıl yürürlüğe giren genel sağlık sigortası uygulamasında da ortaya çıkmaktadır. Kanun hükümlerine göre; tespit edilen aile içindeki kişi başına düşen gelir payının aylık tutarı, asgari ücretin üçte birinden (Ocak 2012 itibariyle 295,50 lira) az olanlar yoksul sayılmaktadır. Bu yolla yaratılan “sanal yoksulluk” sonucu Türkiye’de yoksul bireylerin sayısı olduğundan daha düşük olacaktır.

enisbagdadioglu@gmail.com www.turkis.org.tr

AÇIKLAMALAR

Çalışanların, kendilerine ve ailelerine saygın yaşam düzeyi sağlayacak bir gelir elde etmeleri esastır. Yoksulluk, genel anlamıyla, insanların temel ihtiyaçlarını karşılayamama durumu olarak tanımlanmaktadır. Yoksulluk sınırı tutarı, bir ailenin, insan onurunun gerektirdiği zorunlu ihtiyaçları karşılayabilmesi için yapması gereken harcama düzeyidir.

Türkiye’de bu konuda düzenli bir çalışma bulunmamaktadır. TÜRK-İŞ, varolan bu eksikliği gidermek amacıyla, Aralık 1987’dan bu yana düzenli olarak her ay, gıda harcaması tutarını ve buradan hareketle açlık ve yoksulluk sınırını açıklamaktadır.

Türkiye’de yoksulluk sınırı ve yoksulluğun boyutları ile ilgili ilk resmi çalışma TÜİK tarafından 14 Nisan 2004 günü açıklanan “2002 Yoksulluk Çalışması”dır.

Çalışanların, kendilerine ve ailelerine yetecek bir ücret almaları gereği açıktır. Ancak temel ihtiyaçların karşılanabilmesini sağlayacak ve refahtan pay almasını mümkün kılacak ücretin hesabı nasıl yapılacaktır? İşçinin yaşam standardını sürdürmesi ya da iyileştirmesi için gerekli olan tutar ne kadar olmalıdır? Kuşkusuz bu ve benzeri soruların cevabını vermek kolay değildir. Gerekli olacak tutarın hesabı, yaşam standardı ve tüketim alışkanlıklarına da bağlı olarak kişiden kişiye, hatta ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir.

İşçinin ailesiyle birlikte, insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlayabilecek harcama tutarını belirlemek için yapılabilecek hesaplamalardan biri, beslenmeye ilişkin ihtiyaçların belirlenmesidir. Dengeli beslenebilmek için, yetişkinlerin ihtiyaç duyacağı kalori miktarı ile çocukların yaşlarına göre gerekli olan kalori miktarının ne olması gerektiği hakkında bilimsel araştırmalar yapılmıştır. Sağlığın korunabilmesi için bu kalorileri sağlayacak besin miktarları yanısıra, gerekli protein, yağ ve karbonhidrat miktarları konusunda da belirlemelerde bulunulmuştur. Bu kapsamda, farklı büyüklükteki aileler için toplam besin ihtiyacı hesaplanabilmektedir.

TÜRK-İŞ’in bu çalışmasında, dört kişilik bir ailenin, bilimsel olarak belirlenmiş beslenme kalıbı temel alınmaktadır. Anılan beslenme kalıbı, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Teknolojisi Yüksek Okulu’ndan sağlanmıştır. Günlük kalori ihtiyacının hesabında, hem yetişkin kişiler hem de genç ve çocuk nüfus dikkate alınmaktadır. Buna göre yetişkin erkek için 3500, yetişkin kadın için 2300, 15-19 yaş grubundaki erkek çocuk için 3200 ve 4-6 yaş grubundaki çocuk için 1600 kalorilik liste temel alınmıştır.

Çalışmada kullanılan besin grubunda şu besin maddeleri yer almaktadır:

Birinci grupta; süt, yoğurt, peynir… İkinci grupta; et, tavuk, balık, sakatat ürünleri, yumurta, kuru bakliyat (nohut, mercimek, kuru fasulye, barbunya vb)… Üçüncü grupta; meyve ve sebze… Dördüncü grupta; ekmek, makarna, pirinç, bulgur, un, irmik, diğer tahıl unları… Beşinci grupta; tereyağı, margarin, ayçiçek yağı, zeytinyağı, zeytin, yağlı tohum (ceviz, fındık, fıstık vb), şeker, reçel, marmelat, bal, pekmez, tuz, baharat (kimyon, karabiber, pul biber, nane vb), çay, ıhlamur, salça…

Araştırmada, dört kişilik bir ailenin fizyolojik ihtiyaçları ile tutarlı, yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamak için gerekli olan kalori sayısı ve bunu karşılayacak besinlerin cins ve miktarı temel alınmaktadır. Ankara’da çalışanların yoğun olarak alışveriş yaptıkları market ve semt pazarları ayda iki-üç kez dolaşılarak fiyatlar derlenmekte ve yapılması gereken asgari düzeydeki gıda harcaması tutarı hesaplanmaktadır.

“Açlık Sınırı” dört kişilik bir ailenin, sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için bir ayda gıda için yapması gereken asgari harcama tutarını tanımlamaktadır.

İnsan onuruna yaraşır düzeyde yaşam sürdürebilmek için gereken harcama tutarı, hiç kuşku yok ki, gıda ile sınırlı değildir. Gıda harcaması yanında giyim, konut, ulaşım ve diğer ihtiyaçlar için gerekli tutarın da ayrıca hesaplanması gerekmektedir. “Yoksulluk sınırı” zorunlu ihtiyaçlar için yapılması gereken toplam harcama tutarını ifade etmektedir.

Gıda dışındaki zorunlu harcamaların tutarını ayrıntılı olarak ve tek tek hesaplamak için kullanılabilecek, “beslenme kalıbı” benzeri bir bilimsel ve objektif yöntem -maalesef- mevcut değildir. Bu tutarın hesaplanmasında, genellikle aile bütçesi yöntemi kullanılmaktadır. Ailelerin elde ettiği geliri ve temel ihtiyaçları için yaptıkları harcamaları gösteren çalışmalardan yararlanılarak bir hesaplama yapılabilmektedir. Diğer bir ifadeyle, ailelerin toplam harcamaları içindeki “gıda” payı temel alınarak gıda dışı harcamalara ulaşılmaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından, aile bütçesine yönelik anket çalışması yapılmaktadır. TÜİK, ülke genelinde yaptığı anket ile ailelerin elde ettiği geliri ve tüketim harcamalarını bulmaktadır. TÜİK’in 2003-2004 Hanehalkı Tüketim Harcamaları Anketi’ne göre “gıda harcamaları”nın toplam tüketim harcamaları içindeki payı yüzde 30,70 oranındadır. Hesaplamalarda bu oran esas alınmaktadır.

TÜRK-İŞ çalışması sonucu açıklanan yoksulluk sınırı tutarı, işçinin eline geçmesi gereken ücret düzeyi değildir. Bu değerlendirme eksik bir yaklaşımın ifadesidir. Yoksulluk sınırı tutarı, ailenin yapması gereken insan onurunun gerektirdiği harcama düzeyidir ve bir bakıma, haneye girmesi gereken toplam gelirin alt sınırını ortaya koyan önemli bir göstergedir. Ancak çoğu zaman, ücretli çalışan ailenin tek gelir kaynağı olduğundan yoksulluk sınırı tutarı olması gereken ücret düzeyi olarak görülmektedir.

TÜRK-İŞ’in bu çalışmasıyla hesaplanan gıda harcama tutarında, aylar ve yıllar itibariyle meydana gelen değişimi yansıtan oranları enflasyon verisi olarak değerlendirmek de ihtiyatlı bir yaklaşımı gerektirmektedir.

Konfederasyonumuzun yirmibeş yıldan bu yana her ay düzenli olarak yaptığı gıda harcaması tutarındaki değişim, bir bakıma TÜİK’in açıkladığı tüketici fiyatlarındaki değişimin yönünü ortaya koyan öncü gösterge niteliğindedir. Nitekim 1988-2011 yıllarını kapsayan dönemdeki TÜİK “tüketici fiyatları endeksi”ndeki artış ile birlikte tüketici fiyatları içinde önemli alt harcama grubu olan “gıda harcamaları”ndaki yıllık ortalama değişim TÜRK-İŞ “gıda harcaması ile kıyaslandığında -neredeyse- paralel bir gelişme hemen dikkati çekmektedir.

Ancak, yinelemek gerekir ki, bu çalışma, tüketici fiyatları endeksi olarak değerlendirilmemelidir.



Dar gelirli ailelerin elde ettiği gelirin yeterli ve dengeli beslenme için gerekli harcamaları bile karşılayabilecek düzeyde olmadığı açıktır. Aileler, düşük düzeydeki geliriyle beslenme ve beslenme dışı harcamaları karşılayabilmek için çeşitli malların fiyatlarını da dikkate alarak tüketim malları arasında tercihte bulunmak zorunda kalmaktadır. Çoğu zaman fiyatı yüksek olan gıda maddeleri yerine fiyatı düşük olan gıda maddelerini seçmektedir.

Bu durumda olan aileler, büyük bir olasılıkla beslenme dışı harcamalarının (kira, ulaşım, yakıt, elektrik ve benzerleri) bir kısmını da beslenme harcamalarından kısarak elde edebilmektedir. Sonuçta, gelir düzeyinin düşük ve yetersiz olması, dar gelirli kişi ve ailelerin sağlıksız ve dengesiz beslenme yapmasına yol açmaktadır.

TÜRK-İŞ tarafından hesaplanan açlık ve yoksulluk sınırı tutarları ile elde edilen gelir arasındaki fark, çalışanların içinde bulunduğu geçim sıkıntısının boyutlarını ortaya koyan önemli bir gösterge olmaktadır.



EvcioğluHaber-29.01.2012

Açları doyurmak


"Açları doyurduğum zaman bana kahraman diyorlar. Ama; bunlar neden aç diye sorduğumda ise; bana Kominist'sin diyorlar."



Che Guevara

Üç Yanlış !


"........, götürürken! "Üç yanlış, bir doğruyu götürür. " der


Deniz Gezmiş

"MUTLULUK" NEREDE SAKLI

"MUTLULUK" NEREDE SAKLI

EvcioğluHaber- Mutlulukla ilgili bir öyküyü sizlerle paylaşmak istiyoruz. İnsanlar mutluluğu hep başka yerlerde aramıştır yıllarca. Ya zenginlikte, ya lüküs bir yaşamda. Yada emrinde bir hizmetçisi eksik bir yaşamda da . Ne olursa olsun ama yine de Mutluk kolay elde edilememiştir.

Eeee. ! Ran Nazım HİKMET'da sormamış mı? Dünyaca ünlü olmasına rağmen, ülkemizde tanıtılmasına izin verilmeyen değerli insan ( ünlü RESAM ) Dino' ya "Dino sen mutluluğun resmini çizebilirmisin? Ama işin kolayına kaçmadan.. Gül memeli annenin bebeğini emzirmesini değil..! Bahar da çiçek açmış ağaçları değil.. Sen Mutluluğun resmini çizebilirmisin?" der..
Evet biz de "Mutluluğu tariflemeye çalışacağız"
****
İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş..
Hep şikayetçi, hep bıkkınmış..
Bir gün, Melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler..
Saklayalım, zor bulsunlar..
"Zor buldukları için belki kıymetini bilirler" diyerek başlamışlar tartışmaya..
Sorun büyükmüş; Mutluluğu saklamak kolay değilmiş, çünkü..
Kimisi; "Everest'in tepesine saklayalım" demiş, kimisi, "Atlas Okyanusunun dibine" demiş.
Taç Mahalın kubbesine, Mekke sokaklarına, İtalyan sofrasına...
Bir hastanenin yeni doğan odasına, dondurma külahına, şarap şişesine... Lale bahçesine...
Pek çok yer düşünmüşler, ama hiçbir yer yeterince zor değilmiş..!

Derken, Meleklerden biri; "İÇLERİNE SAKLAYALIM" demiş..
Kimsenin aklına gelmez, içlerine bakmak..!!

İşte, o gün bu gündür, Mutluluk insanın kendi içinde saklıymış..
Hiç bir Mutluluk kolay gelmiyor..
Kolay, kolay gülmüyor insanın yüzü..

Emekte ve insanın içinde saklı, Mutluluk..!
Ne, başkasının ekmeğinde. Ne, başkasının evinde. Nede, başka bir şeyde..
Bu yüzden gözünüz, hep içeride olsun..
Siz dışını boşverin, içine bakın..!

Anonim

EvcioğluHaber-26.01.2012


Göz göre, göre "Hayatları Sönenler"


Göz göre, göre "Hayatları Sönenler"


"Emekli oldum ama, bankalara 'altıyüzbinlira' borcum var."

Hafta sonu, Kızılay da bira içilen mekhana yolum düştü.
İçeri girdiğimde gördüğüm manzara çok ilginçti. Neredeyse oturulacak masa yok denecek kadar az ama, oldukça sakindi. Yani yanyana oturuyorlar ama birbirleriyle pek konuşmuyorlar veya kısık sesle konuşuyorlardı.

Nedeni kısa süre sonra anlaşıldı.
TV. ekranında 'At Yarışı' gösteriliyordu.

Herkesin masasında; Bir bira bardağı, bir at yarışı bülteni, oynanmış ve oynanacak kupon ve bir kalem. Meze kuruyemiş dahi yoktu çoğunluğunun önünde. Bazıları, leblebiyi dışarıdan almış belliki; arada bir cebinden çıkartıp ağzına atıyordu...

Başka bir masada ise, çok ilginç bir durum dikkatimi çekti.
Masada üç arkadaş oturuyordu.
Masa üzerinde; bir '70'lik rakı, yuvarlak dilimlenmiş bir portakal ve bir tabak yoğurt vardı.
Yani,
'rakı, portakal ve yoğurt.'
Üç kocaman insan...
Durumun vahametine ve trajı komik duruma bakarmısınız.. !
Bir yudum aldığı rakısının ardından birdilim potakalı tamamını yemiyor, az bir şey ağzınının tadını değiştiriyor. Masaya koyuyor..
Çünkü, mezleri yok. Temelli ortada kalmamak için..!

Masadaki birisi garsona sesleniyor.
"Hasan abinden bülteni alda bir 6'lı yapalım. Hasan gözlüğünüde ver" diyor..
Belliki; bülteni okuyacak göz de yok..!
Bültende , gözlükte geliyor...
***
Başka bir masada yanlız başına oturmuş ve önünde 'At yarışı bülteni' bulunan başka biri; birasından bir yudum alıp; kendi kendine konuşuyor, konuşuyor ve gülüyordu.
***
İşin hası, herkesin kendince bir önemli işi vardı ve ellerindeki derslerine bir hırsla çalışıyorlardı.
Arada bir açılan TV. sesiyle dalgınlığım dağılıyor, sıçrıyordu. Yarış seanslarını gösteriyorlar ve sonuç; yine onların yazdığı at gelmemişti ki; bağırıp, sessiliğe gömülüyorlardı..

Bense, önümde duran biramı yudumlayıp, onların davranışlarını izliyordum uzaktan uzaktan..
***
Tamda kendimi kaptırmışken içerinin enteresanlığına, ne göreyim; çok eski bir arkadaşımı..
Hemende yan masada..
Adını söyledim, dönüp baktı.. Ve..
-"Kusura bakma, sen benim adımı da bildin ama, ben seni tanıyamadım."
"Sahi sen kimdin?" dedi.

-"Hakikaten tanımadınmı beni?" dedim
-"Vallahi tanımadım. Ama, yüzünü bir yerden hatırlıyorum" dedi.
Ona beni tanıması için çok bilebileceği yerleri hatırlattım, ama yok..
-"Gerçekten seni hatırlayamadım. İnanki: sadece çabuk yaşlanmadım. Bildiğim şeyleri de unutuyorum.. Mesela, sen yarın buraya gene gel.. seni yine hatırlamam" dedi.
-"Olmaz o kadar çabuk nasıl böyle bu hale geldin"dedim.
-"İşte şunlar varya" dedi. Masasındaki at yarışı bültenlerini gösterdi.
-"Bunlara para yetiştireyim derken, tüm bankalardan yüklü krediler çektim.. Kredi toplamı benim ödeyecek gücümü aştı. Kredi kartlarım patladı. şu an 600.000-TL'den fazla borç var bankalara.. Ama bir şeyim yok alamıyorlar." dedi.
Duyduklarıma şok oldum..
Korkunç bir acı, içime bir ağrı saplandı. Bir insanın hemde itibarlı bir insanın nasıl bu hale gelebileciğini beynimde döndürüp durdum ama olmadı..

-"Peki ev falan aldınmı? emekli oldun, çoluk çocuk filan" dedim..
-"Eşimden ayrıldım. iki tane çocuğum var onların yüzünü doğru dürüst göremiyorum. Senin anlayacağın, ben batmış bir adamım.. Bitek göz gece konduda, bir yaylı yatak bir iskemle ve bir de kötü bir masa.. masa da denirse.." dedi.
-"Peki, bankaları bir takside falan bağlayıp ödesen...diyecektim ki;"
-"Nasıl olacak? 600 milyar. faizini bile ödeyemem. Benden bir şey alamazlar artık. ben batmış bir insanım" dedi. ve önüne döndü. Masada duran bültenlere bakmaya başladı.. Tv.nin sesi açıldı ve yarış başlamıştı, onu gösteriyordu.

Beş dakika bir aradan sonra yine herkesin tutuğu at gelmemiş ve kuponlar yatmıştı..

Bir iki fotoğraf alıp ayrıldım oradan..
Evet.!
Bu biten hayatlar nasıl bitiyor acaba?
Kimler buna önayak oluyor.?
Kimler hazırlıyor, bu insanların sonunu?
Sadece bu illete bulaşanlarmı sorumlusu? Yoksa bu işten kimler nemelanıyor ve onların hiçmi günahı yok.?

Ama, ne olursa olsun! Hayatlar sönüyor. Aileler yıkılıyor.. Çocuklar öksüz yetim büyüyorlar..
Göz göre göre, hayatları sönenler ortada kalıyor..!
Suçlu kim dersiniz?
Bu izlenimimi yazmamdaki ve sizlere ulaşmasını istememdeki tek gayem; burada verilen gerçek örnekleri görerek, gençler bu ve benzeri tuzaklara düşmesinler diye..
İş işten geçmeden dikkati bu tehlikeye çekmek istedim..!

Sevgiyle kalın


EvcioğluHaber-25.01.2012

Ankara, Karla beyazlamıştı

Ankara, Karla beyazlamıştı



EvcioğluHaber- Ankara'ya kar yağıyordu. Beyaza bürünmüş göz kamaştıran kar örtüsü kirlenmişlikleri de örtüyordu..
Başkent beyaza bürünmüştü..

Geceden sakin yağan kar, dizboyu yığınak oluşturmuş ve sabah özellikle ulaşımda büyük sorun yarattı. Zorluklarının yanısır, görebilenlere eşsiz güzelliklerde sunuyordu.
sabahın erken saatlerinde çam ağaçlarının üzerinde duran kar manzaraları, fotoğrafçılara özel görüntüler sunar nitelikteydi.
Ankara'nın son yıllarda yaşadığı hava kirliliğinden eser kalmamıştı. Hani derler ya kar beyazlık, temizliğin simgesidir. Yaşanan tüm kirliliklerin üzerini, kısa bir süreliğine de olsa örtmeyi başardı.


Sabah kalktığımda evimin penceresinden dışarıya bakınca tam bir kartpostal görüntüsündeki kar manzarasını kaçıramazdım. Fotoğraf makınamı yanıma alıp; servis saatim gelinceye kadar birbirinden güzel doğal manzaraların oluşturduğu fotoğraf kareleri çektim.

Karın oluşturduğu o güzel manzaralardan bir kaç kareyi sizlerle paylaşmak istedik.


Fotoğraf; EvcioğluHaber




EvcioğluHaber