21 Ocak 2009

Post Express'de Alevilik ve Sol İşlendi

Post Express'de
Alevilik ve Sol İşlendi

Post Express'de Alevilik ve Sol İşlendi
Post Express dergisi yeni sayısında; Aleviler ve Sol ilişkisiyle, Maraş Katliamı'nı konu aldı.


13 Ocak 2009 02:09

EXPRESS'TE YER ALAN KONU BAŞLIKLARI ŞÖYLE:

ULUSLARARASI TEKSTİL, GİYİM VE DERİ SANAYİİ İŞÇİLERİ FEDERASYONU GENEL SEKRETERİ NEAL KEARNEY

İşçiler terörize edilerek tahakküm altına alınıyor

20 Kasım tarihli Hürriyet'te DESA firmasının patronu Melih Çelet veryansın ediyordu. DESA'yı ve Türkiye'yi karalayan şer güçler, yani sendikalar DESA'nın sendikalı işçileri işten çıkardığı gibi abes bir iddia ortaya atmışlardı. Bir "gönül adamı" olduğu anlaşılan Çelet, sadece 2008'de 550 kişiye istihdam yarattıklarını gururla ifade ederken, "çeşitli sebeplerle" 385 işçinin iş akitlerinin feshedildiğini ise usulca söylüyordu. Bu arada, kendi seçtikleri bir firmaya denetim yaptırarak fabrikalarının sendikal örgütlenme açısından dikensiz gül bahçesi olduğunu da ispatlamışlardı. Çelet'e göre, sendikaların üye kaydetmeleri en doğal haklarıydı. Ancak "bunun için çok iyi propaganda yapmaları ve daha başarılı bir sendikal faaliyet ortaya koyarak işçileri ikna etmeleri" gerekiyordu. Çelet'in açıklamaları üzerine Türkiye'ye gelen ve İstanbul Türk-İş ofisinde TEKSİF'e bağlı işçilerle bir durum değerlendirmesi yapan ITGLWF (Uluslararası Tekstil, Giyim ve Deri Sanayii İşçileri Federasyonu) Genel Sekreteri Neil Kearnay'le Türkiyeli firmaların yaptığı hak ihlâllerini ve buna karşı yürütülen mücadeleyi konuştuk...

STOP (SINIR TANIMAYAN OTONOM PLANLAMACILAR) GRUBUNUN İNSAN MERKEZLİ SULUKULE PLANI

Romantik olmayan alternatif

"Kentsel dönüşüm"ün failleri "katılımcı demokrasi"yi dillerinden düşürmüyor. Oysa, yerel yönetimler ve TOKİ'nin elini neredeyse sonsuz güçlendiren yasal değişikliklere ve uygulamalara bakıldığında, halkın yönetimle ilişkisinin, katılımın aksine, "rıza gösterme" ve "biat etme" olduğu görülüyor. TOKİ ve belediyeler, ister Malatya'nın Beydağı, ister Mersin'in Turgutreis, isterse İstanbul'un Sulukule mahallesi olsun, önce hukukî gücünü kullanarak tahliye kararını veriyor, sonra da yerinden edileceklerle gönülsüz bir pazarlığa girip onları borçlandırarak kent çeperlerine sürüyor. Dakik bir saatin şaşmaz rakkası misali işleyen bu sürecin yegâne alternatif olmadığı biliniyor. Özellikle Güney Amerika'da "şehir hakkı" talebinin yükselmeye başladığı, insanların bireysel bir hak olarak tanımlanan "konut hakkı"nın ötesini sorgulayarak kenti bütün bir hak saydığı bir dönemdeyiz. "Şehir hakkı" çerçevesinde alternatif bir plan da, kaybetmekte olduğumuz Sulukule için önerildi. Sulukule'deki yıkımlar sürer, semt halkı taksitlerini ödeyemeyecekleri için muhtemelen terk etmek zorunda kalacakları Taşoluk toplu konut yığınlarına taşınırken, 40 akademisyen ve aktivist STOP (Sınır Tanımayan Otonom Planlamacılar) adı altında bir araya gelerek Sulukule ahalisini yerinden etmeyecek ve finans, kültür, istihdam açısından sürdürülebilir bir Sulukule tasarlayarak belediyelerin alternatifsizliğini resmen çürüttü. STOP grubundan Mimar Sinan Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğretim üyeleri Erbatur Çavuşoğlu ve Murat Cemal Yalçıntan'la alternatif planlama sürecini konuştuk.ı

İNSAN HAKLARI İZLEME ÖRGÜTÜ'NÜN "TÜRK POLİSİ" RAPORU AÇIKLANDI

İş Cemil Çiçek'e kaldıysa!

Türkiye'de son iki yılda hayatın her noktasında kendini gösteren, onlarca can alan polis şiddeti, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (Human Rights Watch) bir raporuna da konu oldu. "Adalete Karşı Safları Sıklaştırmak –Türkiye'deki Polis Şiddetiyle Mücadele Önündeki Engeller" başlıklı raporun açıklanması için Türkiye'ye gelen örgütün başkanı Kenneth Roth ve Türkiye temsilcisi Emma Sinclair-Webb, bazı polis mağdurlarının da katıldığı basın toplantısının ardından sorularımızı yanıtladı...

FİLİSTİN

Ve huzurlarınızda, Türkiye!

1967'den beri rastlanmayan şiddette bir askeri harekat başlatan İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka Gazze'de soykırım uyguluyor. Türkiye duruma tepkili ve bu yüzden Gazze'ye barışgücü olarak asker göndermeye hazır. İşin tuhafı İsrail tam da bunu istiyor. Obama dönemi dengeleri altüst ederek açılıyor...

GÜLEN CEMAATİNİN HALKLA İLİŞKİLER AĞI OLARAK ABANT TOPLANTILARI VE "TARİHİ UZLAŞMA"

Muhafazakâr kuşatmaya liberal destek

"Türkiye'de liberalizm bir Faust öyküsü oldu." Sosyal antropolog Aykan Erdemir'in Goethe'nin ünlü "ruh satma" eserini hatırlayıp hatırlatması boşuna değil. "Türkiye'de Farklı Olmak –Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler" başlıklı araştırma küçük bir kıyamet kopardı. Araştırma, Türkiye'de AKP'nin iktidarında muhafazakârlığın hangi kanallarda derinleştiğine dikkat çekiyor, muhafazakârların düşüncelerini ve hayat tarzlarını paylaşmayanlara karşı baskıcı ve ayrımcı davrandıklarını ortaya koyuyordu. Bugüne kadar dindarların, örneğin başörtülü kesimlerin uğradığı ayrımcılıkları dile getiren araştırmalarıyla defalarca gündeme gelen Binnaz Toprak, hiç alışık olmadığı üzere muhafazakâr ve liberal kalemler tarafından topa tutuldu. Örneğin ?ahin Alpay, HaberTürk'te Binnaz Toprak'ı bilimsel metodolojiden uzak bir araştırma yapmakla eleştirdi. Ayşe Buğra'nın verdiği metodoloji dersinin ardından üzerine bir ağırlık çökse de, iddiasını Zaman'daki yazısında tekrarlamayı tercih etti. Emre Aköz, Sabah'taki köşesinde Toprak'ı "bilim kisvesi altında gazetecilik" yapmakla eleştirdi. Hatta, Perihan Mağden, Ayşe Arman'la Binnaz Toprak'ı aynı kefeye koydu Radikal'de. Gökhan Özgün, Taraf'taki köşesinden Toprak'ı "cemaat düşmanı", dahası "özel harpçi" olmakla suçladı. Muhafazakârların feryad ü figanını anladık da, liberallere ne oldu? Tanıl Bora'nın "dolaylı iktidar sorumluluğu" dediği şey tam da bu herhalde. Tabii bir de iklim faktörü var. Geriye bakınca, bu ideolojik iklimin oluşumunu Abant Toplantıları'nda görmek mümkün. 28 ?ubat'ı takip eden günlerde Abant'ta alevlenen birlik ateşinden kimi münevverler doğrudan, kimileri de dolaylı feyz aldı. Gülen cemaatinin iktisadî ve ideolojik işbilirliliği, bu feyzi, prestij ve statü de sağlar hale getirdi. Ve neticede bu iklim oluştu. Bu, öyle bir ideolojik hegemonya ki, Faust'vari uzlaşmalar yaratmakta üstüne yok. Toplumu usul usul kuşatan muhafazakârlığı sergileyen "Türkiye'de Farklı Olmak" araştırmasına ateş püsküren "serbest radikaller" yaptıkları uzlaşmanın gereğini yerine getiriyor. Dolayısıyla, bu "tarihî uzlaşma"nın kökenlerine ve bugün geldiği noktaya yakından bakmakta fayda var...

İSLAMCI BELEDİYELERİN ÜÇ DÖNEMLİK MACERASI

Sosyal belediyeciliğin tasfiyesi

Yerel seçimler yaklaşırken kömür ve erzak yardımları politikasıyla gündeme gelen AKP tarzı belediyecilik, neoliberalizmle İslâmî muhafazakârlığın "mutlu evliliğini" temsil ediyor. Sermayenin çıkarları doğrultusundaki politikaların yoksullarda açtığı yaraların ağrılarını dindirecek deva olarak "İslâmî hayırseverlik" modeli, özellikle Anadolu kentlerinde ihtimamla uygulanıyor. Bu modeli ve uygulamaları "Eğreti Kamusallık –Kayseri Örneğinde İslâmî Belediyecilik" adlı kitabında inceleyen Mersin Üniversitesi öğretim üyesi Ali Ekber Doğan'ı dinliyoruz...

30. YILDÖNÜMÜNDE MARAŞ KATLİAMI

Bilinmeli ve unutulmamalı!

24 Aralık, yakın tarihimizin en kara sayfalarından biri olan ve 12 Eylül darbesinin
temel gerekçelerinden kabul edilen Maraş katliamının otuzuncu yıldönümüydü. Benzerlerinin yaşanmaması için hiç unutmamamız gereken bu katliamın belgeseli, Dostluk Yardımlaşma Vakfı'nın 1975-80 döneminin kritik dönemeçlerini konu alan "Unutturulanlar" dizisinden yayınlandı. Dostluk Yardımlaşma Vakfı'nın başkanı Cahit Akçam'dan, Maraş katliamının kilometre taşlarını ve faillerin kimliklerini dinliyoruz.

OZAN DERTLİ DİVANİ'NİN GÖZÜYLE ALEVİLER VE SOL

Alevilik sol değerlerle örtüşür

Muharrem geldi, AKP geçen sene yaptığından geri kalmadı, yine iftar şöleni verdi. AKP'nin "açılım" adını verdiği politika, Muharremi Ramazana, cemi namaza, cemevini camiye, dedeyi imama, hülâsa Aleviliği kendisine benzetmeyi amaçlıyor. Buna direnenleri de, Aleviliği bilmemekle ve solculukla, hatta Marksistlikle itham ediyor. Alevi kültürüyle sol arasında bir bağ, hem de güçlü bir bağ olduğu aşikâr. Asıl bu bağı reddetmek Aleviliği bilmemek. Dertli Divani mahlaslı ozan Veli Aykut'a kulak kesiliyoruz...

EŞİTLİK İÇİN SÜNNİ GİRİŞİMİ'NİN ÖNCÜSÜ AYKAN ERDEMİR

Alevi sorunu yok, Sünni sorunu var

"Temel problemin –ki tek mağdur Aleviler değil– mensubu olduğum egemen Sünni cemaat kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Ezen, zulmeden, sürekli acı çektiren bir konumda olmak istiyor mu Sünniler? Türkiye'deki Sünni topluluğun buna "hayır"

diyebileceğini düşünüyorum. Bu nedenle, bu minvalde yazmaya, konuşmaya çalışıyorum. Bunun şu anda oldukça marjinal bir ses olduğunun da farkındayım." Eşitlik İçin Sünni Girişimi sözcüsü ve 23 Aralık'ta Ankara'da açılan Alevi Enstitüsü'nün kurucularından ODTÜ öğretim üyesi, sosyal antropolog Aykan Erdemir'e kulak kesiliyoruz...

SERÇEŞME DERGİSİ YAZARI ENGİN URCAN

Alevilik burjuva diniyle çatışır

Dertli Divani'den Aleviliğin solla ilişkisini dinlemiştik, şimdi de solun Alevilikle ilişkisine bakalım. '80 öncesinde TKP'nin "Londra kanadı" olarak bilinen İşçinin Sesi'nde yer alan, '90'ların başında Türkiye'ye dönen ve Alevi düşüncesine ağırlık veren Alev Yayınları'nda sorumluluk üstlenen, dört yıldır da kurucuları arasında olduğu Alevi kültürü dergisi Serçeşme'de Esen Uslu imzasıyla yazan Engin Urcan'a bağlanıyoruz...

PİR SULTAN ABDAL DERNEĞİ'NİN SULTANBEYLİ ŞUBESİ'NDEN SADEGÜL ÇAVUŞ

Alevilik mezhep değil, felsefe

Sadegül Çavuş, İstanbul'da, İslâmcıların kalesi Sultanbeyli'de cemevi açılması için yıllardır mücadele ediyor. Üyesi olduğu Pir Sultan Abdal Derneği'nin Sultanbeyli Şubesi'nin bir dönem başkanlığını da yapan Çavuş'un mücadelesi, yerel yönetimden mülkî amirliğe, sıradan Sünni vatandaştan Diyanet'e, zincirleme ayrımcılığın da öyküsü...

İLK YARININ ARDINDAN TÜRKİYE SÜPER LİGİNİN MANZARASI

Ve Sivas ve Trabzon ve Ankara

Süper Lig'de ilk yarı geçen sezon olduğu gibi Sivasspor'un liderliğiyle kapandı. Üç büyükler arasında Galatasaray ön plana çıkarken, 21 futbolcu transfer eden Trabzonspor devreyi ikinci sırada bitirmeyi başardı. İlk beş sıranın sürpriz takımı ise onursal başkanı Melih Gökçek nedeniyle mesafeli durduğumuz, ama Aykut Kocaman'ın teknik direktör olmasıyla bambaşka bir havaya bürünen Ankaraspor oldu.

CEZAEVİNDEN MEKTUP VAR

Sedat Peker olmak

Sedat Peker, '90'lı yılların başında "Kadıköy Mafyası" olarak anılıyordu, 1996'da

henüz 26 yaşındayken "Susurluk çetesinin mafya ayağı" olduğu gerekçesiyle yargılandı. Dündar Kılıç gibi eski kuşak "babaların" sahneden çekilmesi ve Alaaddin Çakıcı'nın tasfiye edilmesinden sonra "Türk mafyasının bir numarası" olan Peker, 2004'te yeniden tutuklandı ve 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ergenekon Davası'nda da yargılanan ve "Turan idealini diriltmek" amacıyla açtığı internet siteleri vasıtasıyla kendisine bir hayran kitlesi yaratan Peker'in cezaevinden yazdığı mektuplar, iç dünyasına ve akıl yürütme biçimine dair çok ilginç ipuçları sunuyor...

KÜBA DEVRİMİ ELLİ YAŞINDA

Orada olmak

Che'nin ruhu şad olsun, Küba devrimi 50 yaşında! 1 Ocak 1959'da, Castro ve Che öncülüğündeki devrimci gerillalar, ABD destekli Batista diktatörlüğünü devirmiş ve komünist ütopyayı kurmak için kolları sıvamışlardı. Kâğıt üzerindeki gibi olmuyor tabii, ama zaten ütopya, adı üstünde, hayal ülkesi –başka türlü bir hayatın hayali. Küba'da elli yıldır bu hayal yaşıyor, yaşayabiliyor, ziragerçekleşmeyenler, gerçekleşemeyenler bir yana gerçekleşenler var. Öyle olmasaydı, ABD Dışişleri Bakanlığı, "bugün serbest seçimler yapılsa, Komünist Parti oyların yüzde 80'ini alır" der miydi? Ama bu, sosyalist demokrasinin yüzünü kızartan uygulamaların olmadığı anlamına gelmiyor. Fidel'den bayrağı devralan Raul Castro, umarız sosyalist demokrasi yönünde bugüne dek atılmayan adımları atar. Umabiliriz, çünkü Amerika'nın ve Amerikan sinemasının yüzaklarından Sean Penn'in kaleminden okuyacağınız Raul Castro portresi o yönde işaretler taşıyor. Önce Venezüela'ya uğrayıp Chavez'e kulak misafiri oluyoruz, sonra Havana'ya geçip Raul'a yakın plan bakıyoruz. The Nation'ın aralık sayısından derleyerek naklen...


(BG Editör: AT)
13.01.2009 Bizim Gazete

Hiç yorum yok: