10 Ekim 2009

Emek örgütlerinden açıklama

Emek örgütlerinden açıklama

Dün Taksim'de yapılan basın açıklamasına saldıran polisin, ardından gelişen olayların sorumlusu olduğunu belirten emek örgütleri, sorumlularla ilgili suç duyurusunda bulunacak.

07 Ekim 2009 Çarşamba
Emek örgütlerinden açıklama

KESK başkanı Sami Evren, DİSK genel sekreteri Tayfun Görgün, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı ve TTB Başkanı Gençay Gürsoy'un birlikte bugün öğle saatlerinde Şişli'deki DİSK binasında yaptığı basın açıklaması şöyle:

ADALET, EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELEMİZ BASKILARLA ENGELLENEMEZ!..

6 Ekim'de İstanbul’da, IMF ve Dünya Bankası’nın İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlediği toplantıya karşı DİSK, KESK, TMMOB, TTB öncülüğünde yaptığımız ve çok sayıda emek ve meslek örgütünün, derneklerin, demokratik kitle örgütlerinin, siyasi parti ve çevrelerin de katıldığı protesto gösterimiz AKP’nin iki yüzünü de bütün çıplaklığıyla gösterirken, İstanbul polisinin de acımasız saldırısına sahne olmuştur. Polisin saldırısı sonucu İshak Kavlo adlı bir yurttaşımız maruz kaldığı yoğun gazın etkisiyle kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir.

Hemen belirtelim ki, İstanbul Valisi’nin dün yaptığı açıklamalar gerçeği hiçbir biçimiyle yansıtmamaktadır. Kamera kayıtlarından da anlaşılacağı gibi, basın açıklaması yapılırken gazlı, panzeri, coplu saldırı başlatılmıştır.

Bizler bu gösteriyi haftalar öncesinden kamuoyuna ilan ettik. Ve 1 Ekim’den bu yana yapılmakta olan IMF-Dünya Bankası zirvesine ilişkin onlarca etkinlik ve eylem gerçekleştirdik.
Bunların hepsi de, sizler de çok iyi biliyorsunuz ki demokratik tepkilerimizden ibaretti. Emek ve meslek örgütleri doğal yapıları gereği şiddete karşıdırlar ve tepkilerini demokratik bir üslupla dile getirirler.

6 Ekim'de gerçekleştirdiğimiz protesto eyleminin çerçevesi de bundan ibarettir. Fakat, AKP Hükümetinin içerde başka, dışarıda başka olan yüzü, demokratik muhalefet hareketlerine karşı tahammülsüzlüğü dün bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Bu saldırının siyasi sorumlusu, dün toplanan zirvede yaptığı konuşmasında “Dışarıda bu toplantıyı protesto edenlere kulak vermeliyiz” diyen Başbakan’ın bizzat kendisidir. Başbakan eğer toplantıda dile getirdiği “küresel adalet” talebinde ısrarlıysa, Sayın Babacan’ın ilan ettiği kemer sıkma politikasından hükümetinin vazgeçmesi gerekir.

Çünkü, bizzat o toplantılarda, IMF 90 milyon insanın yoğun yoksullukla karşılaşacağını, Dünya Bankası ise 59 milyondan fazla insanın işsiz kalacağını ve 50 bin bebeğin öleceğini söylüyor. Yani kendi politikalarının insanlığa nasıl bir dünya öngördüğünün itirafını yapıyorlar.

Ezilenlerin, emekçilerin, halkların kuyusunu kazmak için yapılan bu toplantıya tepki göstermememiz, karşı çıkmamamız mümkün değildir. Vicdan sahibi herkes, karşısında cop, gaz bombası bulsa da sonuna kadar bu insafsızlığa karşı çıkacaktır.

IMF ve Dünya Bankası, dünyada gittikleri her yerde, toplandıkları her kentte emekçilerin tepkileri, protestolarıyla karşılanmaktadır.

Onlar dünya emekçilerinin kuyusunu kazacak, dünya halklarının dörtte üçünü sefalete mahkum edecek, gezegeni ekolojik bir felaketin eşiğine getiren küresel sömürü düzenini tahkim etmek için toplanacak ve biz sessiz kalacağız. Bu mümkün değildir.

6 Ekim'de gerçekleştirdiğimiz protesto eylemiyle sadece Türkiye’nin değil tüm dünya halklarının, tüm dünya emekçilerinin sesi ve vicdanı olduk. Küresel kapitalizme karşı insanlığın küresel adalet özlemini dile getirdik. Dünyayı yaşanmaz hale getiren IMF ve Dünya Bankası lağvedilsin diye haykırdık. Başka bir dünya mümkündür dememiz bundardır.

Bugüne kadar emperyalist ülkeler ve onların sistemlerinin korunup, işlemesini sağlayan IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar tarafından sömürülen, ezilen, geri bıraktırılan, bütün ülkelerin yoksulları ve emekçileri adına dün Taksim Meydanı’nda yaptığımız çağrıyı yineliyorum.

IMF ve Dünya Bankası lağvedilmeli, bugüne kadar ülkeleri sömürerek elde edilen kazançları halklara geri ödenmelidir.

Halka karşı, emekçilere, yoksullara, emeklilere, köylülere, gençlere, kadınlara karşı yürüttüğünüz neo-liberal savaşı bırakmalısınız. Çünkü inandığınız küresel sömürü düzeninin insanlığa vereceği kan ve gözyaşından başka bir şey yoktur.

İnsanın insanı sömürmediği, sokaklarında özgürlük türküleri söylenen, hep birlikte üretip hep birlikte tüketilen, halkların kardeşçe barış içinde yaşadığı bir dünya mümkündür.

Bizler böyle bir dünya için küresel kapitalizme bütün gücümüzle direneceğiz. Eylem ve etkinliklerimizle, mitinglerimizle bu sömürü düzenine karşı sesimizi yükselteceğiz.

Ve 6 Ekim'de yaşanan olayların sorumlularıyla ilgi suç duyurusunda bulunacağız.

Buradan tüm dünya emekçilerine, tüm dünya halklarına sesleniyoruz. IMF ve Dünya Bankası İstanbul toplantısı dikensiz gül bahçesi gibi geçmemiştir. Geçtiğimiz yıllarda dünyanın başka kentlerinde toplanan emperyalist örgütlere karşı sesini yükselten emekçiler gibi Türkiye emekçileri de dünyanın finansal patronluğunu yapan bu kurumlara karşı seslerini yükseltmiştir. Her koşulda da yükseltmeye devam edecektir.

DİSK - KESK - TMMOB - TTB

Muhabir:Turnusol Haber

Hiç yorum yok: