2 Haziran 2008

Sendika Yasası Değişirken

Sendika yasaları değişirken…
02/06/2008

Hasan Hüseyin Evin -hhuseyinevin@gmail.com

2821 sayılı Sendikalar Yasası ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası değişiklik tasarıları Meclis’e getirildi.
12 Eylül döneminde işçileri ve sendikaları baskı altına almak üzere çıkarılan bu yasalardaki değişikliklerin işçilerden yana, olumlu değişiklikler olması beklenir. Gerçekten öyle midir?
Değişiklik tasarılarında, üyelik için noter şartının kaldırılması dışında olumlu değişiklik bulmak zor.
Grev ve dayanışma fonları oluşturmaları yasağı, barajlar, yetkili sendikanın belirlenmesindeki yıldırıcı, bıktırıcı ve engelleyici süreç devam etmekte; yetki uyuşmazlıklarının yetki davası ile çözümü yöntemi, işyeri, işletme ve meslek sendikaları kurulması yasağı sürmektedir.
Tüzükle düzenlenmesi gereken, sendikanın iş ve işlemleri, işyeri temsilcisi sayısı ve genel kurullarının şekli gibi konular ayrıntılı olarak yasada düzenlenerek, işçilerin kendi örgütlerinin işleyişinde etkili olmaları engelleniyor. Birçok işkolunda grev yasağı, Bakanlar Kurulu’nun yasak anlamına gelen grev erteleme yetkisi ve caydırıcı uzunluktaki grev öncesi süreç korunuyor. Sendikaların federasyon şeklinde örgütlenmesi yasağı sürüyor.
İşverenlerin derneklerinin (TÜSİAD, MÜSİAD vb.) bile hükümetlere emir, talimat, hatta muhtıra verebildikleri ülkemizde işçilerin mücadele örgütü olan sendikalarla ilgili yasalarda neden bu denli ayrıntılı ve işçileri sınırlayan düzenlemeler yapılmaktadır, sorusunun yanıtlanması gerekir.

Bunun için iki örnek açıklayıcı olacaktır:

1- Hayat Televizyonu’nun 31 Mayıs 2008 haber bülteninde, iş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili, Aliağa Gemi Söküm Tesisi işçilerinin haberi yayınlandı. Haberde, işyerindeki çalışma koşulları hakkında görüşü sorulan işçiler, işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin olmadığını, haklarının yok sayıldığını, düşük ücretlerle uzun süre çalıştırıldıklarını anlattıktan sonra, işçilerden biri şöyle diyordu:

“Patronların dernekleri var, ama bizim sendikamız yok. Biz 15 gün çalışmasak bütün haklarımızı alırız.”

Evet, eğer işçiler örgütlenir ve bir sınıf olarak birlikte tavır alırlarsa, patronlar işçilerin haklarını gasp edemezler.
Öyleyse işçilerin birleşmesini ve birlikte davranmalarını engellemek gerekir. O halde işçilerin mücadele örgütü olan sendikaları deyim yerindeyse “kuşa çevirecek” bir yasal düzenleme yapılmalıdır. Sendikalarda bürokratlaşmayı özendirecek, greve gitmeyi deveye hendek atlatmak kadar zorlaştıracak bir yasa yapılmalıdır. Patronların ihtiyacı böyle bir sendika hakkının sağlanmasıdır. Devlet, patronların bu ihtiyaçlarına uygun düzenlemeler yapıyor. Sendika bürokratları ise işçilerin/sınıfın değil, kendilerinin çıkarlarının korunmasını sağlamaya çalışıyorlar.
2- 27 Mayıs 2008 tarihli Evrensel’in “Okur Yazar” sayfasında yer alan CMS işçilerinin anlatımına göre patron, bir “değişim ajanı”ndan hizmet satın alarak, işçileri Kuşadası’nda 50’şerli gruplar halinde “Kültürel Değişim Eğitimi”ne alıyor; patronun “değişim ajanı” işçilere, daha iyi ücret almaları için işyerinde birbirleriyle rekabet içinde olmalarını, performanslarını yükseltmelerini öğütlüyor.
Bu eğitimi şimdilik hizmet satın alarak kendileri yapan patronlar, bu hizmeti de sendikaların üstlenmesini istiyorlar.
Taşeronlaştırma ve esnek çalışmayla örgütlenmenin oldukça zorlaştırıldığı günümüzde, işçiler birbirleriyle rekabete girişirlerse sendikalı işçi sayısı daha da azalacak, işçiler örgütsüz kalacaklar ve sendikalar da işverenin “eğitim departmanı”na dönüşecekler.
Eğer işçiler yeterince müdahale edemezlerse “diyalogcu-uzlaşmacı” sendika bürokratları, patronların sendikaları bu hale dönüştürme ricalarını (emirlerini mi demek gerekir?) da severek yerine getireceklerdir.

CMS işçileri yazılarında çözümü de göstermişler:
“Biz işçiler, eğitimi patronun değişim ajanlarından değil, sınıf kardeşlerimizin mücadele deneyimlerinden almalıyız. Telekom işçilerinin toplusözleşmede gerçekleştirdikleri grevden, Telekom işçilerinin kendi arasındaki birlikteliğin yanı sıra diğer sendikalar ve işyerlerinin Telekom işçileriyle dayanışmasından da çıkaracağımız gibi bizim için kurtuluş, kendi aramızda rekabet değil dayanışma içinde olmamız ve örgütlü olmamızdır.”

İşçiler, sendika yaslarının işçiler lehine değişmesi için değişiklik sürecine bu bilinç ve duyarlılıkla, örgütlü olarak müdahale etmelidirler.

Hiç yorum yok: