23 Mayıs 2013
Hikaye bu: Yağmur yağsa da , Yağmasa da Anaları.
Hikaye bu: Yağmur yağsa da , Yağmasa da Anaları......!
HaberEvci- Hikaye bu; sual edilmez. Nasılsa o öyledir ve yaşamda mutlak karşılığı vardır. Biz de sizlere toplumsal yaşamda karşılaşılabilecek türden bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Bir babanın iki oğlu birbirinden ayrı işler yapmaktadır.
Büyük oğlu; Çanak çömlek üreterek yaşamını sürdürmektedir.
Küçük oğlu da çiftçilik ve ziraat işleriyle uğraşmaktadır.
Bir gün baba çocuklarının yanına gitmek ve işlerinin nasıl gittiğini sormak ve gözüyle görüp konuşmak ister.
Adam, Hanımına, "GİDİP ÇOCUKLARI BİR ZİYARET EDEYİM.İŞLERİ GÜÇLERİ, HAL VAKİTLERİ NASILDIR"," bana bir yolluk hazırla da gideyim der.
Hanım hemen bir heybe azık hazırlar ve adam yola koyulur.
Az zaman git zaman, büyük oğlunun yanına gelir. hoş beş hal hatır sorduktan sonra;
Mevsimde ilkbahar mevsimidir..
Oğul- Baba biraz birikmiş borcum var ama, Allah'a şükür çanak çömlek yapıyorum. İşler fena değil. Eğer havalar böyle gider de, Allah'tan yağmurlar yağmaz ise; güze (sonbahara) kalmaz borçlarımı bitir çocukların rızkını kazanırım' der.
Baba- Hadi hayırlısı' der ve diğer oğluna gitmek üzere yola koyulur.
Baba küçük oğlunun yanına gelir.
Biraz hal hatır sorduktan sonra;
Baba- Oğlum işlerin nasıl gidiyor, bir sıkıntın filan var mı' der
Oğul- Babacığım Allah'a şükürler olsun tarlaları ektim, bağa bahçeye baktım. Birde bu kurak havalar düzelirde Allah'tan yağmurlar yağarsa mahsülüm bol verir. Güze (sonbahar) kalmaz, biraz boçlrim var onları öder çoluk çocuğun kışlık yiyecek, giyeceklerini de alırım. Kışı da iyi geçiririz.' der.
Baba- Hadi hayırlısı olsun oğlum'der oradan da ayrılır.
Uzun süren yolculuğun ardından köyüne gelir baba..
Adamın karısı merakla sorar oğullarının halını hatırını.. Ne işler yaparlar ve işleri iyimidir.?
Kadın- Herif oğullarımın durumları nasıldır.?
Koca- Hanım ikisinin de durumları biraz karışık, ama ' der.
Kadın- Aması ne? Ne demek karışık.?
Koca- Birisinin Allah'tan istediği yağmur yağmasında yaptığı çanak çömlek kurusun ister.. Diğeri ise; yağmur yağsın da ektiği tarlaları bol mahsül versin ister.. İşte bu yüzden senin işin kötü;
Yani yağmur yağarsa da anası si...r.!
Yağmur yağmaz ise de anası si....r.!
Yani her halükarda da senin işin kötü' der.
Hikaye bu ya; Yağmur yağsa da , yağmasa da ..... Her halukar da; İnsanların Anaları Si....R.!
****
Bu hikaye, Anadolu'nun aslında yaşanan dram ve çaresizliğini de anlatan bir hikayedir. Hikayeler her zaman mutlulukları değil ama , Anadolu insanının hep çaresizlikleri ve umutsuzca hayata sarıldıklarının özetidir, anlatılır.
Bağrı yanıktır. Babbanın da, Ananın da , oğullarının da....
Hüzündür aş'larına her gün doğradıkları; ama yine de umutsuzluk yoktur. gönlünde...
Bu bahara olmaz ise; öbür bahara olur.. ! Ama; hikayeler böyle başlar ve böyle biter.. İnşallah olacaktır. Bu gün olmazsa yarın, olur belki!Yarına dair ne varsa; o umuttur işte.!
Hikaye de olsa; Güzel hikayeler de buluşmak dileği ile;
Sevgiyle ve umutla kalın
EvcioğluHaber - 23.05.2013
|
20 Mayıs 2013
Hz.ALİ; öldükten sonra, kendi ölüsünü götürür
Hz.ALİ; öldükten sonra, kendi ölüsünü kendisi götürür
HaberEvci: Hz. Ali'nin Hace-Bektaş-i Veli Dergahında bulunan yandaki temsili resmidir.
Bu resimde enteresan bir konu işlenmektedir. Alevi inancı ile de örtüşen ve Koca Yunus Emre'nin de şiirinde söylediği gibi "Ten fanidir, can ölmez; Çün gitti geri gelmez; Ölürse tenler ölür; Canlar ölesi değildir." şiarıyla canlar ölmez Hakka Yürür.. Çünkü; Nesimi E-nel Hak dediği için derisi yüzülmüştür. Yani, Tanrı benim, ben Tanrıyım. Ben Tanrının bedeninden bir parçayım. Tanrı beni kendi suretinden yaratmıştır. demektedir. Dolayısı ile Tanrı ölümsüz olduğuna göre, İnsan ruhu sayılı yaratıldığına göre de canlar ölümsüzdür. ****** . |
"Hz. ALİ'nin kendi Ölüsünü Götürdüğü Temsili resmi"
Hace Bektaş-i Veli Dergahı'nda
bulunan resmin anlattıkları.
Rivayet göre; Hz.Ali, Hakka Yürümedden önce Oğulları Hasan ve Hüseyin'i yanına çağırır ve derki: "Sevgili oğullarım, ben öldükten sonra, bir arap deve ile gelecek, benim bu fani bedenimi alıp götürecek . Ona mani olmayın. O yuyup, yıkadıktan sonra da bildiği yere defnedecek" der . Oğulları İmam Hasan ve İmam Hüseyin de babalarının bu vasiyetini kabul ederler.
***
Zamanı gelir ve Hz. Ali hayata veda eder ve sevdiklerinin arasından ayrılır. Bahsedildiği gibi; Arap kılığında bir insan yanında devesi ile Hz. Ali'nin evine gelir.
-Ben Ali'nin hayattan göç etmiş olanduğu bedenini almaya geldim. verirseniz götüreceğim der.
Babalarının vasiyeti olduğunu bildikleri ve henüz daha ölmeden Hz. Ali'ye nail olan bu olay babalarınca da ölmeden önce kendilerine bildirilmiş olduğundan kabul ederler. Arap; tabuta koyduğu Ali'nin ölüsünü deveye yükler alıp yola koyulur. Biraz zaman sonra; çocukları derler; niye elin Arabına verdik ki babamızı, biz kendimiz yıkayıp defnederdik. Arkasından koşup deveyle adamı durdururlar.
-Götürme ver babamızı derler.
Arapla olur olmaz. derken,
-Babanızın vasiyeti var veremem ben götürüp, yuyup, yıkayıp; defnedeceğim der.
-İmam Hasan ve İmam Hüseyin ise; Hayır olmaz, vasiyeti dahi olsa vermeyeceğiz. Biz kendimiz defnedeceğiz.
Onca uğraş ve çaba da sonuç vermez. Arap ile Ali'nin oğulları arasında itiş kakış sonucunda arabın elinden tabutu alırlar..
Bunun üzerine Arap, yüzündeki örtüyü açar ve;
-Ben kendi bedenimi almaya Arap kılığında geldim. Ben ölmedim, sadece bedenim öldü. Ben kendi kendimi götürüyordum ama; siz yerimi yurdumu belirsiz ettiniz, sizinde yeriniz yurdunuz belirsiz olsun' der.
Alevi inancına göre; Hz. Ali ölmemiştir. Gökyüzüne süzülmüştür. O Tanrının süretinden yaratılmıştır. O gelecek olan Mehti'dir.
Yukarıdaki temsili resimde bu rivayeti anlatmaktadır. biline!
Koca Yunus şöyle diyor.
"Ten fanidir, can ölmez;
Çün gitti geri gelmez;
Ölürse tenler ölür;
Canlar ölesi değildir."
(Yunus EMRE)
HaberEvci-20 Mayıs 2013
|
G
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
