1 Ocak 2011
31 Aralık 2010
EvcioğluHaber- Yeni Yıl Mesajı
30 Aralık 2010
MİRAS/ BORÇ ALACAĞI İÇİN ; KARDEŞ VE YEĞENLERİNİ ÖLDÜRDÜ
*
EvcioğluHaber- Artık para için kimse, kimseye; hatta kardeşine acımadan canına kıyıyor.. İnsan olanın tüyleri diken, diken oluyor.. Şiddet; toplumsal yaşam alanlarının her yerine sirayet etmiş durumdadır.. Bu toplum bu hale geldi ve getirildi.. Şiddet..! Aileden, sokaga; kimin elinde güç varsa o diğerine Şiddet uyguluyor.. Bu gün bütün medya haber merkezlerinin birinci haberiydi..Sakarya’nın Akyazı ilçesinde bir kardeş; miras nedeniyle; ağabeyini, yengesini ve iki yeğenini öldürdüğü bildiriliyor.. Katliamın ardından ise; Aynı gün uçakla yurt dışına kaçmak isterken havalimanında yakalandığı bildiriliyor.. Hollanda da yaşayan ve miras ve alacağı para için Türkiye'ye gelen kişi; katil olduğu öne sürülen Y.Y. nin Kardeşi Erol Yıldız (46), eşi Hanife (45), kızları Özlem (20) ve Elif (10), miras yüzünden öldürüldüğü belirtildi.. Polis tarafından, havaalanında yurtdışına çıkış yapmak üzere iken yakalanan zanlının görüntülerde oldukça soğuk kanlı olduğu ve işlediği öne sürülen cinayeti soran basın mensuplarına; " miras yüzündenmi yaptın? sorusuna.. Evet olabilir..!" derken bile, insanın kanını donduran vahip katliamdan hiç pişmanlık duymadığı anlaşılıyordu.. Kendi öz kardeşine ve onun eşi ve 10 ve 20 yaşındaki küçük çocuklarına, gözünü kırpmadan kurşun sıkan ve ondan sonrada evi ateşe verip yakan, hiç bir şey olmamış gibi de hayatına devam eden bu cani ruhlu adamlar bu hale nasıl getirildi.? Bu toplum, sevgisiz ve hoşgörüsüz ortamda yetiştirilen ve "çocuktan katil yaratan sistem"den çok çekti.. Ve daha çok çekecek.. "Çocuktan katil yaratmak" Artık; kardeşini, küçücük yeğenlerini dahi öldürenlerin nasıl bir kültür ve inançla beslendiklerinin sorgulanması gerekir.. Türkiyede, katillerin sırtları sıvazlandı bir zaman.. Katil olanlar itibar sahibi oldular.. Kollandılar.. Kayrıldılar.. Ama; yeter artık, insanlara ; kendinden olmayanı kır dök öldür.. "Senin anan ağlayacağına onun anası ağlasın" demeyin çocuklarınıza ..! Sevgiyi ve hoşgörüyü öğretelim.. Yani herkesi bir Allah yarattı diyebilirseniz? Başta kendi yaşam hakkınız olmak üzere; Herkesin yaşam hakına saygı göstermek gerektiğine inanarak yaşamak bir kültür olmalı.... "Yaşam Kültürlü olmalı, Kültür Yaşamsal olmalı" Peki; şu çevrenize bir bakın..! Sevgiden söz edebilirmisiniz.? İnsani olmayan ne kadar çok olay var.. Bunları yaşatanların kim olduklarına bir bakın.. Şiddet neden bu kadar topluma pompalanıyor.. Siyaset bile, her gün kavgayla geçiyor.. Kimler bundan nemalanıyor.. Toplumsal hoşgörü yoksunlaştıkca katliamlar kaçınılmazdır.. Bu katliamın yaşanması sadece bir borç alacağı olabilirmi? Sanmıyorum..! "Şiddet ,kardeşinde olsa acıma .. ! Sen kendini düşün..! Her koyun kendi bacağından asılır..! ile anlatılan ata sözlerinde ne mesaj verilmektedir.. ! Bireyselleştirmek ve yanlızlaştırmak.. Yanlızlaşan birey, acımasızlaşır." Sevgisiz ve höşgörüsüzlüğün kopluma getirisi her alan da zulümdür.... Yaşamda karşılığı olmayan ve insanım diyen hiç bir varlığın kabul etmeyeceği, kültür 'Şiddet Kültürü' insani olmayan bir kültür.". Ülkemiz bir çok il ve ilçesinde yaşanan Linçle beslenen bir toplumda, bu sonuçlar kaçınılmazdır.. Bu, böyle biline..! | ||||
ON YAŞINDA, '75' AMALİYAT GEÇİRDİ...!
EvcioğluHaber- Gazetevice'nin haberine göre; Rize'de sekiz yıl önce yaşanan talihsiz olayda, ihmalden kaynaklı, "su bardağına konan yağ çözücüyü su sanarak içen iki yaşındaki çocuğun boğazı yanmış ve sekiz yıldır yemek yemediği" bildirilmişti.. ![]() Sekiz yılda 75 amaliyat geçiren ve şu anda 10 yaşında olan çocuk, ilk defa yemek yemeyi başardı denilmektedir.. Haberde; "Rize'de, 8 yıl önce su yerine yağ çözücü içtiği için yemek borusu yanan ve mideden sıvı mama ile beslenen 10 yaşındaki Mustafa Sancaktutan'a bir destek de Rize Sağlık İl Müdürlüğünden geldi. Rize'de 2002 yılında annesi ile birlikteyken su zannettiği yağ çözücüyü içen ve midesi yanan Mustafa Sancaktutan (10), bugüne kadar 75 ameliyat geçirdi. Bu süreçte midesinin yarısı alınan ve son 4 yıldır mideden sıvı mama ile beslenen küçük Mustafa, yapılan tetkiklerinin sonuçlanmasının ardından Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahi Servisi'nde 76. ameliyatını olmaya hazırlanıyor. Ailesi maddi imkansızlıklar içinde bulunan ve anne Sinem Sancaktutan'ın süt satarak tedavi masraflarını karşılamaya çalıştığı Mustafa'ya, Rize Sağlık İl Müdürlüğü sahip çıkarak gerekli maddi ve manevi desteğin sağlayacağını açıkladı." 01. Aralik 2010 denilmişti. *******************
8 Yıl Sonra İlk Yemek 2 Yaşında Yemek Borusu Yanan ve 75 Ameliyat Geçiren 10 Yaşındaki Mustafa’nın Yemek Sevinci (Haber Merkezi)- Henüz 2 yaşındayken, su bardağına doldurulmuş olan yağ çözücüyü su zannederek içen ve yemek borusu yanan Mustafa Sancaktutan isimli çocuk, 8 yıl sonra ilk kez yemek yedi. Daha 2 yaşındayken yağ çözücü içip yemek borusu yanan ve 75 ameliyat geçiren 10 yaşındaki Mustafa, 8 yıldır cihaz yardımıyla midesine bağlanan hortum ile besleniyordu. Rize’de 2 yaşındayken su zannettiği yağ çözücüyü içince yemek borusu yanan ve 8 yıldır midesine bağlanan hortumla beslenen Mustafa Sancaktutan, yemek borusunun balon yöntemiyle işlevine kavuşması sonucu katı yemekler yemeye başladı. Mustafa, 8 yıl aradan sonra istediği tavuk, köfte ve pilavı büyük bir iştahla yedi. Müftü Mahallesi Yenişehir Caddesi'nde yaşayan Ali ve Sinem Sancaktutan'ın 10 yaşındaki oğlu Mustafa Sancaktutan, henüz 2 yaşındayken annesinin bardağa koyduğu yağ çözücüyü su zannederek içti. Yemek borusu yanan ve bugüne kadar 6'sı büyük çaplı olmak üzere 75 ameliyat geçiren talihsiz çocuk, 8 yıldır cihaz yardımıyla midesine bağlanan hortum ile besleniyordu. Rize Üniversitesi (RÜ) Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gören Mustafa'ya kalın bağırsağından alınacak parçalarla yemek borusu yapılması kararlaştırıldı. Ancak doktorlar risk taşıyan bu ameliyat öncesi farklı bir yöntemle ameliyata aldığı Mustafa'nın yemek borusunu balon sistemiyle genişletti. Yaklaşık 15 gün sonra geçireceği ikinci yemek borusu genişletme ameliyatının da başarılı geçmesi halinde Mustafa'ya kalın bağırsağından yemek borusu yapmaya gerek kalmayacağı ve tamamen sağlığına kavuşacağı belirtildi. İlk genişletme ameliyatın ardından Mustafa, önce çorba içmeye, ardından katı yemekler yemeye başladı. Kent merkezindeki Vakıflar İlköğretim Okulu 4'üncü sınıfta okuyan Mustafa Sancaktutan, yemek yiyebilmenin güzel bir duygu olduğunu belirterek, "Arkadaşlarım gibi artık ben de istediğim her şeyi yiyebiliyorum" derken, anne Sinem Sancaktutan ise sevincini dile getirdi ve "Artık bizimle birlikte yemek masasına oturuyor. Ameliyattan sonra ilk olarak tavuk, ardından köfte ve pilav istedi. Hepsini yaptım ve yedi. İkinci bir ameliyat olacak ve ardından inşallah tamamen sağlığına kavuşacak" diye konuştu. Rize Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç.Dr. İrfan Serdar Arda ise, yemek borusu yanan Mustafa'nın İstanbul'da gerçekleştirilen ameliyatı sonrası oluşan komplikasyonlar sonucu yemek borusunun daraldığını belirterek şunları söyledi: "Kalın bağırsağından parça alarak yapacağımız yeni yemek borusu ameliyatı büyük risk taşıyordu. Bu ameliyat öncesi farklı bir yöntem denedik. Mideden girerek dar kısma ulaştık ve balon yöntemi ile genişlettik. İki genişletme yaptık ve katı yiyecekler yutmaya başladı. Şimdi daha iyi durumda. Bir genişletme ameliyatı daha yapacağız. Bu ameliyat da başarılı geçerse o büyük ameliyatı yapmak zorunda kalmayacağız. Böylece Mustafa en azından hayatına bu şekilde devam edecek. Eğer genişletme ameliyatlarından yeterli cevabı alamaz ve yemek borusu daralırsa cerrahi müdahaleyi yapacağız. O ameliyatla da kalın bağırsağının kalan kısmını kullanarak yeni bir yemek borusu oluşturacağız." www.gazetevice.net EvcioğluHaber-30.12.2010 | ||||
29 Aralık 2010
HAYAT DEDİĞİN NE Kİ
HAYAT DEDİĞİN NE Kİ.?
Hayat, bir uzun koşudur. Hani.!
Başarın olsa da, yaşamak;
Çalışıp çıkışa varırsan erken,
Yorgunluk çöktü'mü omzuna:
Kahır biriktirir durursun gün be gün..
Issız bir çölde, umut kırıntısı..
Beklemek kalır sana..
Kalan şey, bir koşuşturmaca dır, aslında...
Umudun ermişse ufkunda, senindir hayat..
Yoksa ; sürer, tüm ömür boyu ..
Gün olur, trafikte sıkışmış sürücü,
Bir yere, yetişme telaşında yolcusun..
Olsa da yüreğinde, onca yaşamın ağırlığı..
Bazen gün olur ,bir tatil günüdür..
Sırt üstü dinlenirsin, bir zaman..!
Oğlun ve kızın, eşin..
Belki; uğrunda savaştığın değerlerin aşkına.
Birlikte, gittiğin ölümlere;
Yoldaşın, anar bir zaman..
Hatırlasa da; herkes kendi, nefesini alıp verir,
Verir de kendince, bilmez hani,
Bilmez; içinde kopacak fırtınayı,
Daralan nefesin, bir gider bir gelir,
Gelmesine gelirde; sana can olur mu bilinmez..
Herkes kendi dünyasında, kendi savaşını verir..
Kimse varmaz farkına, yaşıyorsun işte..
Yaşamın bir, bir dolar süresi, gün be gün..
Eksilen bir kum saati gibi ömürdür..
Bu kalp, teklese de, bazen,
Ne zaman durur, düşer başın yanına .!
İşte o zaman anlar herkes;
Senin yaşadığını ..
Aynı zamanda, yokluğunu..
Bir çatının üstlerinden kaltığını,
Koca bir çınarın ansızın yıkıldığına tanıktır artık..
Ancak, sarar acı içlerini
Ağlıyorlar sa, işte bu gerçek bir ağıttır.. .
Dökülen göz yaşların kar etmez senin..
Sen; uzun bir yolda yolcusun artık..!
Geri dönülmez bir meçhuldür gidişin..
Yaşadın mı bilinmez ama;
Değilse de, bir önemi yok artık..
Anlatamadın kimseye derdini,
Hep bekledin sende anlaşılmayı..
Gün olur, harman vaktidir artık..
İnsan ömrü bu, savrulur yele..
Bir not kağıdın da kalan adın..
Adın kalır, dostun elinde...
Kervan yol alır, alır bilinmeze doğru....
Yıkılır bir çınar daha; yanlızlığın ardından..
Koca bir hışırtıdır, son kez acıyla duyulan..
Ardından ağlamasalar da, üzülme sen..!
Güle, güle, koca çınar....
Güle, güle....
Haydar ATA
29.12.2010- Çarşambai-23:15 |
TTB;AİLE İÇİ ŞİDDET, BİR SAĞLIK SORUNUDUR
EvcioğluHaber- Türk Tabipler Birliği tarafından yayınlanan bu fotoğrafa dikkat... Toplumunsal yaşamda, bir kangiren olarak gündelik hayatta yaşanan ve çözümlenmesi ise; bir saglık sorunu olduğuna dikkati çekmeye çalışan Türk Tabipler Birliği; 'Aile içi Şiddete' dikkat çekmeye ve toplumsal bir sorun olan bu önemli konuyla ilgili bu fotoğrafı yayınlamaktadır..Gün geçmiyor ki; Babası, ağbeyi veya amcası tarafından öldürülmüş, daha henüz reşit bile sayılmayan kız çocuklarının haberini duymayalım..! Yaşanan şiddetin ve işlenen cinayetlere, toplumun büyük bir kesiminin suskunluğunun devam ediyor olmasından kaynaklı yaşanmaya devam eden töre cinayetleri.. Diridiri toprağa gömülen kız çocukları.. Kocası tarafından dövülen ve öldürülen kadınların dıramı ... Daha kötüsü ise; Toplum bu türden haberleri kanıksadı artık.. Gündelik normal bir haber kadar ciddiye alınır haldedir.. Bu durumda insanlarımızın acıma (Vicdan) ve adalet duygularını ortaya koymaktadır.. Türk Tabipler Birliği'ne de böyle bir konuya dikkati çekebilmek için yayınladığı bu görsel için çok teşekür ediyoruz.. Dikkatinize değerli okuyucular.. Şiddeti önlemek bizim elimizde olduğunu ve bu sorunun çözümü ise aile içinden (dolayısı ile sevgiden) başladığını unutmayalım... | ||||
BİR ÖĞRETİM SİSTEMİNİN BAŞARI ÖLÇÜSÜ
"Bir öğretim sisteminin başarısı; en başarılı mezunlarıyla değil, en başarısız mezunlarıyla ölçülmelidir. Diploma verilen en başarılı öğrencinin başarısı, öğrencinin kendi meziyetlerini yansıtır. Diploma verilen en zayıf öğrencinin zaafları, öğretim sisteminin zaaflarının sonucudur." Cem SOMEL | ||||
28 Aralık 2010
Asgari Ücret artışı; Yine bir simiti geçemedi
EvcioğluHaber- 2011 yılın da uygulanacak "Asgari Ücret" artışı bir simit parası kadar oldu..! Tesbit Komisyonu toplantılarında; Yine işveren kesimin dayatması , işçi kesimini temsil eden TÜRK İŞ in kararın oluşmasına çekimser kalarak katılmaması ve hükümetin de önerisiyle artış oranı belirlendi.. İşte size "Asgari Ücret" Asgari Ücret artışı; 2011 Yılın altı ayında yüzde 4.7, İkinci altı ayında ise; yüzde 5.1 artırılacak. Bu durumda; ortalama artış, yüzde 10.1’i bulacak. Asgari ücret 16 yaşından büyükler için; 1 Ocak 2011’den itibaren brüt 796.50, net 629.96 lira olarak belirlendi. ********* Geçen yıl şöyle olmuştu; 2010 uygulanmak üzere; Asgari ücret; 16 yaşından büyükler için gelecek yılın birinci 6 ayında yüzde 5.2, ikinci 6 ayında yüzde 4,3 artırılacak. Asgari ücrette, yıllık kümülatif artış yüzde 9.74 olacak. Böylelikle asgari ücret, brüt 729, net 577.01 liraya yükselecek. Yılın ikinci 6 ayında, asgari ücret, 16 yaşından büyükler için yüzde 4.3 oranında artırılacak. "Böylece asgari ücret, brüt 760.50, net 599.58 lira olacak. 16 yaşından büyükler için asgari ücrete yapılan zam 2010 yılında kümülatif yüzde 9.74'ü bulacak." öylede olmuştu.. ****** 2010 yılındaki artışla, 2011 yılı artışı aşağı yukarı aynı olmuş gözükmektedir.. Bu durum da şunu göstermekte.. Enflasyon artmamış.. Herkes aldığı ücretle iyi geçiniyor demektir.. Vatana millete hayırlı olsun..!derler ya..! Buyrun olsun.. | ||||






