HES etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HES etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2011

Dersim halkı barajlara karşı sel olup aktı

Dersim halkı barajlara karşı sel olup aktı

'Dersim'de baraja hayır'

Tunceli'de yapılması planlanan baraj ve hidroelektrik santrali (HES) projesini protesto amacıyla ''Dersim'de Barajlara Hayır'' yürüyüşü düzenlendi.

Kentteki belediyeler, çeşitli siyasi parti teşkilatları ve bazı sivil toplum kuruluşları tarafından ortaklaşa düzenlenen yürüyüş, İsmet İnönü Mahallesi'nden Mameki Köprüsü mevkisine kadar sürdü.

Esnafın iş yerlerini kapatarak destek verdiği yürüyüşe, BDP Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis, Belediye Başkanı Edibe Şahin, ilçe belediye başkanları, şarkıcı Ferhat Tunç ve çok sayıda vatandaş katıldı. BDP Tunceli Milletvekili Halis söz konusu projenin uygulanması halinde Dersim'in ekolojik dengesinin bozulacağını ileri sürdü.

Baraj ve HES projelerinin yapılmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Halis, ''Bugünkü yürüyüş iki yıl önce yaptığımız eylemin gerisinde değildir. Mesaj açık ve nettir. Yaşamımıza da mal olsa biz bu barajları yaptırmayacağız. Eğer gerçekten AKP hükümetinin bir gün veya bir yıl sonrasını görebilecek öngörüsü varsa bu barajlardan vazgeçmek zorundadır. Dersim insanı olarak bu işin karşısında olacağımızın bilinmesini istiyoruz'' diye konuştu.

Tunceli Baro Başkanı Fatma Kalsen de grup adına yaptığı basın açıklamasında, kent genelinde baraj ve HES projelerinin hayata geçirilmek istendiğini söyledi.

Söz konusu projeye ''hayır'' demek için yürüdüklerini ifade eden Kalsen, ''Baraj ve HES projelerine 'hayır' demek ve coğrafyaya ayrı bir darbe vurulması anlamına gelen çalışmalara karşı gücümüzü birleştirmek için bir aradayız. Pülümür Vadisi'nde, şehir merkezine 1500 metre uzaklıkta yapılması planlanan Pülümür Barajı, ekonomik, sosyal ve ulaşım imkanları yönünden ciddi sorunlar ortaya çıkaracaktır. Özellikle Pülümür ve Nazımiye ilçelerinin il merkeziyle olan bağlantıları barajla ortadan kalkacaktır. Bu durumda şunu ifade etmek gerekir ki bu projenin amacı bu ilçeleri merkezden koparmaktır'' diye konuştu.

AKŞAM - 08.01.2011


EvcioğluHaber-13.01.2011- Çarşamba

1 Ocak 2011

YAŞAYAN EFSANE İDA (KAZDAĞI)


YAŞAYAN EFSANE İDA (KAZDAĞI)

EvcioğluHaber-
Son yıllarda ülkemizde yaşayan herkesin yaşamını yakından ilgilendiren "HES" projeleri ile 'Fırtına derelerinden, Dersim suyuna kadar bir çok yerin üzerine kurulmak istenen barajlar la birlikte hidroelektrik santralleri ile biyolojik yaşam yok edilirken....

Altın kazıcıların; Bergama'dan, Kazdağları'na (İDA) kadar uzanan, tarih ve doğa katliamının yaşandığı , aynı zamanda yok olan çevre ile geçmiş ve geleceğide yok eden bu kar hırsı; 'Kapitalist sistemin, paraya çevirmediği hiç bir şeye yaşama şansı tanımadığı' günümüz koşullarında hala doğa ve tarih sevdalıları güzel insanlar yaşamaktadır..

Kazdağı Efsanesini anlatan yazıyı kaleme alan;
Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı (Arkeolog) Sn; Prof. Dr. CEVAT BAŞARAN bakın (İDA) Kazdağları ile ilgili ne söylemiş..

YAŞAYAN EFSANE İDA (KAZDAĞI)
Efsaneler yurdu Anadolu' nun özü çok derinlerde olan söylencelerinden sadece biridir "ida". Troialı Priamos' un torunlarından kalan bir efsanedir günümüze ulaşanlar... bugün bile dolu dolu yaşanır dillerde, gönüllerde.
İnsan düşüncesinde, Tanrı her zaman yücedir! Yüksek yerlerde aranır. Bu nedenle Antik Çağ' da büyük tanrıların hepsi dağ doruklarında ve yalçın kayalıklarda saygı görmüşlerdir. "Olympos" da başı dumanlarla kaplı "yüce dağ" anlamını taşır genelde. Anadolu' nun aynı şekilde adlandırılmış çok sayıdaki dağlarından biri de, Troas Olympos' u; ünlendiği adıyla İDA (KAZDAĞI) dır

İzmirli Şair Homeros' un ölümsüz dizelerinde kaynak olan Troia' nın (Hisarlık) 80 km. güneydoğusunda yeralan İda, 1767 m. lik rakımda bölgenin en önemli yükseltisi durumundadır. Destanlarda sık sık adı geçen Skamandros (Menderes Çayı), Aisepos (Gönen Çayı) ve Büyük İskender' in Doğu' nun egemeni Persler' e ilk yenilgiyi verdiği yer olan Granikos (Biga Çayı), Homeros' un deyişiyle hep "Bol pınarlı İda' dan alır suyunu..."

Gerçeklerle efsaneleri birleştirerek yaşamak en büyük özelliğidir, Anadolu insanının.

Bugün de, aynı hava solunur. çam ağaçlarının gölgesi altında yapılan "İda GÜzellik Yarışmalarında". Şimdileri bir kenara bırakıp "Yaşayan Efsane İda"ya dönelim yeniden.

Efsaneye göre Dağ, Çanakkale Boğazı'na adını veren Dardanos'un iki oğlundan biri olan Idaios'dan alır adını....
Bölgeye ana tanrıça Kybele Kültü'nü getiren de yine Idaios'tur.
İlk Doğu-Batı çekişmesi olan Troia Savaşları'yla başlar İda'nın hikayesi.
"Zeus iki atın çektiği arabasını, savaşları yakından gözlemek için İda'ya sürer. Gelirler hayvanların anası bol kaynaklı İda'ya"

En büyük tanrının böyle yerini yurdunu bırakıp, ida'ya yerleşmesine neden, Troia Savaşları'nı yakından izlemek istemesidir, hiç kuşkusuz. Belli ki Troia Savaşları'nın önemidir bunun altında yatan. Ancak burada, Troia'da yaşanan korkunç çarpışmalar üzerinde değil; savaşların çıkmasındaki en belirgin etken üzerinde duralım:

Mitolojiye göre Peleus'la Thetis'in tanrılar yurdu Olympos'ta kutlanan düğün töreni sırasında, kendisinin davet edilmeyişine sinirlenen Eris (Kötülük Tanrıçası), üzerinde "en güzel'e" yazılı bir altın elmayı atıverir ortaya; ardından da bir kavgadır başlar, "en güzel"lik iddiasındaki, tanrıçalar arasında. Olayın hakemliğini üstlenen Zeus, yaptığı ön eleme sonrasında, yarışmanın sonuçlandırılmasını İdalı Çoban Paris'e bırakır, nedense!







(Kazdağlarında; 1216 firma maden arama izni aldı... 1 maden ocağı için 800 ağaç kesiliyor...)

***

En güzel olduklarında iddialı olan üç tanrıça, Hera,Athenave Aphrodite, İdalı Çoban Paris'e giderler, Zeus'un hakem tayin ettiği. Çoban Paris, Troia Kralı Priamos'la Hakabe'nin küçük oğludur; aynı zamanda kardeşi, ünlü Hektor'un. Onu doğurmadan önce Kraliçe rüyasında kötü olaylar görür: Kendi karnından çıkan azgın bir alev, bütün Troia'yı sararak yakmaktadır. Önbilicilerin kötüye yorumladığı bu kâbus sonrasında doğan Paris, babası Priamos'un isteğiyle öldürülmek üzere ida'ya götürülür. Ama kıyamaz sarı saçlı Paris'e bakıcısı... O'nu İda'nın ıssız mağaralarından birine bırakır. Önceleri bir dişi ayı emzirir küçük Paris'i; daha sonra Çoban Agealos bulur O'nu ve kendi kulübesine götürür. İda'nın diğer çobanlarından daha güzel olmasıyla ayrılan Paris'e sürülere çok iyi baktığı için, "Aleksandros (Koruyucu)" adını takar arkadaşları

Karşısında bulunca haberci tanrı Hermes'le birlikte üç güzeli Çoban Paris, şaşırır, donakalır. Sanki alın yazgısını bilirmişçesine, diğer tanrıçaların sunduğu dünya egemenliğini bir kenara iterek, elinde tuttuğu altın elmayı, uzatır kendine "ölümlülerin en güzeli, Spartalı Helen"i vaad eden tanrıça Aphrodite'ye. İlk güzellik yarışmasıdır, bu bilinen. Ve buna tanık olur bütün İda yaşayanları, su perilerinden orman cinlerine...

Seçici Çoban Paris'in verdiği kararda belki de, Aphrodite'nin önceden Troia'yla olan ilgisi de etkili olmuştur. Tanrıça, Troia krallık soyundan Assarakos'un oğlu yakışıklı Ankhises'i görür, birgün İda yamaçlarında sığırlarını otlatırken. Delikanlının güzelliğine kapılarak iner, İda'ya... Bir sarışın genç kız kılığıyla görünür Aphrodite Çoban Ankhises'e, onun gönlünü çalar; sevişmelerinin sonunda da, doğuracağı oğlanın Troialılara kral olacağını söyler. "Altın Elma"yı Aphrodite'ye vermesinde, Troia'yla olan yakınlığı kadar tanrıçanın güzel sarı saçları da etkilemiştir, Çoban Paris'i. Hellespontus'da Ege'ye boşalan Skamandros da en az İda kadar ün salar, Troas'ta... Bir gün İda'nın kuzey eteklerine yolu düşen Herakles, susuz kalır, yalvarır tanrılar babası Zeus'a susuzluğunu gidermesi için... Bulutları devşiren Tanrı da, bulunduğu yerde toprağı kazmasını bildirir Herakles'e. Herakles'in kazdığı kayalıklardan bir kaynak fışkırır, ardından da Skamandros (Xanthos- Kızılsu- Karamenderes) başlar kıvrımlar çizerek ovaya doğru akmaya... Kaynağı ile bugünkü döküldüğü yer arasındaki uzunluğu yaklaşık 140 km.yi bulan Skamandros'un suları, burada yıkanan kadınların saçlarını sarartırmış; güzellik katarmış güzelliklerine... Bütün Troas kızları zifaf gecesi öncesinde Skamandros'un kutsal sularında paklarlarmış bedenlerini. Tanrıça Aphrodite de bu sularda yıkanmış ve Çoban Paris'in önüne güzelliğini tamamlayıcı kızıl saçlarıyla çıkmış olmalıydı...

Strabon'un, gidip göremediği Herakles'in kazdığı yerle ilgili bazı anlatımlar vardır: "Akhileus ve Hektor arasında bir yarışma düzenlenir, dağın Kotylos Tepesi eteğinde. Her iki kahraman koşarak iki pınara ulaşırlar. Birinden sıcak su fışkırır ve üzerinden ateşten çıkıyormuşçasına bir duman tüter. Ötekinden ise, yaz gününde bile kar gibi soğuk bir su akar." Bugün de iki su gözesi kaynar yerden ak köpüklerini kabarta kabarta... Yan yanadır bunlar, biri buz gibi soğuk, diğeri aksine sıcak. Zamanla bu iki kaynak Evciler-Ayazma civarında tek bir gözede toplanır. Yine soğuktur suları, Skamandros'un. Töresine bağlıdır Anadolu toprağı, bu toprağın insanları... Bugün yine, Hıdırellez sabahlarında Skamandros'a girilir, şifa ve güzellik umularak...

İda ile ilgili efsaneler saymakla bitmez: dağın en önemli doruklarından birinde geçer Sarıkız efsanesi Sarı Kız Türkmenler'in bir hac yeridir bugün. Özde Skamandros'a inen en esrarlı efsanesidir Sarı Kız, İda'nın; şimdi de yaşanılan...

Efsanenin çok sayıdaki anlatımlarından biri Yörükler'e, diğeri Türkmenler (Tahtacılar)'e aittir: İlk anlatıma göre: Dağ'ın güney eteğinde yerleşik ailelerden birinin bir kız çocuğu doğar. Sarı saçlı bu kız, çocukluğundan itibaren olağanüstü bir güzellik gösterir. "Sarıkız" adını takar arkadaşları; peşine düşer köy delikanlıları; yüz bulamayınca, "çobanla sevişiyor" diye iftira atarlar O'na. Bunun üzerine, kızı kıskanan ve köylerine uğursuzluk geleceğine inanan köylüler, babasından Onu Dağ'a bırakmasını isterler. Gönlü razı olmasa da, SArıkız'ın babası Onu Dağ'a bırakır gözleri yaşlı... Issız dağ başında yapayalnızken Sarıkız, kendine kazları arkadaş edinir. Sonunda ayrılığa dayanamayan ana-baba, Sarıkız'ı aramaya koyulur. Kolay bulamazlar izini, yardım isterler taşlardan, kuşlardan... Kavuşurlar sevgili kızlarına, giderirler özlemlerini, gerçekle düş arası... Kızları büyümüş, dost edinmiştir yabanıl hayvanları, söz geçirir olmuştur onlara. su ister kızından abdest almak için yaşlı babası. Sarıkız daldırır elindeki kepçeyi dağın doruğundan ak köpüklü ege'ye ve almasıyla birlikte suyu, yok olur birden... Sarıkız'ın ailesini yine hüzünlü bir bekleyiş kaplar. dolaşır dururlar dağları. Babası, "Sarıkız" diye bağırdıkça, yankılanır dağlar "Baba" diye... Bu yüzden adını Sarıkız'ın kazlarından alan Dağ'ın bir doruğuna "Sarıkız" diğerine "Baba" denilmiştir

Efsanenin Trükmenler arasındaki anlatımı daha da ilginçtir: Sarıkız, Hz. Ali ile Hz. Fatıma'nın kızıdır. Kan Kalesi'nin fethi sırasında, Kale burcundan bakan kral kızı gönül verir, Hz. Ali'ye. Bu sırada "-iki oğlumuz var; bir de güzel kızımız olsaydı" der eşi Hz Fatıma. Bunun üzerine Hz. Ali, "-istediğin kızı git, Kâbe'de bulursun" cevabını verir. İşte o an kendini kucağındaki kız çocuğu ile Kâbe'de bulur Hz. Fatıma. Onu yetiştirip bakması için dostu Selman-ı Pak (Farisi)'a emanet eder Hz. Ali. Selman-ı Pak kızı İda'ya getirir. burada büyütür gözlerden uzak... Büyüdüğünde çok güzel bir genç kız olan Sarıkız'a aşık olmaktan da kendini alamaz, Selman-ı Pak. Ancak Sarıkız genç ve güzel, kendisi ise oldukça yaşlıdır. Tanrıya yakarır, dualar eder, kendisine gençlik ve güzellik vermesi için. Sonunda Tanrı dileğini kabul eder, O'nu yakışıklı bir delikanlı haline dönüştürür. Ancak Selman-ı Pak Sarıkız'a tam kavuşacağı sırada birden kaybolur Sarıkız, Selman da eski yaşlı haline dönüverir. Bir başka anlatıma göre de, Selman sadece bir kez Sarıkız'la kucaklaşır , ardından da ikisi birden kaybolurlar.

İda'nın en önemli efsaneleri olan Çoban Paris ve Sarıkız mitosları benzer motif özellikleri yansıtmaktadır. Her ikisinde de ailenin başına bela getireceğine inanılan küçük çocuklar İda'ya bırakılır ve vahşi hayvanlar tarafından büyütülür. Her iki efsanenin de kahramanları doğanın verdiği üstün güzelliklere sahiptir. Bu güzellikler İda'ya bağlı olarak dile getirilir anlatımlarda. Tanrıça Aphrodite'nin Skamandros'ta yıkanıp saçlarını kızıllaştırması, Dağ'a bırakılan kızın sonradan "Sarıkız" adını alması yine benzer motiflerdir.
İda'nın çevresindekilere ve bağrında yaşattıklarına güzellikler bağışlamasına bir başka efsanede de tanık olmaktayız: Troia Kralı Tros'un üç oğlundan biri olan Ganymed'in güzelliğine hiçbir diyecek yoktur. Onu, İda'nın yamaçlarında sürülerini otlatırken gören Zeus, güzelliği karşısında çaresiz kalır. Tanrılığına bakmadan giriverir bir ulu kartal biçimine, pençelerine alıp kaçırmak için Ganymed'i; Olympos'a tanrılar sofrasına şarap sunucusu yapar Troas'ın güzel delikanlısını.

İda, sadece ölümler ve tanrılara güzellik bağışlamakla da kalmaz. Yemyeşil çimenlerini tanrılara kokulu bir yatak olarak serer kutsal "Hieros-Gamos"da: Gargaros doruğunda yaşanır Zeus'la Hera'nın ilk kutsal evlilik törenleri, yasak aşkları sayılmazsa. Olayın Anadolu'da İda'nın Gargaros Tepesi'nde geçmiş olması bu vahşi doğa harikası beldenin önemini bir başka açıdan ortaya koymaktadır. Bugün de bir gizemli hava solunur yalçın kayalıklar üzerinde yükselen sisli doruklarında İda'nın... Sevgililer dolaşır elele, çam ağaçlarının koyu gölgelerinde. Aşklar doğar, yeşerir kır çiçeklerinin her açılışında, kekik kokan yamaçlarda...
Asırlar sonra İda'nın efsanevi perdesi aralanır. 1974'te Çanakkale Kültür ve Turizm Derneği Başkanı H. Uluarslan'ın kişisel çabalarıyla ilk "İda Güzellik Yarışması" düzenlenir. İlginç bir rastlantı, yine mitoloji rüzgârları eser Evciler-Ayazma'da ve üç köylü güzeli yarışır. Yarışmalar tekrarlanır geçen yıllarda... Bunların 14.sü düzenlenir 15 Ağustos 1996'da. Güzeller sıralanır. fidan boylu. Efsaneye uygun olarak Çoban Paris seçer dünyanın "en güzel" kızını. Elindeki "altın elma"yı sunar. Ardından alıp götürür başı dumanlı İda'nın doruklarına

Yarışmalar onca çabaya karşın henüz kurtulamamıştır yöresel olmaktan, bir türlü anlatılamamıştır doğal güzelliklerine dayalı yörenin tarihi ve turistik zenginlikleri... Bu nedenle "Kazdağı (İda) Güzellik Yarışması" nı özet de olsa; tanıtma amaç edinilmiştir yazımızda.
Bayramiç, Çanakkale'ye 75 km.lik asfalt bir yolla bağlıdır. Buradan İda'ya ulaşabilmek için 25 km.lik bakımlı yolla Evciler'e, ardından da mitolojik olayların yaşandığı doğa harikası Ayazma'ya uzanılır. Hafta sonu tatiline gelen bir kaç yabancı dışında, bugüne kadar daha çok yerli halkın yararlandığı Ayazma orman-içi piknik ve dinlenme yeri, son zamanlarda canlılık kazanmıştır. Homeros'un dizelerine konu olan olayların geçtiği mekân, bugün aynı güzelliklerle karşımızda durmaktadır.

Karpuz çatlatan kaynaklar, kuşnameleriyle bütünleşen su sesleri, kent gürültüsünden uzak huzurlu bir ortam sunar ziyaretçilerine. 5m.lik şelalenin verdiği serinlik yaz sıcağını unuttururken, mutluluk yudumlanır şifalı kaynaklardan... Barındırdığı yabanıl hayvanlarla av mevsimlerinde heyecan yaşatır meraklılarına. (Bu bölge Yaban Hayatı Koruma Sahasına girmektedir ve avlanmak 12 ay yasaktır.)Ayazma sadece sunduğu bu tarihi doğal atmosferle yetinmez, nefis alabalıklarıyla da tatlandırır ziyaretçilerinin damaklarını. Bölgede yetiştirilen elma, erik ve şeftali gibi meyveler bir başka tat katar yabanıl güzelliklere. Ayazma'nın tek eksiği turizm yapılanmasının ve konaklama tesislerinin olmayışıdır. Özel araçlarla ve günübirlik gezilerle ziyaret edilebilir. Yörede konaklayabilecek yer bulanlar çok yakındaki Külcüler Ilıcası'na uğrayıp, şifalı çamur banyosundan ve çeşitli rahatsızlıklara iyi gelen kaplıcadan da yararlanabilirler. Bayramiç Belediyesi'nin "Kazdağı (İda) Güzellik Yarışması"nın daha canlı hale getirilmesi ve yörenin turizm etkinliklerinin arttırılması konusunda yaptığı girişimler, kayda değer çalışmalardır.

Türkmenler başta olmak üzere bir çok kişi tarafından ziyaret edilen Sarıkız Tepesinin yörede ayrı bir yeri ve önemi vardır. Türkmenlere göre Sarıkız kutludur. Onu ziyaret edenlere "nefes evladı" denir. Özellikle 18-25 Ağustos tarihleri arasında Sarıkız'ı ziyaret edenler, dua ederek günahlarından bağışlanırlar. Bir yerde bu tören kutsal hac anlamına gelir onlar için. Baba Tepesi'ndeki "Ebi zemzem" suyundan içilir; Sarıkız, Cılbak Baba ve 40 Evliyalar Hayırları yapılır, yatan-oturan namazları kılınır; ancak yine de tam bilinmez Sarıkız törenlerinde neler yapıldığı...

İda'nın güzellikleri anlatmakla bitmez, o'nu Ağustos'un yakar sıcağında yaşamak gerekir, ulu çam ağaçlarının serinliğinde...

Katkılarından dolayı Prof. Dr. Cevat Başaran'a teşekkür ederiz.

EvcioğluHaber-01.01.2011

25 Aralık 2010

Küresel ısınma HES`leri vurdu

image








(Haber Merkezi)- Rize’nin yaklaşık son iki aydır tam gün yağış almaması dereleri kuruma noktasına getirdi. Rize’nin Güneysu İlçesi Gürgen Köyü’nde üzerinde üç HES projesi bulunan Gürgen Deresi kuruma noktasına geldi. Mevsim şartlarındaki anormallik deredeki su seviyesini onda bir oranında düşürdü. Dere üzerinde yapımı tamamlanıp üretim aşamasına gelen Asa Enerji’ye ait Kale HES, derede yeterli bulunmadığı için üretime geçemiyor. Dere suyu 9.9 MGW gücündeki santralin üç türbininden sadece bir tanesinin enerji üretmesine elveriyor.

Öte yandan, Gürgen Deresi üzerinde Baro Enerji firması tarafından yapımı planlanan 9 MGW kurulu güce sahip Arıcık HES projesi için Güneysu Çevre Derneği’nin açmış olduğu yürütmeyi durdurma ve Çevre Etkileşim Değerlendirme (ÇED) iptali için açılan dava kapsamında bilirkişi heyeti bölgede inceleme yaptı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Ömer Şan, firmaların asıl amaçlarının enerji üretimi olmadığını belirterek, “Bilirkişi heyetinin yanı sıra burada olup biten gözle görülüyor. Taşkın ve coşkun suları ile bilinen Gürgen Deresi’nin susuz kaldığını görüyoruz. Regülatörün ötesinde ise su oranı yüzde 10’a düşmüştür. Bu oran bu derede görülebilecek en düşük seviyedir. Buda şunu gösteriyor. Burada yapılan projeler rantabl olarak çalışmayacak. Belki de hiçbir şekilde enerji üretimine geçemeyecekler. Buna baktığımızda bu projelerin ardında başka hedefler olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

Gürgenli 68 yaşında ki Kasım Reyhan ise yaptığı açıklamada, Gürgen Deresini ilk kez bu kadar susuz gördüğünü belirterek, “Dereyi borularla yolun altına aldılar. Eskiden bu dereden yaya olarak karşıya geçmek mümkün değildi. Şimdi su kayaların arasında kayboluyor” dedi.



Gazetevice.net

Aralık 24,2010

21 Aralık 2010

Fındıklı'da Satılık Su Yok!..

FINDIKLI'DA SATILIK SU YOK.!..

EvcioğluHaber- Fındıklı'da Hidro Elektrik Santrallerinin (HES) bölgelerinde kurulmasını istemeyen ve derelerinin kurutulmasına razı olmayacaklarını bildiren çevre köylüler ve Derelerin Kardeşliği Platformu üyelerinden oluşan protestocu grup, bölgeye gelen bilirkişi heyetinin önünü kestiği ve kendilerinden habersiz keşif yapılmasını istemediklerini bildirdiler..

image
Gazetevice.net de yayınlanan habere göre olay şöyle gelişti:

HES’ler Germeye Devam Ediyor… HES Firması’nın SİT Kapsamından Çıkarılması İçin Başvurduğu Arılı Vadisi’ndeki İnceleme Sırasında, Firma Temsilcileri Köylülere Sataşınca Gergin Anlar Yaşandı

Fındıklılı Köylüler, Derelerine Sahip Çıkarak Slogan Attılar: “Derenin Akışına Bakarız, Dokunanı Yakarız…”


(Haber Merkezi)- Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesindeki vadi ve dereleri sarmal altına alan HES projelerinin yarattığı gerginlik, verilen hukuk ve demokratik mücadelelere karşın yapımcı firmaların çeşitli girişimleriyle daha da artıyor.

Bölgedeki en güçlü mücadelenin verildiği Rize’nin Fındıklı ilçesinde bugüne kadar HES yapımcı firmalarına tek bir kazma dahi vurdurulmadı.
İlçenin HES yapılması planlanan ve dünyada koruma öncelikli 200 ekolojik bölgesi arasında yer alan Arılı ve Çağlayan Vadileri, köylülerin ortak başvurusu üzerine SİT alanı ilan edildi.

SİT kararları nedeniyle bölgede çalışma yapamayan HES yapımsı firmaları ise bölgedeki SİT kararlarının kaldırılması için mahkemeye başvurdu.

Enerji şirketlerince, Fındıklı’nın Arılı Vadisi'nin ‘SİT Alanı’ olmaktan çıkartılması amacıyla açılan dava kapsamında, mahkeme ve bilirkişi heyeti önceki gün jandarmanın aldığı geniş güvenlik önlemleri ile bölgede inceleme yapmak istedi. Bölgedeki köylüler ve yaşayan insanlardan habersiz olarak bölgeye gelen keşif heyeti, olayı haber alan Fındıklılı köylüler ve yurttaşlar tarafından yolları kesilerek protesto edildi. Köylülerin protestoları sırasında HES yapımcı firmasının temsilcileri, köylülere sataşarak tepki gösterdi.




Protesto sırasında aracını köylülerin üzerine sürdüğü ve hakaret ettiği ileri sürülen bir kişi, köylülerin attığı taşlar nedeniyle başından yaralanırken, söz konusu aracın da camları kırıldı.

Rize’nin Fındıklı ilçesinde HES’lere karşı sürdürülen mücadeleler sırasında özellikle de Arılı ve Çağlayan Vadileri etrafındaki köy muhtarları ile köylüler, Fındıklı Derelerini Koruma Platformu öncülüğünde, her iki Vadinin de Doğal SİT Alanı olarak tescil edilmesi için Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna başvuruda bulundu.

Kurul ilk önce Çağlayan Vadisi’ni Doğal SİT Alanı olarak ilan ederken; yaklaşık 6 ay önce de Arılı Vadisi’ni ‘1. Derece Doğal SİT Alanı’ olarak tescil etti.

Bu kararların ardından Fındıklı’nın Arılı ve Çağlayan Vadilerindeki HES projeleri iptal edilmesi gerekirken; Arılı Vadisinde hidroelektrik santrali (HES) yapmak isteyen şirketler, SİT kararının kaldırılması için Rize İdare Mahkemesine dava açtı.

Dava kapsamında Arılı Vadisi’nde mahkeme ve bilirkişi heyetleri tarafından önceki gün yapılmak istenen keşif incelemesinde HES firmalarının temsilcileri de hazır bulunurken; köylülerin tepkisiyle karşılaşıldı.

Keşif sırasında, keşfin yapılacağı haberini alan ve köylerinden, yaylalarından inerek heyetin etrafında toplanan vatandaşlar, şirket yetkililerine tepki gösterdi.

Jandarmanın geniş güvenlik önlemlerine karşın, firma temsilcilerinin köylülere hakaret etmesi ve araçlarını köylülerin üzerine sürme girişimlerinden sonra çıkan arbedede, bazı köylülerin attığı taşlar nedeniyle bir firma temsilcisinin başı yarıldı ve aracının camı kırıldı. Jandarma ekiplerinin güçlükle yatıştırdığı arbede sonrası bilirkişi heyeti vadiden ayrıldı.


 Olay sonrası bir açıklama yapan Derelerin Kardeşliği Platformu Yürütme Kurulu Başkanı Mehmet Gürkan, sadece Arılı Vadisi'nde 13 HES projesi bulunduğunu ifade ederek, “Fındıklı’nın koruma öncelikli 2 vadisi üzerinde toplam 22 HES projesinden söz ediliyor. Vadilerimizin doğal kalması için yürüttüğümüz hukuk mücadelesi sonucunda Arılı Vadisi, Doğal SİT Alanı ilan edildi. Ancak enerji şirketleri bunu kabullenmek istemiyor. Halka rağmen projelerini hayata geçirmek istiyor” dedi.

Bilirkişi heyetinin yaptığı keşfin vatandaşlardan saklanmaya çalışıldığını savunan Gürkan, “Hiç bir şekilde hiçbir kimseye haber dahi verilmedi. Önce başka bir bölgede olacakları duyumunu aldık. Ancak bu bölgede keşif yapıldığını duyan duyarlı vatandaşlarımız, köylülerimiz bölgeye akın etti. Bölge insanları olarak vadilerimize HES yaptırmamakta kararlıyız. Bu mücadelemizden sonra, hukuka, yasalara ve yargı kararları ile halkın isteklerine karşı yapılacak olan her türlü girişimin sonucunda çıkacak olan bütün olaylardan yetkilileri sorumlu tutacağımızın bilinmesi gerekiyor” diye konuştu.


http://www.gazetevice.net/Haber/6035.html


EvcioğluHaber- 21.12.2010-

12 Aralık 2010

Nafile WikiLeaks!..

Nafile WikiLeaks!...... .

- Ömer ŞAN on Aralık 08,2010

EvcioğluHaber- Gazetevice'nin Ömer ŞAN'ı "Suyuna, toprağına, yaşam alanlarına, tarihine, kültürüne, sosyal değerlerine sahip çıkan bu insanlar ne kadar ‘vatan sevmez’di ki? Kazım Amca’nın, Seniye Teyzenin, Seher Hala’nın, Vatandaş Mustafa’nın derdi tasası neydi? Neydi bizim bu yüreğimizin sancısı? Köylerimizde, evlerimizde, bahçelerimizde, yaylalarımızda…" diyor köşesinde.


Bu doğa aşığı insan bakın ne demiş gazetedeki köşesinde,
Nafile WikiLeaks!..başlıklı yazısında;

Bir WikiLeaks’dır tutturmuş gidiyoruz. Sanki yeniden keşifler yapıyor, sayfalarca döşemeler, iddialar, gerçeklik tartışmaları, ‘kahpelik’ söylemleri, restleşmeler ucubenden almış gidiyor kamuoyumuzu. Birileri cakasını satıyor, belgelerde adı geçiyor diye, birileri çıkıp özür diliyor, asıl sorumlular ise ahkâm-ı efkâr kesiyor…

Bizler, Anadolu insanları, toprağımıza ‘Ana’ deriz! Ana’yı da kutsal bir mabet gibi başucumuza, yüreğimize koyarız. Onurudur insanımızın toprak gibi, su gibi… Ne kelle hesabı yapar, ne de yan gelip yatar!

BOP’una, topuna AT’ına AB’sine, yatına katına, emperyalist hesaplarına, kılına goncasına dokunduruverir; medeniyetler arasına diyalog eker, tarlasında ekin biçer, çay, fındık toplar, gecesini gündüzüne harmanlar Anadolu insanı!

Fazla söze hacet yok! Zaten şimdilerde ileriye giden demokrasimiz, inceden işliyor! Öyle ki neredeyse 30 yıl öncesinin 12 Eylül’ünü aratmıyor ilerledikçe…

Hele ki şu ‘8 hesap’ iddialarından sonra ‘Silivri tehdidi’ boy pos ölçüsü verecek cinstendi! Ama asıl bizim anlamadığımız, bu belgeleri sızdırıp yayanlar değil de, bunlara dikkat çekip açıklama bekleyenlere yüklenilmesi idi. Biz gene de anlayamadıklarımızla kalalım bari.

Yani bir şeyleri anlamak için ille de bu WikiLeaks mı lazımdı! Yıllardır yazıp, çizip, konuşup duruyor eli kalem tutanlar, dili dönenler… Ne oldu? Aman gemicikmiş! Yok, Aliymiş Diboymuş, Dişliymiş, Çarkmış, Çalıkmış, Fenermiş, Denizmiş!.. Yemişler… İçmişler… Külliyen Yalan!.. Nafile…

Hani eskilerimizin eskilerden kalan bir sözü var ya… Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!..

Bakın mesela, hafta sonu Rize’de bir toplantı vardı! Kimseye davetiye gönderilmedi, kimse özel veya şahsi olarak çağrılmadı. Derelerin Kardeşliği Platformu’nun çağrısı ile bölgemizdeki Kardeş Dereler Buluştu! Amasya, Tokat, Sinop, Samsun’dan kalkıp geldiler. Giresun, Ordu, Gümüşhane, Trabzon, Erzurum ve Artvin’den… Doğu Karadeniz’in vadilerinde, köylerinde, derelerinde yaşam mücadelesi verenler, yaşamı savunanlar HES’lere karşı çıkanlar Rize’de buluştu! Neydi o yüzlerce insanı Rize’ye akıtan? Dertleri neydi? Nerden nemalanmak, hangi lobilerle, rant paylaşım hesaplarıyla, hangi dış mihrakların baskısıyla geldiler? Çıkıp feryatlarını dillendirdiler?

Suyuna, toprağına, yaşam alanlarına, tarihine, kültürüne, sosyal değerlerine sahip çıkan bu insanlar ne kadar ‘vatan sevmez’di ki?

Kazım Amca’nın, Seniye Teyzenin, Seher Hala’nın, Vatandaş Mustafa’nın derdi tasası neydi? Neydi bizim bu yüreğimizin sancısı? Köylerimizde, evlerimizde, bahçelerimizde, yaylalarımızda… Biz miydik o bizi suçladıkları nitelemeler, onlar mıydı? Kem söz sahibinin miydi? Laf üstüne laf konursa ne kadar konabilir?

Ne kadar WikiLeaks belgesi gerekir?

Hele Ankara’daki gelişmelerden haberiniz olsa.

TBMM’de CHP’nin araştırma önergesi görüşüldü geçen hafta sonu. Tartışmalar diz boyu, ilgili ilgisiz, bilgili bilgisiz… Hele yalanlar, yalancılıklar havalarda uçuştu.

Önerge reddedildi, reddedilmesine de! Asıl mesele konuşulanlardaydı. Detaya girmeye gerek yok! Aradan bir hafta geçti, ne ses çıktı ne seda!

Rize’nin o her şeyi çok bilen, hemen her taşın altından, özellikle de granit taşlarının, maden ocaklarının, çayın her devresinden çıkan milletvekili var ya! Bilirsiniz hünerlerini. Çevrecilerin atık çöpleriyle, lağım sularıyla vesaireleriyle uğraşır, laf yada argo deyimle lok(!) atar…

Bu kez de Rizeli gazetecileri ‘yalancı’ çıkarmış! HES’lere karşı çıkanları eleştirmek için Rizeli gazetecileri dolamış diline! Derelerin suyu kurudu diyen gazetecilerle kafasına göre kafa bulmuş! Kazınmış ya!

Hani kendi anlattıklarını yazıp, gazetelerine, sayfalarına, sitelerine taşıyan gazeteciler, beyanat, röportaj verdiği, basın açıklaması yaptığı Rizeli gazetecileri TBMM kürsüsünden ‘yalancılıkla’ itham etmiş! Direk dememişse de, pişkinlikle demiş! Kendilerininkini saymadan… Ama bizim sevgili dostlarımızdan, meslektaşlarımızdan ses yok! İsteyen dostlara verebiliriz görüntülerini, elimizde!

Şimdi ne dersiniz? SİT’imizin WikiLeaksları… Acaba ne zaman çıkar ortaya!

Merak mı edelim…

Görmek, duymak, yaşamak yeter mi? Anlamadan hele ki!

Tabiatı bozuk, ‘Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı’na karşı bir mücadele oluşmaya başladı. Bu yasa tasarısı acaba SİT’lerimizi kaldırmayı planlarken; asıl hedef HES’ler mi yoksa başı kellerin de madendi, taşocağıydı, falandı filandı işleriyle de bir bağlantısı var mı? Yer mi Ali Dayı…

Nafile WikiLeaks… HES’tir, mestir ama asıl mesele SİT’tir…

Yüreğiniz sevgiyle kalsın…



EvcioğluHaber-12.12.2010

14 Temmuz 2010

Karadeniz Yaşam Yolculuğu Başlıyor

Karadeniz Yaşam Yolculuğu Başlıyor…




fotoğaf: Evcioğlu

Karadeniz'de yapılması düşünülen, yaşamı yok edecek hidroelektrik santrallere (HES), nükleer santrallere ve termik santrallere karşı Karadeniz İsyandadır Platformu (KİP), kapsamında biraraya gelen yaşam savunucuları, İstanbul'dan Karadeniz'e HES direnişi yapan köylüleri desteklemeye gidiyor.

10 Temmuzda 20 kişilik bir grupla yola çıkacak olan grup 11 Temmuz'da Kazım Koyuncu'nun memleketi Hopa'dan başlatılacak olan yolculuk boyuncu HES yapılacak olan noktalarda basın açıklamaları ve halkı bilgilendirme toplantıları düzenlenecek. Sinop’ta yapılması planlanan Nükleer santral ve Amasra’da planlanan Termik Santral direnişçileri ile de bölgelerinde bir araya gelecek olan KİP aktivistleri yaşam alanlarına yönelik saldırılara tepki göstermeyi hedefliyor.

Yollara Çıktık Geliyoruz!...
Savunduğumuz derelere karışmaya, beraber çağlamaya geliyoruz…

Karadeniz’den yükselen isyan seslerini duymazdan gelemezdik. Fındıklı’da vadileri başında nöbet tutan köylüleri, Senoz’da taş atan kadınları, sarı yazmalarıyla eylem alanlarını şenlik eyleyen Loçluları, termik santral istemeyen Bartınlıları, bir Çernobil daha olmasın diyen Sinopluları bilmezden gelemezdik. Karadeniz, sahil yolu ile denizinden koparıldı, Çernobil ile ölüme terk edildi. Şimdi ise HES projeleri ile dereleri şirketlere satılmak, nükleer santral projesi ile Karadeniz atık çöplüğüne döndürülmek isteniyor.

Tüm bunların bilincinde sırt çantalarımızı, kara-mavi bayraklarımızı, yolluklarımızı hazırladık Karadeniz’e, direnen köylülerin yanına geliyoruz. Bu toprakların tek yağmur ormanları, dereleri ve kültürleri için herkesin söyleyecek bir sözü var, biliyoruz. Dünyanın her yerinden yaşama sahip çıkan insanlar bir araya geliyoruz.

Çay makasının sesine,
fındıkların yeşiline,
karayemişin moruna,
tuluma, kemençeye, köçeğe, horona,
kırmızı benekli alabalığa,
kahvedeki yaşlı amcaya,
sırtında ot taşıyan neneye ve tüm bunların can bulduğu yaşam alanlarımızın yok olmaması için geliyoruz..

11 Temmuz 2010 tarihinde HOPA’da başlayarak yaklaşık 2 hafta sürecek Karadeniz Yaşam Yolculuğu’na çıkıyoruz, yaşama sahip çıkan tüm dostlarımızla görüşmek dileğiyle…

Karadeniz İsyandadır Platformu

http://www.facebook.com/pages/Karadeniz-isyandadir/211851863121

http://www.facebook.com/group.php?gid=213273236147&ref=ts

http://www.karadenizisyandadir.org

İrtibat:

Hatice Hacısalihoğlu : 0543 634 94 49

Eren Dağıstanlı : 0537 246 86 61

İsmail Akyıldız : 0535 931 49 99

Deniz Şener : 0545 502 45 43

GÜZELLİKTEN …

Bir serçenin yüzü kadar güzeliz çünkü öylesine saf öylesine temiz bir vicdanla yola çıktık ve kanatlarımızı yeterince denedik artık,

UÇMA VAKTİ GELDİ …

Önce Karadeniz üzerinde uçacağız, sonra uçabildiğimiz her yere

Ve gittiğimiz her yere götüreceğiz isyanımızı ve coşkumuzu

Evet, yollara düştük

GELİYORUZ !

Gün

Saat

Bölge

Etkinlik

11.07.2010

17:00

Gece

Hopa
Kemalpaşa

Buluşma
Konaklama

12

12:30

13:00

16.00

Cumhuriyet Meydanı

Hopa (Beledi Baş Ziyaret)
Artvin ( 08 RADYO Söyleşi)

BASIN AÇIKLAMASI

Çoruh Havzası gezisi
Konaklama

13

11:00

12:00
14.30

Gece

Artvin Merkez

Artvin (Belediye Başk ziyaret)

Yusufeli (Kılıçkaya Bel.Baş.ziyt

Yusufeli kamp alanı

BASIN AÇIKLAMASI

Çoruh Havzası gezisi

Konaklama

14

Tüm gün

11.00

Gece

İspir
İspir-Aksu

HES inşaat alanları inceleme

BASIN AÇIKLAMASI

Konaklama

15

Tüm gün

İkizdere
İkizdere

HES inşaat alanları inceleme Konaklama

16

11:00

Gece

Rize – Hemşin Çamlıtepe köyü

Rize - Pazar

BASIN AÇIKLAMASI

Bilgilendirme toplantısı

Konaklama

17

Gün Boyu


Rize -Merkez

KİP etkinliği,

HES karşıtı konser ( MARSİS)

18

Gün boyu

11.00

Gece

Rize Senoz

Senoz Kaptanpaşa Köyü

Senoz Çataldere köyü

Çemeroç

BASIN AÇIKLAMASI

HES inşaat alanları inceleme Konaklama

19

11:00

Gece

Rize Güneysu -Güngendere
Rize Güneysu
Rize

BASIN AÇIKLAMASI

Gezi İnceleme

Konaklama

20

Günboyu
12.00

Trabzon - Uzungöl

Trabzon – Solaklı

Gezi İnceleme

Konaklama

21

12.00
Gece

Trabzon – Köprübaşı

Sinop yolculuğu

EYLEM (belediye önü)

22

Günboyu
Gece

Sinop Gerze
Cide yolculuğu

Termik ve nükleer santral ile ilgili etkinlik

23

Günbüyo
Gece

Cide – Loç
Loç

Dayanışma

Konaklama

24

Gün boyu

Amasra

Termik Santral Dayanışması

Yolculuk

25


İstanbula varış







Karadeniz Yaşam Yolculuğu güncel programı ve gelişmeler için:

http://www.facebook.com/pages/Karadeniz-isyandadir/211851863121

http://www.facebook.com/group.php?gid=213273236147&ref=ts

http://www.karadenizisyandadir.org/

***********************************************************
Haber kaynak: aydin sengul (aydinsngl@hotmail.com) adına pltfrm@googlegroups.com

EvcioğluHaber-11-25 Temmuz KARADENIZ YAŞAM YOLCULUGUNA KATILIN! Ekoloji tahribatina ve yasami yok eden enerji santrallarine karsi.