Nur Birgen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nur Birgen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2010

HASTA TUTUKLULAR CEZAEVİ KOŞULLARINDA ÖLMEYE DEVAM EDİYOR

HASTA TUTUKLULAR CEZAEVİ KOŞULLARINDA ÖLMEYE DEVAM EDİYOR

tihv-ihd_logo.jpg

22 Temmuz 2010

EvcioğluHaber-
Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve İnsan Hakları Derneği'nce yapılan ortak açıklamada; 'cezaevlerinde tutuklu bulunan ve geri dönüşümsüz bir hastalığa yakalanmış ve cezaevi koşullarında tedavilerinin yapılmalarının da mümkün olmaması ve bu durumun Adli Tıp Kurumuncada raporla tesbit edilmesi koşuluyla, tahliye edilmeleri Kanunen zorunlu olan hastaların salıverilmeyerek bir bir ölümleri gerçekleşmektedir' denilmektedir..

14 yaşında tutuklanmış ve yakalandığı ölümcül hastalık sonucunda 18 yaşında hayatını kayıp eden ; "Abdullah Akçay’ın Cezaevi Koşullarında Ölümü Bir Cinayettir" denilen açıklama şöyledir...


14 yaşında tutuklanan ve Maltep
e Çocuk Cezaevi’ne konulduktan 2 yıl sonra kendisine lösemi teşhisi konan Abdullah Akçay (18), dün (21 Temmuz 2010’da) yaşamını yitirdi
. 2010 yılının başından 21 Temmuz 2010’a kadar cezaevinde yaşamını yitiren tutuklu ve hükümlü sayısı 24’ü buldu.

Abdullah Akçay’ın tedavisinin cezaevi koşullarında gerçekleştirilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, Adlî Tıp Kurumu’na 4 Mart 2010’da başvuru yapılmış; Nur Birgen’in başkanlığındaki Adlî Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu, 21 Mayıs 2010’da “tedavisi cezaevinde yapılabileceği” gerekçesiyle başvuruyu reddetmişti. Aynı İhtisas Kurulu, yaklaşık on bir aydır tedavi gördüğü İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin hazırladığı “Akçay’ın tedaviye yanıt vermediği, hayatî tehlike altında bulunduğu ve tedavisinin tutukluluk koşullarında yapılamayacağı” şeklindeki raporu üzerine, 14 Temmuz 2010’da hapis cezasının infazının ertelenmesi yönünde karar almıştı. Bu karar Silivri İnfaz Hâkimliği’ne iletilmiş ve infaz erteleme kararı alınmıştır. Ancak Abdullah Akçay hakkında Yargıtay’da beklemekte olan dosyalar nedeniyle Akçay serbest bırakılmamış ve 21 Temmuz 2010’da da yaşamını yitirmiştir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun “hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” başlıklı 16. maddesinin 2. paragrafı, “(…) ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır” şeklindedir. Görüldüğü gibi mevcut yetersiz düzenlemelerin gereği bile yerine getirilmemiş, tüm bilimsel raporlara rağmen Abdullah Akçay’ın sağlık hakkı elinden alınmış ve aylardır herkesin tanıklığında, göz göre göre ölüme terk edilmiştir. Abdullah Akçay’ın ölümünden, başta Adlî Tıp Kurumu ve Adalet Bakanlığı olmak üzere, hükümet sorumludur.

Devletin güvencesi altında olması gereken sağlık hakkı özellikle tutuklu ve hükümlüler açısından daha bir önem taşımaktadır. Buna karşın cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler gerektiği gibi tedavi edilmemekte ve önlenebilir birçok sağlık sorunu ölümle sonuçlanmaktadır. Bakanlık bu durumu, sağlık personelinin ve donanımlarının yetersizliği, yönetim mekanizmasının ağır işlemesi gibi bir dizi teknik sorunla açıklamaktadır.
Oysa asıl sorun insanı temel alan bir ceza-infaz anlayışının/sisteminin bulunmamasıdır.

Bu nedenle, hasta tutuklu ve hükümlüler ya Abdullah Akçay ve pek çok diğer örnekte olduğu gibi, cezaevi koşullarında ölüme terk edilmekte ya da kamuoyunun yakından izlediği Güler Zere ve Kuddusi Okkır örneklerinde olduğu gibi, mevcut yasal düzenlemelerin bile ruhuna aykırı bir şekilde, tedavi edilmeleri amacıyla değil, yalnızca yaşamlarının son birkaç gününü “dışarıda” geçirsinler ve mümkünse cezaevinde ölmesinler diye ölümlerinden hemen önce cezaevinden salınmaktadır.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Dokümantasyon Merkezi’nin derlediği verilere göre cezaevlerinde, 2009 yılında 37 kişi, 2010 yılının başından 21 Temmuz 2010’a kadar geçen sürede de 24 kişi yaşamını yitirmiştir. Kamuoyu ile sıklıkla paylaştığımız gibi, halen 96 tutuklu ve hükümlü de karşı karşıya oldukları ciddi sağlık sorunları nedeniyle yaşam savaşı vermektedir. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2009 yılı Cezaevleri Raporuna göre ise, 554 tutuklu ve hükümlü sağlık sorunları yaşadığı halde uygun tedavileri yapılmamaktadır.

Cezaevlerinde yaşanan sorunlara insanı temel alan bir anlayışla yaklaşılmalı, benzer sorunlarla yüz yüze olan ve yaşam savaşı veren yüzlerce tutuklu ve hükümlü için sağlık hakkının korunması yönünde gerekli önlemler bir an önce alınmalıdır.

Ayrıca, İHD ve TİHV olarak, Abdullah Akçay’ın ölümüyle ilgili, sorumlular hakkında etkili bir soruşturma başlatılması için suç duyurusunda bulunuyoruz.


İnsan Hakları Derneği Başkanı

Öztürk Türkdoğan

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı


http://www.tihv.org.tr/index.php?oba-20100722

20 Şubat 2009

Adli Tıp Kurumu Başkanı "Keramettin Kurt" Görevden alındı

Adli Tıp Kurumu Başkanı Keramettin Kurt, Görevden Alındı


İstanbul- Adli Tıp Kurumu Başkanı Keramettin Kurt döneminde Adli Tıp, çok sayıda tartışmalı karara imza attı. Kurum, 'sürekli hasta' raporuyla Susurluk Davası hükümlüsü eski Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin'e 'af yolu'nu açtı.

İşkence gören gençlere 'sağlam' raporu düzenledi. Cinsel istismarla yargılanan gazeteci Hüseyin Üzmez,
davasındaki 'mağdurun fizikî ve ruhî zarar görmediği' şeklindeki raporuyla tartışmalara sebep oldu. Adli Tıp, 3. İhtisas Dairesi Başkanı Nur Birgen'in Susurluk Davası hükümlüsü eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin'e verdiği 'sürekli hasta' raporuyla da tartışıldı. İşkence gören gençlere 'sağlam' raporu verdiği için meslekten men cezası alan Birgen, 2003'teki raporuyla İbrahim Şahin'e af yolunu açmıştı.

Aynı kurulun üyelerinden Prof. Dr. Erbil Gözükırmızı'nın ise İşçi Partisi'nin üyesi olduğu ortaya çıkmıştı. Gözükırmızı, İP tarafından 22 Temmuz genel seçimlerinden önce 'müstakbel gençlik ve spor bakanı' olarak ilan edilmişti.

Adalet Bakanı, Hüseyin Üzmez'in tahliyesine sebep olan raporu veren 6. İhtisas Kurulu'nun başkan ve 2 üyesini değiştirerek Adli Tıp'ta ilk operasyonu yapmıştı. En son Fahri Kasırga'nın genel seçimler nedeniyle adalet bakanı olduğu 2007 yılı Haziran ayında 4 yıllığına başkanlığa yeniden atanmıştı. Kurt, ilk olarak Cemil Çiçek'in adalet bakanı olduğu 2003 yılı Ocak ayında başkanlığa getirildi. Bakan Şahin, Üzmez kararında imzası bulunan 6. İhtisas Kurulu'nun başkan ve 2 üyesini değiştirerek Adli Tıp'a ilk neşteri vurdu. Son operasyonda görevden alınan Keramettin Kurt, 2003 yılından bu yana kurumun başındaydı.

Cumhuriyet-20 Şubat 2009