Bülent Ecevit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bülent Ecevit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2010

Deniz Baykal, Gülen hareketine hiçbir zaman olumsuz bakmadı


Deniz Baykal, Gülen hareketine hiçbir zaman olumsuz bakmadı

17.05.2010

T24 - Gülen Cemaati'nin önde gelen ismi, Zaman gazetesi yazarı Gülerce, cemaati, Fethullah Gülen'in Deniz Baykal ve Recep Tayyip Erdoğan'a olan 'hissiyatını' anlattı. Baykal'ın Gülen hareketini Türkiye için faydalı bulduğunu söyleyen Gülerce, cemaatin Erdoğan'la hiçbir zaman probleminin olmadığını söyledi.

Gülerce, AKP'nin iktidara gelmesinin ardından Baykal’la yaşadıkları olayı ancak birkaç yıl sonra açıklayabileceğini söyledi ve ekledi: “Şimdi açıklarsam yer yerinden oynar. Bazı şeyleri zamanlama itibariyle tarihe bırakmak lazım. Her şeye rağmen Baykal’la ilgili kahramanlık duygusu bende değişmez”

Gülen cemaatine yakınlığı ile bilinen Gülerce, Vatan gazetesinden Deniz Güçer'in sorularını yanıtladı.

Baykal iyi tanıyor...

Deniz Baykal'ın “Pensilvanya” mesajı herkesi şaşırttı. Olayın aslı nedir ve herkesin merak ettiği, mesajı ileten o isim kim?

Elbette biliyorum ama söylemeye yetkili değilim. ABD’ye telefon açıp işin aslını o gün öğrendim. Hoca Efendi kendisi bizzat konuşmadı. Yanında bulunan ve kendisini Türkiye’den ziyarete gitmiş bir kişi aracılığıyla oldu.

Cübbeli Ahmet Hoca ile görüşmeyi sağlayan Mahmut Koçak geliyor akıllara?

Değil. Ama sesinden tanıyacak kadar yakın diyebilirim. Zaten Sayın Baykal ile o kişinin konuşması için aralarında bir hukuk olması, Baykal’ın onu tanıyor olması, sempatiyle bakması lazım. Bir CHP milletvekili hoş bir şey söyledi. ”Özel Kalem Müdürü aramış“ dedi. Bizi böyle tanıyorlar (gülüyor). Hiç Hoca Efendinin özel kalem müdürü olur mu? Ben, Hoca Efendinin, Erbakan’la ilgili hassasiyetine bizzat şahit oldum. Baykal ile ilgili haberleri dinlerkenki hissiyatını tahmin ediyorum.

Kahvaltı ediyorduk...

Aynı hassasiyeti mi gösterdi size göre?

Evet. Ama bir de bu işin evveliyatı var. Herkes zannediyor ki bir diyalogsuzluk vardı. Ben Samanyolu’nda 9 yıl program yaptım. Senede en az iki defa Baykal’ı Pazar sohbetine çağırırdım. Bir seferinde ”Hüseyin Bey, en çok sizin programınızda rahat ediyorum. Bilmiyorum ki beni köşeye sıkıştıracak, sorgulayacak şekilde davranmıyorsunuz. Kendimi ifade etme adına sorular soruyorsunuz “ dedi.

Kahvaltılar yapıyormuşsunuz. Hiç bir araya geldiler mi?

O kahvaltılarda buluşmadılar. Program öncesi buluşup kahvaltı ediyorduk. Mesela Mehmet Sevigen de katılırdı bu programlara.

İnsanlar kaldıramaz...

”Bize karşı Baykal’ın önyargısı yoktur“ diyorsunuz?

Öyle olsa böyle buluşmalar olabilir mi? Ben tam tersine, Sayın Baykal’ın bu harekete o dönemde olumsuz bakmadığına, Türkiye için faydalı bir hareket gördüğüne dair, belki birkaç sene sonra açıklayabileceğim çok somut davranışlarını bilen bir insanım.

Nasıl bir davranış?

Bunu şimdi söylersem yer yerinden oynar. Bazı şeyleri zamanlama itibariyle tarihe bırakmak lazım. Erken söylediğiniz zaman insanlar bunu kaldıramıyor. Ben bir programımda, ”Sayın Baykal’ı çok seviyorum“ diyerek ipucu verdim. O somut şeyi düşünerek Baykal’ı sevdiğimi söyledim.

Hangi tarih aralıklarında yaşanıyor bu olay?

AK Parti iktidar olduktan sonraki dönemden söz ediyorum.

En azından ipucu verseniz?

Türkiye’de yer yerinden oynar dedim ya. Bu somutluğun içinde görüşme var tabii. Ahlaki yanlışlıklar hariç Sayın Baykal siyaseten ne yanlış yaparsa yapsın bendeki o kahramanlık duygusu değişmez.

Kasetle ilgili düşüncelerinizi de merak ediyorum?

Bugün bir görüntü olayı var. Başına bir iş gelmiştir. İnsan olan herkesi üzen bir şeydir. ” Oh olsun “ diyenler bana göre seviye kaybetmiş insanlardır. Dini inancınızı da bırakınız, insanın ayağa kayabilir, başına bir şey gelebilir. Bunlar başkalarını sevindirecek değil, üzecek olaylardır.

Selamlarını iletti...

Sayın Gülen ile Baykal’ın geçmişine dönersek?

2004-2006 yıllarında Baykal ile görüşmelerimiz oluyordu. Genel Merkez’de iki defa ziyaret ettik. Baş başa sohbetlerimiz oldu. Bunların hepsinde ben ABD’den Sayın Gülen’in saygılarını illetim, Deniz Bey de ”Sağlığı nasıl? Selamlarımı iletin” dedi. Baykal’ın son bir yıldır söyleminden dolayı -F tipi diye bir şey kaçırdı ağzından- zannediliyor ki, hiçbir diyalog yok. Ama onlar iki samimi dostmuş gibi biz birinin selamını diğerine söylüyorduk. Hoca Efendi’nin hissiyatını tahmin ediyorum Baykal’la ilgili. Demiştir ki, ”Ben bu olaya çok üzüldüm. Sayın Baykal şöyle bir insandır“, o hissiyatı yanındaki arkadaş alınca aramıştır.

O kişi izinsiz aramaz

İzinsiz arayabilir mi?

Tabii ki Hoca Efendi’den izinsiz o telefonu açamaz. ”Bunu paylaşabilir miyim?“ diye sormuştur. Sayın Gülen de, ”Paylaşabilirsin“ demiştir. Arada diyalog olmasa, kopukluk olsa ”Pensilvanya’dan gelen mesajların samimiyetine inandım“ demez.

Ama aynı konuşmada Baykal suçu hükümete attı?

Orada Baykal bizi çok zor durumda bıraktı. Bunlar ayrı ayrı söylenseydi sıkıntı yaşamayacaktık. Ama ”Samimiyete inandım“ dediği bir konuşmada elinde belge, somut bir bilgi olmadan hükümeti çok ağır eleştirmesi, Türkiye’deki fitne merkezlerini harekete geçirdi. Baykal bir taşla iki kuş vuruyor, Gülen cemaatine sempati gösterirken, hükümete ver yansın ediyor. ”CHP ile Gülen cemaatinin arası düzelecek, AK Parti ile arası bozulacak“ dediler.

CHP’nin Beyaz Türkleri Kılıçdaroğlu’nu kabul etmez

Rotayı değiştirip CHP’ye mi yükleniyorlar? Beklenti ne olabilir?

CHP’nin başında Baykal durduğu sürece CHP sıçrayamıyor, yüzde 20 bandında dönüp duruyor. Dediler ki “CHP’yi yüzde 30 yapabilirsek, MHP yüzde 20’ye yaklaşırsa, bir CHP- MHP koalisyonu kurabiliriz.” Bence düşünce bu.

Gerçekleşir mi?

Hayır. Baykal dönemez. Çünkü Baykal dışında CHP’yi bu şekilde tutacak karizmatik başka insan yok.

Kemal Kılıçdaroğlu’nu taban seviyor ama?

Kılıçdaroğlu, Beyaz Türkler’in yönetimde olduğu bir CHP’ye asla yönetici yapılamaz. CHP’nin Beyaz Türkleri Kılıçdaroğlu’nu asla kabul etmez.

Kimleri kast ediyorsunuz?

Onur Öymen, Önder Sav... Dersim olayıyla ilgili laf ettiğinde Kılıçdaroğlu nerede bulunduğunu unutarak, “Öymen’in gereğini yapması lazım” dedi. Ama Salı günü Baykal, Öymen’i yanına aldı, CHP grubuna öyle girdi. Kılıçdaroğlu, Türk siyasi tarihine, “lafını en hızlı yutan siyasetçi” olarak kaydoldu.

CHP yüzde 20 bandının altına da düşecek size göre?

Tahminim o. Bundan sonra siyasi hayatımız CHP kavgalarının bol yer aldığı bir döneme giriyor.

Lider kim olacak peki?

Bence genç birini bulacaklar. Statüko güçleri hepten dinazorlardan oluşmuyor. Bu sürpriz bir isim ve kurultaya kadar kamuoyunu böyle oyalayacaklar.

‘İnkar etmedi, komplo dedi, dönemez’

Yazılarınızda açıkça “Baykal dönemez” diyorsunuz?

Baykal bu görüntü olayını inkar etmedi. “Bu bir komplodur” dedi ve bunu tarif etti. Bir insan bir şeyi yapmayınca tepkilerinden belli olur bence. Allah korusun yapmamış birinin başına gelse ilk dakikadan itibaren “Arkadaş ben buradayım” diye ortaya çıkardı. Bayan da ortaya çıkardı. “Bizim çoluk çocuğumuz eşlerimiz var. Yapanlar ispat etsinler” derdi. Baykal’dan 3 gün, bayandan 5 gün tepki gelmedi. Herkes onlara, “Bu olay var mı yok mu?” dedi, ama “yok” denmedi. Ama ben “var” demiyorum.

İnandırıcı bulmadınız galiba açıklamaları?

Baykal basın toplantısında, “Meskene girilmiş, duvarlara, eşyalara kamera yerleştirilmiş” diye izah etti. Ama, “Hiç alakası olmayan görüntülerimiz ayrı yerlerde çekilip, bir araya getirilmiş” demiyor. “Dönemez” i buna dayanarak söylüyorum. Baykal ilk günden “Böyle bir olay kesinlikle olmamıştır. Ben yine de gerçeğin ortaya çıkması için istifa ediyorum” deseydi, bana göre dönerdi. Ama o görüntüler orada duruyor ve arkasında “varan 2” diyorlar.

Varan 2’yi bir duyuma dayanak mı söylüyorsunuz?

O görüntüler bittikten sonra “varan 2” yazıyor. Bu yalanlanmadığına göre o odadaki her şey internet ortamına atılmamış demektir. Baykal’a bir mesaj var.

Tehdit var aslında?

Bir şantaj ve tehdit var. Şunu diyorlar; Biz bu tertibi senin CHP’nin başından gitmen için yaptık arkadaş, direnirsen, tekrar dönersen bunun devamını da internet ortamına Kanada’dan atarız.

Bu ima Deniz Beyin elini kolunu bağlayacak mı?

Böyle bir bagajla nasıl dönecek, dönemez. Bagaj adım atmasını engelliyor. Yarın ikinci bir görüntü çıkarsa, toplulukların içine giremez hale getirirler. Laf atarlar her yerden.

Kim bu insanlar?

Büyük oynayan insanlar bana göre. İş neticesiyle belli olur. Netice CHP’nin başından gitmesi, hayal bile edilemeyecek Baykal gitti. İş budur.

Baykal’ın hükümete yönelik suçlamalarına katılıyor musunuz?

Hükümet böyle bir şeyi yapmaz. Bu suçlama haksız. Çünkü bu eninde sonunda ortaya çıkacak bir şey. Ayrıca Baykal’ın CHP’nin başından gitmesi hükümetin çok mu işine gelir? Bence gelmez. Daha önce 8 defa güreşmişsiniz tekrar güreşe çıkıyorsunuz. Ama hiç bilmediğiniz biri geliyor. Onunla güreş tutmak mı rizikoludur, yoksa tanıdığınızla mı?

Baykal’ın suçlamasının ardından Başbakan’ın karşı yaptığı konuşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yapmasaydı iyi olurdu. Üslubu yumuşatmadan yanayım her zaman.

Siz kimden şüpheleniyorsunuz?

Türkiye’deki mücadele bir yere dayandı. Eskiden sağcı solcu vardı şimdi bana göre tek birşey var: Bir tarafta statüko, bir tarafta demokratikleşmeyi isteyenler. İkisi arasında bir mücadele var.

Hangisi peki size göre?

Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyenlerin yapma ihtimalleri zayıf. Sayın Baykal “Ben Ergenekonun avukatıyım” dedi ve şimdiye kadar bütün ağırlığını statükodan yana kullandı aslında.

Siz bunu statükonun yaptığını düşünüyorsunuz?

Bence statüko Baykal’ı tasfiye ediyor. Bakın şu ana kadar başaramadıkları tek şey Ak Parti’yi içten bölmek. İlk Ak Parti parlamento grubuna Sarı Kız, Ay Işığı ile çok yüklendiler. O zaman 70-80 milletvekili ile bir hareket yapacaklarını düşünüyorlardı. Ak Parti’li hiçbir milletvekilini töhmet altına almak istemem ama bunu Erdoğan fark etti. İkinci dönem için milletvekili seçiminde ince eleyip sık dokudular. 8. maddede “Ergenekoncular var” falan dendi. Erdoğan büyük bir liderlik sergiledi ve atlattılar. Geçmiş döneme bakın, DYP’yi böldüler ve Mesut Yılmaz başbakan oldu. Böyle bir operasyon şimdi Ak Parti’ye yapılamıyor.

Gülen Erdoğan’ı sildi mi?

Uzun zamandır bu dedikodu var. Gülen, Başbakan’la iddia edildiği gibi ipleri kopardı mı?

Hoca Efendi kimseyle ipleri koparmaz. Bir olay anlatayım: Birisi Hoca Efendi başta olmak üzere, bu hareketteki insanları çok üzdü. Hoca Efendi, ‘Sakın cehenneme gitsin’ demeyin. Aleyhimizde ağır yazıları yazanların bile cehenmeme gitmesini istemem. Cehennem çok kötü yerdir” dedi. Bunları silmemiş Gülen’in, hiçbir zararı olmamış Başbakan’ı sildiği iddiaları doğru değil.

Bir kopuş yaşanmıyor yani?

Gülen ABD’ye gitmeden önce siyasilerle görüşmüştür. Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, rahmetli Bülent Ecevit, Süleyman Demirel... Böyle din hizmeti yapan insanlar hükümetleri hiçbir zaman karşılarına almak istemezler. Çünkü sizin hükümetinizdir, icrai yetkileri vardır. Siz ‘eğitim’ diyorsunuz. Sizin yüzünüzden bu tür hizmetlere zarar gelmesini ister misiniz? Bizim hiçbir zaman Başbakan’la problemimiz olmadı.

http://www.t24.com.tr/haberdetay/77876.aspx

18 Ocak 2010

İngilizler darbeyi Evren’den değil Vecihi Akın Paşa’dan bekliyordu

İngilizler için Türkiye’de darbe ihtimali konusunda dönüm noktası 7 TİP’li öğrencinin katledilmesi oldu.

JAN DEVLETOĞLU / VATAN-17.01.2010 Pazar


Abdullah Çatlı’nın bu eylemi sonrasında İngiliz Dışişleri’nden Ankara’daki elçiliğe talimat yağmaya başladı. İlk gelen raporlar Kenan Evren’i değil, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Vecihi Akın’ı işaret ediyordu

Türkiye’yi 12 Eylül darbesine götüren olayların en önemlilerinden biri 7 TİP’li gencin Abdullah Çatlı tarafından 9 Ekim 1978’de katledilmesiydi.
Bu olayın ardından Türkiye’nin adım adım darbeye gittiğini düşünen İngilizler istihbarat faaliyetlerine hız verdi. İngiliz Dışişleri’nin İşçi Partili Bakanı David Owen, Türkiye hakkında uluslararası kamuoyunda artan darbe söylentileri üzerine 17 Ekim 1978 tarihinde İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği’ne Türkiye’deki “darbe olasılığının” araştırılarak bir rapor hazırlanması talimatını verdi. Beklenen raporun askeri ayağı Türkiye’de görev yapan bir İngiliz general tarafından hazırlandı.

Akın ‘gevşek’ darbe yapamaz

Türkiye’de görev yapan İngiliz General Bishop’tan (Mesaj gizli olduğu için sadece soyadı kullanılıyor) Kraliyet Hava Kuvvetleri Filo Komutanı Binbaşı Shepherd’a İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na iletilmesi istemiyle yazılan mesajda İngiliz ordusunun Türkiye’de olası bir darbeyle ilgili şu izlenimler aktarıldı:

Türkiye’de Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Vecihi Akın liderliğinde bir darbe söylentisi dolaşıyor. Ben kendisiyle görüştüm ama bu tür bir izlenim alamadım. Orgeneral Vecihi Akın 62 yaşında ve darbe lideri olamayacak kadar gevşek biri. Ancak muhafazakâr görüşlerine sıkı sıkıya bağlı. Yemekte General Fraser’e Türkiye’nin Osmanlı prensiplerine geri dönmesi gerektiğini düşündüğünü ima eden muğlak bazı görüşler ima etti. Darbe olursa yönetim kadrosunda iyi bir figür olarak yer alabilir.

“Harbiyeliler rahatsız!”

Bu olaydan birkaç gün sonra Elçilikte verilen davette Deniz Harp Okulu’nda eğitim görevlisi olduğunu öğrendiğim biri yanıma gelip, “Harbiyeliler rahatsız” dedi. Genç Harp Okulu öğrencilerinin siyasetçilerin iç ve dış meseleleri çözmekte yetersiz kaldıklarını düşündüğünü söyledi. Evren’in Ecevit’in adamı olduğunu ve TSK’ya liderlik etmekte yetersiz kaldığını söyledi. Yine de ordunun Ecevit’in yerini almak isteyeceğini düşünmüyorum.

Amerikan ambargosu (Kıbrıs operasyonu nedeniyle Amerika’nın Türkiye’ye uyguladığı ambargo) mümkün olduğu kadar çabuk kalkar ve askeri teçhizatta gözle görülür bir düzelme olursa askerin morali düzelecek ve hükümet karşıtı görüşler azalacak. İhtiyaçları büyük ve çok pahalı. Ancak bol miktarda yedek parça sağlanırsa askerler en azından elindeki modası geçmiş silahların kullanılabileceğini hissedecek. Ambargo nedeniyle dondurulan parçalar ellerine ulaşmaya başladığı için kısa sürede olumlu rapor gönderebileceğimi umut etmekteyim.

Subay listesi gönderildi

Bu rapora ek olarak size Türk Silahlı Kuvvetleri’nin emir-komuta zinciri listesini, subayların görevleri ve bağlı oldukları bölgelerle ilgili detaylı bilgi gönderiyorum. Bazı son değişiklikler konusunda açık bir şekilde ulaşabileceğimiz bilgi mevcut olmadığı için raporumda yer almıyor. Bu konuda bilgi temin eder etmez size göndereceğim.

İNGİLİZLERİ KORKUTAN OLAY

9 Ekim’de TİP’li gençlerin katledilmesi olayı İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nı harekete geçirdi.

12 EYLÜL’ÜN AYAK SESLERİ...

İNGİLİZ Devlet Arşivleri 1838 yılında kuruldu. Arşivler Britanya’nın bilinen 1000 yıllık tarihiyle ilgili belgeleri içeriyor. Adalet Bakanlığı’na bağlı olan Arşiv devletin çeşitli kurumlarına ilişkin yaklaşık 11 milyon resmi belgeyi muhafaza ediyor. Her yıl 30 yılını doldurduktan sonra gizliliği kaldırılan belgelerle genişliyor. Magna Karta’dan, ilk haritalara, tarihe damgasını vuran savaşlara varıncaya kadar sonsuz bir tarihi zenginlik barındırıyor. Halen 270 milyon belgeye elektronik olarak dünyanın dört bir yanından ulaşmak mümkün. Bu yıl gizliliği kaldırılan Dışişleri 1979 yılı Türkiye Masası arşivlerinde Türkiye’nin “darbenin ayak sesi yılları” olarak bilinen dönemine ait yaklaşık 2 bine yakın belge var.

Araştırma sırasında sokak cinayetleriyle ilgili gözlem ve yorumu içeren 14 Mart raporu dikkatimi çekti. Yılın ilk yarısında öldürülenlerin sayısının 205 ulaştığını belirterek “Bu cinayetler ya kişisel husumetten ya da siyasi nedenlerle işleniyor. Rahatsızlık yaratan şey gazetelerde sansasyonel ve kanlı fotoğraflar yayınlanmadığı sürece halk artık olayları Türk siyasi hayatının kaçınılmaz bir parçası olarak görmesi....” diyor.

Bu yorumlar bana bir İngiliz gazeteci arkadaşımın Türkiye’den döndükten sonra söylediklerini hatırlattı. “Sizin dizileri izledim. Hepsinde siyah arabalı, siyah takım elbiseli, açık yaka beyaz gömlekli, tabancalı adamlar sürekli birilerini vuruyor. Çoluk çocuk herkes gece yarılarına kadar TV başında heyecanla bu cinayetleri izliyor. Sanal yaşantı sanki gerçek yaşamınızın bir parçası olmuş. İnsanlar dizi karakterlerini öylesine benimsemiş ki gerçek hayattaki normal insanlar çoğu kişiye sanal gelmeye başlamış.”

İngiliz arşivlerinde Türkiye’nin darbeye doğru koşar adımlarla nasıl gittiğini anlatan gizli belgeler 28 Şubat 1980’e gelmeden sona eriyor. Aynen TV dizileri gibi olayın en heyecanlı yerinde kesiliyor. Bizim dizilerden farklı olarak gelecek hafta değil 1 yıl sonra 30 yılı dolduran devlet arşivleri üzerindeki yayın yasağı kalktığı zaman devam edecek. Yani 2010 yılına kadar malesef bunlarla yetinmek zorundayız...

Önemli not: 2 bine yakın dokümanı tek başıma incelememe imkan yoktu. Bu süreçte bana Uğur Koçbaş yönetimindeki Vatan Dış Haberler Servisi yardımcı oldu.

Katkıda bulunanlar: Uğur Koçbaş, Eren Çelik, İsmail Şahin, Özer Özbayraktar, Damla Tanla ve Yiğit Kaytmaz.

Evren için“Ecevit’in adamı” diyorlardı

İNGİLİZ arşivlerindeki belgeleri incelerken dikkatimizi çeken en önemli detay hemen hemen kaleme alınan tüm raporda ve mesajda Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren’in, Bülent Ecevit’in “adamı” olarak nitelendirilmesi oldu. Kenan Evren için yazılan tüm yorumlarda Başbakan Ecevit’in politikalarına uygun bir strateji izlediği, iki liderin arasında su sızmadığı, hatta ordu içinde de bu durumun rahatsızlık yarattığı vurgusu yapılıyor. İngilizler’e yapılan “Harbiyeliler rahatsız” uyarısının arkasında da bunun yattığı belirtiliyor.

Akın 1983’te vekil seçilip parlamentoya girmişti

VECİHİ Akın, Aydın 1916 doğumlu. Kara Harp Okulu’ndan sonra Kara Harp Akademisini bitiren Vecihi Akın, 15 Ağustos 1975 - 16 Ağustos 1976 tarihleri arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinde bulundu. Akın, Genelkurmay İkinci Başkanlığı, İkinci Ordu Komutanlığı ve NATO Güneydoğu Avrupa Kara Kuvvetleri Komutanlığı da yaptı. Akın’ın ismi İzmir’de bir kışlaya verildi. Akın, emekli olduktan sonra, 1983’te Turgut Özal’ın karşısında seçimlere giren ve büyük hayal kırıklığı yaşayan Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin kurucu üyeleri arasında yer aldı. 6 Kasım seçimlerinde yine aynı partinin Konya milletvekili seçilerek parlamentoya girdi. MDP, 12 Eylül darbesinden sonra emekli orgeneral Turgut Sunalp ve 40 arkadaşı tarafından kurulmuştu. Akın, Sunalp’le hareket eden isimlerden birisiydi.

3 İHTİMALLİ DARBE

İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na sunulmak üzere 1978 sonunda hazırlanan Türkiye’de darbe olasılıkları raporunda Türk ordusunun emir-komuta zincirine bağlı olduğu belirtilerek “Darbe olursa tepeden olur” sonucuna varıldı. Ancak Ecevit’in güçlü olduğu vurgulandı

“Demirel güç kazanırsa Türk ordusu emir komuta zincirinde darbe yapabilir”

6 AralIk 1978 tarihinde Ankara’daki İngiliz Büyükelçiliği, Dışişleri Bakanlığı’nın talimatı üzerine Türkiye’de darbe olasılıklarını konu alan ve 3 farklı senaryoyu değerlendiren bir rapor hazırladı.

Ordudaki düşük rütbeli subaylar tarafından gelecek bir askeri darbe: Tahminimizce Türkeş ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) yanlısı sağcı bir grup tarafından gerçekleştirilebilir. Türk ordusunda emir komuta zinciri sağlam olduğu için düşük ihtimalli. Düşük rütbeli subaylar üslerinin haberi olmadan darbe yapma planlarını gerçekleştiremezler. Türkiye’nin şu anki koşullarında bu tür bir darbe oldukça düşük bir ihtimal olarak görülüyor.

Tepeden gerçekleşecek, emir-komuta zinciri dahilinde bir darbe: Darbe olursa bu şekilde olabilir. Ancak bunun hayata geçmesi Ecevit ya da sonraki Başbakan’ın bütün gücünü kaybetmesiyle mümkün olabilir. Başbakanın ülke güvenliğini ve ekonomik dengeyi kaybetmesi, Ecevit’in güç kaybedip Adalet Partisi lideri Süleyman Demirel’in tekrar güç kazanması durumunda gerçekleşmesi olası darbeyi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tepedeki generalleri tarafından ve emir komuta zincirinde gerçekleşecektirecek. Başbakan Bülent Ecevit yönetimi şu an sağlam ve güçlü görünüyor, ordu da yönetimi şu an ele almaya hevesli değil, o yüzden böyle bir ihtimal düşük.

Amerikan elçisi de ülkede şu aralar askeri darbe girişimi olacağını tahmin etmiyor

Ordudaki sol tandanslı subaylar tarafından gerçekleştirilecek bir darbe: Elbette bu darbelere alternatif sol kanatın başlatabileceği bir darbe ihtimaller dahilinde. Fakat böyle bir darbenin Türkiye’de gerçekleşme olasılığı çok düşük.

TSK 1960’larda ve 70’lerin başlarında edindiği tecrübelerde askeri kesimin ülkeyi yönetip idare etmenin ne kadar zor olduğunu anladı. Şöyle söylemek gerekirse Türk halkı, kendi liderine geleneksel olarak bağlı ve modern toplumların politik ve teknokratik destekler olmadan yaşayamayacağının farkında olan bir silahlı orduya sahip olduğu için çok şanslı.

Özetlemek gerekirse darbe olasılığı düşük gözüküyor. Fakat sonuç itibarıyla iç güvenlikte bir sorun yaşanma olasılığı yok ve Ecevit Bey dış ilişkilerde elde ettiği başarının bir benzerini ekonomi alanında da sağlayabilirse askerle mücadeleye girmez.

Beklenmeyen şeyler olabilir

Bu mektubu gören büyükelçi “küreye bakmak asla kolay değildir ve beklenmeyenler gerçekleşebilir” dedi. Büyükelçi ve onun Avrupa Ekonomi Topluluğu’ndaki iş arkadaşları Bülent Ecevit’in yakın gelecekte gücünü koruyacağını düşünüyor. Amerikalılar da bu görüşü paylaşıyor. Kendisiyle temasta olduğumuz Ankara’daki Amerikan Büyükelçisi de ülkede şu aralar askeri bir darbe girişimi olacağını düşünmüyor.

YARIN:

* İngiltere Adalet Partisi’nin başına Demirel yerine kimin geçmesini istiyordu?

* İngiliz elçiliği kim için “Yeniden iktidara gelirse Türkiye faşizme gider” dedi?

* Maraş olayları sonrası İran elçiliğinden gelen mesajda neler yazıyordu?

http://haber.gazetevatan.com/