Güneydoğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güneydoğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2010

Diyarbakır'da Şeyh Said anılacak!


Diyarbakır'da Şeyh Said anılacak!
Bir zamanlar adı bile anılamazken, artık posterleri caddelere asılıyor

Ramazan YAVUZ / DHA

CUMHURİYET'in kuruluşundan sonra Güneydoğu'daki en büyük isyanı başlatan ve yakalandıktan sonra 47 arkadaşı ile birlikte Diyarbakır'da idam edilen, 4- 5 yıl öncesine kadar adının bile anılmasından korkulan Şeyh Said ve arkadaşları için Diyarbakır'da anma etkinliği düzenleniyor.
Yarın başlayacak etkinlik nedeniyle Şeyh Said'in fotoğrafları bulunan dev pankartlar Diyarbakır caddelerine asılıyor, fotoğrafları duvarlara yapıştırılıyor.

Diyarbakır'ın Dicle İlçesi'nde 1925 yılında başlatılan ve kısa sürede bölgenin bir çok yerine sıçrayan isyanın liderliğini yapan ve isyan bastırılıp yakalandıktan sonra 47 arkadaşı ile birlikte Diyarbakır'ın Dağkapı semtinde idam edilen Şeyh Said ve arkadaşları için bir dizi anma etkinliği düzenleniyor. Her yıl sadece kentteki İlami Kürt dernekleri tarafından düzenlenen etkinliklere geçmiş yıllarda pek katılmayan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK), bu yıl destek verme kararı aldı.

Kendilerine Dicle Fırat Diyalog Grubu adını veren bir oluşum tarafından organize edilen anma etkinliklerine BDP ile DTK'nin yanı sıra, Kürtçe yayınlanan Nubihar dergisi, Çıra Kültür Merkezi ile Din Alimleri Yardımlışma ve Dayanışma Derneği (Diay-Der) de destek veriyor.

OLUMLU KARŞILANDI

Birkaç yıl öncesine kadar insanların adını bile ağzına almaktan çekindiği Şeyh Said ve arkadaşlarının anma töreni için hazırlanan pankartlar artık rahatlıkla caddelere asılarak insanlar etkinliklere davet ediliyor. Üzerinde Şeyh Said'in fotoğrafı bulunan, `Şeyh Said efendi ve 47 arkadaşının idamının 85'inci yıl dönümünde düzenleyeceğimiz panel ve mevlide tüm halkımız davetlidir' yazılı pankartları ilk kez gören vatandaşlar, "Daha önce değil fotoğraflarının asılması, adını bile kimse korkudan telafüz edemiyordu. Şimdi ise caddelere, sokakları afişleri asılıyor. Bu gelişmeler çok iyi. Yasaklar kalktığı sürece bölgeye barış gelir" dedi.

Şeyh Said'in pankartlarının yanı sıra aynı duyuruların yer aldığı fotoğraflı afişler, elektrik direkleri ile boş bulunan duvarlara yapıştırıldı.

ASILDIKLARI ALANDA ANILACAKLAR

28 Haziran günü tarihi Ulu Cami önünde Şeyh Said ve arkadaşları için basın açıklamasıyla başlayacak etkinlikler, 29 Haziran saat 14.00'te Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Cegerxwin Kültür Merkezi'nde düzenlenecek panelden sonra Şeyh Said ve arkadaşlarının 1925 yılında asıldığı Dağkapı meydanında basın açıklaması yapılarak, mevlit okunmasıyla sona erecek.

Etkinliklere BDP ile DTK'den yetkililerin yanı sıra Şeyh Said'in torunları Abdillulah Fırat, Diyadin Fırat, Bedri Fırat, Samed Bilgin, Felat Özsoy ile Tahsin Sever de katılıyor.


http://www9.gazetevatan.com

6 Aralık 2009

'Bu ülkede asimilasyon , Irkçılık diz boyu oldu'

'Bu ülkede asimilasyon , Irkçılık diz boyu oldu'
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Kafkas Dernekleri Federasyonu 4. Olağan Kurulu'nda konuştu

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Devletin iyi bir orkestra şefi olarak, farklı sesleri armoniye dönüştürmek zorunda olduğunu ifade ederek, “Bu ülkede ırkçılık olmadı mı? Bu ülkede asimilasyon olmadı mı, tanımamazlık inkar olmadı mı? İtiraf edeyim ki diz boyu oldu” dedi.

KAFKAS Dernekleri Federasyonu 4. Olağan Kurulu Tes-İş Sendikası Konferans Salonu’nda yapıldı. Kurula, federasyon üyelerinin yanısıra AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkan Yardımcıları Onur Öymen ile Yılmaz Ateş, Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener ve DP Genel Başkanı Dursun Akdemir de katıldı.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, burada yaptığı konuşmada, salonda bulunan “Demokratik Açılıma Evet, Toplumsal Çatışmaya Hayır; Geçmişle Yüzleşmeye Evet, Geçmişle Kavgaya Hayır; Biz Bu Topraklar İçin Ölürken Türkçe Bilmiyorduk, Şimdi Anadilimizi Bilmiyoruz..” şeklindeki sloganlara yürekten katıldığını söyleyerek, Mevlana’nın da “aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşırlar” sözünü hatırlattı. Bir vatan uğruna, ortak bir ideal uğruna aynı dili konuşmanın gerekmediğini ifade eden Çelik, “Farklı dillerin birer zenginlik olduğunu, insanların kendi anadilleriyle konuşmalarının önünde hiçbir engel olmaması gerektiğini de kesinlikle tasdik ediyoruz” diye konuştu. Geçmişe takılı kalmamak gerektiğinin altını çizen Çelik, “Bir araba kullanan insan dikiz aynasına zaman zaman bakar ama önünüzde büyük bir ön cam vardır ona bakarak araba sürersiniz, sürekli diki aynasına bakarak araba kullanamazsınız” dedi. Özellikle Kafkas milletlerinin tarih boyunca çektiği çileler çektiğini, 19. asrın Kafkaslar için adeta bir “kırlangıç fırtınası” olduğunu belirten Çelik, Türkiye’de 1 milyon civarında olan Kafkas kökenli vatandaşların, kendi kültürlerini muhafaza etmeleri, ana dillerini öğrenmeleri, kendilerinden sonraki nesillere aktarmalarının önünde en ufak bir engel olmaması gerektiğini belirtti.

-“ORTADA BİR HASTALIK VAR”-

Demokratik açılım sürecine değinen Çelik, sürecin farklı isimlendirilmesiyle ilgili eleştirilere de yanıt verdi. Çelik ,“Milli birlik ve kardeşlik projesi deniyor, demokratik açılım süreci, Kürt açılımı deniyor. Biz bu işe başlarken, tepeden tırnağa ifade ediyorum ki, bu tek başına bir Kürt açılımı olarak başlamamıştır. Milli birlik ve beraberlik, bu demokratik sürecin amacıdır, ulaşması gereken hedeftir. Ama bu projenin adı demokratik açılım sürecidir. Biz ‘paket’ lafını da doğru bulmuyoruz. Ortada bir hastalık var. Özellikle Doğu ve Güneydoğu meselesinden bahsediyorsanız bir rahatsızlık var. Bir çeyrek asırdır, bu ülkede kan akıyor. Ciddi manada bir terör problemi var. Bu tespit edilmiştir ve bunun gerçek sebepleri teşhis edilmiştir. Tedavi nerede? Bugüne kadar tedavi adı altında mesele tamamen güvenlik güçlerine havale edilmiş ama güvenlik güçlerinin başındaki insanlar da şunu söylemiştir; tek başına güvenlik güçlerinin terör meselesinin üstesinden gelmesinin mümkün değildir. O zaman birçok cepheden terör ve terörizmle mücadele edilmelidir” dedi.

-“BU ÜLKEDE DİZ BOYU IRÇILIK, ASİMİLASYON, İNKAR OLDU”-

Farklılıkların kavga değil, zenginlik nedeni olduğunu vurgulayan Çelik, demokratik açılımı da orkestraya benzetti. Devletin iyi bir orkestra şefi olarak, farklı sesleri bir armoniye dönüştürmek zorunda olduğunu ifade eden Çelik, “Bu ülkede ırkçılık olmadı mı? Bu ülkede asimilasyon olmadı mı, tanımamazlık inkar olmadı mı? İtiraf edeyim ki diz boyu oldu” dedi. Türk yazar Hüseyin Nihal Atsız’ın oğlu Yağmur Atsız’a yazdığı vasiyetnameyi okuyan Çelik, mektubu “hasta ruhun psikolojisine” benzetti. Yağmur Atsız’ın babasının “düşmanlığı” aşılayan vasiyetnamesini dinlememesiyle iyi bir evlat olduğunu söyleyen Çelik, “Bu memlekette maalesef ırkçılık tohumları atılmıştır. Herkesin kendini bundan kurtarması gerekiyor. Milletle-ırk Türkiye’de her zaman birbiriyle karıştırılmıştır. Türkiye’de bir millet vardır fakat çok sayıda ırk vardır. Millet ortak bir tarihi bir geçmişi, ortak bir vatanı olan insanların gönüllü birlikteliğinin adıdır. Irk eşittir kimlik değildir, ırk eşittir kimlik derseniz vahim bir hata yapmış olursunuz” diye konuştu.

-“BİZ, PKK VE DTP’Yİ DEĞİL, TÜM HALKI MEMNUN ETMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”-

Konuşmasında muhalefete de seslenen Çelik, demokratik açılımın PKK ve DTP’yi memnun etmek için yapıldığı yönündeki eleştirileri “iftira ve yalan” olarak değerlendirdi. Çelik, “Üniter Türkiye Cumhuriyeti Devleti tartışması konusu değildir, vatanımız, bayrağımız, İstiklal Marşı’mız tartışma konusu değildir ve asla da yapmayacağız. Bunu kesinlikle bir iftira ve bir yalan olarak değerlendiriyorum; PKK’yı, DTP’yı, PKK’nın sempatizanlarını memnun etmek için sanki sürdürülen bir süreçmiş gibi anlatılıyor. Bunu kesin bir dille reddediyorum. Biz PKK, DTP memnun etmek için değil tüm halkımızı memnun etmek için çalışıyoruz. Bu muhatabı kimdir diye sorulduğu zaman, 72 milyon milletimizdir. Bölünmenin panzehiri demokratikleşmedir. Zannedildiği gibi demokratikleşme bizi bölünmeye götürmez” dedi.

-“SIKILMIŞ YUMRUKLA EL SIKIŞAMAZSINIZ”-

Çelik, terörün en fazla kan döktüğü 1990'lardaki siyasi iradenin çözüm üretme iradesi göstermediğini belirterek, "Çünkü o gün böyle bir siyasi irade yoktu. Türkiye yamalı bohça gibi koalisyonlarla idare ediliyordu. Bu irade bugün var. Eksiklikler, aksaklıklar, hatalar olabilir. 'Hiçbir konuda en ufak, iğnenin ucu kadar hatamız yok' gibi bir iddianın içerisinde değiliz. Bizim yanlışlarımızı bize gösterenler, sırtımızdaki akrebi göstermiş olur. Yapıcı tenkit budur. Candemir'in eleştirilerini yapıcı eleştiriler olarak değerlendiriyorum" dedi.

Çelik, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı işaret ederek, “sıkılmış yumrukla el sıkışamazsınız. Bu süreçte neler yapıldığını, kimlere ne davetlerde bulunulduğunu vicdan izan sahibi olanlar izlemiştir” diye konuştu.

-“YENİ OSMANLICILIĞIN PEŞİNDE DE DEĞİLİZ”-

Türkiye güçlü olursa Kafkasların, Orta Doğu’nun da rahat edeceğini belirten Çelik, kendilerinin “Yeni Osmanlıcılık” peşinde olmadıkları söyledi. Çelik, Biz Suriye de, Irak da, Libya da değiliz. Bugün, tarihimizin bize yüklediği sorumluluğun bilinciyle hareket eden bir Türkiye var” dedi. Aklımızı duygularımızın önüne çıkarmak zorundayız” diyen Çelik, Enver Paşa’nın ve ittihatçıların önemli bir kısmının da “vatan haini” oldukları görüşüne asla inanmadığını ifade etti. Çelik, “Enver Paşa aksine bir vatanperverdi. Ancak kendi duygularını aklının önüne geçirdiği için koca bir Osmanlı Devleti çatır çatır göçmüştür. Duygularımızla, saplantılarımız ve peşin hükümlerimizle hareket edersek, yarınlar bizim için çok daha karanlık olabilir” diye konuştu.

-ÖYMEN: ÇERKEZLER DE ACI ÇEKTİ AMA TALEPLERİNİ SİLAHLA DAYATMADI-

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen ise konuşmasında nüfusu 4 milyonu aşan Çerkezlerin, başta Abhazya’ya hava yolu ile ulaşım olmak üzere somut sorunlarına değindi. Çerkezlerin, Türkiye’de çağdaşlığın sembolü olduğunu ifade eden Öymen, geçmişte Çerkezlerin çok büyük ızdıraplar çektiklerini ancak tarihte yaşanana acı olayların esiri olmayıp, taleplerini hiçbir zaman silah yoluyla devlete dayatmadıklarını vurguladı. Öymen, “Çerkezler, o acı olayları içlerine atmayı bilmişlerdir. Yaşanan olaylara rağmen, cumhuriyetimize bütün güçleri ile destek olmaktan bir adım geri durmamışlardır. Kin ve nefret duyguları beslememişler, hiçbir koşulda şiddete başvurmamışlardır” diye konuştu. Öymen, hükümetin bir an önce, Trabzon, Sohum arasında uçak seferi, çifte vatandaşlık, diploma denkliği gibi sorunları gidermesi gerektiğini kaydetti.

-KONUŞMALAR UZADI, GÖREVLİ BAYGINLIK GEÇİRDİ-

Öymen’in ardından kürsüye Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener geldi. Ancak Şener’in konuşması sırasında, geleneksel Kafkas kıyafetlerini giymiş genç bir görevli, baygınlık geçirdi. Yaşanan kısa süreli paniğin ardından, Şener gencin bayılmasından, konuşmasının yaklaşık 45 dakika sürmesi nedeniyle Çelik’i sorumlu tuttu. Şener’in bu esprisi salonda gülüşmelere neden oldu. Öte yandan, dışarı çıkarılan görevlinin de durumunun iyi olduğu öğrenildi.


http://haber.gazetevatan.com/