Kürt açılımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kürt açılımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2010

26 yılda 42 bin insan öldü


26 yılda 42 bin insan öldü

http://www.pasiad.org/resimler/teror.gif

T24 - Türkiye, PKK’nın ilk eyleme başladığı 1984’ten 22 Haziran 2010’daki Halkalı saldırısına kadar 6 bin 653 şehit verdi. ‘Demokratik açılım’ın başlangıcı olan Mart 2009’dan bu yana ise 134...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Mart 2009’da İran’a giderken “Kürt sorununda güzel şeyler olacak” diyerek ilk sinyalini verdiği “demokratik açılım”ın başlangıcından bu yana terörle mücadelede verilen şehit sayısı 134’e ulaşırken, Türkiye bölücü teröre 26 yıl içinde toplam 6 bin 653 şehit verdi. Bu dönem içinde 5 bin 687 vatandaş da hayatını kaybetti.

24.06.2010
********************************

Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, PKK’nın ilk silahlı saldırısını düzenlediği 1984’ten Mart 2009’a kadar asker, polis ve geçici köy korucularından oluşan toplam 6 bin 520 kamu görevlisi şehit oldu. Milliyet'ten Nedim Şener'in haberine göre, Mart 2009’dan bu yana da 134 kişi daha şehit verildi. Böylece 1984 ile 22 Haziran 2010 günü Halkalı’da gerçekleştirilen bombalı saldırı dahil tüm şehitlerin sayısı 6 bin 654 oldu.

41.828 cana mal oldu

PKK’nın ilk eylemine başladığı 1984 ile Mart 2009 arasında toplam 29 bin 639 terörist ölü, 4 bin 937 terörist de yaralı ele geçirildi.

PKK terörü, şehit, hayatını kaybeden vatandaş ve ölü ele geçirilen terörist olarak toplam 41 bin 828 insanın hayatına mal oldu. 26 yıl boyunca toplam 21 bin 615 kişi de yaralandı. Böylece PKK ile mücadele sırasında 63 bin 443 kişi ölü veya yaralı olarak doğrudan zarar gördü.

2009 yılı Mart ayınden beri gerçekleştirilen saldırılarda verilen şehitler ve ölü ele geçirilen teröristler de dahil edildiğinde bu rakam 63 bin 500’ü geçmiş durumda. PKK terörü binlerce ailenin acılar içinde yaşamasına sebep olurken, bazı analistlere göre ekonomik maliyeti 300 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.







94 krizinde şehit sayısı yüksek, 2001 krizinde düşük

Kürt açılımı politikası nedeniyle saldırılarına ara veren terör örgütü PKK’nın eylemlerine hız vermesi ve son iki ayda 50’nin üzerinde şehit verilmesi üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’de ne zaman iyi birşeyler oluyor, ekonomik atılımlar yapılıyor, Türkiye ne zaman bölgesinde güçleniyor o zaman teaşeron örgüt devreye sokuluyor.” yorumunu yaptı. Terör eylemleri istatistikleriyle Türkiye ekonomisinin büyüme rakamları karşılaştırıldığında, Başbakanı doğrulayan bir sonuç ortaya çıkmıyor. Türkiye, terör eylemlerinin en fazla olduğu ve en çok şehit verildiği 1990’lı yıllarda ekonomi krize girmişti. Ekonominin en istikrarsız olduğu ve kriz yaşandığı 1994 yılında terör şehitlerinin sayısı 1145 olmuştu.

Yine kriz yılı 2001’de şehit sayısı 20’ye kadar düşmüştü. Buna karşılık ekonominin yüzde 8.4 büyüme gösterdiği 2004 yılında şehit sayısı 105 olarak gerçekleşti. Terör uzmanı Ercan Çitlioğlu, terörün kendi mantığı ve stratejisi olduğunu, her zaman ekonomik gelişmelerle bağlantılı olmadığını söyledi.










Kaynak: http://www.t24.com.tr/

16 Aralık 2009

KALAŞNİKOFLU TAHRİK "MUŞ"

KALAŞNİKOFLU TAHRİK
14:33 16 Aralık 2009

Sokaklarda DTP’liler partilerinin kapatılmasını protesto ederken, ‘hassas vatandaşlar’ da durumdan yeni vazifeler çıkarıyor. Muş’taki dünkü bilanço çok ağır: 2 ölü, 8 yaralı

GÜN GEÇMİYOR Kİ YENİ BİR SALDIRI

İstanbul’da 3 kişinin silah çekmesinin ardından, yeni bir vahşet Muş’un Bulanık ilçesinde yaşandı. DTP’nin kapatılmasını protesto için yürüyüş yapanlara esnaf olduğu öğrenilen T.B., kalaşnikofla ateş etti; 2 yurttaş yaşamını yitirdi, 8 kişi yaralandı. Kalabalığa kalaşnikofla saldıran T.B'nin dükkanının ateşe verildiği de edinilen bilgiler arasında. Manifaturacı T.B'nin kullandığı silahın korucular ve bölgedeki aşiretler tarafından yaygın biçimde kullanıldığı biliniyor.

SİYASİLERİN VEBALİ BÜYÜK

Kürt Açılımı sürecinde ve DTP’nin kapatılmasından sonra, özellikle muhalefetin açıklamaları, ortamı gerdi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Ankara’daki mitingde, “Millet terörü ezmek istiyor. Bu mesajı iyi oku” şeklinde konuşmuştu. Başbakan Erdoğan ise, Dolapdere’de göstericilere silah çekilmesiyle ilgili “Lokal olayları, abartarak yayınlamak bana göre çok ciddi bir yanlış. Bazı tahrikler nedeniyle olan bu olayların, bu kadar abartılı bir şekilde verilmesi doğru değil” demişti. »8’DE

Muş'ta DTP'nin kapatılmasını protesto etmek için yapılan gösteride bir esnafın kalaşnikoflu saldırısında 2 kişi yaşamını yitirdi. Başbakan Erdoğan Dolapdere'de silah çekilmesiyle ilgili "Lokal olay, abartmayın" demişti
Muş'un merkezinde DTP'nin kapatılmasını protesto etmek için yürüyüş yapan gruba esnaf olduğu öğrenilen bir kişinin kalaşnikofla ateş etmesi sonucu 2 yurttaş yaşamını yitirdi 8 kişi yaralandı.
Dün öğlen saatlerinde Bulanık’ın Aslanpaşa Caddesi'nde bulunan DTP binası önünde bir araya gelen binlerce kişi DTP'nin kapatılmasını protesto etti. Protesto için toplanan kalabalık yürüyüşe geçti. İlçede bir çok dükkanın kepenklerinin kapalı olduğu gözlenirken, Şehit Üsteğmen Suat İsakoğlu Caddesi'nde göstericilere esnaf olduğu bildirilen T.B'isimli kişinin kalaşnikofla ateş açması sonucu on kişi yaralandı. Bazı görgü tanıkları T.B'nin kepenklerinin kapalı olduğunu ve doğrudan dükkanından çıkarak ateş açtığını belirtirtti. Öte yandan T.B ile göstericiler arasında kepenk kapatma gerginliği yaşandığı ve çıkan kavganın büyümesi üzerine T.B'nin ateş açtığı da öne sürüldü.
Saldırı sonucu yaralanan Kemal Kayacan ile Nejmi Oral kaldırıldıkları Bulanık Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Yaralanan diğer yurttaşlar ise tedavi altına alındı.

KAN DAVASINA DÖNÜŞEBİLİR?
Bölgenin özellikleri dikkate alındığında Muş'ta yaşanan ve iki kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan bu saldırı olayının kan davasına dönüşme ihtimalinin olduğu belirtiliyor. Kalabalığa kalaşnikofla saldıran T.B'nin dükkanının ateşe verildiği de edinilen bilgiler arasında. Ayrıca kalabalık AKP İl Binası'nı da taşladı.
KORUCU OLABİLİR
Kalabalığın üzerine ateş açan manifaturacı T.B'nin kullandığı silahın (kalaşnikof) korucular ve bölgedeki aşiretler tarafından yaygın biçimde kullanıldığı biliniyor.

KIŞKIRTMALAR- RAHATLATMALAR
Dün Muş'ta yaşanan saldırıdan önce muhalefet liderleri toplumsal çatışmaları körükleyecek açıklamalarda bulunmuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Ankara'da yaptığı mitingde "Millet terörü ezmek istiyor. Bu mesajı iyi oku" şeklinde konuşmuştu.
Öte yandan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise Dolapdere'de göstericilere silah çekilmesiyle ilgili "Lokal olayları, abartarak yayınlamak bana göre çok ciddi bir yanlış. Medyaya bu noktada yine çok önemli görev düşüyor. Bazı tahrikler sebebiyle olan bu olayların, bu kadar abartılı bir şekilde verilmesi doğru değil" demişti. Ayrıca Dolapdere'de kalabalığa silah çeken kişilerin serbest bırakılmıştı.

Bölgeden sağduyu çağrısı
ŞIrnak Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı (ŞESOB) Ali Ayan, gazetecilere yaptığı açıklamada, DTP’nin kapatılmasının bölgede açılımla beraber oluşan havayı tersine çevirdiğini söyledi. Ayan şunları kaydetti:
"Demokratik ülkelerde partileri ancak halkın kapatması gerektiği düşüncesindeyim. DTP'nin kapatılmasının, bölge insanı olarak, açılıma zarar vereceğini düşünüyoruz. Şiddet olaylarının tırmanmasından endişe ediyoruz. CHP ve MHP'nin bu süreçte rant sağlama hevesinden vazgeçmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu tür konuların ülkemize zarar getireceğini düşünüyoruz. Herkes daha duyarlı olmak zorundadır. Yöre insanı olarak tekrar 1992'ye dönüp, bölgenin şiddet ve kanla anılmasını istemiyoruz. Bizler üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız."

Şendiller’i çağıran zihniyet sorgulanmalı
Alevi Çalıştayı’na çağrılan Maraş Katliamı sanığı Ökkeş Şendiler tepkilerin ardından geri adım attı, çalıştaya katılmayacağını açıkladı.
Alevi Çalıştayı’na Maraş Katliamı sanığı Ökkeş Şendiller’in çağrılması tepkilere neden olmuştu. Alevi Örgütleri, Şendillerin katılmasını protesto edeceklerini açıklamış, çalıştaya katılması için davet gönderilen isimlerden Arif Sağ, Fikri Sağlar ve Kamer Genç, Şendiller’in olduğu toplantıya katılmayacaklarını açıklamıştı.Şendiller tepkilerin ardından geri adım attı. Çalıştay’a katılmayacağını açıklayan Şendiler bu kararı “kurulan planın figüranı olmamak için” aldığını ileri sürdü. Şendiller, bakanlığın daveti geri çekmesi gibi bir durumun da söz konusu olmadığını vurguladı.

SAĞLAR VE SAĞ ÇALIŞTAYA KATILACAK
Maraş Katliamı sanığı Şendiller’in katılmayacağını açıklamasının ardından, gözler Çalıştay’a katılmayacağını açıklayan isimlere çevrildi. Fikri Sağlar, Bakanlıktan açıklama geldiği takdirde Çalıştay'a katılacağını açıkladı. Sağlar, konuyla ilgili şunları söyledi: “Önemli olan Bakanlığın gelmeyeceği yönünde açıklamasıdır. Bakanlık çağırdı ve Bakanlık gelmeyeceğini açıklamalıdır.
“Şendiller’in geleceğini kendisinden duymadım. Bakanlık bu yönde bir açıklama yaparsa Çalıştay’a katılıp katkıda bulunmak isterim.”
Daha önce katılmayacağını açıklayan Arif Sağ'ın da yaşanan bu gelişmeden sonra Çalıştay'a katılacağı bildirildi.
GÜMÜŞ: TEPKİLER ETKİLİ OLDU
Alevi örgütleri de Şendillerin katılması durumunda, çalıştayın yapılacağı otelin önünde eylem yapacaklarını duyurmuştu. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Genel Başkanı Fevzi Gümüş şunları söyledi: “Davet edilmesi Alevilere yapılmış çok büyük saygısızlıktı. Kamuoyunda oluşan tepki belli ki etkili olmuş.Çok kararlı bir şekilde katılması durumunda protesto edecektik. Tepkiler karşısında durumdan vazife çıkarmış görünüyor.”

'AÇILIMIN BİTTİĞİNİN GÖSTERGESİ'
Maraş Katliamı sanığı Ökkeş Şendiller’i Çalıştay'a davet eden zihniyetin de sorgulanması gerektiğinin altını çizen Gümüş, Şendiller’in çağrılmasının hükümetin Alevi Açılımı’nın bittiğinin göstergesi olduğunun altını çizdi. PSAKD Genel Başkanı Gümüş şu açıklamada bulundu:
“Baştan beri izlenen üslup çalıştayları tartışmalı hale getirdi. Maraş Katliamı’nın yıldönümünün yaklaştığı şu günlerde, çalıştaya Şendiller’i çağırmak, Alevileri yezidle birlikte aynı masaya oturmaya zorlamak, Alevileri darbecilikle itham eden kişilerin davet edilmesi bir bütün olarak düşünüldüğünde, aslında AKP’nin Alevi Açılımı’nın bittiğini gösteriyor.
Şendiler’i çağırmakla hükümet Alevi Açılımı yapamayacağını kamuoyuna açıklamış oldu”

Gümüş, eylem yapma kararlarını ise yeniden gözden geçireceklerini söyledi.

http://www.birgun.net/

6 Aralık 2009

'Bu ülkede asimilasyon , Irkçılık diz boyu oldu'

'Bu ülkede asimilasyon , Irkçılık diz boyu oldu'
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Kafkas Dernekleri Federasyonu 4. Olağan Kurulu'nda konuştu

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Devletin iyi bir orkestra şefi olarak, farklı sesleri armoniye dönüştürmek zorunda olduğunu ifade ederek, “Bu ülkede ırkçılık olmadı mı? Bu ülkede asimilasyon olmadı mı, tanımamazlık inkar olmadı mı? İtiraf edeyim ki diz boyu oldu” dedi.

KAFKAS Dernekleri Federasyonu 4. Olağan Kurulu Tes-İş Sendikası Konferans Salonu’nda yapıldı. Kurula, federasyon üyelerinin yanısıra AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkan Yardımcıları Onur Öymen ile Yılmaz Ateş, Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener ve DP Genel Başkanı Dursun Akdemir de katıldı.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, burada yaptığı konuşmada, salonda bulunan “Demokratik Açılıma Evet, Toplumsal Çatışmaya Hayır; Geçmişle Yüzleşmeye Evet, Geçmişle Kavgaya Hayır; Biz Bu Topraklar İçin Ölürken Türkçe Bilmiyorduk, Şimdi Anadilimizi Bilmiyoruz..” şeklindeki sloganlara yürekten katıldığını söyleyerek, Mevlana’nın da “aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşırlar” sözünü hatırlattı. Bir vatan uğruna, ortak bir ideal uğruna aynı dili konuşmanın gerekmediğini ifade eden Çelik, “Farklı dillerin birer zenginlik olduğunu, insanların kendi anadilleriyle konuşmalarının önünde hiçbir engel olmaması gerektiğini de kesinlikle tasdik ediyoruz” diye konuştu. Geçmişe takılı kalmamak gerektiğinin altını çizen Çelik, “Bir araba kullanan insan dikiz aynasına zaman zaman bakar ama önünüzde büyük bir ön cam vardır ona bakarak araba sürersiniz, sürekli diki aynasına bakarak araba kullanamazsınız” dedi. Özellikle Kafkas milletlerinin tarih boyunca çektiği çileler çektiğini, 19. asrın Kafkaslar için adeta bir “kırlangıç fırtınası” olduğunu belirten Çelik, Türkiye’de 1 milyon civarında olan Kafkas kökenli vatandaşların, kendi kültürlerini muhafaza etmeleri, ana dillerini öğrenmeleri, kendilerinden sonraki nesillere aktarmalarının önünde en ufak bir engel olmaması gerektiğini belirtti.

-“ORTADA BİR HASTALIK VAR”-

Demokratik açılım sürecine değinen Çelik, sürecin farklı isimlendirilmesiyle ilgili eleştirilere de yanıt verdi. Çelik ,“Milli birlik ve kardeşlik projesi deniyor, demokratik açılım süreci, Kürt açılımı deniyor. Biz bu işe başlarken, tepeden tırnağa ifade ediyorum ki, bu tek başına bir Kürt açılımı olarak başlamamıştır. Milli birlik ve beraberlik, bu demokratik sürecin amacıdır, ulaşması gereken hedeftir. Ama bu projenin adı demokratik açılım sürecidir. Biz ‘paket’ lafını da doğru bulmuyoruz. Ortada bir hastalık var. Özellikle Doğu ve Güneydoğu meselesinden bahsediyorsanız bir rahatsızlık var. Bir çeyrek asırdır, bu ülkede kan akıyor. Ciddi manada bir terör problemi var. Bu tespit edilmiştir ve bunun gerçek sebepleri teşhis edilmiştir. Tedavi nerede? Bugüne kadar tedavi adı altında mesele tamamen güvenlik güçlerine havale edilmiş ama güvenlik güçlerinin başındaki insanlar da şunu söylemiştir; tek başına güvenlik güçlerinin terör meselesinin üstesinden gelmesinin mümkün değildir. O zaman birçok cepheden terör ve terörizmle mücadele edilmelidir” dedi.

-“BU ÜLKEDE DİZ BOYU IRÇILIK, ASİMİLASYON, İNKAR OLDU”-

Farklılıkların kavga değil, zenginlik nedeni olduğunu vurgulayan Çelik, demokratik açılımı da orkestraya benzetti. Devletin iyi bir orkestra şefi olarak, farklı sesleri bir armoniye dönüştürmek zorunda olduğunu ifade eden Çelik, “Bu ülkede ırkçılık olmadı mı? Bu ülkede asimilasyon olmadı mı, tanımamazlık inkar olmadı mı? İtiraf edeyim ki diz boyu oldu” dedi. Türk yazar Hüseyin Nihal Atsız’ın oğlu Yağmur Atsız’a yazdığı vasiyetnameyi okuyan Çelik, mektubu “hasta ruhun psikolojisine” benzetti. Yağmur Atsız’ın babasının “düşmanlığı” aşılayan vasiyetnamesini dinlememesiyle iyi bir evlat olduğunu söyleyen Çelik, “Bu memlekette maalesef ırkçılık tohumları atılmıştır. Herkesin kendini bundan kurtarması gerekiyor. Milletle-ırk Türkiye’de her zaman birbiriyle karıştırılmıştır. Türkiye’de bir millet vardır fakat çok sayıda ırk vardır. Millet ortak bir tarihi bir geçmişi, ortak bir vatanı olan insanların gönüllü birlikteliğinin adıdır. Irk eşittir kimlik değildir, ırk eşittir kimlik derseniz vahim bir hata yapmış olursunuz” diye konuştu.

-“BİZ, PKK VE DTP’Yİ DEĞİL, TÜM HALKI MEMNUN ETMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”-

Konuşmasında muhalefete de seslenen Çelik, demokratik açılımın PKK ve DTP’yi memnun etmek için yapıldığı yönündeki eleştirileri “iftira ve yalan” olarak değerlendirdi. Çelik, “Üniter Türkiye Cumhuriyeti Devleti tartışması konusu değildir, vatanımız, bayrağımız, İstiklal Marşı’mız tartışma konusu değildir ve asla da yapmayacağız. Bunu kesinlikle bir iftira ve bir yalan olarak değerlendiriyorum; PKK’yı, DTP’yı, PKK’nın sempatizanlarını memnun etmek için sanki sürdürülen bir süreçmiş gibi anlatılıyor. Bunu kesin bir dille reddediyorum. Biz PKK, DTP memnun etmek için değil tüm halkımızı memnun etmek için çalışıyoruz. Bu muhatabı kimdir diye sorulduğu zaman, 72 milyon milletimizdir. Bölünmenin panzehiri demokratikleşmedir. Zannedildiği gibi demokratikleşme bizi bölünmeye götürmez” dedi.

-“SIKILMIŞ YUMRUKLA EL SIKIŞAMAZSINIZ”-

Çelik, terörün en fazla kan döktüğü 1990'lardaki siyasi iradenin çözüm üretme iradesi göstermediğini belirterek, "Çünkü o gün böyle bir siyasi irade yoktu. Türkiye yamalı bohça gibi koalisyonlarla idare ediliyordu. Bu irade bugün var. Eksiklikler, aksaklıklar, hatalar olabilir. 'Hiçbir konuda en ufak, iğnenin ucu kadar hatamız yok' gibi bir iddianın içerisinde değiliz. Bizim yanlışlarımızı bize gösterenler, sırtımızdaki akrebi göstermiş olur. Yapıcı tenkit budur. Candemir'in eleştirilerini yapıcı eleştiriler olarak değerlendiriyorum" dedi.

Çelik, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı işaret ederek, “sıkılmış yumrukla el sıkışamazsınız. Bu süreçte neler yapıldığını, kimlere ne davetlerde bulunulduğunu vicdan izan sahibi olanlar izlemiştir” diye konuştu.

-“YENİ OSMANLICILIĞIN PEŞİNDE DE DEĞİLİZ”-

Türkiye güçlü olursa Kafkasların, Orta Doğu’nun da rahat edeceğini belirten Çelik, kendilerinin “Yeni Osmanlıcılık” peşinde olmadıkları söyledi. Çelik, Biz Suriye de, Irak da, Libya da değiliz. Bugün, tarihimizin bize yüklediği sorumluluğun bilinciyle hareket eden bir Türkiye var” dedi. Aklımızı duygularımızın önüne çıkarmak zorundayız” diyen Çelik, Enver Paşa’nın ve ittihatçıların önemli bir kısmının da “vatan haini” oldukları görüşüne asla inanmadığını ifade etti. Çelik, “Enver Paşa aksine bir vatanperverdi. Ancak kendi duygularını aklının önüne geçirdiği için koca bir Osmanlı Devleti çatır çatır göçmüştür. Duygularımızla, saplantılarımız ve peşin hükümlerimizle hareket edersek, yarınlar bizim için çok daha karanlık olabilir” diye konuştu.

-ÖYMEN: ÇERKEZLER DE ACI ÇEKTİ AMA TALEPLERİNİ SİLAHLA DAYATMADI-

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen ise konuşmasında nüfusu 4 milyonu aşan Çerkezlerin, başta Abhazya’ya hava yolu ile ulaşım olmak üzere somut sorunlarına değindi. Çerkezlerin, Türkiye’de çağdaşlığın sembolü olduğunu ifade eden Öymen, geçmişte Çerkezlerin çok büyük ızdıraplar çektiklerini ancak tarihte yaşanana acı olayların esiri olmayıp, taleplerini hiçbir zaman silah yoluyla devlete dayatmadıklarını vurguladı. Öymen, “Çerkezler, o acı olayları içlerine atmayı bilmişlerdir. Yaşanan olaylara rağmen, cumhuriyetimize bütün güçleri ile destek olmaktan bir adım geri durmamışlardır. Kin ve nefret duyguları beslememişler, hiçbir koşulda şiddete başvurmamışlardır” diye konuştu. Öymen, hükümetin bir an önce, Trabzon, Sohum arasında uçak seferi, çifte vatandaşlık, diploma denkliği gibi sorunları gidermesi gerektiğini kaydetti.

-KONUŞMALAR UZADI, GÖREVLİ BAYGINLIK GEÇİRDİ-

Öymen’in ardından kürsüye Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener geldi. Ancak Şener’in konuşması sırasında, geleneksel Kafkas kıyafetlerini giymiş genç bir görevli, baygınlık geçirdi. Yaşanan kısa süreli paniğin ardından, Şener gencin bayılmasından, konuşmasının yaklaşık 45 dakika sürmesi nedeniyle Çelik’i sorumlu tuttu. Şener’in bu esprisi salonda gülüşmelere neden oldu. Öte yandan, dışarı çıkarılan görevlinin de durumunun iyi olduğu öğrenildi.


http://haber.gazetevatan.com/