Zülfü Livaneli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zülfü Livaneli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2010

Utanç...

Utanç...

Zülfü Livaneli
Zülfü Livaneli
(Diğer Yazıları)
10 Aralık 2010 Cuma

Utanç...

Utanç...

Kendimi bildim bileli bu ülkenin öğrencileri dövülür, coplanır, ayaklar altında çiğnenir, tutuklanır.

Sonra da yetkililer ‘Efendim bunlar öğrenci değil, örgüt mensubu‘ der.

Hükümetler değişir ama Ankara’nın bu temel anlayışı değişmez.

Gelin de utanmayın!

***

Yargı 30 yılda Kemal Türkler cinayetini karara bağlayamadı ve dava düştü.

Kemal Türkler’i katledenler yaptığıyla kaldı.

Babasının ölümüne şahit olan kızı ise yüreğinden taşan isyan duygularını nasıl ifade edeceğini bilemedi. ‘Bu ülkeden utanıyorum!’ dedi.

Gelin de utanmayın!

***

Silahla, bombayla hiç ilişkisi olmayan, tam tersine ‘Bu ülkede silahlar sussun’ diye elinden geleni yapan Pınar Selek, yıllardır eziyet çekiyor.

Bitmek tükenmek bilmeyen davalar, hapisler, beraat kararları ve tekrar yargılamalarla bu değerli insanın hayatını cehenneme çevirdiler.

İki kez beraat etmiş olmasına rağmen, şimdi her şey yeniden başlayacak ve bu değerli yazar-sosyolog aynı işkenceleri yeniden yaşayacak.

Her gün koca bir kayayı iterek tepeye çıkaran ve her akşam kayanın aşağı yuvarlanmasıyla, aynı işlemi sonsuza kadar tekrarlamak zorunda kalan Sisyphos gibi.

Gelin de utanmayın!

***

Hrant Dink’in katilleri, her duruşmada yüreği yanan mağdur aileye hakaret ediyor, yüzlerine gülüyorlar.

Cinayetin devlet içindeki uzantıları bir türlü ortaya çıkarılmıyor.

Gelin de utanmayın!

***

Her bayram yüzlerce kişi trafikte ölüyor.

Sokakta yürüyen masum vatandaş üzerinde ateş talimi yapan gençler, o gün baba olmuş bir genç adamı öldürüyorlar.

Magandalar 4. katta sınava giren kız çocuğunu vuruyor.

Gelin de utanmayın!

***

Gazeteci Mustafa Balbay, gazeteci Tuncay Özkan hiçbir mantıklı açıklaması olmadan, artık zulme dönüşmüş bir esirlikte, Silivri zindanında ömür tüketiyorlar.

Gelin de utanmayın!

***

Bu ülkede utanç duyulacak çok işler oluyor ama nedense utanması gerekenlerin bir türlü yüzü kızarmıyor.

Gelin de utanmayın!

Gelin de utanmayın!

http://www.rtuk.tv/haber_detay.php?id=8886

EvcioğluHaber-13.12.2010

9 Mayıs 2010

Kasetle başlayan büyük satranç

Kasetle başlayan büyük satranç

Zülfü Livaneli
Yazara ulaşmak için :zlivaneli@gazetevatan.com

09.05.2010-pazar

Bugün Veda filmiyle ilgili teşekkürlerime devam edecektim ama ortaya çıkan kaset ve bunun yarattığı siyasi deprem, bu konudan söz etmemi zorunlu kıldı.

Duygularım bu işin komplo yönüne isyan ediyor.
Sekiz yıl önce gizli eller, bir odaya kamera yerleştiriyor, insanların en mahrem anlarını videoya çekiyor.
Sonra bu kaseti sekiz yıl boyunca saklıyor; belki şantaj için kullanıyor ve zamanının geldiğine karar vererek piyasaya sürüyor.
Bundan daha aşağılık bir siyasi mücadele şekli olamaz.***
İkinci konu bu işi kimin yaptığı.

Mantığım bana bu işi AKP’nin ya da ona yakın çevrelerin yapmadığını söylüyor.

Çünkü seçim öncesinde değiliz.

Ayrıca Tayyip Erdoğan’ın bu yayına tepki göstererek sitelerden kaldırtması, Gül’ün üzüntülerini belirtmesi, RTÜK’ün ve yargının acele biçimde yayın yasağı getirmesi bunu açıkça ortaya koymakta.

Geriye kalıyor iki seçenek:

Ya CHP’ye yakın bazı çevreler sızdırdı bu kaseti
ya da CHP’de değişim isteyen bazı uluslararası güçler.

Çünkü önümüzde kurultay var.

Kasetin zamanlaması 14 ay sonraki seçimle değil, bu ay içindeki kurultayla ilgili.

Belki de Baykal’ı istifaya zorlayarak CHP’nin başına yeni bir kişiyi geçirme niyetinin başlangıç hamlesidir bu.

Böylece önümüzdeki seçimlerde CHP’yi iktidara getirme hesapları yapılıyor olabilir.

Uluslararası bazı çevreler de yapıyor olabilir bu hesabı.

Yani İran’la yakınlaşan ve İsrail’e kafa tutan Erdoğan’ı tasfiye edebilmek için önce Baykal’ı ortadan kaldırmaya yönelik bir satranç oyunun ilk hamleleri.

Uluslararası siyasetin bir satranç gibi yürütüldüğünden kimsenin kuşkusu yoktur herhalde. Bunlar ilk hamleler. Bakalım daha neler göreceğiz.

***
Siyasi analizler bir yana işin insani yönü çok ama çok çirkin.

Kişisel sorumlulukları ve işin ahlaki boyutu ne olursa olsun Baykal’a ve Baytok’a bir insan hakları ihlali uygulanmıştır.

Hem de en ağırından.

http://haber.gazetevatan.com/