nefret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nefret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2010

İnsan Olma Kuralları


İnsan Olma Kuralları



Vücudun senin.

Onu sev ya da nefret et.

Hayat boyu seninle beraber kalacak.


Hayat denen ve yaşadığın sürece devam eden bir okula kaydoldun.

Sürekli dersler alacaksın ve bunlar hiç bitmeyecek.

Her gün yeni şeyler yaşama fırsatın olacak. Bazıları senin kontrolünde olacak. Bu deneyleri ya seveceksin ya da aptalca bulacaksın ama bunlar olacak

Hatalar yok yalnızca, dersler var.

Büyümek, deneme ve yanılma sürecidir.

Başarısızlık yalnızca başarının alt basamaklarıdır. Önceki başarısızlıklar sonraki başarıların temsilcileridir.


Dersler öğrenilene dek tekrar edilir.

Dersler çeşitli şekillerde öğrenilene kadar sana sunulacaktır.

Derslerini tümüyle öğrendiğinde ancak, diğerlerine başlama hakkın olacaktır.

Öğrenmek asla bitmez.

Hayatın hiçbir bölümü derssiz olmaz , yaşadığın sürece öğrenilecek dersler olacak.


‘’Orası’’ buradan daha iyi bir yer değildir. Hayatının her anında aslında buradasın. Buradan başka her yer orası olacaktır ve her zaman ‘’orası’’ ‘’ buradan’’ çok daha iyi görünecektir.

Sensiz ya da seninle.

Başkaları senin aynandır. Kendinde sevip ya da nefret ettiğin şeyler olmadan başka insanları sevemez ya da nefret edemezsin.


Hayatta ne yaptığın tamamen sana bağlıdır.

İhtiyacın olan bütün kaynaklara sahipsin.

Onlara ne yapacağın tamamen senin sorumluluğun. Seçim senin.



NLP Practitioner kurs notlarından

John SEYMORE, 1997, ENGLAND

http://www.izgoren.com/index.php?optio

2 Mart 2010

Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile.‏




















Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile.‏

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer.
Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır.
En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar verir.
Bütün komşularını yardıma çağırır.
Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar.
Eşek ne olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar.
Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser.
Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar.
Gözlerine inanamaz.
Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır.
Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır!

Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile.
Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir.


Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır.
En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz.
Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.

Mutluluğun 5 basit kuralını unutmayınız:


1. Kalbinizi nefretten arındırın - Affedin.
2. Düşüncelerinizi endişelerinizden arındırın - Çoğu zaten hiç gerçekleşmez.
3. Basit yaşayın ve elinizdekilerin kıymetini bilin.
4. Daha çok verin.
5. Daha az bekleyin.

********

Not; Bu öyküyü bize paylaşan sevgili dostuma teşekür ediyoruz. H.ATA

5 Nisan 2009

Demokrasinin kötülükleri

Demokrasinin kötülükleri

Ece TemelkuranKıyıdan

29 Mart Pazar 2009

Seni hiç tanımayan insanlar, bugün senin için karar verecek. Hiç sevmediğin insanlar, tiksindiklerin, uzaktan bile görmeye katlanamadığın insanlar, “Keşke onlar olmasalardı, bu ülke ne güzel olurdu ” dediklerin.

Sabah yataklarından kalkacaklar, kafalarında senin hiç beğenmediğin düşünceler olacak. Birbirlerine “Tamam mı? ” diyecekler, senin nefret ettiğin o partiye oy vermek için sözleşecekler. Üşenmeyip yollara düşecekler.
Sen bu ülkenin başının onların seçtiği parti yüzünden beladan kurtulmadığına kesin gözüyle bakarken onlar arabalarına, dolmuşlara, otobüslere, taksilere binecekler. Sırf senin dünyan kararsın diye sanki, öyle bi hınçla, vapurları yakalayacaklar son anda.

Geçersiz oy duası
Durmayacaklar, ellerinde kimlikleri oy atacakları yerleri bulacaklar, sınıfları, sandıkları, listelerdeki adlarını ve bekleyecekler. Bir üşenseler senin hayatın kurtulacak, memleketin geleceği korunmuş olacak, ama hayır, onlar hiç üşenmeyecekler. İdmanlılar ve inatçı, illa ki o oyu kullanacaklar.
Sıra onlara gelecek. Karmakarışık bir süreç, zarflar, renkli kağıtlar, mühürler. Diyeceksin ki içinden “Keşke yanlış yere bari bassalar da oyları geçersiz olsa ”.
Oysa onlar iyice bakacaklar kağıtlara, bütün zamanlarını kullanacaklar. Uzun uzadıya inceledikten sonra senin hiç haz etmediğin o parti amblemini, senin yüzünü görmek istemediğin o adayların isimlerini bulacaklar. İyice bir bastıracaklar mührü, tereddüte yer bırakmayacak netlikte çıkacak damga. Böylece kesinkes nefret ettiğin parti bir oy daha almış olacak. Sonra bir oy daha, sonra bir tane daha, sonra...

Resmi olmayan sonuçlar
Akşam olacak. Televizyonlarının başına geçecekler. Senin hiç yaşamadığın, bilmediğin evlerde yaşıyorlar onlar. Mahallelerine bir kez uğramamışsın, öyle yabancısınız. Ama aynı gerginlikle duyacaksınız ‘şu an itibariyle açılan sandık sayısı... ’ dediğini spikerlerin. Televizyonların yaptıkları grafiklerde boşluklar dolacak, şeritler ilerleyecek, kolonlar yükselecek, son teknoloji ile basit sayılar verecek ekranlar. Velhasıl son sandığa kadar bekleyeceksiniz.
“Resmi olmayan sonuçlara göre” diyince spiker şu il için sen “Oh! Canıma değsin ” diyeceksin ötekine, öteki öbür ilde “Ah ah! İçimin yağları eridi ” diyecek senin için, çatır çatır bir hırs içinde. “Bu seçim çok önemli” diyeceksin sen, o kendi evinde dönüp birilerine “Bu seçim çok önemli” diyecek. İkiniz için de ölüm kalım meselesi bu. Memleket ya kurtulacak ya batacak, bıçak sırtı yani durum.

Gıcık demokrasi
Sabahtan akşama kadar yani bugün, sen birinden nefret edeceksin. O birileri, sana bıçak bileyecek. Sen onun için karar vereceksin, o senin için. Birbirinden nefret eden insanlar olarak, beş yıl daha hanginizin hanginize bela olacağına karar vereceksiniz. Sabahtan akşama kadar ve akşamın da ertesinde birbirinizden nefret edecek ve hep birbirinize yabancı duracaksınız. Sonra buna “demokrasi şöleni ” diyecekler.
Ne aynı sofradan yiyeceksiniz ne aynı şarkıyı söyleyeceksiniz.
Ama yine de birileri çıkıp işte, buna ‘şölen ’ diyecek.
Bütün bunlara siz, biz, hepimiz, daha iyi bir yol olmadığı için, kötü yönetimler içinde en iyi şey yine de demokrasi olduğu için katlanacağız. Sinir ola ola bugün yine bir seçim yapacağız.

Milliyet