8 Ekim 2010
29 Eylül 2010
Çaldırdığı kimlik hayatını kararttı
Kimlik kartı çalınan kişinin hayatı değişti - 29.09.2010-PazartesiNüfus bilgileri kullanılarak düzenlenen sahte kimlikle adına onlarca şirket kurulan Sivaslı Doğan Atalay'ın başına gelmeyen kalmadı. Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle 2005 yılında malulen emekli olduğunu belirten Atalay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tek başına yaşadığını ve kalacak yerinin olmadığını ifade ederek, 3 ayda bir aldığı maaşıyla kentteki çeşitli mekanlarda barındığını söyledi. 2003'TEN İTİBAREN HAYATI DEĞİŞTİ Çalınan kimlik bilgileriyle 15 Ağustos 2003 yılında İstanbul Küçükçekmece'de adına kimlik çıkartıldığını ifade eden Atalay, bu tarihten sonra hayatının değiştiğini belirtti. Çıkarılan kimlik nedeniyle bugüne kadar yüzlerce ceza aldığını, adına şirketler kurulduğunu, zaman zaman da tutuklandığını anlatan Atalay, çalınan kimlik bilgileri nedeniyle şu anda 101 bin lira vergi borcu göründüğünü, bu yüzden zor günler geçirdiğini söyledi. Kahramanmaraş, Muğla, Konya ve İstanbul gibi illerde adına kurulan şirketlerce çekler verildiğini anlatan Atalay, kimlik bilgileriyle tekstil fabrikası, ayakkabıcılık gibi sektörlerde iş yerleri açıldığını kaydetti. OLAYI ADLİ MAKAMLARA TAŞIDI Durumu fark ettikten sonra olayı adli makamlara taşıdığını belirten Atalay, Aile Danışma Merkezi'ndeki gönüllü avukatlardan Zeynep Demir Coşman'ın aracılığıyla bir süredir hakkını aramaya çalıştığını anlattı. Hakkındaki suçlamalar nedeniyle 17 Mayıs 2007 tarihinde Beyoğlu 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin imza örneklerinden çeklerdeki imzaların kendisine ait olmadığına karar verildiğini de kaydeden Atalay, konuyla ilgili Adalet Bakanlığı ve Sivas Valiliği'ne yaşadığı sorunu anlatan dilekçeler gönderdiğini söyledi. Atalay, 'Her iki kurumda gönderdiğim dilekçeye cevap olarak 'Anayasa'nın 138. maddesinde kimse mahkemelere ve hakimlere emir veremez' diyor. Mağdur durumdayım. Hakkımda açılan davaların arkası kesilmiyor. Birinden beraat ediyorum, bir başka dava açılıyor. Yetkililerin yardımını bekliyorum' diye konuştu. Doğan Atalay'ın avukatı Zeynep Demir Coşman ise müvekkilinin mağdur durumda olduğunu dile getirerek, Atalay'ın kimlik bilgileriyle adına şirketler kurulduğunu, imza atmadığı halde adına birçok ilde karşılıksız çekler verildiğini söyledi. Müvekkilinin bu nedenle 37 ay hapiste yattığını vurgulayan Coşman, cezaların gıyabi olarak verildiğini vurgulayarak, şu an üzerinde bulunan vergi borcuyla ilgili davalarının da sürdüğünü kaydetti. http://haber.gazetevatan.com/ |
21 Mayıs 2010
Muğla'daki olaylar İzmir'e sıçradı
| Muğla'daki olaylar İzmir'e sıçradı fotoğraf: haberciniz.biz.com 21.05.2010 T24 - Kurt´un hastane bahçesinde bekleyen yakınları ve arkadaşları zaman zaman Kürtçe ve Türkçe sloganlar atarken, kendilerine tepki gösteren öğrencilerden Tıp Fakültesi Öğrencisi İbrahim Apak´ı darp etti. Muğla'da çıkan öğrenci olaylarında tabancayla yaralanıp kaldırıldığı İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi´nde beyin ölümü gerçekleşen Şerzan Kurt´un (21) sağlık durumunun aynı şekilde devam ettiği bildirildi. Kurt´un hastane bahçesinde bekleyen yakınları ve arkadaşları zaman zaman Kürtçe ve Türkçe sloganlar atarken, kendilerine tepki gösteren öğrencilerden Tıp Fakültesi Öğrencisi İbrahim Apak´ı darp etti. Apak, araya girenlerin yardımıyla öfkeli kalabalığın elinden güçlükle kurtarıldı. Muğla'da büyük gerginlik Muğla´da geçen 11 Mayıs´ta karşıt görüşlü öğrenciler arasında çıkan olaylarda tabancayla vurulan Şerzan Kurt´un dün saat 10.30 sıralarında tedavi gördüğü Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi´nde beyin ölümünün gerçekleştiği açıklanmıştı. Kurt´un Batman´da görev yapan sınıf öğretmeni babası Ömer Kurt, kendisine teklif gelmeden oğlunun organlarını bağışlamış, ancak sağlıklı bir otopsi gerçekleştirilemeyeceği gerekçesiyle organ bağışına savcılıkça onay verilmemişti. Kurt´un İzmir´e getirildiği günden bu yana hastane bahçesinde bekleyen yakınları ve arkadaşları tıbben ölümün gerçekleşmesini beklerken, bugün zaman zaman gerginlikler yaşandı. Yaklaşık 300 kişi hastane bahçesinde Hastaneden çıktığında Türkçe ve Kürtçe slogan atan Kurt´un yaklaşık 300´e yakın arkadaşı ``Faşizme geçit yok'' pankartları ve Kurt´un fotoğraflarını asıp tepkilerini dile getirdi. Kurt ve ailesine sahip çıkan arkadaşları ile kendilerine tepki gösterenler arasında zaman zaman arbede ve kovalamaca yaşadı. Bugün sabah saatlerinde dersten çıkan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi İbrahim Apak, eylemci gruba tepki gösterince darp edildi. Vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan Apak, araya girenler tarafından öfkeli kalabalığın elinden güçlükle kurtarılıp uzaklaştırıldı. Arkadaşları gergin öğlen saatlerinde de yine aynı şekilde hastane bahçesinde bekleyen gruba tepkisini dile getiren iki kişi ile Kurt´un arkadaşları arasında kovalamaca yaşandı. Ancak bu iki kişi izlerini kaybettirerek olay yerinden ayrılmayı başardı. Kovalamacanın ardından bir süre slogan atan yakınları ve arkadaşları, daha sonra hastane bahçesindeki bekleyişlerine devam etti. Bu arada İzmir Emniyeti Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü ekipleri de hastane bahçesindeki güvenlik önlemlerini artırdı. Beyin ölümü gerçekleşen Kurt´un sağlık durumunun aynı şekilde devam ettiği, tıbben ölümünün beklendiği kaydedildi. http://www.t24.com.tr/ |
20 Mayıs 2010
Şerzan Kurt kurtarılamadı
19 Mayıs 2010 Muğla'daki üniversite olayları sırasında kurşunla yaralanan Muğla Üniversitesi öğrencisi Şerzan Kurt'un beyin ölümü gerçekleşti.Şerzan Kurt'un organları bağışlandı
http://www.radikal.com.tr/ | |||||||
9 Mayıs 2010
TURİZM SEZONUYLA BİRLİKTE; MAGANDALAR İŞ BAŞINDA
8 Mart 2010
Anadolu usulü çevre direnişi budur! HES'lere HAYIR
Köylülerin direniş fotoğrafı
HES'lere HAYIR
Fotoğraf :H.ATA- Tekel eyleminden
08/03/2010 07:52
SERKAN OCAK
MUĞLA – “ÖÇK (Özel Çevre Koruma) gibi dallandırma/Yuvarlakçay’ı sallandırma/kendini bize ballandırma/Pınarköylüyü saf mı sadın?/Hes hes hes hadi be sen de/kes kes kes beni iyi dinle!’
Pınarköylü 84 yaşındaki Fatma nine ve arkadaşlarının kurduğu ‘Şalvar Rap’ grubu, Yuvarlakçay üzerine hidroelektrik santral (HES) kurulmak istenmesini bu şarkıyla protesto ediyor! Pınarköylüler ne kadar inatçı olduklarını eylemleriyle kanıtladı. Radikal, Yuvarlakçay’da çadır kuran HES direnişçilerini 66’ıncı gününde (5 Mart) ziyaret etti.
Yuvarlakçay, Muğla’nın Köyceğiz ilçesi Beyobası beldesinin yaşam kaynağı.
Topgözü mevkiinden başlayıp 15 kilometre kat ettikten sonra Köyceğiz Gölü’ne dökülüyor. Saniyedeki akış miktarı yıllık ortalama 3 bin 500 metre küp.
Yuvarlakçay’ın suları, yöre ağzıyla yer altından ‘kaynayan’ suların yüzeye çıkmasından oluşuyor. Öyle ki bazı yerlerde ağaçların içinden çıkıp çaya akıyor. Kayaların içinden, her yerden sular fışkırıyor. Bölge, turistik restoranlarıyla da ünlü. Yaz sıcağından kaçanlar, buz gibi suların üzerine kurulu tahta çardaklarda oturarak serinliyor. Restoranlar yılda yaklaşık 200 bin kişiyi ağırlıyor. Yuvarlakçay’ın suları, Köyceğiz Gölü’nü besliyor. Yeryüzünde denizle bağlantısı olan göllerin sayısı parmakla sayılacak kadar az. Köyceğiz Gölü o göllerden biri.
Yuvarlakçay üzerine yapılmak istenen HES projesine göre ise akarsu yatağına 500 litre/saniye, köylünün sulama için kullandığı kanala ise 450 litre/saniye su bırakılacak.
Köylüler, bu miktarın kendilerine yetmeyeceğini, hem Yuvarlakçay’ı, hem de kendilerini kurutacağını iddia ediyor.
ÇED raporu istenmedi bile
HES projesinin lisansı, Akfen Holding’e ait. Akfen 48 yıllık lisansını 2007’de aldı. O tarihte 25 megavatın altındaki HES’ler için Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu gerekmiyordu. Bilgilendirme toplantıları yapılmadı. Kamulaştırma işlemleri bitti.
Köyceğiz Orman İşletme Şefliği projede yer alan 900 çam, izin verilen sekiz ve izinsiz iki anıt ağaç ve üç de sığla (günlük) ağacının kesimini yaptı. İddiaya göre ağaçlar gece vakti ve iki gün içinde kesildi.
Pınarköylüler harekete geçti. Köylüler, şirketin inşaata başlamasını ve kesilmiş ağaçların toplanmasını engellemek için 19 Aralık 2009’da çadır kurup nöbet tutmaya başladı. Çadırlarda sürekli kalanların sayısı 50-60. Eylemlerde sayı 2 bini buluyor.
Köylülerden Muhammet Daşkın şaşkın:
“Çocukken bu çınarların altında koşup oynardık, ağaçların kesildiğine hâlâ inanamıyorum.” Pınar Daşkın “Önce suyumuz” derken çiftçi Murat Bulut da su giderse 15 dönüm arazisini sulayamamaktan endişeli.
Köylüler bir de Yuvarlakçay Koruma Platformunu kurdu. İlk eylem, Özel Çevre Koruma Kurulu’na (ÖÇK) karşı yapıldı. ‘Neden izin verdin’ eyleminde ÖÇK binasına çelenk konuldu. Kesilmiş ağaçları toplamaya gelen ekip püskürtüldü. Geçen iki ayda çadır alanını CHPli Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Leman Sam’a, MHPli Oktay Vural’dan müzisyen Tolga Çandar’a pek çok kişi ziyaret etti.
Avukat Berna Babaoğlu Ulutaş’ın verdiği bilgiye göre, köylüler adına iki suç duyurusunda bulunuldu. İptal ve yürütme durdurma istemli 11 ayrı idari dava açıldı.
Ulutaş, “138 bin metrekare ormanlık alan HES için özel bir şirkete tahsis edildi. Anıtlar Kurulu’nun verdiği izin dışında yüzyıllık çınarların kesldiğini tespit ettik. Ayrıca Anıtlar Kurulu’na da ‘neden izin verdiği’ konusunda dava açtık. ÇED muafiyetinin iptali, DSİ’nin verdiği ‘Su kullanım hakkınının iptali’ konularnda, imar planlarıyla ilgili davalar açtık. Hukuki mücadelemizde kazanacağımıza inanıyoruz” diyor.
Köylüler eylemlerini daha duyulur hale getirmek için rap grubu bile kurdu!
Gruptaki kadınların kıyafetlerinden esinlenilerek Şalvar Rap adı verilen grubun üyelerinden biri de 84 yaşındaki Fatma nine. Rapçi Fatma nineden, sekiz yaşındaki Yasin’e kadar tüm köylü ‘Ölmek var, dönmek yok’ diyor. Beyobası beldesi sakinleri de eyleme büyük destek veriyor.
Akfen: Doğaya zarar gelmeyecek
HES projesinin lisans sahibi Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Radikal’e yaptığı açıklamada ‘halka rağmen’ santral kurulmasına taraftar olmadığını belirterek şunları dedi:
“Rahatsız oluyorlarsa proje yapılmaz. Çok önemli değil bizim için. Ama o kadar rahatsız olmalarını gerektirecek bir şey yok. Kendim gidip bizzat direnişçilerle konuşacağım. Hakikaten doğada değişiklik yapacağına inansam, ben de aralarına otururum. Anıt ağaçları kesen ben değilim, Köyceğiz Orman İşletmesi kesti. Gelsinler baksınlar; hukuksuz, izinsiz yapılmış bir şey varsa gereken yapılsın. Biz göz önünde bir firmayız, sokaktaki adamlar değiliz ki, paldır kültür yapalım. Sadece doğal yapıyı bozmadan, nehrin yatağını fazla değiştirmeden yapılan, büyük olmayan bir proje. Bu bile rahatsız ediyorsa oradaki oturulur, konuşulur. Müşterek bir karar verilir.”
Cıvıl cıvıl bir eylem alanı
Pınaköylülerin 69 gündür eylem yaptıkları alanda bir de dilek ağacı var.
Bir köşede odun ateşinde çaylar demleniyor, diğer tarafta HES projesi uğruna kesildiği belirtilen asırlık çınarların yerine dikilen fidanlar sulanıyor. Kazanlar kaynıyor, sofralar kuruluyor.
Burası Muğla’nın Köyceğiz ilçesi, Beyobası beldesi Pınarköy’de Topgözü mevkii. Pınarköylüler, yaklaşık iki aydır kurdukları çadırlarda nöbet tutuyor. Ziyaretçileri eksik olmuyor eylemcilerinin.
Testerecilerin elinden kurtarılan anıt çınar da, dilek ağacı ilan edilmiş.
Çaputlar bağlanıyor. Dilekler tek: HES’e Hayır! ‘Delil’ olarak saklanan kütüklerin yanına kurulmuş sembolik mezarda, kesilen anıt ağaçların ardından beddua ediliyor.
Fotoğraf: H.ATA
Tekel eyleminde HES'lere HAYIR platformu
http://www.yuvarlakcay.org/?p=467


