Ağır Ceza Mahkemesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ağır Ceza Mahkemesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2010

Suikast planı var mı yok mu?

Suikast planı var mı yok mu?

Suikast planı var mı  yok mu?

09 Haziran 2010 Çarşamba

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Ali Balkız, eski Özel Harekât Dairesi Başkanı İbrahim Şahin’in evinde bulunan Alevi önderlerine yönelik suikast planların Şahin’in el ürünü olmadığının ortaya çıkmasını "Bunun yanıtını, bu belgeleri dosyaya koyan Sayın Savcı Zekeriya Öz verecek. O yanıtın ne olacağı da herhalde mahkeme sonucunda belli olacak. Çok haklı olarak Savcı Bey’den bir cevap bekliyoruz" sözleriyle değerlendirdi.


Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Ali Balkız, eski Özel Harekât Dairesi Başkanı İbrahim Şahin’in evinde bulunan Alevi önderlerine yönelik suikast planların Şahin’in el ürünü olmadığının ortaya çıkmasını "Bunun yanıtını, bu belgeleri dosyaya koyan Sayın Savcı Zekeriya Öz verecek. O yanıtın ne olacağı da herhalde mahkeme sonucunda belli olacak. Çok haklı olarak Savcı Bey’den bir cevap bekliyoruz" sözleriyle değerlendirdi.

Suikast listesinde adı geçen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği eski Genel Başkanı Kazım Genç de ‘‘Savcılığın, suikast planlarının İbrahim Şahin’in evinde bulunduğunu söylediğini, bulunan belgelerde İbrahim Şahin’in avukatlarının, belgelerin o evde bulunduğunu onaylayan parafının bulunduğunu’’ anlattı.

Genç, "Bu bilgiyi birleştirdiğimizde benim açımdan bu dokümanların, İbrahim Şahin’in evinden çıktığı tartışmasız hale gelir. Çünkü iddia makamı ‘Ben orada buldum’ diyor. Belgenin üzerindeki paraf ile sanığın avukatı ‘Evet, burada bulundu’ diyor. Bu benim için oradan çıktığını belgeleyen bir dokümandır, ben ona inanırım" dedi.

Belgelerin, İbrahim Şahin’in el ürünü çıkmamasının kendileri açısından bir şey ifade etmediğini, kendilerine suikast planı yapacak ekibin daha üstündeki birimde olan İbrahim Şahin’in oturup böyle bir şeyi kendi eliyle yazmasının da mümkün olmadığını kaydeden Genç, "Bu yazılı dokümanların kimin eli ürünü olduğunu bulmak, savcılık makamının görevidir. Ülkenin yurttaşına karşı bir suikast planı varsa bunu kimin kurguladığını, kimin planladığını, kimin sahneye koymak için çalışma yaptığını bulmak iddia makamının görevidir" diye konuştu.

Genç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ergenekon ülkede kaos yaratmak için toplumun belli kesimlerinin öne çıkmış insanlarına yönelik suikast eylemleri yaparak halkı galeyana getirebilir, bu ihtimal vardır. Bu ihtimal yüzde 50 kadarsa bir ikinci ihtimal daha vardır. AKP, toplumun önemli bir kesimini oluşturan Alevilerin, Ergenekon’un karşısında duracaklarına yanlarında durması için böyle bir kurgu da yapmış olabilir" diye konuştu.

Eski Özel Harekât Dairesi Başkanı İbrahim Şahin, 7 Ocak 2009’da Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınmıştı. Şahin’in evinde Türkiye Ermeni Patrikhanesi binası, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği eski Genel Başkanı Kazım Genç’in evlerine yönelik tedhiş ve suikast planları bulunmuştu.

Ergenekon davasının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçen hafta Adli Tıp Kurumu’ndan gelen bilirkişi raporunda Balkız, Mutafyan ve Genç’in adının geçtiği tedhiş planının Şahin’in el ürünü olmadığı açıklandı.

Balkız, "Evet, Adli Tıp böyle bir tespit yapmış, ama Adli Tıp’ın verdiği kararlar da hep tartışılageldi. O nedenle soğukkanlılıkla mahkeme sonucunu beklemekte yarar var. Ben elbette dilerim ki, benim ve Kazım Bey’in hakkında böyle bir plan kurulmamış olsun" dedi.

Adli Tıp’ın verdiği raporun, soruşturmanın ciddiyetine ve güvenilirliğine olan şüphelerini artırdığını bildiren Balkız, "Bunun yanıtını o belgeleri bana gösteren Sayın Savcı Zekeriya Öz verecek. Benim önüme belge koydu Sayın Savcı, ben buna inanarak ‘Evet, ben bu suikastın varlığına inandım’ dedim. Şimdi mahkemenin bu aşamasında Adli Tıp diyor ki ‘Hayır, bu belgeler İbrahim Şahin’in elinden çıkmış ürünler değil.’ Bunun yanıtını, bu belgeleri dosyaya koyan Sayın Savcı Zekeriya Öz verecek. O yanıtın ne olacağı da herhalde mahkeme sonucunda belli olacak. Çok haklı olarak Savcı Bey’den bir cevap bekliyoruz" diye konuştu.

Muhabir:Turnusol Haber

2 Ocak 2010

Devlet sırrı dosyaya konulamaz

Devlet sırrı dosyaya konulamaz

Nurettin KURT - Oya ARMUTÇU / ANKARA 2 Ocak 2010

Genelkurmay Başkanlığı, yılın son gecesi özel ulakla Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı’ndaki kozmik büroda arama yapan mahkeme başkanlığına başvurarak, "aramaların bir an önce durdurulmasını ve gizli belgelerin imhasını istemesi yeni hukuki tartışma başlattı."

Genelkurmay Başkanlığı Hukuk Başmüşavirliği’nin 31 Aralık’ta, saat 18.30’da özel ulak ile gönderdiği dilekçede, Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hakimi Kadir Kayan’ın, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bulunduğu semtte iki subayın yakalanmasının ardından kozmik odalarda yaptığı aramanın durdurulması ve belgelerin imha edilmesi istendi. Dilekçenin sonuç bölümünde, suçla ilgisi olmadığı “devlet sırrı” niteliğindeki bilgi ve belgelerin yazıldığı tutanağın hemen imha edilmesi gerektiği savunuldu. Aramalarda hukuki uygulamanın dışına çıkıldığı savunulan dilekçede, “Genelkurmay Başkanlığı, her zaman hukuk kuralları çerçevesi hareket etmeyi ilke edinmiştir” denildi. Dilekçeyi işleme koyan mahkeme önümüzdeki günlerde Genelkurmay’ın imha talebiyle ilgili karar verecek. Konuyla ilgili şu değerlendirmeler yapıldı:

Hâkim tutanağa geçirmemeliydi /_np/6442/9546442.jpg

Askeri Yargıtay Onursal üyesi Ali Fahir Kayacan: Genelkurmay’ın başvurusunun gözlemci olarak orada hazır bulunan askeri savcıların verdiği bilgiden kaynaklandığını sanıyorum. Demek ki, hakimin, suçla ilgisi olmayan devlet sırrı niteliği taşıyan bilgi ve belgeleri tutanağa geçirdiği izlenimi edinmişler. Hakim orada gördüğü her belgeyi tutanağa geçirmemeli. Mahkeme, ‘Şu belgelerin suçla ilgisi yoktur, bu nedenle tutanağın devlet sırrı olduğu için imha edilmesi’ diye bir ayıklama yapmalıdır. Bu olayın şimdiye kadar örneği yok. Hakim o konuları ‘devlet sırrı’ olarak nitelememiş, daha sonra değerlendirmek için tutanağa geçirmiş olabilir. Devlet sırrını kimin belirleyeceğine ilişkin yasal düzenlemek de yok.

Suçla ilgisi yoksa dosyaya konulamaz

Eski Genelkurmay Askeri Mahkemesi Başkanı emekli Hâkim Albay Mehmet Sever: Arama sırasında, hakimin vakıf olduğu, “devlet sırrı” niteliği taşıyan “Kozmik” bilgi ve belgeler soruşturma dosyasına konulamaz. Sadece suçla ilgili olanlarının ayıklanması gerekir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Kanunu’daki, “gizli kaşeli belge ve bilgilerin avukatlara verilmeyeceği” düzenlemesi, CMK’da bulunmuyor.

Devlet sırrını mahkeme dinler

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi Ali Suat Ertosun: Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelenmesi ancak mahkeme safhasında mümkündür. Hazırlık soruşturmasında böyle inceleme yapılamaz. CMK’nın 47/2 maddesinde, ‘Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde; tanık, sadece mahkeme hakimi veya heyeti tarafından zabıt katibi dahi olmaksızın dinlenir. Hakim veya mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir’ denilmektedir. Görüldüğü gibi devlet sırrını mahkeme hakimi ya da heyeti zabıt katibi dahi olmaksızın dinler. Sadece suç açıklığa kavuşturacak kısmı tutanağa geçirilir. CMK’nın 125/2 fıkrası da ‘devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeleri ancak mahkeme hakimi veya heyetinin inceleyebileceği’ hükmüne amirdir.
Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin incelenmesi ancak mahkeme aşamasında yapılabilir. Soruşturma aşamasında böyle bir uygulama olmaz.


http://www.hurriyet.com.tr/