Kanun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kanun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2010

Ölümlerin bedeli 50 TL




Ölümlerin bedeli 50 TL

Karayolu Trafik ve Yol Güvenliği Araştırma Derneği Genel Başkanı İhsan Memiş; yaptığı yazılı açıklama ile İstanbul’daki trafik kazasında 13 kişinin ölmesinin bedeli 50 TL’dir sorumlusu Meclistir dedi.

17.09.2010 Cuma

KANUN TOPLUM ALEYHİNE DEĞİŞTİ
2010 yılında TBMM de siyasi partilerin, zorlama ile bağımsız ve tarafsız kuruluşların görüşleri alınmadan trafik ve yol güvenliği alanında sonucu çok kötü iki kanuna imza atıldığını belirten Memiş “İstanbul da kent içerisinde meydana gelen kazada 13 kişinin ölmesinin arkasında 31.07.2010 tarihinde TBMM’de kabul edilen ve 2918 sayılı Kanun’un 65.maddesinin toplumun aleyhine değiştirilmesi vardır.
2918 sayılı Kanun’un 3.maddesinde minibüsün tarifi açıktır. Burada sürücü dahil en fazla 9-15 yolcu alabileceği belirtilmektedir. Bu sayının üzerinde yolcu alanlara verilen cezada yolcu başına 63 TL iken bu ceza 31.07.2010 tarihinde minibüs başına 50 TL ye indirilmiştir. İstanbul’daki kazada minibüste 27 yolcu vardır. Bunun 15 tanesi yasal, geri kalanı yasal değildir. Minibüsler bu ticari avantajla 50 kişiyi de bindirip hepsini de ölüme götürse bu insanların ceza değeri toplamında 50 TL’dir” dedi.
KANUN DEĞİŞTİRİLMELİ
“İstanbul da minibüs hatlarının trilyonluk hava paraları ile satılması ve merkez bankası gibi para basmasının gücü varken, minibüs başına 50 TL ile cezalandırılması tamamen acımasız para hırsının topluma saldırmasıdır” diyen Memiş Mağdur ailelerin mağduriyetlerini TBMM’de bu kanunu verenlerin karşılaması gerektiğini vurguladı.
Hükümetin benzer insan kayıpları olmadan ya kanunu eski haline çekmesi veya kanuna daha caydırıcı ilaveler yapması gerektiğini bildiren Memiş “Tarafsız ve bağımsız bir STK olarak derneğimiz daima toplumun yanında olurken, TBMM’de görev yapan partilerin ve milletvekillerinin yılda bir ilçe nüfusu kadar insanımızın trafik kazalarında öldüğünü ve bunun da sorumluluğunun en başta kendilerine ait olduğunu ve bir başkaları para kazanacak diye toplumu ölüme sürükleyecek kanun değişikliklerini çok yönlü test etmelerini bir kez daha hatırlatırız” dedi.
(HABER MERKEZİ)


KAZADA İHMALLER ZİNCİRİ

İSTANBUL Başakşehir’de 13 kişinin ölümüne neden olan katliam gibi kazada yolun bozuk, minibüs şoförünün sabıkalı olduğunun ortaya çıkmasının ardından bitmeyen ihmaller zinciri hastanelerde de devam etmiş.
Kazada yaşamını yitirenlerin ve yaralıların yakınları ise, hem kaza öncesi ihmallerden hem de yakınlarının hastaneye kaldırdığı sırada müdahalenin gecikmesinden şikayetçi.
ÖLÜMLERİN BİR SEBEBİ DE GEÇ MÜDAHALE’
Kazanın ardından kaldırıldığı Samatya Devlet Hastanesinde halen yoğun bakımda bulunan Fırat Şahbudak’ın amcasının oğlu Edip Şahbudak, yaşanan ölümlerin sayısının bu kadar yüksek olmasının kazanın ardından yaşanan büyük ihmaller olduğunu söyledi. Kazanın ardından kendilerine hiçbir yetkili kurum tarafından bilgi verilmediğini kendi duyumları üzerine kazada yaralan ve yaşamını yitirenlerin kendi yakınları olduğunu öğrendiklerini belirten Şahbudak, “Amcam Bahri Şahbudak’ın kimliği kaza esnasında yanında olmasına rağmen ailemizden kimseye bir bilgi verilmedi” diye konuştu. Kazadan saatler sonrası ancak yakınlarına ulaşabildiklerini söyleyen Şahbudak, “Bu kez hastanelere ulaştığımızda da hastalarımıza daha müdahale edilmemiş olduğunu gördük” diye konuştu. Yengesi Ayşe Şahbudak’ın ise Bakırköy Devlet Hastanesine getirildiğinde kendilerine kimi sağlık görevlilerinin yengelerinin yaşadığını söylediklerini kimi sağlık görevlililerinin ise yolda yaşamını yitirdiğini söylediklerini kaydetti. Böylesi, çelişkili durumlar var. Gerçekten yengemin ölüm sebebinde büyük bir payı var zaman kaybının” diye konuştu.
Başbakana seslenen Şahbudak “Bu olaya bu ölümlere bu ihmale el atsın. Nasıl Rize’de sel felaketinde müdahale ediyorsa, nasıl Zonguldak’a el atıyorsa bu olaya da müdahale etsin. Sonuçta 13 can var burada” dedi.
Aynı yerde 4 günde 4. kaza

İstanbul Başakşehir’de bir minibüs ile tankerin çarpışması sonucu 13 kişinin yaşamını yitirdiği yerde bir kaza daha meydana geldi. Bu, 4 gün içinde aynı yerde olan 4. kaza.
TEM otoyolu yan yolda meydana gelen ve 13 kişinin ölümüyle sonuçlanan kaza yerine yaklaşık 50 metre mesafede Nihat Sarılı’nın kullandığı hafriyat yüklü kamyon, Başakşehir istikametine giden Bülent Taşkın yönetimindeki kamyona çarptı.
Kazada yaralanan olmazken, araçlarda maddi hasar meydana geldi.
Kazada aracı hasar gören Sarılı, “Bu yol çok kötü. Burada kaza kaçınılmaz. Mutlaka önlem alınmalı’’ dedi. Trafik ışıklarının yanma süresinden yakınan ve yolda düzenleme yapılmasını isteyen Sarılı, “Burası kazaya müsait bir nokta. Bu kazaları önlemek için çare bulunmalıdır.” dedi.
Kazazedelerin yardımına koşan vatandaşlar da geçtiğimiz günlerde 13 kişinin öldüğü kazayı hatırlatarak, “Trafik ışıkları kısa yanıyor. Rampadan inen araçlar durmakta zorlanıyor. Bu yolun yeniden düzenlenmesi lazım” diye konuştu.
Başakşehir’de 12 Eylülde meydana gelen kazada 13 kişi hayatını kaybetmişti.
Aynı güzergahta dün ve önceki gün meydana gelen iki ayrı kazada da 2 kişi yaralanmıştı.


http://www.evrensel.net/

12 Mart 2010

TÜKETİCİYİ ALDATAN FİRMAYA 64 BİN LİRA CEZA


TÜKETİCİYİ ALDATAN FİRMAYA 64 BİN LİRA CEZA

http://www.maldencatholic.org/s/22/images/legacyCMS/ftp/Scales%20of%20Justice.gif
12 Mart 2010

“Tüketiciye garanti belgesi verilmemesi”, “Garanti süresi içinde arızalanan malın ücretsiz tamir edilmemesi” cezaların ilk nedenleri olduğu belirtildi
Bursa Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü, Tüketici Kanunu’na aykırı hareket eden firmalara geçen yıl toplam 64 bin liralık ceza uyguladı.
Bursa Sanayi ve Ticaret İl Müdürü Mahmut İnan, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında, tüketici haklarına aykırı edenlere, tüketicileri aldatanlara yönelik para cezalarının uygulandığını söyledi. İl müdürlüğü olarak haksız rekabetin, merdiven altı üretimin önlenmesi ve tüketiciyi korumak için çaba harcadıklarını ifade eden İnan, bu çerçevede, sanayi sicil işlemleri, ölçü ayarlarının ve sanayilerin denetimi, tüketici hakları gibi konularda yoğun şekilde çalıştıklarını anlattı.
Geçen yıl sanayi sicil işlemleri kapsamında aykırılık tespit edilen 1.470 firmaya toplam 823 bin lira idari para cezası uygulandığını dile getiren İnan, ölçü ayarlarında ise 4 iş yerine 2.000 liranın üzerinde para cezası yazıldığını bildirdi.

BİRİNCİ ŞİKÂYET: GARANTİ BELGESİ
Kanun çerçevesinde 2009’da 312 firmanın denetlendiğini vurgulayan Bursa Sanayi ve Ticaret İl Müdürü Mahmut İnan, şunları kaydetti:
“Denetlenen ürün sayısı ise 7 bin 561 adet oldu. Aykırı bulunan ürün ve konu sayısı 248 olarak gerçekleşti. Bunlar arasında ilk sırayı garanti belgesi aldı. Tüketiciye garanti belgesi verilmemesi, garanti süresi içinde arızalanan malın ücretsiz tamir edilmemesi gibi sorunlar başta geldi. Bunu fiyat etiketi ve kapıdan satışlar izledi. Yapılan denetimler sonucunda Tüketici Kanunu’na aykırı hareket eden firmalara toplam 64 bin lira ceza yazıldı.”

TOPLAM CEZA 1 MİLYON LİRA
Bursa Sanayi ve Ticaret İl Müdürü Mahmut İnan, bunların yanı sıra asansör, ayakkabı, basınçlı ekipman, gaz yakan cihazlar, kazanlar, tekstil ürünleri gibi sanayiye yönelik yapılan denetimlerde uygulanan idari para cezasının ise 98 bin lira olduğunu belirterek, “Hazır ambalajlı ürünlerde kurallara aykırı hareket edenlere toplam 10 bin lira ceza uygulandı. Geçen yıl boyunca yaptığımız denetimlerde toplam yazılan ceza miktarı 998 bin lira oldu” diye konuştu.

Birgün

"

22 Ocak 2010

Askere sivil yargı yolu kapandı

Askere sivil yargı yolu kapandı
22 Ocak 2010 Cuma 06:00

Askere sivil yargı yolunu açan düzenleme Anayasa Mahkemesi'nde oy birliğiyle iptal edildi

Anayasa Mahkemesi, 5918 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemelerini oy birliği ile iptal etti.

Karar, hükümete karşı darbe, isyan ve anayasal düzene karşı suç işlediği iddiasıyla sivil mahkemlerde yargılanan kişilerin durumunu doğrudan etkileyecek nitelikte.

Gerekçenin Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından, yürümekte olan ve sonuçlanan çok sayıda dava bu karardan etklenecek. Bu davalar ve soruşturmalarla ilgili görevsizlik kararı verilmesi gündeme gelecek.

MAHKEMELERE GERİ GİDECEK

Askerlerle ilgili savcıların elindeki tüm dosyaların

Ergenekon soruşturmasında, hükümete karşı darbeyle suçlanan çok sayıda askerin durumu tartışmalı hale gelecek.

ARINÇ'IN DOSYASI ASKERDE
ve dava aşamasındaki dosyaların, askeri savcılara ve askeri mahkemelere gönderilmesi gündeme gelecek.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikat iddiasıyla ilgili soruşturma dosyası, gerekçeli kararın ardından kapatılacak ve askeri savcılığın soruşturması başlayacak.

Seferberlik Tetkik Kurulu'nda yapılan aramalar da bu karardan etkilenecek. Dün sona eren aramalarda, hakim Kadir Kayan'ın elde ettiği bilgilerin ne olacağı sorusu da gündeme gelecek.

http://www.internethaber.com/

14 Kasım 2009

Yargı savunma konumunda

Yargı savunma konumunda


13.11.2009-ANKARA Milliyet

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkan Vekili Özbek, HSYK’da dinleme belgelerinin tartışıldığını söyleyerek, “Yargı savunma durumundadır” dedi

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkan Vekili Kadir Özbek, hâkim ve savcıların telefonlarının dinlenmesine, “Yargı savunma durumundadır. HSYK’nın dünkü toplantısında, meslekten ihraçları istenen YARSAVÖmer Faruk Eminağaoğlu ile Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz’ın soruşturma dosyalarından çıkan telefon dinlemelere ilişkin bilgi ve belgeler tartışıldı. HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek toplantıdan sonra yaptığı açıklamada özetle şöyle dedi:

‘PARANOYA’
Telefon dinleme olayları giderek artan bir şiddetle süregeliyor ve toplumda, sade vatandaşın dahi dinlenildiği paranoyasını yarattı. Bu korku insan hakkı ihlalidir. HSYK telefon dinlemelerinin, özellikle de adalet müfettişlerinin başvurusu üzerine mahkemelerce verilen dinleme kararlarının hukuka uygunluğunun yargı süzgecinden geçirilmesi konusunda karar aldı. HSYK’nın aldığı karara rağmen, Adalet Bakanı’nın, hiçbir dosyayı bugüne kadar Yargıtay denetimine sunmadığını öğrenmiş bulunuyoruz. Dinlemelerin sürdürüldüğünü görüyoruz. Bu işin de takipçisi olacağız.

KANUN YARARINA BOZMA NEDİR?: Ceza Muhakemesi’nde yer alan olağanüstü kanun yollarından biridir. Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlarda hukuka aykırılık varsa, Adalet Bakanı’nın söz konusu kararın Yargıtay tarafından bozulmasını istemesi demektir.
'ÖZENLİ OLUN’
Müfettişlerin telefon dinleme başvurularını karara bağlayan hâkimlerin birtakım endişelerinin olduğu, bu nedenle talepleri geri çevirmede birtakım sıkıntılar yaşadıkları izlenimini sürekli duyduk. Bize teşkilattan gelen yansımalar bu şekilde. Fakat tüm teşkilatımızdan beklediğimiz istediğimiz şudur; hiçbir kaygı, endişe içinde kalmadan kendilerine intikal eden bu ve benzeri başvurularda adil yargılanma hakkı, insan hakları, özellikle yasaya uygun kararların üretilmesi bakımından çok hassas davranmalarını bekliyoruz.

KENDİ TELEFONUNU DİNLETEN HÂKİMLER:İzmir’de geçen yıl adliyedeki rüşvet çarkını ortaya döken soruşturma sonunda tutuklanan 2 ağır ceza hâkiminin, savcılıktan kendilerine gelen dinleme taleplerini, içinde kendi telefon numaralarının da bulunduğunu fark etmeden onayladığı ortaya çıkmıştı.

‘CEZA VERMEYİZ’
(Yargının zirvesinde telefonların dinleniliyor olması sizce nasıl bir durum, neyle karşı karşıyayız? Sorusu üzerine) Normal bir durum olsaydı bu soruyu bana sormazdınız. Sadece şüpheye dayanarak dinleme kararı verilemez. Yüksek kurulumuzun son zamanlardaki birkaç uygulamasında ilke olarak kabul ettiğimiz bir konu var. Bunu açıklamakta yarar görüyorum. Salt dinleme, tape kayıtlarına dayanarak herhangi bir riskli işlem yapılmasını uygun görmüyoruz. Öncelik maddi delillerdir. Kurul olarak, bu uygulamayı sürdüreceğimizi sizlere bildiriyorum. (Sizin dinlenildiğinize ilişkin endişeniz var mı? Sorusu üzerine) Türkiye’de herkesin dinlenildiğinden bahsediliyor.

SON KARAR HSYK’NIN:Adalet Bakanlığı müfettişleri tarafından hazırlanan raporlar, bakanlığın oluruyla HSYK’ya gönderiliyor. HSYK, hâkimler ve savcılar için kınamadan meslekten ihraca varan cezalar belirleyebiliyor ya da ceza vermeyebiliyor. HSYK kararları kesin olduğu için yargısal denetime tabi tutulamıyor.
Savcıların durumu tartışma konusu oluyor
Yargıtay Kanunu ile Hâkimler ve Savcılar Kanunu hükümleri, Yargıtay savcıları ve tetkik hâkimlerinin durumlarını tartışmalı kılıyor. Adalet Bakanlığı, kanuna göre, Yargıtay savcıları hakkında soruşturma başlatılmasının Adalet Bakanı’nın iznine tabi olduğunu belirterek, soruşturmaları buna göre yürütüyor. Yargıtay Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu ise Yargıtay Kanunu’nun 64. maddesine göre, Yargıtay savcılarının özlük işleri ve disiplin yönünden HSYK’nın iznine tabi olduğunu, HSYK’dan izin alınmadan yürütülen soruşturmaların geçersiz sayılması gerektiğini savunuyor.

*http://www.milliyet.com.tr/Siyaset *