HSYK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HSYK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2010

Başı açık Hakime Bekaret kontrolü ve AİHM'e yol


Başı açık Hakime,
Bekaret kontrolü
ve AİHM'e Yol


EvcioğluHaber- Hâkim Arzu Özpınar.. Severek yaptığı mesleğinden, isimsiz ihbar mektuplarına dayanılarak HSYK tarafından atıldı..
Taraf gazetesinin haberinde şöyle diyor. "Hakkımdaki iddiaların asılsız olduğunu ispatlamak için bekâret raporu aldım" diyor.

Ancak; yinede kendisini aklayamayan Kadın Hakim; HSYK'nın kararıyla, meslekten ihraç ediliyor..
HSYK tarafından meslekten atılınca, AİHM’e açtığı davayla kendisine haksızlık yapıldığını tesbit ettirerek Türkiye'yi mahkûm ettiriyor..

Ancak ! Sormak lazım değilmi? Bu isimsiz ihbar mektupları nasıl bir etkili yerden geliyorki:
yüzünü bile görmediğiniz herhangi birilerinin sizi karalamak için devletin bir kurumuna isimsiz ve asılsız gönderdiği kağıt parçasıyla yargılanıp cezalandırılıyorsunuz..
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni ikincilikle bitiren ve hakimlik mesleğini inanarak yapan bir Kadın Hakimin sadece meslek hayatını değil bütün yaşamını bitiriyorsunuz.
Sosyal, kültürel, aile, çevre ve psikolojik yaşamını..
Bu kadar basitmi?
Bir iftira mektubuyla bir insan yargılanabilirmi?
Bu isimiz ihbar mektublarına itibar ederek müfettiş gönderen devlet adamları, gelen müfettişin ahlak polisi gibi davranarak, Hakim kadına bekaret konrolü yaptırmasını..! Ve sonuç hakimlikten kişilik haklarına saldırarak el çektirme.. Hangi ahlak ve vicdan sahibi insan onaylayabilir? Bu durum, bu gün Anayasa ve yasalara bile aykırıdır.. İnsan Hak ve Özgürlüklerine tecavüz edilmektedir..
Tamda, kadınların inançları gereği, başlarını kapatmalırının önünün açılması bir özgürlük meselesi iken ve o dönemde Adalet bakanı olduğu bildirilen Sn: Çiçek bir çözüm üretecektir muhtemelen..

HSYK'da bu kararı verenler, acaba kaç kez düşünmüş ve hangi kanunun maddesine dayandırmışlardır.. Şimdilerde; kendilerine ait olduğu ileri sürülen asılsız ihbar mektupları ve ses kayıtları basında yer almaktadır.. Çoğunluğunun düzmece olma ihtimali yükse olan bu belgelere dayanılarak bir işlem yapılabilinirmi?
Değilse; Kadın Hakime nasıl ve neden , dayanaktan yoksun bilgiler doğru kabul edilerek hayatın en büyük cezası verildi.. ?
Birde bu şahıs, Hakim.. Acaba; bu haksızlığa uğrayan sade bir vatandaş olsa ne yapılırdı..?

Kadın hakime, en azından bir özür dilenmelidir..! Yapılanın büyük bir haksızlık olduğu kamuoyu önünde açıklanmalıdır..
Hiç kimsenin vucut dokunulmazlığı ihlal edilmemelidir.. Adalet müfettişi tarafından bekaret kontrolü yaptırılması; 'Vücut dokunulmazlığının ihlali' niteliğindedir. Bir Hakime; sen kızmısın? Kadınmısın? diye rapor alınması.! 'Özel hayatın gizliliğine' müdahale değilmidir.. İçler acısı bir durum...

2003’ten beri hiçbir yerde iş bulamayan Özpınar, şu an geçen yıl kaybettiği babasından kalan öksüz maaşı ile geçinmeye çalışıyor.
Dedikodu ve isimsiz ihbar mektuplarıyla meslekten atılan, avukatlık bile yaptırılmadığı bildirilen Arzu Özpınar yaşadıklarını Taraf’da şöyle ifade etmektedir..

Gülnar’da HSYK’ya şikâyet edilmesiyle başladı. Bir davada bazı polisler hakkında mahkûmiyet kararı vermesinin ardından Bakanlığa “Milliyetçi polisler”, “Adliye çalışanları” ve “bir vatandaş” gibi imzalarla gönderilen ihbar mektuplarında Özpınar’ın ‘fazla ruj sürdüğü’, ‘mini etek giydiği’, ‘odasına bir avukatı alıp kapıyı kapattığı’, ‘farklı erkeklerle yemek yediği’ iddia ediliyordu.
Şikâyetler üzerine Adalet Bakanlığı’nın, Özpınar’ın meslek hayatındaki ilk soruşturmayı başlatarak görevlendirdiği müfettiş ‘ihraç’ talebiyle hazırladığı raporu HSYK’ya gönderdi.
Hakim Arzu Özpınar "Ben savcı bir babanın kızıydım ve onun gibi aktif görev yapmak istiyordum. Annem ve babam boşanmıştı. Annem ve kardeşlerime ben bakıyordum. Bir erkek kardeşim ODTÜ’de okuyordu. 27 yaşında olan her genç kız gibi giyimime kendime özen gösteriyor, makyaj da yapıyordum." diyor

"Bakanlığın gönderdiği müfettişe, suçlamaların asılsız olduğunu ispatlamak için ‘bekâret raporu’ almak zorunda kaldım. En ağırıma giden, onurumu kıran ve beni ömür boyu hiç kurtulamayacağım bir bunalıma sürükleyen de bu oldu.

O tarihe kadar hakkımda hiçbir disiplin soruşturması açılmamıştı. Sicili tertemiz, hukuk fakültesini başarıyla tamamlamış genç bir hâkim için kurul, direkt uyarı, ikaz veya kınama kararı vermeden ihraç kararı aldı.

İddiaları değerlendiren Kurul’un o dönemki Başkanı, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Başkanvekili ise Alâeddin İsaoğlu’ydu. Durumumun görüşüldüğü toplantıya Cemil Çiçek katılmamış, İsaoğlu ise karara muhalefet şerhi koymuş. Ancak çıkan karar dörde karşı beş oyla ‘ihraç’ olmuş.

Sadece işimi değil, ailemi de kaybettim.

İntihar etmek istedim

İhraç kararının ardından hukuk büroları ve çeşitli yerlere iş başvurusunda bulundum. Ancak her kapı yüzüme kapandı. Düşünsenize, HSYK gibi bir kurum sizin ‘namussuz’ olduğunuza ‘karar’ vermiş, ‘şerefsizlikle’ suçlamış. Gittiğim her yerde ‘iyi biri olsa atılmazdı’ düşüncesiyle iş vermediler.

Arzu Özpınar’ın meslekten atılmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) açtığı “özel yaşama saygı” ve “HSYK kararlarına yargı önünde itiraz” davasını kazandı.

AİHM tarafından önceki gün açıklanan kararda, Özpınar’ın özel yaşam tarzı gerekçe gösterilerek meslekten ihraç edilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “özel hayatın ve aile hayatının korunması”yla ilgili maddesine aykırı olduğuna hükmedildi.


Bu ülkede buna benzer onur kırıcı olayların yaşanmasına meydan verilmez..
Umuyoruzki; İnsan Hakları sözde değil özde gelişmişlik kaydeder..
İnsanlarımız, haklarını artık AİHM'de aramaz..
Umuyoruz ki; hiç bir kadın bekaret kontrolü gibi onur kırıcı bir tutumla karşı karşıya bırakılmaz..
Vucut dokunulmazlığı korunmuş olur..

Özgürlükler, kişinin giyim, kuşam ve inançlarına göre değişiklik arz etmez.. Herkese ve her inanca ve kültürel yaşama olanak tanrınır ve hak ettiği bir saygıyla karşılanır ise özgür bir toplumda yaşama olanağı bulunabilir....
Yoksa; kızlarımızın başını kapatarak üniversiteye girmesini savunurken; başı açık bir kadına bekaret kontrolu yaptırmak özgürlük değildir...!

EvcioğluHaber-24.10.2010

20 Ekim 2010

'Kokulara alıştın'


'Kokulara alıştın
' Kılıç'a çok ağır sözler!

Kılıçdaroğlu, ‘Statükonun kibirli mensupları’ diyen AYM Başkanı Haşim Kılıç’a sert yanıt verdi: “Tabii, HSYK değişti, bir bakıma sırtını sağlam yere dayadım diye başlayacaksın konuşmaya. Bize hukuk dersi vereceksin, yemezler, senin hukuk dersine ihtiyacımız yok.”


ANKARA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın, “Değişime karşı çıkan, statükonun kibirli mensupları artık halkı ikna edememektedir” sözüne sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis grup toplantısında şöyle konuştu:


* YARGIDA TUZ KOKTU: Kısa bir süre önce bu parlamente Anayasa Mahkemesi’ne üye seçti. Burada bu seçimde yargıcın birikimi, özgeçmişi değil, listede aldığı numara önemliydi. O numara da AKP’nin oy çokluğu ile seçildi. Tuz kokar diyoruz ya, yargıda tuz koktu, kokular gelmeye başladı. Değişime hiç itirazımız yok ama geriye doğru değişimi savunanlar böyle konuşurlar, ileriye doğru değişimi savunanlar demokrasiyi, hakları ve özgürlükleri savunurlar. Haşim Kılıç, Anayasa Mahkemesi’nin, AKP’nin sizin daha önce verdiğiniz karara dayanarak yaptığı atamaların hukukluluğunu vicdanına sığdırıyor mu sığdırmıyor mu? Hukuktan, demokrasiden söz edeceksiniz, AKP atamaları bitirsin, yapsın, önemli değil, yeri gelince karar verilir diyeceksin. Anayasa Mahkemesi Başkanı herhalde sosyal hukuk devletinin ne olduğunu biliyordur. Klinik şef ve yardımcıları sınavı ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne gittik. Şu ana kadar yürürlüğü durdurma kararı vermediler. Şimdi sormak istiyorum; Anayasa Mahkemesi AKP’nin sizin daha önce verdiğiniz karara dayanarak yaptığı atamaların hukukluğunu Sayın Haşim Kılıç vicdanına sığdırıyor mu?

* HUKUKTA OKUMADIN: Anayasa Mahkemesi’nde düzenlenen yemin töreninde, AKP, Anayasa Mahkemesi gibi bir görüntü oluştu. Anayasa Mahkemesi Başkanı çıkıyor bu tablonun tam ortasında şöyle diyor: ‘Değişime karşı çıkan, çağın nabzını tutamayan, statükonun kibirli mensupları, artık halkı ikna edememektedir.’ Hukuk; ahlaktır. Ahlakın olmadığı yerde hukuk olmaz, konuşanların da ahlaktan nasip alması lazım. Ben Anayasa Mahkemesi Başkanı’yım diyelim, birisi hülle yoluyla üye olarak atanıyor, içime sindiremem, o üyeyi geri gönderirim. Kılıç, hülle yoluyla Anayasa Mahkemesi üyeliğine atananı, hangi gerekçeyle, ahlakla kabul ettiriyorsunuz? Bütün bunları içine sindireceksin, ’HSYK da değişti, biraz daha sırtını sağlam yere dayadım’ diye başlayacaksın konuşmaya, bize hukuk dersi vereceksin. Yemezler. Senin hukuk dersine ihtiyacımız yok, hukuk dersi değil, hukuk fakültesinde bile okumadın sen. Hukuk fakültesinde okumayan adamın bana hukuk dersi vermeye yetkisi de olmaz. Başkan, öyle anlaşılıyor ki hukukun Haliç bölümünde yaşıyor, kokulara alıştı.

* HSYK ÜYELERİ SEÇİMİNE TEPKİ: Defalarca AKP’nin gizli gündemi olan bir parti olduğunu söyledik. Sonucu somut bir biçimde ortaya çıktı. Yeni HSYK üyesinin yükselişi de çok enteresan. 2002-2004’te Personel Genel Müdürlüğü’nde Daire Başkanı. 2004-2007’de Personel Genel Müdür Yardımcısı oluyor. 2007-2008’de Personel Genel Müdürü oluyor. Müsteşar Yardımcısı oluyor, sonra HSYK’da yer alıyor. Deniz Feneri davasının savcısı da HSYK üyeliğine seçildi. Bundan sonra da herhalde daha da zor işimiz ama takip edeceğiz. Bizi yıldıramazlar. Bu ülkenin talihsizliği ne? Ali Dibo’cudan Adalet Bakanı olur mu? Bunları söyleyince kızıyorlar. Hatay’da gittin ihale dağıtımında kendi el yazınla yazdın senin milletvekilin aynı partiden arkadaşın götürdü notere onaylattı bunu. Uygar bir toplumda Adalet Bakanı değil milletvekili olamazsın. Seçim iradesine saygısızlık olan o listeyi hazırlamaktır Sayın Bakan.

Niye gizli gündemi olduğunu bilmiyorsunuz?

* Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı da dayanamamış artık. Ne diyor? ’Adalet Bakanlığı kendi bürokratlarının da içinde olduğu listeyi seçtirmek için 2 bin kişiyle sahada çalışma yürüttü.’ Günaydın, demek ki fark etmişler. Bunların gizli gündemleri olduğunu niye bilmiyorsunuz? Niye sorgulamıyorsunuz? Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı’nın “12 Eylül’deki halk oylamasına kadar sivilleşme, demokratikleşme diyenlerin şimdi bürokratları eliyle bu sivilleşme ve demokratikleşme adımlarını boğmaya çalıştıklarını, bunun 2 aydır devam ettiğini” söylüyor. Bizse bunu en başından bu yana dile getirdik.

http://haber.gazetevatan.com/Haber/335517/1/Gundem

9 Eylül 2010

Ve işte bu yüzden... HAYIR!

Ve işte bu yüzden... HAYIR!

Ece Temelkuran

Ece Temelkuran

etemelkuran@htgazete.com.tr
04 Eylül 2010 Cumartesi,

Halis Atış, çarşamba gecesi 23.00’te referandumla ilgili afiş asıyordu. Afiş 30 metre yüksekliğe asılabilsin diye vinç bekliyordu. Günde 16 saat çalıştığı için yorgundu ve İstanbul’da önceki gece kış gibi geçiyordu. Pankart bezine sarınıp yere kıvrıldı. Vinç geldi. Pankartın üzerinden geçti... Çaresizlikten referandum pankartına sarılmış yoksul bir adam ezilerek öldü. İki çocuğu vardı ve 8 kişiye bakıyordu.
Bir yoksul, başka bir yoksulun üzerinden geçti önceki gece, ezerek öldürdü. Muhtemelen biri bir taşeron, öteki başka bir taşeron için çalışıyordu. Muhtemelen ezen de yorgundu en az ezilen kadar. Muhtemelen o da açtı öteki kadar. “Kimse bakmıyor onlara, yoksullar sessizce birbirlerinin hikâyelerini izliyor şehirde” diye yazmıştım önceki günkü gazetede. Yetmezmiş meğer... Meğer “Yoksullar birbirinin katili yapılıyor sessizce” demek de gerekiyormuş, “Yorgun argın birbirlerinin üzerinden geçiyorlar”...

BIRAKMAM
Pankartın üzerinde “Evet” yazıyormuş, malum, AKP’nin referandum reklamları. “Hayır” da yazabilirdi. Yani, “‘Evet’ adam öldürüyor” makamını başkalarına bırakıyorum. Ama bu insanlık cinayetinin taşeronlaşmanın sonucu olduğunu, taşeronlaşmanın AKP’nin elinde bu kadar azgınlaştığı gerçeğini söylemeden bırakmam. Hele “teğet geçen” şu ekonomik krizin bedelinin günde 16 saat çalışan, yine de aç yaşayan Halis’lere ödetildiğini söylemeden hiç bırakmam. Kıdem tazminatı ödememek için her yıl iş akitleri sıfırlanan, buna direnince de Paşabahçe Devlet Hastanesi’nden atılan Türkan Hanım, üniversite harcını ödemek için çalıştığı inşaattan düşerek ölen Edebiyat Fakültesi öğrencisi Ömer... Onları bırakmam.
Ve işte bu yüzden sevgili kardeşim, ben referandumda “HAYIR” demeye karar verdim. Ben “HAYIR” diyorum, size de naçizane tavsiye ediyorum. Çünkü...

MADEM ÖYLE PİSLENELİM!
Boykot edecektim, bu pis kavgaya girmeyeyim dedim. Böyle oluşan bir siyasal zemine “Lanet olsun” dedim. İktidar ve iktidar karşıtları dışında hiçbir kesimin dahil edilmediği bu “darlanmaya” dahil olmayayım dedim. Sadece siyasal olarak değil ahlaken de reddettim bu saçmalığı. Genel seçim havasına sokulan Anayasa değişikliğini aptalca, saçma ve kirli buldum. Nitekim birkaç kanalda ve yazılarda anlattım bu durumu. Bakınız “Bıktık!” başlıklı yazı.
Gel gör ki geçtiğimiz günlerde AKP’nin MKYK üyesi Ayşe Böhürler ile bir canlı yayına katıldık Habertürk’te. Ayşe dedi ki mealen, “Boykotçuların kendilerine göre nedenleri var tabii”. Sonrasında “hayır” oyu verenlere karşı konuştu. Tartışmasına tartıştık. Referandumun 12 Eylül’le hesaplaşma olduğunu savunan biriyle kafa kafaya gelmemiz kaçınılmaz. Hatta bu değişiklikle daha sivil, daha demokratik bir Anayasa’ya kavuşacağımız söylendiğinde... Biz de bir yerde hukukçuyuz, okuma-yazmamız var vesaire, sinirleniyoruz elbette. Fakat tuhaf da bir hava vardı. Sanki boykotçuya “fasulyeden” muamelesi çekiliyor gibi geldi. Fazladan bir şefkat söz konusu. Hani düşman olarak bile adam yerine koymama durumu. Ayşe için söylemiyorum, genel olarak böyle bu.

ENAYİLİK MESELESİ
Sonradan düşündüm. Bu referandum seçim havasına sokuldu mu? Sokuldu. Boykot yaparak eteğimizden silkip kurtulabileceğimiz noktayı geçtik. Görüntü netleşti. İstediğin kadar lanetle, istediğin kadar silk eteğini, zemin bu, ya girersin kavgaya ya tribünden izlersin. Sonradan, “Ay ben tarafsızdım” deyip kurtulunamayacak bir ahlaki sorumluluk da var içinde. Çünkü görüyorsun:
Memleket bildiğin enayi yerine konuyor. 12 Eylül hesaplaşması martavalını alan yürüyor. Paketteki bütün maddeleri beraber referanduma sunmada da nereden baksan bir şantaj, bir tehdit havası var. “HSYK, Avrupa’da da böyle seçiliyor” diyenlerin doğruyu söylemediğini biliyorsun zaten ama bir de Erdal Eren’in hatırasını kullanmak var, mide bulandırıcı. Mideler bulanadursun ama bir de şu Halis’in astığı pankartlardan biri yok mu...
“Yoksulluğa ve işsizliğe karşı Evet” demiyor mu o reklam! Utanmadan, sıkılmadan, ar damarı çatlamış gibi. Sanki Halis’in ölmemesi için HSYK’nın yapısının iktidar partisi lehine değiştirilmesi mecburmuş gibi. Kafamıza silah dayayıp, “HSYK’ya adam sokmamıza izin vermezseniz Halis ölür!” der gibi. “Bizim işimiz HSYK ile, yoksa Ömer’i unutun!” der gibi. “Türkan Hanım elimizde! Gidip evet oyu atmazsanız gerisini siz bilirsiniz” der gibi...

AYAR ÇEKME MECBURİYETİ
Ben bu Allah’ın belası kavgaya girmezdim de onları bırakamam. Düşmanım olan politikalar tarafından düşman olarak ciddiye alınmıyorsam boykot ettiğim için, bırakırım bu temiz pozisyonu, kirlenirim. Kimse bana, “MHP ile aynı noktadasın” zırvasını sıkmasın. Ben de onlara, “Hrant’ın kanına girenlerle, cinayeti savunanlarla, ‘Teröristler sünnetsiz’ diyenlerle aynı yerdesiniz” derim. “Ömer’in, Halis’in kanına girenlerle aynı yerdesiniz” derim. Diyarbakır’da “Kadın çocuk, gereği neyse yapılacak” diyenlerle... Orada da durmam, “Enayi yerine konmaya evet denmez” derim.
Anayasa değişikliğinden sonra neyi ne yapacaklarını ayrıntılarıyla anlatanlar bir kerecik şu 12 Eylül faillerini nasıl yargılayacaklarını niye anlatmadılar? Bunu sorarım. Daha da bin tane cümle kurarım. “Boykotla bu işin içinden sıyrılamayacağımız ortaya çıktı arkadaş!” derim. Yoksulun, açın, işçinin, Kürt çocukların düşmanı beni düşmanı olarak görmüyorsa, onu yeterince sinir etmiyorsam duruşuma ayar çekmem gerekir diye düşünürüm. Hayır çıksa daha demokratik bir ülke olmayacak burası, evet çıksa da. Bari enayi yerine konmayalım derim! Hayır derim, size de tavsiye ederim...

http://www.haberturk.com/yazarlar/548897-ve-iste-bu-yuzden-hayir

24 Haziran 2010

Cumhuriyet bilgesi son yolculuğuna uğurlandı

Cumhuriyet bilgesi son yolculuğuna uğurlandı



Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk, bugün binlerce yurttaşın katılımıyla Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde son yolculuğuna uğurlandı. Selçuk, erenler diyarı Hacıbektaş'ta kardeşi Turhan ve Mahzuni Şerif ile aynı mezarlıkta toprağa verildi.

Cumhuriyet Haber Portalı

24.06.2010
********************************
Hacıbektaş- Selçuk için Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen törene Türkiye'nin dört bir yanından üniversite öğrencileri, sivil toplum örgütü temsilcileri, siyasi partiler ve Selçuk dostları katıldı. İlhan Selçuk'u uğurlamak için Hacıbektaş'a gelenler, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu ve belediye meclis üyeleri tarafından karşıladı. Törenin düzenlendiği Mahsun-i Şerif Dostluk Parkı'nın yanındaki Hacı Bektaş Cumhuriyet Meydanı, sabahın erken saatlerinden itibaren Selçuk dostlarıyla dolup taştı. Türk bayrağına sarılı İlhan Selçuk'un tabutu rengarenk, onlarca çiçekle donatıldı. Tören boyunca "Türkiye laiktir, laik kalacak" sloganları da atıldı. Hacıbektaş halkı İlhan Selçuk'u ve dostlarını kucakladı.

Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanoğlu

Törende ilk söz alan Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu konuşmasına, "Çağımızın en büyük aydınlarından biri olan İlhan Selçuk'u son yolculuğuna uğurluyoruz" diye başladı. Selmanpakoğlu, konuşmasında özellikle Selçuk'un bilgeliğine vurgu yaptı.

"Babamız bize patronluk yapmadı"

Miyase İlknur, konuşmasında, "O bizim babamızdı. Çok ince ruhluydu. Yaşamı boyunca ne bize ne de başka birine karşı emir kipi kullanmadı. Mütevazı ve alçak gönüllüydü. Güç odakları karşısında boyun eğdiğine bir kez bile tanık olmadık. Dünyevi hırsları hiç olmadı. Birileri akyüzüne yağlı kara sürmeye çalıştı, ancak yüzü o yağlı karayı tutmadı. Ne onun ne arkadaşımız Mustafa Balbay'ın davası divana kalmayacak. Biz bu davayı göreceğiz" dedi.

"Her iki kardeşte 'Enel Hak'a inanmıştı"

Coşkun Özdemir ise 50 yıllık dostluğunu anlatarak başladığı konuşmasında İlhan Selçuk'a saldıran solu, Ergenekon'da yargılamaya kalkışanları kınadı. "Sevgili İlhan rahat uyu pencerenden yayılan ışık hepimiz aydınlatmaya devam edecek" diyerek alkışlar arasında konuşmasını tamamladı.

Alev Coşkun, "İlhan Selçuk son manevi işkenceye dayanamadı. Bu son hoyratlığa isyan etti. Sen Uğur Mumcu gibi en son basın ve demokrasi şehidisin. Neden Hacı Bekraşı istedi. Büyük mizah ustası Turhan Selçuk'u çilehane yatırdık. Bugün ilhan Selçuk'u... Neden Hacı Bektaş çünkü her iki kardeş 'Enel Hak'ka inanmışlardı. Hacı Bektaş Veli'nin dizinin dibinde yan yana oturmalarının anlamını çok iyi biliyorlar. Hacı Bektaş halkının anlayacağını bilerek geldiler. Veli'nin himayesinde kalmak istiyorlardı." şeklinde duygularını ifade etti.

DSP Genel Sekreteri ve Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi, Selçuk’un vefatının Türkiye için büyük bir kayıp olduğunu belirterek “Bir güneş battı. Hepimiz onun yazılarıyla aydınlık düşünceleriyle büyüdük. İnanıyorum ki onun aydınlık fikirleriyle yazılarıyla yetişmiş yeni nesil, onun bıraktığı meşaleyi devralacaktır. Onun bıraktığı aydınlık yoldan gidecektir. Bugün bir güneş battı ama, o güneş ileride daha da büyüyerek doğacak ve Türkiye karanlıkta kalmayacaktır. Bu ülke O’nun aydınlık düşünceleriyle yetişmiş nice nice İlhan Selçuklar çıkartacaktır. Onun öğretisiyle büyüyenler aydınlık yarınları inşa edecektir” diye konuştu.

Erdal Erzincan
sazıyla küçük bir dinleti sundu. Işık Yenersu, Selçuk'un okurlarına yazdığı veda yazısını seslendirdi.

Sanatçı Tarık Akan, İlhan Selçuk'a sevgisini belirterek, "İlhan Abi aydınlanmanın sembolüydü" dedi.

Ahmet Gökçe'nin sunduğu, Dede Haydar Soylu'nun yönettiği törende ilk olarak 'Helalleşme' yapıldı. Ardından, dede defin işlemini gerçekleştirildi. Defin işleminin ardından Ali Rıza Selmanpakoğlu ve Selçuk'un yeğeni Murat Ertel kabrin yanı başına çınar fidesi dikti.

Selçuk, artık halk ozanı Mahzuni Şerif ve kardeşi dünyaca ünlü karikatürist Turhan Selçuk ile yanyana.

Törene Katılanlar

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek, HSYK üyesi Ali Suat Ertosun, eski CHP Milletvekili, eğitimci Mustafa Gazalcı, Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven, eski DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Eski Bakan Fikret Ünlü, CHP'li Eşref Erdem, Bülent Tanla, ÇGD Başkanı Ahmet Abakay, CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, CHP milletvekilleri Durdu Özpolat, Ali Rıza Öztürk, Vahap Seçer, Derviş Günday, Ayhan Yalçınkaya, Enis Tütüncü, Rasim Çakır, DSP Genel Başkanı Masum Türker, eski Milletvekili Uluç Gürkan, Ali Rıza Gülçiçek, ADD Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Karakuş, CHP Milletvekili Oğuz Oyan, Hikmet Çetin, Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, DİSK'in eski ve yeni genel başkanları Rıdvan Budak, Süleyman Çelebi, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, sanatçılar Tarık Akan, Rutkay Aziz, CHP Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük, Prof. Alpaslan Işıklı, Eski Bakanlar Fikri Sağlar, Yaşar Okuyan, 68'liler Birliği Başkanı Sönmez Targan, DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, Habertürk Ankara Temsilcisi Muharrem Sarıkaya, Hürriyet Gazetesi Yazarı Yalçın Bayer, TİHAK Başkanı Muzaffer İlhan Erdost.

Törene Çelenk Gönderenler şöyle:

Prof. Dr. Sebati Özdemir, UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik, Yıldız-Müşfik Kenter, CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Eğitim-İş, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Habetürk, Kumru-Fazıl Say, Yay-Sat, Ali Kırca, Arzuhan-Mehmet Yalçındağ, Bülent Eczacıbaşı, Tangül Bilgehan, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, CHP Nevşehir İl Başkanı Bülent Yumuş, Avanos İlçe Başkanı Aykut Kuş, TKP, Birleşik Kamu-İş, Yeni Parti Genel Bşkanı Tuncay Özkan, Sanatçı Edip Akbayram, Yerel-İş Sendikası, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörü Bektaş Açıkgöz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Alevi Vafıkları Federasyonu, Eski Milletvekili Prof. Dr. Dursun Akdemir, Dostlar Tiyatrosu - Genco Erkal, ÇGD, Mustafa Ekmekçi ve Ailesi, Türk Harb-İş, ÇYDD Genel Merkezi, CHP Milletvekili Nur Serter, Eski Adalet Bakanı Mehmet Moğultay, Erzincan Postası, CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Ekrem İmamoğlu, Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin, Şahkulu Dergahı, Karacaahmet Sultan Dergahı, Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği.

http://www.cumhuriyet.com.tr/


21 Haziran 2010

ANAYASA REFARANDUMU ÜZERİNE..!


Anayasa Refarandumu Üzerine.!



Av. Ali Ersin GÜR

avaliersin@gmail.com

Egemenlerin belirledikleri gündemin peşinde koşmaya devam ediyoruz. 'Bu gidişat bizi büyütmez aksine solu bitirir.' diyen Sn: Av. Ali Ersin GÜR , Anayasa Refarandumu üzerine sözlerine şöyle devam etti..

21.06.2010
.............................................................................

Sevgili Arkadaşlar,

Türkiye solunun yaşadığı sorunlar nedeniyle gündeme müdahale etme ve gündemi belirlemeye takati olmadığındandırki; egemenlerin belirledikleri gündemin peşinde koşmaya devam ediyoruz. Bu gidişat bizi büyütmez aksine solu bitirir.

Anayasa değişiklikleri konusundaki tartışmalarda henüz sol kendi seçeneğini netleştirip topluma ve halka açıklamış değildir. Oysa ki bizim açımızda sorun, “evet” veya “hayır” seçeneklerinin ötesinde bir öneme sahiptir. Ne 12 Eylül ürünü olan 82 anayasası ve ne de AKP’nin getirdiği değişiklikler bizim taleplerimizi karşılamaya cevap vermemektedir.

1982 anayasasının reddi için çabalamış ve referandumda da “hayır” oyu vermiş biri olarak o günden beri “SİVİL VE DEMOKRATİK ANAYASA” talebimizi her fırsatta dile getirdim.

Toplumun büyük çoğunluğu da bu anayasanın tamamen değiştirilerek yerine insan haklarına saygılı daha özgürlükçü ve eşitlikçi bir anayasanın hazırlanması konusunda hemfikirdir.
AKP’nin son anayasa değişikliği paketi mevcut 82 anayasasının darbeci ruhunu yok etmediği gibi, bizim demokratik hak ve taleplerimize de cevap vermekten uzaktır. Aslında son değişiklikler derinlemesine bir değerlendirmeye tabi tutulduğunda pek çok maddenin sadece biçimsel değişiklikler ötesine geçmediği de görülür.
Örneğin yargının üç ayağı olan iddia (savcılık), savunma (avukat) ve hüküm (hakim) müesseselerinden avukatların barolarda örgütlenmesi sağlanırken, diğer iki ayağı oluşturan savcı ve hakimleri tek çatı altında HSYK içinde toplaması çağdaş bir hukuk devletinde asla kabul edilemez.
Hakimler ve savcıların ayrı ayrı demokratik biçimde örgütlenmesini sağlamak yerine sadece HSYK’nın üye sayısında değişiklik yapılması halkın hangi talebine cevap verecektir.?

AKP son anayasa değişikliğiyle bir yandan tabandan gelen tamamen yeni, sivil ve demokratik anayasa talebini bir süreliğine de olsa sönümlendirip ertelemeyi amaçlarken diğer taraftan da kendisine göre yargıyı vs yeniden biçimlendirmektedir.

Bu manevrayı boşa çıkarmanın yolu; tüm demokrasi güçlerinin bu referandum sürecinde kendi alternatiflerini oluşturup halka anlatmalarından geçiyor.
Kişisel talebim tüm demokrasi güçlerinin yeni bir “SİVİL VE DEMOKRATİK ANAYASA” talebiyle ortak bir cephe oluşturarak ortak bir kampanya başlatıp sürdürmelerinin yararlı olacağını düşünüyor ve öneriyorum.

Haber: Evcioğlu



"Dünya; Kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiç birşey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir."

Albert Einstein


11 Haziran 2010

Seyfi Oktay'dan 'Alevi' isyanı!


Seyfi Oktay'dan 'Alevi' isyanı!

10.06.2010 Perşembe

Eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay, bir kısım medya tarafından kendisine yönelik linç uygulaması yapıldığını öne sürdü


’Bir kısım medya’nın hakkında linç uyguladığını ileri süren eski Adalet Bakanlarından Oktay, “Bu çevreler geçmişte de bir Alevi’nin Adalet Bakanı olmasını hazmedememişti” dedi.

ANKARA - Ergenekon soruşturmasında hakkında çıkan gözaltı kararı rahatsızlanarak hastaneye yatırılması nedeniyle uygulanamayan eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay, hakkında çıkan haberlerle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Halen İbni Sina Hastanesi’nde tedavi gören Oktay, “Onulmaz, tedavi edilmez, hastalık derecesindeki bir husumetle saldırılara maruz kalıyorum” ifadesini kullandı.

Soruşturmanın gizli evraklarının fütursuzca gazete manşetlerine ve televizyon ekranlarına taşındığını ve yargısız infaz yapıldığını belirten Oktay, “Bu linç hareketini bakanlığım döneminde de aynı çevrelerden yaşamıştım. O zaman bu kadar cüretkar değillerdi. Demek ki bugün kendilerini çok daha güçlü görüyorlar” dedi.

Bakanlıktan 16 yıl, siyasetten de 10 yıl önce ayrıldığına dikkat çeken Oktay “Bu nasıl bir kindir ki, bu kadar yıl sonra bu kinleri kusmaktadırlar” dedi. Oktay, “Hiçbir erk ve yetkisi olmayan bir kişinin nasıl olur da kurumlara baskı yapması söz konusu olabilir?” diye sorduğu açıklamasında şunları kaydetti:

Mezhebimden rahatsızlar


“Bakanlığım döneminde demokratik, laik ve hukuk devletine, hukukun üstünlüğüne, özgürlükçü sisteme ve özellike yargı bağımsızlığına, adil yargılanma hakkına yaptığım ve yapmaya çalıştığım katkılar, tarihe mal oldu. Sistemin demokratik değişim ve dönüşümünü o zaman da kabullenememişlerdi. Bu çevreler geçmişte de mezhebimden rahatsız olduklarını açıkça belirtiyorlardı.

Bir Alevi’nin Adalet Bakanlığına atanmasını şaşkınlıkla karşılamışlar ve asla hazmedememişlerdi. Hele hele Alevi inançlı bir gencin hakkıyla hakim veya savcı olmasını dünyanın sonu gelmiş gibi değerlendiriyorlardı. Yıllar önce TBMM kürsüsünden de belirttiğim gibi bu zihniyetin sahipleri Alevi inançlı insanların bu ülkede var oluşlarını kabullenememektedirler.”

Oktay açıklamasında yargıya baskı yaptığı iddialarını da reddederek, “Kimselerle görüşmeden Robinson gibi mi yaşamalıydım? Bana ulaşan bazı istemleri yedi kişiden oluşan HSYK’nın bir üyesine iletmekle yargı baskı altına mı alınmaktadır?” diye sordu.

http://www9.gazetevatan.com/

5 Mayıs 2010

'Askere sivil yargı yolunun açılması'na 336 evet oyu..

'Askere sivil yargı yolunun açılması'na 336
evet oyu..


04.05.2010

http://www.drtus.com/yeni/modules/News/images/haberler/43811tbmm1.jpg

T24 - TBMM Genel Kurulu'nda süren Anayasa değişikliği teklifi 2. tur görüşmelerinde, teklifin 16. maddesi 72 ret oyuna karşı 336 oyla kabul edildi. Görüşmelere kısa bir ara verilirken aranın ardından "Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkileri"yle ilgili değişiklik öngören 17. madde görüşülüp oylanacak. CHP lideri Deniz Baykal Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın görev ve yetkileriyle ilgili maddenin paketten düşmesi halinde kalan maddelerle ilgili oylama katılıp, ellerinden geleni yapcaklarını söylemişti. Bu arda ilk turda 331 kabul oyu alan 17. madde, ilk tur oylamasında en az kabul oyu alan maddeydi.

Baykal: 2 madde de düşerse 'evet' diyeceğiz

Genel Kurulda gizli oylamaya 410 milletvekili katıldı. Oylamada 336 kabul, 72 ret oyu kullanıldı. Oylamada, 1 çekimser ve 1 de boş oy çıktı.

Teklifin 16. maddesiyle Anayasa'nın ''Askeri Yargı'' başlıklı 145. maddesinde değişiklik yapılıyor. Yeni düzenlemeyle askeri kişilere sivil yargı yolu açılıyor, sivillerin savaş hali dışında askeri mahkemelerde yargılanamayacağı hükmü getiriliyor.

Birinci turda, teklifin 16. maddesine ilişkin gizli oylamaya 407 milletvekili katılmış; oylamada 337 kabul, 70 ret oyu kullanılmıştı.

'Türkiye, Filistin değil'

Madde üzerinde verilen önerge nedeniyle söz alan BDP Van Milletvekili Fatma Kurtulan, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in partili milletvekili arkadaşlarına karşı ''ayrımcı'' tutum izlendiğini öne sürdü.

''Savaş var bu ülkede dediği için bir arkadaşının susturulmak istendiği'' görüşünü savunan Kurtulan, ''Toplumca kabul edilen bir gerçeğin üstünü örtmenin gereği yok. Hala ülkemizin dört bir yanına cenazeler gidiyorsa, 50 bin insanımızın ölümünden söz ediliyorsa bunun adı savaş değil de nedir, sormak isterim'' diye konuştu.

Kurtulan, dün akşam (3 Mayısı 2010) da bir arkadaşının ''çocukların neden taş attığının gerekçelerini anlatmaya çalıştığını, bu arkadaşının susturulmak istendiğini'' savunan Kurtulan, ''Savaş içinde doğan, büyüyen çocuklar ne yapar diye sormak isterim. Filistin'de çocuklar ne yapıyorsa, Kürt çocukları da onu yapıyor. Tasvip etmesek de maalesef böyle bir gerçekle karşı karşıyayız'' diye konuştu.

TBMM Başkanı Şahin, Kurtalan konuşmasını tamamladıktan sonra,
''Türkiye, Filistin değildir, Orta Doğu değildir. Türkiye vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütün, bağımsız bir ülkedir. Türkiye'yi nasıl Filistin'e, Orta Doğu'ya benzetirsiniz. Ne alakası var? Talihsiz bir benzetmedir'' dedi.

Ufuk Uras oy kullandı

BDP İstanbul milletvekili Ufuk Uras, 2. turda diğer maddelerin aksine Genel Kurul'a girerek, 16. madde için oy kullandı.

Bu arada, Genel Kurul Salonu'nda tansiyon sorunu nedeniyle rahatsızlanan AKP Ağrı milletvekili Fatma Salman Kotan, milletvekilleri tarafından dışarı çıkarılırken daha sonra oy kullandı.

Oylama ardından Genel Kurul'da Anayasa değişikliği teklifi görüşmelerine ara verildi.

Aranın ardından kritik, Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkileriyle ilgili 17. madde görüşülmeye başlanırken, 17. madde Anayasa değişikliği ilk tur görüşmelerinde ilk turda 331 kabul oyuyla en az oyu almıştı.

Anayasa değişikliği teklifi 17. maddesi nedir?

Madde (17): Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinde değişiklik yapılarak, kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Buna göre, kişiler, ''Anayasa şikâyeti'' başvurusunda bulunabilecek. Herkes, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki anayasal hak ve özgürlüklerden birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla ve kanun yollarının tüketilmiş olması şartıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilecek. Anayasa şikayetinde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacak.

Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. Genel kurulun yeniden inceleme sonucu verdiği kararlar kesin olacak.

Anayasa Mahkemesi'nin yapısıyla ilgili Anayasa'daki madde nedir?

Madde 148:
Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.

Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def’i yoluyla da ileri sürülemez.

Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.

Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.

Yüce Divan kararları kesindir.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.

http://www.t24.com.tr/

29 Nisan 2010

"ÖZOK" SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

"AV.ÖZDEMİR ÖZOK" SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI
29.04.2010-perşembe

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sn; Av. Özdemir ÖZOK için, Türkiye Barolar Birliği önünde tören yapıldı. Çok kalabalık basın grubunun izlediği , Törenin ardından Kocatepe camiinde, Demirel, Baykal ve Bahçeli gibi eski ve yeni bir çok siyesetçinin ve yoğun bir halk, sevenleri ve dostlarının katılımıyla cenaze namazı kılındı. Cenaze namazından sonra toprağa verileceği, Cebeci Asri Mezarlığına doğru götürülmek üzere cenaze aracına kondu. Cenaze aracıyla birlikte kocatepeden Tuna caddesine kadar yürüyerek eşlik eden binlerce dostları ve sevenleri; zaman zaman alkışlarla duygularını dile getirdiler.. Aralıklarla sürdürülen alkışlar, aynı zamanda çaresizliğe karşıda bir protosto gibiydi.. Tuna caddesine gelindiğinde, orada bekleyen otobüslere binilerek, Cebeci Asri Mezarlığına doğru yola çıkıldı. Mezarlıkta; toprağa verilirken orada bulunan bir çok insanın göz yaşlarını tutamayarak agladıkları gözlendi.. Defin sırasında , büyük bir sukunet ve tarifi imkansız bir üzüntü vardı..
Zamansız bir ayrılıktı bu..
Belki bir çok insan tarafından beklenen ama, istenmeyen bir sondu..
Yine her ölüm gibi, erken ölümdü...
En kötüsüde, bir daha konuşamamaktı..
Ölümün en kötü yanıda, bu yanı olsa gerek..!

Yoksa ; Şairin birisi tarafından söylenen sözdür;
" Ölüm gelmiş, başım üstüne.. /
Hani; gönül ister ya, ara sıra../
Sohbet etmek, konuşabilmek dostlarla../
En kötüsüde bu işte, konuşamak dostlarla../
Ben ölümden değil, sesizlikten korkuyorum.,/ "
derken ölümün amansızlığını ve tarif edilemezliğini anlatmaktadır..
Aslında insanın yanlızlığını tarif etmekte olduğunu düşünüyorum.. Aksine; çaresiz razı olunamaz böyle bir olguya..!


******
Sn; Özdemir ÖZOK; Bu dünyada yaşarken; Tüm bu ülkeyi yönetenlere, bir dersde vermişti. " Yargıtay Üyeliğine atandığı zaman; Ben bir partinin üyesiyim, olmaz.. Yargıya siyaset bulaşmaması gerekir.. Bu nedenle kabul edemem.. Aksine; Yargıtay Üyeliği benim için bir onurdur " Demiş ve kabul etmemişti. Ancak; aradan 7-8 yıl geçmedi ülkenin durumuna bakarmısınız..? HSYK, Anayasa ve yüksek yargı üyelerini siyasetçilerden atanabilsin diye yasalar yapılmaktadır...

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok; Aramızdan ayrıldın ebediyete kadar; Sen ölmedin, Hakka yürüdün bizce.. Sen, orada ışıklar içinde yat...

Haber ve fotoğraf; Evcioğlu

"Özdemir ÖZOK" SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI. FOTOĞRAFLAR-2

"Özdemir ÖZOK" SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI. FOTOĞRAFLAR-3











1.tur görüşmeler tamamlandı "Anayasa Değişikliği'de"


1.tur görüşmeler tamamlandı "Anayasa Değişikliği'de"
http://www.drtus.com/yeni/modules/News/images/haberler/43811tbmm1.jpg
AA


TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifi üzerindeki görüşmelerin 1. turu tamamlandı.

2. tur oylaması 2 Mayıs Pazar günü yapılacak teklifte yer alandüzenlemeler şöyle:


MADDE (1): Anayasanın "Kanun Önünde Eşitlik" başlıklı 10. maddesindedeğişiklik yapılıyor.Maddenin, "Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bueşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür" şeklindeki 2. fıkrasına, "Bumaksatla alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.Çocuklar, yaşlılar ve özürlüler ile harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz"ibaresi ekleniyor.

MADDE (2): Anayasa'nın, "Özel Hayatın Gizliliği" başlıklı 20.maddesinde değişiklik öngörülüyor.Maddeye, "Herkes kendisi ile ilgili kişisel verilerin korunmasını istemehakkına sahiptir. Bu hak, kişinin kendisi ile ilgili kişisel veriler hakkındabilgilendirme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talepetme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar.Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızası ileişlenebilir" hükmü ekleniyor.

MADDE (3): Anayasa'nın "Seyahat Hürriyeti" başlıklı 23. maddesindedeğişiklik yapılıyor.Buna göre, "vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suçsoruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hakim kararına bağlı olaraksınırlandırabilecek.

"-"HER TÜRLÜ İSTİSMARA KARŞI" TEDBİR-MADDE (4):

Anayasa'nın "Ailenin Korunması" başlıklı 41. maddesindedeğişiklik yapılıyor.Maddenin başlığı, "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" şeklindedeğiştiriliyor, maddeye, çocukların korunması konusunda hüküm ekleniyor.Maddeye eklenen hüküm şöyle:"Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkçaaykırı olmadıkça ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürmehakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara karşı, çocukları koruyucutedbirleri alır.

"-SENDİKA KURMA HAKKI-MADDE (5): Anayasa'nın "Sendika Kurma Hakkı" başlıklı 51. maddesininson fıkrası yürürlükten kaldırılıyor. Böylece, bir kişinin aynı zamanda ve aynıiş kolunda birden fazla sendikaya üye olmasının yolu açılıyor.

MADDE (6): Anayasa'nın 53. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre,memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınıyor. Toplusözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde, taraflar KamuGörevlileri Kuruluna başvurabilecek. Kurul kararları kesin ve toplu sözleşmehükmünde olacak. Toplu sözleşmenin emeklilere yansıtılmasının yolu da açılıyor.

MADDE (7): Anayasa'nın "Grev Hakkı ve Lokavt' başlıklı 54. maddesindedeğişiklik yapılıyor. Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanınkasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu grev uygulanan iş yerinde sebep olduklarımaddi zarardan sendika sorumlu tutulamayacak. Siyasi amaçlı grev ve lokavt,dayanışma grevi ve lokavtı, genel grev ve lokavt, iş yeri işgali, iş yavaşlatma,verim düşürme ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar kaldırılıyor.

-PARTİ KAPATMA DAVALARI-MADDE (8): Anayasa'nın, "Siyasi Partilerin Uyacakları Esaslar" başlıklı69. maddesi değiştiriliyor. Buna göre, siyasi partilerin mali denetimi Sayıştaytarafından yapılacak.Siyasi partiler hakkında kapatma davası, Yargıtay CumhuriyetBaşsavcısı'nın talebi üzerine, TBMM'de grubu bulunan her siyasi partinin 5'er üyeile temsil edildiği komisyonun üye tam sayısının üçte 2 çoğunluğu ve gizli oylavereceği izin üzerine açılacak dava sonucunda Anayasa Mahkemesince kesin olarakkarara bağlanacak. Komisyona TBMM Başkanı Başkanlık edecek ancak, oykullanamayacak. Komisyonun kararları, yargı denetimi dışında olacak. İzintalebinin Meclis'e ulaşmasından itibaren 30 gün içinde komisyon oluşturulacak vekomisyon kararını izin talebinin Meclise ulaşmasından itibaren en geç 60 güniçinde verecek. Meclisteki siyasi parti gruplarınca izin talebiyle ilgili görüşmeyapılamayacak, karar alınamayacak.Anayasa Mahkemesi, bu kapsamda, kapatma yerine dava konusu fiillerinağırlığına göre ilgili partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksunbırakılmasına karar verebilecek. Devlet yardımından yoksun bırakılma, bağlıolduğu kapatma davasının ve kararının usulüne tabi olacak ve tek başına davakonusu yapılamayacak.Anayasa Mahkemesinde görülen parti kapatma davasında TBMMçalışmalarındaki oy ve sözler, ileri sürülen düşünceler ile idarenin eylem veişlemleri partinin odak olup olmadığının tespitinde gözetilemeyecek.Partinin kapatılması durumunda kapatmaya beyan ve faaliyetleriyle nedenolan üyeler için daha önce 5 yıl olan siyasi yasak süresi 3 yıla indirilecek.Siyasi partiler ile ilgili "temelli kapatma" değil, "kapatma" kararıverilecek. Kapatmanın önündeki "temelli" sözcükleri kaldırılacak. Temellikapatılan bir partinin başka adla kurulamayacağına dair hüküm de Anayasa'dançıkarılacak.

Madde (9): Anayasa'nın "Dilekçe Hakkı" başlıklı 74. maddesindedeğişiklik yapılıyor."Kamu denetçiliği" (ombudsman) kurumu oluşturuluyor.Kurum, TBMM Başkanlığına bağlı olarak kurulacak ve idarenin işleyişi ileilgili şikayetleri inceleyecek. Kamu başdenetçisi, TBMM tarafından gizli oyla ve4 yıl için seçilecek.

-PARTİ KAPATMA VE MİLLETVEKİLLİĞİ-MADDE (10): Anayasanın "Milletvekilliğinin Düşmesi" başlıklı 84.maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılıyor.Buna göre, milletvekilliğinin düşürülmesi uygulaması kaldırılıyor.

MADDE (11): Anayasa'nın, TBMM'nin Başkanlık Divanının oluşumunudüzenleyen 94. maddesinde değişiklik yapılıyor. Seçim süresinin 5 yıldan 4 yılaindirilmesi nedeniyle Başkanlık Divanının 2. dönem görev süresi konusundadüzenleme yapılıyor. Buna göre, Başkanlık Divanı 2. devre dönemin sonuna kadargörev yapacak.

-YÜKSEK ASKERİ ŞURA KARARLARI-MADDE (12): Anayasanın, "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesindedeğişiklik yapılıyor.Buna göre, Yüksek Askeri Şuranın terfi işlemleri ile kadrosuzluknedeniyle emekliye ayırma hariç, her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargıyolu açılıyor.Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ilesınırlı olacak, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacak.

-TOPLU SÖZLEŞME HAKKI-MADDE (13): Anayasa'nın devlette memur çalıştırılmasına ilişkin hükümleriçeren 128. maddesine memurlara tanınacak olan "Toplu sözleşme hakkı"yansıtılıyor.

MADDE (14): Memurların disiplin kovuşturması konusunda hükümler getiren129. maddesinde değişiklik yapılarak, uyarma ve kınama cezaları da yargıdenetimine açılıyor.

MADDE (15): Anayasa'nın "Hakimler ve Savcıların Denetimi" başlıklı 144.maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, adalet hizmetleri ile savcılarınidari görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri ilehakim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturmaişlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılacak.

-ASKERİ YARGI-MADDE (16): Anayasanın "Askeri Yargı" başlıklı 145. maddesindedeğişiklik yapılıyor.Askeri yargının görev alanı yeniden belirleniyor. Buna göre, askeriyargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülecek. Askerimahkemeler, asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların askerkişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlediklerisuçlara ait davalara bakmakla görevli olacak.Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlaraait davalar her durumda adliye mahkemelerinde görülecek.Siviller, savaş hali dışında askeri mahkemelerde yargılanamayacak.

-ANAYASA MAHKEMESİNİN YAPISI-MADDE (17): Anayasa Mahkemesinin kuruluşunu düzenleyen 146. maddede dedeğişiklik öngörülüyor.Buna göre, halen 11 asıl 4 yedek üyeli olan Anayasa Mahkemesi, 17 asılüyeden oluşacak. TBMM, 2 üyeyi, Sayıştay Genel Kurulunun gösterdiği 3'er adayarasından; 1 üyeyi baro başkanlarının avukatlar arasından göstereceği 3 adayarasından gizli oylamayla seçecek.Cumhurbaşkanı; 3 üyeyi Yargıtay, 2 üyeyi Danıştay, 1 üyeyi AskeriYargıtay, 1 üyeyi Askeri Yüksek İdare Mahkemesince gösterilecek 3'er adayiçinden; en az ikisi hukukçu olmak üzre 3 üyeyi ise YÖK'ün kendi üyesi olmayanyüksek öğretim kurumları öğretim üyeleri arasından göstereceği 3'er aday içindenseçecek. Cumhurbaşkanı, 4 üyeyi de üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, 1.sınıf hakim ve savcılar ile en az 5 yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesiraportörleri arasından seçecek.Teklifte, ilgili yüksek yargı organları ile barolardan Anayasa Mahkemesiüyeliğine aday gösterilecek kişilerin seçim sürecine ilişkin düzenlemeler de yeralıyor.Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından, gizli oyla ve üye tamsayısının saltçoğunluğu ile 4 yıl için bir başkan ve iki başkanvekili seçilecek. Görev süresibitenler yeniden seçilebilecek.Anayasa Mahkemesi üyeliğiyle ilgili olarak Yargıtay, Danıştay, AskeriYargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca yapılacakaday gösterme seçimlerinde uygulanacak temel prensipler, YÖK Genel Kurulutarafından yapılacak aday gösterme seçimlerinde de uygulanacak.

MADDE (18): Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev sürelerini düzenleyen 147.maddesinde değişiklik yapılıyor.Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresine limit getiriliyor. Üyeler, 12yıl için seçilecek. Bir kişi 2 defa üyeliğe seçilemeyecek. 12 yıldan önce yaşsınırını dolduran üye emekliye ayrılacak.

-MECLİS BAŞKANI VE KOMUTANLAR-MADDE (19): Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148.maddesinde değişiklik yapılarak, kişisel başvuru hakkı tanınıyor.Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ile JandarmaGenel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanacak.Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. GenelKurulun yeniden inceleme sonucu verdiği kararlar kesin olacak.Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden,Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki Anayasal hak ve özgürlüklerdenbirinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla ve kanun yollarınıntüketilmiş olması şartıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilecek. Bireyselbaşvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacak.

-BİREYSEL BAŞVURULARA BÖLÜMLER BAKACAK-MADDE (20): Anayasa Mahkemesinin çalışma ve yargılama usulünü düzenleyen149. maddesinde değişiklik yapılıyor.Buna göre, Anayasa Mahkemesi iki bölüm ve Genel Kurul halinde çalışacak.Bölümler, Anayasa Mahkemesinin bölümleri, başkanvekilinin başkanlığında 4 üyeninkatılımı ile toplanacak. Genel Kurul, mahkeme başkanının veya başkanınbelirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az 12 üye ile toplanacak. Bölümlerve genel kurul, kararlarını salt çoğunluk ile alacak. Bireysel başvuruların kabuledilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturabilecek.Siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara, iptal ve itiraz davalarıile Yüce Divan sıfatıyla yürütülecek yargılamalara Genel Kurul bakacak. Bireyselbaşvurular ise bölümlerce karara bağlanacak.Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliğinde iptale, siyasi partilerinkapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesiiçin toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğuyla karar alacak.Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları, Anayasa Mahkemesince öncelikleincelenip karara bağlanacak.Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalanişleri, dosya üzerinde inceleyecek. Ancak, bireysel başvurularda duruşmayapılmasına karar verilebilecek. Mahkeme, ayrıca gerekli gördüğü hallerde sözlüaçıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanlarıçağırabilecek ve siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davalarda, YargıtayCumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasi partinin genelbaşkanlığının veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinleyecek.

-ASKERİ YARGITAYA İLİŞKİN HÜKÜMLER-MADDE (21): Anayasanın, Askeri Yargıtaya ilişkin düzenleme içeren 156.maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, Askeri Yargıtay üyelerinin disiplinve özlük işlerinde askerlik hizmetinin gereklerine bakılmayacak. Bunun içinhakimlik teminatı esasları dikkate alınacak.

MADDE (22): Anayasa'nın 157. maddesinde de değişiklik öngörülüyor. AskeriYüksek İdare Mahkemesi üyeleri için de hakimlik teminatı getiriliyor.

-HSYK'NIN YAPISI-MADDE (23): Anayasa'nın, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK)yapısını düzenleyen 159. maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu kapsamda, halen 7olan HSYK'nın üye sayısı 22'e, 5 olan yedek üye sayısı ise 12'a çıkarılıyor.HSYK, 3 daire halinde çalışacak.HSYK'nın Başkanı, Adalet Bakanı olmaya devam edecek. Adalet BakanlığıMüsteşarının Kurulda yer alması uygulaması da sürecek.Kurulun, 4 asıl üyesi, yüksek öğretim kurumlarının hukuk, iktisat vesiyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileriile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca; 3 asıl ve 3 yedek üyesi, Yargıtayüyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca; 2 asıl ve 2 yedek üyesi, Danıştayüyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca; 1 asıl ve 1 yedek üyesi, TürkiyeAdalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından; 7 asıl ve 4 yedeküyesi, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleriyitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından adli yargı hakim vesavcılarınca; 3 asıl ve 2 yedek üyesi idari yargı hakim ve savcıları arasındanidari yargı hakim ve savcılarınca dört yıl için seçilecek. Süresi biten üyeleryeniden seçilebilecek.Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki 60 güniçinde yapılacak.Kurulun "meslekten çıkarma" cezasına ilişkin kararlarına itiraz yolugetirilecek. Kurulun diğer kararlarına karşı yargı mercilerinebaşvurulamayacak.

-GEÇİCİ 15. MADDE-MADDE (24): Anayasanın, 166. maddesinde değişiklik yapılarak, "Ekonomikve Sosyal Konsey" Anayasa kapsamına alınıyor.

MADDE (25): Anayasanın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyiüyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi'nde görev alanlarınyargılanmasını önleyen, geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırılıyor.

MADDE (26): Anayasaya 3 geçici madde ekleniyor. Teklifin geçici 18.maddesine göre, parti kapatma davalarına ilişkin Anayasanın 69. maddesindeteklifle yapılan değişikliklerin görülmekte olan davalara da uygulanmasıöngörülüyor. Siyasi partilerin 2009 yılı mali denetimi de Anayasa Mahkemesinceyapılacak. 2010 yılından itibaren ise Sayıştay'a geçecek.Teklifin geçici 19. maddesine göre ise Anayasa Mahkemesinin mevcut yedeküyeleri değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte "asıl üye" sıfatını kazanacak.Değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte HSYK'nın Yargıtay ve Danıştay'dangelen asıl ve yedek üyelerinin görevleri, seçildikleri sürenin sonuna kadar devamedecek.

MADDE (27) (Yürürlük maddesi): Teklif, yasalaşması halinde ResmiGazete'de yayımı tarihinde yürürlüğe girecek. Halk oyuna sunulması halinde isetümüyle oylanacak.


http://haber.gazetevatan.com