TBB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TBB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2010

Tarihe pırıl pırıl bir not düştüler "TEKEL İŞÇİLERİ"

"

fotoğraf:http://images.google.com.tr/

Haber :Evrensel
Sultan Özer
23/01/2010

Ankara Tabip Odası üyesi Dr. Vahide Bilir, Türk-İş girişinde oluşturulan revirde ilk üç günde sağlık kontrolünden geçen hasta sayısının 2 bin 300, 38. günde ise hasta sayısının150 olduğunu söyledi.
Ankara Tabip Odası üyesi Dr. Vahide Bilir, Türk-İş girişinde oluşturulan revirde ilk üç günde sağlık kontrolünden geçen hasta sayısının 2 bin 300, 38. günde ise hasta sayısının150 olduğunu söyledi. Yaklaşık 10 kişiyi acile sevk ettiklerini belirten Bilir, TEKEL işçilerinin sağlık sorunlarına ilişkin izlenimlerini gazetemize anlattı.

İlk kontrollere ne zaman başladınız?
Türk-İş binasına gelişimiz, Abdi İpekçi Parkı’nda polisin işçilere gazlı saldırısıyla başladı. O gece geldik. Ankara Tabip Odası’na bağlı tabipler, SES’e bağlı sağlık emekçileri, Tıp Öğrencileri Konseyi’ne bağlı tıp öğrencileri ile birlikte geldik. Durum çok kötüydü. İkinci kattaki başkanlar odasını açtırabildik. Astım krizi geçirenler, gözleri tahriş olan çok sayıda insan vardı. Yumuşak doku travmaları, düşenler, darbe alanlar… Belinde kırık olan bir işçi vardı, ilk yardımdan sonra ambulansla hastaneye gönderdik.

İşçilerin ne tür rahatsızlıkları vardı?
Kendiliğinden gelişen gönüllü hizmete dönüştü bu revir olayı. Belli süre sonra giriş katına, daha küçük bir odayı kullandık. Zaman geçtikçe direnişteki işçilerin sağlık durumları bozulmaya başladı.
Bütün gün Türk-İş’in önünde bekliyorlardı. Çok sağlıksız yerlerde ve koşullarda sabahlıyorlardı. Özellikle enfeksiyon hastalıkları, sinüzit, bademcik iltihabı, zatürree çoğaldı. El kol yaraları, ayakkabılarını çıkaramadıkları için de ayak yaralarında artış oldu. Çok sayıda nezle- grip gibi bulaşıcı hastalıklar çıktı. Astım krizleri yoğunlaştı.
Üç gün oturma eylemi kararı aldıklarında zaten sokaktaydılar. Oturma eylemiyle birlikte bulduklarını yaktılar. Şimdi odun ateşiyle ısınıyorlar, duman çok oluyor, tabii bu da astım krizlerini arttırdı. Isınsalar böyle oluyor ısınmasalar da başka türlü.
Anjina dediğimiz kalp ağrısı ile acile gidenler oldu, ayak bilekleri kırıkları, yumuşak doku yaralanmaları, şiddetli kas- eklem ağrıları, böbrek ağrıları ile acile gönderdiklerimiz oldu.
Bursa’dan gelen ekipte ciddi ishal çıktı. Bu ekipteki yaşlı bir amcayı buradaki ilk tedavisinden sonra göndermek istedik. Ambulansı ayarladık ama gönderemedik, ısrarla gitmedi. “Gönderdiğiniz yerdeki hastaneden buraya geri dönemem” dedi. Bazı gönüllüler var. Alır geliriz diyen gönüllüler böyle ortaya çıktı. İşçiyi gönderdiğimiz yere beraber gidip, alıp getirenler oluyor.

Açlık grevini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sanıyorum tüm Türkiye’nin kalbi burada atıyor. İnanılmaz bir destek var. Ama biz gönüllü hekimler olarak biraz kırıldık tabii, açlık grevinden sonra. Biz işçiler açlık grevi kararını uygulamaya başlamadan önce, duyması gerekenler duyar ve işçilerin uygulamasına gerek kalmaz diye umut ediyorduk, olmadı. Biz hekimleri bağlayan Malta Bildirgesi var bu konuda. İnsanı koruyan, koruması gerekenler olarak bizim yüreğimizi sızlatıyor bu durum.
Açlık grevini ne yapmaları ne de yapmamaları konusunda etkileyici olamayız. Ancak açlık grevine başlayan bir insan bizim yüreğimizi sızlatıyor. Zaten insan olarak sızlamaması mümkün değil. Hedefi uğruna kendi vücuduna zarar verecek bir şeye kalkışıyor başka bir şey yapamadığı için, bilerek isteyerek kendine zarar veriyor sonuçta.
Bu ülke, açlık grevlerinde yüzlerce gencecik fidanını yitirdi. Biz başka yitikler, özürlüler olmasın diyoruz.
Hekim bir insanın sağlığını devam ettirmesi için yardım eden insandır. Malta Bildirgesi’nde “Açlık grevcisi de bütün mahremiyetiyle hekim denetimindeki kişidir” der. Nasıl ki ayağı kesilecek kişi onay vermezse, ayağını kesemezsiniz. Açlık grevcisi de onay vermezse hiçbir hekim ona bir şey yapamaz. Hekim kontrolünde açlık grevi kesinlikle doğru bir tanım değil. Biz, objektif olarak din, dil, ırk, cinsiyet, mezhep, görüş farkı gözetmeden sadece bütün açlık grevcilerine eşit mesafede durarak, izleriz. Açlık grevcisine, sonuçta başına neler geldiğini anlattığımız yüz yüze görüşmeler yapar, bilgilendiririz. Ne teşvik ederiz, ne de vazgeçirmeye çalışırız .Hiçbir hekimin görevi değildir bu. Bilgilendiririz, izleriz, sağlığıyla ilgili notlar tutarız. Gelişmeleri not ederiz.

Bundan sonra ne tür rahatsızlıklar oluşabilir?
Soğuklardan dolayı iltihaplı hastalıklar, nezle- grip gibi salgınlar korkutur bizi. Uyursa el ve ayaklarında donmalar olabilir, bu korkutur bizi.
Taburede otururken uyuduğu için düşüp başını yaranlar, ateş yakarken oluşan yanmalar var. Hiçbirisi genç değil TEKEL işçilerinin, hepsi belli bir yaşın üstünde. Şeker, kalp, böbrek, KOAH, astım hastaları var zaten.

Bu güne kadar kaç kişi muayene edildi?
Hidromefroz böbrek hastası 20 günlük ameliyatlı iken oturma eylemine geldi. Kıl dönmesi ameliyatından sonra kalçasında kocaman bir yarası ile geldi.
Emzikli bir anne bir buçuk yaşında çocuğunu bırakıp, ‘eşimi bırakmam, sendika eşleri de çağırdı’ diyerek geldi. Memelerinde ağrısı vardı, anlatırken bile utanmıştı. “Çocuğunu bırakıp gelir mi bir anne” diyenler oldu ama, bu insanlar ‘ölmek var dönmek yok’ diyorlar. Birazcık yürek gözüyle bakan insan anlar ki, bir anne bir buçuk yaşındaki çocuğunu bırakıp gelebiliyorsa mücadelenin haklı ve sonuç alıcı olduğuna, haklılığına inanıyor demektir.
Üç buçuk günlük oturma eyleminde sağlık kontrolünden geçen hasta sayısı 2 bin 300’dü. Bugünkü kontrol edilen hasta sayısı 150 kişi. 10’a yakın acile sevk yaptık.
Haklı olduklarına yürekten inanıyorum ve yüzleri gülerek evlerine dönsünler istiyorum. Öyle onurlu bir mücadele ki bu. Kastamonu Cide’de çalışırken Zonguldak direnişini yaşamıştım. Zonguldak direnişini de geçti bu. Bazı sendikacılar da böyle düşünüyor.
Ben umudumu yitirmedim.
Tarihe pırıl pırıl bir not düştüler.
(Ankara/EVRENSEL)

19 Ekim 2009

On binler sağlık hakı için yürüdü



19/10/2009
On binler sağlık hakı için yürüdü

“Sağlıkta masal bitti” adıyla Kadıköy’de yapılan mitinge yaklaşık 30 bin kişi katıldı. Hükümetin uygulamalarına tepki gösteren emekçiler, mücadele çağrısında bulundular.
Sağlık örgütleri ve sendikaların ortak olarak düzenlediği miting coşkulu bir şeklide yapıldı. Tepe Natlius ve Haydarpaşa Numune Hastanesi’den hareket eden onbinlerce emekçi Kadıköy İskele Meydanı’nı doldurdu. Sağlık meslek örgütlerinin ve sağlık iş kolundaki sendikaların mitinge oldukça kitlesel katılırken, işçi sendikalarının az olması dikkat çekti. TBB ve SES Marmara Bölge şubelerini mitingde toplamıştı.
SES, TTB, Dev Sağlık-İş’in çağrısı ile Kadıköy’de toplanan on binlerce emekçi, bir yılı geride bırakan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasasını protesto etti.
Mitinge Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel, KESK Genel Başkanı Sami Evren, TTB Başkanı Gençay Gürsoy, Petrol-İş Genel başkanı Mustafa Öztaşkın, Deri-İş Genel başkanı Musa Servi, Birleşik Metal-İş Genel Adnan Serdaroğlu, SES Genel Başkanı Bedriye Yorgun, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, TKP Genel Başkanı Erkan Baş’da katıldı. Sağlık örgütleri Kadıköy İskele Meydanı’na sığmadı.
TEKELLER KAZANIYOR
İskele Meydanı’nda sağlık örgütleri adına ortak açıklamayı yapan İTO Genel Sekreteri Hüseyin Demirdizen, herkese için, ulaşılabilir, eşit, ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmeti isteyen vatandaşlar olarak alanlarda toplandıklarını ifade etti. Hükümetin sağlıkta açığın büyüdüğünü, 3 milyar dolar tasarruf yapılması gerektiğini söylediğini hatırlatan Demirdizen, “Program ortada, niyet açık, sağlık pazarı büyüsün, sağlık harcaması artsın ancak iktidarın sağlık harcaması küçülsün, SGK tasarrufa gitsin fark vatandaşın cebinden ve çalışanın emeğinden alınsın, tekeller kazansın. Görüyoruz vatandaşamızın ve Türkiye’nin sağlığı kötüye gidiyor susmayacağız” diye konuştu. Konuşmasında sık sık Başbakan’ın sözlerini hatırlatan Demirdizen, “Türkiye’de yoksulluğu bitirdik” diyen Başbakana şöyle yanıt verdi; “Milyonlarca insanımızı bir paket makarnaya, bir kilo pirince, bir torba kömüre muhtaç hale getiren ve giderek artan yoksulluğu mu, çalışabilir durumdaki her üç kişiden birinin işsiz, çalışanların yüzde 45’nin kayıtdışı olduğu, işsizlerin üçte birinin iş bulma umudunu yitirdiği işsizliği mi, taşeronlara ve özel kiralık işçi bürolarına teslim edilen çalışma hayatı ve sosyal güvenliği mi, özel okullara ve dershanelere teslim edilen eğitimi mi, sosyal ve toplumsal sağlığı tehdit eden yolsuzluğu, eşitsizliği, adaletsizliği mi? Giderek daha pahalı ve paralı hale getirilen sağlığı mı? Masal bitti. Takke düştü kel göründü. GSS’nin mumu yatsıya kadar bile yanmadı. Bir yılda söndü.”

PARAN YOKSA...
AKP’nin sağlık hizmetinden yararlanmak için nüfus cüzdanının yeterli olacağı vaadinde bulunduğunu hatırlatan Demirdizen, “Hükümet diyor ki kriz var. Daha daha çok muayene ücreti, daha çok katkı payı, daha az hizmet. Kriz bahane, esas olan daha fazla kar için daha fazla katkı. Sağlık ocaklarında 2, devlet hastanelerinde 8, özel hastanelerde 15 lira katkı payı alınmasını istiyorlar. Para yoksa muayene yapılmasın demektir bu” diye konuştu.
AKP’nin sözde tasarruf tedbirleri ile vatandaşın cebinden çıkan parayı artırdığını, başta eczacılar olmak üzere sağlık çalışanlarının mağdur edildiğini, ancak diğer taraftan ilaç ve tıbbi teknoloji şirketleri ile sağlık patronlarının zengin edildiğini belirten Demirdizen, ilaç tekelleri için eczana zincirlerinin yşolu açılırken, eczaneler kapanma, eczacılarında işsiz kalma tahlikesi ile yüz yüze olduğunu kaydetti.
SAĞLIKÇILARIN TALEPLERİ
Demirdizen sağlık örgütlerinin taleplerini şöyle sıraladı; “İflas eden ve sağlığa zarar veren Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan vazgeçilerek, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası iptal edilmelidir. Sağlık işletmelerini ve piyasaya ucuz iş gücü teminini düzenleyen ve Mecliste bekleyen ‘Kamu Hastane Birlikleri ve Tam Gün’ torba yasa tasarısı geri çekilmelidir, bütün vatandaşların ilaç dahil sağlık harcamaları genel bütçeden karşılanmalı, katkı payı, ilave ücret, fark ücreti ve benzeri bütün ek ödemeler kaldırılmaladır, sağlıktaki bütün fark uygulamalarına son verilmeli, nüfus cüzdanı olan her vatandaş her türlü sağlık hizmetinden eşit ve ücretsiz olarak yararlanmalıdır, koruyucu sağlık hizmeti öncelenmeli ve sevk sistemi hayata geçirilmelidir.
Aile Hekimliği uygulamasına son verilerek sağlık ocakları insan gücü ve araç gerek yönünden güçlendirilmelidir, tüm sağlık emekçileri kadroya geçirilerek, iş güvencesi sağlanmalıdır, ücretlerimiz kalıcı ve güvenceli olarak iyileştirilmeli, emekliliğimize yansıtılmalıdır.”



DÖNÜŞÜM ÇOCUKLARI ÖLDÜRDÜ
Mitingde konuşan SES Genel Başkanı Bedriye Yorgun, “Temel insan hakkı olan sağlık ticarileştirildi, tüccar ve müşteri yaratıldı. AKP’nin Sağlıkta Dönüşümü işte budur. Sağlıkta dönüşüm oldu çocuklar öldü, Bursa’da hastane yandı, kuş gribi, kırım Kongo, işte sağlıkta dönüşüm böyle oldu” diye konuştu. KESK ve Kamu-Sen’in 25 Kasım’da yapacağı bir günlük uyarı grevini hatırlatan Yorgun, parasız eğitim, parasız sağlık talebi için AKP Hükümeti’ni grevle uyaracaklarını ifade ederek, greve katılım çağrısı yaptı.
İstanbul Eczacılar Odası Başkanı Semih Güngör de Hükümeti’n halkı bir masal ile uyuttuğunu, bu masal ile birlikte sağlık hakkının parası olan için ulaşılabilir bir noktaya geldiğini, artık masalın bittiğini herkesin gerçekleri gördüğünü söyledi.
“İnsanlar ilaç farklarını ödeyemezse ölüme terk ediliyor. Biz eczacılar olarak herkese parasız sağlık istiyoruz” diyen Güngör, eczacılar olarak hastalardan para toplayanlar olarak gözükmek istemediklerini kaydetti.
Kızılay’da, Okmeydanı’nda anayasal hakları olan sendika hakkını istedikleri için işten atılan taşeron sağlık işçilerinin olduğunu belirten Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise AKP’nin Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın işçilerin örgütlenme hakkını ellerinden aldığını dile getirdi.
Diş Hekimleri Odası Başkanı Mustafa Düvencioğlu, “Ağız ve diş sağlığı deyince tasarruf diyen hükümet milyonlarca doları füzelere yatırıyor. Diş Hekimleri iş güvenliğinden yoksun çalıştırılmaktadır. Sağlığın talan edilmesine karşı AKP’nin Sağlıkta Sağlıksızlık yaratan politikalarına karşı Diş Hekimleri olarak mücadele ediyoruz” diye konuştu.


MİTİNGDEN NOTLAR
*Mitinge TTB, Eczacılar Odası, Dev Sağlık-İş Türkiye genelinden katılım sağlarken, SES üyeleri ise çevre illerden gelerek mitinge katıldılar.
*İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencileri, mitinge kendi pankartlarıyla katılırken, açtıkları döviz ve pankartlar ve attıkları sloganlarla mitinge renk kattılar.
*Tıp Fakültesi öğrencileri de “Tıp Öğrenci Komisyonu” pankartı arkasında bir araya gelerek mitinge katıldılar.
*TTB’ye bağlı çalışan komisyonlar da kendi pankartlarıyla mitinge katıldılar.
*Zeynep Kamil Hastanesi, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi çalışanları, kendi pankartları ve talepleriyle mitinge katıldılar.
*Diyetisyenler Derneği, Psikologlar Derneği, Jinekolog ve Obstetrik Derneği üyeleri de kendi pankartları ve talepleriyle mitingdeki yerlerini aldılar.
*KESK’e bağlı sendikalar, KESK Şubeler Platformu pankartıyla mitinge katıldılar.
*“Parasız eğitim, sağlık, konut, yurttaşlık hakkıdır” pankartıyla mitinge katılan EMEP üyeleri, kitlesellikleriyle dikkat çektiler.
*Mitingin en kitlesel kortejini ise eczacılar oluşturdu.
*Direnişte olan Okmeydanı Hastanesi işçileri, Esenyurt Belediyesi işçileri ile Sinter Metal işçileri de mitinge katıldılar.
*Mitinge katılanlar, kendi hazırladıkları pankartlar ve dövizlerde özellikle katkı paylarının artırılmasına, AKP ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a tepki gösterdiler.
*Türk-İş İstanbul Şubeler Platformu üyeleri de pankartla katıldılar.


İNSANCA YAŞAMAK İÇİN...
İsmail Kurugöz (Emekli 65 yaşında): Hastanelerde sağlık ocaklarında karşılaştığım sıkıntılardan dolayı buraya geldim. Hastaneye gittim ilaç yazdılar. Eczaneye gittim bir sürü para istediler. Daha önce gittiğim zamanların da parasını istediler. Bu yasalar çıkarken her şey daha güzel olacak diyordu Hükümet ama şimdi hepsinin yalan olduğunu görüyorum. Emekliye 5 lira zam veriyorlar karşılığında cebimizden daha fazlasını alıyorlar artık bunlara dur demek zorundayız. Bu yasaların geri çekilmesini istiyorum.
Eyüp Dalboy (Kocaeli Üniversitesi-Taşeron işçi): Yaşadığımız sorunları haykırmak için buraya geldik. Köle gibi çalıştırılıyoruz emeğimizin karşılığını alamıyoruz. AKP sağlığı bitirmek istiyor, biz ise insanca yaşamak istiyoruz. Sağlık en önemli hakkımız ama onu da elimizden almak için her şeyi yapıyorlar. Biz de buna izin vermemek için buraya geldik. Artık her şeyimizi alıyorlar. Galiba yakında evlerimize girip oturup kalkmamıza karışacaklar, birlik olmak zorundayız.
Alişan Abalay (Esenyurt Belediyesi’nde direnişte olan işçi): Bizi ölüme terk ettiler. Bu yetmezmiş gibi sağlık hakkımızı da elimizden alıyorlar. Zengine veriyorlar fakire öl diyorlar. Paran yoksa hastanelere gelmeyin diyorlar. Yasaları çıkarırken herkes her hastanede muayene olacak dediler. Ama hastanelere gidince elimizi cebimizden çıkaramaz hale geldik. Hem direnişimizi anlatmak hem de sağlık hakkımıza sahip çıkmak için buradayız.
Yeşim Sarı (Eczacı): Sürekli hükümetin eczacıların sorunlarını çözmesini bekledik. Görüşerek çözülecek dedik ama sorunlarımız arttıkça arttı. Artık beklemek değil eylemleri durdurma zamanı. Bugün burada olan on binlerce insanın yapması gereken mitingden sonra da sorunlarımıza sahip çıkmak ve yasalar çöpe atılana kadar mücadeleyi sürdürmek.
(İstanbul/EVRENSEL)