vicdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vicdan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2011

CEZA ADALETİ VE HALK

CEZA ADALETİ VE HALK

"
Halk, eğer; bitip tükenmeyen tutukluluk sürelerine isyan etmek yerine, sanıkların tutuksuz yargılanmalarına tepki gösteriyorsa; o ülkede ceza adaleti despotik devlet yapılanması içinde kurulmaya çalışılmış demektir."

Av. YÜCEL SAYMAN
"Vicdanı sızlayanlar.."
Evrensel

EvcioğluHaber-10.01.2011- Pazartesi

CEZA ADALETİ

CEZA ADALETİ

"
Halk açısından tehlikeli ve kabul edilemez olanı, ceza adaletinin ‘Devletin cezalandırma kudreti’ varsayımı temelinde yapılandırılan yargıdır.
Despotik devlet örgütlenmesini tüm izleriyle yok edip, devlet biçimi olarak demokrasiyi ya da toplumun daha ileri siyasi örgütlenmesini kurmadıkça, günümüzdeki kamplaşmalara son vermek olası değildir.
"

Av. YÜCEL SAYMAN
"Vicdanı sızlayanlar.."
Evrensel

EvcioğluHaber-10.01.2011- Pazartesi

21 Ekim 2010

BİZ KİMİZ? NE YAPMAK İSTİYORUZ


BİZ KİMİZ? NE YAPMAK İSTİYORUZ

Biz, verili duruma itirazı olanlar, zulme, haksızlığa, baskıya ve sömürüye karşı başkaldıranlarız. Emekçiyiz, emekliyiz, kadınız, kürdüz, aleviyiz, çingeneyiz, köylüyüz, işsiziz, sokakta yaşıyanlarız…Biz, vicdan sahibi sıradan insanlarız…Sorunların çözümünü devrim sonrasına ertelemeyip, yarını bugünden kurmak için çaba sarfedenleriz…Yöneten-yönetilen ayırımını reddederek, kendi yaşamımız hakkında karar verme hakkımızı hiç kimseye devretmeyenleriz. Biz, sıradan olan günlük yaşamı dönüştürmeyi hedefleyen devrimcileriz…Şeyh Bedrettin’iz, Pir Sultan’ız, Deniz, Mahir, İbrahim’iz… Türkiyeliyiz, Ortadoğuluyuz, Dünyalıyız…

Başka bir dünyanın mümkün olduğunun ve bunun bugünkü koşullarda adının sosyalizm olduğunun bilincinde olan hayalperestleriz. Bir yandan ütopyamızın peşinde koşarken, bugünü yaşamayı da ihmal etmeyenleriz. Kısacası biz, halkız…

NE YAPMAK İSTİYORUZ?

İnsanı ezen, aşağılayan, sömüren ve nesneleştiren sisteme karşı, insan onuruna yaraşır bir yaşam biçimini kurmaya çalışıyoruz.

Bunu başarmak için güç olmak gerektiğinin bilincinde olarak nicel ve nitel olarak kendimizi geliştirmeye ve büyütmeye çabalıyoruz. Kendimizle birlikte her şeyi değiştirip dönüştürmenin peşindeyiz.

Daha adil, eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir ülke ile dünya yaratmak istiyoruz. Bunun için de bizimle aynı yöne bakan herkesle omuz omuza ve dayanışma içinde olmak, birlikte üretip, birlikte tüketmek istiyoruz. Herkesin yetenekleri oranında üretime katıldığı ve ihtiyacı kadarını tükettiği bir dünyadır tasarladığımız…

NASIL YAPACAĞIZ?

Hayatın provası olmadığı gibi hazır bir reçetesi de yoktur. 20.yüzyılda soğuk savaş koşullarında edindiğimiz teorinin bugünü açıklamaya yetmediği ortadadır. Bugün için yeni bir yol açmak zorundayız. Zapatist lider Marcos ile yapılan bir röportajda “…Bizim kendimize göre bir tarzımız var; önce pratiği yapıyoruz, sonra teori geliyor…” demişti. Öyle görünüyor ki bizim de bugün yapmamız gereken tam da budur.

Yürüyerek öğreneceğiz. Yürürken de hem birbirimize ve hem de bizim gibi sistemin mağdurları olanlara sorarak ve söylenenleri dinleyerek ilerleyeceğiz.

Mevcut olan Türkiye solunun, yaşamdan ve halktan kopukluğu nedeniyle üzerine düşen görevleri yerine getirmesi mümkün olmadığı gibi bunca parçalı haliyle bünyesinde ciddi zaaflar da barındırmaktadırlar. Varolan yapıları bir araya toplayarak etkin, yaygın ve kitlesel bir sol oluşum yaratmak mümkün değildir. Geçmişte ve yakın zamanda bu uğurda atılan adımların başarısızlıklarına tanık olduk. Öyleyse bizim başka bir şey yapmamız, Ortak Metinlerimizde dile getirilen değerler üzerine oturmuş yeni bir sol hareket inşa etmemiz gerekmektedir. Soldaki asıl yeniliğin ise pratiğimiz ve aramızdaki dostane ilişkiler alanında olacağını düşünüyorum


Av.Ali Ersin GÜR

21.10.2010

19 Ekim 2010

Yeni bir Vicdan gerek "Friedrich Nietzsche"


"Yeni bir müzik için, yeni kulak;
En uzaklar için, yeni göz;
Şimdiye kadar sağır kalınmış doğrular için; yeni bir vicdan gerek"

Friedrich Nietzsche

21 Eylül 2010

İSRAİL UÇAKLARI CAN ALIYORDU BU GÜN YİNE


İSRAİL UÇAKLARI
CAN ALIYORDU BU GÜN YİNE

EvcioğluHaber- Öyle bir dünya üzerinde yaşıyoruz ki; kendilerince inandıkları dinlerinin emirlerine uygun, güçlünün haklı olduğu mantığıyla emekçi halklar üzerinde her türlü işkencenin ve yeni teknoloji bombaların denendiği ve aynı zamanda sömürünün ve vahşetin her çeşidinin uyguladığı; çocuk bedenlerin parçalandığını seyrederek yaşandığı bir yerdir..

Çocukların ölü bedenlerini kucaklayan babaların acısını kim dindirebilirki..?

Burası Gazze buradan çıkış yok...!



"Adalet varmı? bilinmez ama; Adaletli dünyayı; İnsanların bencilliklerini, acımasızlıklarını ortadan kaldırmadan sağlamanın olanağı yoktur..!"

Bu gün akşam eve geldiğimde; Hayat TV.de yayınlanan, Filistin'de yaşanan ve İsrail uçaklarının her dakika bombalandığı günün özeti niteliğinde bir proğram seyir ettim....
Televizyon çekim yapıyordu; ama İsrail uçakları Gazze'yi bombalamaya devam ediyordu.. Gazze'de; İsrail savaş uçaklarından atılan bombaların ve roketlerin sesleriyle birlikte başlayan bir gün yaşanıyordu...

Mikrofona konuşan gençler ve çocuklar sakin görünüyordu.. Sanki; Olağan bir gün yaşanıyor gibiydi.. O gençler ve çocuklar korkuyu atmışlardı yüreklerinden... Biraz da çaresizlikten olsa gerek.. Heran bir İsrail saldırısı, atılan bir bombayla ölür gelir Hatta; acıma duygusunu bile yitirmişlerdi... Verdikleri cevap ise; "İsrail uçakları yine bir yeri bombaladı.. Ama, yakından geliyor... Buraya da gelebilirler... buradan görünmeyen biryere uzaklaşmamız lazım" diyorlardı..
Ama; o kadar kanıksamışlardıki; bomba seslerine ve peşinden duyulan siren seslerine aldırış etmiyordı.. Ambulanslar geçiyordu, ardı ardına..

Televizyon ekibi bir hastane bahçesi gibi bir yere gitmiş ve orada getirilen yaralıları çekiyorlardı..
Getirilen iki çocuk vardı.. Bunların birisi 4 yaşında, bir diğeri ise 6 yaşında olduğunu daha sonra doktorların onca çabasına rağmen kurtarılamayarak öldüklerini gösteriyordu.. Kurtarılamayarak ölen çocukların; Beyaz kefine sarıldıklarını ve morga konulurken, muhtemelen babası olduğu, çocukların soğumuş cesetlerini öperken teretdüt göstermeden ve dahası, morgun kapısı önünde diz çökmüş halde ağlarken hali acının tarifi nasıl yapılabilinirdiki.? O babanın göz yaşları içine akıtırken çaresizliğinden, bu vahşeti ve katliamı yapanlar dünyanın gözü önünde çocukları öldürmeye devam ediyordu..
İsrail uçakları bomba yağdırmaya devam ediyordu..
Ambulanslar, acı siren sesleriyle yaralıları taşımaya ve hayata tutundurmaya ve muhtemelen ölmeden yetişemeyip hastaneye getirdiği insanları morga koymaya devam ediyorlardı..!

Vucudunun biryeri kopmuş, hatta parçalanmış bedenleri ve yaralı çocukların çığlıkları yürekleri parçalar durumdaydı..
Medeni ve müreffeh dünyanın gözü önünde; Dünyaya İnsan Hakları ve demokrasi getirmek iddiası nda olanların müsadesiyle çocuklar "İsrailin Beyaz Fosfor Bombaları" ile parçalanıyor ve yanıyordu her yer...
Yine Filistin'in, Gazze bölgesinde bir olağan gün yaşanıyordu...! Kan, göz yaşı ve ölümler yaşanıyordu.. Çıldırmışlık haliydi heryer..
Allahın bile görmediği bir yerdi orası.. 50 yıldan fazladır yaşanan bu katliamı gök yüzünden hiç kimse görmüyordu...
Ey gök Tanrısı sendemi görmüyorsun, parçalanan
masum çocuk bedenlerini.? Ey insanoğlu; İnsan olmaktanmı utanıyorsun acıma duygun köreldimi senin..?
Adalet duygusu ve vicdanda vardır bilmiyorum ama; bu katliamı yapanların kendileri de bir zamanlar daha da vahim vahşete maruz kaldıklarını bilmeyen varmıdır..? Ama; ne yazık ki; bu gün kendileri daha fazlasını başka, insanlara uyguluyor..
Onlar için bu katliam yahudi halkını birara da tutma yöntemi olabilirmi? bilinmez ama: Kan kusan uçaklar susmaya ve havadan atılan bomba sesleride kesilmeye başladığında, akşam olmuştu...! Yine bir gün daha bitti derken sokak saldırıları başlamıştı.. Gazze'de..

Filistin'e kaç km. uzaktayım ölçmediğim için bilmiyorum ama; o proğramı yarıda kesip; bu yazıyı yazmak ve yaşanan katliamın ortağı olmamak adına bu durumu sizlerle paylaşmak istedim...!

Sizlerinde çevrenizde yaşanan olumsuzluklara duyarsız kalmamanız için, ilgil ve sorumlu olmanızı diliyor, güzel günlerde yaşamanız dileğimi tekrarlıyorum..
Hitlerin fırınlarda yaktığı Yahüdü çocukların bedenleri ne kadar çocuksa? Filistinli çocukların bombalarla parçalanan bedenleri o kadar çocuk ve Mausum..!

"Dünyadan zalimler yok oluncaya dek ve Adaletin tüm dünyayı sardığı bir günde insan olarak buluşmak, yaşamak dileği ile.."



21.09.2010 Salı


*****




fotoğraf: habername.com


*******


EvcioğluHabe

4 Ağustos 2010

O GÜN RUHLAR BEDENLERİNE KÜSTÜ


O GÜN RUHLAR BEDENLERİNE KÜSTÜ
Turan ESER Tarih : 25.06.2010

Öğretmenler öğrencilerini getirsin Madımak Utanç Müzesi’ne “Çocuklar dersimiz insanlık ve utanç” diyerek. Kül haline dönmüş, 39 numaralı yanık ayakabının sahibini merak etsinler. Yanık sazın üstüne sinmiş ozanın ten kokusunu hissettirsin çocuklara.


ERTELENMESİN YÜZLEŞME

*****************

Yüzleşmeden ve utanarak yaşamanın ardından tam 6363 gün geçti.

Madımak katliamı yüzleşmek istiyor. Bedenlerine küsmüş ruhları buluşturmak, umursamaz vicdanları titretmek için. İnsanlık Anadoladan vedalaşmasın diye..Bu topraklar Mevlanayı, Hacı Bektaşi Veliyi, Nesimiyi, Pir Sultan Abdalı ve daha nicelerinin insanlık yoluna çerağ olduğuna tanık oldu. Yıl 2010 ve ruh bedene küsmesin...İnsanlık terketmesin bu toprakları..

Madımak katliamında, aklımıza ve yolumuza ÇERAĞ olan 35 canla birlikte çok şey kaybettik.

17 yıl sonra vicdan, Yunus’laşır ve der ki; “gelin tanış olalım”.

İnşa edelim yeniden kardeşliği, müzeye dönüştürelim Madımak otelini.

Şimdi vicdanları aklama zamanı.

Çocuklarını kaybetmiş ruhlara, çocuklarını bahşedelim.

Şimdi ruhumuzu temizlemenin zamanı.

Suç ortaklığının unutulmaz acısını, bunca yıl taşıyan bedene el uzatalım.

Bedeniyle kavgalı ruhu şimdi barıştıralım.

Çünkü Madımak mutsuz ve ruhsuz.

Madımak ruhuyla buluşsun. 35 Fidan dikelim etrafına, 35 resim, 35 hayat, 35 kardeşlik hikayesi…

Müzeleşsin otel, korkmasın bakan göz, insanlığın utancıyla yüzleşmesinden.

Yüzleşsin vicdanlar, ruhumuzu karartan karanlıkla.

Zehirli sis dumanlarının çöktüğü odalarda tükenen nefesleri hissetsin yürekler.

Dolaşsın insanlar müzenin her bir odasını, kendisini Metin Altıok sanarak, Nesimi Çimen’i hissederek. Koray gibi tebessüm ederek.

Öğretmenler öğrencilerini getirsin bu Madımak Utanç Müzesi’ne, “Çocuklar dersimiz insanlık ve utanç” diyerek. Kül haline dönmüş, 39 numaralı yanık ayakabının sahibini merak etsinler.

Yanık sazın üstüne sinmiş ozanın ten kokusunu hissettirsin çocuklara.

Hollandalı Carina Thuijs’ın yarım kalan ‘Türk kadınları’ tezini okusunlar, yanık raflar arasında.

Özellikle 1993 yılında Yavuz Sultan Selim İlköğretim Okulu adıyla Sivas’ta açılan okulun öğrencilerini gezdirelim ilk kez bu müzede.

Alevi çocuklarının her gün atalarının katleden bir padişahın adının verildiği okulda, Alevi olmanın katli vaciplerin adresinde olduğunu öğrensin tarih derslerinde.

40 bin Alevi Kızılbaşı katleden bir Yavuz Sultan Selim’in adının, Madımak katliamının da ne anlama geldiğini öğrensin, zihni teslim alınmış çocuklarımız.

Şimdi bu korkunç dünden ders alma zamanı.

Bugün çocuklara örnek olma zamanı, barışın gündelik hayatımızın bir paçası haline getirme zamanı.

Bir Cuma günü, her bir gözün bakışları altında işlenen kültür ve insan katliamına ve utancına karşı, şimdi Türkiye Sivas, Sivas Türkiye içinde bir vücut olsun, 17 yıl sonra yine bir Cuma günü, Madımak Utanç Müzesi olsun..

Temmuz 2010'da, katliamının on yedinci yıldönümünde, ‘Madımak trajedisini’ insanlık tarihinin sonsuzluğuna kadar “izleyin, düşünün, ibret alın, ders çıkarın” mesajı asılsın, müzenin kapısına.

Bugün Türkiye’nin vicdanı sessiz kalmasın Madımak vahşeti karşısında..

Çünkü güvenimiz köreliyor, vicdanın sessizliği sürdükçe, karabulutların ardındaki kara tarihe.

O gün ruh bedenine küstü.. Şimdi o ruhu bedeniyle buluşturma zamanı..

İşte bu nedenle Aleviler diyor ki, “Kara tarihin, kara tahtasını silmek için, kara tahtanın üstündeki önce okumak ve sonra yazmak lazım.”

Bugün 2 Temmuz 2010 güneş şimdi yiğitliğini göstersin, kovsun karabulutları ülkemizin üzerinden. Şimdi idrak edelim. 35 candan çalınmış ömrü uzatmak için..

17 yıldır aklını kaybetmiş adaletin, aklıyla buluşmasına imkan verelim.

İstismardan ve korkudan uzak bir alanda buluşmak için..

Madımak Oteli Müze olsun, Girişine bir “ayna” koyalım..

Ertelemeden yüzleşmek için....
Sadece vicdani değil, hukuksal zeminde adaleti sağlamak için.



http://www.alevigundem.com/haberdetay.asp?ID=1659

6 Mart 2010

"YENİ SOL PARTİ" PROGRAMATİK BELGE TASLAĞI



PROGRAMATİK BELGE TASLAĞI

ADALETSİZLİK KARŞISINDA ADALET,
EŞİTSİZLİK KARŞISINDA EŞİTLİK İÇİN YOLA ÇIKIYORUZ !

1. Türkiye bir rejim bunalımı yaşıyor. Hükümet yönetemiyor. Muhalefet güven vermiyor. Sorunlar çözülemiyor, birikiyor.
Değişime direnenler, eski zihniyeti sürdürmek isteyenler, liderleriyle, örgütleriyle can çekişiyor.
Türkiye toplumsal bölünmeye doğru sürükleniyor. Bu sonucu yaratanların ve bu sonucu hazırlayanların, iktidarıyla, muhalefetiyle artık çekip gitmesi gerekiyor.
2. Ülkemizde halkın aklını ve gönlünü kazanacak, iktidar alternatifi eşitlikçi ve demokratik bir siyasal harekete ihtiyaç vardır.
Türkiye’de siyasal yelpazenin solu boştur! Yelpazenin solunda, barışçı, özgürlükçü, eşitlikçi, kalkınmacı ve demokrat, güçlü ve kitlesel bir parti yoktur. Bunun için yola çıktık!

3. Türkiye’nin politik ortamını değiştirmek, halkımızın yaşamını iyileştirmek için birleşiyor ve demokratik iktidar yürüyüşünü başlatıyoruz!
Bunun için yeni bir heyecan, yeni bir enerji, yeni bir yol gerekiyor!
Bu yol; sol değerleri merkeze alan bir yoldur!
Bu yol; barışa, toplumsal adalete, vicdana, eşitliğe, özgürlüğe, kalkınmaya ve refaha açılan bir yoldur!
Bizler, direnmek ya da teslim olmak için değil, değişim sürecini yönetmek, Türkiye’nin politik ortamını değiştirmek, halkımızın yaşamını iyileştirmek, halkla birlikte daha özgür, daha eşitlikçi ve daha iyi bir yaşamı kurmak için yola çıktık.
4. Yaşanan politik ve ekonomik kargaşaya rağmen, Türkiye halkı, herkese insanca bir yaşamı sağlayacak yeni bir atılımı başlatma potansiyeline sahiptir. Bu potansiyelin hayata geçmesi, çağımızın dinamiklerini kavramış bir siyasal hareketin halkı seferber etmesine bağlıdır.
Bu nedenle herkesi, özgürlük, adalet ve eşitlik bayrağını birlikte yükseltmeye ve insanların refah içinde yaşamını sürdürdüğü bir Türkiye’yi kurma yürüyüşüne davet ediyoruz!
Bu yürüyüşün, yeni bir umut, yeni bir değişim yürüyüşü olduğuna inanıyoruz. Başlattığımız bu yürüyüşle halkın rızasını alıp itidara geleceğiz ve daha özgür, daha adil, daha zengin, daha demokratik bir Türkiye’yi kuracağız…
DEVLETİ DEMOKRATİKLEŞTİRECEĞİZ!
5. Devleti demokratikleştirmenin ilk adımı olarak, 12 Eylül Anayasası’nı değiştireceğiz. Türkiye’nin demokrasi, özgürlük ve eşitlik konusundaki sorunlarını çözeceğiz. Türkiye’nin ilk sivil anayasasını yapmak için kolları sıvayacağız. Bunun için herkesi işbirliğine çağıracağız.
6. Yeni anayasayı, herhangi bir kişi, kurum ya da değere kutsallık atfetmeyen, toplumu özgürlük ve eşitlik temelinde birleştiren ve bütünleştiren, askeri veya bürokratik vesayet yöntemlerini bütünüyle reddeden bir toplum sözleşmesi niteliğinde hazırlayacağız.
7. Özgürlükçü, demokratik ve sosyal bir anayasayı, hiçbir toplumsal kesime, hiçbir sınıf ve zümreye, hiçbir milliyete, hiçbir dinsel inanca ya da yaşam tercihine atıf yapmayan, buna karşılık, çocukların, kadınların, gençlerin, güçsüzlerin, engellilerin ve dışlananların pozitif ayrımcılıkla korunmasını güvence altına bir anlayışla ve “değişmez” hükümleri olmayan bir biçimde hazırlayacağız.
8. Güçler ayrılığı ilkesinin işleyebilmesi için, yasamanın yürütmeden özerk çalışmasını ve yürütmeyi denetlemesini amaçlayan önlemler alacağız. Yürütmenin yasama üzerinde, denetimi zayıflatacak bir baskı kurmasını önleyecek; buna karşılık, Meclis’teki çoğunluğun, evrensel insan hak ve özgürlüklerini zedelemesini önleyecek kuralları netliğe kavuşturacağız.
9. Temel hak ve özgürlükleri ve eşitlik ilkesini güvence altına alan, bu çerçevede evrensel olarak kabul edilmiş insan hakları ve uluslararası anlaşmalarla teminat altına alınmış bireysel hakları çekincesiz içeren; örneğin Paris Şartı, AGİT İlke ve Kararları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Helsinki Nihai Senedi, ILO Standartları ve Avrupa Konseyi vb. ilke ve kararları ile elde edilmiş olan demokratik ve sosyal kazanımları asgari standart kabul eden bir içerikle hazırlayacağız.
10. Siyasi Partiler, Seçim, Dernekler ve Sendika Yasalarını; toplantı ve gösteri yürüyüşü, örgütlenme, basın ve yayınla ilgili bütün yasaları yeniden özgürlükçü bir temelde düzenleyeceğiz.
11. Mevzuatta yer alan ırkçı-milliyetçi ve ayrımcı tüm ifade ve önlemleri kaldıracağız.
12. Siyasal yaşamın asli kurumları olan siyasal partilere ilişkin mevzuatı demokratik esaslara uygun hale getirecek şekilde yeniden ele alacağız; en başta da demokratik siyasal faaliyetleri kısıtlayan, siyasal partileri tek tipleştiren ve bürokratlaştıran yasak ve kısıtlamaları, Siyasi Partiler Yasası’nın 81. Maddesi’nde yer alan yasakları kaldıracağız.
13. Parlamentonun gerçekten bütün seçmenlerin iradelerinin yansıdığı, siyasal meşruiyetin tartışmasız asli mekânı olabilmesi için yüzde 10 barajını kaldıracağız, siyasi ittifaklara imkân tanıyacak, Hazine yardımı esaslarını ‘adil yararlanma’ ilkesine göre düzenleyeceğiz.
14. Milli Güvenlik Kurulu gibi vesayet rejimi kalıntısı kuruluşların lağvedilmesini, Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmasını, orduya iç güvenlikle ilgili herhangi bir görev verilmemesini sağlayacağız.
15. Askerlik hizmetlerinin yerine getirilmesinde ahlaki ve vicdani normların gözetecek, askerlik hizmetinin sosyal hizmet biçiminde yapılabilmesine hukuksal statü kazandıracağız.
16. Askeri harcamalar başta olmak üzere, tüm kamu harcamaları üzerinde Sayıştay denetiminin etkin biçimde gerçekleşmesini, bu amaçla denetimde toplumsal katılımın gerçekleştirilmesi için gerekli önlemleri alacağız.
17. Hukuk sisteminde köklü bir reform yaparak, yargının bağımsız ve tarafsız olması için gerekli şartları oluşturacağız. Yargıç tarafsızlığı ve güvencesini, bağımsız ve tarafsız yargıyı ve savunma hakkını güçlendireceğiz. Yargılama öncesi, yargılama sırası ve yargılama sonrası yargıyı olumsuz etkileyen öğeleri tasfiye edeceğiz. Yargının kamusal denetimini mümkün kılacak, böylece yargıyı topluma hesap verebilir hale getirecek demokratik yöntem ve mekanizmaları oluşturacağız. Yargıç, savcı, avukatlar arası eşitsizliğe son vereceğiz. Adli polis kuracağız.
18. Askeri ve sivil yargı ikiliğinin ortadan kaldırılmasını, askeri mahkemelerin disiplin suçlarına ilişkin kararlarının temyiz merciinin Yargıtay ve Danıştay olmasını sağlayacağız
19. Devlet içindeki örtülü, yasama denetimi dışına kaydırılmış olan tüm birimlerin lağvedilmesini; MİT ve benzeri birimlerin Meclis denetimine açılmasını, örtülü ödeneğin denetlenmesini sağlayacağız.
20. Kamu yönetimini, dayatmacılıktan hukuka, ben bilirimcilikten katılımcılığa, dokunulmazlıktan denetlenebilirliğe, buyurganlıktan hizmet sunuculuğa, ezen devletten saydam ve halka yakın, adil devlete, başka bir deyişle, baskı mekanizmasından hizmet örgütüne dönüştüreceğiz.
21. Çok yetki, çok denetim ilkesini hayata geçireceğiz. Kamu yönetiminde saydamlık, hesap sorulabilirlik, erişilebilirlik ve denetimde toplumsal katılımı gerçekleştireceğiz.
22. Kadınlar lehine pozitif ayrımcılık ilkesine Anayasa, siyasi partiler ve ilgili tüm yasalarda yer vereceğiz. Yasalardaki cinsiyetçi bakış açısını ve cezalandırma mantığını değiştireceğiz; değişen yasaların uygulanmasını denetleyecek bağımsız mekanizmalar kuracağız.
23. Demokratik parlamenter rejimi lağvetmeye veya askıya almaya yönelik tüm darbeci teşebbüslerin, sorumluları kim olursa olsun cezalandırılması doğrultusunda kararlılıkla davranacağız. Bu çerçevede görülen tüm davalarda, adil yargılama ilkelerine titizlikle riayet edilmesini sağlayacağız.
EKONOMİDE ÇOKÇA ÜRETECEĞİZ, HAKÇA BÖLÜŞECEĞİZ!
24. Çokça üretim hakça bölüşüm anlayışına dayalı, insani kalkınma, çevre ve sosyal adaleti bütünleştiren bir ekonomi politikası uygulayacağız.
25. Ekonomide, “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” dönemine son vereceğiz. Ekonomiyi toplum tarafından denetlenebilir hale getireceğiz.
26. Toplumun geleceğini ilgilendiren önemli stratejik yatırım kararlarının alınmasına, toplumun katılabilmesini sağlayacak mekanizmalar oluşturacağız.
27. Belirli büyüklüğün üzerindeki özel ve kamu şirketlerinin yönetimlerinde, bu şirketlerin çalışanları olduğu kadar, tüketicilerin de temsil edilebildiği ve kararlara katılabildiği düzenlemeler yapacağız.
28. Kamu malı ya da hizmeti niteliğinde üretim yapan özel kesimin, kurumsal yapıları daha “demokratik” ve daha “katılımcı” bir biçimde belirlenmiş “düzenleyici kurullar” aracılığıyla çalışmasını sağlayacağız.
29. Dar gelirli kesimler için, “varlığın” etkisinin olmadığı ya da en az olduğu bazı hizmetlerin (ulaşım, sağlık, eğitsel ve kültürel faaliyetler gibi) piyasa yerine kamu tarafından sağlandığı, bir başka deyişle “para”nın geçmediği ya da etkili olmadığı “kamu alanlarının” yaratılması ve çoğaltılmasıyla piyasa alanının daraltılmasını sağlayacağız.
30. Askeri harcamaları kısıtlayacak ve bu kaynakları aktif bir eğitim, sağlık, bilim, kültür ve sanat politikası için kullanacağız.
31. Vergi sayısını birkaç kaleme indirecek ve vergi sistemini yalnızca devlete gelir sağlamak amacıyla değil, aynı zamanda gelir dağılımını düzeltmek amacıyla da reformdan geçireceğiz. 21. Yüzyıl’a, bilişim uygarlığına uygun bir vergi sistemine geçeceğiz; çifte vergilemeyi kaldıracak, ücretten gelir vergisi almayacağız. Ekonomiye dinamizm kazandırmak amacıyla küçük ve orta ölçekli firmaların üzerindeki sosyal güvenlik ve vergi yükünü azaltacağız.
32. Küçük ve orta ölçekli üreticilerin haklarını korumak, ürünlerini değerlendirmek ve üretimlerini artırmak için kooperatif biçiminde örgütlenmeleri dahil, tüm yeniden yapılanma ihtiyaçlarını teşvik edeceğiz.
33. Kırsal yerleşim alanlarını ekonomik, toplumsal ve fiziksel olarak geliştireceğiz; tarımda, hayvancılıkta ve balıkçılıkta üretimi teşvik edeceğiz ve bu alanlarda bilişim teknolojilerinin uygulanmasını ve yaygınlaşmasını sağlayacağız.
34. “Kalkınma ajanslarını”, bugünkü gibi devletin temsil edildiği organizasyonlar olmaktan çıkarıp, bölge insanlarının bölgenin kalkınması için kararlar alabildiği ve uygulayabildiği kurumsal yapılara dönüştüreceğiz.
35. Nüfusumuzun yüzde biri açlık sınırının altında, yüzde yirmisine yakın bir bölümü de yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır. Bu çerçevede bir yurttaş hakkı olarak asgari gelir güvencesi uygulamasını en kısa zamanda hayata geçireceğiz. Belli bir seviyenin altında gelire sahip bütün hanelerin koşulsuz sahip olacakları ve vergi gelirleriyle finanse edilecek bir “yurttaşlık geliri” hakkını yürürlüğe sokacağız ve bu uygulamayı yurttaşlar arasında dayanışmanın simgesi yapacağız. İşsizlerin ve yoksulların tümünün, gerekli yasal koşullar çerçevesinde ve yurttaşlık hakkı kapsamında, ‘sosyal yardım' ve ‘işsizlik yardımı’ almalarını sağlayacağız.
36. Emekçilerin, çalışanların bedensel ve ruhsal bütünlüğünü tahrip eden güvencesiz, kuralsız ve insani olmayan çalışma biçimlerine karşı üretim sürecini insanileştirecek, herkesin bir iş edinme hakkını hedefleyeceğiz.
TARIM REFORMU YAPACAĞIZ!
37. Tarımda bir yandan güçlü, arazisi bütün, örgütlü, pazar koşulları içinde rekabet edebilen işletmelerin oluşmasını sağlayacak, bir yandan da güçlü bir kooperatifleşme hareketini destekleyeceğiz.
38. Çiftçileri, sübvansiyonlu dünya fiyatları karşısında koruyacak ve destekleyeceğiz.
39. Yerel tarıma dayalı sanayi girişimlerine proje ve yatırım kredi teşvikleri sağlayacağız.
İNSANİ VE SOSYAL BİR ÇALIŞMA YAŞAMI OLUŞTURACAĞIZ!
40. Sendikalaşma hakkını yalnızca işçileri değil, kamu görevlilerini, emeklileri, işsizleri, çiftçileri ve öğrencileri de kapsayacak bir biçimde tanımlayacağız. Bu çerçevede çalışanların haklarını arayabilmeleri ve alabilmeleri için sendikalar, toplusözleşme ve grev mevzuatını demokratikleştireceğiz.
41. Toplu pazarlık hakkının çok düzeyli ve çoğulcu bir biçimde kullanılmasını sağlayacak, toplu pazarlığın düzeyini ve içeriğini sınırlayan yasal düzenlemelerin yapılmasını engelleyecek ve lokavt uygulamasına son verecek düzenlemeler yapacağız.
42. Sendikal hakların kullanımında başta Uluslararası Çalışma Örgütü’nün ürettiği kurallar olmak üzere, uluslararası çalışma hukukunun demokratik esaslarını, kararlarını ve sözleşmelerini kabul edip uygulayacağız, bunlara aykırı yasal ve idari düzenlemeleri ilga edeceğiz. Türkiye’nin onayladığı sendikal hakları da içeren uluslararası insan hakları sözleşmelerini Anayasa’nın 90. maddesi gereğince doğrudan uygulayacağız.
43. Etkin bir işgüvencesi sistemi oluşturacağız. Sendikal nedenli işten çıkarmalarda etkin ve hızlı bir yargılama ve işe iade sistemi oluşturacağız. Sendika karşıtlığını ve sendikasızlaştırmayı temel bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık olarak kabul edeceğiz ve bu konuda caydırıcı önlemler alacağız.
44. Sendikalaşma hakkının güvenceye alınması için referandumu temel bir hak haline getirecek, sendikaların kuruluş esaslarında, örgütlenme biçimlerinde ve çalışmalarında serbestliği eksiksiz bir biçimde sağlayacak ve sendika içi demokrasiyi güvence altına alacak düzenlemeler yapacağız.
45. Toplumda her yurttaşın sosyal güvenceye sahip olmasını ve insanca barınma hakkını hedefleyen sosyal politikaları hak temelli ve ihtiyaç odaklı yaklaşımlarla ele alacağız. Sosyal hakları tanımlarken, sadece gelir seviyesi değil, cinsiyet, engellilik vb. gibi ayrımcılığın tüm biçimlerini ve bölgesel gelişme seviyesini de dikkate alacağız.
İNANÇLARA EŞİT MESAFEDE DURACAĞIZ!
46. Din, inanç ve ibadet özgürlüğü temel bir insanlık hakkıdır. İnanç özgürlüğü olmadan demokrasi olmaz. Bugün Türkiye’de devlet ‘’laik’’ değildir. Türkiye’de devleti laik yapacağız. Yurttaşlarımızı “din devletinin veya devlet dininin kıskacı”ndan kurtaracağız. Bugünkü durumu değiştirecek, devletin dini örgütlemesine son verecek, bütün inançlara tam ve eşit hak ve özgürlük getireceğiz. Devleti, bütün dinler, mezhepler ve inançlardan kendisini ayırarak, hepsiyle eşit uzaklıkta duracağı bir anlayışla yöneteceğiz.
47. Özgürlükçü bir laiklik anlayışı çerçevesinde, evrensel insan haklarına aykırı olmayacak her tür inanç ve vicdan özgürlüğünü kayıtsız şartsız güvence altına alacağız.
48. Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerini zorunluluk olmaktan çıkaracağız; katılımın isteğe bağlı olduğu, içeriğinin bağımsız uzmanlar tarafından, ilgili dini ve felsefi inanç gruplarının katılımıyla, nesnel ve çoğulculuk esasları çerçevesinde oluşturulduğu, not sisteminin dışında yürütülen, genel içerikli bir ders haline getireceğiz.

49. Kamu hizmeti sunanların, inanç ve kültürel kimliklerini kamu hizmeti alanlar karşısında bir baskı aracı olarak kullanamayacakları, kamusal alanda hizmet alan yurttaşların kılık kıyafetlerinden ötürü ayrımcılığa uğramayacakları bir anlayışı benimseyeceğiz.
50. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı, devlet örgütlenmesinin dışına çıkaracak ve süreç içerisinde tasfiye edeceğiz.
51. Ayrımsız tüm ibadet mekanlarına eşit hukuki güvence sağlayacak, bir yerin ibadet mekanı olup olmadığını, herhangi bir siyasal veya dinsel makamın değil, o inanç grubu mensuplarının kararıyla belirleneceğini ilke olarak kabul edeceğiz.
52. Dinsel azınlıklara mensup yurttaşlarımıza yönelik ırkçı duyguların körüklenmesine karşı çıkacak, farklı kültür ve dini inanç taşıyan insanlarla bir arada yaşama kültürünü geliştireceğiz. Yazılı ve görsel yayınlarda, farklı toplumsal gruplar arasında diyalog ve birlikte yaşama kültürünün oluşturulmasını amaç edinen bir dil ve yayın anlayışını hakim kılacağız.
53. Herhangi bir alanda azınlıkta olan din, inanç ve kültür gruplarına karşı toplumsal hayatta ortaya çıkabilecek bastırma, sindirme ve dışlama faaliyetlerine karşı kamusal güvenceler oluşturacağız.
54. Yazılı ve görsel medyada, farklı dini ve felsefi inanç ve görüşlere sahip topluluklara karşı her türlü aşağılayıcı, ayırımcı, dışlayıcı ifadelerin kullanımını yasaklayacak, bu tür eylemleri nefret suçları kapsamında düzenleyeceğiz.

DEMOKRATİK TÜRKİYE’DE KÜRT SORUNU OLMAYACAK!
55. Kürt sorununda ‘gönüllü yurttaşlık’ zeminini güçlendirecek adımlar için, toplumda farklı dilleri ve kültürleri güvence altına alan bir anayasal, siyasal, sosyal ve kültürel yaşam ortamı yaratacağız; ‘anayasal yurttaşlık’ güvencesi ile farklı kültürlerin herhangi bir biçimde tartışma konusu yapılmasını engelleyeceğiz.
56. Çok dilli kamu hizmetini de içeren yerinden yönetim anlayışını uygulanabileceği tüm alanlarda hızla hayata geçireceğiz.
57. Kürt sorununun çözümü için bir genel siyasi affı öncelikle gündeme alacağız. Bunun yanısıra dağda yaşayan yurttaşlarımızın dağdan inmeleri için her türlü çabayı göstereceğiz,
58. Türkiye’de çatışma ortamının yarattığı toplum içi güvensizliğin ve önyargıların giderilmesi, kültürlerarası etkileşimin yaygınlaşması için önlemler alacak, eşit koşullarda bir arada yaşama ortamını güçlendirmeye çalışacağız,
59. Ortak ve eşit yaşam kültürünün sağlanması açısından, bugüne kadar çatışmalarda hayatlarını kaybeden insanların hepsi hakkında saygılı bir dil kullanılmasını sağlayacak ve böyle bir dili yerleştirmek suretiyle kayıplar ve acılar üzerinden gerginlik hesabı yapan siyasal manevraların başarı şansını azaltacağız.
60. ‘Tarihsel adalet’i sağlamak bakımından, geçmişle yüzleşmeyi bir gereklilik sayıyoruz. Bu çerçevede, ortak yaşamı ve siyasal yapıyı demokratik kültür temelinde yeniden inşa etme gibi saik ve hedeflere hizmet edecek yöntemler üzerinde ciddiyet ve hassasiyetle duracağız.
61. İktisadi ve sosyal eşitsizliğin kabul edilemez boyutlara ulaştığı bölgede ekonomik ve sosyal yaşam koşullarının düzeltilmesine, istihdam olanaklarının arttırılmasına çaba göstereceğiz.
62. Bölgede normalleşme sağlanırken, çatışma ortamında bulundukları yerlerden göçe zorlananlara geri dönüş olanağı tanıyacağız, evleri ve malları tahrip edilenlerin zararlarını tazmin edeceğiz.
63. Bir sorun ve suç üretme kaynağı haline gelmiş olan koruculuğu tasfiye edeceğiz.
64. Bölgede yaşananlardan en fazla zarar görenler arasında kadınların olduğunu göz önüne alarak, taciz, tecavüz ve tespit edilen her türlü şiddet ve baskı yönteminin işlemesinin şartlarını ortadan kaldırmak ve bugüne kadarki sonuçlarını telafi etmek amacıyla gereken yasal ve idari düzenlemeleri yapacağız.
65. Kadınların toplumsal hayata katılımını sağlamak için ekonomik, politik ve sosyal alanlarda gerekli bütün şartları yaratacağız.
66. 18 yaş altı tüm çocukların çocuk adalet sistemi içinde yargılanmasını, Terörle Mücadele Kanunu mağduru çocukların ise uğradığı adaletsizliğe derhal son verilmesini sağlayacağız.
67. Şiddete maruz kalan çocuklara yönelik sosyal çalışma ve sosyal hizmet alanlarını geliştirecek, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklara yönelik eğitim ve rehabilitasyon faaliyetlerine hız verecek ve bu alana yönelik kurumsal çalışmaları artıracağız.
68. Yerel yönetimleri merkezi idare karşısında güçlendirerek, her yerelliğin kendine özgü nitelikleriyle uyumlu çalışabilmesini sağlayacağız.

EĞİTİMDE HERKESE FIRSAT EŞİTLİĞİ VERECEĞİZ!
69. Eğitimin herkes için “insan olmaktan kaynaklı” temel bir hak olduğu düşüncesinden hareketle, tüm yurttaşlara ayrım gözetmeksizin her düzeyde eşit, nitelikli ve parasız eğitim olanağı sağlayacağız.
70. Eğitim süreçlerini bilimsel bir temelde yeniden yapılandıracağız. Türk-İslam sentezci ve piyasacı anlayış temelinde şekillenmiş, sormayan, sorgulamayan, ben merkezci bireyler yetiştiren, ırkçı-gerici-ayrımcı öğeler içeren müfredatı değiştireceğiz, ders kitaplarını ve tüm eğitim materyallerini bu temelde bilimsel ölçütlere uygun olarak yeniden düzenleyeceğiz. Okullardan milli güvenlik derslerini kaldıracağız.
71. Eğitimin laiklik ilkesine aykırı olan, insan haklarını, din ve vicdan hürriyetini düzenleyen uluslararası düzeyde imzalanmış birçok anlaşmaya ve hukuksal karara rağmen çocuklara dayatılan “zorunlu din dersi” uygulamasını kaldıracağız.
72. Yüksek öğretim kurumlarında eğitim hizmeti alma hakkını engelleyen ayrımcılıklara son vereceğiz.
73. Uluslararası düzeyde, bilimsel, nitelikli eğitimin vazgeçilmez ilkelerinden biri olarak kabul edilen “anadilde eğitim” hakkının yaşama geçirilmesinin önündeki engelleri kaldırıp, kamusal eğitim-öğretim olanakları sunacağız.
74. Kız öğrencilerin okullaşma oranının artırılması konusunda özel bir çaba sarf edeceğiz.
75. Nitelikli bir eğitim sürecinin ancak eğitime yeterli bütçe ayrılması ile gerçekleştirilebileceğinden yola çıkarak, okul, derslik, altyapı, öğretmen açığı gibi temel sorunların giderilmesine olanak sağlayacak düzeyde bir bütçe düzenlemesi yapacağız.
76. Herkese eğitim hakkı ilkesinden yola çıkarak, ilköğretimden yükseköğretime kadar çocukların eğitim hakkının önünde bir engel oluşturan, çocuklarımızı dersanelere mahkum eden sınav maratonunu ortadan kaldıracağız.
77. 12 Eylül 1980 sürecinin ürünü olan, üniversitelerin özerk, bilimsel, demokratik işleyişinin önünde temel bir engel oluşturan YÖK’ü kaldıracağız. Yerine katılımcı bir biçimde yönetilen düzenleyici bir kurul oluşturacağız.
78. Engellilerin eğitimi için bütçeden yeterli kaynak ayıracak, kamuya ait eğitim kurumlarının sayısını artıracağız. Eğitim ve bilim emekçilerinin, başta toplu iş sözleşmesi ve grev olmak üzere, çalışma yaşamlarının adaletli ve demokratik bir şekilde düzenlenmesini sağlayacak hakları yaşama geçireceğiz.
79. Eğitim yönetimini; önceden belirlenmiş bilimsel kriterler ışığında demokratik bir şekilde gerçekleştirilecek ve seçimler sonucu belirlenecek yöneticiler aracılığıyla gerçekleştireceğiz.
80. Meslek eğitimine öncelik vereceğiz, İmam Hatip Liselerini yalnızca mesleğe yönelik olarak yeniden yapılandıracağız, ihtiyaç fazlası olan İHL’ni meslek okullarına dönüştüreceğiz.
SAĞLIK HİZMETLERİNİ ÜCRETSİZ YAPACAĞIZ!
81. Herkese eşit, ulaşılabilir, nitelikli, ücretsiz sağlık hizmeti sağlayacağız.
82. Sağlıkta, pahalı olan ve özel sektörü özendiren tedavi edici sağlık hizmeti yerine, kolay ulaşılabilir ve yaygın olan koruyucu sağlık hizmetini, sağlık sistemi olarak uygulayacağız.
83. Sağlığı doğrudan ve dolaylı etkileyen ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkilerde dezavantajlı toplumsal sınıflar lehine köklü değişiklikler yapacağız.
84. Kamuda hekimlerin ve sağlık çalışanlarının çalışma süreleri, çalışma koşulları, ücret ve özlük hakları, hizmetin verilme biçimi, ihtiyaçlar doğrultusunda belirlenecek yeni hastane, sağlık ocağı açılması çalışmalarını, ilaç ve ilaç politikasını; ilgili meslek odaları, sendikalar, sivil toplum örgütleri ile yapılacak ortak çalışmalar doğrultusunda belirleyeceğiz ve kamu denetimine açacağız.
85. Hekimlerin ülke düzeyinde dağılımındaki dengesizlikleri azaltmak için, özendirici ve teşvik edici bir istihdam politikası izleyeceğiz.

TOPLUMSAL HAYATA KATILIMI ARTTIRACAĞIZ!
86. Yerel ve sivil yurttaş inisiyatiflerini geliştirecek, sendikaların ve meslek birliklerinin, demokratik derneklerin ve kooperatiflerin siyasal ve toplumsal sorunların çözümüne katkı sunmaları için toplumsal hayata katılımlarını arttıracağız.
87. Kadınların ve gençlerin toplumsal ve siyasal yaşama en üst düzeyde katılmalarının tüm yollarını açacağız.
88. Erkek egemenliğini pekiştiren sistemle, yasalarla, kurallarla, alışkanlıklarla ve en çok da kadınları ev içi emeğe mahkûm eden ve aile içine kapatmayı yücelten muhafazakâr ideolojiyle mücadele edeceğiz.
89. Kadının sosyal eşitliğini sağlamak, toplumsal yaşamda eşitliğin egemen olmasının bir önkoşuludur. Kadın-erkek eşitsizliği birçok sosyal soruna yol açmaktadır. Bu nedenle kadınları ilave önlemlerle destekleyecek, toplumsal hayata katılımlarını sağlamakla ilgili her düzeyde pozitif ayırımcılık yapacağız.
90. Hukukta “kadınlara karşı suç” kavramını oluşturacağız; cinsiyetçi ayrımlar, bekaret kontrolü gibi uygulamaların cinsel şiddet kapsamında görülmesini ve yasal yaptırımlara tabi tutulmasını sağlayacağız.
91. Kamu çalışanlarına siyasal yaşama aktif katılım hakkını tanıyıp, bunun hayata geçirilmesine yardımcı olacağız.
92. Gençlerin ve öğrencilerin yanında yer alacağız, onların güncel sorunları çerçevesinde eşitlikçi ve özgürlükçü bir öğrenci-gençlik hareketinin oluşmasına yardımcı olacağız.
93. Bu doğrultuda, genç bireylerin toplumsal ve siyasal yaşama katılımını teşvik edeceğiz ve her aşamada söz ve karar sahibi olmalarını sağlamaya çalışacağız.
94. Gençlere yönelik uygulanan tüm politikalarda bu politikaların oluşturulması, uygulanması ve denetlenmesinde gençlerin tam katılımının sağlanmasına ve buna yönelik yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesine çalışacağız.
95. Gençlerin boş zamanlarını değerlendirebilmeleri için merkezi ve yerel düzeyde her türlü eğitsel, sportif, sanatsal ve kültürel gençlik merkezlerinin açılmasını sağlayacağız.

YEREL YÖNETİMLERİ DEMOKRATİKLEŞTİRECEĞİZ!
96. Yerinden yönetim anlayışının uygulanabileceği tüm konularda hızla hayata geçirilmesini, yerel yönetimleri çok dilli kamu hizmeti de verebilecek bir anlayışla güçlendirerek demokratikleşmesini sağlayacağız.
97. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde, yurttaşların doğrudan denetiminin kolaylaştırılmasına, katılımcı karar mekanizmalarının oluşturulmasına ve merkezi vesayete son verilerek yerel yönetimlerin özerkliklerinin sağlanmasına özel önem vereceğiz.
98. Merkezi idare görevlilerinin seçilmiş yerel yönetim organları üzerindeki vesayetine son vererek, yerel meclisleri yerinden yönetimin kaynağı haline getireceğiz.
99. Kentlerde yaşama normlarını “haklar-özgürlükler-sorumluluklar” ekseninde kuracak, ‘yurttaşların birlikte yaşama mekânı’ olarak tanımlanması gereken kentleri, üretim, sosyal adalet, kimlik ve çevre sorunlarına ilişkin, kararların yurttaşın katılımına açık bir biçimde müzakere yoluyla alındığı bir yönetim anlayışıyla çözeceğiz.
100. Kentlerdeki değişimi kamu yararını, çevreyi ve olası doğal afetleri göz önünde bulunduran çalışmalarla yürüteceğiz, sağlıklı yaşam alanları yaratacak ve dönüşüm projelerinin ‘yerinde dönüşüm’ projeleri olarak oluşmasına çalışacağız.
101. Yoksulluk, sosyal dışlanma ve yoksunlukla mücadele politikalarını kent politikalarının başat eksenleri olarak ele alacağız.
ÇEVREYİ ve DOĞAYI KORUYACAĞIZ!
102. Doğayı tahrip etmeden, doğal kaynakları bütünüyle tüketmeden, doğanın kendini yenileyebilmesini gözeterek, insanı ve bütün canlıların yaşamını merkeze alarak, yaşam kaynaklarını yok etmeyen bir ekonomik büyümeyi sağlayacağız.
103. Küçük üreticilerin korunmasını da gözeterek ekolojik tarımı özendireceğiz ve kırsal kesimin sosyal ve kültürel olarak zenginleşmesini amaçlayan aktif kamu politikaları uygulayacağız.
104. Ülkemizin doğayı koruma amaçlı uluslararası protokol ve anlaşmaları imzalamasını ve yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlayacağız.
105. Küresel olarak yaşanan ve canlı yaşamını tehdit eden iklim değişikliği sorunlarını göz önünde bulundurarak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına öncelik vereceğiz; ucuz, temiz, yeterli ve güvenilir enerji temini için araştırma ve geliştirme faaliyetlerini destekleyeceğiz, yenilenebilir enerjinin toplam enerji üretimi içindeki payını hızla yükselteceğiz.
106. Topraklarımızın enerji verimliliği düşük geri teknolojilerin kullanıldığı ve zararlı atıkların depolama alanı olmasına izin vermeyeceğiz. Nükleer santraller inşa etme projelerine son vereceğiz. Dünyayı çatışmalara sürükleyen petrol, doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıtların yerine güneş, rüzgar, akarsu, dalga, jeotermal, bioyakıt gibi yenilenebilir – barışçı/demokratik - kaynakları geçireceğiz. Çatışmalara yol açan ve doğayı tahrip eden enerji kaynaklarına yatırımı caydırıcı, yenilenebilir ve demokratik enerji kaynaklarına yatırımı özendirici politikalar izleyeceğiz.
107. Yatırım ve üretim süreçlerinin insan sağlığına ve doğal çevreye yapacağı tahribatın maliyetini, işletme ve yatırım maliyetlerine, toplumsal ve çevresel maliyet olarak ekleyeceğiz.
108. İnsanlığın ortak mirası olan tüm doğal ve kültürel varlıkların kamu tarafından korunmasını sağlayacağız.
109. İnsanların ve tüm canlıların, yaşamın vazgeçilmezi olan suya erişim hakkı vardır. Bu nedenle suyun ticari bir mal haline getirilmesini önleyeceğiz.

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE AKTİF, YAPICI VE BARIŞÇI OLACAĞIZ!
110. Uluslararası ilişkilerde aktif, yapıcı ve çok-boyutlu bir politika ile bölgesel işbirliği girişimlerini hayata geçireceğiz. Türkiye’nin uluslararası saygınlığı bölgesel askeri güç olmaya değil, bir barış ve demokrasi gücü olmaya dayanmalıdır. Bu çerçevede hiçbir bölgesel vasi-himayeci güç projesi taşımadan, insan hakları ve demokrasi konusunda duyarlı bir dış politika sürdüreceğiz.
111. Türkiye’nin komşularıyla sorunsuz ilişki politikasını tıkayan Kıbrıs sorununun, en kısa zamanda eşit siyasal haklara dayalı iki kesimli ve iki toplumlu bir federasyon bünyesinde çözülmesi için uğraşacağız.
112. Türkiye’nin AB’ye üyelik müzakereleri ile ilgili reform politikalarına hız vereceğiz, AB’ye üyelik hedefini Ortadoğu ve Kafkaslara yönelik barış ve istikrar politikalarından ayrı görmeyeceğiz. Avrupa Birliği’nin dayanışmacı ve sosyal bir Avrupa’ya doğru evrilmesi mücadelesine dahil olacağız.
113. Komşularla sorunsuz politika hedefine uygun olarak, Ermenistan’la siyasal, toplumsal ve kültürel ilişkileri hızla normalleştireceğiz.

SORUNLARI BİLİYORUZ, ÇÖZÜMLERİ DE!
Karşı karşıya kalacağımız güçlükleri biliyoruz. Türkiye’nin sorunlarının ağırlığından, tarihimizin kirli sayfalarından, bölünme tehditlerinden, darbe girişimlerinden, şeriat geliyor korkutmalarından, küreselleşmeden doğan sorunlardan, geniş kitleleri sarmış bulunan yoksulluktan, geri kalmışlıktan, çevre felaketlerinden, geleceğin belirsizliklerinden, yolsuzluk, rüşvetçilik gibi devleti kemiren hastalıklardan korkmuyoruz.
Bunlarla baş edeceğimize inanıyoruz!
Yalnızca şikayet eden, analiz edip eleştiren olmak istemiyoruz.
Ülkemizin değişime ve dönüşüme ihtiyacı var!
Sorunları biliyoruz, çözümleri de…
Kararlı ve iddialıyız!
Türkiye’yi, dünyanın en yüksek hak ve özgürlükler standartlarına ulaştıracağız!
Ülkemizde adaleti, üretkenliği yeniden tesis edeceğiz!
Ülkemizde kaybolan toplumsal vicdanı yeniden ayakları üzerine dikeceğiz!
Ülkemiz insanının emeğinin karşılığını almasını sağlayacağız. İnsanca yaşama kalitesini artıracağız!
En önemlisi de, biz iktidar olduğumuzda, barışın, kardeşliğin, eşitliğin, adaletin ve özgürlüğün yaşanmasının sorun değil, huzuru ve refahı getirdiğini göstereceğiz…
Kimsenin aç ve açıkta olmadığı, adil ve özgürlüğün gerçekten solunduğu, bütün sorunların serbestçe tartışıldığı, kimsenin dinsel ve etnik kimliğini gizlemediği, kimseye bu tür kimliklerin zorla dayatılmadığı, tarihiyle ve bütün komşularıyla barışık özgür ve demokratik Türkiye’yi yaratacağız.
Bütün bu söylediklerimizi gerçekleştirmek için sizi de bu büyük buluşmaya davet ediyoruz!