darbeciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
darbeciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2010

Yalanın daniskası: Darbeciler yargılanacak!

Yalanın daniskası: Darbeciler yargılanacak!


01 Eylül 2010

CHP ve BDP'nin, 'Anayasaya darbecilere zamanaşımı uygulanmaz' hükmünde bir madde ekleyelim önerisini reddeden AKP'nin basın bürosu propaganda metninde "15'inci madde kalkınca darbeciler yargılanır, zamaaşımı işletilmez" dedi


AKP Genel Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada, geçici 15. maddenin kaldırılmasıyla darbecilere yargı yolunun açılacağı, zamanaşımının işletilemeyeceğinin belirtilmesi eski bir tartışmayı alevlendirdi.

AKP, 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasına ilişkin zamanaşımı süreci konusunda bir açıklama yaparak “zamanaşımının ancak hukuksal açıdan işleyen bir zamanın varlığı hakkında söz konusu olabileceği, burada söz konusu olamayacağı” iddiasında bulundu.

AKP Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, muhalefet partilerinin “12 Eylülcülerin yargılanması konusunda halkı yanılttıkları, gerçeklerle bağdaşmayan beyanlarda bulundukları” iddia edildi. Açıklamada, şöyle denildi:

“Zamanaşımı, ancak hukuksal açıdan işleyen bir zamanın varlığı hakkında söz konusu olabilir. Bir soruşturma ve kovuşturma engeli olan Geçici 15. maddenin kendisi zamanaşımının işlemesine engeldir. Bize göre zamanaşımı süreci, darbeci zihniyetle hesaplaşma anlamına gelen evet oyları ile paket kabul edildikten sonra başlayacaktır. Kaldı ki durduran veya zamanaşımını kesen hallerin olup olmadığı ve zamanaşımı ile ilgili diğer bütün soruları karara bağlayacak adli yargıdır.”

ERGİN TOPU YARGIYA ATTI
Adalet Bakanı Sadullah Ergin de, Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’a yaptığı açıklamada, topu yargıya atarak şöyle dedi: “Zamanaşımının dolup dolmadığı veya süreç içinde zamanaşımının kesintiye uğrayıp uğramadığı da dahil olmak üzere tartışma konusu hususlarda nihai kararı verme yetkisi, siyasilerin değil, bağımsız yargı organlarınındır.”

HUKUKÇULAR: AKP HALKI ALDATIYOR

BirGün’e konuşan hukukçular, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Av. Mehdi Bektaş, Av. Kamil Ateşoğulları, AKP’nin bu açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını belirtti. AKP’nin ek bir düzenleme yaparak darbe suçlarını zamanaşımından muaf hale getirebilecekken bunu yapmadığını, şimdi de topu yargıya attığını vurgulayan hukukçular, zamanaşımı süresinin referandum tarihi olan 12 Eylül 2010’da dolduğuna dikkat çekti.

AV.MEHDİ BEKTAŞ: Boş konuşuyorlar
Boş konuşuyorlar. Çünkü anayasanın geçici 15. maddesi halk oylamasından geçerek 12 Eylül’ü yapanlara dokunulmazlık zırhı sağlamıştır. Zamanaşımı olmasa da dava açma şansları yoktur. Çünkü 15. maddenin kalkması bu zırhı ortadan kaldırmaz.

Yargılama için suçun işlendiği tarih esastır. 15. maddenin kalkması suç tarihini değiştirmez. Dava açmaları bir anlam ifade etmeyecektir. Mahkeme takipsizlik kararı verecek, dava düşecektir. “İnsanlık suçları” tanımı yeni ceza kanunu ile yürürlüğe girdi, o tarihten önce işlenen suçlar için uygulanamaz. Anlaşılan o ki, onlar halk oylamasına kadar boş laflar etmeye, halkı kandırmaya çalışmaya devam edecek.

PROF. DR.İBRAHİM KABOĞLU: AKP kaçak oynuyor
Bu çok derin ve tartışmalı bir konu. AKP’nin ya da Adalet Bakanı’nın dediği kadar basit bir mevzu değil. Her halükarda, yasama organının, geçici 15. maddeyi kaldırırken bir düzenleme yapabilecekken, kural koyabilecekken, bunu uygulamaya, hukukçulara bırakması açıkçası kaçmaktır. Bir şeyi yapmış gibi görünmektir. Bu sağlıklı bir yaklaşım değil, burada kaçak oynanıyor. Bu kadar önemli bir anayasa değişikliği yapan kişiler zamanaşımının uygulanmamasına ilişkin bir düzenleme neden yapmadı? Bu düzenleme anayasal düzlemde olmalıydı, bu şekilde uygulamaya bırakılmamalıydı. Uygulamaya bırakıldığı andan itibaren birbirine zıt tartışmalar baş gösterecektir. Bu durum da AKP’nin konuya ne kadar gayriciddî biçimde yaklaştığını gösteriyor.


AV.KAMİL ATEŞOĞULLARI: Referandum tarihi bile manidar
Geçici 15. maddeyle ilgili olarak daha önce birtakım girişimler oldu. Muhalefet partilerinin de bu konuda çalışmaları vardı, fakat bugün 15. maddeyi kaldırmak isteyen hükümet, bu çalışmaları engelledi. Bu referandumun tarihi bile gerçekten çok manidar, çünkü 12 Eylül 2010, zamanaşımı süresinin dolduğu tarih. Yani yargılama süresi bitiyor. Geçici 15. maddenin kaldırılmasının hiçbir anlamı kalmıyor. Bu madde kalksa bile, artık hiç kimse yargılanamaz. Zaten bunun için kaldırıyorlar. Ama zamanaşımının işletilemeyeceğine ilişkin bir kuralla birlikte bunu getirselerdi, yargılama olanaklıydı, ama böyle bir kural da getirmediler.
Önemli olan siyasi iradenin ortaya konulup konulmadığıdır. Topu yargıya atarak sorumluluklarından sıyrılmaya çalışıyorlar. Burada da diğer bütün konularda olduğu gibi bir aldatmaca var.

EMEKLİ CUMHURİYET SAVCISI METE GÖKTÜRK: AKP’NİN AÇIKLAMALARI HUKUK DIŞI
Hukukta bir genel prensip vardır: Ceza yasalarında geçmişe dönük, aleyhe bir uygulama olamaz. Diyelim bir af kanunu çıktı ve insanlar tahliye edildiler. Tekrar ikinci bir kanun çıkarıp affı geri aldık, hepinizi tekrar içeri alacağız diyebilir misiniz? Dolayısıyla bu konuda pratikte hiçbir şey yapılamaz. Zamanaşımı önemli değil. Çünkü anayasa hükmü halinde 30 yıl yürürlükte kalmış bir yasadan söz ediyoruz. Bu yasa hükmü iptal edilse ya da değiştirilse bile geçmişe dönük aleyhe yürümesi söz konusu olamaz. Bu hukukun temel prensiplerinden biridir. Bu anayasa hükmünün ortadan kaldırılması ancak bundan sonraki uygulamalarda geçerli olabilir.

AKP’nin açıklamalarının hukuki hiçbir geçerliliği yok. Kamuoyunda bir beklenti var, darbecilerden hesap sorulsun diye. Amaç onların ağzına bir parça bal çalmak. AKP’nin yaptığı da bu. Bu yüzden de gerçek dışı, hukuk dışı açıklamalarda bulunuyorlar.

http://www.birgun.net/

5 Mayıs 2010

Denizler anılıyor

Denizler anılıyor

05.05.2010

http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=48014

1968 kuşağının devrimci gençlik önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idamlarının 38. yılında anılacak.
Karşıyaka Mezarlığı'nda düzenlenecek etkinliğe her yıl katılan Deniz Gezmiş'in avukatı Halit Çelenk, bu yıl katılamayacak. Çelenk'in mesajını Deniz Gezmiş'in mezarı başında eşi Şekibe Çelenk okuyacak.

ANKA

Ankara - Karşıyaka Mezarlığı'nda 6 Mayıs Perşembe günü saat 13.00'te Devrimci 78'liler Federasyonu, 68'liler Dayanışma Derneği, 78'liler Girişimi, Ankara Halkevleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Devrimci Hareket, ESP, ÖDP, SDP, Sosyalist Parti ve TKP ortak bir anma töreni düzenleyecek. Etkinliğe diğer bazı siyasi partiler, sivil toplum örgütü temsilcileri ile öğrencilerin katılması beklenirken, Gezmiş ve yol arkadaşlarının avukatı Halit Çelenk, bu yıl rahatsızlığı dolayısıyla anma törenine katılmayacak. Burada Halit Çelenk'in eşi Şekibe Çelenk ile katılımcı grupların temsilcilerinin kısa birer konuşma yapmaları bekleniyor. Konuşmaların ardından her yıl olduğu gibi bu yıl da mezarlara yanan sigaralar ve karanfiller bırakılacak.

Ortak anma törenine yapılan çağrıda "6 Mayıs 1972'de darağaçlarında son soluklarında bile devrime ve sosyalizme olan bağlılıklarını haykıran önderlerimizin devrimci düşünceleri ilk gün sıcaklığında yüreğimizde, bilincimizde, vicdanımızda yaşadı, yaşıyor. Askeri darbelerle hesaplaşma ve darbecilerin işledikleri suçlar için halka hesap vermesini sağlama mücadelesi'nin bir parçası olarak, Denizleri idam sehpalarına çıkarıp katledenleri bir kez daha lanetleyeceğiz" denildi.

Öte yandan "Denizlerden Fikri Sönmez"e başlıklı anma etkinlikleri kapsamında 7 Mayıs Cuma günü saat 18.00'de ÖDP Batıkent İlçe Binası'nda sinevizyon gösterisi ve müzik dinletisi gerçekleştirilecek.

38 yıl önce idam edildiler

68 kuşağının devrimci gençlik önderleri olan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için verilen idam kararı, 6 Mayıs 1972 yılında yerine getirildi. İnfazlar sabaha karşı 01.25'te başladı, 05.20'ye kadar devam etti. İlk olarak Deniz Gezmiş'in cezası infaz edildi. Onu Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamları izledi. İdamlarından önce son söz olarak, "Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Kahrolsun Emperyalizm" diye slogan attılar.

http://www.cumhuriyet.com

8 Mayıs 2009

İnsan Haklarında, Darbeleri Anlamak

           İnsan Haklarında, Darbeleri Anlamak.!         
 http://www.maras-gazze.com/palestine/wp-content/uploads/2009/08/siyonist_zindanlari_iskencesi.png

Değerli okuyucular, Kültür ve Turizum Bakanı Sn: Ertuğrul Günay'ı bir sinama ödül töreninde Tv.de izlerken; Konuşmaları umut verir nitelikte olduğu ve önümüzdeki dönemlerin daha güzel olacağı, ve hatta karanlıkta kalan önemli şeylerin aydınlanması için bir ışık parladığını hissettim...
Sn; Ertuğrul Günay,
TRT-2 TV. de 07.05.2009 akşamı yayımlanan, yılın oyuncularını seçerken, “Uçan Süpürge FİLİM festivalinde” kadın filmlerinde rol alan oyunculara çeşitli rollerde başarılı olanlara ödüller verildi. Bunların içinden, cadı rolünde oynayan kadın sanatçıya ödülünü siz verdiniz. Ben de o ödüle layık görülen kadın sanatçımızı kutluyor, sizin tarif ettiğiniz gibi ve o ödülü almaya hakkıyla hak ettiğine inanıyorum.

Sn: Kültür Bakanım, Ertuğrul Günay; ödül töreni kadar ve daha da önemli olanı, en çok dikkat çeken ise, o ödül töreninde yaptığınız konuşmadır. 

27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül darbesi; hakkında söylediklerinize katılmamak mümkün değil. Hatta öyle sözler ettiniz ki; Bu gün ülkemizin darbelerle hesaplaşıyor görüntüsünün verildiği, ergenekonu hatırlamamak da olası değil. Yani; bu gün darbe planlandığı iddia edilenler yargılanırken, yapmış olanların bekliyor olmasının anlaşılmakta zorluk çekilmektedir.
Ne söylemiştiniz? Bir hatırlayalım; “Bu ülke çok büyük tuzaklardan geçti. 27 Mayıs darbesi, 12 Mart muhtırası ve 12 Eylül Darbesi gibi, içinde büyük tuzaklar var olan bir dönemden geçti. Hatta dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen ve bütün dünya da darbecilerin yargılandığı ve Pinoçek’in yargıdan kaçmak için salak/deli rolü bile yaptığında düşündüğümüzde; başka bir ülke daha var mı? darbeci Generale ressam ödülünün verildiğini gösterebilir misiniz” dediniz.
Sizin söylediklerinizin tamamına, harfi harfine, sonuna kadar katılmamak mümkün değil. Ayrıca, akşam sizi TRT-2 de izlerken, açık yüreklilikle söylediklerinizden ötürü alkışladım. 

Ben sizin söylediklerinizi duydum ama siz benim alkışımı duymadınız.

“Bugün, hayatını çocukların eğitimine adamış, insanın evleri/yerleri aranıyor ve darbecilerle ilişkisi var diye takip altına alınıyor” gibi bir şey daha söylediğinizi hatırlıyorum. Bunu da, söyleminizden Türkan Saylan hanımı kast ettiğinizi anladım. Umarım doğru anlamışımdır. Eğer yanlışım varsa düzeltin lütfen.
Sn: Bakanım. Siz, bu gün tek başına iktidar olan hükümetin Kültür ve Turizm Bakanısınız. Sadece milletvekili de değil. 

Öyle ise; size acizane bir önerim var. Eğer; kayda değer bulur ve Bakanlar Kurulu kararı olarak da meclise sunarak kanun değişikliği yapılması yönünde teklif götürürseniz, hali hazırda darba yapmış olanların yargılanması sağlanmış olursunuz. Tabii diğer bakanlar da sizin gibi düşünür ve önceki darbelerden onlarda sizin gibi zarar gördüler ise, sizin kanun değişikliği teklifimizi destekleyeceği kesindir. 

Kaldı ki; siz şikâyet mercii değil, çözüm yerisindesiniz!

Ayrıca; bir şey daha söylediniz! “Sizlere, ‘görülmüştür’ damgalı onlarca mektup getireceğim. Eşim ve benim adıma “ dediniz sizin mektuplarınızı o gün kontrol edip, ‘Görülmüştür’ damgası basanlar bu gün neredeler nasıl bir şatafat içinde yaşamaktadırlar. Lütfen ! Bunları da kamuoyuna açıklarsanız ve milyonlarca insanları stadlara doldurup işkenceden geçirerek bütün Türkiye’nin üstüne korkunun eğemen olmasını sağlayan darbecilerin Yüce Türk Adaletinin” önüne çıkarılabilmesinin önünün açılmasını, ”Eşit Yurtaşlık Hakkı” için istiyorum. 
 
Öyle ki; 17 yaşındaki çocukların yaşını büyütüp “Asmayalım da, besleyelim mi?” diyen ve bu gün sizinde sözünü ettiğiniz gibi, ressam ödülü verilen generallerin yargılanması için, değerli Cumhuriyet Savcılarının elini kolunu bağlayan ve Evrensel Hukuka” da aykırı olan yasaların ortadan kaldırılmasını sağlayacak konumda ve yetisindesiniz! 

Değerli Bakanım, sizin aklı selim yaklaşımınıza ve samimi duyarlılığınıza inanıyorum.

        · Kahraman Maraş katliamında katledilen, anne karnındaki bebekler için,
        · Çorumda katledilen masum zavallı halk için,
        · Malatya’da, Sivas’ta yaşatılan kardeş kavgası için,
 · 1 Mayıs 1979 da İstanbul da yaşanan katliamın ve
       · 1980 öncesi tüm Türkiye’de yaşatılan o kaos ortamının ve kardeş kavgasının  gerçek     faillerinin, “görülmeyen ellerin” Adalet önünde hesap vermesinin; 
      · Darbenin olgunlaşması için 14 ay beklediklerini söyleyenlere, neyi olgunlaştırdıklarının “yukarıdaki sayılan maddeler o olgunlaşma sürecinde yaşanan vahşetlerdir,” hesabının “Türk Milleti Adına” sorulmasını.! Bu ülke de artık kardeş kavgasına bir son verilmesi için karanlık güçlerin ortaya çıkarılmasını, TBMM de siz ve sizin gibi cesur ve yürekli vekillere ihtiyaç olduğuna inanıyor ve bekliyoruz..
Yukarıda belirtmeye çalıştığım ve sizin de söylemlerinizden çıkarsamalar yaptığım konuların alt alta toplamında, "ülkede demokrasinin yeniden tesisi için.!" sizin bizim ve onların çektiği acıların, işkencelerin, katliamların ve sonuçta ülkemizi 50 yıl geriye götüren darbelerin toplamı çıkmaktadır.
Hatırlatmak isterim; dün 6 Mayıstı. 12 Mart 1972 Muhturası ülkemiz üzerinde hala bir karabasan ve korku imparatorluğu gibi durmaktadır. Henüz bu ve diğer darbelerle hesaplaşılamamıştır. Onlarca aydın, yazar, sanatçı öğretim üyesi ve bilim insanı gibi onbinlerce ülkemizin yetiştirdiği ender insanların yaşama olanakları ortadan kaldırılmıştır. İnsan Hakları İhlalleri, sayılamayacak buyutlarda ölçüsüz yaşanmıştır..

 Talebimiz,"Eşit Yurtdaşlık Hakkı" talebinden başka bir şeyde değildir..
Bu sonuca bir nihayet getireceğinize inanıyor.
Saygılarımı sunuyorum.
 
Haydar ATA

Güncelleme 15.10.2012- EvcioğluHaber