10 Kasım 2010
11 Haziran 2010
Sigarayı bırakmak için bir nedeniniz yok mu?
15 Şubat 2010
BİR HEMŞİRENİN HAYATINDA "1 SAATLİK DOST"TAN ÖĞRENDİKLERİ
BİR HEMŞİRENİN HAYATINDA![]()
"1 SAATLİK DOST"TAN ÖĞRENDİKLERİ
Bir Saatlik Dost (Yaşanmış Gerçek bir hikaye)
Hızlı bir çalışma temposunun ardından saatin beş olduğunu Kat nöbetini devretmeye gelen hemşire arkadaşlar sayesinde fark etmiştik.
Yoğun bir servisti çalıştığım servis, çocuk servisleri hastanelerin en yoğun ve gürültülü olan servisleridir. Artık günün yoğunluğu geçmiş servis sessiz bir hal almıştı. Akşam tedavilerini henüz bitirmiş ofiste çay içmeye gitme telaşındaydım. Çünkü; o günün ilk çayını içme fırsatı yakaladım diye kendi kendime düşünüyordum..
Kep dağılmış saç baş karışmış yorgun bitkin bir haldeydim tedavi odasından çıktığımda. Aynada kendimi tanıyamadım.
Ofise geldiğimde, hemşire odasının telefonu çalıyordu. Oturduğum yerden büyük bir güçlükle ayağa kalktım ve telefona gittim. Karşıdaki ses acilde trafik yaralılarının olduğunu içlerinde Çocuklarında bulunduğunu, damar bulamadıklarından dolayı acile yardıma gelmemi söylüyordu.
Tüm yorgunluğumu unutmuş hızla acil servisine yönelmiştim ki; diğer telefonda nöbetçi hekimin nöbetçi beyin cerrahı hekimiyle gelip gelmeme konusundaki tartışmasını duydum.
Nöbetçi hekimin sesi ortalığı çınlatıyordu:
— Ne yapalım? Bırakalım ölsün mü bu insanlar? Gelmek zorundasınız!
- ...
— Gittiğiniz davet beni ilgilendirmez! Nöbet değiştirseydiniz Çok önemli bir davetti madem.
-...
— Siz Hipokrat yemini etmediniz mi?
Konuşma böyle sürüp giderken gelen asansöre binerek koşarak acil servisine gittim, Her yer kan revan içinde ağlayan koşuşturan, yakınını bulmaya çalışan, bir yığın insan vardı. Bu kalabalıkta, sağlıklı bir iş nasıl yapılırdı, bilmiyordum. Ama herkes elinden geleni birilerine bakma gayretini gösteriyordu. Acil serviste yatak kalmamış sedyelere insanlar yatırılıp ilk müdahale yapılıncaya kadar bekletiliyor, yetersiz kalan personel yerine hastaları yukarı sevk edilen servise aileleri çıkartıyordu.
Onca kazazede içinde başında kimsesi olmayan ama durumu da oldukça ağır 15–17 yaş arası bir genç vardı. Gerekli müdahalesi yapılmış fakat, sevk edildiği beyin cerrahi hekimi henüz görev yerine gelmediği için orada bekletiliyordu.
Kendime ait serum ve tedavileri uyguladıktan sonra o çocuğun başına giderek ilgilenmeye çalıştım. Şuuru yerindeydi. Konuştuklarımı anlıyor fakat cevap veremiyordu. Son anlarını yaşadığını görüyor ve yalnız olduğu için korkunç derecede üzülüyordum. Onu orada yalnız bırakamıyordum. Zaten ben onunla ilgilenirken acil servis boşalmış, tüm hastalar gerekli servislere dağıtılmıştı.
Ellerimi sımsıkı tutuyordu, bırakma dercesine gözlerinden yaşlar süzüldükçe kendimi ben de tutamaz hale gelmiştim, eğildim. Yanaklarından öptüm.
'Bırakmayacağım seni sakin ol, Üzülme sakin' diyordum.
Hiç tanımadığım, daha önce hiç görmediğim bu insana anlatılmaz bir yakınlık hissediyor, sanki onun acısının aynısını çekiyordum. Çok acı çekiyordu. Hem yalnızlığından hem de geçirmiş olduğu beyin travmasından.
Ne kadar süre daha onunla kaldığımı hatırlamıyorum.
Avucumu bırakmasıyla kendime geldim. O artık aramızda değildi, bu dünyayı terk etmişti. ve ben gelmeyen doktoru suçluyor, içimden Lanetler yağdırıyordum.
Derken beyin cerrahı hekim gelmişti.
Hastanın daha doğrusu ex (Ölmüş) gencin üzerindeki çarşafı almamı söyledi.
Çarşafı kaldırdığımda doktorun hiç bir şey söyleme fırsatı olmadan yere düştüğünü gördüm.
Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.
Yemekli bir davetten gelmişti.
Acaba çok mu sarhoştu. Yada, kalp krizimi geçiriyordu diye düşünürken diğer hekim arkadaşları olaya müdahale etmişlerdi bile.
Ölen o gencecik insanin babasıydı bu doktor ve kendi evladının tedavisi için çok geç kalmıştı ne yazık ki.
Kötü günde oğlunun acısıyla felç geçirmiş ve görevine yeniden dönememişti.
Seni yeniden andım KEREM ruhun şad olsun hayattaki bir saatlik dost bana yıllardır yaşattığın tecrübeyle dost kalan dost.
Yıl 1986.
MUTLAKA 2-3 Ayda bir bu yazıyı okurum ben. Size de tavsiye ediyorum.
*Dostluk her gün 2-3 kere telefonla konuşmak değildir...
*Dostluk yapılması gereğine inanılan telefon görüşmeleri sırasında diğer insanların dedikodusunu yaparak karşılıklı bir şeyler paylaşıldığını zannetmek değildir...
*Dostluk; dost bildiğin kişinin en ince detaylarını bilme ihtiyacı ve gereğide değildir...
*Dostluk; dost bildiğin kişinin senin en karışık detaylarını bilmesi gerektiğide değildir...
*Dostluk her hafta 3-5 kere görüşmek değildir...
1 ay, 1 sene, 5 sene seni aramayan, senin de aramadığın bir insani birdenbire arayıp, dertleşmek, hatır sormak istersen ve o insan da seni Geri Çevirmez ve sanki daha az Önce konuşmuşsun gibi kaldığınız yerden konuşmaya devam ederse, ve daha da Önemlisi, bu 1 ay, 1 sene, 5 sene ayrılığa rağmen bu insanin başı gerçekten sıkıştığında yardımına koşacak ilk insanlardan biriysen, ve ayni şekilde onun da Öyle olduğunu biliyorsan;
EMINOL Kİ; O kişi senin DOSTUNDUR...
*Sen de O'nun...
' Her tür ilişki avuç içinde duran kum taneleri gibidir. Avucumuzu sıkmadan, gevşekçe tutarsak, kum taneleri kaymaz, durur.
Avucumuzu kapatıp, sıkmaya başladığımız an kum taneleri parmaklarımızın arasından akmaya baslar.
Bir kısmını tutmayı başarsanız da, Çoğu akıp gider.
İlişkiler de böyledir.
Esneklik varsa, diğer insana saygı duyuluyor ve özgürlük tanınıyorsa ilişkiler bozulmaz.
Ama, diğer insanı Çok bunaltırsanız ilişki de yavaş yavaş bozulur ve biter.
Hayatta pek Çok insanla karsılaşırsın.!
Ama; sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz bırakır.'
GERÇEK DOSTLARINIZI BULUP HİÇ KAYBETMEMENIZ DİLEĞİYLE!!!Not: Bu gerçek bir öyküyü bize ulaştıran; dostluğun bir yüce değer olduğu, ama günümüzde ne yazıkki: unutulmaya yüz tutan, insani değerlerden bir örnek olan yukarıdaki yazıyı sizlerle paylaşmamıza imkan veren değerli dostuma çok teşekür ediyor sevgilerimi sunuyorum.. H.ATA
"
2 Ocak 2010
SGK, Özel ve Üniversite hastanelerini sınıflandırdı
Böylece, yapılan İnceleme sonucunda 393 hastaneden en yüksek puanı alanından başlayarak, hangi hastanenin ne kadar fark ücreti alacağı belirlenmiş oldu.. Şimdilik; yuksulları alan tek hastane, Nuh'un gemisi Devlet hastaneleridir.....! ******************** Hüriyet gazetesinden, Sn; Nergis Demirkaya'nın haberi ise şöyle; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 1 Ocak 2010’dan itibaren özel hastaneleri sınıflandırma kararı aldı. Özel hastaneleri puanlamak üzere bir komisyon oluşturuldu. Komisyon 400 maddelik kriter testine tabii tuttu. Hizmet Kalite Standardı (Poliklinik, yoğun bakım, ameliyathane, tedavi standartaları...), Hasta Hakları, Hasta ve Çalışan Güvenliği (Hasta hakları ve güvenliği, enfeksiyon kontrolü, tesis yönetimi...), Hastane Hizmet Dilim Endeksi (Elektronik raporlama hizmet standartları, hastanelerin reçete kontrolü...), Kapasite (Yatak sayısı, kapalı alan, doktor ve hemşire sayısı...) ve Çalışan Hakları ve Hukuki Sorumluluklar (Çalışanların sosyal hakları, sigorta primleri...) konusunda puanlama yapıldı. YOKSULLAR İÇİN E SINIFI SGK. tarafından kendi sitelerinde yapılan duyuru ise aşağıdadır.02 Ocak 2010
SGK'a özel ve Üniversite hastanelerinin, vatandaştan aldığı fark ücretinin yeni yılda kademe, kademe ne olacağını belirlemek için yaptığı çalışma sonucu puanlama sistemi tamamlandı.
Artık; her isteyenin de istediği hastaneye gidemeyeceği, paran kadar sağlık hizmeti alacağı ve aldığın sağlık hizmetininde kalitesini parasının miktarı ile orantılı olacağı kesinleşmiş oldu. İki yıl önce herkes istediği hastaneye gidecek, istediği doktoru seçecek denilmekte iken, çok geçmeden gerçek niyet ortaya çıkmış oldu.. Bu güne gelmek uzun sürmedi, umuyoruzki; devlet hastaneleri yakında özelleştirilmez.. SGK hastanelere 'para sınıflandırması' yaptı
Hastaneler puanlama göre A, B, C, D ve E grubu hastane olarak ayrılacak. E grubu hastaneler yüzde 30 fark ücreti alabilirken bu oran, hastanenin sınıfına göre yüzde 40, 50, 60 ve 70’e kadar çıkabilecek. Puanlama göre 800-1000 puan alan “A sınıfı” olacak. A grubu hastane yüzde 70 fark alacak. Diğerleri de puanlarına göre daha da azalan oranda fark ücreti alacak.
*********************
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından 13 Kasım 2009 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren Özel Hastaneler İle Vakıf Üniversite Hastanelerinin Puanlandırılması Hakkında Yönerge’nin 5 inci maddesinin birinci fıkrasına göre oluşturulan komisyon tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığında 31.12.2009 tarihinde yapılan toplantı sonucunda, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile sözleşmeli özel hastaneler ve vakıf üniversite hastanelerinin, yönergenin 7 nci, 8 inci, 9uncu, 10 uncu ve 11 inci maddelerinde belirtilen hükümler gereğince gerekli hesaplamalar yapılarak hastane puanları ekte yer alan tabloda belirtilmiştir.
Komisyon Üyeleri
Mehmet ÖZDEMİR.......... SGK Temsilcisi
Seyit KARACA.................TOBB Temsilcisi
Dr. Hasan GÜLER ........Sağlık Bakanlığı Temsilcisi
Dr. Menderes TARCAN ..Sağlık Bakanlığı Temsilcisi
EKLER :
Ek 1- Hastane Puan Listesi( Alfabetik sıraya göre)
HASTANE LİSTELERİNİ GÖREBİLMEK İÇİN TIKLAYIN
Kaynak: sgk.com./
Haber:Site yöneticisi






