Cumhuriyet Başsavcılığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumhuriyet Başsavcılığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2011

ÖLÜM TARLALARINDA KAZILAR DEVAM EDİYOR



ÖLÜM TARLALARINDA KAZILAR DEVAM EDİYOR

EvcioğluHaber- Bu ülkede faili aranan o kadar çok cinayetler varki; hala insanlar her cumartesi (300 haftadır) yakınlarını arıyorlar ..
17.000 kişinin üzerinde, Lafta kolay gibi gelse bile; 17.000 kişi..
Sayıdan ibaret değilmi?
Evet; sayıdan ibaretsiniz..!
Trafik kazası olur, işte, 10 kişi öldü, 5 kişi yaralı denir.. Ne kadar kolay söylerler değilmi?
1999 depreminde; ne kadar insan öldü dendiğinde; 30.000... !
Ne? 30.000..!
Ne kadar kolay söylüyorlar değilmi? Oysa, onların da annesi, babası, çocukları, sevgilileri vardı..! Onları da bir bekleyen vardı sizin gibi..! Ama, unutuldu..! Yarın yine bir faili meçhul cinayette veya; beklenen yeni bir depremde yaşanacak faciaya önlem almayıp; yine sayı sayacakları gibi.!
Sizin bir acı olaydan canınız ne kadar yanıyorsa? onlarında canı o kadar acıdı..!

Ne kadar korkunç bir rakam...! Siz..! Ey güzel inzanlar; 1,2,3,4,5.......00,-200-500-1000- 17.000 ve daha yukarı failleri açıkça ortada durur gibi görülüyorken; bulunamıyor?
Siz bu ülkenin insanları..!
Hepsini bir ana doğurmuştu..!
Sizler gibi..
Gencecikti ve onlarında sevdaları vardı, yarına dair..! Ama olmadı..
İnsan olmanın bedelleri vardır..
Dünyada bunun gibi örnekleri çoktur.. Şili gibi, Arjantin gibi..! Daha bir çok ülke..
Neden aranmaz ansızın olmadık bir bahane yeterlidir.. Öldürülmesi için..!
17 yaşındaki çocukları asarlar.. Ansızın..! Bir yerlerin bekası için..! Belirsiz yerlere de gömerler..

Ama garip olan; ülkemizin bir çok yerinde nereyi kazarsanız; asit kuyularında, yol kenarlarında toplu mezarlar Cumhuriyet Savcıları gözetiminde, kazıldıkça insanlara ait olduğu söylenen kemikler çıkıyor..
Korkun bir gerçekle yüzleşilmekte her geçen gün....!

Peki; Kim işledi bu cinayetleri..?
Peki; Kim gömdü onları oralara?
Bu cinayetleri işleyenler, hala aramızda dolaşmaya devam ediyorlarmı?
Bu gerçeklerde, kazılan toplu cinayet gömüleri kadar korkunç değilmi???


İşte size yine, bir toplu cinayetlerin gömüldüğü iddia edilen bu güne kadar yeri bile bilinmeyen mezarlar..


BİTLİS’in Mutki İlçesi’nde aileler ve Bitlis İnsan Hakları Derneği’nin başvurusu üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çöplük yakınındaki bölgede kazı çalışması yapıldı. Kazı çalışmalarında 12 kişiye ait kemikler bulunurken, bunun artabileceği belirtildi.

Bitlis’in Güroymak İlçesi’nde, 1999 yılında PKK’ya katılmak üzere Mutki İlçesi’ne giden ve bu sırada ortadan kaybolduğu ileri sürülen 12 kişinin askerler tarafından öldürüldüğünü iddia eden kayıp yakınları İnsan Hakları Derneği’ne başvurarak, akibetlerinin araştırılmasını istedi. Bunun üzerine harekete geçen İnsan Hakları Derneği Bitlis Şubesi yetkilileri ile aileler, Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurararak belirlenen alanda kazı yapılmasını talep etti.

Bunun üzerine Savcıların gözetiminde kazılarda 12 kişinin kemiklerini ulaşıldığı belirtildi..

Eğer ülkemizde; Şili gibi Darbecilerini yaşı kaç olursa olsun, yargılayıp, işledikleri cinayetlerinin hesabını sorup, ömür boyu hapse atmaz ise? Bundan sonrada olacak darbelerin ve diktatörlerin önüne geçemezler..

Bir yol ayrımıdır bu süreç..
Ya aydınlık bir gelecek, veya köü gidiş devam edecek..
Darbe ve darbeciler yargılanmalı..
Başkaca da bir seçenek Türkiye'yi kurtarmaz..


EvcioğluHaber-05.01.2011- Çarşamba

7 Aralık 2010

AKP'den 'orantısız güç'e İlk Tepki

AKP'den'orantısız güç'e İlk Tepki

Polisin geçtiğimiz cumartesi günü İstanbul'da öğrencilere müdahalesine AK Parti'den ilk tepki Zafer Üskül'den geldi

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, İstanbul'da protestocu öğrencilere müdahaleye ilişkin ilk görüntü ve bilgilere göre 'polisin yetkisini orantılılık ve ölçülülük içinde kullanmadığı izlenimi uyandığını' ifade ederek, istenen belgeler incelendikten sonra yeniden değerlendirme yapacaklarını bildirdi.

Üskül, yaptığı yazılı açıklamada, ulusal ve uluslararası mevzuata göre herkesin önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız, barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip olduğunu kaydetti.

Demokratik toplumlarda, barışçıl toplantı ve protesto hakkının amacına uygun kullanıldığı sürece korunan bir hak olduğunu belirten Üskül, 'Ancak, bu hakkın olay çıkarmak, şiddet uygulama ve terörü övme amacıyla kullanılıyor olması veya kullanılmak istenmesi durumunda bu hakkı sınırlandırmak kanun çerçevesinde mümkündür. Yine bu hakkı kullananların kanuna aykırı bir gösteri yürüyüşü yapmaları halinde bu kişilerin zor kullanma yetkisi içinde dağıtılması da kolluğun görevidir' değerlendirmesinde bulundu.

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'ndaki 'Toplantı veya gösteri yürüyüşünün dağıtılması' ile Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'ndaki 'Zor Kullanma' başlıklı hükümleri hatırlatan Üskül, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

'Ancak, burada tartışılması gereken konu; kolluğun bu yetkisini kullanırken bu yetkiyi kanunun verdiği ve aradığı şartlar içinde kullanıp kullanmadığıdır. Komisyonumuz da incelemelerinde ağırlıklı olarak buna dikkat etmeye çalışmakta ve bu konuya yoğunlaşmaktadır.


Zafer Üskül, açıklamasında şunları kaydetti:
'Elimizdeki ilk görüntü ve bilgilere göre, İstanbul'da meydana gelen öğrenci olaylarında göstericilerin herhangi bir bildirimde bulunmadan ve kanunen belirlenmiş olan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacak yerler ve meydanların dışında toplantı ve gösteri yürüyüşü yapması, toplantının kanuna aykırı olduğu ile polisin görevini yerine getirirken göstericilerin dağılmayarak direniş gösterdikleri ve polisin zor kullanma yetkisinin doğduğunu da kabul etmek gerekecektir.

İstanbul'da yaşanan gösterilerle ilgili elimizdeki ilk görüntü ve bilgilere göre, polisin, yetkisini orantılılık ve ölçülülük içinde kullanmadığı izlenimini uyanmaktadır. Ancak, yine de en son kanaatimiz İstanbul Emniyetinden ve Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığından istediğimiz görüntü ve bilgiler ile medyada yer alan bilgi ve görüntülerin birlikte değerlendirilmesi sonrasında oluşacaktır.

Olayın ardından, yapılan şikayetler üzerine, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı ile İçişleri Bakanlığının da inceleme başlattığı bilgisi alınmıştır.

Komisyon olarak daha önce benzer olaylarla ilgili olarak zaman zaman raporlar hazırladık 2008 Nevruz olayları ve 17 Aralık 2009 tarihindeki Ankara Sıhhiye Meydanı'ndaki TEKEL işçilerinin eylemleri ile ilgili hazırladığımız raporlar bunlardan birkaçıdır. Bu raporlarda bu tür olayların olmaması için nelerin yapılması gerektiğini de uzun uzun belirttik ve ilgililerine gönderdik.

Kolluğun orantısız ve ölçüsüz güç kullanması olgusu karşısında bunların önlenmesine yönelik önerilerimiz dikkate alınırsa bu tür olumsuzluklar ortadan kaldırılabilecektir. İstanbul Emniyeti ve Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığından istenen belgeler incelendikten sonra olay yeniden değerlendirilecektir.'

gazetevatan.com
07.12.2010

21 Ekim 2010

Türbanın arkasındaki dernek

Türbanın arkasındaki dernek

İlköğretimde türbanın arkasındaki dernek Adana ve Mersin'de bazı ilköğretim öğrencilerinin türbanla derse girmek istemelerinin arkasında Mustazaf-Der'in olduğu öne sürüldü. Peki Mustazaf-Der nasıl bir oluşum?

Genel merkezi Diyarbakır'da bulunan dernek, adını düzenlediği dini motifli kalabalık mitinglerle duyurdu. Derneğin terör örgütü Hizbullah'a yakınlığı sıkça gündeme geldi.

Bu yakınlık nedeniyle dernek 6 ay önce mahkeme kararıyla kapatıldı.
Mustazaf-Der, Mustazaflar yani "Ezilenler" ile Dayanışma Derneği 6 yıl önce kuruldu. Derneğin tüzüğüne göre, amacı haklara yönelik engellerin kaldırılması ve yoksullara yardım.


Dernek adını Diyarbakır başta olmak üzere, birçok ilde düzenlediği dini motifli kalabalık mitinglerle duyurdu.

Özellikle Hazreti Muhammed'in karikatürlerinin çizilmesine tepki amacıyla Diyarbakır'da düzenlenen miting, dünya medyasının da ilgisini çekmişti.
Derneğe, Hizbullah terör örgütüne yakın olduğu iddiasıyla kapatma davası açıldı.

Derneğin kapatılmasına giden süreç Adana'da başladı.

Mustazaf-Der ile ilgili bir soruşturma yürüten Adana Cumhuriyet Başsavcılığı derneğin Hizbullah terör örgütüyle bağlantılı olduğu kararına vardı.
Derneğin merkezi Diyarbakır'da olduğu için buradaki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde kapatma davası açıldı ve fesih kararı çıktı. Mahkeme kararın gerekçesinde, derneğin Hizbullah'a yakınlığına dikkat çekti.

Kararda, “Mustazaf-Der'in, Hizbullah terör örgütünün amacı doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu, dernek kurma özgürlüğünü, demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullandığı belirlenmiştir” denildi

Karar Yargıtay tarafından henüz onanmadığı için, dernek faaliyetlerine devam ediyor.
(NTV)

21.10.2010 18:13
http://haber.gazetevatan.com/turbanin-arkasindaki-de

24 Ağustos 2010

Erdoğan'dan Dink için MİT'i soruşturmaya izin yok

Erdoğan'dan Dink için MİT'i soruşturmaya izin yok

Erdoğan'dan Dink için MİT'i soruşturmaya izin yok
Dink in öldürülmesindeki ihmaller araştırılıyor.

23/08/2010 2:00

TARIK IŞIK (Arşivi)

ANKARA - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in katledilmesinde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensuplarının ihmali olup olmadığını soruşturmak için istediği izin talebine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olumsuz yanıt verdi. Başbakanlık’tan Savcılığa gönderilen cevap yazısında, en düşüğü Operasyon Başkanı seviyesinde olan MİT mensuplarının soruşturulmasına izin verilmedi.

‘Elimizde bilgi, belge yok’
Savcılığın soruşturma talebi Başbakanlık tarafından önce MİT Müsteşarlığı’na iletildi ve konuyla ilgili görüş soruldu. MİT’ten verilen yanıtta, “Hrant Dink cinayetiyle ilgili elimizde bilgi ve belge yok” denildi. Başbakan Erdoğan, savcılığın talebini Başbakanlık Hukuk Müşavirliği’ne inceletti. Uzmanlardan biri, ‘soruşturma izni verilsin’ derken, diğeri, ‘verilmesin’ yönünde görüş belirtti. Yapılan son değerlendirmede, Operasyon Başkanı ve daha üstündeki MİT mensuplarına soruşturma izni verilmedi.
Başbakan Tayyip Erdoğan, daha önce de yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ergenekon Şeması’nı hazırladığı gerekçesiyle soruşturma izni istediği eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun için soruşturma izni vermemişti. Erdoğan, Atasagun’un görevini yaptığına ve soruşturmaya gerek olmadığına karar vermişti. Hrant Dink cinayetinde MİT mensuplarının bir ihmali olup olmadığını soruşturan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, cinayette ihmalleri olduğu öne sürülen MİT mensuplarının belirlenebilmesi için Başbakan Erdoğan’dan izin istemişti. Üst düzey MİT mensuplarının soruşturulabilmeleri için Başbakan’ın ‘olur’ vermesi gerekiyor.

2937 sayılı Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun cezai takibat iznini düzenleyen 26. maddesine göre Teşkilat mensuplarının görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü haklarında cezai takibat yapılması için Başbakan’ın izni gerekiyor.

http://www.radikal.com.tr/


8 Mayıs 2010

`Baykal`ın kasedi` iddiasına soruşturma


`Baykal`ın kasedi` iddiasına soruşturma
07.05.2010

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP lideri Deniz Baykal`a ait olduğu iddia edilen görüntülerle ilgili olarak soruşturma başlattı. Savcılık, bazı internet sitelerinde yayımlanan görüntülere erişimin engellenmesine karar verdi.

Bir internet sitesinde, CHP Lideri Deniz Baykal`la bir CHP kadın milletvekiline ait olduğu öne sürülen görüntüler yayınlandı.

Otel odası mı, yoksa bir ev mi olduğu anlaşılamayan bu görüntülere dayanarak Baykal ve CHP`li kadın milletvekili arasında ilişki olduğu söylendi.

Site, kısa bir süre sonra gizli kamerayla çekilen buluşma görüntülerini yayından çekti.

Kasetin gerçek mi yoksa montaj mı olduğu henüz bilinmiyor.

CHP liderinin konuyla ilgili bir açıklama yapması bekleniyor.

Bu arada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine soruşturma başlattı.

Cumhuriyet Savcısı Bülent Yücetürk tarafından yürütülecek soruşturma, TCK`nın 134. maddesinde düzenlenen ``özel hayatın gizliliğini ihlal``, TCK`nın 135. maddesinde yer verilen ``kişisel verilerin kaydedilmesi`` ve TCK`nın 125/1. ve 2. maddelerinde düzenlenen ``hakaret`` suçları kapsamında gerçekleştirilecek.

GÖRÜNTÜLERE YASAK

Savcı Yücetürk, soruşturma çerçevesinde ilk olarak CHP Genel Başkanı Baykal`a ait olduğu iddia edilen görüntülere erişimin engellenmesine karar vererek, bunun uygulanması için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına(TİB) talimat verdi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal`a olduğu iddia edilen kaset görüntüleri partide şok etkisi yarattı. İddia edilen kasetin internet sitelerine düşmesinin ardından parti kurmayları acil bir toplantı gerçekleştirerek durum değerlendirmesi yaptı.

CHP Genel Saymanı ve Parti Sözcüsü Mustafa Özyürek, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal`ın olduğu iddia edilen kasetin görüntüleri hakkında ANKA`ya konuştu. Bir değerlendirme yaptıklarını belirten Özyürek, bugün bir açıklama yapabileceklerine işaret etti. Mustafa Özyürek, `Bakıyoruz, bakacağız. ŞuAkşam saatlerinde bir açıklama yapacağız` diye konuştu. aşamada bir şey söyleyemem.

-`BELDEN AŞAĞIYA SİYASET`-

CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal da, `Yorum yapmak istemiyorum. Belden aşağıya çirkin siyaset anlayışı kabul edilemez` dedi.

-`ADİ BİR KOMPLO, HESABINI SORACAĞIZ`-

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen de, `Adi bir komplo. En adi bir komplo. Böyle ahlaksızlık, şerefsizlik olur mu? Başbakan için de neler söylüyorlar` diyerek tepkisini dile getirdi. ReferandumAyak oyunu oynuyorlar. Adi ve ahlaksızca bir komplo bu` ifadesini kullandı. CHP`li Sevigen, bunu yapanlardan hesap soracaklarını belirterek, `Ortaya çıkaracağız, hesabını soracağız` dedi. ve kurultay öncesi böyle bir olayın gündeme getirildiğine işaret eden Sevigen, `

-KAŞIMAYA GEREK YOK-

CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü ise, `Bu ahlaksız dediğimiz grubun oyununa hep beraber gelmeyelim. Hukuki dava açıldı. Gerekli yasal işlemler yapıldı. Kaşımaya gerek yok` diye konuştu.

-BAYKAL`IN DİKKAT ÇEKEN SÖZLERİ-

Bu arada Deniz Baykal`ın dünkü CHP Parti Meclisi(PM) toplantısı öncesinde düzenlediği basın toplantısında, `Herkesin sabah kalktığında gözaltına alınabileceği, herkesin özel konuşmalarının da kayıt altına alınıp yayımlanabileceği Türkiye`deki düzen, insan haklarının, demokrasinin, hukukun çok büyük ölçüde zaafa uğratıldığı bir düzendir. Bu sürece de bir sivil darbe süreci adının verilmesi hiç de yanlış değildir` şeklindeki sözleri dikkat çekmişti.

AA-ANKA

http://www.tumgazeteler.com/?a=6117686