Deniz Baykal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deniz Baykal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2010

Masaya Tayyip Bey’i bekleyeceğim

Masaya Tayyip Bey’i bekleyeceğim

http://www.partiparti.com/wp-content/uploads/kemalkilicdaroglu2.jpg
T24 - CHP Genel Başkanlığı’na adaylığını koyan, kamuoyunun ve partinin büyük desteğini alan Kemal Kılıçdaroğlu, önemli mesajlar verdi. Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda “keşke” derken, yolsuzluk tartışmalarını sürdüreceğini belirterek, “Masaya Tayyip Bey’i bekleyeceğim” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun Milliyet gazetesi Ankara temsilcisi Fikret Bila'nın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Adaylığınız, CHP’de çatlak yarattı mı, Baykal’a rağmen mi aday oldunuz?

Sayın Genel Başkan, ‘uzlaşın’ mesajı vermişti. Ben de bunun için çaba harcadım. ‘Partinin kurmaylarıyla görüşün’ demişti. Sayın Selvi, Sayın Sav ve MYK üyeleriyle, başkan vekilleriyle görüştüm. Ortaya Deniz Bey’in, arzu ettiği, geniş uzlaşma yelpazesinin sağlandığı bir tablo çıktı. Önemli olan bunu sürdürmek.

Sadece genel başkan değişimi değil, ilk seçimlerde iktidar olmanın çabasını harcamak zorundayız. Bu nedenle, kurultay sonrası içe değil, dışa dönük, halka dönük, üniversite, sendikalara dönük çalışılmalı.

Değişiklik, CHP’nin ulaşamadığı kesimlere ulaşmasını sağlayacak mı, planınız var mı?

Genel Başkan seçilirsem, Türkiye yürüyüşü başlatacağız. Çalmaya çırpmaya, yolsuzluğa, işsizliğe umutsuzluğa çözüm yaratan bir Türkiye anlayışını yaratmak zorundayız. Halka güven veren çözümlerle halka gitmemiz lazım. Bunu kararlılıkla ifade edeceğiz.
Yurttaş kararlılığı gözünüzden anlayacak. Siyasal yaşamın her noktasında, halka hesap vermeyi onurlu bir görev bileceğiz.

CHP’nin yoksul kesimlere gidemediği noktasında eleştirileriniz vardı?

Türkiye yürüyüşünde, her gün bir ile giderseniz, 81 gün ediyor. Takvim kısa. Gecekondular, köylüler, çiftçiler, işçiler. Sonraki aşamalarda parti içi çalışmalar yapılabilir. Demokratikleşme, örgütün daha fazla yetkiyle donatılması, demokrasinin gereği olarak seçimlerde fazla sesin çıkması. Zamana bağlı bunlar. Bunu yapacağız.


İhanet sözcükleri partide olmamalı

Baykal’dan yana içiniz rahat mı? Genel Başkan’ı arkadan hançerlemek, ihanet gibi kavramlar konuşuluyor. Kendisiyle görüştüğünüzde adaylığınız netleşti mi?

Ben ihanet, arkadan bıçaklama gibi sözcükleri demokrasinin yerleştiğine inandığım bir partide kullanılmaması gereken sözcükler olarak görüyorum. Ben Sayın Baykal ile görüştüm. Bana, uzlaşma sağlanırsa, adaylar anlaşırsa, kendisinin de destek vereceğini söyledi. Ben de o söylemden hareketle girişimlerde bulundum. Girişimlerin Sayın Baykal’ın beklentilerine uygun olarak geliştiğini görüyorum. İl başkanları toplantısı da Baykal’ın düşüncelerinin gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

Görüşmeden çıkarken kafam netleşti demiştiniz?

Evet, evet. ‘Kapı aralık ama uzlaşmayı sağla’ mesajı almıştım. Kafam o zaman netleşti. Sayın Baykal’ın bahsettiği uzlaşmanın gerçekleştiğine inanıyorum.


Baykal ismimi söylemiş

Mustafa Özyürek’in isminizi erken zikretmesi, önünüzün kesilmek istendiği yorumlarına yol açtı, siz nasıl değerlendirdiniz?

Açıklamayı duyunca önce şaşırdım. Televizyonda alt yazı olarak gördüm. Ama daha sonra Sayın Baykal ile yaptığım görüşmede, ismimin dile getirildiğini öğrendim. Baykal, CHP’li kurmaylara, ‘aranızda uzlaşın, mesela işte Kemal Bey’in ismi medyada dillendiriliyor’ diye kendisi ifade etmiş. Sonradan Özyürek’in açıklamalarının doğru olmadığı ifade edildi ama işin gerçeği bu.


Küsmek, kapıları kapatmak yanlış

Solda birlik yaratmayı, küskünleri partiye çekmeyi düşünüyor musunuz?

‘Şu küstü gitti, ona artık kapıları kapattık’ gibi bir anlayışın yanlış olduğuna inanıyorum. Her kesimi kucaklama isteğimiz varken, elbette partiye emek vermiş insanları da kucaklamamız gerekiyor. Ama ‘Partiye geliyorum’ denilirse, Türkiye çıkarları için gelinmeli. Partinin gençleşmesini, yenilenmesini, umut vaad etmesini istiyorum. Gelen kişiler ‘bana şurayı ver, burayı ver’, yani pazarlık olursa bu süreç baştan tıkanmış olur.

Parti içi demokratikleşme vurgusu yaptınız. Nasıl bir liste oluşuyor kafanızda?

Kafamda elbette isimler var ama bugünden liste çalışması yapmak doğru değil. İlla yönetimde görev yapmak gerekmiyor. Partinin dışında daha özgür düşünce üreten kişi ve kuruluşlardan da biz görüş ve destek alacağız.


Baykal zaten onursal başkan

Baykal’ın konumu ne olacak, onursal genel başkanlık düşünceniz var mı?

Baykal’la ilgili bir öneri getireceksek, önce rızasını almak durumundayız. Sayın Baykal, toplumu aydınlatan bir lider. Aday olmak isterse, elbette saygı duyacağız. Ama, aday olmaz ve destek verirse, mutluluk duyarız. Karar kendisine ait. Böyle bir paye verilmese de bence Sayın Baykal, bütün sosyal demokratların gönlünde zaten onursal genel başkandır.

Deniz Bey’e haksızlık yapıldığını herkes kabul etti. Siyasal iktidar, komplonun faillerini ortaya çıkartmak zorundadır. Aksi takdirde hükümet bunun bir parçası olur. Bunu her yerde söyleyeceğiz ve takip edeceğiz.

Takipçisi olacak mısınız?

Belki CHP iktidarında bunları ortaya çıkartmak daha da kolay olacak. Uluslararası siber suçlarla ilgili bir sözleşme var. İnternetin yarattığı olanaklardan yararlanarak, başka ülkelerin üzerinden geçirilip Türkiye’de insanları vurmaya kalkıyorsanız, o zaman bu anlaşmayı bugüne kadar niye getirip parlamentodan geçirmediniz. Sizi o anlaşmayı uygulamamaya zorlayan etken nedir? Genel başkanlığımda da Deniz Bey’in verdiği bu mücadeleyi sürdüreceğim.


Hükümet yaptı diye eleştirmek yanlıştır

İran konusundaki son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin uluslararası sorunlarda bir hakem konumuna gelmiş olması güzel bir şey. Hükümet yaptı diye her şeyi eleştirmek doğru değil. Hükümetin doğru yaptıklarına doğru diyeceğiz.

Ama, ben Rusya’yla yapılan nükleer santral anlaşmasının parlamentodaki görüşmelerinde farklı ve ciddi seslerin ortaya çıkacağına inanıyorum. Siz nükleer santral yapıyorsanız, nükleer teknolojininin de aşama aşama Türkiye’de gerçekleşmesine de olanak sağlayacaksınız.


Tayyip Bey’i bekleyeceğim

Türkiye yürüyüşünüzde, olası referandumla ilgili çalışmanız olacak mı?

Hem seçim, hem referandum için kendimizi anlatacağız. Gittiğimiz yerde şu sözü vereceğiz: ‘Daha demokratik anayasayı AKP yapamaz, biz yapacağız’, onun sözünü vereceğiz. Bu anayasa oy verirlerse bu anayasa 12 Eylül anayasasının sivil versiyonu. Biz ikisini de reddediyoruz. Doğrusu batı standartlarında yeni anayasayı getirmek. Onun sözünü vereceğiz. Her kesimle uzlaşarak yapacağız. AKP de uzlaşma sürecine dahil olacaktır.

AB konusunda, Türkiye’nin eksen kayması yaşadığı eleştirileri var?

AB, önemli bir süreç Türkiye açısından. Bugüne kadar gelen her hükümetin kararlılıkla sürdürdüğü süreç. Ama, Türkiye’de ve dünyada dengeler değişiyor. Bir tarafta Amerika ve Avrupa var, öbür tarafta Çin, Hindistan ve Rusya gerçeği var. Bu coğrafyaya ekonomik olarak açılmanız lazım. AB ile siyasal entegrasyon var ama öbür tarafta ciddi ekonomik boş alan var.

Genel başkan olursanız, yolsuzluk dosyaları, tartışmalar sürecek mi?

Masaya Tayyip Bey’i bekleyeceğim.

İki günde hayatınızda neler değişti?

Sadece eve biraz daha geç gidiyorum. Baştan beri ailem karşı siyasete. Biraz da suratı asıldı eşimin adaylığı duyunca.

Gandi lakabından memnun musunuz?

Gandi’ye benzemek sadece ve sadece bana onur verir. Gandi önemli siyasi lider aslında, şiddete başvurmadan bir ülkenin bağımsızlığını sağlayan önemli bir hareketin lideri. Onun yaptıklarını keşke yapabilsek. Bütün sosyal demokrat liderleri örnek alacağız, dünyadaki sosyal demokrat liderleri örnek alacağız. Gandi olabileceği gibi Willy Brandt da olabilir, Olof Palme de, Bülent Ecevit, Deniz Baykal da olabilir.

Fenerbahçe-Trabzon maçını izlediniz mi?

Fenerbahçeliyim. İzledim. Trabzon kalecisine tebriklerimi yolladım. Anonsa da üzüldüm.


Tekin, başarısını ortaya koydu

Deniz beyin cumhurbaşkanı adayı olabileceği belirtiliyor?

Keşke. Keşke. Yani, Deniz Bey’in cumhurbaşkanı olması Türkiye’nin çıkarlarını çok daha net, çok daha somut, topluma ve dünyaya duyurması demektir. Deniz Bey birikimiyle ve deneyimiyle de bunu çok daha fazla hakeden bir siyaset adamıdır.

Siz aday gösterir misiniz?

Bugünden şöyle ya da böyle olacak demek çok zor. Koşullar uygun olursa, Deniz Bey de kabul ederse niçin olmasın.

Gürsel Tekin’i genel merkezde görecek miyiz?

Ben kollektif çalışmayı seven bir insanım. Uzmanlıkların yönetime yansıması lazım. Gürsel Bey halkla iletişimde çok başarılı. Halk gibi konuşan, davranan, sıcak diyalog kuran bir başkan. Başarısını da ortaya koydu. Ama şimdiden şu gelecek, bu gelecek diye yorum yapmamalıyız.


Katı devlet Türkiye’yi tıkar

Çok devletçi bir düşünce yapınız olduğu söyleniyor, ekonomiye de yansır mı bu?

Katı devlet anlayışı Türkiye’nin önünü tıkar, tam tersine üreten sanayicinin önünü açmamız lazım. Varsa engeller, bu engelleri kaldırmamız lazım ve sağlıklı hukuk yorumları oluşturarak, üreten Türkiye’yi yaratmamız lazım.

Bürokrasiye boğulan bir yönetim anlayışı sadece Türkiye’de değil dünyanın hiçbir tarafında başarılı olamaz. Türkiye’yi yeniden üreten Türkiye konumuna getirmek istiyoruz. Üreten ve ihracat yapan. Gelir dağılımını adil bölüşen, bölgeler arası dengesizliği olabildiğince gideren bir Türkiye.

Türkiye’de teslim olmaları güzel

Terör politikanız var mı?

Türkiye’nin barış ortamına ihtiyacı var. Bunun yolu barış gelsin demekle olmuyor. Önce bölgenin ekonomik olarak kalkınmasına olanak sağlamak lazım. Eğer, çalışan üreten bir Türkiye yaratıyorsak, terörü zaten marjinalleştirirsiniz. Ama, insanlar aç, işsiz ya da yoksulsa, şu ya da bu şekilde ya dağa çıkacak veya mafyanın elemanı olacak.

Demokratik açılım süreci Habur’la kesintiye uğradı, bunu nasıl değerlendirdiniz?

O yanlıştır. Tepki doğurdu. Hükümet geri adım attı. Samim söylüyorum, açılımdan hükümetin neyi kastettiğini ve neyi öngördüğünü, şu ana kadar anlamış değilim ama, terör örgütü üyelerinin gelip Türkiye’de teslim olmaları elbette güzel bir olay. Ama, o tablo, geri adıma yol açtı.


http://www.t24.com.tr/

17 Mayıs 2010

Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığa adaylığını açıkladı

Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığa adaylığını açıkladı
http://www.siyasalbirikim-ist.com/resim/k%C4%B1l%C4%B1%C3%A7taro%C4%9Flu.jpg
17.05.2010

T24- CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, 23 Mayıs’ta yapılacak Kurultay’da Genel Başkanlığa aday olacağını açıklayarak görevinden istifa etti. Kılıçdaroğlu'nun genel merkezde yaptığı basın toplantısına Ankara İl Başkanı Ali Yıldızlı ile birlikte gelmesi, Önder Sav'ın desteği olarak yorumlandı. CHP milletvekili Yaşar Ağyüz de yaklaşık 50 kadar milletvekilinin Kılıçdaroğlu'nu desteklediğini belirtti. Antalya İl Başkanı Özer Ülken ise, Kılıçdaroğlu'nun kararına saygı duyduklarını kaydederek, "Ancak Biz Deniz Baykal'ın yeniden aday olmasını istiyoruz" açıklamasını yaptı.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekilliğinden istifa ederek, 22-23 Mayıs 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek olağan genel kurultayda, CHP Genel Başkanlığına aday olacağını bildirdi.

Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, kurultay sürecinde 90 yıllık köklü bir geçmişi olan CHP'nin adaysız, eli kolu bağlı olmasının düşünülemeyeceğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''Seçmeni ve örgütüyle partimizin genel kamuoyunun gösterdiği büyük ilgi ve destekten güç alarak, 22 Mayıs 2010 tarihinde gerçekleşecek olan 33. Olağan Kurultay'da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığına aday olacağımı kamuoyuna duyurmayı önemli bir görev sayıyorum. Onurla ve gururla sürdürmekte olduğum CHP Grup Başkanvekilliği görevinden de istifa ediyorum.''

Kılıçdaroğlu yaptığı kısa açıklamada şunları söyledi.

"Deniz Baykal’ın 10 Mayıs 2010’da istifa etmesinden bu yana genel başkanlık boş. Ülke gündemi yoğun. 90 yıllık köklü bir geçmişi olan partimizin adaysız olması düşünülemez.Tüm CHP’lilerin büyük bir sorumluluk içinde davranmaları zorunluluktur. Partimize yönelik komploları yıkmalıyız. Seçmeni ve örgütüyle partimizin gösterdiği büyük destekten güç alarak 22 Mayıs’taki kurultayda CHP genel başkanlığına aday olacağımı kamuoyuna duyurmayı önemli bir görev sayıyorum. Arkadaşlarımın bu kararını parti bilinci içinde değerlendireceğini düşünüyorum. CHP Grup Başkanvekilliği görevimden de istifa ediyorum. CHP Genel Başkanlığı'na aday olduğumu açıklıyorum"

2 KEZ ADAY OLMAYACAĞINI SÖYLEMİŞTİ

CHP'nin bu hafta sonu yapılacak kurultayında Deniz Baykal'dan boşalan genel başkanlık için aday olacağı iddia edilen Kılıçdaroğlu, daha önce iki kez aday olmayacağını söylemişti.

CHP'li muhalifler Baykal'a 'geri dönme' diyecek

Aralarında Ali Topuz ve Yaşar Ağyüz’ün de bulunduğu muhaliflerin bir bildiri yayımlayarak, Deniz Baykal’a “aday olma” çağrısı yapması bekleniyor.

ADAYLIK AÇIKLAMASI SONRASI İLK TEPKİLER

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce: Gelinen noktada Kılıçdaroğlu 'Ben adayım' diyorsa burda CHP'nin tüm delegelerinin bunun arkasında durması gerekiyor. Dururlar mı onu bilemem ama ben durmalıdırlar diyorum.
Sayın Baykal şu ana kadar 'Ben adayım' demedi. Deniz Bey bunu deseydi ben yanında olacaktım. Kamuoyundan destek alan bir arkadaşımız adaylığını açıkladı. Yapmamız gereken bunun arkasında durup partimizi iktidar yapmaktır. Genel Sekreterimiz Önder Sav deneyimli bir siyasetçidir. Bunu kabul edeceğini sanıyorum.

CHP Sözcüsü Mustafa Özyürek: Kılıçdaroğlu bizimle görüşmedi ama adaylığı sürpriz de olmadı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen: Kararı kurultay verecek.

Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin: Hayırlı olsun, başarılar diliyorum

CHP Milletvekili Atilla Kart: Karar Türkiye ve CHP için çok yararlı olacak

CHP Antalya İl Başkanı Özer Ülken: Deniz Baykal'ın tekrar aday olmasını istiyoruz.

CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç: Kemal'in kararlılığını kutlamak istiyorum. Siyasetin zorla götürülmesi mümkün değil. Halktan kopuk ve halka rağmen siyaset yaparsanız sonuç alamıyorsunuz. Deniz Baykal'a her zaman ihtiyacımız var. O da bunu esirgemeyecektir. O, CHP'nin uzun yıllar mücadelesini verdi. Umarım Kemal başarılı olacaktır. Sayın Genel Başkanımız da hiçbir zaman unutulmayacaktır. Tabandan gelen ses 'değişim' diyor.

http://www.t24.com.tr/

13 Mayıs 2010

Kaset skandalında önemli gelişme


Kaset skandalında önemli gelişme
http://bostanciogludevran.files.wordpress.com/2009/10/kaset0.jpg

Baykal'ın istifasına yol açan skandal görüntüyü 'metacafe.com'a webfatihi' rumuzlu kişinin koyduğu belirlendi.

CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa eden Deniz Baykal ile Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’a ait olduğu ileri sürülen görüntüleri “metacafe” isimli internet sitesine ilk olarak “webfatihi” rumuzlu kullanıcının “Şok şok şok” başlığıyla koyduğu belirlendi.

Hürriyet Gazetesi'nden Arda Akın'ın haberine göre, Ankara Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçları Bürosu uzmanları, yaptıkları ön incelemelerde, görüntüyü Metacafe’ye 6 Mayıs tarihinde 23.13’de ilk olarak “webfatihi” rumuzlu kullanıcının eklediğini belirledi.

“webfatihi” rumuzunun da görüntülerden birkaç saat önce kullanıma açıldığı anlaşıldı. Metacafe’de görüntünün yayınlanmasından 1 saat 10 dakika sonra, Habervaktim sitesi link vererek “Deniz Baykal’ın seks kaçamağı-İZLEYİN” başlığı altında görüntüleri yayımlamaya başladı.

Görüntüler 00.23’de Habervaktim’de yayınlanmaya başlamasına rağmen, sitenin sahibi Murat Demirci gözaltına alındıktan sonra polise verdiği ifadede, “Görüntüleri 02.00’de sitemizde yayınladık daha sonra da kaldırdık” demişti.

“webfatihi” rumuzlu kullanıcının profilinde, habervaktim’s Chanel” yazması dikkat çekiyor.

Görüntülerin Habervaktim sitesi aracılığıyla Metacafe’ye yüklendikten sonra site üzerinden link verilip servis yapıldığı iddiası da araştırılıyor.

Polis, “webfatihi”nin görüntüleri birkaç saat sistemde tuttuktan sonra yayından kaldırdığını, siteye daha sonra hiç giriş yapmadığını da tespit etti. IP numarası belirlenemeyen “webfatihi” rumuzlu kullanıcının bulunması için Metacafe’den, Adalet Bakanlığı aracılığıyla yardım talebinde bulunulacak.


BAKAN: TEŞEKKÜR BEKLERDİK

Deniz Baykal'ı istifaya götüren görüntüler, yayınlandığı gece internet ortamından kaldırıldı. Peki nasıl? O gecenin ayrıntılarını, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım anlattı. Bakan Yıldırım, hükümeti suçlayan Deniz Baykal'a tepkili: "O gece sabaha kadar çalıştık, teşekkür beklerdik..."


Deniz Baykal'ı istifaya götüren görüntüler önce internette yayınlandı, ama kısa sürede de kaldırıldı.

En merak edilen konulardan biri, bu kısa zaman diliminde neler yaşandığı. O ayrıntılar da, yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

Görüntülerin yayınlandığı andan itibaren internet ortamından kaldırtmaya çalışan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Hürriyet gazetesinden Fatih Çekirge'ye konuştu ve gece boyu süren gelişmeleri anlattı:

"Görüntülerin internette yayınlandığını öğrendiğimiz an Sayın
Başbakan 'Bir şeyler yapın, derhal durdurun' dedi. Derhal Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nı aradım. Arkadaşlarımızı yataklarından kaldırtıp bakanlığa getirttik. Saat farkı olduğu için Amerika ile temasları biraz zorlanarak başlatabildik. Bu arada aramızda uluslararası anlaşmalar yani siber anlaşma olmadığı için tamamiyle ikili ilişkilerle çözebildik.

Örneğin Facebook'la, sonra Google ile. Ve en önemlisi 'metacafe' denilen o internet paylaşım sitesini güçlükle bulduk. Yetkililerine ulaştık. Tabi bunlar olurken zaman geçti. Bu arada arkadaşlarımız Türkiye girişlerini kontrol altına almaya çalıştı. Girişlerin sayısını an be an kontrol ettiler. Nihayet 'metacafe'ye de ulaşıldı."

"Teşekkür beklerdik..."

Binali Yıldırım "karartma" çalışmalarının sabaha kadar sürdüğünü anlattı:

"Arkadaşlarımız irili ufaklı bütün siteleri tarıyorlar ve buldukları an IP adreslerini tespit ediyor ve rica ederek görüntüleri kaldırtıyorlar. Bu çalışma sabaha kadar sürüyor. Doğrusu arkadaşlarımız gece yarısından sabaha kadar inanılmayacak bir özveri ile çalıştılar."

Deniz Baykal istifa konuşmasında hükümeti suçlamıştı. Bakan Binali Yıldırım, Baykal'a tepkili:

"Doğrusu çok şaşırdık. Bunu anlamak, izah etmek mümkün değil. Doğrusu bu yapılanlar için bir teşekkür beklerdik. En azından sabaha kadar çalışan arkadaşlarımız bir teşekkür beklerdi."

http://www9.gazetevatan.com/

Günay'dan şok açıklama!

Günay'dan şok açıklama!
http://www.turizmtatilseyahat.com/wp-content/uploads/2009/10/ertugrul-gunay1.jpg

Bakan Günay kaset olayıyla ilgili olarak 'Siz insanların demokratik yollarını tıkamışsanız başka yollardan sizden bunun öcünü alırlar' dedi. Günay "CHP kapatılsın, Vakıf olsun" görüşünü de yineledi.

13.05.2010 Perşembe
CİHAN


Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, kaset skandalı sonucu istifa etmek zorunda kalan Deniz Baykal'la ilgili şok açıklamalarda bulundu.

Baykal'ın istemesine rağmen CHP liderliğine "dönemeyeceğini" iddia eden Günay, kaseti parti içerisinden birilerinin sızdırdığını ima etti: "Siz insanların demokratik yollarını tıkamışsanız başka yollardan sizden bunun öcünü alırlar. Öyle kıyımlar olmuştur ki O kıyımlar da böyle saygısız ve acımasız misillemelere insanları götürmüş olabilir."

CHP'de bir dönem Genel Sekreter olarak Deniz Baykal'la yakın çalışma arkadaşlığı yapan Ertuğrul Günay, Gazeteci Ömer Şahin'in sunduğu Kanal A'da Görüş Farkı programında eski partisinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Baykal'ın sonunun bu şekilde olmasına üzüldüğünü söyleyen Günay, Baykal'ın yeniden dönüp dönmeyeceğine ilişkin soruya, "Dönmek istediğini hissediyorum ama dönemez. Baykalın siyaset anlayışından arınmış bir CHP'nin yeniden parti olma şansı vardır. Parti bunu bir miktar hissedecektir ve artık dönmesine izin vermeyecektir." cevabını verdi.

Ertuğrul Günay, Baykal'ın "komplo" iddialarına yanıt verirken olayın Hükümet'le ilgisi olmadığını, "Böyle bir şey olabilir mi? Bu işin nerelerden kaynaklandığına dair kamuoyunda herkes herşeyi konuşuyor ve biliyor. Bizimle hiç ilgisi yok, herkes Allah'tan korksun" sözleriyle açıkladı.


Kasetin CHP içerisinden sızdırıldığını iddia eden Günay şöyle devam etti: "Siz insanların demokratik yollarını tıkamışsanız başka yollardan sizden bunun öcünü alırlar. Bu hesaplaşmanın nerden kaynaklandığı nerden topluma verildiği herkes bunu biliyor yani. Bence bunu kaşıyarak başka şeyler söylemek zorunda kimseyi bırakmasınlar. Siz insanların demokratik söz söyleme hakkını insanlara kapatırsanız insanların hak-hukunu çiğner ve olmayacak birtakım mekanizmalar kurarsanız sizi de böyle acımasızca çıkar birileri böyle hesaplaşır. Öyle kıyımlar olmuştur ki, O kıyımlar da böyle saygısız ve acımasız misillemelere insanları götürmüş olabilir. Öyle insanlar çizilmiş,haksızlıklar yapılmıştır ki Size de men Dakka dukka."

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yıllar önce dile getirdiği "CHP kapatılsın, Vakıf olsun" görüşünü de yineledi. İş Bankası'ndan aldığı parayla birlikte CHP'nin Cumhuriyet tarihini araştırma merkezine dönüştürülmesinin daha saygılı bir davranış olacağını söyleyen Günay, "Çok ağır tepkiler almıştım ama doğru bir öneriymiş. CHP müze olmasın; Kültür Bakanı olduğum için bana bulaşır. Vakıf olabilir." dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İsmet İnönü'nün Atatürk'ün ölümünden bir gün sonra Cumhurbaşkanlığı'na askeri darbeyle seçildiğini öne sürdü. Günay, "11 Kasım 1938'de askeri müdahale ile İsmet Paşa işbaşına gelmiştir. Parlamentoya kalsa İsmet Paşa gelemiyordu. Atatürk'ün dışladığı bir isimdi." diye konuştu.
Başbakan Erdoğan ile Deniz Baykal arasında yaşanan İnönü-Hitler polemiğine de değinen Günay, İsmet İnönü'nün tek parti diktatörlüğüne gitmesinde dönemin şartlarının etkili olduğunun altını çizdi. Günay, tek parti dönemini övenlere hatırlatmalarda bulunan "Sol'un fetiş haline getirdiği Nazım Hikmet, İsmet İnönü'nün işbaşında olduğu dönemi hapiste geçirmiştir. Menderes'in affıyla dışarı çıkmıştır." hatırlatmasında bulundu.

http://www9.gazetevatan.com

12 Mayıs 2010

'Ne halleri varsın görsünler diyemem'


'Ne halleri varsın görsünler diyemem'


12.05.2010

T24- Deniz Baykal istifası üzerine gelen sorulara verdiği yanıtlarda CHP Genel Başkanlığı'na dönüp dönmeyeceği konusunda kamuoyunun kafasını karıştıran açıklamalar yapıyor. Baykal, partinin yeni bir başlangıç yapması ve genç bir kadronun yönetimi üstlenmesi gerektiğini belirtirken, başka bir açıklamasında CHP'ye geri dönmesini isteyen partililer için "Ne halleri varsa görsünler" diyemem sözleriyle dönüş sinyali verdi.

T24'ün yaptığı değerlemeye göre, Baykal'ın kamuoyunun kafasında soru işaretleri yaratan açıklamaları şöyle:

Can DÜNDAR- NTV

Baykal, "İstifamla partiyi bir arayışa davet ettim. Bir arkadaşımız gelsin partiyi yenilesin ben destek olmaya hazırım" ifadelerini kullandı.

"Kimseyi caydırmak istemediğini" söyleyen Baykal, "Ancak ne halleri varsa görsünler de diyemem" dedi.

Baykal, "Net olan bir şey var. Ben genel başkanlıktan istifa ettim. İstifam partiyi yeni bir arayışa davet etmektir. Ben bunun gereğinin yapılmasını, örgütün partinin harekete geçmesini bekliyorum.

Yeni bir genel başkan seçimi yapılacak. Birileri çıksın, bir arkadaşımız gelsin, partiyi yenilesin, ben destek olmaya hazırım. Bu partinin bir mensubu olarak onunla omuz omuza, el ele referandum meydanlarına, seçim meydanlarına çıkmaya hazırım" dedi.

"TABLODAN ETKİLENDİM"

İstifa sonrası gelen tepkilerin kendisini şaşırttığını belirten Baykal, bu tablodan etkilendiğini söyledi:

"Ancak şu anda, hepimizin tahminlerini, değerlendirmesini aşan bir manzara var. Şaşırtıcı bir tablo var. Duygusallıktan kaynaklanan, tahminleri aşan, hepimizi şaşırtan bir duyarlılık sergileniyor.

Ne bekliyorduk, evet üzülenler olur, ama siyasetin bir gerçeğidir diyerek kabullenirler. Yeni isimler çıkar. Ama öyle olmadı. Ve her türlü tahmini aşan, yeni bir süreç başladı. 'Geri dön' çağrıları başladı ve giderek tırmandı. Ortaya çıkan duygusal tepkiler beni şaşırttı. Elbette bu tablodan etkilendim."

"TORUNUM ÇIK DEDİ; ÇIKAMADIM"

Deniz Baykal, bu süreçte kendisini duygusal olarak en çok zorlayanın ise evinin önünde açlık grevine başlayanlar olduğunu söyledi:

"Evimin önünde bir grev çadırı var. Çok acı bir manzara, içim parçalandı. İnsanlar çadırda şekerli su içerek 'inadına Baykal, inadına sol' diye bağırıyorlar.

Bana telefon edip bunu yapacaklarını söylediler. 'Lütfen yapmayın, eyleme dökmeyin' dedim, engellemeye çalıştım. Cevap , 'Biz bu eylemi sizin için yapıyoruz ve ilk kez talimatınızı dinlemeyeceğiz' oldu. Şaşırtıcı bir meydan okuma kültürü, bir dayatma kültürü gelişti.

Sonra site korumasını aşıp her nasılsa içeri girmişler, evin önüne yerleşmişler. Gece yarısı 'inadına Baykal' diye bağırıyorlar. Torunum 'dede bir çık selam ver' dedi. Çıkmadım ama yüreğim onlarla..."

"KİMSEYİ ENGELLEMEK İSTEMİYORUM"

'Geri dön' çağrıları için 'ne halleri varsa görsünler' diyemeyeceğini söyleyen Baykal, "Ama şu anda bir adayın çıkma ihtimalini de ortadan kaldıramam" diye konuştu:

"Benim elbette partiye karşı bir sorumluluğum var. Sahipsiz kalmasını, ayrışmasını istemem. Onun için birilerinin çıkıp aday olmasını, partiyi toparlamasını bekliyorum. Bunu beklerken, buna inanırken, yeniden aday olmayı değerlendirme noktasında olamam. Partimden bir yetkilendirme bekliyor durumunda da olamam.

Partide yeni genel başkan adaylarının önünü açmışken, bunun olamayacağını varsayarak bir açıklama yapamam. Kimseyi engellemek, caydırmak istemiyorum. Yeni bir aday çıkma ihtimalini en azından şimdi ortadan kaldırmak istemiyorum. Ama ne halleri varsa görsünler de diyemem."

Fikret BİLA- Milliyet Ankara Temsilcisi

‘Yeni kadronun önünü kapamam’

Baykal: Benim için önemli olan CHP’nin bütünlüğü, çizgisi ve politikalarıdır. Bunlara sahip çıkacak yeni bir kadronun ortaya çıkmasını mutlulukla karşılarım. Baykal’a göre, bu aşamadan sonra ideal çözüm “dinamik ve genç bir kadro”nun parti yönetimini üstlenmesi ve CHP’nin temel çizgisinde yürümesi.

CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa ettikten sonra konuştuğum Deniz Baykal, Fethullah Gülen Hoca ile Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün bu işle bir ilgileri olmadığını söylemişti. Bu bilgileri dün yansıtmıştım.

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, dün telefonla aradı. Baykal’ın, “Sarıgül’ün bu işle ilgisi yok” açıklamasına memnun olduğunu ifade ettikten sonra ekledi:

“Sayın Deniz Baykal’ın bu sözlerine çok memnun oldum. Gerçek budur. Benim veya arkadaşlarımın böyle bir işle alakası olamaz. Benim ne kasetle ne de suikast ihbarıyla bir ilgim var. Böyle bir şey düşünülebilir mi? Ben Sayın Baykal’la abi-kardeş gibi çalıştım. Çok güzel günlerimiz oldu. Daha sonra ben siyasi olarak anlaşamadım. Ayrı bir hareket, ayrı bir siyaset oluşturduk. Benim mücadelem CHP ile değil iktidarladır.”

Baykal ne yapacak?

Deniz Baykal’ın bundan sonraki süreçte ne yapacağı merak konusu. 22-23 Mayıs tarihlerinde CHP’nin kurultayı var. Delegeler şimdiden Baykal’ın yeniden genel başkan olması için imza topluyorlar. Muhtemel adayların hiçbiri aday olabileceğini açıklamadı. Baykal, delegelerin ısrarıyla karşılaşırsa ne yapacak?

Baykal, istifa kararını açıkladıktan sonra süreci etkilemek istemiyor. Yaptığımız konuşmalarda bu konuda bir beyanda bulunarak, partinin yeni bir kadro oluşturması sürecini tıkamak istemiyor. Bu konudaki düşüncesini şöyle özetleyebilirim:

“Benim için önemli olan CHP’nin bütünlüğü, çizgisi ve politikalarıdır. Bunlara sahip çıkacak yeni bir kadronun ortaya çıkmasını sevinç ve mutlulukla karşılarım. Ben de partinin ve bu kadronun başarısı için elimden gelen desteği veririm.”

Genç kadro

Baykal’a göre, bu aşamadan sonra ideal çözüm “dinamik ve genç bir kadro”nun parti yönetimini üstlenmesi ve CHP’nin temel çizgisinde yürümeye devam etmesi. Baykal, “Ben bunun için kapıyı açık tutmak istiyorum” diyor.

‘İsim zikretmem’

Baykal, parti genel başkanlığı ve yeni kadro için muhtemel isimler hakkında ne düşünüyor?
Örneğin Kemal Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin’in isimleri geçiyor. Baykal, bu yöndeki sorulara da kapalı. “Benim isim zikretmem çok yanlış olur” diyor ve ekliyor:

“Benim bir isim telaffuz etmem elbette doğru olmaz. Partinin kendi süreci içerisinde oluşması gereken bir durumdur. İsim zikretmek yanlış olur.”


Ya olmazsa?

Peki, CHP böyle bir oluşuma yönelmez veya böyle bir kadro çıkaramaz ve Baykal’ın dönmesinde ısrarlı olursa ne olacak? Baykal her şeye rağmen “Dönmüyorum” mu diyecek? Deniz Bey, bu soruya yanıt vermek istemiyor. “Elbette partiye karşı bir sorumluluğum var” diyor ama, “Olmazsa, diye düşünmeyelim, bu kapıyı kapatmak olur” diye de ekliyor.
Genç ve dinamik bir kadronun ortaya çıkması ve parti yönetimini üstlenmesini samimiyetle istediğini vurgulayan Baykal’a göre, onu üzecek olan, parti içi gerginlikler yaşanması, parçalanmalar olması, partinin çizgisinin ve yapısının değişmesi...


‘Meydan meydan gezerim’

Türkiye anayasa değişikliği konusunda referanduma hazırlanırken, Baykal istifa etti. Merak edilen bir konu da referandum gerçekleşirse Baykal’ın ne yapacağı? Baykal, yeniden genel başkanlığı kabul etmezse, bu süreçte ne yapar?

Baykal, bu sorulara hiç tereddüt etmeden yanıt veriyor:

“Benim görüşlerimi topluma aktarmak için özel bir sıfat taşımama gerek yok. Görüşlerimi topluma iletme olanağım var. Bunun için genel başkan olmam gerekmiyor. Ben anayasa değişikliği sürecinde mücadele verdim. Bunu genel başkan olduğum için yapmadım. İnandığım için yaptım. Referandum olursa da yine yaparım. Meydan meydan gezerim, partimin görüşlerini aktarırım. Referandum gerçekleşirse bunu yapacağım.”


‘Dedikoduyla ilgili değilim’

Baykal, internete verilen kaydın iktidarın onayıyla, duvarlara, eşyalara yerleştirilen kameralarla elde edilmiş görüntülerden yüksek teknolojiyle üretildiğini belirtti. Ancak, içeriğiyle veya Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’la ilgili bir şey söylemediği için eleştiriliyor.

Baykal, olayın bu boyutuyla ilgilenmenin işin “dedikodu” boyutuyla ilgilenmek olduğunu düşünüyor. “Ben dedikoduyla ilgili değilim, o nedenle bir isim telaffuz etmeye de gerek görmedim” demekle yetiniyor.

Erdoğan’dan ne bekliyor?

Baykal, internete verilen görüntülerle ilgili olarak hükümeti suçlamasına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği tepkiyle de ilgili görünmüyor. Baykal’ın Başbakan Erdoğan’dan beklentisi, bu işi kimin veya kimlerin yaptığının ortaya çıkarılması. Baykal, Başbakan Erdoğan’ın tepkisini öğrendikten sonra, “Başbakan neden öbür tarafıyla ilgileniyor? Onu ilgilendiren tarafı o değil. Ben Başbakan’dan ‘bu komployu ortaya çıkarmak benim boynumun borcudur’ demesini beklerdim. Başbakan olarak bu onun görevidir, sorumluluğudur” değerlendirmesini yapıyor.

Erdoğan: Delili neymiş?

Başbakan Erdoğan’ın, Deniz Baykal’ın istifa konuşmasını televizyondan izleyemediği kaydedildi. Daha sonra kendisine sunulan haber özetlerinden bilgi sahibi olan Başbakan’ın, açıklama yapmaya karar verdiği gelen bilgiler arasında.

Erdoğan’ın, Baykal’ın hükümeti suçladığı konuşmasını kurmaylarıyla değerlendirirken de, “Neden böyle bir suçlama yaptığını anlayabilmiş değilim. Delili neymiş? Bu suçlamayı neye dayanarak yapıyor?” sorularını da gündeme getirdiği öğrenildi.

‘İsim zikretmem’

Baykal, parti genel başkanlığı ve yeni kadro için muhtemel isimler hakkında ne düşünüyor? Örneğin Kemal Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin’in isimleri geçiyor. Baykal, bu yöndeki sorulara da kapalı. “Benim isim zikretmem çok yanlış olur” diyor ve ekliyor: “Benim bir isim telaffuz etmem elbette doğru olmaz. Partinin kendi süreci içerisinde oluşması gereken bir durumdur. İsim zikretmek yanlış olur.”

Murat YETKİN- Radikal

Deniz Baykal, 10 Mayıs’ta istifa ettiği CHP’nin başına 22-23 Mayıs’taki Kurultay ile dönecek mi?
Ankara’da iki gündür siyasetle ilgilenen herkesin sorduğu soru bu.

Bazı CHP vekillerinin Kurultay’da adaylığını koyacak kişileri peşinen hain ilan ederek, örneğin Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘Aday değilim’ açıklaması yapmak zorunda bıraktığı, il başkanlarının televizyon canlı yayınlarında ‘Geri dön’ imzası toplama yarışına girdiği, Baykal’ın oturduğu Angora Evleri sitesi önünde partililerin ‘Geri dön’ çadırları kurduğu, hatta açlık grevi ilan ettiği bir ortamdan söz ediyoruz.

Baykal’ın başına gelen görüntü darbesi ve dördüncü gün gelen istifa, CHP’nin vücut kimyasını bozmuş durumda.

Cumhuriyet’i kuran kadrolar tarafından kurulmakla haklı olarak övünen, sosyal demokrat çizgide olduğunu ilan ederek Sosyalist Enternasyonal üyesi olan, ana muhalefet partisi CHP’nin Baykal’ın atması gereken onur adımını atmasını kabul edememesi travmatik bir durum.

CHP Kurultay’a, Türkiye referanduma giderken ortaya çıkan bu travma, Baykal’ın ısrarlara dayanamayarak yeniden CHP’nin başına geçmesiyle atlatılabilecek mi?

Yoksa Türkiye’yi yakından izleyen Batılı diplomatların sorduğu ‘CHP intihar eğilimine girdi’ kanısını haklı mı çıkaracak?

Baykal: Tercihim yeni isim

Yalnızca Ankara ve İstanbul’da değil, Vaşington ve Brüksel’de de merak edilen bir soru CHP’nin ve Baykal’ın geleceği.

Baykal ile dün bu konuyu telefonda görüşme imkânı buldum. Sorularıma şu yanıtları aldım:

* CHP içinde size ‘Geri dön’ kampanyaları açılıyor, sizi Kurultay’da yeniden başlarında görmek istiyorlar. Bu konuda yeni bir görüş oluşturdunuz mu?

* Bir görüş oluşturdum ve istifa ettim. 22 Mayıs’ta CHP’nin Kurultay’ında da bulunmayacağım. Bu Kurultay’da parti kendi içinde yeni bir başlangıç oluşturmalı. Ben de Anayasa süreci olsun, referandum kampanyası olsun, seçim kampanyası olsun bu yeni başlangıçta etkin olarak yer almaya, üzerime düşen ne varsa yapmaya hazırım. Etkili bir mücadele sürecinde partime her türlü desteği vermeye hazırım. Görüşüm budur.

* Sizin gıyabınızda aday gösterilip seçilmeniz mümkün. Bu durumda tutumunuz ne olacak?

* Henüz ortada bir şey yok. Bakarsınız bir başka isim üzerinde bütünleşme sağlanır. Benim tercihim, arkadaşların parti içinden yeni bir isim üzerinde mutabık kalmaları. Arkadaşların Parti içinden bir başka ismin etrafında bütünleşmelerini tercih ediyor, bunu teşvik ediyorum.

* Tercih ettiğiniz bir isim var mı?

* Ben kimsenin ismini söylemek durumunda değilim. Bunu doğru da bulmuyorum. Ancak arkadaşlarımın içlerinden bir isim etrafında bütünleşmelerini tercih ettiğimi söylüyorum.

* Peki sizi aday gösterirlerse bunu kabul edecek misiniz?

* Yeniden aday olmak gibi bir planım yok. Yeniden aday olma gibi bir talebim de yok. Ortada şu anda böyle bir durum da yok. Ben partimin yeni bir başlangıç yapmasını istiyorum. Buna şans tanımak lazım.

CHP’ye şans tanımak

Baykal, görüldüğü gibi Kurultay’da CHP’nin başına yeniden geçme ihtimalini kesin bir dille reddetmiyor. Ancak CHP’nin başına yeni bir ismin geçmesini tercih ve teşvik ettiğini ‘Yeni başlangıca şans tanımak lazım’
sözleriyle ifade ediyor.

Bunun için öngördüğü ölçüler aslında sözlerinin satır aralarında gizli.


‘Yeni başlangıç’ yapması için CHP’ye şans tanıyacak yeni isim Baykal’a göre;

1- ‘İçeriden’ yani mevcut yönetim kadroları içinden çıkmalı,
2- ‘Arkadaşların’, yani yönetim kademelerinin üzerinde anlaşmasıyla bulunmalı.
Bu ölçütlerin akla getirdiği, Baykal’ın bulunacak bu ismin aday gösterilmesiyle, tercihen tek aday ile Kurultay’da genel başkanlık seçimine gidilmesinden yana olduğu.
Ya da başka adaylar çıksa bile, kendi oluşturmuş olduğu yönetimin üzerinde mutabık kalınan adaya tam destek vermesini tercih ettiği...
Baykal ve ekibinin oluşturduğu yönetim içinde, yönetim içindeki mutabakatla ortaya çıkacak yeni CHP Genel Başkanı’nın, CHP’ye yeni bir şans tanıması mümkün mü? CHP’ye yeni bir başlangıç yaptırması mümkün mü?
Bunlar ileriki günlerde çok tartışılacak konular.
Ancak anlaşılıyor ki Baykal, başına gelenlerin ardında bir hükümet komplosu bulunduğu iddiasını Kurultay’a kadar kamuoyu gözünde kanıtlayacak bilgi ve belgeleri ortaya koysa da, koymasa da CHP’nin başına geçmenin ne kadar iyi bir fikir olduğundan emin değil.
Baykal, CHP’nin başına dönmesindense, yeni bir isimle yeni bir başlangıca şans tanımayı denemek konusunda haklı.
CHP ve CHP’nin ana muhalefet görevi üstlendiği Türk siyaseti bu travma ardından, mevcut yönetim içinden çıksa da, yeni bir isimle yeni bir başlangıcı hak ediyor.

Ali ÖZTUNÇ- Gazete Habertürk


Baykal, Habertürk’e konuştu ve CHP’deki “Geri dön” baskılarına sonuna kadar direneceğini açıkladı

‘GİZLİ BİR PROJEM YOK’

“İstifam, taze bir başlangıç şansı olmalı. Bunu parti sağlarsa ben de devrede olurum. Çıkar, gezer, dolaşırım. Emin olun, gizli projem yok. Her türlü katkıyı vermeye hazırım, kimseyle problemim yok.”

‘TEK DERDİM TÜRKİYE’

“Bu durum bana yeni görev veriyor. İstiyorum ki ben olmadan da parti yükselen konumunu sürdürsün. Tek derdim Türkiye; kişisel ve makam hırsım değil. Türkiye’yi bunlara bırakmamalıyız.”

‘YİNE GEREĞİNİ YAPARIM’

“Beni rahatsız edecek tek olay, partinin dağınıklığa girmesi. Sahipsizlik olursa, sorumluluğum devreye girer. Kimsenin gözyaşına bakmam, gereğini yaparım.”

Sahipsiz görürsem gereğini yaparım

Önceki gün genel başkanlık görevinden istifa eden Deniz Baykal, “Geri dön” baskılarına direneceğini ifade etti. HABERTÜRK’ün sorularını yanıtlayan Baykal, “Makam mevki peşinde değilim. Ben bunları aştım. Partideki yerim makamla sınırlı değil. Şu makama gelmişim, şu odada oturmuşum, imza yetkim olmuş, bunlar önemli değil. Tek derdim partinin yükselişini sürdürmesi için taze bir başlangıç yapmasıdır” dedi

CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa eden Deniz Baykal, “Geri dön” baskılarına direneceğini ifade etti. HABERTÜRK’ün sorularını yanıtlayan Baykal, “Partideki yerim makamla sınırlı değil. Şu makama gelmişim, şu odada oturmuşum, imza yetkim olmuş, bunlar önemli değil” dedi. Verdiği kararın arkasında durma niyetinde olduğunu ifade eden Baykal, “Parti bir iç gerginliğe sürüklenmemelidir. En büyük korkum bu. Ama böyle bir şey olursa benim partiye karşı sorumluluğum devreye girer ve gereğini yaparım. Kimsenin de gözünün yaşına bakmam” diye konuştu.

Deniz Baykal şu görüşleri dile getirdi:

GİZLİ BİR PROJEM YOK: Benim istifam, yeni bir taze başlangıç şansı olmalıdır. Bunu parti sağlamalıdır. Bu sağlanırsa ben de bütün gücümle devrede olurum. Çıkarım, gezerim, dolaşırım. Ben, bu kararımı sonuna kadar zorlama niyetindeyim. Emin olun gizli bir projem yok. Ne söylüyorsam o.

MAKAMLA SINIRLI DEĞİL: Partime, kişilere, örgütüme bir kırgınlığım, küskünlüğümyok. Kimse ile bir problemimyok, her türlü katkıyı vermeye hazırım. Gördümki benimpartide bir yerimvar. Partideki yerim makamla sınırlı değil. Şu makama gelmişim, şu odada oturmuşum, imza yetkimolmuş, bunlar önemli değil.

TEK DERDİM TÜRKİYE: Bu durum bana yeni görevler veriyor, biliyorum; farkındayım, gereğini yaparım. Ama istiyorum ki ben olmadan da parti, yükselen konumunu sürdürsün. Çünkü çok iyi bir noktadayız. Türkiye’yi bunlara bırakmamamız gerekiyor. Tek derdim Türkiye, kendi kişisel ve makam hırsım değil. Türkiye’yi bunlara bırakmamalıyız.

SORUN DAĞINIKLIK: Partiyi sahiplenerek daha derli toplu bir çözümü parti içinde oluşturursak iyi olur. Ben de bu konuda katkı vermeye hazırım. Bu açıdan beni ilgilendiren bir durum oluşursa kaçmam. Mevki,makam hevesinde değilim. Artık bunları geride bıraktım. Ben, güzel bir çözüm istiyorum. Yeni, taze başlangıcı yapma noktasında olmalıyız. Beni rahatsız edecek tek olay, partinin bir dağınıklık içine girmesi, iç gerginliğe sürüklenmesidir. Bir sahipsizlik olmamalıdır. Buna izin vermem. Böyle bir şey görürsem, benim partiye karşı sorumluluğum devreye girer. Kimsenin de gözünün yaşına bakmam, gereğini yaparım.


Onur KONURALP- Hürriyet

Deniz Baykal, eski CHP Genel Başkanı sıfatıyla uyandığı ilk günün sabahında “Referandum süreci başlarsa Anadolu’ya sanki ben partinin genel başkanıymışım gibi gene çıkarım. Arkadaşlarımla gezerim, dolaşırım. Ancak Kurultay’da aday değilim” açıklamasını yaptı.

Baykal’ın Hürriyet’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Partinin yeni bir başlangıca ihtiyacı var

* Geri döneceğinize yönelik iddia ve beklentiler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben bir karar aldım, bu karar doğrultusunda partinin yeni bir başlangıca ihtiyacı var. Partinin iç dinamikleriyle, süreç içinde inisiyatif alacak arkadaşlarımızın girişimleriyle, böyle bir sürecin şekillenmesini yürekten istiyor, diliyorum. Bundan büyük mutluluk duyarım.

* Partiye katkınız hangi düzeyde sürecek?

Böyle bir sürecin gelişmesinin ardından ben de elimden gelen tüm desteği, katkıyı, mücadeleyi vermeye hazırım. Tüm sürece omuz vermeye hazırım. Referandum süreci başlarsa, Anadolu’ya sanki ben partinin genel başkanıymışım gibi gene çıkarım. Arkadaşlarla gezerim dolaşırım, dört koldan gayret ederiz.

* Açıklamalarınız CHP örgütüne yönelik “Baykal’sız bir gelecek mi?” mesajı mı?

Böyle bir oluşumun ortaya çıkmasını temenni ediyorum, yardımcı olmaya da katkı vermeye de hazırım. Ancak, bu benim dışımda harekete geçecek arkadaşlarımızın kararlarıyla oluşacak bir tablodur. Örgütümüzün birkaç gündür içinde bulunduğu duygusal tabloyu aşarak, hızla böyle bir çözümü değerlendirmesini bekliyorum. Baykal’sız bir çözümü. Bundan mutluluk duyarım her türlü katkıyı da veririm.

* İlk geceniz nasıl geçti?

Gece geç vakte kadar telefonlara bakarak geçirdim. Ailemin de desteğini vurgulamam lazım. Ataçlar bizdeydi, torunlar. Aslı da geliyor, hep beraber olacağız. Yeniden toplanacağız. Sabah da yürüyüş grubu geldi, 12 kişi bizdeydi.

Rock konserlerine bile fırsatım olacak

* Bu istifa uzun süredir yapmaya vakit bulamadığınız istekleriniz gerçekleştirme fırsatı verir mi?

(Gülerek) Tabii, kitap müzayedelerine, Türkiye’nin henüz keşfetmediğimiz yörelerine, hatta rock konserlerine dostlarımızla gitme fırsatım olacak. Okumaya devam edeceğim. Ve torunlarla vakit geçirilecek.

* Belki bir dönem sizin de bulunduğunuz Columbia Üniversitesi’ne kabul edilen torununuzu ABD gezisinde yalnız bırakmazsınız, okul kaydına birlikte gidersiniz...

Torunumu Columbia’ya götürmek içimden geçiyor, tabii. Bakalım.

Köşe yazarlarından, Baykal dönsün mü dönmesin mi tartışması

Kaset skandalının ardından Deniz Baykal'ın CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa etmesi bir çok tartışmayı da beraberinde getirdi.

Günlerdir kaseti kimin ya da kimlerin dolaşıma soktuğu, neyi hedeflediği gibi bir dizi tartışma yaşandı. Baykal'ın CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa etmesinin ardından da geri dönüp dönmeyeceği, CHP'nin ve Türkiye'nin geleceği üzerine birçok senaryo ortaya atıldı. Medyada da hemen hemen tüm gazetelerde köşe yazarları bu konudaki fikirlerini okuyucularıyla paylaştı.

İşte konuya ilişkin köşe yazarlarının yazdıkları...

Kurtarıcı olamaz

Güngör Mengi / Vatan

...Yazıktır, iki haftadan çok zaman kaybedilmiştir. Hiç değilse Baykal’ın istifasının yarattığı fırsat doğru kullanılmalı ve gelecek kazanılmalıdır.

Nedeni her neyse, istifaya mecbur olmuş bir lider kurtarıcı olamaz. Halbuki Türkiye, kurtarıcı özelliklere sahip liderlere muhtaç durumdadır. Dikkat!.. Tayin yoluyla geldiği görüntüsü veren bir yeni lider öyle bir misyonu taşıyamaz. Kimin hayali ve yüreği yetiyorsa, liderliğe talip olduğunu göstermeli, almak için de cesaretle ileri atılmalıdır. Çünkü şartlar ve gelecek, CHP dünyasından cesaret ve fazilet talep ediyor.

Baykal geri dönemez

Mustafa Mutlu / Vatan

Kurgu ya da montaj; ne olursa olsun, o görüntülerdeki kişiler eğer gerçekten Deniz Baykal ve Nesrin Baytok’sa...

Yandaşları değil 800, 800 bin imza toplasa nafile... Baykal geri dönmez! Bu rezaletin aylara, yıllara yayılmasına...

Sadece kendisinin ve Nesrin Hanım’ın değil...

İki ailenin ve koskoca bir partinin bu kadar yıpratılmasına izin vermez... Bu riski asla göze almaz!


Önemli olan yenilenme olup olmayacağı

Taha Akyol / Milliyet

CHP’nin uzun vadeli geleceği açısından, Baykal’ın dönüp dönmemesinden daha önemli olan, bu partide 1970’lerdeki Ortanın Solu hareketi gibi bir açılım, bir yenilenme olup olmayacağıdır. 1970’lerde “Ortanın Solu” CHP’nin oylarını yüzde 33’ten yüzde 42’ye çıkarmış, demek ki sağdan da epey oy çekebilmişti.


Değişeme dönük alternatif çıkması uzak ihtimal

Hasan Cemal / Milliyet

CHP’nin örgütsel yapısı, yani teşkilat düzeni, Baykal tarafından yıllar içinde öylesine oluşturulmuştur ki, oradan Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu ‘değişim’e dönük bir siyasal alternatif çıkması yakın ihtimal değildir.

Türkiye’de demokrasi ve istikrar açısından büyük önem taşıyan ‘muhalefet boşluğu’ meselesi, büyük ihtimalle, 22 Mayıs’taki CHP kurultayı sonrasında da devam edecektir.

AK Parti'yi rahatlatacak

Mehmet Ali Birand / Posta

Baykal’ın sahneden ayrılışı, Ak Parti’yi rahatlatacaktır. Kim ne derse desin, Ulusalcı kesim hiç değilse, CHP’nin toparlanması ve kendine yeni ve etkili bir lider bulmasına kadar ki sürede sahipsiz kalacaktır. Baykal gibi onları savunacak bir başka lider çıkana kadar da, bir bocalama döneminden geçilecektir. Referandumu kolayca atlattığı taktirde, Ak Parti iktidarının 2011 seçimlerini dahi erkene alması ve CHP tam toparlanamadan ülkeyi sandığa götürmesi, gözardı edilemeyecek bir olasılıktır.

Silivri'ye gönderilemedi evine gönderildi

Yılmaz Özdil / Hürriyet

Mesele, Deniz Baykal’ın meselesi değildir... Silivri’ye gönderilemediği için evine gönderilen Baykal, bu “manevi suikast”la susturulursa, konuşacak kimse bulamazsınız bu memlekette.

Sol, CHP ve Baykal ile olmayacak

Hasan Bülent Kahraman / Sabah

Kabul etmek gerekir ki bugün Ergenekon sonrası dönemi yaşıyoruz. Derin yapı bir ölçüde çözülmüştür. Mantık dışı bir ulusalcılık-Kemalizm odağında kutuplaştırılan Türkiye'nin üstündeki kapak atmıştır ve toplum şimdi yeni bir dünyaya gözünü açmaktadır. Bu, reel siyasetin dünyasıdır. Oysa 2002 sonrasında Soğuk Savaş döneminin 1970 modeli siyasetiyle devam ediliyordu. Yeni kavramların, ihtiyaçların biçimlendireceği yeni bir siyasal yapıya da söyleme de ertelenemez bir ihtiyacın duyulduğu şu dönemde bu işin CHP ve Baykal ile olmayacağı muhakkaktır dendi.

Yani post-Ergenekon döneminin getirdiği siyasal dönüşümün ilk sinyalidir Baykal'ın gidişi.


CHP, Kemalist bir parti mi olacak

Mehmet Altan / Star

Madem Baykal ve CHP konuşuyoruz, o zaman temel ve ciddi soruya dönelim. Gerçekten de temel soru, CHP “Kemalist bir parti mi olacak, yoksa sosyal demokrasiye doğru kanatlanmaya mı çalışacak?” Soru daha genişletilerek şöyle de formüle edilebilir: CHP Birinci Cumhuriyetçi olarak dünde mi kalacak, yoksa 2. Cumhuriyetçi bir anlayışla bugüne doğru mu kımıldayacak?


Yeni Türkiye'nin, 'Erdoğan' ve 'Baykal'sız kurulma arzusu

Şamil Tayyar / Star

Kabul etmek gerekir, video operasyonu, sadece CHP’de lider değişikliğiyle muhalefeti yeniden dizayn etmeye yönelik sıradan bir girişim değildir. Operasyondaki nihai hedefin, daha büyük ölçekli kurgulandığı iddiası giderek ağırlık kazanıyor. Başka bir ifadeyle, yeni Türkiye’nin “Erdoğan” ve “Baykalsız” kurulması arzusu, güçlü bir şekilde hissediliyor. Dolayısıyla, operasyonun yatırım alanı, önümüzde genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimidir. Referandum sadece bir araçtır. Kuşkusuz, böyle bir projeyi sadece iç dinamiklerle izah etmeye çalışmak sağlıklı sonuç doğurmaz. Yerel ittifakın uluslararası koordinatları çok önemlidir.


Baykal 'ağabey' konumunda kalmalı

Oray Eğin / Akşam

Samimi düşüncem, Baykal'ın bu kaset olayının iç yüzü ortaya çıkana kadar liderliği düşünmemesi, CHP'de sadece bir 'ağabey' konumunda kalması yönünde... Seçmenin de gönlünden geçen bu aşamada bu. Bununla beraber her fırsatta kaset komplosunun bir hükümet sorunu olduğunu tekrarlayıp her yerde hesabını sorması, bu komplonun çözülmesi için baskı yapması gerektiğine de inanıyorum. Asla peşini bırakmamalı, sesinin çıkabildiği en yüksek şekilde durmaksızın bu konuyu canlı tutmalı. Bu mücadelenin sonunda Baykal, birikimi ve desteğiyle Kılıçdaroğlu'nun CHP'sini iktidara taşıyacak en kuvvetli temel taşlarından da biri olacaktır kuşkusuz. Kuvvetli bir CHP hükümetinde Deniz Baykal'a düşecek görev de şimdiden bellidir: Türkiye'nin halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı olmalıdır...


http://www.t24.com.t

10 Mayıs 2010

Baykal istifa etti!

Baykal
istifa
etti!
http://www.meclishaber.gov.tr/develop/owa/dokumanlar/F83789948_deniz_baykal1.jpg

10.05.2010-Pazartesi
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal gözyaşları içinde istifa etti.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Bu bir kaset olayı değildir, komplodur" dedi.

Baykal, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, "günlerdir beklenen değerlendirmesini ve kararını açıklayacağını" belirtti.

Baykal, şunları söyledi:
"Bu bir kaset olayı değildir, bir komplodur. Komplo, hukuk dışı, ahlak dışı bir tertip demektir. Bir komplo yaparken bazen haneye tecavüz edersiniz.

Duvarlara, eşyalara gizli kameralar yerleştirirsiniz. Gizli çekimlerle insanların en korunaksız görüntülerini alırsınız, kesersiniz, biçersiniz, aktarırsınız, montaj yaparsınız çarpıtırsınız. Böyle yaparken de dünyanın her yerinde bütün dinlerin, bütün rejimlerin, bütün ahlak anlayışlarının güvencesi altında olan insanoğlunun mahremiyetine tecavüz edersiniz. Ağır haya ve utanç bunu yapanlar için anlamını kaybeder. İnsanların şerefleri onların umurlarında değildir.

Önümüzdeki komployu gerçekleştirenler, bunu sapık oldukları için ya da ticari kazanç sağlamak için veya şantaj yapmak için düzenlememişler, siyaset yapmak için düzenlemişlerdir. Ahlaklarına, vicdanlarına uygun bir siyaset."

'İKTİDARIN ONAYI OLMADAN BU KOMPLO GERÇEKLEŞEMEZ'

Baykal şunları kaydetti;

İktidar zirvesinin onayı olmadan bu komplonun gerçekleşmesi söz konusu olamaz. Yapay açıklamalar üzüntü beyanları suçu örtbas edemez. Ahlaksız ve hukuksuz komplolara itibar ederek ahlakı, hukuku ve siyaseti savunamazsınız. Komloculuğa kapı açanlar 'Çok ayıp ama...' diyenlerdir... Bu kara kampanyaya alet olmayacağım. Eğer bir bedel varsa ve bu bedel Genel Başkanlıktan ayrılmamsa, bu bedeli ödeyeceğim. İstifa ediyorum.

http://www9.gazetevatan.com/





8 Mayıs 2010

`Baykal`ın kasedi` iddiasına soruşturma


`Baykal`ın kasedi` iddiasına soruşturma
07.05.2010

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP lideri Deniz Baykal`a ait olduğu iddia edilen görüntülerle ilgili olarak soruşturma başlattı. Savcılık, bazı internet sitelerinde yayımlanan görüntülere erişimin engellenmesine karar verdi.

Bir internet sitesinde, CHP Lideri Deniz Baykal`la bir CHP kadın milletvekiline ait olduğu öne sürülen görüntüler yayınlandı.

Otel odası mı, yoksa bir ev mi olduğu anlaşılamayan bu görüntülere dayanarak Baykal ve CHP`li kadın milletvekili arasında ilişki olduğu söylendi.

Site, kısa bir süre sonra gizli kamerayla çekilen buluşma görüntülerini yayından çekti.

Kasetin gerçek mi yoksa montaj mı olduğu henüz bilinmiyor.

CHP liderinin konuyla ilgili bir açıklama yapması bekleniyor.

Bu arada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, suç duyurusu üzerine soruşturma başlattı.

Cumhuriyet Savcısı Bülent Yücetürk tarafından yürütülecek soruşturma, TCK`nın 134. maddesinde düzenlenen ``özel hayatın gizliliğini ihlal``, TCK`nın 135. maddesinde yer verilen ``kişisel verilerin kaydedilmesi`` ve TCK`nın 125/1. ve 2. maddelerinde düzenlenen ``hakaret`` suçları kapsamında gerçekleştirilecek.

GÖRÜNTÜLERE YASAK

Savcı Yücetürk, soruşturma çerçevesinde ilk olarak CHP Genel Başkanı Baykal`a ait olduğu iddia edilen görüntülere erişimin engellenmesine karar vererek, bunun uygulanması için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına(TİB) talimat verdi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal`a olduğu iddia edilen kaset görüntüleri partide şok etkisi yarattı. İddia edilen kasetin internet sitelerine düşmesinin ardından parti kurmayları acil bir toplantı gerçekleştirerek durum değerlendirmesi yaptı.

CHP Genel Saymanı ve Parti Sözcüsü Mustafa Özyürek, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal`ın olduğu iddia edilen kasetin görüntüleri hakkında ANKA`ya konuştu. Bir değerlendirme yaptıklarını belirten Özyürek, bugün bir açıklama yapabileceklerine işaret etti. Mustafa Özyürek, `Bakıyoruz, bakacağız. ŞuAkşam saatlerinde bir açıklama yapacağız` diye konuştu. aşamada bir şey söyleyemem.

-`BELDEN AŞAĞIYA SİYASET`-

CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal da, `Yorum yapmak istemiyorum. Belden aşağıya çirkin siyaset anlayışı kabul edilemez` dedi.

-`ADİ BİR KOMPLO, HESABINI SORACAĞIZ`-

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen de, `Adi bir komplo. En adi bir komplo. Böyle ahlaksızlık, şerefsizlik olur mu? Başbakan için de neler söylüyorlar` diyerek tepkisini dile getirdi. ReferandumAyak oyunu oynuyorlar. Adi ve ahlaksızca bir komplo bu` ifadesini kullandı. CHP`li Sevigen, bunu yapanlardan hesap soracaklarını belirterek, `Ortaya çıkaracağız, hesabını soracağız` dedi. ve kurultay öncesi böyle bir olayın gündeme getirildiğine işaret eden Sevigen, `

-KAŞIMAYA GEREK YOK-

CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü ise, `Bu ahlaksız dediğimiz grubun oyununa hep beraber gelmeyelim. Hukuki dava açıldı. Gerekli yasal işlemler yapıldı. Kaşımaya gerek yok` diye konuştu.

-BAYKAL`IN DİKKAT ÇEKEN SÖZLERİ-

Bu arada Deniz Baykal`ın dünkü CHP Parti Meclisi(PM) toplantısı öncesinde düzenlediği basın toplantısında, `Herkesin sabah kalktığında gözaltına alınabileceği, herkesin özel konuşmalarının da kayıt altına alınıp yayımlanabileceği Türkiye`deki düzen, insan haklarının, demokrasinin, hukukun çok büyük ölçüde zaafa uğratıldığı bir düzendir. Bu sürece de bir sivil darbe süreci adının verilmesi hiç de yanlış değildir` şeklindeki sözleri dikkat çekmişti.

AA-ANKA

http://www.tumgazeteler.com/?a=6117686

5 Mayıs 2010

'Askere sivil yargı yolunun açılması'na 336 evet oyu..

'Askere sivil yargı yolunun açılması'na 336
evet oyu..


04.05.2010

http://www.drtus.com/yeni/modules/News/images/haberler/43811tbmm1.jpg

T24 - TBMM Genel Kurulu'nda süren Anayasa değişikliği teklifi 2. tur görüşmelerinde, teklifin 16. maddesi 72 ret oyuna karşı 336 oyla kabul edildi. Görüşmelere kısa bir ara verilirken aranın ardından "Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkileri"yle ilgili değişiklik öngören 17. madde görüşülüp oylanacak. CHP lideri Deniz Baykal Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın görev ve yetkileriyle ilgili maddenin paketten düşmesi halinde kalan maddelerle ilgili oylama katılıp, ellerinden geleni yapcaklarını söylemişti. Bu arda ilk turda 331 kabul oyu alan 17. madde, ilk tur oylamasında en az kabul oyu alan maddeydi.

Baykal: 2 madde de düşerse 'evet' diyeceğiz

Genel Kurulda gizli oylamaya 410 milletvekili katıldı. Oylamada 336 kabul, 72 ret oyu kullanıldı. Oylamada, 1 çekimser ve 1 de boş oy çıktı.

Teklifin 16. maddesiyle Anayasa'nın ''Askeri Yargı'' başlıklı 145. maddesinde değişiklik yapılıyor. Yeni düzenlemeyle askeri kişilere sivil yargı yolu açılıyor, sivillerin savaş hali dışında askeri mahkemelerde yargılanamayacağı hükmü getiriliyor.

Birinci turda, teklifin 16. maddesine ilişkin gizli oylamaya 407 milletvekili katılmış; oylamada 337 kabul, 70 ret oyu kullanılmıştı.

'Türkiye, Filistin değil'

Madde üzerinde verilen önerge nedeniyle söz alan BDP Van Milletvekili Fatma Kurtulan, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in partili milletvekili arkadaşlarına karşı ''ayrımcı'' tutum izlendiğini öne sürdü.

''Savaş var bu ülkede dediği için bir arkadaşının susturulmak istendiği'' görüşünü savunan Kurtulan, ''Toplumca kabul edilen bir gerçeğin üstünü örtmenin gereği yok. Hala ülkemizin dört bir yanına cenazeler gidiyorsa, 50 bin insanımızın ölümünden söz ediliyorsa bunun adı savaş değil de nedir, sormak isterim'' diye konuştu.

Kurtulan, dün akşam (3 Mayısı 2010) da bir arkadaşının ''çocukların neden taş attığının gerekçelerini anlatmaya çalıştığını, bu arkadaşının susturulmak istendiğini'' savunan Kurtulan, ''Savaş içinde doğan, büyüyen çocuklar ne yapar diye sormak isterim. Filistin'de çocuklar ne yapıyorsa, Kürt çocukları da onu yapıyor. Tasvip etmesek de maalesef böyle bir gerçekle karşı karşıyayız'' diye konuştu.

TBMM Başkanı Şahin, Kurtalan konuşmasını tamamladıktan sonra,
''Türkiye, Filistin değildir, Orta Doğu değildir. Türkiye vatanı ve milletiyle bölünmez bir bütün, bağımsız bir ülkedir. Türkiye'yi nasıl Filistin'e, Orta Doğu'ya benzetirsiniz. Ne alakası var? Talihsiz bir benzetmedir'' dedi.

Ufuk Uras oy kullandı

BDP İstanbul milletvekili Ufuk Uras, 2. turda diğer maddelerin aksine Genel Kurul'a girerek, 16. madde için oy kullandı.

Bu arada, Genel Kurul Salonu'nda tansiyon sorunu nedeniyle rahatsızlanan AKP Ağrı milletvekili Fatma Salman Kotan, milletvekilleri tarafından dışarı çıkarılırken daha sonra oy kullandı.

Oylama ardından Genel Kurul'da Anayasa değişikliği teklifi görüşmelerine ara verildi.

Aranın ardından kritik, Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkileriyle ilgili 17. madde görüşülmeye başlanırken, 17. madde Anayasa değişikliği ilk tur görüşmelerinde ilk turda 331 kabul oyuyla en az oyu almıştı.

Anayasa değişikliği teklifi 17. maddesi nedir?

Madde (17): Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinde değişiklik yapılarak, kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Buna göre, kişiler, ''Anayasa şikâyeti'' başvurusunda bulunabilecek. Herkes, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki anayasal hak ve özgürlüklerden birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla ve kanun yollarının tüketilmiş olması şartıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilecek. Anayasa şikayetinde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacak.

Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. Genel kurulun yeniden inceleme sonucu verdiği kararlar kesin olacak.

Anayasa Mahkemesi'nin yapısıyla ilgili Anayasa'daki madde nedir?

Madde 148:
Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.

Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def’i yoluyla da ileri sürülemez.

Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.

Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.

Yüce Divan kararları kesindir.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.

http://www.t24.com.tr/