Wikileaks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wikileaks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2010

Assange'ın tutukluluğu bitti

Assange'ın tutukluluğu bitti

9 gündür cezaevinde bulunan WikiLekas'in kurucusu Julian Assange, kefaletinin ödenmesiyle akşam saatlerinde serbest bırakıldı.

EvcioğluHaber- ntvmsnbc'nin haberine göre; LONDRA - İngiltere'de Yüksek Mahkeme'nin kefaletle serbest bırakılmasına karar verdiği Wikileaks'in kurucusu Julian Assange'ın özgürlüğüne kavuştu.

İngiliz Yüksek Mahkemesi'nin önünde basın ordusu tarafından karşılanan Assange'ın ilk sözleri, "Taze Londra havasını tekrar soluyabilmek harika" oldu.

Kendisine destek verenlere, kefil olanlara, avukatlarına, basın mensuplarına ve İngiliz hukuk sistemine teşekkür eden Assange, Wandsworth cezaevinde geçirdiği zamanı, "Viktorya dönemine ait hapishanede geçirdiğim zaman" olarak tanımladı.


Wikileaks'in kurucusu Julian Assange, kefaletle serbest bırakıldı.

İngiliz Yüksek Mahkemesi'nin önünde medya ordusu ve destekçileri tarafından karşılanan Assange, hapishanede kötü koşullarda bulunan insanların da desteğe ihtiyacı olduğunu belirtti.

"İşime devam etmeyi umuyorum ve bu konudaki masumiyetimi ispat etmeye, çalışmaya devam edeceğim" diyen Assange, kendisine yöneltilen suçlamaların kanıtlarının ortaya konulamadığını belirtti.

ntvmsnbc

EvcioğluHaber-16.12.2010

12 Aralık 2010

Nafile WikiLeaks!..

Nafile WikiLeaks!...... .

- Ömer ŞAN on Aralık 08,2010

EvcioğluHaber- Gazetevice'nin Ömer ŞAN'ı "Suyuna, toprağına, yaşam alanlarına, tarihine, kültürüne, sosyal değerlerine sahip çıkan bu insanlar ne kadar ‘vatan sevmez’di ki? Kazım Amca’nın, Seniye Teyzenin, Seher Hala’nın, Vatandaş Mustafa’nın derdi tasası neydi? Neydi bizim bu yüreğimizin sancısı? Köylerimizde, evlerimizde, bahçelerimizde, yaylalarımızda…" diyor köşesinde.


Bu doğa aşığı insan bakın ne demiş gazetedeki köşesinde,
Nafile WikiLeaks!..başlıklı yazısında;

Bir WikiLeaks’dır tutturmuş gidiyoruz. Sanki yeniden keşifler yapıyor, sayfalarca döşemeler, iddialar, gerçeklik tartışmaları, ‘kahpelik’ söylemleri, restleşmeler ucubenden almış gidiyor kamuoyumuzu. Birileri cakasını satıyor, belgelerde adı geçiyor diye, birileri çıkıp özür diliyor, asıl sorumlular ise ahkâm-ı efkâr kesiyor…

Bizler, Anadolu insanları, toprağımıza ‘Ana’ deriz! Ana’yı da kutsal bir mabet gibi başucumuza, yüreğimize koyarız. Onurudur insanımızın toprak gibi, su gibi… Ne kelle hesabı yapar, ne de yan gelip yatar!

BOP’una, topuna AT’ına AB’sine, yatına katına, emperyalist hesaplarına, kılına goncasına dokunduruverir; medeniyetler arasına diyalog eker, tarlasında ekin biçer, çay, fındık toplar, gecesini gündüzüne harmanlar Anadolu insanı!

Fazla söze hacet yok! Zaten şimdilerde ileriye giden demokrasimiz, inceden işliyor! Öyle ki neredeyse 30 yıl öncesinin 12 Eylül’ünü aratmıyor ilerledikçe…

Hele ki şu ‘8 hesap’ iddialarından sonra ‘Silivri tehdidi’ boy pos ölçüsü verecek cinstendi! Ama asıl bizim anlamadığımız, bu belgeleri sızdırıp yayanlar değil de, bunlara dikkat çekip açıklama bekleyenlere yüklenilmesi idi. Biz gene de anlayamadıklarımızla kalalım bari.

Yani bir şeyleri anlamak için ille de bu WikiLeaks mı lazımdı! Yıllardır yazıp, çizip, konuşup duruyor eli kalem tutanlar, dili dönenler… Ne oldu? Aman gemicikmiş! Yok, Aliymiş Diboymuş, Dişliymiş, Çarkmış, Çalıkmış, Fenermiş, Denizmiş!.. Yemişler… İçmişler… Külliyen Yalan!.. Nafile…

Hani eskilerimizin eskilerden kalan bir sözü var ya… Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!..

Bakın mesela, hafta sonu Rize’de bir toplantı vardı! Kimseye davetiye gönderilmedi, kimse özel veya şahsi olarak çağrılmadı. Derelerin Kardeşliği Platformu’nun çağrısı ile bölgemizdeki Kardeş Dereler Buluştu! Amasya, Tokat, Sinop, Samsun’dan kalkıp geldiler. Giresun, Ordu, Gümüşhane, Trabzon, Erzurum ve Artvin’den… Doğu Karadeniz’in vadilerinde, köylerinde, derelerinde yaşam mücadelesi verenler, yaşamı savunanlar HES’lere karşı çıkanlar Rize’de buluştu! Neydi o yüzlerce insanı Rize’ye akıtan? Dertleri neydi? Nerden nemalanmak, hangi lobilerle, rant paylaşım hesaplarıyla, hangi dış mihrakların baskısıyla geldiler? Çıkıp feryatlarını dillendirdiler?

Suyuna, toprağına, yaşam alanlarına, tarihine, kültürüne, sosyal değerlerine sahip çıkan bu insanlar ne kadar ‘vatan sevmez’di ki?

Kazım Amca’nın, Seniye Teyzenin, Seher Hala’nın, Vatandaş Mustafa’nın derdi tasası neydi? Neydi bizim bu yüreğimizin sancısı? Köylerimizde, evlerimizde, bahçelerimizde, yaylalarımızda… Biz miydik o bizi suçladıkları nitelemeler, onlar mıydı? Kem söz sahibinin miydi? Laf üstüne laf konursa ne kadar konabilir?

Ne kadar WikiLeaks belgesi gerekir?

Hele Ankara’daki gelişmelerden haberiniz olsa.

TBMM’de CHP’nin araştırma önergesi görüşüldü geçen hafta sonu. Tartışmalar diz boyu, ilgili ilgisiz, bilgili bilgisiz… Hele yalanlar, yalancılıklar havalarda uçuştu.

Önerge reddedildi, reddedilmesine de! Asıl mesele konuşulanlardaydı. Detaya girmeye gerek yok! Aradan bir hafta geçti, ne ses çıktı ne seda!

Rize’nin o her şeyi çok bilen, hemen her taşın altından, özellikle de granit taşlarının, maden ocaklarının, çayın her devresinden çıkan milletvekili var ya! Bilirsiniz hünerlerini. Çevrecilerin atık çöpleriyle, lağım sularıyla vesaireleriyle uğraşır, laf yada argo deyimle lok(!) atar…

Bu kez de Rizeli gazetecileri ‘yalancı’ çıkarmış! HES’lere karşı çıkanları eleştirmek için Rizeli gazetecileri dolamış diline! Derelerin suyu kurudu diyen gazetecilerle kafasına göre kafa bulmuş! Kazınmış ya!

Hani kendi anlattıklarını yazıp, gazetelerine, sayfalarına, sitelerine taşıyan gazeteciler, beyanat, röportaj verdiği, basın açıklaması yaptığı Rizeli gazetecileri TBMM kürsüsünden ‘yalancılıkla’ itham etmiş! Direk dememişse de, pişkinlikle demiş! Kendilerininkini saymadan… Ama bizim sevgili dostlarımızdan, meslektaşlarımızdan ses yok! İsteyen dostlara verebiliriz görüntülerini, elimizde!

Şimdi ne dersiniz? SİT’imizin WikiLeaksları… Acaba ne zaman çıkar ortaya!

Merak mı edelim…

Görmek, duymak, yaşamak yeter mi? Anlamadan hele ki!

Tabiatı bozuk, ‘Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı’na karşı bir mücadele oluşmaya başladı. Bu yasa tasarısı acaba SİT’lerimizi kaldırmayı planlarken; asıl hedef HES’ler mi yoksa başı kellerin de madendi, taşocağıydı, falandı filandı işleriyle de bir bağlantısı var mı? Yer mi Ali Dayı…

Nafile WikiLeaks… HES’tir, mestir ama asıl mesele SİT’tir…

Yüreğiniz sevgiyle kalsın…



EvcioğluHaber-12.12.2010

7 Aralık 2010

Assange tutuklandı!

Assange tutuklandı!

Assange tutuklandı!WikiLeaks'ın sahibi Julian Assange İngiltere'de tutuklandı... Tutuklamanın ardından dünyayı Wikileaks'in daha önce ''sigorta'' olarak internete yüklediği dosyanın şifresini açıklayacağı tehdidini yerine getirip getirmeyeceği heyecanı sardı.

VATAN DIŞ HABERLER


ABD’nin 250 binden fazla gizli yazışmasını internette yayınlayarak olay yaratan Julian Assange, CIA komplosu olarak nitelendirilen, “taciz” suçlaması nedeniyle İsveç’in çıkardığı Kırmızı Bülten sonucu İngiltere’de tutuklandı. Assange, “Beni İsveç‘e verirseniz onlar da ABD’ye yollayacak” diyor

Önce Irak’ta aralarında bir Reuters kameramanın da bulunduğu sivillerin bir Amerikan helikopteri tarafından nasıl tarandığını gösteren videoyu yayınladı, ardından ekonomisi çöken İzlanda’da bir banka ile ilgili skandal bir belgeyi dünyaya duyurdu.

Bunlar tüm dünyanın dikkatini çekmek için yeterli olduysa da o önce Irak sonra da Afganistan savaşlarına ait çok kritik belgeleri de kendi kurduğu WikiLeaks sitesinde yayınlayarak adını bir kez daha duyurdu. Son bombası ise Kasım sonunda yayınlamaya başladığı “ABD’nin gizli diplomatik yazışmaları” dosyası oldu. 251 binden fazla belgeyi dünyanın önde gelen 5 büyük gazetesine haftalar öncesinden verdi. Ve belgeler yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladıkça Amerikan dış politikasının perde arkasındaki yüzü de aydınlanmaya başladı.

Mücadele edeceğim

Ancak, darbe beklemediği yerden, WikiLeaks’e ve kendisine ev sahipliği yapan İsveç’ten geldi. Bir CIA-Pentagon ortak projesi olduğu iddia edilen “taciz” suçlamasıyla hakkında dava açıldı, ardından Kırmızı Bülten çıkarıldı ve INTERPOL tarafından aranmaya başladı. O günden bu yana İngiltere’de saklanan Julian Assange (39) dün kendi isteğiyle sabah saatlerinde Londra’daki bir polis merkezine giderek teslim oldu. Hemen ardından çıkarıldığı mahkemede “İsveç’e iadesini engellemek için mücadele edeceğini” söyledi.

Önce İsveç sonra ABD

Yaklaşık 1 saat süren davada Assange’ın avukatları müvekkillerinin tanınmış bir kişi olduğunu ve kaçma riskinin bulunmadığını belirterek 160 bin dolar kefalet karşılığında tutuksuz yargılanmasını talep etti. Bu talebe 5 kişi de kefil olarak gösterildi.
İngiliz yayın kuruluşu BBC, aralarında gazeteci John Pilger ve İngiliz sosyetesinin önde gelenlerinden Jemima Khan’ın da bulunduğu toplam 5 kişinin, Assange’ın serbest bırakılması için kefil olduğunu duyurdu. Ancak İngiliz Westminster Asliye Hukuk Mahkemesi, Assange’in 14 Aralık’taki ana mahkeme öncesinde tutukluluk halinin devamına hükmetti. Gelecek haftaki duruşmada, Assange’ın İsveç’e iadesi konusunun görü∫ülmesi bekleniyor. Assange, kendisinin İsveç’e iade edilmesi durumunda burada taciz davasında yargılanmasının ardından Washington’un hakkında açtığı soruşturmayı gerekçe göstererek kendisini İsveç’ten isteyeceğini, İsveç’in de bu talebe olumlu yanıt vermesi durumunda Amerika’da gizli belgeleri yayınlamaktan ömür boyu hapis cezası ile karşı karşıya kalabileceğini ileri sürüyor.


İşte o kadınlar

Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’in tecavüz suçlamasıyla İsviçre’de yargılanmasına ve hakkında çıkarılan Kırmızı Bülten nedeniyle İngiltere’de tutuklanmasına sebep olan kadınların suçlamalarının temelini, “korunmasız cinsel ilişki” oluşturuyor.
Pentagon tarafından yönlendirildiği iddia edilen kadınlardan İsveçli Anna Ardin (31) Assange’ın bilinçli olarak yırtık prezervatif kullanarak, Sofia Wilen ise ısrar etmesine rağmen Assange’ın kendisiyle korunmasız ilişkiye girerek “hayatlarını riske attığı iddiasıyla” davacı oldu.

Sigortayı henüz kullanmayacağız

WikiLeaks adına konuşan Kristinn Hrafnsson yüzbinlerce bilgisayarda kayıtlı olan ve tek bir şifreyle açıklanacak belgelerin ‘sigortası’nı henüz kullanılmayacağını açıkladı. Hrafnsson “Assange’ın tutuklanması planımızı değiştirmeyecek. Henüz sigortaşifresini açıklamayacağız” dedi.

Kartlar da vazgeçti

WikiLeaks’e yapılan bağışların aktarıldığı en önemli kaynak PayPal’in ardından Mastercard ve Visa kart da siteyle çalışmayı sona erdirdi. Mastercard yetkilileri “Yasadışı eylemlerde doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantısı olan kişilerle çalışmama kuralı doğrultusunda hizmetimizi bitirdik” dedi. Visa Europe tarafından yapılan açıklamada ise “Hiçbir hükümet baskısında olmadan karar alındı” denildi.

Vatan

EvcioğluHaber-07.12.2010

5 Aralık 2010

WİKİLEAKS: TÜRKİYEDE YEREL TOHUMLARIN SATIŞI YASAKLANSIN

WİKİLEAKS: TÜRKİYEDE YEREL TOHUMLARIN SATIŞI YASAKLANSIN

05.12.2010 - cumartesi

EvcioğluHaber- Yeni açıklanan bir wikileaks belgesinde yer alan ve ABD Ankara Büyükelçiliği
'ince 12 Aralık 2005 tarihli gizli ibareli yazıda, "TBMM’de hazırlanan tohumculuk yasasında yerel tohumların satışının yasaklanması konusunda madde yer alabilecek.. çok uluslu tohum şirketlerinin çıkarı için Türkiye’nin tohumculuk yasasında yerel tohumların satışının yasaklanmasının yer almasını istedi." diyor

Prof. Dr. Tayfun Özkaya
Ege Üniversitesi


Metnin özetinin çevirisi şöyle:



Tarih: 12 Aralık 2005
Belge No: 05ANKARA7899
Gönderen Makam: ABD Ankara Büyükelçiliği
Sınıflandırma: Secret (gizli)

Konu: TBMM’de hazırlanan tohumculuk yasasında yerel tohumların satışının yasaklanması konusunda madde yer alabilecek

Özet: Başta Amerikan şirketleri olmak üzere uluslar arası tohum şirketlerinin temsilcileri Türkiye’de yeni çıkacak olan tohumculuk yasasında yerel tohumların satışının yasaklanmasının yer alması konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığında lobi çalışmaları yapıyorlar. Bu konuda Elçiliğimiz uzmanları da gerekli desteği sağladılar. Kanunun bir yıl içinde çıkması bekleniyor. Köylülerin tohumlarını satamayacak olmaları tohum şirketlerimizin bir yıl içinde bir milyar dolar düzeyinde satış hacmine ulaşabilmelerini sağlayacak.

Bu satıra kadar okudunuz ve yazıyı elinizden atıp telefona sarılamadınızsa lütfen devam edin. Yukarıda yazdıklarım tamamen benim uydurmamdı. Wikileaks’da böyle bir doküman bulmuş değilim. ABD Büyükelçiliği kusuruma bakmasın. Bazı şeyleri başka türlü anlatamıyoruz. Ancak itiraf ediniz ki çoğunuz çok inandınız değil mi? Buna rağmen yukarıdaki metinde doğru olan bir nokta var. Yerel tohumların satışına tohumculuk yasası ile yasak getirildiği doğrudur. Köylülerin bu hakkı elinden alınmıştır. Ancak çoğumuzun bundan haberi yok. Wikileaks olayı ile bu konuya dikkatinizi çekmek istedim. Eminim bazılarınız bu satıra kadar okumadan yazıyı hemen internet yoluyla başkalarına gönderdiler veya etrafa telefon ettiler. Çağımızda nedense herkes gizli bir şeyler arıyor, ancak hepimizin gözü önünde olan şeyler görülemiyor.

Tohumculuk kanununda köylünün yerel tohumları satması yasaklanmıştır. Ancak köylülerimizin ve halkımızın ezici çoğunluğu bundan habersizdir.
İşin garibi Tarım Bakanlığımızın bazı uzmanları bile bu yasaklamanın olmadığını ileri sürebilmektedir. Yetkililere çağrı yapalım. Biz yanılıyorsak bundan mutluluk duyarız. Açıklama yapsınlar. Yerel tohumların satışının yasaklanması bazılarınca tohumculuğa kalite getirmek için yapılmıştır. Kaliteli tohuma kim karşı çıkabilir? Gerekli önlemler alınsın. Ancak bildiğimiz bir gerçek var. İthal edilen şirket tohumları ile ülkeye birçok hastalık taşınmıştır.

Türkiye’de 31.10.2006’da TBMM’den geçerek kanunlaşan 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu yerel çeşitler veya köy popülasyonları şeklinde tanımlanan genetik materyalin ticaretini yasaklamaktadır.
Kanunun 5. Maddesi “Bakanlık tarafından, bitkisel ve tarımsal özellikleri belirlenerek sadece kayıt altına alınan çeşitlere ait tohumlukların üretimine izin verilir.” 7. Maddesi ise “yurt içinde sadece kayıt altına alınmış çeşitlere ait tohumlukların ticaretine izin verilir” demektedir. Kanunda “tescil” şöyle tanımlanmaktadır: “Tescil: Yurt içinde veya yurt dışında ıslah edilen veya bulunan ve geliştirilen bitki çeşitlerinin farklı, yeknesak ve durulmuş olduğunun ve/veya biyolojik ve teknolojik özellikleri ile hastalık ve zararlılara dayanıklılığının ve tarımsal değerlerinin tespit edilerek kütüğe kaydedilmesidir”. Durulmuşluk ise çeşidin, tekrarlanan üretimlerden sonra veya belirli çoğaltım dönemleri sonunda ilgili özellikleri değişmeksizin aynı kalmasıdır. Farklılık: Bir çeşidin, müracaatının yapıldığı tarihte herkesçe bilinen çeşitlerden, tescile esas özelliklerden, en az bir tanesi bakımından farklılık göstermesini tanımlamaktadır. Yerel çeşitler veya köy popülâsyonları ise mutlaka farklı, durulmuş veya yeknesak olmak zorunda değildir. Genetik açıdan varyasyon (farklılaşma) bulunmaktadır ve bu aslında iyidir. Örneğin Torbalı dağ köylerinde ilginç bir patlıcan çeşidi görüyoruz. Aynı tarlada üretilen patlıcanların hiç biri diğerine benzemiyor. Renkleri sarı, mor, beyaz, siyah olabiliyor. Bu farklılıklar bizim için çok iyi iken tohumu metalaştırmak isteyenler tohum olarak satılmamaları için gerekçe olarak kullanılabilecektir.

Her şeyi bu arada tohumu metalaştırmaya çalışan kapitalist sistem aslında üretici ve tüketicisiyle milyonlarca insanın çıkarlarına ters hareket edebilmektedir. Yerel tohumların bu özellikleri biyoçeşitlilik açısından zenginliklerini ortaya koymaktadır.
Tohum Kanunu bu genetik kaynaklardan elde edilen tohumlukların çiftçiler arasında değişimine açık olmakla birlikte ticaretine yasak getirmektedir. Benzer özellikler birçok diğer ülke yasasında da bulunmaktadır. Bu yasalarla ulusötesi tohum şirketleri hegemonyalarını pekiştirecek yeni bir güç kazanmış olmaktadırlar.

Kısacası köylünün, çiftçinin yerel tohumları satması yasaklanmıştır. Bu zulümdür.

Yerel tohumlar daha çok besleyicidir. Hiç kimyasal ilaç ve gübre kullanılmadan yetiştirilebilmektedir. Daha az su ile veya sulamadan da yetiştirilebilenleri vardır. Küresel iklim değişikliğine karşı kurtarıcı olabilecekler. Bitki ıslahçısı bilim insanları ve köylüler el ele katılımcı ıslah yaklaşımı ile kimsenin malı olmayan özgür tohumlar geliştirebilirler. Neden şimdiden başlamıyoruz.

Aslında Wikileaks’da tohumla ilgili bir şey bulmadım, ama mutlaka bir yerlerde bir şeyler olmalı. Bulursak belki de ancak o zaman gözlerimiz fal taşı gibi açılacak.


Prof. Dr. Tayfun Özkaya
Ege Üniversitesi
Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü

2 Aralık 2010

BUNU NEDEN YAPTIM


BUNU NEDEN YAPTIM


Perşembe, 02 Aralık 2010
Time, ‘Gizlilik birçok şey için önemli’ diyen Assange’a, bu durumun diplomasi ve küresel ilişkiler için de geçerli olup olmadığını sordu.
Wikileaks, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın gizli yazışmalarını kamuoyuna sunarak dünya basınının manşetlerinde yer edindi ve hem ABD’yi hem de dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin liderlerini utandırdı.
Ancak Assange, “Gizliliğin bizim için de önemi var. Örneğin istihbarat kaynağımızın kimliğini gizli tutuyoruz ve söz konusu belgeleri elde etmek için büyük ıstıraplara katlanıyoruz” dedi. Diğer yandan, Assange gizliliğin “kötü muameleyi örtmek için kullanılmaması gerektiğini” de söyledi.

Hürriyet'in aktardığı söyleşide Rusya ve Çin arasındaki gizli anlaşmaları ifşa etmeyi isteyip istemediği sorulan Assange, “Evet, özellikle bunu istiyorum. Aslında, biz en çok reform potansiyeli olan ülkelerin, en kapalı toplumlar olduğunu düşünüyoruz” dedi. Assange, tarihin en büyük bilgi sızıntılarından birine dünyanın verdiği tepki karşısında biraz bitkin ama daha çok cesaretini toplamış bir sesle konuştu: “Medyanın belgeleri incelemesiyle ortaya çıkanlar ve gösterilen tepki o kadar büyük ki, açıkçası bizim olup biteni anlama gücümüzü gölgede bırakıyor.”
Bir uyanış yaşandığına inandığını belirten Assange, “Birçok farklı ülkeye dair görüşlerde inanılmaz değişiklikler ortaya çıkıyor” ifadesini kullandı.

İKİ SEÇENEKLERİ VAR
Assange, 36 dakikalık röportajında, kötü muamelelerin ifşa edilmesinin iki olumlu değişim yaratabileceğini ve yolsuzluk yapan organizasyonların kamuoyunun önüne çıkartıldığı zaman “iki tercihleri olduğunu" belirtti.

Assange bunları şöyle açıkladı: “Bunlardan ilki, çabalarından gurur duyacak şekilde reformlar yapmak ve bunları kamuya sunmaktan gurur duymak.

İkinci tercih ise kendini tecrit etmek ve parçalara bölünmek. Sonuç olarak eskiden olduğu kadar etkin olmak. Bana sorarsanız bu çok iyi bir sonuç çünkü örgütler ya etkin, açık ve dürüst; ya da kapalı, komplocu ve etkisiz olur” dedi.
Assange’ın yorumsuz bıraktığı ancak açıkça ima ettiği şey, ikinci sınıfta kalan örgütlerin nihayetinde başarısız olacağı.

ABD HANGİ KATEGORİDE?
Peki ABD bu kategorilerin hangisinde yer alıyor? Assange, “ABD, toplum olarak giderek daha kapalı bir hale geliyor. Açıklık, muhtemelen 1978’de en yüksek seviyeye ulaştı ancak ne yazık ki o zamandan beri bir gerileme yaşanıyor” dedi.

Assange, bunun birçok diğer faktöre bağlı olduğunu, bir tanesinin ABD’nin gücünü, ekonomik (kendi deyişiyle) mali “şartlarda” yeniden belirleyen büyük ekonomisi olduğunu söyledi.
Assange’a göre, bugünün şartlarında Çin’in reform yapması ABD’ye göre daha kolay: “Çin güvenlik kuvvetleri ifade özgürlüğünden korkarken, birinin ülkede çok kötü şeyler yaşandığına dair bir şeyler söyleyebilmesini, ben çok iyimser bir işaret olarak görüyorum.”


Manning: Bu yazışmalar kamu malı

“Yani gazeteciler ve yazarlar değişimi yaratabilir ve Çinli yetkililerin bunlardan korkmasının nedeni de bu.” Assange, ABD ve birçok Batı ülkesi için de şu yorumu yaptı: “Toplumun temel öğeleri sözleşmelere dayanan şartlarla o kadar ağırlaştırıldı ki, siyasi değişim ekonomik değişimin sonucu olarak gerçekleşmiyor. Bu da, siyasi değişimin, değişim olmaması demek” dedi.

ABD’NİN NÜFUZ ALANI DIŞ POLİTİKA

Assange, ABD’nin sahip olduğu çok eyaletli yapı sayesinde merkezi hükümetin gücünün kısıtlı kaldığını, bu yüzden hükümetin nüfuzunu sadece dış politikada artırabildiğini belirtti. Assange, ABD’nin kendine özgü yapısı sorulduğunda, “ABD’nin sadece dünyaya zarar ve acı vermekte tek olduğuna inanıyormuş gibi görünüyorsunuz” dedi. Assange, ABD’nin dünya standartlarında bir istisna olmadığını, tersine kötü muameleleri ve bazı prensipleri keşfetmesi açısından ilginç bir yöne sahip olduğunu söyledi.

Assange, Wikileaks’in prensiplerini nasıl belirlediğini ve evrim geçirdiğini anlattı: “2006’da blog ve Wikipedia makaleleri yazan insanlarınki gibi analitik bir işimiz olacağını düşündük. Gizli Çin verilerini analiz etmek veya Somali’den gelen belgeleri incelemek, New York Times’ın ana sayfasını, kedinizin ne yediğini veya benzer şeyleri blogunuza koymaktan ‘kesinlikle’ daha ilginçti."
Assange, “Tecrübelerim bana, insanlar bloglarına veya sosyal paylaşım ağlarına siyasi yorumlar yazdıkları zaman, amaçlarının aslında bu olmadığını söylüyor. Tersine, amaçları günün konusu neyse kendilerini aynı görüşü savunanların arasında konumlandırmak. Bunu en etkin ve en ekonomik şekilde yapmanın yolu, etrafta dolanan ve zaten oldukça büyük bir takipçi kitlesi oluşturmuş olan hikayeyi almak ve bu konuyu desteklediğinizi veya desteklemediğinizi söylemek.”


habercek.com
EvcioğluHaber- 02.12.2010

29 Kasım 2010

WikiLeaks'te yayınlanan Gizli Belgeler Dünyayı karıştırmaya devam ediyor

WikiLeaks'te yayınlanan Gizli Belgeler
Dünyayı karıştırmaya devam ediyor

EvcioğluHaber-
Wikileaks sitesinde yayınlanan ve ABD'nin Büyükelçilerince yazılıp, ABD Dışişleri Bakanlığına bildirildiği iddia edilen gizli bilgiler, (diplomatik sızıntı) başta Türkiye olamak üzere, tüm Ortadoğu Ülke ve Yöneticilerini şaşkına çevirmiş durumdadır..
http://previous.presstv.ir/photo/20101126/pirhayati20101126132056343.jpg

Arap ülkelerinin Başkanları ve Kralları;
İran'ın, ABD tarafından vurulması istenmekte olup; hiç bir arap ülkesi İran'a güvenilmeyeceği yönünde ABD Elçilerine bilgi verdikleri bildirilmektedir..
********
Dışişleri Bakanlığı çalışanları uzun bir süredir biyografik profiller çıkarmak için CIA'e bilgi sunuyordu.. Ancak; bu belgede talep edilen detaylar bilgi toplama ve izleme operasyonları için de kullanılabilir.

Belgelerde ayrıca diplomatlardan yabancı ülkelerin ordularını ve istihbarat ajanslarını destekleyen telekomünikasyon ağları hakkında da detay talebinde bulunuluyor.
********
CNN Turk'te verilen canlı yayında; ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ABD'ye ait olduğu bildirilen ve Wikileaks'in paylaştığı belgeler şunları söyledi.. "Bu belgeleri yazan ve bildiren Büyükelçilerin gizli görüşmelerde bildirilmiş bilgileridir... Bu durum (Wikileaks'de yayınlanması) gizliliğin ihlali demektir.." diyen Clinton özetle, şöyle devam etti; "Bu gizli belgeleri ifşa etmek hiç bir şekilde kamunun çıkarına hizmet etmiyor.."
"Ortaklarımızla yürüttüğümüz çalışmalarla bu zorluğun üstesinden gelebilecek durumdayız.. Hepimiz ortak amaçlarımız için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.." diyerek sözlerine devam eden Cliton; "Sözde bu sızıntı bilgiler ilişkilerimizi bozmayacaktır." dedi..

Dünya çapında diplomatlarının gizli bilgileri ortaya saçılan ve bu iddiaları yalanlamayan ABD. Dışişleri Bakanı Clinton; tam tersi konuyu İran'a getirerek, politikalarının ne kadar doğru olduğu yönünde gerekçeler ortaya koymaya çalıştığı gözlendi..

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Edelman'ın Türkiye Başbakanı dahil bir çok siyasetçi ve bakanlar hakkındaki bildirdiği iddia edilen gizli bilgiler hakkında bir şey söylemediği gibi; Tüm dünya ülkelerindeki siyasal ortamı sarsmaya devam ediyor..

GUARDİAN'da şöyle diyor..

ABD elçiliklerinin iç yazışmaları küresel diplomatik krize neden oldu ABD bugün elçiliklerinin kendi içindeki 250 binden fazla iç yazışmasının medyaya sızmasının ardından dünya çapında bir diplomatik krizin içine çekildi.

Birçoğunun “gizli” olarak nitelendirilen belgelerde, Arap liderler özel olarak İran'a bir hava saldırısı düzenlenmesi için kulis yapıyor.

Belgelerde ayrıca, ABD'li yetkililere BM'nin üst düzey görevlileri hakkında casusluk yapmaları talimatı veriliyor.
*****

ABD de bulunan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu; Clinton'un kendisiyle görüşmesinde; yayınlanan gizli belgelerde Türkiye Başbakan ve Bakanların adlarının geçmesinden ötürü özür dilediğini bildirdi..

EvcioğluHaber-29.11.2010 pazartesi