Sudan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sudan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2011

Diktatörler korkudan titriyor

Diktatörler korkudan titriyor




Tunus'taki isyanın ardından Arap liderler panikte.

İsyanın Libya'ya sıçramasından korkan Kaddafi Tunusluları sabırsızlıkla suçladı. Mısır’da 'Mübarek, sıra sende' sloganları atılırken Ürdün’de ise 'Bu ülke sadece zenginlerin değil' pankartı açıldı

17 Ocak 2011

Tunus’ta halkın dört haftalık bir isyanla Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali’yi devirmesi, yıllardır ülkelerini demir yumrukla yöneten Arap liderlerini endişelendirdi.

Tunus isyanının sadece 10 milyonluk bu küçük ülke için değil Arap dünyasının tamamı için bir dönüm noktası olacağı belirtilirken, isyana ilk tepki Libya lideri Kaddafi'den geldi.

1969'dan bu yana iktidarda olan Muammer Kaddafi, komşu Tunus'ta kan dökülmesi ve ortaya çıkan kaosun ''Tunus halkının, devlet başkanlarından kurtulmak için çok acele etmesinden kaynaklandığını'' söyledi. Tunus'ta olanlardan çok üzüntü duyduğunu ifade eden Kaddafi ''Tunus şimdi korku içinde yaşıyor. Aileler yataklarında öldürülebilir. Vatandaşlar sokaklarda öldürüldü; ne için? Zeynel Abidin'i değiştirmek için mi? 3 yıl sonra istifa edeceğini size söylemedi mi? 3 yıl sabredin, oğlunuz hayatta kalsın'' diye konuştu.

ÜRDÜN, MISIR VE CEZAYİR DE AYAKTA

Tunus'taki gösteriler Ürdün'e de sıçradı. Binlerce Ürdünlü, yüksek enflasyon, işsizlik ve yoksulluğa isyan etti. Binlerce kişi başkent Amman'ın yanı sıra İrbid ve Diban kentlerinde de sokağa döküldü. "Ürdün sadece zenginlerin ülkesi değil. Ekmeğimizden elinizi çekin. Açlık ve öfkemizden korkun" pankartı taşıyan halk, "Samir Rifai hükümeti istifa" , "Birleşin, çünkü hükümet sizi yemek istiyor" ve "Yakıt fiyatını yükseltin, cebinizi doldurun" sloganlarını attı.

Yoksulluğa ve artan hayat pahalılığına karşı yapılan eylemlere sol partiler de destek verdi. 14 sendika ve sol örgüt hükümetin istifa etmesi için parlamento önünde dün için oturma eylemi yapacağını açıkladı.

Mısır'da 30 yıldır iktidarda bulunan Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek liderliğindeki rejime karşı onlarca Mısırlı eylemci, Tunus'un Kahire Büyükelçiliği önünde dans ederek, "Bin Ali, Mübarek'e, onun için de bir uçak beklediğini söyle"

Komşu Cezayir'de ise geçtiğimiz hafta başlayan olayların hala sürdüğü, halkın 11 yıldır işbaşında olan Buetifika iktidarına karşı sokaklara çıktığıu belirtildi.

Sıra onlarda mı?
Tunus'ta 23 yıllık Bin Ali diktatörlüğünün yıkılmasının ardından gözler komşu ülke diktatörlerine çevrildi. Tunus isyanının domino etkisi yaratması bekleniyor!

MISIR Hüsnü Mübarek (84)

Mısır'da 1981 yılında iktidara gelen Hüsnü Mübarek ülkenin bugüne kadar en uzun süre görev yapan lideri oldu. 29 yıl 94 gündür devlet başkanı. İktidarını oğlu Cemal Mübarek'e devretme hazırlığında.

CEZAYİR Abdülaziz Buteflika (73)

Fransa’dan bağımsızlığını 1962 yılında ilan eden ülkenin 10’uncu devlet başkanı. Buteflika 1999 yılından beri devlet başkanlığı görevini yönetiyor.

LİBYA Muammer Kaddafi (68)
Libya’da darbeyle göreve gelen Muammer Kaddafi 41 yıl 137 gündür başkanlık koltuğunda oturuyor. Ülkede o ne derse o oluyor.

FAS MUHAMMED VI (47)
Fransa’dan bağımsızlığını 1956 yılında ilan eden ülkenin ilk kralı Muhammed V’in torunu Muhammed VI, 1999 yılından beri, tam 11 yıl 146 gündür iktidarda.

SUDAN Ömer el Beşir (67)

1989’da kansız bir askeri darbeyle başa geçti, 1993’te cuntanın kendini feshetmesinden sonra devlet başkanı oldu. İnsanlık suçlarından aranıyor.

ÜRDÜN Kral 2. Abdullah (48)

Kral Hüseyin’in 46 yıllık iktidarından sonra yerine gelen Kral 2. Abdullah 1999 yılından beri ülkeyi yönetiyor. Tam 11 yıl 324 gündür tahtta oturuyor.

İsyan günlüğü

*Diktatörün akrabası belediye başkanı öldürüldü

Devrik lider Zeynel Abidin Bin Ali'nin eşinin yeğeni La Goullette Belediye Başkanı İmed Trabelsi bıçaklanarak öldürüldü. Askeri bir hastanede tedavi gören Trabelsi'nin ölümü, Bin Ali çevresinden teyit edilen ilk ölüm vakası oldu.

*Cezaevi müdürü bin mahkumu salıverdi

Kıyı şehri Mehdiye’deki cezaevinde ayaklanma çıkması üzerine cezaevinin müdürünün bin mahkumu serbest bıraktığı belirtildi.
Ayaklanan mahkumlara askerlerin ateş açtığı, 5 kişinin öldüğü, bunun üzerine müdürün cezaevi kapılarını açtığı açıklandı.

*Sürgün liderler dönüyor

Tunus'un sürgünde yaşayan İslamcı partisi Ennahda'nın lideri Raşid Gannuşi, ülkesine dönme hazırlığında olduğunu söyledi.

*Ölümlerin sorumlusu tutuklandı

Devlet Başkanlığı Güvenlik Müdürü Ali El Şeriati'nin tutuklandığı bildirildi. Şeriati'nin yaşanan ölümlerden sorumlu olduğu kaydedildi.

Avrupa'daki Tunuslular 'devrim'i kutladı


Fransa ve Belçika başta olmak üzere Avrupa genelinde binlerce Tunuslu düzenledikleri gösterilerle 23 yıllık Zeynel Abidin Bin Ali iktidarını çöküşünü kutladı

Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali’nin halk ayaklanması karşısında 14 Ocak günü ülkesinden kaçması ardından Avrupa’daki Tunuslular da sokaklara çıkarak kutlamalarda bulundu.

Fransa’nın bir çok kentinde düzenlenen eylemlerde demokratik bir değişim için umutlar dile getirildi. Başkent Paris’te yapılan yürüyüşe yaklaşık 10 bin kişi katıldı. Çoğunluğu Tunuslulardan oluşan yürüyüşe Fransız sol partiler de katıldı. Ayrıca Marsilya, Nice, Toulouse, Bordeaux ve Lyon kentlerinde de binlerce kişi sokaklara çıkarak “devrim”i selamladı.

DİKTATÖRLERE ÖLÜM

Belçika’nın başkenti Brüksel merkezinde de eski Borsa binası önünde bir araya gelen Tunuslu göçmenler ve Belçikalı çeşitli sol parti ve gruplar eylem düzenledi. Göstericiler “Katil Ben Ali”, “1, 2, 3 Yaşasın Tunus”, “Hepimiz Tunusluyuz”, “Kahrolsun diktatörlükler” gibi sloganlar attılar.

Borsa binası önünde yapılan konuşmaların ardından göstericiler Gare du Midi Meydanı'na kadar yürüyüş düzenlediler. Şehrin işlek yerlerinde gerçekleşen yürüyüş sonrası kalabalık kitle sloganlar atarak eylemlerini sonuçlandırdılar.

Tepkiler

Fransa olaylara tarafsız kalırken, devrik lidere kucak açmadı. Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamada ülkede bir an önce istikrarın sağlanması istendi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Tunus'ta demokrasinin oluşturulması yönünde çağrıda bulundu.

İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Tunus'taki şiddet olaylarını kınayarak, yetkilileri olayları barışçıl bir şekilde çözümlemeye çağırdı.

ABD ise isyancıları cesaretinden dolayı kutladı.

Arap Birliği ise, yıllardır yönetimde olan Devlet Başkanı Zeynelabidin Bin Ali'yi ülkeyi terk etmek zorunda bırakan protesto gösterilerine sahne olan Tunus'ta siyasi güçlere ve diğer gruplara sükunet ve birlik çağrısında bulundu.

İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Tunus'taki olayları yakından izlediğini açıklarken ülkede güvenlik ve istikrarı sağlanmasını ve resmi ve özel kuruluşların mal varlıklarının korunması istedi.

Sudanlı muhalif lider Meryem El Sadık, Bin Ali'nin iktidardan gönderilmesinden ötürü heyecanlı, kendi halkının aynısını yapmamasından ötürü de üzgün olduğunu söyledi.
sloganları attı.

http://www.birgun.net/

EvcioğluHaber-20.01.2011- Perşembe

18 Ocak 2011

BİR DİKTADÖRLÜK DAHA DEVRİLDİ; TUNUS'A BAKMAK GEREK

BİR DİKTADÖRLÜK DAHA DEVRİLDİ; TUNUS'A BAKMAK GEREK..

EvcioğluHaber- Tunus diktatörü kaçtı.. 1956 da Fransız işgalinden bağımsızlığını kazanan tunus'da, devrik diktatör 1987 de yine darbe ile iktidar olmuştu..
Başta, İslami muhalefet olmak üzere diğer toplumsal muhalefete de sert tutumuyla tanınan, Zeynel Abidin bin Ali'nin ülkeyi terk etmesine yol açan isyanın başlamasına 26 yaşındaki bilgisayar mühendisi Muhammed Boazizi sebep olduğu ileri sürülmektedir..




İşsizliğe, hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon eklenince çaresiz kalan genç, Sidi Bouzid kasabasında bir arabaya doldurduğu sebze meyveyi satarken 17 Aralık'ta zabıtalara yakalandı. Buazizi'nin arabasına ve mallarına el koyan zabıta, gence şiddetli bir tokat attı. Öfkeden deliye dönen Buazizi, bir bidon benzini üzerine boca ettikten sonra valiliğin önünde kendini yaktı, 4 Ocak'ta da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Gencin cenaze törenine katılan binlerce yoksul ve işsiz insanların 'intikam' yemini ettikleri belirtilmekteydi..
Tunus'ta bir aydır süren protesto olayları sonucunda diktadör kaçtı..
Ordu yönetime el koydu..!
Tunus'un arap ülkelerine kaçan Cumhurbaşkanı'da ordundan olup; 25 yıl önce bir darbe sonucu yönetime el koymuştu.. 25 yıl boyunca kendilerinden başka hiç bir kimsenin konuşmabına bile izin verilmedi.. Halk açlık ve soksulluk içinde yaşamaya mahkum edildi..
Bu gün de ordu yönetime elkoydu.?

Bu güne kadar, Fransa tarafından desteklenen Zeynel Abidin Bin Ali'ye Fransa Dışişleri Bakanı tarafından "eğer isterseniz Fransız polislerini gönderelim" dendiği iddia edilmişti.. Ancak; Sarkozy tarafından Fransaya girişine izin vermediği belirtildi..

Devrik diktatörün Arap ülkelerinden birine sığınması da işin ilginç bir diğer yanı.. Çünkü; arap ülkeleri diktatörü yargılanması için Uluslararası Mahkemeye vermeyebilirler.. İkincisi ise; Tunus'ta yaşanan olaylar diğer arap ülkele halklarına sıçramasından ve despotiz yönetimlere karşı ayaklanması tehlikesini de getirmekte ve böylece, demokratik olmayan emirlikler ve krallıkların tahtlarını ve saltanatlarını sallamaktadır..
Tunus'tan korkan dikta rejimlerin sahipleri, önümüzdeki günlerde en ufak bir talebi bile şiddetle bastırma eğiliminde olacakları ve halkı daha acımasız günler beklidiğini bilmek gerekir....
Ancak; artık bundan sonra ne olursa olsun; "hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.. "

*****
dünyabülteni.net tarafından Türkçeye çevrilen,
Bir arap gazetesinde; yayınlanan Abdurrahman el Raşid makalesinde şöyle diyor..

-----

Tunus’ta toplumsal patlamaya yol açan ekonomik durum kötüdür. Ama düşünebileceğimizin en kötüsü değildir.
Sürpriz bir şekilde şunu görüyoruz ki; Tunus %13 işsizlik oranıyla neredeyse Arap ülkelerinin en iyilerinden biri. Yani fiili olarak bir çok Arap kardeşinden daha iyi durumda. Mesela Yemen’de işsizlik oranı %30!

Tunus vatandaşlarının alım gücü Libya, Bahreyn ve Sudan’dan daha iyi.
Doğal kaynakları zayıf bu ülke, büyüme oranlarında doğalgaz ve petrol zengini komşusu Cezayir’i geçmiş durumda.

Tunuslular Arapların en tahsillileri. Tunus eğitime kaynak akıtma bakımından Araplar arasında birinci, dünyada 18. sırada. Vatandaşları gelirlerinin zayıflığına rağmen Ürdün, Lübnan, Suriye ve Yemen'deki insanlardan daha çok mobil telefona sahipler.

Bütün bunlar gösteri yapan insanların hatalı, hükümetin haklı olduğunu mu gösteriyor? Hayır. Asla. İki şeyi vurgulamak istiyorum:

Birincisi: Problem sadece Tunus’un problemi değildir.
İkincisi: Bu problemin çözümü sadece iktisadi değildir.

Tunus halkı durumundan razı değilse, iktisaden Tunus’tan daha kötü olan Arap halkları ne durumdadır? Bu durum endişeli olmayı gerektiriyor. Çünkü işsizlik, Arap rejimleri ve istikrarı için en büyük ve hakiki tehlikedir. Tehlikeyi hissetmeksizin işsizlikle sorunuyla birlikte yaşamaya devam eden devletler bir gün çökebilir.
Bu ılık suya konmuş kurbağanın pişirilmesi örneğine benzer. İlk zamanlar kurbağa farkına varamaz. Ama farkına vardığında da tencerenin dışına atacak gücü kendisinde bulamaz.

"Güven yokluğu; geçek düşüncenin ifade edilmesinin engellenmesinden doğar. Eleştiri engellendiğinde söylentiler ortalığı kaplar ve gerçekçilik ortadan kalkar."

EvcioğluHaber-18.01.2011- Pazartesi

16 Aralık 2010

ÖMER EL BEŞİR'İN DEMOKRASİSİ; SUDAN'DA KADIN KIRBAÇLANIYOR.

ÖMER EL BEŞİR'İN DEMOKRASİSİ; SUDAN'DA KADIN KIRBAÇLANIYOR.
EvcioğluHaber- Ömer El Beşir'in darbeyle yönetimi ele geçirmesinden sonra, halka uygulanan şiddet ve zulmün önü arkası kesilmiyor..
Şeriat kurallarının uygulandığı Sudan’da polisin, zina yaptığı öne sürülen bir kadına karakol önünde keyfi ceza vermesi Sudan’ı karıştırdı.

Bir kadına, "Umdurman Karakolu" önünde polisler tarafından, yüzlerce halkın gözü önünde kırbaçlandı. Acı çeken kadının feryatları ise; insanlık dışı uygulama olan 'kırbaç Cezası' nın bu gün hala günümüzde uygulanma alanı bulduğunun bir yankısı gibiydi..

Ruh sağlığı bozuk darbecilerin topluma nasıl kötülük yaptıklarının da aşağılık bir örneği gibiydi..
Görev yapan bir polisin paylaşması ile ortaya çıkan görüntülerin medyaya yansıığı belirtilen vahşetin video görüntüleri hakkında soruşturma açılacağı bildirildi..

OLAYI PROTESTO EDEN 30 KADIN GÖZALTINA ALINDI

Sudan'ın başkenti Hartum'da bir kadının polis tarafından kırbaçlanmasını protesto için bugün bir gösteri düzenlemek isteyen 30 kadar kadının gözaltına alındığı bildirildi.

Olay yerindeki AFP muhabiri, protestocu kadınların, başkentin merkezinde Sudan Adalet Bakanlığı binası civarında polis ve güvenlik güçlerince gözaltına alındığını belirtti.

Göstericilerin, görüntüleri internetten de yayınlanan kırbaçlama cezasını kınayan bir mektubu bakanlığa vermek istedikleri kaydedildi.

Kadının neden kırbaçlandığının gerçek nedeninin bilinmediği belirtildi.

Adli makamlar dün, kırbaçlama olayıyla ilgili soruşturma açıldığını açıklamıştı..

Değerli okuyucular; devlet güçleri tarafından işlenen suçların ardından, "bu çürük elmaları temizleyeceğiz.. Cezalandıracağız." gibi, halkın bu zulme karşı direnmesini engellemeye yönelik söylemlerdir..

Sudan'ı Karıştıran Kırbaç Cezası VİDEO


EvcioğluHaber-16.12.2010

6 Haziran 2008

Aynı Patronun Çalışanlarıyız

Uzun zamandır siyasi bir yazı yazmamıştım. Banu Avarla Sınırlar Arasında'yı izliyorum.

Konuşan Sudan Cumhurbaşkanı Danışmanı Dr. Gazi Salahaddin Atabani. Yaşadıklarımız, acılarımız birbirine bir sınır kadar yakın.

2005 yılından sonra Darfur'u dillerine doladılar amerikalılar. Her biri Darfur diyor, ama hala diğer yaşanan insanlık dışı olaylar var olmaya devam etmekteydi. Irak, Afganistan, .........' da savaşlar sürüyor insanlar ölüyordu. Birşeyler uluslararası yardım kuruluşlarına artık oraya gidebilirsiniz demişti.

Birleşmiş milletlerin önce barış gücü sonra savaş gücü toprağa ayak basacak,
Sudanda yaptıkları karışıklıkları yine barışı sağlamak için kendileri düzelteceklerdi.

Nesi var? Önce nesinin olmadığını sayalım. İnsanlarının karınlarını doyuracak üretim sistemi yok, böylece yardım! kuruluşlarına muhtaç durumdalar, suları yok, sudan karışıklıklarla birbirlerini öldürttürülüyorlar. Çok sistemli bir yapı.

Sudan Cumhurbaşkanı "Amerikalı ve Avrupalı temsilcilerle konuştuğumda onlara şunu söylüyorum. Yardım adı altında yaptıklarınız yardım değil. Arkasında başka amaçlar var. İnsanları kamplarda topluyorsunuz, çünkü buna muhtaç duruma getirildiler. Orada çalışmalarına gerek yok, sadece ellerini açmaları yeterli." İnsanların duygularını satın alıyorlar.

Yaşadıklarımız bir sınırla ayrıldı. Kamplarda toplanacak kadar yardıma muhtaç değiliz, iyiki bizim yardımlarımız kapımıza kadar getiriliyor. Ne kadar güzel, el açmamız gerekli değil. Satın alınıyoruz. Sudan'ıda satın alıyorlar. Biri uluslararası güçlerle, bizimki ulusal.

Ah o yaşlı insanlar. Ne kadarda kanıyorlar. Allah razı olsun o başkandan. Razı olsun onun da başkanından ve başkanından. Razı olunacak bir durumda rızamı alacak ve tekrar onu başkalarına satacak.

Dönelim yeniden Sudana. Silahlı örgütler savaşıyor, bir kısım yardımların ülkeyi kalkındıracağını diğerleri bir çıkmaza sürükleyeceğini söylüyor. Hala bu dünyada parası olanlar yaşıyor. Muhtaçlar el açıyor. Ve garib, muhtaç insanlarda parası olanlar için yaşıyor.

Çin'in Sudan petrolünün %70'ni alıyor olması, su ve diğer işlerde ortak çalışmaları, bazılarını korkutmuş ki sevimli olunmaya çalışıyorlar.

Ne de olsa bir damla petrol, bir damla kandan daha değerli.

Çağdaş ATA

16 Nisan 2008 Çarşamba