gözaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gözaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2010

AABK Genel Başkanı Turgut Öker, serbest bırakıldı

AABK Genel Başkanı Turgut Öker, serbest bırakıldı
EvcioğluHaber-17.12.2010 cuma günü saat 20: 30'da Atatürk Havalimanı'nda yurda giriş yaptığı sırada gözaltına alınan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, Gazete YOL dan Vedat KARA'nın bildirdiğine göre;bu sabah Sarıyer Nöbetçi Savcılığı tarafından ifadesi alınarak serbest bırakıldığı bildirildi..

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker,dün akşam saat 20: 30'da Atatürk Havalimanı'nda gözaltına alınmıştı..

Dün akşam saatlerinde Atatürk havaalanı Emniyet Müdürlüğünce gözaltına alınan AABK Genel Başkanı Turgut Öker, bu sabah Sarıyer Nöbetçi Savcılığı tarafından ifadesi alınarak serbest bırakıldı ve kendisi hakkında çıkarılan yurtdışına çıkış yasağının kaldırıldığı bildirildi.
Öker, serbest bırakılmasının ardından kendisini adliye önünde bekleyenlere ve basına yaptığı açıklamada, “Biz bunu yapanları tanıyoruz. Onlarda bizi tanıyor. Birileri kendine verilen görevleri yapıyor. Biz de kendi görevimizi yapıyoruz. Bu baskılar bizi yıldıramadı, yıldıramaz. Görevde olduğum 10 yıl boyunca 3 kez göz altına alındım. Biz bu göz altının nedenini biliyoruz. 32 yıl sonra Maraş katliamını Maraş’ta anacağız. Bunu engellemeye çalışıyorlar. Biz yolumuza devam edeceğiz. Bize yakışan bir şekilde ve dirençle Maraş’a yolculuğumuzu sürdüreceğiz.”dedi.
Turgut Öker, gözaltı süresince kendisine büyük destek veren tüm kişi ve kurumlara teşekkür etti. Turgut Öker, yaptığı açıklamanın ardından 19 Aralık'ta yapılacak Maraş Mitingi'ne katılmak üzere Maraş'a doğru yola çıktı.
(Gazete YOL)
18.12.2010 13:35:17
http://www.pirsultan.net/haber_detay.asp?ID=4076

EvcioğluHaber-18.12.2010

16 Aralık 2010

ÖMER EL BEŞİR'İN DEMOKRASİSİ; SUDAN'DA KADIN KIRBAÇLANIYOR.

ÖMER EL BEŞİR'İN DEMOKRASİSİ; SUDAN'DA KADIN KIRBAÇLANIYOR.
EvcioğluHaber- Ömer El Beşir'in darbeyle yönetimi ele geçirmesinden sonra, halka uygulanan şiddet ve zulmün önü arkası kesilmiyor..
Şeriat kurallarının uygulandığı Sudan’da polisin, zina yaptığı öne sürülen bir kadına karakol önünde keyfi ceza vermesi Sudan’ı karıştırdı.

Bir kadına, "Umdurman Karakolu" önünde polisler tarafından, yüzlerce halkın gözü önünde kırbaçlandı. Acı çeken kadının feryatları ise; insanlık dışı uygulama olan 'kırbaç Cezası' nın bu gün hala günümüzde uygulanma alanı bulduğunun bir yankısı gibiydi..

Ruh sağlığı bozuk darbecilerin topluma nasıl kötülük yaptıklarının da aşağılık bir örneği gibiydi..
Görev yapan bir polisin paylaşması ile ortaya çıkan görüntülerin medyaya yansıığı belirtilen vahşetin video görüntüleri hakkında soruşturma açılacağı bildirildi..

OLAYI PROTESTO EDEN 30 KADIN GÖZALTINA ALINDI

Sudan'ın başkenti Hartum'da bir kadının polis tarafından kırbaçlanmasını protesto için bugün bir gösteri düzenlemek isteyen 30 kadar kadının gözaltına alındığı bildirildi.

Olay yerindeki AFP muhabiri, protestocu kadınların, başkentin merkezinde Sudan Adalet Bakanlığı binası civarında polis ve güvenlik güçlerince gözaltına alındığını belirtti.

Göstericilerin, görüntüleri internetten de yayınlanan kırbaçlama cezasını kınayan bir mektubu bakanlığa vermek istedikleri kaydedildi.

Kadının neden kırbaçlandığının gerçek nedeninin bilinmediği belirtildi.

Adli makamlar dün, kırbaçlama olayıyla ilgili soruşturma açıldığını açıklamıştı..

Değerli okuyucular; devlet güçleri tarafından işlenen suçların ardından, "bu çürük elmaları temizleyeceğiz.. Cezalandıracağız." gibi, halkın bu zulme karşı direnmesini engellemeye yönelik söylemlerdir..

Sudan'ı Karıştıran Kırbaç Cezası VİDEO


EvcioğluHaber-16.12.2010

28 Eylül 2010

Hanefi Avcı, Ankara'da gözaltına alındı

Hanefi Avcı,Ankara'da gözaltına alındı

"Devrimci Karargah Örgütü" soruşturması kapsamında gözaltına alınan Hanefi Avcı, İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık'a ifade vermek üzere bekletiliyor.

Hakkındaki iddiaların bir cemaat operasyonu olduğunu öne süren Hanefi Avcı, "Zorla götürürüler ama asla kendi gönlümle gitmeyeceğim, cemaatin plan ve programı doğrultusunda hareket eden hiçbir kimse ve makamın önünde eğilmem, bu devletin yasalarına göre davrandığına inanmadığım adalet makamının hiçbir sorusuna da cevap vermem" dediği öğrenildi..




















ZORLA GÖTÜRÜLÜYORUM

Hanefi Avcı, bugün Ankara'da gözaltına alınmadan önce bazı basın mensuplarını yazılı açıklama gönderdi. Hanefi Avcı, açıklamada, alnının açık olduğunu ve adalete veremeyeceği hiçbir hesabının bulunmadığını söyledi. Hiç kimse ile suç içerecek, davranış, konuşma ve ilişkisinin olamayacağını ifade eden Hanefi Avcı, kitabını yazarken “Bana her şeyi yapmayı deneyeceklerdir dediğini ama bu kadarını da beklemediğini ifade etti.

BAKAN ATALAY: YARGI İSTEDİ

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 'Avcı'nın gözaltına alınmasıyla ilgili yargının talebi oldu' diye konuştu.

TELEFONU KULLANMIŞTI

İstanbul'da “Devrimci Karagah” örgütü üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 17 kişiden 13’ü tutuklanmıştı.

Hanefi Avcı'nın, tutuklananlar arasında yer alan Necdet Kılıç’a ait telefonlardan birini kullandığı ortaya çıkmıştı.

Avcı'nın Necdet Kılıç'ı Mersin'de görev yaptığı 1980'li yıllardan beri tanıdığı belirtiliyor.

Bu arada, Hanefi Avcı'nın, sözkonusu operasyonla ilgili olarak bu hafta bir basın toplantısı yapması bekleniyordu.


http://haber.gazetevatan.com/ - 28.09.2010-pazartes

3 Eylül 2010

Sigara içen savcıya 'oruç' dayağı

Otogarda sigara içen savcıya ‘oruç’ dayağı





Harun GÖKÇEOĞLU/YOZGAT, (DHA)

3 Eylül 2010

Yozgat Otogarı'nda otobüs bekleyen Kadışehri Cumhuriyet Savcısı Özcan Çubukoğlu, Ramazan ayında açıkta sigara içtiği gerekçesiyle 2 kişi tarafından dövüldü.

Olay, önceki gün saat 12.00 sıralarında Yozgat Otogarı'nda meydana geldi. Otobüsün hareket saatini bekleyen Savcı Özcan Çubukoğlu sigara içmeye başlayınca çevreden birkaç kişi ‘Ramazan ayında açıkta neden sigara içiyorsun?’ diye laf attı. Savcı Çubukoğlu’nun sigara içmeye devam etmesi üzerine bu kişiler Çubukoğlu'na saldırdı. İddiaya göre Çubukoğlu, Cumhuriyet Savcısı olduğunu belirtmesine rağmen 2 kişi tarafından dövüldü. Burnu kırılan Çubukoğlu, 112 Acil Servis tarafından Yozgat Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Olayla ilgili gözaltına alınan 2 kişi, sorgularının ardından sevk edildikleri adliyede, açıklanacak duruşma gününe kadar ‘her gün polis merkezine giderek imza atmak’ şartıyla serbest bırakıldı.


http://haber.gazetevatan.com/otogarda-sigara-icen-savciya-oruc-dayagi/326839/1/Gundem

1 Ağustos 2010

Kenan Evren'i koruyalım!


Kenan Evren'i koruyalım!

Buradan bir çağrı yapıyorum:
Evren’i koruyalım; hem de gözümüz gibi !

ImageYüksel Işık

isikyukselk@gmail.comBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Salı, 27 Temmuz 2010


Referanduma konu olan maddelerden birini de, 12 Eylül mağduru milyonların ağzına bir parça bal sürmeyi amaç edinen geçici 15. Maddenin kaldırılması oluşturuyor.

Bu maddenin, simgesel bir anlamı var; zira darbecilerden Evren’i hedeflediği ve böylece demokratik bir anayasanın kapısının aralandığı izlenimi yaratılmak isteniyor. Kendi yaptığından daha anti demokratik bir anayasa düzenlemesi yapıldığının farkında olan Kenan Evren, referandumda “evet” çıkması halinde “kafasına sıkacağı”nı tekrarladığı belirtiliyor.

Kendisinin kefil olduğu 82’ Anayasası’na “evet” oyu verip oranın yüzde 92’ye çıkmasına neden olanların, politik hedeflerine ulaşmayı kolaylaştırmak amacıyla geçici 15. Maddeyi de vitrine koyduğunu biliyor. Evren bu, altta kalır mı; “…sadece bir kurşun! Bumm! Ben, kendi işimi kendim hallederim. Onlara beni yargılama zevkini tattırmam” diyor.

Blöf mü yapıyor, içten mi söylüyor; bilinmez. Bilinen Evren’in önemli bir tarihsel sürecin “kara kutusu” niteliği taşıdığıdır. Evren’in bildiklerini bütün toplumun bilmesi sağlanmadan Evren’in “göçüp gitmesi”, Türkiye demokrasisi açısından büyük bir kayıp anlamına geliyor. Hükümet’in, önce 22 Şubat’ta, ardından da geçtiğimiz günlerde, çok sayıda muvazzaf ve emekli generali hedefleyen operasyonlarının ana kaynağı da Evren’i gösteriyor. 12 Eylül’ün nasıl gerçekleştiği bilinmeden, gözaltına alınan, tutuklanan generallerin tümünün içeri tıkılması, Türkiye demokrasisinin niteliğinde bir değişime yol açmayacağı anlaşılıyor.

12 Eylül’ün astığı astık, kestiği kestik generali Evren’in, kendilerini yargılama ihtimaline meydan okuması hali, beni korkutuyor. Bu nedenle kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek olan Evren’i koruma fikrine ulaşmış bulunuyorum. Evren’in hüküm sürdüğü döneme ilişkin devletin “üç maymun”u oynama nedenini öğrenmemiz gerekiyor. Öğrenebilmemizin yolunun Evren’in yaşatılması için gerekli önlemlerin alınmasından geçiyor.

Evren’in yaptığı darbe nedeniyle üç yıla yakın Mamak Cezaevi’nde işkencelere; iki yıl boyunca Van ve Çorum’da polisin aşağılamasına; 18 ay süren sakıncalı piyadeliğim nedeniyle askerlik süresince “vebalı” muamelesi görmüş biri olarak, gözaltına alınmasını, tecride konulmasını değil; korunmasını öneriyorum. “Kefili” olduğu Anayasa’ya Erzincan’ın küçük bir dağ köyünde 13 hayır oyu çıktı diye “hayır oyu” verenlerin evlerini alt üst ettirdiği için izole edilmesini değil; can güvenliğini sağlayarak öğreneceklerimizi bir an önce öğrenebilmek için korunması gerektiğini düşünüyorum.
Türkiye demokrasinin Evren’in “naçiz vücudu”na değil, sahip olduğu bilgiye ihtiyacı var ve bu bilgi için Evren’in yaşama hakkını titizlikle korumamız gerekiyor.
Korumanın bin bir yolu var ama öncelikle “beylik silahı”na el konulması lazım. “Evet” çıkması halinde intihar edeceğini belirten birinin silah taşıması, kamu çıkarı açısından tehlike arz ediyor. “Evet” çıkmama ihtimaline güvenerek, Evren’i korumaktan imtina edilemez. Bu ülkenin, yaşı hayli ilerlemiş, bir zamanların kudretli paşasından öğreneceği çok şey var.
İhtimal zayıf ama “evet” oyu çıkması halinde kimsenin Evren’in kapısına dayanıp sorgulaması mümkün görünmüyor. Zira sekiz yıldır Hükümet eden AKP’nin zaman aşımı süresinin dolmasını beklemiş olması pek manidar görünüyor. Gene de bendeki Evren’i yargılama isteği, okuldaşım ve arkadaşım Necdet Adalı’yı, onca kuşkuyu hiçe sayıp darağacına göndermesinden değil; Türkiye’nin karanlık geçmişinin açığa çıkartılması sürecinde anahtar niteliği taşımasından kaynaklanıyor.
Evren’in kullandığı, “kendi işimi kendim hallederim” ifadesi, bir çeşit suç itirafı anlamına geliyor. O halde buradan bir çağrı yapıyorum: Evren’i koruyalım; hem de gözümüz gibi!

http://www.habercek.com/

19 Haziran 2010

Gözaltındaki Arkadaşlarımız Hemen Salıverilmelidir

Gözaltındaki Arkadaşlarımız Hemen Salıverilmelidir


Çrş, 16 Haziran 2010

Genel Başkan Sami EVREN'in gözaltına alınan KESK'li yöneticilerle ilgili basın açıklaması: Aralarında Konfederasyonumuz MYK üyesi ve Örgütlenme Sekreteri Akman Şimşek, sendikamız SES MYK üyesi Meryem Özsöğüt’ün , Ankara BES 1 no’lu şube yöneticisi Ahmet Danacıoğlu’nun da olduğu bir grup arkadaşımızın terörle mücadele ekipleri tarafından sudan gerekçelerle gözaltına alınmış olması karşısında sessiz kalmayacağız.

Avukatların emniyet kaynaklarından aldığı bilgiye göre arkadaşlarımız Güler Zere anması ve Mahir Çayan’ın ölüm yıldönümü anmalarına katıldıkları için gözaltına alınmıştır. Bilindiği gibi Güler Zere yakalandığı amansız hastalıktan sadece geç salıverildiği için kurtarılamamış ve aynı durumda olan hasta tutuklular için öne çıkmış bir toplumsal kişiliktir. Zulme uğramıştır ve halkın vicdanında önemli bir yer edinmiştir.

Mahir, Deniz, İbo gibi özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesinde Türkiye tarihine geçmiş; kayıpları halkın ve emekçilerin belleğinde silinemez bir yer edinmiş bir tarihsel kişiliklerdir. Toplumun bellek ve vicdanında yer edinmiş kişilerin ölüm yıldönümlerinde anmalar yapılması etkinlikler düzenlemesi ne zamandan beri bir suç olarak görülmektedir?

Yapılmak istenen suç teşkil etmeyen etkinliklerin gerekçe gösterilerek, toplumun örgütlü kesimlerinin yıldırılmasıdır. Arkadaşlarımız toplum içinde yerleri, meslekleri olan; adresleri belli insanlardır. Dolayısıyla herhangi bir soruşturma için yetkililer tarafından davet edilmeleri, ifadelerine başvurulmaları mümkünken, darbe dönemlerine benzer bir biçimde sabaha karşı gözaltına alınmalarının hiçbir anlaşılır yanı yoktur.

Gözaltılar, sabaha karşı yapılan operasyonlarla ülkede korku ikliminin hakim kılınması ve bu operasyonlarla insanların teşhir edilerek topluma potansiyel suçlu gibi sunulması

Siyasi iktidar bilmelidir ki, KESK demokrasi dışı bu uygulamalar karşısında mücadelesinden geri adım atmayacaktır. Gözaltındaki arkadaşlarımız hemen salıverilmelidir.


http://www.kesk.org.tr/node/255

17 Haziran 2010

ENGİN CEBER DOSYASI TRT HABER'DE

ENGİN CEBER DOSYASI TRT HABER'DE

Engin Çeber dosyası TRT Haber'de

17 Haziran 2010 11:56

Gördüğü işkence sonucu hayatını kaybeden Engin Çeber dosyası bu akşam TRT Haber'in Büyük Takip dosyasında ekrana gelecek. Programda Çeber'in hücre arkadaşının açıklamaları ve son mektubu yayınlanacak.

Yasadışı gösteri yaptığı gerekçesiyle üç arkadaşı ile gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak gönderildiği Metris Cezaevinde komaya giren ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Engin Çeber’in son günlerinin konu edindiği Büyük Takip’in ‘Çeber’ dosyası, daha yayınlanmadan ses getirmiş ancak yayın programından kaldırılmıştı.

Bugüne kadar ekranlara getirdiği konu ve konuklarıyla adından sıkça bahsettiren Büyük Takip bir kez daha, TRT ekranlarında bir ilki gerçekleştiyor ve cezaevinde gördüğü işkence sonucu hayatını kaybeden Engin Çeber’in koğuş arkadaşını ekranlara getiriyor.

Mahkemede cezaevi yönetiminden çekindikleri için gerçekleri söyleyemediklerini anlatan Çeber’in koğuş arkadaşı M., Büyük Takip’e gerçekleri tüm çıplaklığıyla anlatıyor.

BİR HAYVANMIŞ GİBİ DÖVDÜLER


Büyük Takip bir ilke daha imza atıyor ve Engin Çeber’in koğuş arkadaşını konuşturuyor. Koğuşta neler yaşandığının tanığı olan Çeber’in arkadaşı, mahkemede önce neden yalan ifade verdiğini, ardından niçin ifadesini değiştiğini açıklıyor. İşte o tanık, Çeber’i kimin nasıl dövüldüğünü, koğuşa getirilirken ne halde olduğunu, birlikte ne konuştuklarını sadece Büyük Takip mikrofonuna anlatıyor. M., Engin Çeber’in ilk koğuşa geldiği zaman kafasında morartı olduğunu ve karantinada başına darbe aldığını belirterek, “Beli mosmor olmuştu. O kadar dayak yemişti ki yemeğini bile zor yiyordu. Yedikten beş dakika sonra sarı sarı kusuyordu” diyor. Koğuşta gardiyanların Çeber’i vahşice dövdüğünü anlatan arkadaşı; “Yumruklarla, sanki karşındaki insan değil de bir hayvanmış gibi vuruyorlardı. 15 gardiyan birden Çeber’in üzerine çullandılar. Kafasını duvara, demir kapıya vurdular. Bir tanesi koğuş kapısını açmak için kullanılan demir çubukla kafasına vurdu. Ondan sonra Engin bayılmıştı, yerde yatıyordu. Kapıyı açıp sürükleyeceklerdi dışarıya. Belki de o anda ölmüştü.” diyerek Çeber’e uygulanan işkencenin boyutlarını ortaya döküyor.

ÇEBER’İN MEKTUP’U BÜYÜK TAKİP’DE
Programda ayrıca Çeber’in hastaneye kaldırılmadan birkaç gün önce kaleme aldığı mektubu de yer alıyor. Cezaevinde başından geçenleri ve yapılan akıl almaz işkenceleri anlattığı mektup, Büyük Takip’te gün yüzüne çıkıyor. Çeber hastaneye kaldırıldıktan sonra koğuş arkadaşları tarafından ayakkabının içinde saklanarak dışarı çıkarılan mektup, mahkemede olarak da kullanıldı. Mektupta Çeber, işkenceleri tek tek anlatıyor.

Ölümün ardından yapılan otopside işkence gördüğü belgelenen Engin Çeber’in, ailesinden dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin Çeber’in ailesinden özür dilemişti.

TARİHİ KARAR
2 sene süren dava sürecinde kafaları karıştıran bazı ilginç olaylar da birbirini izledi. Tanıkların ifadesinin kaydedildiği kameranın ses kayıtları kayboldu, hemen arkasından bilirkişi raporu skandala dönüştü. Arapsaçına dönen davada en nihayetinde davanın savcısı da değişti.

Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan davada Türk hukuk tarihine geçen tarihi bir karar verildi ve Metris cezaevinin 2. Müdürü ile 3 gardiyan müebbet hapse mahkum edildi.

MUZAFFER TEKİN TAKİPTEN RAHATSIZ OLMUŞTU
Daha önce de Dink’in katil zanlısı Ogün Samast’ın sorgu görüntülerini, kanlı 1 mayısın bu güne kadar hiçbir yerde yayınlanmamış görüntüleri ekranlara getiren ve katliamın tanıklarını bulup konuşan, 27 Mayıs darbesinin ardından idam edilen Hasan Polatkan’ın yaptırılmayan savunmasını ilk kez ekranlara getiren Büyük Takip, geçtiğimiz haftalarda da ekranlara getirdiği ‘Danıştay’ dosyası ile Ergenekon sanıklarından Muzaffer Tekin’in hedefi haline gelmişti. Tekin, Büyük Takip programını, programda ismi geçtiği için savcılığa şikayet etmiş bu da ‘Silivri, takip’ten rahatsız’ yorumlarına sebep olmuştu.

Bu güne kadar işlediği konu ve konuklarıyla birçok kesimin dikkatini çekerken bazı kesimleri de rahatsız eden Büyük Takip’te bu akşam, 3 hafta önce yayınlanacağı duyurulan ancak son anda yayından kaldırılan ‘Engin Çeber’ dosyası ile TRT ekranlarında bir ilki gerçekleştiriyor. Büyük Takip bu akşam 22.15’de TRT HABER’de.

http://www.haber7.com/

2 Haziran 2010

Eski Bakan Gözaltında





Eski Bakan Gözaltında
***************************

Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara ve İstanbul'da 15 adrese operasyon düzenlendi

************************************************


Operasyon kapsamında Ankara'da 5 kişi için gözaltı kararı çıktı. Adalet eski Bakanı Seyfi Oktay'ın yanı sıra, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Avukat Mehmet Cengiz, emekli albay Cafer Balçık ve Avukat Tülay Beker ile avukat Ali Hadi Emre için gözaltı kararı çıktı.

'Ergenekon' soruşturması kapsamında eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay'ın evinde de arama yapıldı.


OKTAY, POLİS OTOSUNA BİNDİRİLDİĞİNDE DIŞARDA BEKLEYEN YAKINLARI POLİSE TEPKİ GÖSTERDİ. OKTAY'IN BİNDİRİLDİĞİ ARACIN ÖNÜNÜ KESEN GRUP, TEKME VE YUMRUKLARLA ARACIN CAMINI PARÇALADI



KAMER GENÇ: DEFOLUP GİTSİNLER

ADALET eski Bakanı Seyfi Oktay'ın evinde `Ergenekon operasyonu' kapsamında yapılan arama sürüyor.
Evde polisin araması sürerken, dışarıda toplanan grup alkışlarla bu durumu protesto etti. Bilgi almak için Oktay'ın evine gelen Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç ise, opearsyonun gündemi değiştirmek için yapıldığını öne sürerek, "Başbakan iç savaş için elinden geleni yapıyor. Haksız yere insanları içeri alıyor. Artık çizmeyi aştılar. Derhal defolup gitmeliler" diye konuştu.

Adalet eski Bakanı Seyfi Oktay'ın Ankara'nın Keçiören ilçesi, İncirli semtinde bulunan evinde yapılan arama devam ediyor. Polis, Ergenekon Operasyonu kapsamında Oktay'ın evinde arama yaparken, dışarıda toplanan çok sayıda vatandaş ise alkışlarla bu durumu protesto etti. Oktay'ın evinin bulunduğu binanın girişine ve camlarına vatandaşların Türk bayrağı asması dikkat çekti. Bu arada Tunceli Bağımsız milletvekili Kamer Genç ise bilgi almak için Oktay'ın evine geldi.

Genç, girişte yaptığı açıklamada, bu operasyonun gündemi değiştirmeye yönelik yapıldığını savunurken, "Başbakan iç savaş için elinden geleni yapıyor. Haksız yere insanları içeri alıyor. Korku alemi yaratmaya çalışıyorlar. Artık çizmeyi aştılar. Derhal defolup gitmeliler" diye konuştu.



EŞ ZAMANLI OPERASYON


Ergenekon soruşturması kapsamında sabah erken saatlerde Ankara ve İstanbul'da tespit edilen 15 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda Ankara'da 2, İstanbul'da 3 Antalya'da 1 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların arasında eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay ve 4 avukatın bulunduğu öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan bu kişilerin sorgulanmak için Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne getirilmeleri bekleniyor.

Gözaltına alınanların isimleri şöyle: İstanbul'da Avukat Kutbettin K., Avukat Hülya K., ve Avukat Ali Hadi E., Ankara'da eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay, avukat Tülay B., Antalya'da İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet


http://fotograf.gazetevatan.com/

16 Mayıs 2010

Şanlıurfa'da büyük operasyon: 56 gözaltı

Şanlıurfa'da Büyük oparasyon: 56 gözaltı

Şanlıurfa'da büyük operasyon: 56 gözaltı

16/05/2010 01:10

Sahte belge düzenleyerek çiftçiler adına tarımsal ekipman kredisi ile çiftçi destekleme primleri çektiği öne sürülen 56 şüpheli,düzenlenen operasyonda gözaltına alındı

Hasan KIRMIZITAŞ- Ali LEYLAK

ŞANLIURFA- Şanlıurfa'da, sahte belge düzenleyerek çiftçiler adına tarımsal ekipman kredisi ile çiftçi destekleme primleri çektiği, olayın ortaya çıkmasıyla kendilerine başvuran mağdurları tehdit ettikleri öne sürülen 56 şüpheli, bugün 7 il ve 4 ilçede eş zamanlı düzenlenen operasyonda gözaltına alındı. 11'i kamu görevlisi, 8'i bankacı, 2’si muhtar olan 56 şüphelinin evlerinde silah ve belgeler ele geçirildi.

Yaklaşık 2 yıl önce, birçok çiftçi adına tarımsal ekipman kredisi ve çiftçi destekleme primleri çeken, 2 ay önce yapılan kongrede seçilemeyen CHP İl Başkanı Aziz Aydınlık'ın elebaşı olduğu öne sürülen şebekeye karşı polis operasyon başlattı. Polisin 15 ay önce başlattığı çalışmada, tapu ve kimlik bilgilerine ulaşılan bazı çiftçiler adına sahte belgelerle bankalardan binlerce liralık kredi alındığı, yine birçok çiftçinin destekleme primlerinin de aynı şebeke tarafından çekildiği belirlendi.

İddiaya göre, tarımsal zirai alet satışı yapan kişiler, tarımsal ekipman alımında devletin uyguladığı yüzde 50 hibe desteğinden yararlanmaları için bir çok çiftçi ile temasa geçti. Uygulama kapsamında çoğunluğu traktörlerine römork almak isteyen çiftçiler, zirai alet satışı yapan şebeke üyelerine başvurdu. Başvuru üzerine 5- 10 bin TL arasında değişen ekipman almak isteyen çiftçiler, kredi konusunda işlemlerini takip edeceğini söyleyen şebeke üyelerine tapu, nüfus cüzdanı ve diğer evrakları verip, kredi başvuru formlarını da doldurdu.

Çiftçinin formları imzalayıp, evrakı vermesi ardından şebeke üyelerinin, bankalardan çalışanların da yardımıyla ekipman değerinin çok üzerinde kredi çekip, teminat olarak ellerindeki tapuları ipotek ettirdi. 160 kişi adına bankalardan binlerce lira kredi alan şebeke üyeleri, ellerindeki tapu ve kimlikler ile 51 çiftçi adına bazı memurların da desteğiyle destekleme primlerini de çekti.

Olay, birkaç ay sonra kredi taksitlerinin ödenmemesiyle bankaların haciz işlemine başlaması ve birçok çiftçinin tapusu ipotekli olan tarlasına el koymasıyla ortaya çıktı.
Ardından adlarına kredi çeken şebeke üyelerine başvuran çiftçiler bu kez başlarına dayanan silahlar ile, eş ve çocuklarının kaçırılması, öldürülmelerine dair tehdit edilerek güvenlik güçlerine şikayetçi olmamaları konusunda sindirildi.
Şebekenin tehdit ederek sindirdiği için birçok kişinin korkup polis ve jandarmaya şikayetçi olmadığı belirlenirken, polisin 15 aylık çalışmasında aynı sistem ile mağdur edilen 211 isme ulaşıldı.
Birkaç yıldır aynı sistem ile birçok kişiyi mağdur eden şebekenin, bugüne kadar mağdur ettiği kişilerden 10 milyon TL'nin üzerinde kazanç elde ettiği de ortaya çıktı.


7 İL 4 İLÇEDE EŞ ZAMANLI OPERASYON
Polisin 15 ay süren çalışması tamamlaması ardından önceki sabah erken saatlerinde; Şanlıurfa, Adana, Konya, Mersin, İstanbul, İzmir, Ankara ile Hilvan, Siverek, Viranşehir ve Bozova ilçelerinde şebeke üyelerinin bulunduğu 60'ın üzerinde ayrı adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda, 11'i kamu görevlisi, 8'i bankacı, 2'si muhtar 56 şüpheli gözaltına alınırken, kardeşi Bekir Aydınlık ile birlikte şebeke elebaşılığını yapmakla suçlanan CHP eski İl Başkanı Aziz Aydınlık ise, CHP Genel Başkanlığı görevinden istifa eden Deniz Baykal’a destek için gittiği Ankara'da bir otelde yakalanarak Şanlıurfa’ya getirildi.

Baskınlarda şüphelilere ait ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda, suikast silahı olarak bilinen Uzi, 3 Kalaşnikof tüfek, 7 av tüfeği, 7 tabanca, tek kırma el yapımı tabanca, 27 şarjör, 130 tabanca mermisi, 337 av tüfeği fişeği, 221 kalaşnikof mermisi, çok sayıda tapu senedi, Nüfus cüzdan fotokopileri, ikametgah belgeleri, çek, senet, banka cüzdanları, bilgisayar hard diskleri, dizüstü bilgisayarlar, çiftçi destekleme müracaat formları, alacak-verecek ajandaları ile çeşitli belge ve dokümanlara el konuldu.

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde 3 gün sorgulanan 56 şüpheli, bu sabah sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü. Çok sayıda polisin geniş güvenlik önlemi aldığı hastane bahçesi ve çevresinde, şüphelilerin geçişi sırasında acil servise kimse alınmadı. 2 otobüs ve 1 minibüs ile hastaneye getirilen şüpheliler sağlık kontrolünden geçirilirken, şebekenin elebaşı olmakla suçlanan CHP eski İl Başkanı Aziz Aydınlık kendisini görüntüleyen gazetecilere “Çekmeyin Ulan” diyerek tepki gösterdi.

Sağlık kontrollerinin tamamlanması ardından adliyeye sevk edilen 56 şüpheli, ‘Suç işlemek amacıyla silahlı suç örgütü kurmak, örgüte üye olmak, haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş örgütün faaliyeti çerçevesinde tehdit; nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, zimmet, bankacılık kanununa muhalefet, ihaleye fesat karıştırmak’ suçlarından sorgulanmaya başlandı.(dha)

http://www.radikal.com.tr/

6 Mayıs 2010

Yunanistan'da ölümlerin şoku yaşanıyor

Yunanistan'da ölümlerin şoku yaşanıyor

06.05.2010

Yunanistan'da ölümlerin şoku yaşanıyor

Yunanistan'da dün hükümetin ekonomik önlemlerini protesto etmek amacıyla düzenlenen ve 3 kişinin yaşamını yitirdiği protesto gösterilerinin ardından, polis yoğun güvenlik önlemleri almayı sürdürüyor.

Başkent Atina’nın tüm merkezi yollarında güvenlik ekipleri konuşlanırken, Marfin Bankası şubesine molotof kokteyli atan ve biri 4 aylık hamile olmak üzere 2 kadın ile bir erkek çalışanın hayatını kaybetmesine yol açan saldırganlar halen yakalanmaya çalışılıyor.
Çıkan olaylarda büyük bölümü kendilerini "iktidar karşıtı" olarak adlandıran toplam 70 kişinin şu ana kadar gözaltına alındığı belirtiliyor.

Bu arada Marfin Bankası şubesi çalışanları, molotof kokteylleriyle saldırıyı düzenleyen 3 maskeli şahsın önce şubenin camlarını kırdıklarını ve içeriye iki bidon benzin koyduklarını söyledi. Çevredeki göstericilerin durdurmaya çalıştığı saldırganların molotof kokteyli atarken, "Yansınlar ne de olsa banka çalışanları" şeklinde konuştukları öne sürüldü. Yangının çıkmasından hemen sonra bölgeye ulaşan itfaiye ekibinin ise bir grup gösterici tarafından taşlanarak, olay yerinden ayrılmak zorunda bırakıldığı belirtildi. Öte yandan halk, saldırıda hayatını kaybeden 32, 35 ve 36 yaşındaki çalışanlar için banka şubesine çiçekler bırakıp, mumlar yakıyor. Başkentte hasar tespit çalışmaları sürerken, olaylarda ilk belirlemelere göre 41’i polis olmak üzere 50 kişi de yaralandı. Yangın sırasında banka şubesinin 2. katından atlayan bir çalışanın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Hastanelere özel araçlarla taşınan yaralıların sayısı ise henüz bilinmiyor. Bugün ayrıca, Yunanistan Kamu Çalışanları Konfederasyonu (ADEDY), İçşi Sendikaları Federasyonu (GSEE) ve Mücadeleci İşçi Kolları Birliği’nin (PAME) katılımıyla bu akşam saat 18.00’da kent merkezinde bir gösteri düzenleneceği açıklandı.

YUNAN BASINI:"3’LÜ TRAJEDİ KANI DONDURDU"
Son yılların en büyük protesto gösterisinin dün düzenlendiğine dikkati çeken Yunan basını, olaylarda 3 kişinin kör şiddete kurban gitmesinin "kanı dondurduğu" değerlendirmesinde bulundu. Olayların zor bir dönemden geçmekte olan Yunanistan’ın özellikle yurtdışındaki imajı için "kara leke" teşkil ettiğini belirten basın yayın organları, ülkenin trajik olayda hayatını kaybedenler için yasa gömüldüğünü duyurdular. Haberlerde, gösterilere yaklaşık 150 ila 200 bin kişinin katıldığı ve her yaştan göstericinin milletvekillerinin istifasını talep ederek, "meclisten hapse", "hırsızlar", "çaldıklarınızı geri getirin", "çalmadık ödemeyeceğiz", "IMF dışarı" ve "mücadeleye devam" şeklinde sloganlar attıklarının altı çizildi.

EKONOMİK ÖNLEMLER
Yunanistan Maliye Bakanı Yorgo Papakostandinu, pazar günü yaptığı açıklamada, bütçe açığının daraltılması için alınacak borç konusunda, IMF (Uluslararası Para Fonu), AB Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası ile anlaşmaya varılması çerçevesinde yeni ekonomik önlemler alındığını kaydetmişti. Kamuda maaşları aylık 3 bin avroya kadar olan çalışanların, Yunanistan’da 13. maaş olarak adlandırılan Noel maaşı, Paskalya ile yaz tatili dönemleri için verilen ve 14. maaş olarak nitelendirilen yarımşar maaş ikramiyelerinin bundan böyle toplam 1000 avroya tekabül edeceğini belirten Papakostandinu, aylık 2500 avroyu geçmeyen emekli maaşlarında da Paskalya ile tatil ödeneklerinin 200’er, Noel maaşının ise 400 avro olarak belirlendiğini, daha yüksek emekli maaşlarının ise düşürüleceğini açıklamıştı. Kamu çalışanlarının ödeneklerinde yüzde 8 oranında kesintiye gidileceğini ifade eden Bakan, kamuda gerek maaşların gerekse emekli maaşlarının dondurulduğunu da vurgulamıştı. Maliye Bakanı, KDV’nin yüzde 21’den yüzde 23’e çıkartılacağını, sigara ve alkollü içki fiyatlarında yüzde 10 oranında ek vergi uygulayacağını, lüks harcamalarda ise vergilerin artacağını belirtmişti. Öte yandan, Yunanistan’da mart ayında da ekonomik önlemler alınmıştı. Söz konusu önlemler, kamu çalışanlarının maaşlarında kesinti, KDV’nin yüzde 19’dan yüzde 21’e yükseltilmesi, ödeneklerde yüzde 12 oranında kesinti, emekli maaşlarının 2010 yılı süresince dondurulması, akaryakıt fiyatlarında 3 ile 8 cent arası zam, alkollü içeceklerde yüzde 20, sigara fiyatlarında ise yüzde 65 oranında ek vergi uygulanması ve tutarı 35 bin avroyu aşan, otomobil ve yat alımlarını da içeren lüks harcamalara özel ek vergi konulmasını öngörüyordu. Ayrıca, Yunanistan’da 13. maaş olarak adlandırılan Noel maaşında yüzde 30, Paskalya ile yaz tatili dönemleri için verilen ve 14. maaş olarak nitelendirilen yarımşar maaş ikramiyelerde ise yüzde 30 oranında kesinti yapılmıştı. Yunan sendikaları ise önlemler geri çekilinceye kadar mücadeleye devam edileceğini açıklamışlardı.

http://www.radikal.com.tr/

14 Nisan 2010

Ana yüreği yerlerde sürüklendi

Ana yüreği yerlerde sürüklendi

Ana yüreği yerlerde sürüklendi

14/04/2010 07:19

Kapatılan DTP'nin lideri Ahmet Türk'e Samsun'da saldırı birçok ilde protesto edilirken, Hakkâri'de bir anne ile oğulun dramında da 'insanlık yerlerde sürüklendi'. Okuldan döndüğü belirtilen bir çocuk olayların arasına düşüp gözaltına alınırken, annesi onu kurtarabilmek için çırpındı.

Ahmet Türk’e yapılan saldırıları kınamak için Hakkâri’de BDP tarafından yapılan basın açıklamasının ardından Cumhuriyet Caddesi üzerinde olaylar çıktı. Bu sırada okuldan döndüğü belirtilen ve eski Hakkâri Belediye Başkanı Kazım Kurt’un 14 yaşındaki oğlu Hatip Kurt, polisler tarafından gözaltına alındı. Annesi Güllü Kurt’un tüm çabalarına rağmen polisin gözaltına aldığı Hatip Kurt, daha sonra yaralandığı için hastaneye götürüldü.

Beş çocuk annesi Güllü Kurt, “Çocuğum Hatip Kurt okuldan dönüyordu. Ben de kendisini almak için gittim. O sırada olaylar çıktı. Bir baktım çocuğumu polisler almışlar. Çocuğumu kurtarmak için polise yalvardım, ancak vermediler. Beni ve çocuğumu hastaneye getirdiler. Yine hastaneye getirilişimizde bile beni tartaklayıp hakaret ettiler. Çocuğum şu anda hastanede tedavi görüyor” dedi.

Belediye Başkanı Dr. Fadıl Bedirhanoğlu ve BDP’liler çocuğu ve annesini hastanede ziyaret etti. Bu sırada hastaneye giren çevik kuvvet polisleri ile partililer arasında gerginlik yaşandı.

Hakkari Valisi Muammer Türker, olayla ilgili “Eğer ortada böyle bir durum varsa gereği yapılacaktır” diye konuştu. (iha)

18 Mart 2010

Hacettepe ve ODTÜ’de Ulaşım Protestosu; 127 Gözaltı

Hacettepe ve ODTÜ’de Ulaşım Protestosu; 127 Gözaltı

17.03.2010

23660_374355719005_529204005_3882948_4341147_n

Ankara ‘da ;ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesi öğrencileri ulaşım zammını protesto etmek için kart basmadan otobüse binmek istediler;127 kişi gözaltında.

Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü öğrencileri saat 18:00 sularında kampüs duraklarındaki 3 otobüse kartsız binmek isterken ilk önce şöförlerin itiraz edip otobüsü terk etmelerinden sonra öğrenciler ”Ulaşımın bir hak” olduğunu hatırlatarak durumu protesto etttiler.

Bu sırada Kampüsün giriş kapısına doğru yürüyen öğrenciler.Burda Çevik Kuvvet polisinin 3 Panzer ve 1 Toma aracıyla karşılaştılar.Giriş Kapısında öğrenciler 100 e yakın Çevik Kuvvet tarafından göz altına alındılar.

Ve aynı saatlerde aynı ulaşım protestosunu gerçekleştiren ODTÜ kampüsün’den ise 99 öğrenci gözaltı ve Hacettepe Kampüsü’nden ise 28 öğrenci gözaltına alınarak toplam 127 kişi gözaltına alındı.

ODTÜ’den alınan öğrenciler Yıldızevler Polis Karakolu’na Hacettepe Üniversitesi’nden alınan öğrenciler ise Ankara Emniyet Genel Müdürlüğüne götürüldüler.

-Serhat Ertuğrul-

Fotoğraf: http://www.gazeteodtulu.com

http://yesilgazete.org/

14 Kasım 2009

SERBEST BIRAKILMALARINI İSTEMEK DE SUÇ!

SERBEST BIRAKILMALARINI İSTEMEK DE SUÇ!

KESK'li Tutuklularla Dayanışma

Cumartesi, 14 Kasım 2009

Kars'ta yaşanan gözaltı olayı üzerine Genel Sekreterimiz Emirali ŞİMŞEK bir basın açıklaması yaptı.

"Bugün tüm Türkiye’de binlerce kamu emekçisi alanlara çıkarak yaptıkları basın açıklamasıyla 28 Mayıs 2009 tarihinde İzmir’de başlatılan operasyon sonucu tutuklanan yönetici ve üyelerimizin serbest bırakılmalarını talep etmiş, ardından oturma eylemleri gerçekleştirmişlerdir.

Diğer illerde ciddi bir olay yaşanmazken, Kars’ta güvenlik güçlerinin keyfi ve saldırgan tutumları nedeniyle 34 kişi gözaltına alınmıştır. Halen 31 yönetici ve üyemiz gözaltında tutulmaktadır.

Bilindiği gibi, AB sürecinde yapılan düzenlemelerle birlikte basın açıklaması yapmak için mülki idareden ya da emniyetten izin alma zorunluluğu kaldırılmıştır. Demokrasinin ve uluslararası hukukun da gereği budur. Ancak hala bazı mülki idare amirleri, emniyet yetkileri sendikal hak ve özgürlükler kapsamındaki çalışmalarımızı engellemeyi ve gerginlik yaratmayı kendilerine iş edinmekten vazgeçmemişlerdir. Demokrasi, barış, hak ve özgürlük gibi kavramlar bunların tüylerini diken diken etmektedir!

Emekçilerin bedeller ödeyerek kazandığı en demokratik hakların kullanımının keyfi şekilde engellenmesini kabul etmedik, etmeyeceğiz. Saldırı ve yönelim derhal durdurulmalı, gözaltına alınan arkadaşlarımız serbest bırakılmalıdır. Demokratik bir hakkın kullanımını engelleyerek asıl suçu işleyen emniyet yetkilileri ve mülki idare amirleri hakkında soruşturma açılmalıdır.

*KESK*