http://www.pirsultan.net/haber_detay.asp?ID=4076 |
http://www.pirsultan.net/haber_detay.asp?ID=4076 |
| ||||||||
Olay, önceki gün saat 12.00 sıralarında Yozgat Otogarı'nda meydana geldi. Otobüsün hareket saatini bekleyen Savcı Özcan Çubukoğlu sigara içmeye başlayınca çevreden birkaç kişi ‘Ramazan ayında açıkta neden sigara içiyorsun?’ diye laf attı. Savcı Çubukoğlu’nun sigara içmeye devam etmesi üzerine bu kişiler Çubukoğlu'na saldırdı. İddiaya göre Çubukoğlu, Cumhuriyet Savcısı olduğunu belirtmesine rağmen 2 kişi tarafından dövüldü. Burnu kırılan Çubukoğlu, 112 Acil Servis tarafından Yozgat Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Otogarda sigara içen savcıya ‘oruç’ dayağı
Harun GÖKÇEOĞLU/YOZGAT, (DHA)
3 Eylül 2010
http://haber.gazetevatan.com/otogarda-sigara-icen-savciya-oruc-dayagi/326839/1/Gundem
isikyukselk@gmail.comBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Salı, 27 Temmuz 2010 Referanduma konu olan maddelerden birini de, 12 Eylül mağduru milyonların ağzına bir parça bal sürmeyi amaç edinen geçici 15. Maddenin kaldırılması oluşturuyor. Bu maddenin, simgesel bir anlamı var; zira darbecilerden Evren’i hedeflediği ve böylece demokratik bir anayasanın kapısının aralandığı izlenimi yaratılmak isteniyor. Kendi yaptığından daha anti demokratik bir anayasa düzenlemesi yapıldığının farkında olan Kenan Evren, referandumda “evet” çıkması halinde “kafasına sıkacağı”nı tekrarladığı belirtiliyor. Kendisinin kefil olduğu 82’ Anayasası’na “evet” oyu verip oranın yüzde 92’ye çıkmasına neden olanların, politik hedeflerine ulaşmayı kolaylaştırmak amacıyla geçici 15. Maddeyi de vitrine koyduğunu biliyor. Evren bu, altta kalır mı; “…sadece bir kurşun! Bumm! Ben, kendi işimi kendim hallederim. Onlara beni yargılama zevkini tattırmam” diyor. Blöf mü yapıyor, içten mi söylüyor; bilinmez. Bilinen Evren’in önemli bir tarihsel sürecin “kara kutusu” niteliği taşıdığıdır. Evren’in bildiklerini bütün toplumun bilmesi sağlanmadan Evren’in “göçüp gitmesi”, Türkiye demokrasisi açısından büyük bir kayıp anlamına geliyor. Hükümet’in, önce 22 Şubat’ta, ardından da geçtiğimiz günlerde, çok sayıda muvazzaf ve emekli generali hedefleyen operasyonlarının ana kaynağı da Evren’i gösteriyor. 12 Eylül’ün nasıl gerçekleştiği bilinmeden, gözaltına alınan, tutuklanan generallerin tümünün içeri tıkılması, Türkiye demokrasisinin niteliğinde bir değişime yol açmayacağı anlaşılıyor. 12 Eylül’ün astığı astık, kestiği kestik generali Evren’in, kendilerini yargılama ihtimaline meydan okuması hali, beni korkutuyor. Bu nedenle kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek olan Evren’i koruma fikrine ulaşmış bulunuyorum. Evren’in hüküm sürdüğü döneme ilişkin devletin “üç maymun”u oynama nedenini öğrenmemiz gerekiyor. Öğrenebilmemizin yolunun Evren’in yaşatılması için gerekli önlemlerin alınmasından geçiyor.
Evren’i koruyalım; hem de gözümüz gibi !Yüksel Işık
Türkiye demokrasinin Evren’in “naçiz vücudu”na değil, sahip olduğu bilgiye ihtiyacı var ve bu bilgi için Evren’in yaşama hakkını titizlikle korumamız gerekiyor.
Korumanın bin bir yolu var ama öncelikle “beylik silahı”na el konulması lazım. “Evet” çıkması halinde intihar edeceğini belirten birinin silah taşıması, kamu çıkarı açısından tehlike arz ediyor. “Evet” çıkmama ihtimaline güvenerek, Evren’i korumaktan imtina edilemez. Bu ülkenin, yaşı hayli ilerlemiş, bir zamanların kudretli paşasından öğreneceği çok şey var.
İhtimal zayıf ama “evet” oyu çıkması halinde kimsenin Evren’in kapısına dayanıp sorgulaması mümkün görünmüyor. Zira sekiz yıldır Hükümet eden AKP’nin zaman aşımı süresinin dolmasını beklemiş olması pek manidar görünüyor. Gene de bendeki Evren’i yargılama isteği, okuldaşım ve arkadaşım Necdet Adalı’yı, onca kuşkuyu hiçe sayıp darağacına göndermesinden değil; Türkiye’nin karanlık geçmişinin açığa çıkartılması sürecinde anahtar niteliği taşımasından kaynaklanıyor.
Evren’in kullandığı, “kendi işimi kendim hallederim” ifadesi, bir çeşit suç itirafı anlamına geliyor. O halde buradan bir çağrı yapıyorum: Evren’i koruyalım; hem de gözümüz gibi!
http://www.habercek.com/
Gözaltındaki Arkadaşlarımız Hemen Salıverilmelidir Çrş, 16 Haziran 2010 Genel Başkan Sami EVREN'in gözaltına alınan KESK'li yöneticilerle ilgili basın açıklaması: Aralarında Konfederasyonumuz MYK üyesi ve Örgütlenme Sekreteri Akman Şimşek, sendikamız SES MYK üyesi Meryem Özsöğüt’ün , Ankara BES 1 no’lu şube yöneticisi Ahmet Danacıoğlu’nun da olduğu bir grup arkadaşımızın terörle mücadele ekipleri tarafından sudan gerekçelerle gözaltına alınmış olması karşısında sessiz kalmayacağız. Avukatların emniyet kaynaklarından aldığı bilgiye göre arkadaşlarımız Güler Zere anması ve Mahir Çayan’ın ölüm yıldönümü anmalarına katıldıkları için gözaltına alınmıştır. Bilindiği gibi Güler Zere yakalandığı amansız hastalıktan sadece geç salıverildiği için kurtarılamamış ve aynı durumda olan hasta tutuklular için öne çıkmış bir toplumsal kişiliktir. Zulme uğramıştır ve halkın vicdanında önemli bir yer edinmiştir. Mahir, Deniz, İbo gibi özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesinde Türkiye tarihine geçmiş; kayıpları halkın ve emekçilerin belleğinde silinemez bir yer edinmiş bir tarihsel kişiliklerdir. Toplumun bellek ve vicdanında yer edinmiş kişilerin ölüm yıldönümlerinde anmalar yapılması etkinlikler düzenlemesi ne zamandan beri bir suç olarak görülmektedir? Yapılmak istenen suç teşkil etmeyen etkinliklerin gerekçe gösterilerek, toplumun örgütlü kesimlerinin yıldırılmasıdır. Arkadaşlarımız toplum içinde yerleri, meslekleri olan; adresleri belli insanlardır. Dolayısıyla herhangi bir soruşturma için yetkililer tarafından davet edilmeleri, ifadelerine başvurulmaları mümkünken, darbe dönemlerine benzer bir biçimde sabaha karşı gözaltına alınmalarının hiçbir anlaşılır yanı yoktur. Gözaltılar, sabaha karşı yapılan operasyonlarla ülkede korku ikliminin hakim kılınması ve bu operasyonlarla insanların teşhir edilerek topluma potansiyel suçlu gibi sunulması Siyasi iktidar bilmelidir ki, KESK demokrasi dışı bu uygulamalar karşısında mücadelesinden geri adım atmayacaktır. Gözaltındaki arkadaşlarımız hemen salıverilmelidir. http://www.kesk.org.tr/node/255 |
ENGİN CEBER DOSYASI TRT HABER'DE 17 Haziran 2010 11:56 Gördüğü işkence sonucu hayatını kaybeden Engin Çeber dosyası bu akşam TRT Haber'in Büyük Takip dosyasında ekrana gelecek. Programda Çeber'in hücre arkadaşının açıklamaları ve son mektubu yayınlanacak. Yasadışı gösteri yaptığı gerekçesiyle üç arkadaşı ile gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak gönderildiği Metris Cezaevinde komaya giren ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Engin Çeber’in son günlerinin konu edindiği Büyük Takip’in ‘Çeber’ dosyası, daha yayınlanmadan ses getirmiş ancak yayın programından kaldırılmıştı. BİR HAYVANMIŞ GİBİ DÖVDÜLER
ÇEBER’İN MEKTUP’U BÜYÜK TAKİP’DE TARİHİ KARAR MUZAFFER TEKİN TAKİPTEN RAHATSIZ OLMUŞTU http://www.haber7.com/ |
Şanlıurfa'da Büyük oparasyon: 56 gözaltı16/05/2010 01:10 Sahte belge düzenleyerek çiftçiler adına tarımsal ekipman kredisi ile çiftçi destekleme primleri çektiği öne sürülen 56 şüpheli,düzenlenen operasyonda gözaltına alındı Hasan KIRMIZITAŞ- Ali LEYLAK ŞANLIURFA- Şanlıurfa'da, sahte belge düzenleyerek çiftçiler adına tarımsal ekipman kredisi ile çiftçi destekleme primleri çektiği, olayın ortaya çıkmasıyla kendilerine başvuran mağdurları tehdit ettikleri öne sürülen 56 şüpheli, bugün 7 il ve 4 ilçede eş zamanlı düzenlenen operasyonda gözaltına alındı. 11'i kamu görevlisi, 8'i bankacı, 2’si muhtar olan 56 şüphelinin evlerinde silah ve belgeler ele geçirildi. İddiaya göre, tarımsal zirai alet satışı yapan kişiler, tarımsal ekipman alımında devletin uyguladığı yüzde 50 hibe desteğinden yararlanmaları için bir çok çiftçi ile temasa geçti. Uygulama kapsamında çoğunluğu traktörlerine römork almak isteyen çiftçiler, zirai alet satışı yapan şebeke üyelerine başvurdu. Başvuru üzerine 5- 10 bin TL arasında değişen ekipman almak isteyen çiftçiler, kredi konusunda işlemlerini takip edeceğini söyleyen şebeke üyelerine tapu, nüfus cüzdanı ve diğer evrakları verip, kredi başvuru formlarını da doldurdu. Çiftçinin formları imzalayıp, evrakı vermesi ardından şebeke üyelerinin, bankalardan çalışanların da yardımıyla ekipman değerinin çok üzerinde kredi çekip, teminat olarak ellerindeki tapuları ipotek ettirdi. 160 kişi adına bankalardan binlerce lira kredi alan şebeke üyeleri, ellerindeki tapu ve kimlikler ile 51 çiftçi adına bazı memurların da desteğiyle destekleme primlerini de çekti. Sağlık kontrollerinin tamamlanması ardından adliyeye sevk edilen 56 şüpheli, ‘Suç işlemek amacıyla silahlı suç örgütü kurmak, örgüte üye olmak, haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş örgütün faaliyeti çerçevesinde tehdit; nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, zimmet, bankacılık kanununa muhalefet, ihaleye fesat karıştırmak’ suçlarından sorgulanmaya başlandı.(dha)
http://www.radikal.com.tr/ |
| |
Yunanistan'da dün hükümetin ekonomik önlemlerini protesto etmek amacıyla düzenlenen ve 3 kişinin yaşamını yitirdiği protesto gösterilerinin ardından, polis yoğun güvenlik önlemleri almayı sürdürüyor. Çıkan olaylarda büyük bölümü kendilerini "iktidar karşıtı" olarak adlandıran toplam 70 kişinin şu ana kadar gözaltına alındığı belirtiliyor. Bu arada Marfin Bankası şubesi çalışanları, molotof kokteylleriyle saldırıyı düzenleyen 3 maskeli şahsın önce şubenin camlarını kırdıklarını ve içeriye iki bidon benzin koyduklarını söyledi. Çevredeki göstericilerin durdurmaya çalıştığı saldırganların molotof kokteyli atarken, "Yansınlar ne de olsa banka çalışanları" şeklinde konuştukları öne sürüldü. Yangının çıkmasından hemen sonra bölgeye ulaşan itfaiye ekibinin ise bir grup gösterici tarafından taşlanarak, olay yerinden ayrılmak zorunda bırakıldığı belirtildi. Öte yandan halk, saldırıda hayatını kaybeden 32, 35 ve 36 yaşındaki çalışanlar için banka şubesine çiçekler bırakıp, mumlar yakıyor. Başkentte hasar tespit çalışmaları sürerken, olaylarda ilk belirlemelere göre 41’i polis olmak üzere 50 kişi de yaralandı. Yangın sırasında banka şubesinin 2. katından atlayan bir çalışanın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Hastanelere özel araçlarla taşınan yaralıların sayısı ise henüz bilinmiyor. Bugün ayrıca, Yunanistan Kamu Çalışanları Konfederasyonu (ADEDY), İçşi Sendikaları Federasyonu (GSEE) ve Mücadeleci İşçi Kolları Birliği’nin (PAME) katılımıyla bu akşam saat 18.00’da kent merkezinde bir gösteri düzenleneceği açıklandı. YUNAN BASINI:"3’LÜ TRAJEDİ KANI DONDURDU" Son yılların en büyük protesto gösterisinin dün düzenlendiğine dikkati çeken Yunan basını, olaylarda 3 kişinin kör şiddete kurban gitmesinin "kanı dondurduğu" değerlendirmesinde bulundu. Olayların zor bir dönemden geçmekte olan Yunanistan’ın özellikle yurtdışındaki imajı için "kara leke" teşkil ettiğini belirten basın yayın organları, ülkenin trajik olayda hayatını kaybedenler için yasa gömüldüğünü duyurdular. Haberlerde, gösterilere yaklaşık 150 ila 200 bin kişinin katıldığı ve her yaştan göstericinin milletvekillerinin istifasını talep ederek, "meclisten hapse", "hırsızlar", "çaldıklarınızı geri getirin", "çalmadık ödemeyeceğiz", "IMF dışarı" ve "mücadeleye devam" şeklinde sloganlar attıklarının altı çizildi. EKONOMİK ÖNLEMLER Yunanistan Maliye Bakanı Yorgo Papakostandinu, pazar günü yaptığı açıklamada, bütçe açığının daraltılması için alınacak borç konusunda, IMF (Uluslararası Para Fonu), AB Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası ile anlaşmaya varılması çerçevesinde yeni ekonomik önlemler alındığını kaydetmişti. Kamuda maaşları aylık 3 bin avroya kadar olan çalışanların, Yunanistan’da 13. maaş olarak adlandırılan Noel maaşı, Paskalya ile yaz tatili dönemleri için verilen ve 14. maaş olarak nitelendirilen yarımşar maaş ikramiyelerinin bundan böyle toplam 1000 avroya tekabül edeceğini belirten Papakostandinu, aylık 2500 avroyu geçmeyen emekli maaşlarında da Paskalya ile tatil ödeneklerinin 200’er, Noel maaşının ise 400 avro olarak belirlendiğini, daha yüksek emekli maaşlarının ise düşürüleceğini açıklamıştı. Kamu çalışanlarının ödeneklerinde yüzde 8 oranında kesintiye gidileceğini ifade eden Bakan, kamuda gerek maaşların gerekse emekli maaşlarının dondurulduğunu da vurgulamıştı. Maliye Bakanı, KDV’nin yüzde 21’den yüzde 23’e çıkartılacağını, sigara ve alkollü içki fiyatlarında yüzde 10 oranında ek vergi uygulayacağını, lüks harcamalarda ise vergilerin artacağını belirtmişti. Öte yandan, Yunanistan’da mart ayında da ekonomik önlemler alınmıştı. Söz konusu önlemler, kamu çalışanlarının maaşlarında kesinti, KDV’nin yüzde 19’dan yüzde 21’e yükseltilmesi, ödeneklerde yüzde 12 oranında kesinti, emekli maaşlarının 2010 yılı süresince dondurulması, akaryakıt fiyatlarında 3 ile 8 cent arası zam, alkollü içeceklerde yüzde 20, sigara fiyatlarında ise yüzde 65 oranında ek vergi uygulanması ve tutarı 35 bin avroyu aşan, otomobil ve yat alımlarını da içeren lüks harcamalara özel ek vergi konulmasını öngörüyordu. Ayrıca, Yunanistan’da 13. maaş olarak adlandırılan Noel maaşında yüzde 30, Paskalya ile yaz tatili dönemleri için verilen ve 14. maaş olarak nitelendirilen yarımşar maaş ikramiyelerde ise yüzde 30 oranında kesinti yapılmıştı. Yunan sendikaları ise önlemler geri çekilinceye kadar mücadeleye devam edileceğini açıklamışlardı. http://www.radikal.com.tr/ |
14/04/2010 07:19 Kapatılan DTP'nin lideri Ahmet Türk'e Samsun'da saldırı birçok ilde protesto edilirken, Hakkâri'de bir anne ile oğulun dramında da 'insanlık yerlerde sürüklendi'. Okuldan döndüğü belirtilen bir çocuk olayların arasına düşüp gözaltına alınırken, annesi onu kurtarabilmek için çırpındı.
Beş çocuk annesi Güllü Kurt, “Çocuğum Hatip Kurt okuldan dönüyordu. Ben de kendisini almak için gittim. O sırada olaylar çıktı. Bir baktım çocuğumu polisler almışlar. Çocuğumu kurtarmak için polise yalvardım, ancak vermediler. Beni ve çocuğumu hastaneye getirdiler. Yine hastaneye getirilişimizde bile beni tartaklayıp hakaret ettiler. Çocuğum şu anda hastanede tedavi görüyor” dedi.
Belediye Başkanı Dr. Fadıl Bedirhanoğlu ve BDP’liler çocuğu ve annesini hastanede ziyaret etti. Bu sırada hastaneye giren çevik kuvvet polisleri ile partililer arasında gerginlik yaşandı.
Hakkari Valisi Muammer Türker, olayla ilgili “Eğer ortada böyle bir durum varsa gereği yapılacaktır” diye konuştu. (iha)
Ankara ‘da ;ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesi öğrencileri ulaşım zammını protesto etmek için kart basmadan otobüse binmek istediler;127 kişi gözaltında.
Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü öğrencileri saat 18:00 sularında kampüs duraklarındaki 3 otobüse kartsız binmek isterken ilk önce şöförlerin itiraz edip otobüsü terk etmelerinden sonra öğrenciler ”Ulaşımın bir hak” olduğunu hatırlatarak durumu protesto etttiler.
Bu sırada Kampüsün giriş kapısına doğru yürüyen öğrenciler.Burda Çevik Kuvvet polisinin 3 Panzer ve 1 Toma aracıyla karşılaştılar.Giriş Kapısında öğrenciler 100 e yakın Çevik Kuvvet tarafından göz altına alındılar.
Ve aynı saatlerde aynı ulaşım protestosunu gerçekleştiren ODTÜ kampüsün’den ise 99 öğrenci gözaltı ve Hacettepe Kampüsü’nden ise 28 öğrenci gözaltına alınarak toplam 127 kişi gözaltına alındı.
ODTÜ’den alınan öğrenciler Yıldızevler Polis Karakolu’na Hacettepe Üniversitesi’nden alınan öğrenciler ise Ankara Emniyet Genel Müdürlüğüne götürüldüler.
-Serhat Ertuğrul-
Fotoğraf: http://www.gazeteodtulu.com
Kars'ta yaşanan gözaltı olayı üzerine Genel Sekreterimiz Emirali ŞİMŞEK bir basın açıklaması yaptı. "Bugün tüm Türkiye’de binlerce kamu emekçisi alanlara çıkarak yaptıkları basın açıklamasıyla 28 Mayıs 2009 tarihinde İzmir’de başlatılan operasyon sonucu tutuklanan yönetici ve üyelerimizin serbest bırakılmalarını talep etmiş, ardından oturma eylemleri gerçekleştirmişlerdir. *KESK*SERBEST BIRAKILMALARINI İSTEMEK DE SUÇ!
Cumartesi, 14 Kasım 2009
Bilindiği gibi, AB sürecinde yapılan düzenlemelerle birlikte basın açıklaması yapmak için mülki idareden ya da emniyetten izin alma zorunluluğu kaldırılmıştır. Demokrasinin ve uluslararası hukukun da gereği budur. Ancak hala bazı mülki idare amirleri, emniyet yetkileri sendikal hak ve özgürlükler kapsamındaki çalışmalarımızı engellemeyi ve gerginlik yaratmayı kendilerine iş edinmekten vazgeçmemişlerdir. Demokrasi, barış, hak ve özgürlük gibi kavramlar bunların tüylerini diken diken etmektedir!
Emekçilerin bedeller ödeyerek kazandığı en demokratik hakların kullanımının keyfi şekilde engellenmesini kabul etmedik, etmeyeceğiz. Saldırı ve yönelim derhal durdurulmalı, gözaltına alınan arkadaşlarımız serbest bırakılmalıdır. Demokratik bir hakkın kullanımını engelleyerek asıl suçu işleyen emniyet yetkilileri ve mülki idare amirleri hakkında soruşturma açılmalıdır.