Yeryüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeryüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2010

YENİ SABAHLARIN ÇAN SESİ

YENİ SABAHLARIN ÇAN SESİ

Güneş ülkesi ütopyası ölmedi yüzyıllardır... ve ölmeyecek bu gidişle..

Can Dundar
4/4/2007




İnsanlığın gelecek tasavvuru antik çağdan 20. yüzyıla kadar edebiyatta iyimser ütopyalar yaratmıştı. 20. yüzyılın başından itiba­ren ise ütopya karşıtı eserler (distopyalar) çıktı ortaya...

O güne dek ufkunda yeryüzü cen­netleri hayal eden insanoğlu ilk kez is­tikbalde karanlık bulutlar görmeye başlamıştı.

***

Tommaso Campanella, ütopyala­rın en ünlüsü sayılan eseri "Güneş Ül­kesi"ni geçen binyılın ortalarında yazdı.

Aydınlık beyinli bu filozofu tarih, in­sanlığın en karanlık çağına elçi tayin etmişti adeta... "Ben doğacak yeni sabahların çan sesiyim" di­yordu.

Avrupa engizisyon ve sefaletin pençesinde kıvranırken, yoksullukla bağnazlığın her buluşmasında olduğu gibi yine ilk hedef "düşünce" olmuştu.

Akademinin ve kitabın lanetlendiği o çağda özgürlük meşalesiyle ayağa kalktı Campanella... Kör inançlara, yerleşik düşüncelere kafa tuttu. Felsefenin din baskısından kurtulma­sı gerektiğini savundu.

Çünkü felsefe aklın ürünüydü, din ise imanın peşindeydi. Bu görüşleri nedeniyle Cizvitlerce sapkın­lık ve büyücülükle suçlandı. O da yoksulları ezen krallara ve işkenceci yobazlara karşı ahaliyi ayaklanmaya çağırdı. Ne var ki ayaklanma başlamadan bastırıldı. Campanella ise kaçmak üzere anlaştığı Türk gemisine binmek üzereyken yakalandı.

Atıldığı hapishanede günlerce korkunç işkenceler gördü, iş­kencecileri onu öldü sanarak bir çukura attılar. Nice sonra dirilip mahkeme huzuruna çıkarıldı. Yargıçlar, savunduğu fi­kirleri nereden öğrendiğini sordular:

"Bunları öğrenmek için sizin içtiğiniz şarapların 10 misli kandil yağı harcadım" diye cevap verdi.

Kiliseye meydan okumak ve halkı ayaklanmaya kışkırtmak suçlarından hapse mahkûm edildi.

Ne af istedi, ne insaf... Sadece kâğıt ve kalem...

İnsanlığı yüzyıllar boyu aydınlata­cak "Güneş Ülkesi"ni, karanlığın en koyu zindanlarında yazdı.

"Güneş Ülkesi"ni Türkçe'ye çevi­ren Vedat Günyol'a göre bu ki­tap, "insanoğlunun mutlu bir yaşama kavuşma isteklerinin en temiziyle yazılmış eserle­rin başında gelir."

Burada, günün birinde gerçekleşeceğini düşündüğü toplum modelini ortaya ko­yar Campanella... Ona göre bütün kötülüklerin ve hak­sızlıkların kaynağı, insanla­rın bencilliği ve mülkiyet hırsıdır. İsa, bütün insanla­rın yeryüzünden ortaklaşa yararlanmalarını istediği hal­de, mal mülk tutkusu töreyi paramparça etmiştir. Oysa "Gü­neş Ülkesi"nde kimse kimsenin hakkını yemez, çünkü herkes havari­ler gibi yiyeceğini ortak sofradan yer... Kita­bın son sözü şudur: "Bizim düzenimiz, havarice bir düzendir, ortak yaşamı zevke değil, karşılıklı saygıya da­yanmaktadır."

"Mutlu bir çağ olduysa eskiden / Niçin olmasın yeni­den..."

***

Campanella'nın hapis hayatı 27 yıl sürdü. 1626'da İspanya kralı ölünce serbest kaldı. Üç yıl sonra da "çanın çaldığı yeni sabahları" göremeden öldü.

"Güneş Ülkesi" ölümünden 14 yıl sonra, 1643'te yayım­landı.

İnsanlık, Campanella'nın müjdelediği "eşit, adil ve özgür" bir toplum idealinin çan sesleriyle yüzyıllar boyu koştu durdu düşe kalka...

Bugün çağlar ötesinden kafamızı kaldırıp insanlığın o bü­yük koşusuna baktığımızda kimimiz barışa açılan dev bir kapı görüyoruz, kimimiz ise şiddetin kör kuyusunu... Teleskopları­mız gezegenimizin istikbalinde, kimimize puslu bir gökkube gösteriyor, kimimize rengarenk bir gökkuşağı...

Lakin ışık şurada:

Bunca yüzyılda ne yaparlarsa yapsınlar, bir "güneş ülkesi" tahayyülünü silemediler hafızalarımızdan...

Ebedi barış düşümüzü öldüremediler.

"Altın çağ"da özgür ve adil bir hayat ideali, bütün kıya­met tellalarına rağmen hâlâ yaşıyor... yaşayacak.

insanlık için hiç de az umut değildir bu...


CAN DÜNDAR



-Tommaso Campanella (1568-1639) kimdir?



http://eftihis.blogcu.com/

5 Temmuz 2010

Tanrı iradesi ve Kötü insan;

"Tanrı; iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar.


9 Haziran 2010

Din mi bilim mi?

Din mi bilim mi?
http://www.saidaonline.com/en/newsgfx/Stephen%20Hawking.jpg

T24 - Ünlü fizikçi Stephen Hawking ABC televizyonuna verdiği özel röportajda tanrı konusundaki düşüncelerini paylaşıp insanlığa yol gösterici bazı tavsiyelerde bulundu.

Hawking evren konusunda yeryüzündeki hemen herkesten daha çok şey biliyor ama buna karşın hala bazı sorulara yanıt veremiyor.

ABC News muhabiri Diane Sawyer’in çözümlemeyi arzuladığı en büyük gizemin ne olduğu sorusunu yanıtlayan Hawking, “Evrenin neden var olduğunu bilmek isterdim, neden hiçbir şeyden daha büyük bir şey var” yanıtını verdi.

Geçtiğimiz hafta New York’taki Dünya Bilim Festivali’nin şeref konuğu olan Hawking evren konusundaki derin ve düşündürücü sorularıyla ünlü bir bilim adamı.

Hawking geçtiğimiz yılın sonbaharına dek Cambridge Üniversistesi’nda daha önce “fiziğin babası” Isaac Newton’ın da yapmış olduğu “Lucasian” profesörlüğü yapıyordu.

Hawking 30 yıl süren bu görevi sırasında öğrencilerine evrene yeni ve farklı açılardan bakmayı öğretti. Aynı zamanda da yazdığı birçok kitap ve nadiren de olsa yaptığı konuşmalarla kamuoyuna anlaşılması güç olan kuramsal fiziği anlayabilmeleri için yol gösterdi.

Dünya Bilim Festivali’nde Hawking hakkında bir konuşma yapan fizikçi Kip Thorn, “Stephen bizim evreni anlamamıza çok büyük bir katkıda bulunmuştur, özellikle de evrendeki zaman sıçraması ve uzay sıçraması, kara delikler ve evrenin başlangıç noktası konularında” dedi.

Hawking’in en çok bilinen kitabı “Zamanın kısa bir tarihi” (A Brief History of Time) 9 milyondan fazla satarak uluslararası “best-seller” oldu.

Hatta Hawking “The Simpsons” ve “Star Trek” dizilerinde bile göründü.


O sorunun cevabı

Ama zamanın başlangıç noktası konusunda yaptığı araştırmalar kaçınılmaz olarak hep herşeyin başlangıç noktasının ne olduğu ve tüm bunların ardında herhangi bir şeyin oluıp olmadığına dair soruları gündeme getirdi.

Hawking söyleşide, “Tanrı doğanın kuralları ile tanımlanır. Ancak, çoğu insan tanrıyı bu şekilde algılamıyor. Kendisiyle kişisel ilişki kurabilmek için insan gibi bir oluşum yarattılar. Evrenin muazzam derecedeki büyüklüğü içinde tesadüfen meydana gelmiş önemsiz olan insan yaşamına baktığınızda böyle bir şeyin hiç de mümkün olmadığı belli oluyor” diye konuştu.

Din ile bilim arasında ortak bir uzlaşma noktasının oluıp olamayacağı şeklindeki bir soruyu yanıtlayan Hawking, “Otoriteye dayalı olan din ile fikir ve akla dayalı olan bilim arasında temel bir farklılık var. Bilim kazancaktır, çünkü bilim başarılıdır” dedi.

http://www.t24.com.tr/

6 Haziran 2010

Albert Einstein'den özdeyişler


1-) "Dünya; kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir."

2-)"Gençliğimizde düşüncelerimizi oluşturan tüm konular sevgiyle ilgilidir, sonraları ise tüm sevgimiz düşüncelerimiz olur."

3-)"Yeryüzündeki şartların düzelmesi, sadece bilimsel buluşlardan çok ahlaklı bir yaşama düzeninin gerçekleşmesine bağlıdır."

4-)"İlkelerin boğazına dolanıp dibe batmaktansa, oportünist olup suyun üstünde kalmayı yeğlerim."

5-)"Matematikçiler, Görelilik Kuramına el attıktan sonra, ben kendi kuramımı tanıyamaz hale geldim."

6-)
"Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır."

7-)
"Gerçeğin bilgisi deneyle başlar, deneyle biter."

8-)
"Bana güvenilen bir sırrı kutsal bir emanet gibi saklarım, ama sırları elimden geldiği kadar bilmemeye çalışırım."

9-)
"Gerçeklikle karşılaştırıldığında, bilimde vardığımız düzey ilkeldir, çocuk oyuncağıdır. Ama sahip olduğumuz en değerli şey odur."

10-)
"Sağduyu, onsekizine kadar edindiğimiz önyargılar toplamıdır."

11-)
"Birisinin atom bombası yapmasına yardım etmekten daha kötü sadece bir şey var.O da nazilere atom bombası yapmaları için yardım etmek."

12-)"Eğer ne yaptığımızı biliyor olsaydık, buna araştırma denmezdi öyle değil mi? "

13-)"Zorunlu askerlik sadece medeniyetin devamı için değil, aynı zamanda varlığımız için de ciddi bir tehlike oluşturur."

14-)
"Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır."

15-)"Bilim, her günkü düşünmelerimizin saflaşmasından başka bir şey değildir."

16-)"Her savaş insanlığın ilerlemesini engelleyen kötülük zincirine bir halka ekler."

17-)"Bazı erkekler kadınları anlamaya çalışır, diğerleri kendilerini daha basit konulara adarlar, örneğin görelilik kuramına."

18-)"Tabiatta öylesine yüksek bir akıl kendini gösteriyor ki, insanın en ince düşünceleri ve buluşları bu aklın yanında sönük bir gölge gibi kalır."


Albert Einstein