Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız, soL’a yaptığı değerlendirmede, “Yüksek yargıda ya da devlette çalışan bir kişinin Alevi ya da Sünni, Kürt ya da Türk olduğunu iddia etme aşamaları aşılıp hangi vilayetten olduğu aşamasına gelindiyse vay halimize. Bunu düşünmek, bunu merak etmek, bunu yazmak ya da söylemek kadar ilkel ve tehlikeli bir düşünce olamaz. Bu ülkenin insanlarını ayrıştırmak, bölmek, sınıflara ayırmak kategorize etmek ayrımcılığın, bölücülüğün, yadsımanın, ötekileştirmenin ta kendisidir. Bugünün Türkiyesi’nde demokratikleşme açılımlarından bahsedilirken bu tür betimlemelerde bulunmak büyük bir handikaptır” diye konuştu. Pir Sultan Abdal Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş ise, “Askeriye, bürokrasi ve yargıda Alevi olmak, Tuncelili olmak genel olarak yükselmenin önünde engeldir. Bu söylediğim Kürt olmak için de geçerli” sözleriyle Zaman’da yer alan iddialara yanıt verdi. “Vali atamalarında Aleviler atanmayınca konu etmezler” Gümüş, yüksek yargıyla kavga eden AKP yanlısı medyanın Alevileri gündeme getirmesini, AKP’nin yürüttüğü kampanyanın bir parçası olarak değerlendirdi. “Aleviler üzerinde psikolojik operasyon yürütüldüğünü” belirten Gümüş şöyle konuştu: “Türkiye’de 80 valinin bir ya da ikisi Alevidir. Valilerle ilgili olumsuzluklarda İslamcılar susarlar. Vali atamalarında Alevilerin atanmamasını konu etmezler. HSYK söz konusu olunca ise akıllarına Aleviler geliyor.” “Alevileri Ankara’ya yakıştıramıyorlar” “Yüzde yüz kendilerinden olmadığını bildikleri kişileri kadroları, devlet kadrolarından uzaklaştırıp, yerine kendi yandaşlarını getirme gayretindeler” diyen Balkız, Binali Yıldırım’ın seçim bölgesinde olan Erzincan’daki AKP kadrolaşmasına da dikkat çekti. Balkız, “Binali Yıldırım’ın seçin bölgesi olan ve Sünnilerin ve Alevilerin bir arada yaşadığı Erzincan’da Telekom’da bin kişi işe alındı. Bunların içerisinde kaç Alevi var acaba?” diye sordu. soL’un AKP döneminde bu şekilde insanların Alevi kimliklerinin gündeme getirilmesinde bir artış olup olmadığı yönündeki sorusunu da yanıtlayan Balkız şunları söyledi: “AKP’nin yaptığı tam da budur. Bu sözlerin söylenebileceği ortamı yarattılar. Kendileri de bu tür nitelendirmelerde bulunuyorlar. Kendi Sünni, ırkçı, muhafazakar özlemlerini Aleviler, Kürtler, Romanlar, Ermeniler açısından hayata geçiriyorlar. Demokratikleşme, laikleşme, insanların heveslenebileceği bir demokratik ortam yaratma söylemi üzerinden ayrımcılık yapıyorlar. Kimi liberal, sol kesimler de ne yazık ki buradan bir olumlu sonuç bekliyor, bunu destekliyorlar ve bu söylemin yarattığı ortamda sarhoş geziyorlar. Gerçeği ne zaman fark edecekleri bilinmez ama AKP kendi gerçekliğini yaşıyor.” Tuncelili Mahir’i hakim yapmadılar Fethullahçı Zaman gazetesi AKP’nin Alevi açılımı yaptığı bugünlerde bir yandan laiklik konusuna hassas olan ve AKP’ye yanaşmayı kabul etmeyen Aleviler üzerinde baskı kurmaya çalışırken, öte yandan yüksek yargının “ideolojik” davrandığı savını desteklemek için kadrolaşma iddiasını gündeme getiriyor. Yargıyı İslamcılaştırmanın ve Fethullahçılar gibi cemaatçi kadrolarla doldurmanın yollarını arayan AKP hükümetinin, yeni atamalarda kendisinden olmayana geçit vermediği biliniyor. Son olarak ‘Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Sınavı’nın yazılı aşamasında başarılı olduğu mülakat sınavlarında elenen Mahir Demir, Tuncelili olduğu ve adı Mahir olduğu için atanmadığını söylemiş, Demir’in bu sözleri basında yer bulmuştu. Sözlü sınavların iptal edilmesi için açtığı davayı kazanan Demir’e üç sözlü sınav hakkı tanınırken, Bakanlık üç sözlü sınavı aynı gün ve 10’ar dakika arayla yapmış ve Demir sözlü sınavlarda yine elenmişti. Öte yandan fişlendiğinden şüphelenerek Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde İçişleri Bakanlığı’na başvuran Demir’e, Emniyet Genel Müdürü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek imzası taşıyan gizli ibareli yazıda “Şahıs ile ilgili öğrencilik döneminde örgütsel eylemlere iştirak ettiği yönünde duyumlar alınmış, ancak alınan duyumlar teyit edilmemiş ve başka bir arşiv kaydına rastlanmamıştır” denildi. Şu anda sadece yüksek yargıda değil, bürokrasinin üst düzey kadrolarında fişlemeler atamalarda esas alınıyor. Öte yandan pek çok kuruma atamalar tarikat, cemaat kontenjanlarından yapılıyor. Yandaşlardan Alevi düşmanlığı örnekleri Alevi mitingi bilinçaltındaki düşmanlığın en açık biçimde dile getirildiği gündemlerden biri olmuştu. Zaman gazetesi Ankara’da düzenlenen büyük Alevi mitingi öncesi günlerce ortaya provokasyon iddiaları yayınlamıştı. Mitingin büyük bir coşkuyla gerçekleşmesi üzerine Zaman, sağduyulu Alevi vatandaşların oyuna gelmediğini söyledi, ancak “çeşitli ideolojilerin bu inanç içindeki etkisini de” vurgulamadan edemedi. Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz ise, konuyu ‘içeriden’ bildiğini iddia ettiği emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel’in yüksek yargıda bazı kararların ‘mezhepsel’ kaygılarla alındığı iddialarını köşesine taşımış ve “hangi mezhep” diye sorarak Aleviliğe işaret etmişti. Balyoz soruşturmasıyla gündeme gelen ve son olarak hakkında tutuklama emri çıkarılan emekli general Çetin Doğan için de Alevi olduğu iddiası dile getirilmişti. Balyoz’un ilk kez gündeme geldiği günlerde Çetin Doğan’ı karalamak isteyen AKP medyası, ‘Aleviliği’ bir karalama aracı olarak kullanmış ve tepki görmüştü. Yandaş medya, Alevi olduğunu öne sürdükleri Doğan’ın ‘darbe planlamasının’ nedenlerinden birinin mezhebi olduğunu ima etmişti. Alevi düşmanlığının son örneklerinden biri, Erzincan’da ‘irticayla mücadele eylem planının’ uygulamaya konduğu iddiası gündeme geldiğinde sergilenmişti. Erzincan iddianamesinde 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk’in Alevi köylerine yardım yapması, suç kastının delili olarak gösterildi. (soL-Haber Merkezi) 07.04.2010Yandaşların bilinçaltındaki Aleviler
Zaman gazetesinin, yüksek yargının “ideolojik” kararlar almasını, yüksek yargı organları kadrolarının Tunceli, Sivas, Erzincan illerinden seçilmesine bağlamasına, Alevilerden sert tepki geldi. Alevi örgütü temsilcileri, iddianın tersine Aleviliğin bürokraside yükselmenin önünde engel olduğunu belirttiler.
Başta Fethullahçı Zaman gazetesi olmak üzere AKP’ye yakın medya organları laiklik konusunda hassas olan Alevilere duydukları nefreti kontrol etmekte zorlanıyorlar.
Son olarak Zaman gazetesi Yargıtay üyeliği yapmış Cevdet İlhan Günay’ın gazeteye verdiği röportajda yer alan “Hâkim arkadaşlarımız derler ki, bir yere gelebilmek için TSE damgalı olmak lazım” sözlerini başlığa taşımıştı.
Günay, “TSE” kısaltmasına, Tunceli, Sivas, Erzincan illerini sayarak açıklık getirmişti. Yüksek yargıda Alevi kadrolaşması olduğunu ifade eden bu iddia, Ekrem Dumanlı tarafından Zaman’daki köşesinde işlenince, Alevi örgütleri temsilcileri yazılanlara sert tepki gösterdi.
Yüksek yargı içinde de Türkiye’deki inanç zenginliği ve etnik zenginlik vardır diyen Fevzi Gümüş, “Türkiye nasılsa Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu da onun bir yansımasıdır” dedi. Ancak Gümüş, “İslamcıların, sağcıların, Fethullahçıların HSYK konusunda bu tür yorumlar yaparak sanki bu yerler Alevilerin görev yaptıkları yerlermiş gibi göstermeye çalıştıklarını” söyledi. Aleviliğin devlet kademelerinde yükselmek için genel bir engel olduğunu da vurgulayan Gümüş, yüksek yargının Alevileri mutlu etmeyen pek çok tasarrufu olduğuna da dikkat çekti.
Ali Balkız ise “Aleviler aşağılanıyor, yadsınıyor. ‘Nasıl olur da şu dünün Alevileri, dünün köylü Alevileri bugünün başkentlerinde böyle bir makamda olabilir? Bu kabullenebileceğimiz bir şey değildir’ demek istiyorlar. Kendilerini üstün görme, dominant görme anlayışının ve zihniyetinin dışavurumudur bu” diyerek tepkisini gösterdi.
Alevileri daha önce 28 Şubatçılarla bugün ise Ergenekoncularla ilişkilendiren AKP yanlısı medya, bu tür karalama kampanyalarıyla birden fazla kuş vurma niyetinde.
AKP yanlısı medyanın Alevi açılımı süresince yineledikleri Aleviliğe “inançlara saygı” çerçevesi içerisinde yaklaştıkları iddiası, Aleviler hükümete muhalefet ettiklerinde çöküyor.
11 Nisan 2010
Yandaşların bilinçaltındaki Aleviler
30 Mart 2010
Aleviler : Anayasa paketi antidemokratik
Aleviler: Anayasa paketi antidemokratik
'AKP, bizi bir yıl oyaladı'
Alevi örgütleri, paketin uzlaşmadan uzak ve antidemokratik olduğunu açıkladı.
Alevi sivil toplum kuruluşları temsilcileri, AKP iktidarının Meclis’e getirmeye hazırlandığı anayasa taslağını antidemokratik olduğu, uzlaşma metni olmadığı ve çeşitli halk kesimlerinin gereksinimlerine yanıt vermediği için desteklemediklerini belirttiler.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Ali Balkız, Alevi açılımı gibi anayasa değişikliğinin de içinin boş olduğunu ifade etti. Alevilerin, zorunlu din dersleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması taleplerinin yeni anayasa paketinde yer almadığına dikkat çeken Balkız, “AKP bir yıldır Alevileri oyaladı, istemlerimizi sulandırdı, bulandırdı, ipe un serdi. Bizler açılım sürecinin bu şekilde sonuçlanacağını öngörmüştük. Anayasa değişikliği paketini bu nedenle desteklemeyeceğiz. Olası bir referandum olması halinde de Alevi halkını bu anayasaya oy vermemeye davet edeceğiz” dedi.
Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Tekin Özdil, Türkiye’de değişik inanç gruplarının varlıklarının kabul edilmesini, tüm toplum kesimlerine sunulan hakların Alevilere de verilmesini istedi. Anayasa paketinde bu tür yaklaşımların olmadığına işaret eden Özdil, “Özgürlükçü, sivilleşmiş, demokratikleşmiş bir anayasa söz konusu değilse, bu ülkenin geleceği ile ilgili geçmişte yaşanan sıkıntılar tekrar yaşanacaksa biz bu anayasa taslağını desteklemiyoruz” diye konuştu.
Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Türkiye’de herkesin mevcut anayasaya karşı olduğunu ancak AKP’nin kendi anayasasını dayattığını vurguladı. Geçmez, yazılı açıklamasında, “Beklentimiz anayasanın tüm yurttaşların beklentisine eşit durabilmesidir. Devlet dinden elini çeksin. Bir yandan insanlara ‘özgürlükçüyüm, eşitlikçiyim’ derken öbür taraftan müşteşarlık kurarak şeyhülislamlığa bir özenti var” ifadelerine yer verdi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Fevzi Gümüş, yeni bir anayasaya gereksinim olduğunu, ancak AKP’nin “Ben yaptım oldu” anlayışıyla toplum kesimlerini dışladığını söyledi. AKP’nin anayasa değişiklik paketinin 12 Eylül darbesinin ruhunu yansıttığını vurgulayan Gümüş, şöyle devam etti: “Laikliğin tesisine ilişkin bu anayasa paketinde hiçbir düzenleme yok. Biz Aleviler olarak AKP’nin bu yanlıştan dönmesini, eğer gerçekten demokratik, özgürlükçü bir anayasa hazırlayacaksa toplumun değişik kesimlerinin beklentisini karşılayacak, Alevilerin istemlerini de içerecek bir anayasa taslağının hazırlanmasını istiyoruz.”
‘Desteklemeyeceğiz’
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, AKP’nin hazırladığı anayasa taslağının, özgürlükçü ve demokratik bir ortam oluşturmaktan oldukça uzak olduğunu belirtti. Erkan, Alevilerin taleplerinin dikkate alınmadığını ifade ederek seçim barajını indirmeyen ve inanç özgürlüğünü sağlamayan bir anayasa paketini desteklemeyeceklerinin altını çizdi.
Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun, anayasa değişikliği paketinin, yapılması gereken temel demokratik normların tamamını kapsamadığını savundu.
Mehmet MENEKŞE / Cumhuriyet - 29 Mart 2010
10 Mart 2010
SOL'da Büyük buluşma; "Eşitlik ve Demokrasi Partisi" Kuruldu
SOL'da Büyük buluşma
"Eşitlik ve Demokrasi Partisi" Kuruldu
10.03.2010-çarşambaPartinin adı "Eşitlik ve Demokrasi Partisi."
Bianet'in haberine göre; Bugün saat 11.00'de Ankara Midas Otel'de düzenlenen toplantıda, Halis'e SHP Genel Başkanı Hüseyin Ergün, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız, Yeni Sol Hareketi temsilcisi Saruhan Oluç, Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı Fevzi Gümüş, KESK Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Gölpunar ve Dr. Servet Demir de eşlik etti.
Eşitlik Demokrasi Partisi (EDP) adını alan Türkiye'nin 63. siyasi partisi olarak kurulan EDP, 13 Şubat 2010'da düzenlenecek kurultayda Sosyal Demokrat Halk Partisi (SHP) ile birleşecek. Böylece, SHP'de parti olarak "EDP" olacak
Bianet'in haberinde; Kuruluş çalışmalarında yer alan Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) eski Genel Başkanı Doç. Ufuk Uras, Prof. Ahmet İnsel, Prof. Fuat Keyman, Prof. Mithat Sancar'ın yanısıra örgüt olarak süreçle ilgilenen DSİP dün (9 Mart) yeni parti kurma çalışmalarından çekildiklerini duyurmuşlardı.
Halis başarısız olursa koltuğu bırakacak
SHP, Yeni Sol Hareket ve Alevi Bektaşi Federasyonu'nun çalışmalarıyla kurulduklarını belirten Halis, hedeflerinin hiçbir şekilde barajı aşmak değil, iktidar olmak ve Türkiye'yi yönetmek olduğunu söyledi. "EDP hiçbir siyasi partinin benzeri, türevi değildir. Türkiye'de eksik olan, demokrat, sol, sosyal demokrat eksenli bir kitle partisidir" dedi.
"Türkiye'deki solu, sağı bütün partilerin 'lider partileri' pozisyonunda olduğunu belirterek, parti içinde demokrasinin söz konusu olmadığını" kaydeden Halis, "EDP'nin en temel farklarından birinin yönetim anlayışı olacağını vurguladı. Önce kendi içinde demokrasiyi yaşatacak bir parti olacağını" ifade etti.
"Önemli olan solum demek değil, onun gereğini yapmaktır. Bugün Anamuhalefet partisi, kendini sosyal demokrat sayan partilerin bu ideolojiden saptıklarına inanıyorum. Parti tüzüğüne göre Genel Başkanların üç dönem için seçilebilecek. Eğer başarısız olduğumu anlarsam koltuğa yapışıp kalmayacağım."
Halis'in partide yer alacaklarını açıkladığı isimler şöyle:
Hüseyin Ergün-SHP Genel Başkanı,
Ali Balkız-ABF Genel Başkanı,
Saruhan Oluç-Yeni Sol Hareket,
Zübeyde Kılıç-Eğitim-Sen Genel Başkanı,
Fevzi Gümüş-Pir Sultan Abdal Denekleri Genel Başkanı,
Sami Evren-KESK Genel Başkanı,
Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu,
Prof. Dr. Semih Bilgen,
Şahin Ulusoy; Eski Milletvekilleri
Salman Kaya,
İbrahim Gürsoy,
Celal Kürkoğlu,
Doç. Dr. Ferdan Ergut,
Av. Kazım Genç,
Necdet Saraç-Yazar,
Berat Sancar Yücel; SHP Genel Başkan Yardımcısı
Deniz Çakır, SHP "
Faruk Alpkaya, SHP
İsmail Yılmazer, SHP
Şahabettin Özarslaner-SHP
Metin Arslan-Tekel İşçisi,
Dr. Servet Demir,
Av. Muharrem Aktaş,
Av. Necati Yılmaz,
Doç. Atila Erdem,
Güngör Aydın-Emekli Vali,
Doç. Dr. Mesut Yeğen,
Doç. Dr. Feza Arslan,
Oktay Kandemir-İşçi,
Mahmut Kotan-Doğu Beyazıt Eski Belediye Başkanı. (BÇ)
H.ATA