Radyasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Radyasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2010

Gizlenen sigara gerçeği nedir?

Gizlenen sigara gerçeği nedir?

http://www.muhsinyazici.com/egitim/images/stories/sigara.gif

Sigara ve tütün dumanında bulunan radyoaktif ve kanserojen polonyum 210 elementinin (210Po) varlığını 1960′lı yıllardan bu yana gizliyorlar

Fransız Le Figaro gazetesine göre, Philip Morris, RJ Reynolds, Bristish American Tobacco gibi sigara devleri, tütün yaprakları, sigara ve tütün dumanında bulunan radyoaktif ve kanserojen polonyum 210 elementinin (210Po) varlığını 1960′lı yıllardan bu yana bilinçli olarak gizliyorlar.

ÇALIŞMALARIN YAYIMLANMASI YASAKLANDI

ABD’li bilimadamlarının sigara üreticilerinin gizledikleri söylenen bin 500 belge üzerinde yaptığı araştırmaya göre, polonyum 210 elementinin kanserojen yapısı bilinmesine rağmen, ekonomik çıkarlar nedeniyle her şey gizlendi, yapılan laboratuar çalışmalarının yayımlanması da yasaklandı.

Alfa radyasyonu yayan polonyum 210 elementinin solunum yoluyla akciğer kanserine neden olduğu biliniyor. Bilim adamları günde 30 sigara içmenin yılda 300 akciğer rontgeni çektirmekle eşdeğer olduğunu söylüyorlar.

Polonyum 210′un sigara dumanında bulunması ise tütün üretiminde fosfatı zengin gübre kullanımından kaynaklanıyor. Bu fosfat, radyum ve polonyum içeren kayalardan çıkarılıyor. Sigara tütününün bilinen özel tadının da tütün yaprağındaki azot oranını azaltan fosfatlı gübreden kaynaklandığı belirtiliyor.

Araştırma, Philip Morris firmasının 60′lı yıllardan bu yana polonyum 210′un tütünü zehirlediğini bildiğini, firmanın 70′li yıllarda radyoaktiviteyi azaltmak için tütün yapraklarını özel bir solvent kullandığını, ancak tütünün aromasını yok ettiği için bu işlemden vazgeçtiğini de gösteriyor.

AJANI POLONYUM 210 ELEMENTİ İLE ZEHİRLEMİŞLERDİ

Sigaranın içinde bulunduğu kanıtlanan polonyum 210 elementi, 2006 yılında eski KGB ajanı Alexander Litvinenko’nun Londra’da zehirlenerek öldürülmesiyle de gündeme gelmişti.

Gazete bu iddiayı, bilimsel Amerikan Halk Sağlığı Dergisi’nin Eylül sayısında yayımlanan bir araştırma analizine dayandırıyor.

http://haber.gazetevatan.com/gizlenen-sigara-gercegi-nedir/299140/10/Haber

8 Nisan 2010

‘RADYASYON BANDI’NA DİKKAT!

‘RADYASYON BANDI’NA DİKKAT!
02:06 08 Nisan 2010

http://images.gittigidiyor.com/2089/CEP-SINYAL-ANTEN-GUCLENDIRICI-BANT__20892119_0.jpg

Cep telefonu satın alırken SAR değerine dikkat edilmesi, “radyasyon önleyici” olarak satılan ürünlere de güvenilmemesi gerektiği bildirildi.


Uzmanlar, cep telefonunun zararlarını azalttığı söylenen ve “radyasyon bandı, radyasyon boncuğu, radyasyon kolyesi” adı altında satılan ürünlerin satın alınmaması gerektiğini belirtti.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Alkan, cep telefonu satın alırken markasına değil, standartlara uygun üretilip üretilmediğine ve özgül soğurma oranına (SAR değeri) bakılması gerektiğini söyledi. Alkan, denetimleri sırasında zaman zaman standartlara uygun olmayan ürünlerle karşılaşıldığını belirterek, vatandaşların bu konuda dikkatli olması gerektiğini söyledi. BTK olarak bölge müdürlükleri kanalıyla denetim yaptıklarını anlatan Alkan, “Ürünlerin standartlara uygun olup olmadığını kontrol ediyoruz. Vatandaşlarımızın da buna dikkat etmesinde yarar var” dedi.

ISIL ETKİ
Cep telefonlarının vücuda olan ısı etkisinin SAR değeri ile ölçüldüğünü ifade eden Alkan, şu bilgileri verdi:
“SAR değerinin yüksek olmasının insan sağlığına etkisi ısıl etkisidir. Başka bir etki bilimsel olarak şu an ispatlanmış değil. Vücudunuza hangi cihazı tutarsanız tutun, dizüstü bilgisayarı da dizinize tutarsanız ısındığını görürsünüz. Bu ısıl etki arttıkça vücuda olan zararı da artıyor. SAR limit değeri, vücudun 1 kilogramının sıcaklığını 1 derece yükselten elektromanyetik enerji miktarıdır. Genel halk maruziyeti için 0,08 watt/kilogram limit değer olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle cihazları alırken markasına değil, standartlara uygun üretilip üretilmediğine ve SAR değerine bakmak lazım. SAR değeri düşük olan cep telefonlarını tercih etmek gerekiyor.”
Elektromanyetik dalgaları engellediği, insan sağlığına olan zararlarını azalttığı söylenen ve yüksek fiyatlara satılan “radyasyon bandı, radyasyon boncuğu, radyasyon kolyesi gibi ürünlerin de gerçek olmadığına dikkati çeken Alkan, “Bu ürünler bilimsel olarak araştırılmış, üretilmiş şeyler değil” dedi.

Birgün

Tomografi Hiroşima gibi!

Tomografi Hiroşima gibi!
Vücüdun maruz kaldığı radyasoyn Hiroşima’da atom bombasından kurtulan kişilerdeki kadar

Normal röntgenden onlarca kat fazla radyasyon verilmesine neden olan tomografi çekimlerine İngiliz Sağlık Bakanlığı’ndan yasak geldi. Sağlıklı kişilerin vücut tomografisi çektirmesi yasaklandı. Bakanlığa göre, vücüdun maruz kaldığı radyasoyn Hiroşima’da atom bombasından kurtulan kişilerdeki kadar

İNGİLİZ Sağlık Bakanlığı önceki akşam çok kritik bir karara imza atarak sağlıklı

1 tomografi 442 röntgene bedel

Yayınlanan raporda sık tomografi çektirenlerin vücutlarındaki birikmiş radyasyon seviyesinin II. Dünya Savaşı’nda Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombalarından kurtulanlarla eş seviyede olduğu belirtildi. Sıradan bir röntgen vücudu görüntülemek için tek bir ışın gönderirken tomografide daha detaylı bir görüntü elde etmek için art arda birçok ışın gönderiliyor. 2009 sonunda California Üniversitesi’nde görevli Prof. Rebecca Smith-Bindman’ın 1.119 kişiyi inceleyerek yürüttüğü araştırmada tek bir tomografinin 442 göğüs röntgenine ve 74 mamografiye (meme röntgeni) eş oranda radyasyon yaydığı ortaya çıkmıştı. Uzmanlar tomografideki bu riske karşın MR’ın hiçbir yan etkisi olmadığı konusunda görüş birliğine vardı. MR çekimleri sırasında sadece radyo dalgaları kullanılıyor. Bunlar da insan sağlığına zararsız.

Etkileri 30 yıl sonra ortaya çıkar

* Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

“Türkiye’de bir çok insan tomografi çektiriyor. Hastaya x ışınlarının yani radyasyonun verilmesi kansere sebep olan şeydir. Bunlar vücutta kalıcı olduğu için yok edilemez. Hiç şikayeti olmayan bir kişiyi teşhis edelim diyerek tomografiye sokulmaz. İnsan tomografi çektirdiği anda kanser olmuyor. 30 ya da 40 yıl sonra ortaya çıkıyor.”

* Prof. Dr. Murat Kınıkoğlu

“Diğer tetkiklere göre üstün yönleri var ama kanser riskini artırması büyük bir dezavantaj. Baş ağrısı nedeniyle tomografiye giren 10 bin hastadan birinde beyin tümörü çıkıyor. Zararlı madde X ışınıdır. Tomografilerde, basit röntgen tetkiklerinden 50-200 kez daha fazla X ışını alınır. Küçük yaştakilerde ve hamile kadınlarda radyasyona bağlı kanserojen etki daha çoktur.” kişilerin vücut tomografisi çektirmesine yasak getirdi. Bu yasağa gidilmesine gerekçe olarak tomografi sırasında yayılan ve vücuda nüfuz eden radyasyon oranının çok yüksek olması gösterildi. Tomografi çektirmek geçen yıllarda osteoropoz, kalp rahatsızlığı, damar tıkanıklığı ve diyabet gibi hastalıkları önceden tespit edebildiği için sağlık uzmanları tarafından sıklıkla tavsiye ediliyordu. Sağlıklı bireylerin her 5 yılda bir tomografi çektirmesini öneren doktorların bu tavsiyesi üzerine harekete geçen bakanlık tüm vücudu tarayan tomografinin normal bir röntgenden 400 kat daha fazla radyasyon yaydığını tespit edince yasak kararı aldı. Tomografiye sağlıklı giren her 50 hastadan birinin maruz kalınan radyasyon nedeniyle çekim sonrasında kansere yakalandığı belirtildi.

VATAN DIŞ HABERLER
07.04.2010 Çarşamba

19 Ocak 2010

“TAM GÜN” DAYATMASINA KARŞI BUGÜN TÜM GÜN İŞİMİZİ GÜCÜMÜZÜ BIRAKTIK


“TAM GÜN” DAYATMASINA KARŞI
BUGÜN TÜM GÜN İŞİMİZİ GÜCÜMÜZÜ BIRAKTIK
19.01.2010-Salı

alt

Türk Tabipleri Birliği ve 11 sağlık meslek örgütü tarafından düzenlenen “Tam gün’e karşı tüm gün işimizi gücümüzü bırakıyoruz” eylemi, bugün (19 Ocak 2010) tüm Türkiye’de tabip odalarının öncülüğünde geniş katılım ve vatandaş desteği ile gerçekleşti.

TBMM’deki görüşmelerine bugün devam edilecek olan “tam gün” yasa tasarısına karşı yürütülen etkinlikler kapsamında, tüm Türkiye çapında hastanelerde iş bırakıldı, basın açıklamaları ve yürüyüşler yapıldı. Duyurusu basın yoluyla daha önceden yapılan eyleme vatandaşlar da sağlık kurumlarına gelmeyerek destek verdi. Pek çok hastane, bugün boş görüntülere sahne oldu.

Ankara’daki etkinlikler ilk olarak saat 09.30’da İbni Sina Hastanesi Hasan Ali Yücel Salonu’nda gerçekleştirilen toplantı ile başladı.
Ardından, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne geçen hekimler ve sağlık çalışanları, saat 11.30’dan itibaren de burada toplanmaya başladılar. Burada yapılan basın açıklamalarının ardından, Sağlık Bakanlığı önündeki Abdi İpekçi Parkı’na yürüyüşe geçildi.

Sağlık çalışanlarına, Ankara’da Türk-İş Genel Merkezi önünde 36 gündür eylemde olan TEKEL işçileri de destek verdiler.

19.01.2010

alt

BASIN AÇIKLAMASI
“TAM GÜN” DAYATMASINA KARŞI
BUGÜN TÜM GÜN İŞİMİZİ GÜCÜMÜZÜ BIRAKTIK

Değerli meslektaşlarımız, Değerli sağlık çalışanları, Değerli basın mensupları ve Değerli vatandaşlarımız,

Bugün mecliste görüşülmesine devam edilecek olan “Tam gün” yasa tasarısı;

  • Sağlık çalışanlarının ücretlerinde kalıcı ve emekliliğe yansıyan bir düzenleme içermemekte,
  • Sağlık çalışanlarını geçinebilmek için 7 gün 24 saat çalışmaya zorlayarak hasta güvenliğini tehlikeye atmakta,
  • Hekimleri “daha fazla muayene, daha fazla tetkik, daha fazla ameliyat” yapmaya yönlendirmekte,
  • Üniversitelerde ve eğitim hastanelerinde eğitimin kalitesini daha da düşürmekte,
  • Getirdiği mesleki sorumluluk sigortasıyla yerli-yabancı özel sigorta şirketlerine yeni bir kazanç kapısı açmakta,
  • Radyasyonla çalışan sağlık mensuplarının haftalık mesai sürelerini 25 saatten 35 saate çıkartmakta

Kısacası; ne sağlık çalışanları, ne de hastalar için hiçbir olumlu düzenleme içermemektedir.

Bizler biliyoruz ki;

  • “Tam Gün” Tasarısı’nı da içeren Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın temel hedefi sağlığın ticarileştirilmesidir.
  • Sosyal Güvenlik Kurumu’nun fonlarıyla büyüyen özel hastane zincirleri daha şimdiden yabancı tekellere satılmaya başlanmıştır,
  • Hızla artan sağlık harcamalarını karşılamanın yolu vatandaşın cebi olarak görülmeye başlanmıştır,
  • Vatandaşlar, sağlık hizmetlerine ulaşabilmek için her geçen gün daha fazla para ödemek zorunda bırakılmıştır,
  • Özel hastaneler yıldızlandırılmış; vatandaşlar bizzat devlet tarafından ödeme güçlerine göre sınıflara ayrılmıştır,
  • Sağlık Bakanlığı iş güvenceli istihdam yerine yüz binin üzerindeki taşeron çalışan istihdamıyla Taşeron Bakanlığı’na dönüşmüş durumdadır,
  • Devlet Hastaneleri’nin özelleştirilmesini hedefleyen bir diğer Yasa Tasarısı da Meclis’in gündemindedir.

Bizler mevcut “Tam Gün” Tasarısı’na başından itibaren karşı çıktık. Karşı çıkmakla yetinmedik; kendi alternatif talep ve önerilerimizi yetkililere defalarca ilettik.

Bu yasayı destekleyen sağlık çalışanlarını temsil eden herhangi bir örgüt olmamasına rağmen siyasi iktidar sağlık çalışanlarının sesine kulak vermek yerine kendi programını okumaya devam etti.
Sağlık Bakanı, halkı-hastaları hekimlere-sağlık çalışanlarına karşı kışkırtan bir tavır izledi, hekim ücretleriyle ilgili kamuoyuna hiç bir şekilde gerçeği yansıtmayan rakamlar verdi.

Bir kez daha tekrarlıyoruz, sağlık çalışanları olarak bizler:

Sağlıkta dönüşüm programının mağduru olmak istemiyoruz.

4/a, 4/b, 4/c, 4924, sözleşmeli, taşeron gibi statülerde adaletsiz ve güvencesiz ücret ile çalışmak istemiyoruz,

Emekliliğe dahi yansımayan, iş barışımızı tehdit eden döner sermaye uygulamasına mahkum edilmek istemiyoruz.

Bugün “Ücretimiz, İş Güvencemiz, Meslek Onurumuz, Sağlık Hakkı” için yaptığımız eylemle;

  • Mevcut Tasarı’nın acilen geri çekilmesini,
  • Bütün sağlık çalışanları için iş güvencesi, genel bütçeden güvenceli, iyileştirilmiş maaş, sağlıklı ve güvenlikli çalışma ortamı,
  • Sağlıkçının hakkını koruyan, meslek örgütüme, sendikama, derneğime dil ve el uzatmayan bir sağlık bakanı isteğimizi tekrar ifade ediyoruz.

Eylemimiz hiçbir şekilde halkımıza, hastalarımıza karşı değildir.
Sağlık ocaklarında 2 TL,
Devlet hastanelerinde 8 TL,
Özel hastanelerde hem 15 TL,
hem de üstüne “ilave ücret” ödemek zorunda kalanlar başta olmak üzere uygulanan sağlık politikalarından zarar gören, mağdur olan bütün vatandaşlarımızın desteğini bekliyoruz.

Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.


alt

alt

alt

alt

alt

alt

alt

Kaynak: http://www.ttb.org.tr/-sitesi