Kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2010

Sigara ile ilgili "Bunu Biliyormusun? "


Sigara ile ilgili "Bunu Biliyormusun? "



"Yapılan bir deney sonucunda sigara içindeki katran maddesinin bir farenin sırtına sürüldükten sonra, farenin sırtındaki o bölgede kanser oluştuğunu,"


6 Ekim 2010

Zonguldak'da Termik Santral Kavgası


Zonguldak'da Termik Santral Kavgası


EvcioğluHaber- Zonguldak'a bağlı Ereğli ilçesinin Kandilli belde'sinde, Termik Santral kurulmasına yönelik yöre halkının bilgilendirmesi toplantısı, vatandaşların ve CHP'li belediye başkanının AKP'li Milletvekiline karşı tepki damgasını vurdu...
Açtıkları
Pankartlarla ve alkışlarla protesto gösterisi yapan vatandaşlar, doğayı tahrip eden ve insanların yaşam alanlarını yok eden Termik Santral kurulmasını istemediklerini söylediler....

EvcioğluHaber-06.10.2010-



Toplantıda konuşan Şehir Plancısı Kamuran Ayyıldız, HEMA yetkilisinin anlattıklarının eksik ve yanlış olduğunu, halkı doğru bilgilendirmediğini belirtti...

Kandilli ve Ereğli belediye başkanları da, yaptığı konuşmülürda; Termik Santral kurulmasına karşı olduklarını belirterek, Termik Santralin yapılması durumunda bölgelerinde çevre katliamı yaşanacağını ve yaşam alanlarının ortadan kalkacağını belirterek. AKP
Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan tepki göstererek tartıştılar...

İlçe ve beldelerinin bu termik santral yapılması planıyla cezalandırıldığını savunan belediye başkanları ve vatandaşlar protestolarını sürdürerek, santralin yapılmasını istemediklerini bir kez daha haykırdılar..

Karadeniz bölgesi Ereğli Muhtarlar Derneği Başkanı Şakir Başol'da konuşmasında; Muhtarlar ve vatandaşlar olarak bölgelerinde yapılması planlanan Termik Santrale kesinlikle karşı olduklarını ve yapılmasına izin vermeyeceklerini ifade etti..
Olaylı geçen toplantı sonucunda, dışarıda ne olup bittiğini anlamayan ve Termik Santralin yapımına karşı çıkan Çevreci Örgütler ise toplantının dağılmasıhdan sonra şaşkınlıklarını gizleyemediler...

Termik Santral bilgilendirme toplantısı amacına ulaşmadan dağıldı..
Bu santrallerin felaket sonuçlarını en iyi bilen ve bedelini gencecik bedenleri kanser illetine kurban veren Karadenizlilerden başkası bilemez.. Gerektiği gibi karşı çıktılar..
Çernobil santralinin çevreye verdiği radyasyon sonucunda Kazım KOYUNCU Kanserden hayatını kayıp etmişti..

27 Haziran 2010

SPOR TESİSİLERİ VE BAZ İSTASYONLARI İÇİÇE


SPOR TESİSİLERİ VE BAZ İSTASYONLARI İÇİÇE..


İşte bu görüntülere aldanmayın; Üzerinde Türk bayrağı var diye aldanmayın.. Onun altında BAZ İSTASYONU var.. Orası Mamak-Saime Kadın Semtindeki; Ankara'nın en güzel yürüyüş parkurunun bulunduğu ve her gün yüzlerce insanın sabah sporu yaparak sağlıklı kalmak için orada buluştuğu yerdir..

Fotoğraflardan da görüleceği gibi, bir tarafında Türk Bayrağı ve diğer tarafında Mamak Belediyesinin logosu bulunan kamuflenin altında "dev bir Baz İstasyonu."..

Sağlıklı kalmak için spor yapan genç-yaşlı tüm insanlara, Kanser yapan Kanserojen madde yaymaya ve hasta etmeye devam ediyor..

Ah! o güzel ve temiz insanlarımız ise; kendilerine karşı, sırf para için kurulan tuzağın farkında değiler..
Uzmanlar her gün basında, tv.ler de, toplantılarda canı pahasına insanları aydınlatmak için çırpınmaktadırlar.. Ancak; paradan başka hiç birşey düşünmeyen ve gözünü hırs bürümüş kapitalistler ve onun işbirlikçileri ise; oturduğumuz binaların üstlerine kadar baz istasyonu kuruyorlar..

Sizlere bir örnek daha vereceğim; Anıtkabirin hemen karşısında kurulu bir spor tesisi var.. Adı, Anıttepe Spor Tesisleri.. Oradada her sabah, binlerce insan sağlıklı kalabilmek için yürüyüş ve çeşitli sporlarını yapmaktadırlar.. Bu spor tesisinin üç ayrı noktasında da baz istasyonu vardır.. Dışarıdan bakıldığında sanki spor tesisinin reklam direği ve panosu gibi görülen bu yer yine kamufilaş yapılmış; Baz İstasyonlarıdır..

Yani; aldanmayın...!

Kesinlikle yapılabilecek mutlaka bir şeyler vardır.. Bu durum, bazen elektrik direği, bazen bina üzerinde baca gibi karşımıza çıkarlar... Ama, bilmelisinizki; insanların tamda yaşam alanlarıyla içiçe girmiş bu tesisler, bizlerin sağlığını tehdit ettiği gibi.. Çocuklarımızın sağlıksız bir geleceğe doğru yol alırken, bizlerin seyrediyor oluşu.. düşündürücüdür.. Onları büyütürken, hasta olduğunda acaba kaç kez gece uykularımızı bölerek kalkıp; hastaneye götürmek için telaş içinde koşuşturmadık.. geleceğimiz olan çocuklarımızı bebekken gösterdiğimiz hassasiyeti neden şimdi göstermiyoruz..?

ÖNEMLİ NOT; Ankara'nın bir semtinde oturan bir vatandaş; dört katlı binasının üzerine, BAZ İSTASYONU kurdurur... Hem de, Turcell, Avea ve Vodefon Telefon operatörlerının hepsinin bazını çatıya diktiriyor.....!

KENDİSİNE ŞÖYLE BİR SORU YÖNELTİM: *-Bey efendi, en üst daire de sen ve çocukların oturuyor.. Diğer dairelerde de kardeşlerin ve kiracıların oturuyor.. Peki! değermi 15.000 dolar için bu insanların hayatını riske atmaya ? dediğimde.. İfadesi aynen şöyle idi..

*-Bazcı Şahıs: 15.000 dolar değil 45.000-dolar.. Üç operatöründe bazını kurdurdum.. Yaydığı iddia edilen radyasyona gelince; Araştıttırdım..! O baz istasyonlar, alttaki dairedeki yaşayanlara zarar vermiyorlarmış....!?

*- Ya nereye veriyorlarmış.?

*-Bazcı Şahıs: binanın karşısındakilere zarar veriyorlarmış..

*-Peki.! Karşıdaki komşuların çocuklarının ve kendilerinin sağlığı ne olacak.. Onların sağlığını bozmuyormu..? dediğimde aldığım cevap çok daha dikkat çekiciydi....!

*-Bane ne onların sağlığında.. Hasta olurlarsa olsunlar.. Ben alacağım paraya bakarım..

*****

Buyurun, sağlıklı kalın.. Bir de çevremizde çıkarcı ve menfaatçi para düşkünü insanlar varken; Hiç birşey yapmadan nasıl sağlıklı kalınacak..? Hep birlikte düşünmek zamanı değilmidir.. ?

Aşağıda bir kaç örnek fotoğraf lütfen inceleyin.... Ne kadar ustaca kamufle edilmek suretiyle süslenmiş,, Değerli Mahsuni Şerif'in türküsünde söylediği gibi; "Gül boyanmış karayılan" misali...

Güzel günlerde görüşmek üzere ...!

27.06.2010-pazar
EvcioğluHaber

*********************************************************













26 Nisan 2010

Özdemir Özok hayata veda etti

Özdemir Özok hayata veda etti

25/04/2010 09:36

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, 6 aydır kanser tedavisi gördüğü ABD'de hayatını kaybetti.

Houston'daki MD Anderson Hastanesinde cilt kanseri tedavisi gören Özok, yerel saatle 17.30'da (TSİ 01.30'da) vefat etti.

Doğum gönünde vefat ettiği belirtilen Özok'un cenazesinin, resmi işlemlerin tamamlanmasından sonra, gelecek hafta Türkiye'ye gönderilmesi bekleniyor.
Özok'un ailesi de Huston'da bulunuyor.

ÖZDEMİR ÖZOK KİMDİR

Özdemir Özok, 1945 yılında Kahramanmaraş'ta doğdu. 1970 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.

1978 – 1980 yılları arasında Ankara Barosu Başkan Yardımcılığı, 1982 – 1987 yılları arasında Türk Hukuk Kurumu Sayman Üyeliği, 1990 – 1992 yılları arasında Ankara Barosu Başkanlığı, 1993 – 1997 yılları arasında Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu Üyeliği, 1997 – 2001 yılları arasında Türkiye Barolar Birliği Genel Sekreterliği yaptı.

13 Mayıs 2001 tarihinden beri Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı görevini yürüten Özok, 22 Mayıs 2009’da gerçekleştirilen Türkiye Barolar Birliği 28. Genel Kurulu'nda 353 delegeden 214'nin oyunu alarak yeniden göreve gelmişti.

http://www.radikal.com.tr/

//////////***********/////

Özok'un cenaze töreni perşembe günü yapılacak

ABD’de tedavi görürken vefat eden Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Özdemir Özok’un cenazesi 29 Nisan Perşembe günü Ankara’da toprağa verilecek.

15:29 | 26 Nisan 2010

TBB’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Özdemir Özok için 29 Nisan Perşembe günü saat 11.00’de Türkiye Barolar Birliği’nde anma toplantısı düzenlenecek. Açıklamada, Özok’un Kocatepe Camisi’nde öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verileceği belirtilerek, şöyle denildi.

"Yaşamı boyunca hukukun üstünlüğünü vazgeçilmez en yüksek ilke olarak kabul eden, Türk devrimi ve laik Cumhuriyetin kazanımlarından ödün vermeyen Atatürkçü bir anlayışla, ülkemizde demokrasinin eksiksiz uygulanması, insan haklarına saygının yerleşmesi, hukuk devletinin işlerlik kazanması ve onun olmazsa olmazı yargı bağımsızlığının ve savunma özgürlüğünün sağlanması için yılmadan mücadele eden, barıştan, adaletten, eşitlikten, halktan, emekten, kardeşlikten yana kararlı duruşunu örnek aldığımız, savunmanın temsilcisi ve yürekli sözcüsü, yiğit insan, eşsiz dost, unutulmaz Başkanımız Avukat Özdemir Özok’u sevgi ve saygıyla uğurluyoruz."

http://www.milliyet.com.tr/

11 Nisan 2010

Gizlenen sigara gerçeği nedir?

Gizlenen sigara gerçeği nedir?

http://www.muhsinyazici.com/egitim/images/stories/sigara.gif

Sigara ve tütün dumanında bulunan radyoaktif ve kanserojen polonyum 210 elementinin (210Po) varlığını 1960′lı yıllardan bu yana gizliyorlar

Fransız Le Figaro gazetesine göre, Philip Morris, RJ Reynolds, Bristish American Tobacco gibi sigara devleri, tütün yaprakları, sigara ve tütün dumanında bulunan radyoaktif ve kanserojen polonyum 210 elementinin (210Po) varlığını 1960′lı yıllardan bu yana bilinçli olarak gizliyorlar.

ÇALIŞMALARIN YAYIMLANMASI YASAKLANDI

ABD’li bilimadamlarının sigara üreticilerinin gizledikleri söylenen bin 500 belge üzerinde yaptığı araştırmaya göre, polonyum 210 elementinin kanserojen yapısı bilinmesine rağmen, ekonomik çıkarlar nedeniyle her şey gizlendi, yapılan laboratuar çalışmalarının yayımlanması da yasaklandı.

Alfa radyasyonu yayan polonyum 210 elementinin solunum yoluyla akciğer kanserine neden olduğu biliniyor. Bilim adamları günde 30 sigara içmenin yılda 300 akciğer rontgeni çektirmekle eşdeğer olduğunu söylüyorlar.

Polonyum 210′un sigara dumanında bulunması ise tütün üretiminde fosfatı zengin gübre kullanımından kaynaklanıyor. Bu fosfat, radyum ve polonyum içeren kayalardan çıkarılıyor. Sigara tütününün bilinen özel tadının da tütün yaprağındaki azot oranını azaltan fosfatlı gübreden kaynaklandığı belirtiliyor.

Araştırma, Philip Morris firmasının 60′lı yıllardan bu yana polonyum 210′un tütünü zehirlediğini bildiğini, firmanın 70′li yıllarda radyoaktiviteyi azaltmak için tütün yapraklarını özel bir solvent kullandığını, ancak tütünün aromasını yok ettiği için bu işlemden vazgeçtiğini de gösteriyor.

AJANI POLONYUM 210 ELEMENTİ İLE ZEHİRLEMİŞLERDİ

Sigaranın içinde bulunduğu kanıtlanan polonyum 210 elementi, 2006 yılında eski KGB ajanı Alexander Litvinenko’nun Londra’da zehirlenerek öldürülmesiyle de gündeme gelmişti.

Gazete bu iddiayı, bilimsel Amerikan Halk Sağlığı Dergisi’nin Eylül sayısında yayımlanan bir araştırma analizine dayandırıyor.

http://haber.gazetevatan.com/gizlenen-sigara-gercegi-nedir/299140/10/Haber

26 Mart 2010

GOJİ; ÖMÜR UZATAN OLARAKTA BİLİNEN BİTKİ.!

Goji berry; Ömür Uzatan Olarakta Bilinen Bitki;


http://images.teamsugar.com/files/users/1/12981/39_2007/goji.jpg

Yapılan Çalışmanın Çevirisi:

1. Ömrünüzü Uzatın

Vücudunuzdaki on trilyon hücre her an serbest radikallerin saldırısına maruz kalmaktadır. Bu zararlı çevresel ajanlar canlı hücrelerin yenilenme hızından daha hızlı bir şekilde yıpranmasına ve yaşlanmanın daha hızlı gerçekleşmesine neden olurlar. Goji “Uzun Ömür Meyvesi” olarak bilinir. İçerisinde ana molekül olan polisakkaritler ve güçlü antioksidanlar sayesinde serbest radikallerin uğratacağı zararlara ve erken yaşlanmaya karşı vücudunuzu korur.

2. Enerjinizi ve Dayanıklılığınızı Arttırın

Asya’nın en etkili adaptojenleri arasında sayılan Goji, egzersiz toleransınızı, gücünüzü ve dayanıklılığınızı arttırır. Özellikle hastalık sonrası nekahat döneminde ortaya çıkan bitkinlik, halsizlik şikayetlerini ortadan kaldırır.

3. Genç Hissedin, Genç Görünün

Goji hipofiz bezinden salgılanan insan büyüme hormonu (hCG, gençlik hormonu) salınımını arttırır. hCG’nin olumlu etkileri pek çoktur: vücut yağ oranını azaltır, uyku düzensizliklerini engeller, hafızayı güçlendirir, iyileşme hızını arttırır, cinsel istek ve gücü düzenler ve vücuda daha genç, diri bir görünüm kazandırır.

4. Kan Basıncınızı Düşürür

Yaklaşık olarak her dört yetişkinden birinde yüksek tansiyon değerleri gözlenmektedir (hipertansiyon). Kontrol altında tutulmayan yüksek kan basıncı zamanla inme (felç), kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Bu nedenle “sessiz katil” olarak adlandırılır. 1998 yılında yapılan bir araştırma, Goji içerisinde çokça yer alan polisakkaritlerin kan basıncı yükselmelerini belirgin bir biçimde önlediğini göstermiştir.

5. Kanserden Korur

Goji, kanser önleyici bir madde olan Germanium içeren yeryüzünde bu güne kadar tespit edilmiş tek bitki türüdür. İçerisindeki özel polisakkaritler ve antioksidan maddeler kansere neden olabilecek genetik değişimlerin gerçekleşmelerine engel olur. Bazı bilim adamları özellikle karaciğer kanserlerinden korunmada Goji’nin etkili olacağına inanmaktadır. Bu karaciğerin vücuttaki en önemli detoksifiye edici (zehirden arındırıcı) organ olması nedeniyle önemlidir.

6. Sağlıklı Kolesterol Seviyelerine Ulaşın

Goji, kolesterol seviyelerini düşüren beta-sitosterol maddesi içerir. Ayrıca antioksidanları sayesinde kolesterolün oksidasyonunu ve damar duvarında plak oluşturmasını engeller. Goji içerisindeki flavonoidler ise atar damarlarınızın açık kalmasını ve elastikiyetinin korunmasını sağlar.

7. Kan Şekerini Dengeler

Uzun yıllardır Çin’de erişkin tip diyabet tedavisinde kullanılan Goji’nin polisakkaritleri sayesinde kan şekerini ve insülin cevabını düzenlediği görülmüştür. İçeriğinde yer alan betain maddesinin de özellikle diabet hastalarında sıkça görülen karaciğer yağlanması ve damar rahatsızlıklarını önlediği bilinmektedir.

8. Cinsel Gücü ve Fonksiyonu arttırır

Goji üzümü Asya tıbbında yer alan başlıca cinsel güç arttırıcı bitkidir ve efsanevi olarak cinsel arzuyu tetiklediğine inanılır. Eski bir Çin atasözü evinden ve karısından uzaklara gitmek zorunda olan erkekler için “Kim ki evinden yüz kilometre uzağa gidecekse Goji yememelidir!” der. Modern bilimsel çalışmalar ise Goji’nin kandaki testosteron seviyesini belirgin bir şekilde arttırarak her iki cinste de cinsel gücü arttırdığını göstermektedir.

9. Kilo Verin

Asya’da yapılan bir anti-obesite (aşırı şişmanlık) çalışmasında, hastalara sabah ve öğleden sonra Goji verilmiştir. Sonuçlar çoğu hastanın belirgin kilo vermesi şeklide olmuştur. Bir başka çalışma ise Goji içerisndeki polisakkaritlerin alınan gıdaları yağ şeklinde depolanması yerine enerjiye dönüştürdüğünü göstermektedir.

10. Baş ağrısı ve Sersemlik Hissinden kurtulun

Geleneksel Çin tıbbında baş ağrısı ve sersemlik hissinin böbrek Yin (yaşam özü) ve Yang (fonksiyon) yetersizliğinden kaynaklandığına inanılır. Goji Yin/Yang dengesinin ayarlanmasında en çok kullanılan bitkidir.

11. Daha İyi bir Uyku

Goji tüm Asya’da uzun süredir insomnia (uykusuzluk) doğal tedavisinde kullanılmaktadır. Yaşça büyük insanlar üzerinde yapılan bazı tıbbi araştırmalarda, Goji alan tüm hastalarda uyku kalitesinde iyileşme bildirilmiştir.

12. Görüşünüzü İyileştirir

Çin’de tarih öncesi zamanlardan beri Goji meyveleri bazı görme problemlerinin giderilmesinde oldukça popülerdir. Modern Çin bilim adamları Goji’nin karanlığa uyum süresini belirgin olarak kısalttığını bulmuşlardır. Ayrıca az ışıklı ortamlarda da görüş kalitesinin arttırır. Goji alan hastalarda görüş alanındaki siyah noktalarda belirgin azalma saptanmıştır. Goji içerisinde yer alan güçlü antioksidan karotenoidler sayesinde makula dejenerasyonu ve katarakt engellenebilir.

13. Kalbinizi Güçlendirir

Goji bir sesquiterpene olan ve kalp ile kan basıncı ayarlamalarına yardımcı olan cyperone içerir. Anthocyanin maddesi ise kalp damarlarının dayanıklılığını arttırır.

14. Yağların (Lipid) peroksidasyonunu Engeller

Kolesterol ve diğer kan yağları vücutta lipid peroksitler oluşturarak ölümcül rahatsızlıklara yol açabilirler. Yapışkan bir madde olan lipid peroksitlerin birikimi özellikle damarları olumsuz etkileyerek kalp-damar rahatsızlıkları, damar sertliği (ateroskleroz) ve inmeye neden olabilir. Goji, lipid peroksit oluşumunu önleyen kan enzimlerini arttırarak tehlike oluşturan lipid peroksit oluşumunu önler.

15. Hastalıklara karşı direncinizi arttırır

Serbest radikallerden olan süperoksit’in hastalıkların oluşumu ve ilerlemesinde önemli bir rol oynadığı gösterilmiştir. Süperoksit vücutta bulunan süperoksit dismutaz enzimi sayesinde etkisiz hale getirilir. Ancak bu enzim yaş ile birlikte azalmaya başlar. Ayrıca günlük yaşamın ortaya çıkardığı stres vücudun bu enzimi yeterince üretmesini baskılayarak hastalıklara karşı var olan direncin düşmesine neden olur. Goji alımının süperoksit dismutaz enzim değerlerini %40 oranında arttırdığı ispatlanmıştır.

16. Bağışıklık (immün) yanıtını arttırır

Bağışıklık yanıtı vücudunuzun “silahlı kuvvetleri” dir. Kırk yılı aşkındır süren çalışmalar Goji’nin vücuttaki önemli savunma mekanizmalarını yöneten ve yönlendiren bağışıklık sistemini desteklediğini göstermiştir. Goji polisakkaritleri içlerinde T-lenfosit hücreler, sitotoksik T-hücreler, NK (doğal öldürücü) hücreler, lizozim, tümor nekroz faktörü-alfa ve immünglobülinler (IgG ve IgA) gibi tüm savunma hücrelerinin aktivitelerini düzenler ve sayılarını arttırır.

17. Kanserle savaş

Goji ile birlikte kanser ilacı kullanan hastalarda olumlu cevapların yalnızca ilaç kullanan hastalara oranla %250 oranında arttığı görülmüştür. Malign melanom, böbrek karsinomu, kolorektal karsinom, nasofaringeal karsinom ve malign hidrotoraks gibi kanser hastalarının tedavilerinde inanılmaz derecede iyileşme sağlanmıştır. Goji ile tedavi gören hastaların remisyonu (iyilik hali) Goji almayan hastalardan belirgin olarak daha uzun olmaktadır.

18. Değerli DNA’nızı korur

DNA vücudumuzdaki en önemli yapıdır. Atalarımızdan miras kalan tüm özelliklerimizin bulunduğu şablonumuz olmasının yanı sıra vücudumuzdaki on tirilyon kadar hücrenin yenilenmesi gerektiğinde, sağlıklı ve aslına uygun kopyasının üretilmesini sağlar.Kimyasallar, kirlilik ve serbest radikallere maruz kalan DNA hasarlanır ve kırılabilir ve sonuç olarak genetik (kalıtsal) mutasyonlara, kansere ve hatta ölüme sebebiyet verebilir. Goji’deki betain ve ana molekül olan polisakkaritler hasarlı DNA’nın tamiri ve restorasyonunu gerçekleştirir.

19. Tümör büyümesini durdurur

Bir hücresel protein olan Interlökin-2 (IL-2) bir çok kanser türünde oluşan anti-tümör cevapların oluşmasını sağlar. Çin kaynaklı araştırmalar Goji polisakkaritlerinin IL_2 üretimini arttırdığını göstermiştir. ABD’de IL-2, 1983 yılından beri bazı kanser ve AIDS hastalığının tedavisinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Goji ayrıca, tümör hücresinin ölümüne neden olan apopitoz olayını hızlandırır.

20. Kemoterapi ve Radyasyonun olumsuz etkilerini hafifletir

Bir çalışmada, Akciğer kanser tedavisi sırasında uygulanan radyasyon etkisinin Goji alımıyla arttığı böylece uygulanan radyasyon dozunun azaltılabileceği gösterilmiştir. Bir başka çalışma Goji’nin radyoterapi ve kemoterapiye bağlı istenmeyen yan etkileri azalttığı gösterilmiştir.

21. Güçlü kan değerleri sağlar

Goji meşhur bir kan yapıcı ve gençleştiricisidir. Bir çalışmada, Goji’nin yaşlı insan kanını belirgin bir biçimde gençleştirdiği gösterilmiştir. Bir diğerinde ise, canlı alyuvarların serbest radikallerin doğuracağı hasarlardan Goji flavonoidleri sayesinde korunduğu gösterilmiştir.Goji ayrıca kemik iliği yetmezliği durumlarının (düşük alyuvar, akyuvar ve trombosit üretimi durumu) deneysel tedavilerinde yer almaktadır.

22. Lenfosit sayınızı arttırır

Lenfositler vücut savunma sisteminin değişen koşullara yada tehditlere karşı uyum sağlayan (adaptasyon) kısmını oluşturan en önemli beyaz kan hücreleridir. Bağışıklık sisteminin adaptasyon kısmı, vücudun genel bağışıklık mekanizmalarını geçerek organizmayı tehdit eden tehlikeli unsurlara yönelik savunmanın yapılmasını sağlar. Gji lenfosit sayısını artırır ve saldırı tehdidi durumunda bunları aktive eder.

23. Enflamasyon ve Artirite (eklem iltahabı) karşı savaşır

Yirmi yılı geçen geniş araştırmalar sonucunda, akut yada kronik enflamasyon durumlarında serbest radikal olan süperoksit değerleri, vücudun savunma sistem kapasitesinin (süperoksit dismutaz enzimi) çok üstüne çıkmaktadır. Bu gibi bir dengesizlik durumu ise dokularda ve eklemlerde harabiyete neden olmaktadır. Goji anti enflamatuvar bir enzim olan süperoksit dizmutaz seviyesini arttırarak dengenin oluşmasını sağlar.

24. Karaciğerinizi destekler

Goji çok bilinen bir karaciğer hücre koruyucusu olan serebrozid içeriği sayesinde, yüksek toksik etkisi olan klorlanmış hidrokarbonlara karşı dahil koruma sağlar.

25. Menapozal semptomları tedavi eder

Geleneksel Çin tıbbında birçok menapozal semptomun böbrek Yin yetersizliği nedeniyle oluştuğu düşünülür. Yıllardır Goji hormonal dengeyi sağlamak amacıyla Yin güçlendirici olarak kullanılmaktadır.

26. Sabah sıkıntılarını (bulantı-kusmaları) önler

Çinde sıcak Goji çayı özellikle gebeliğin ilk üç ayındaki kadınlarda sabah sıkıntılarının önlenmesinde kullanılmaktadır. Bu çayın içilmesi hızlı ve etkili bir çözümdür. 60 gram kaliteli goji suyunun üzerine sıcak su eklenmesiyle de hazırlanabilir.

27. Doğurganlığı arttırır

Goji çok uzun zamandır Asya’da kadın ve erkek infertilite (kısırlık) tedavisinde kullanılmaktadır. Kadınlarda benzersiz bir şekilde Ying düzenlemesi (doğurganlık özü) gerçekleştirdiğine inanılır. Erkeklerde ise, goji polisakkaritlerinin sperm hücrelerinin ömrünü uzattığı ve testisteki hücrelerin strese bağlı azalmalarını ve ölümlerini engellediği gösterilmiştir.

28. Kaslarınızı ve kemiklerinizi güçlendirir

Goji hGH (insan büyüme hormonu) üretim ve salınımına etki ederek, vücuttaki bir çok önemli fonksiyonun (büyüme, tamir ve gelişme) yerine getirilmesini sağlar. Kasların gelişimi ile diş ve kemiklerde kalsiyum depolanmasını sağlar.

29. Böbrek sağlığını korur

Geleneksel Çin tıbbında en önemli organ olarak böbreğin, beyin ve diğer yaşamsal organları kontrol ettiği düşünülür. Böbrek fonksiyonları gerçekten de yaşamsal öneme sahiptir. Goji böbrek Yin ve Yang üzerinde etki gösteren bir kuvvet ilacı olarak haklı bir üne sahiptir.

30. Hafızanızı güçlendirir

Goji Asya’da bilinen bir beyin güçlendiricidir. İçerdiği betain vücutta kolin maddesine çevrilerek beyindeki hafıza ve hatırlama fonksiyonlarında yer alır.

31. Kronik kuru öksürüğün giderilmesine yardımcıdır

Çin bitki uzmanları tarafından gerek tek başına gerekse diğer bitkilerle birlikte öksürük ve hırıltı tedavisinde önerilmektedir.

32. Anksiyete ve stresi hafifletir

Bir adaptojen olarak Goji bünyenin stres faktörüne uyumuna ve üstesinden gelmesine yardımcı olur. Herhangi bir güçlüğe karşı kullanılabilecek bir enerji deposu oluşturur.

33. Maneviyatınızı aydınlatır

Goji’nin sürekli olarak tüketiminin neşeli ve mutlu bir ruh hali sağlar. Bu nedenle Asya’da “mutluluk meyvesi” olarak da tanınır.

34. Sindirimi kolaylaştırır

Goji uzun süredir mide hücrelerinin aktivite azalmasına bağlı olarak sindirim zorluğu ile öne çıkan atrofik gastrit tedavisinde kullanılmaktadır. Goji’nin kendisi, özellikle meyve suyu şeklinde tüketimi, sindirimi kolay bir yiyecektir.

35. Diş sağlığı

Sağlıklı diş eti sağlar.

36. Fibromiyalji

Fibromiyalji semptomlarını hafifletir.

http://www.tohumu.com/product.php?id_product=78
Kaynak: www.goji -nutrition.com sitesinden çeviri

*-GOJİ'nin Üretim ve Çoğaltılması

3 Şubat 2010

Çömelmek Sağlıktır...

ÇÖMELMEK SAĞLIKTIR

02 Şubat 2010

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/01/image0061.jpg
Konunun sağlık yönü oldukça önemli... İnsanlığın çömelmeyi unutmaması lazım.

Çömelmek, medeniyet artışı ile ters yönde, gerileyen ve unutulan bir duruş.

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/01/image0032.jpg
Spor hayatımla beraber, insanların çömelme konusundaki yeteneklerinde olan kaybı ve bunun sonucu olduğuna inandığım sağlık sorunlarının artışını izlerken, bir yandan da araştırmaya başladım. Sonuç, çömelmeyi unuttukça artan sağlık sorunlarının bilimsel açıklamalarına dair pek çok araştırma oldu.

Bu konuda ne zaman derslerimde veya ders dışı zamanlarda konuşmaya kalksam, ilkel buldukları bu yöntem hakkında çoğunun konuşmak istememesi veya konuya müstehzi yaklaşması beni şaşırttı, konuyla ilgilenip hak verenlerin olduğunu da söylemeliyim tabii.

Özellikle üç tanesi fazlasıyla öne çıkıyordu beni araştırmaya zorlayan konular arasında, bunlar;

1- Doğum yapamayan kadınlar

2- Kolon kanserindeki artış

3- Omurga problemleri

Ama araştırdıkça konunun sadece bu 3 başlıktan çok daha öte olduğuna dair sonuçlara ulaştım. Bunları mutlaka paylaşmam gerektiğine karar verdim.

Artık sadece konuşarak değil, websitede DOĞAL YAŞAM bölümünde bu konuya özel bir bölüm açarak çalışmalar hakkında bilgilerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Hep ergonomi ve endüstri tasarımı yapan arkadaşlarımdan yıllardır istediğim, çömelmeyi sağlayan ve hijyen şartlarına sahip tuvalet tasarımları yapmaları idi. Bu önerime şaşıranlar kadar, tepkiyle karşılık verip ilkel bulanlar da oldu.

Sadece gidin ve çocuklarınızdan çömelmelerini isteyin, 40 yaş ve üstü olanlarımız çocukken çömelebilirdi ve bir kısmımız eğer spor ile ilgileniyorsak hala çömelebiliyoruzdur ama bir çoğumuz spor yapsa dahi çömelme yeteneğini kaybetmiş durumdadır.

Çocukların çömelemediğini gördüğünüzde yeni nesillerdeki kabızlık, diz ve eklem sorunları hakkında da biraz düşünün. Düşünürken içinizdeki bir ses, muhtemelen "zaten doktorlar dizlerimiz ağrırken çömelme, merdiven çıkma ve inme gibi hareketleri yapmayın dediler" diye fısıldayarak size hatırlatma yapacaktır...

Ama ben buna kesinlikle katılmadığımı belirtmek zorundayım.

Çünkü beden bir fabrikadır ve beyin tüm beden için gerekli her türlü üretime karar veren mekanizmadır, dizler 90 dereceden fazla bükülmdiği sürece de beyin dizlerin 90 dereceden fazla bükülmediğini görerek gereksiz eklem sıvısı üretimini yaptırmayacaktır. Bir fabrikada kullanmadığınız departmanların ışığını açık bırakır mısınız?

Tuvalet yani dışkılama ihtiyacı için en doğru pozisyon çömelme pozisyonudur.

Bu şekilde ancak bağırsakların içindeki dışkının tamamını daha çabuk ve içerde gayta bırakmaksızın atmak mümkün olabilir.

Oturma pozisyonunda yapılan dışkılama ise asla kolondaki tüm dışkıyı atmayı sağlayamaz, gereken süzme ve elemeyi yapamaz.

Pek çok kişi bunun hiç farkında bile değildir ve öğrenmesi de kolay kolay mümkün görünmemektedir medeni olduğunu düşündüğümüz yaşam alışkanlıklarının devamı içindeyken.

A Guide to Better Bowel Care: A Complete Program for Tissue Cleansing Through Bowel Management adlı kitabında Chiropracter Dr ve Beslenme Uzmanı olan Dr. Bernard Jensen, oturarak tuvalet alışkanlıklarının sağlık üzerinde nasıl büyük bir tehdit olduğunu anlatmaktadır. Ve oturarak tuvalet alışkanlığını ise "ergonomik kabus" olarak nitelemektedir.

Sindirimde mideden çıkan karışmış ve sindirime hazır gıdalar ince bağırsağa geçer ve orada besinler emilir, atıklar ise kalın bağırsaklara ya da kolona geçer ki atıkların kolona geldiği zamanki hali likitdir.

Kolon içinde ilerken içindeki sıvı da emilerek rektuma gelen atıklar iyice katı hale gelir..

Artık dışkının sadece konsantre halidir bu. Ve anüsten de dışarı atılır.

Toksik birikimi önlemek ve iç yapıda zehir oluşturmamak için dışkı atıkların tam olarak vücuttan tahliyesi gerekir. Bu ise sadece çömelmek ile mümkündür.

Çömelme sırasında bacakların üst ön kısımları karın üzerinde basınç yaparak kalın bağırsaklarda dışkının ilerlemesi ve kolay tahliyesi için gereken yardımı sağlar.

Cecum, Ascending Colon, Transverse Colon, Descending Colon, Sigmoid Colon , Rektum ve Anüs, ince bağırsağa İleocecal Valve ile bağlanır.

İleocecal Valve, tek yönlü bir kapak gibidir. İnce bağırsaktan kalınbağırsağa geçişe izin verir ama tersine izin vermez.

Çömelmiş pozisyondayken, sağ uyluk, karnın sağ tarafında CECUM a basınç yaparak atıkların yukarı doğu kalınbağırsak da ilerlemesine yardım eder.

Bu da apandist ve ileocecal valve ın temiz kalmasını sağlar.

Sigmoid Colona gelen katı atıkların, rektuma geçip anüsten atılabilmesi için, Sigmoid Colondaki keskin dönüşü aşabilmesi lazımdır ki tortu bırakmadan ilerleyebilsin, çömelme pozisyonunda sol uyluk sol karına basınç yaparak Sigmoid Colonu da yukarı iter ve bu akışı sağlar.

Nasıl ki kalın bağırsaklara girişte bir kapak varsa, çıkışta dair kapak vardır. Puborectalis Muscle ....

Bu kapak ancak çömelme pozisyonunda gevşer ve rektumun ağzını serbest bırakır.

Oturma pozisyonunda ise kazara dışkılamayı önlemek için rektumun çıkışını bir lastik gibi tutar.

Oturma pozisyonunda dışkılama yapmak için o kapağı aşabilmek ve bunun için de ıkınmak gerekir.

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/01/image0051.jpg

Zaten burada doğumdaki istenmeyen ıkınma şekli de konumuza dahil oluyor ki bunu sonra ayrıca inceleyeceğim.

Valsalva manevrası dediğimiz, iç karın basıncını , içerde hava tutarak itme şeklinde arttıran ve hemoroidden, kılcal damarlarda çatlaklara ve yırtıklara kadar varabilen sorunlara neden olan ıkınma şekli ile bağırsaklardaki katı dışkının atılımına çabalar insan.

Kolon yapısı ve çömelmenin birlikteliği aslında doğal bir mucizedir ve bunu artık fark etmemiz gerekiyor.

Bunun medeniyetle ilgisi varsa ve medeniyet sağlıklı yaşamımız için kolaylıklar sağlıyor ise medeniyet çömelmeyi unutturmamak zorundadır.

Sonuçta, çömelme olmadan, iki uyluğun karına basıncı sağlanamaz, çömelmeden sağ uyluk sağ karına basınç yapamaz ve ince bağırsaktan kalın bağırsağa dışkılar sağlıklı şekilde ilerleyemez, çömelme olmadan sol uyluk sol karına basınç yapamaz ve sigmoid colon yukarı itilerek dışkılar rectuma tam olarak ilerleyemez, çömelmeden olmadan anüsden çıkışı sağlayan kapak görevindeki kas açılamaz.

Uzun boylu bir yetişkin, oturarak tuvalet yapmayı sağlayan bir aparatı kullandığında boyundan dolayı dizleri kasıklarından yukarıda kalacağından bir noktaya kadar bağırsaklarını boşaltabilmesi daha mümkünken bu çocuklar için mümkün olmadığından tehlike çocuklarımız için daha büyüktür.

Bağırsaklar tam boşaltılamadan kalan her atığın içindeki sıvı bağırsaklarda emildikçe taşlaşan atıklar zehir üretmeye devam ederek bağırsakların özellikle dönemediği ve ilerleyemediği kıvrımlarında birikerek kalıplaşmaya başlar.

Zaman içinde bağırsak yüzeyindeki dokuları kapatıp görevlerine engel oldukça kısır döngü artarak devam eder ve sonuç pek çok hastalıklar, operasyonlar, belki de kansere kadar ilerleyebilir.

Basit bir kabızlık olarak ele alınmaması gereken şikayetler çocuk yaştan başlayarak ilaçlarla veya dışkıyı sıvılaştırmayı sağlayan yöntemlerle çözülmeye çalışılsa da pozisyon değişmedikçe hiçbir zaman tam atım sağlanamayacak ve birikimler tekrar kalanların üzerinde oluşmaya başlayacaktır.

Jonathan İsbit tarafından yazılan Nature Knows Best adlı kitap 8 yıllık araştırmaların sonucunda oturarak tuvalet ihtiyacını gidermeye çalışmanın insan sağlığında yarattığı tehlikeleri anlatmaktadır.

Oturarak tuvalet alışkanlığı ile apandist, mesane sorunları ve idrar kaçırma, kolon kanseri, bağırsak hastalıkları ve fıtıkları, doğum ve doğum ile ilgili sorunlar, kabızlık, ince bağırsak sorunları, hemoroid, banyoda ani kalp krizleri, jinekolojik muayeneler, prostat hastalıkları, cinsel işlev bozuklukları, omurga sorunları vb. problemlerin yakından ilgili olduğuna dair açıklamalar ve araştırmalar bu kitapta yer almıştır.

Tarihsel gelişimde insanoğlunun doğal yapısı çömelmeyi gerektirdiği için, bugün her kültürde de bebeklerin e rahat olduğu pozisyonlardan biri de çömelmektir.

Ama zaman içinde öğrenilmişlikler ile bu güdü terk edilir.

1800 lerde kapalı sıhhi tesisatların yapımının başlamasıyla , krallara ve kraliçelere ayrı bir lüks de getirmek için oturmalı aparatlar yapılmaya başlandı.Ve bu sistem sanki batı medeniyetinin ileri ve medeniyetinin sembolü oldu.

2002 Nisanında İranlı bir radyolog, Dr Saeed Rad, vajinada rectum duvarında oluşan bir çıkıntı olan "rectocele" diye adlandırılan bir çeşit fıtık hakkında çalışmalar yaparak çömelme pozisyonunda araştırmalar yaptı ve yayınladı.

Yaşı 11-75 arasında değişen 21 erkek ve 9 kadın ile yaptığı araştırmada baryumlu lavman ile oturur ve çömelir durumda iken rectum ve puborectalis durumuna ve açılara baktı. Dışkı kaçırma ile ilgili olarak sorunlara dair ilginç görüntüler elde etti.

Artık bu konuda daha ciddi bilinçlendirme çalışmalarının yapılması gerektiğine inancım daha da artıyor.

Doğum için de çömelmenin önemi çok büyük ama çömelmeyi unutmuş olan anatomik yapı içinde doğal olan doğumu başarabilmek de zorlaşmaya başlıyor.

Oysa bizim amacımız doğal doğum için doğruları öğretmek. Doğal doğum konusunda hormonlardan, nefeslere ve doğumun gerçeklerine kadar her şeyi öğrenip, çömelme ve gerekli pozisyonları kullanamamak nedeniyle açılma ve bebeğin ilerlemesi için yardımcı olamamak hiç de hoş bir durum olmaz.

Derslerimde egzersiz kısmında güvenli çömelme hareketleri ve pelvis açıcı hareketlere öncelik veriyorum ama çömelmeyi hiç beceremeyecek kadar bacakları güçsüz ve dizleri yetersiz o kadar çok insan var ki...

Sabırlı ve inançlı bir çalışma ile bu sorunu aşabilmeleri için evde de sık sık çömelmeleri gerekiyor.

Çömelmek Sağlıktır...

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/01/image00124.jpg
Sunday, January 24, 2010
Jale Dural
////////////////////////////////////
Kaynak: Ruhi Mehmet Çilek (rmcilek2001@gmail.com)