Ülkenin birisinde zalim, baskıcı, ve ırkçı bir kral yaşamaktadır.. Halka , her türlü zulmü yaşatmaktadır. İnsanlara yaşadıklarıyla kan kusturulmaktadır. Toplumun diğer kesimlerine hiç bir hoşgörüsü yoktur..... ********* Orkestra ekipleri, her hafta krala verdikleri müzik ziyafetindedirler.. ***** Gelin, diğer renk ve kültürlere; Farklılıklarımıza tahammül gösterelim. Çünkü; bu zenginlikler bizim yararımızadır.. Şair: Aydın ÖZTÜRK- anlatımıdır
Bir gün, Krala bir ders vermek istemektedirler..
Hepsi aynı anda çalmak yerine, piyano, çello, gitar, fülüt, keman, saz, davul, trampet vd. önlerine birer mum yakarlar..
-Ve, sıra ile herkes kendi müzik aletini çalar ve kalkar giderler.
-Piyanist, piyanoyu çalıyor ve önünde yanan mumunu söndürüp kalkıp gidiyor.
-Çello çalıyor ve önünde yanan mumunu söndürüp kalkıp gidiyor.
-Fülüt çalıyor ve önünde yanan mumunu söndürüp kalkıp gidiyor.
Ve diğer aletler çalıp bir, bir önünde yanan mumlarını söndürüp gidiyor..
-En son müzik aleti de çalıp önünde yanan mumunu söndürüp gidiyor..
İçerisi karanlığa gömülüyor.. Seslerde kesiliyor..
Bu duruma çok sinirlenen zalim kral;
Ne oluyor bu ne demektir diye ayağa kalkıp; bağırıyor..
-Yanındakiler; kralım siz farklılıkları bir, bir yok etmeye devam ederseniz, bir gün bu ülke, burada olduğu gibi karanlığa gömüleceketir.
Orkestra bu tutumuyla; sizin tutumunuzda bir değişiklik olmaz ise; ülkemizin sonu bundan farklı olmayacağını anlatmak istemişlerdir..!
Derler.
zalim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zalim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Nisan 2010
FARKLI RENKLERE TAHAMMÜL GÖSTERMEZSEK?
FARKLI RENKLERE TAHAMMÜL GÖSTERMEZSEK?
6 Mart 2009
KERBELA ANMA TÖRENLERİNDEN GÖRÜNTÜLER
10 Haziran 2008
Aydınlatabilirmisin /
AYDINLATA BİLİR MİSİN.? Ey! Koca şehir.! Aydınlatıyorsun belki.! Sokakları, aralıkları, lambalarınla. Peki? Aydınlatabilirmisin.? Yüreklerdeki karanlıkları.! Karanlık sokaklarda, kaybolmuş, Hayaller, kurdurduğun, insanlara.! Toz, pembe yarınlara, umutsuz... Umutsuz, beklemek kalır, çeresiz.! Haykıran yürekleri, dipsiz kuyularda.! Aydınlatabilirmisin, yoklukları.? Sevgiden yoksun kalmış, duygusuz.! Kendinden başkasını sevmeyen, Acımasız, yürekleri aydınlata bilir misin.? İnsanlık nedir, insanı görmez. Sevgisiz yetişmiş, sevmeyi bilmez.. İçinde yaşadığı dünyayı görmez.! Her yana, zulüm saçan, zalimin. İçindeki, kin ve nefretinden.! Korkudan, konuşmayı unutmuş, Yalnız, şu insancıkları.? Titrer, güneş altında üşümüş... Kim olduğunu unutan, insancıkları.! Her şeye rağmen.! Gülmeyi unutmuş, gülümsemez.! Güldüre bilir misin.? Arsızca.! Ey.! Koca şehir ! Mavi gökyüzü altında. Serilen pervasızca, sınırız.! Her köşen, ışıl ışıldır, pırıl pırıl.. Ama; heryanın yalnızlık. Her yanın, korku, acı ve çaresizlik.. Kimileri, villasında mutlu ve şen. Kimilerinin evleri başına yıkılır. Nedendir, bilir misin? Bu çelişki niye. Aynı çağda ve aynı zamanda. Nedendir? Bu yıkım. Bu yok oluş, sessiz, sessiz? Yoksa! Aldanışım mı? Aydınlığın! Yalnızlığın kimsesizliğin içinde... Yoksulluk, yaşam biçimi olmuş.! Yoksul , gecekondunun çocukları... Seni; yaşanır vatan yapan.! Bilmem ki! Sen.? Sen; karanlığın ta kendisi... Işıklar içinde, kararan yaşamlar...! Sende yok olacaksın bir gün.! Yoklukların içinde, olsa da karanlığında isimsiz.. Gün be, gün, yaşanan çirkinlikleri, bağrında.! Söyle! Aydınlata bilirmisin? Haydar ATA 30.12.2004 Perşembe |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



