hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2010

BAKAN SİGARA YASAĞI RESTİNİ ÇEKTİ

BAKAN SİGARA YASAĞI RESTİNİ ÇEKTİ

Anayasa Mahkemesi'nin sigara yasağının iptali ile ilgili kararı merakla beklenirken, hükümetten sürpriz bir çıkış geldi. Bakan Dinçer, yasağın iptali halinde sigaraya bağlı hastalıkların tedavisini karşılamayız dedi.

Bakan, sigara yasağı restini çekti!

Bakan Dinçer, "Anayasa Mahkemesi sigara yasağını iptal ederse, sigaraya bağlı hastalıklar kapsam dışına çıkarılabilir" dedi

Anayasa Mahkemesi'nin sigara yasağının iptali ile ilgili kararı merakla beklenirken, hükümetten sürpriz bir çıkış geldi. Çalışma Bakanı Ömer Dinçer, yasağın iptal edilmesi halinde sigaraya bağlı hastalıkların tedavisinin sosyal güvenlik kapsamı dışına çıkartılması yönünde çalışma yapabileceklerini söyledi.

Sigaraya bağlı hastalıkların başında akciğer, gırtlak gibi kanser türleri, kalp ve damar hastalıkları var. Bu hastalıkların tedavisinde sosyal güvenlik sisteminden yaklaşık 4-5 milyar lira çıktığı tahmin ediliyor. Böyle bir çalışma olursa vatandaş tedavi masrafını kendi karşılayacak. Bazı uzmanlar, "Sigara içenlere çifte ceza getirmeden sorun çözülmeli" derken, bazıları da, "Bakanlık, 'Kişisel özgürlüğünün sonucunda bu hastalığa yakalandın' diyebilir. Bu açıklamaların altında, toplumun düşünmeye sevk edilmesi var" görüşünde. Türkiye'de; kahvehane, bar, restoran dahil tüm kapalı alanlarda sigarayı yasaklayan yasa, geçen yıl temmuz ayında yürürlüğe girdi. Ancak Danıştay, kahvelerde sigara yasağının kaldırılması konusunu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Mahkemenin önümüzdeki günlerde vereceği karar da, Türkiye'nin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.

VATANDAŞIN PARASI DUMAN

Parlamentoda bazı gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çalışma Bakanı Ömer Dinçer, hükümetin yasağın kaldırılması halinde çok sert yaptırımları gündeme getirebileceğinin sinyalini verdi. Dinçer, "Anayasa Mahkemesi yasağı iptal ederse, sigaraya bağlı hastalıkların sosyal güvenlik kapsamı dışına çıkartılması üzerinde çalışabiliriz. Çünkü biz vatandaşlarımızın parasının duman olmasını istemiyoruz. Sağlıklarını kaybetmesini istemiyoruz" dedi. Dinçer, bakanlıklarında şu anda böyle bir çalışma olmadığının altını çizdi ve "Ama şarta bağlı olarak çalışma yapılabilir. Anayasa Mahkemesi iptal ederse bu konu üzerinde çalışabiliriz" diye konuştu.

Ölüme mahkûm edilmemeli...

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık (Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri): Böyle bir yaklaşım çok yanlış. Herhangi bir demokratik ülkede beklenen bir şey değil. Sigara ile ilgili hastalıkların ortaya çıkması 20 yılı bulabilir. Geriye dönük bir cezalandırma işletilemez. Bu caydırıcı olmaktan uzaktır ve akciğer kanseri, mesane kanseri, kronik bronşit, dil kanseri ve solunum yolları ile ilgili hastalıkları olanların ölüme mahkum edilmesi demektir. Devletin, koruyup kollayıcı, yol gösterici olması gerekir. Sigara içenlere çifte ceza getirmeksizin bu sorun çözülmelidir.

Hasta başına 40 bin dolar

Onkoloji Kanserle Savaş Derneği Başkanı Mahmut Özpınar: Tüm kanser hastalarının yüzde 30'unu akciğer kanseri oluşturmaktadır. Toplam 500 bin kanser hastasının 120 bin civarı akciğer kanseridir. Kemoterapi gibi tedavi masraflarına yaklaşık 40 bin dolar harcanmaktadır.

'Kişisel özgürlük' deniyorsa

Sevgi Aksu (Sigarayla Savaşanlar Vakfı Başkanı): Akciğer kanserinin en büyük sebebi sigaradır. Akciğer kanseri olan her 100 vakanın yüzde 85-95 arasındaki kısmı sigara içenlerden oluşuyor. Türkiye'de en sık görüleni akciğer kanseridir. Kalpdamar ve solunum yolu hastalıklarının önemli bir bölümü de sigaraya bağlı. Bu hastalıkları, kapsam dışına çıkartmak çok ciddi sonuçlar doğuracaktır. Danıştay, sigara ile ilgili kararında kişisel özgürlüklerden bahsediyor. Bakanlık, 'Kişisel özgürlüğünün sonucunda bu hastalığa yakalandın' diyebilir. Bu açıklamaların altında, toplumun düşünmeye sevk edilmesi var.

Zübeyde Yalçın/ www.sabah.com.tr

19 Temmuz 2010

Hastalıklı toplum ve UYUM

"Hastalıklı bir topluma uyum sağlamak, sağlıklı olmanın bir ölçütü değildir."

Jiddu Krishnamurti

Belgesel Arsivi VİDEO ve haber

Belgesel Arsivi VİDEO ve HABER

EvcioğluHaber- İnternette dolaşırken tesadüfen denk geldiğim ve gerçekten yararlı olduğuna inandığım bilgiler ve kapitalizmin doğayı ve insanı nasıl sömürdüğünün ve çölleştirdiğinin ortaya konduğu ve cözüm önerilerinin de anlatıldığı bir platform ile karşılaştım..

Showcase


Hem burada izlediğiniz videoyu izledikten ve diğer bazı açıklamaları okuduktan sonra birde; aşağıda link adresi verilen siteyi ziyaret etmenizi istiyorum.. Orada yaşanan tartışmala rıda okuma ve inceleme imkanı bulacaksınız.. Sizlerinde bu tartışmalara olumlu veya olumsuz katkılarınız mutlaka olacaktır..
Ancak; kesinlikle bundan sonra bazı konulara farklı bakmaya başlayacaksınız..! Düşünce pratiği açısından kesinlikle yararlı olacaktır..!

Bakın ne söylemişler;
*****************************

Günümüzdeki en büyük sorun, sisteme uyum sağlayan kitlelerdir. Örneğin bir bebek doğduğu zaman SEVGİ, ADALET vs. duygularla dünyaya gelir. Fakat seneler içerisinde bu acımasız sistem ona etik davranırsa hayatta kalamayacağı fikrini aşılar.
Bu gibi yanlış düşüncelerle büyüyen insanoğlu, bu sistemi gerçek olarak kabul eder ve ondan başkasını hayal edemez. Bu grubun amacı tamda burada, Zeitgeist mesajını yayarak, sistemin insanlara gerek medya, gerek eğitim, gerekse diğer propaganda unsurları ile pompalamış olduğu kalıpları kırmasına, özgürleşmesine, gözlerinin açılmasına yardımcı olmak,
Venüs Projesi ile gelecekteki dünyanın nasıl olabileceğini, insanların birbirini ezmeden, birbirleri ile savaşmadan da yaşayabileceğini göstermektir.

****************************
"Hastalıklı bir topluma uyum sağlamak, sağlıklı olmanın bir ölçütü değildir."

Jiddu Krishnamurti.
***********************
Evet; Bilinçli bir şekilde hatta eğitilerek hastalıklı ve birbirine düşman bir toplum yaratılmaktadır.. Oysa; insanların birbirini ezmeden ve birbiri ile savaşmadan da yaşayabileceği bir dünya mümkün aslında.. Yeterki, bunu gerçekten tüm insanlar istesin... YAŞANAN SAVAŞLARA BAKTIĞIMIZDA DÜNYA HALKLARININ HİÇ BİR ÇIKARI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR..
Diğer taraftan ise emperyalizm hangi kılıkla gelirse gelsin.. Bu bazen ve çoğunrlukta bizim dostumuz olarak gelir.. Bazen bize yardım etmek için gelmiş gibi görünür.. Hangi şekilde gelirse gelsin...! Depremde yardıma bile gelse; organlarımızı çalmak için gelmektedir.. Nerede kar varsa ? orada doğal kaynaklar ve enerji vardır.. Ve orada savaş vardır.. Başka adlarda yaşanan zulümler vardır halkların yaşadığı.. Kendi isteği dışında, sadece o coğrafyada dünyaya geldiği için.. Onca katliam ve kan ve göz yaşı.. Buna engel olmak kolay olmayacak ama; mümkündür..
İlgili sitenin adresi ise şu şekilde;
http://www.zeitgeisthareketi.net/jml/belgesel-arsibi.html buradan ulaşabilirsiniz..

EvcioğluHaber
19.07.2010



26 Mart 2010

GOJİ; ÖMÜR UZATAN OLARAKTA BİLİNEN BİTKİ.!

Goji berry; Ömür Uzatan Olarakta Bilinen Bitki;


http://images.teamsugar.com/files/users/1/12981/39_2007/goji.jpg

Yapılan Çalışmanın Çevirisi:

1. Ömrünüzü Uzatın

Vücudunuzdaki on trilyon hücre her an serbest radikallerin saldırısına maruz kalmaktadır. Bu zararlı çevresel ajanlar canlı hücrelerin yenilenme hızından daha hızlı bir şekilde yıpranmasına ve yaşlanmanın daha hızlı gerçekleşmesine neden olurlar. Goji “Uzun Ömür Meyvesi” olarak bilinir. İçerisinde ana molekül olan polisakkaritler ve güçlü antioksidanlar sayesinde serbest radikallerin uğratacağı zararlara ve erken yaşlanmaya karşı vücudunuzu korur.

2. Enerjinizi ve Dayanıklılığınızı Arttırın

Asya’nın en etkili adaptojenleri arasında sayılan Goji, egzersiz toleransınızı, gücünüzü ve dayanıklılığınızı arttırır. Özellikle hastalık sonrası nekahat döneminde ortaya çıkan bitkinlik, halsizlik şikayetlerini ortadan kaldırır.

3. Genç Hissedin, Genç Görünün

Goji hipofiz bezinden salgılanan insan büyüme hormonu (hCG, gençlik hormonu) salınımını arttırır. hCG’nin olumlu etkileri pek çoktur: vücut yağ oranını azaltır, uyku düzensizliklerini engeller, hafızayı güçlendirir, iyileşme hızını arttırır, cinsel istek ve gücü düzenler ve vücuda daha genç, diri bir görünüm kazandırır.

4. Kan Basıncınızı Düşürür

Yaklaşık olarak her dört yetişkinden birinde yüksek tansiyon değerleri gözlenmektedir (hipertansiyon). Kontrol altında tutulmayan yüksek kan basıncı zamanla inme (felç), kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Bu nedenle “sessiz katil” olarak adlandırılır. 1998 yılında yapılan bir araştırma, Goji içerisinde çokça yer alan polisakkaritlerin kan basıncı yükselmelerini belirgin bir biçimde önlediğini göstermiştir.

5. Kanserden Korur

Goji, kanser önleyici bir madde olan Germanium içeren yeryüzünde bu güne kadar tespit edilmiş tek bitki türüdür. İçerisindeki özel polisakkaritler ve antioksidan maddeler kansere neden olabilecek genetik değişimlerin gerçekleşmelerine engel olur. Bazı bilim adamları özellikle karaciğer kanserlerinden korunmada Goji’nin etkili olacağına inanmaktadır. Bu karaciğerin vücuttaki en önemli detoksifiye edici (zehirden arındırıcı) organ olması nedeniyle önemlidir.

6. Sağlıklı Kolesterol Seviyelerine Ulaşın

Goji, kolesterol seviyelerini düşüren beta-sitosterol maddesi içerir. Ayrıca antioksidanları sayesinde kolesterolün oksidasyonunu ve damar duvarında plak oluşturmasını engeller. Goji içerisindeki flavonoidler ise atar damarlarınızın açık kalmasını ve elastikiyetinin korunmasını sağlar.

7. Kan Şekerini Dengeler

Uzun yıllardır Çin’de erişkin tip diyabet tedavisinde kullanılan Goji’nin polisakkaritleri sayesinde kan şekerini ve insülin cevabını düzenlediği görülmüştür. İçeriğinde yer alan betain maddesinin de özellikle diabet hastalarında sıkça görülen karaciğer yağlanması ve damar rahatsızlıklarını önlediği bilinmektedir.

8. Cinsel Gücü ve Fonksiyonu arttırır

Goji üzümü Asya tıbbında yer alan başlıca cinsel güç arttırıcı bitkidir ve efsanevi olarak cinsel arzuyu tetiklediğine inanılır. Eski bir Çin atasözü evinden ve karısından uzaklara gitmek zorunda olan erkekler için “Kim ki evinden yüz kilometre uzağa gidecekse Goji yememelidir!” der. Modern bilimsel çalışmalar ise Goji’nin kandaki testosteron seviyesini belirgin bir şekilde arttırarak her iki cinste de cinsel gücü arttırdığını göstermektedir.

9. Kilo Verin

Asya’da yapılan bir anti-obesite (aşırı şişmanlık) çalışmasında, hastalara sabah ve öğleden sonra Goji verilmiştir. Sonuçlar çoğu hastanın belirgin kilo vermesi şeklide olmuştur. Bir başka çalışma ise Goji içerisndeki polisakkaritlerin alınan gıdaları yağ şeklinde depolanması yerine enerjiye dönüştürdüğünü göstermektedir.

10. Baş ağrısı ve Sersemlik Hissinden kurtulun

Geleneksel Çin tıbbında baş ağrısı ve sersemlik hissinin böbrek Yin (yaşam özü) ve Yang (fonksiyon) yetersizliğinden kaynaklandığına inanılır. Goji Yin/Yang dengesinin ayarlanmasında en çok kullanılan bitkidir.

11. Daha İyi bir Uyku

Goji tüm Asya’da uzun süredir insomnia (uykusuzluk) doğal tedavisinde kullanılmaktadır. Yaşça büyük insanlar üzerinde yapılan bazı tıbbi araştırmalarda, Goji alan tüm hastalarda uyku kalitesinde iyileşme bildirilmiştir.

12. Görüşünüzü İyileştirir

Çin’de tarih öncesi zamanlardan beri Goji meyveleri bazı görme problemlerinin giderilmesinde oldukça popülerdir. Modern Çin bilim adamları Goji’nin karanlığa uyum süresini belirgin olarak kısalttığını bulmuşlardır. Ayrıca az ışıklı ortamlarda da görüş kalitesinin arttırır. Goji alan hastalarda görüş alanındaki siyah noktalarda belirgin azalma saptanmıştır. Goji içerisinde yer alan güçlü antioksidan karotenoidler sayesinde makula dejenerasyonu ve katarakt engellenebilir.

13. Kalbinizi Güçlendirir

Goji bir sesquiterpene olan ve kalp ile kan basıncı ayarlamalarına yardımcı olan cyperone içerir. Anthocyanin maddesi ise kalp damarlarının dayanıklılığını arttırır.

14. Yağların (Lipid) peroksidasyonunu Engeller

Kolesterol ve diğer kan yağları vücutta lipid peroksitler oluşturarak ölümcül rahatsızlıklara yol açabilirler. Yapışkan bir madde olan lipid peroksitlerin birikimi özellikle damarları olumsuz etkileyerek kalp-damar rahatsızlıkları, damar sertliği (ateroskleroz) ve inmeye neden olabilir. Goji, lipid peroksit oluşumunu önleyen kan enzimlerini arttırarak tehlike oluşturan lipid peroksit oluşumunu önler.

15. Hastalıklara karşı direncinizi arttırır

Serbest radikallerden olan süperoksit’in hastalıkların oluşumu ve ilerlemesinde önemli bir rol oynadığı gösterilmiştir. Süperoksit vücutta bulunan süperoksit dismutaz enzimi sayesinde etkisiz hale getirilir. Ancak bu enzim yaş ile birlikte azalmaya başlar. Ayrıca günlük yaşamın ortaya çıkardığı stres vücudun bu enzimi yeterince üretmesini baskılayarak hastalıklara karşı var olan direncin düşmesine neden olur. Goji alımının süperoksit dismutaz enzim değerlerini %40 oranında arttırdığı ispatlanmıştır.

16. Bağışıklık (immün) yanıtını arttırır

Bağışıklık yanıtı vücudunuzun “silahlı kuvvetleri” dir. Kırk yılı aşkındır süren çalışmalar Goji’nin vücuttaki önemli savunma mekanizmalarını yöneten ve yönlendiren bağışıklık sistemini desteklediğini göstermiştir. Goji polisakkaritleri içlerinde T-lenfosit hücreler, sitotoksik T-hücreler, NK (doğal öldürücü) hücreler, lizozim, tümor nekroz faktörü-alfa ve immünglobülinler (IgG ve IgA) gibi tüm savunma hücrelerinin aktivitelerini düzenler ve sayılarını arttırır.

17. Kanserle savaş

Goji ile birlikte kanser ilacı kullanan hastalarda olumlu cevapların yalnızca ilaç kullanan hastalara oranla %250 oranında arttığı görülmüştür. Malign melanom, böbrek karsinomu, kolorektal karsinom, nasofaringeal karsinom ve malign hidrotoraks gibi kanser hastalarının tedavilerinde inanılmaz derecede iyileşme sağlanmıştır. Goji ile tedavi gören hastaların remisyonu (iyilik hali) Goji almayan hastalardan belirgin olarak daha uzun olmaktadır.

18. Değerli DNA’nızı korur

DNA vücudumuzdaki en önemli yapıdır. Atalarımızdan miras kalan tüm özelliklerimizin bulunduğu şablonumuz olmasının yanı sıra vücudumuzdaki on tirilyon kadar hücrenin yenilenmesi gerektiğinde, sağlıklı ve aslına uygun kopyasının üretilmesini sağlar.Kimyasallar, kirlilik ve serbest radikallere maruz kalan DNA hasarlanır ve kırılabilir ve sonuç olarak genetik (kalıtsal) mutasyonlara, kansere ve hatta ölüme sebebiyet verebilir. Goji’deki betain ve ana molekül olan polisakkaritler hasarlı DNA’nın tamiri ve restorasyonunu gerçekleştirir.

19. Tümör büyümesini durdurur

Bir hücresel protein olan Interlökin-2 (IL-2) bir çok kanser türünde oluşan anti-tümör cevapların oluşmasını sağlar. Çin kaynaklı araştırmalar Goji polisakkaritlerinin IL_2 üretimini arttırdığını göstermiştir. ABD’de IL-2, 1983 yılından beri bazı kanser ve AIDS hastalığının tedavisinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Goji ayrıca, tümör hücresinin ölümüne neden olan apopitoz olayını hızlandırır.

20. Kemoterapi ve Radyasyonun olumsuz etkilerini hafifletir

Bir çalışmada, Akciğer kanser tedavisi sırasında uygulanan radyasyon etkisinin Goji alımıyla arttığı böylece uygulanan radyasyon dozunun azaltılabileceği gösterilmiştir. Bir başka çalışma Goji’nin radyoterapi ve kemoterapiye bağlı istenmeyen yan etkileri azalttığı gösterilmiştir.

21. Güçlü kan değerleri sağlar

Goji meşhur bir kan yapıcı ve gençleştiricisidir. Bir çalışmada, Goji’nin yaşlı insan kanını belirgin bir biçimde gençleştirdiği gösterilmiştir. Bir diğerinde ise, canlı alyuvarların serbest radikallerin doğuracağı hasarlardan Goji flavonoidleri sayesinde korunduğu gösterilmiştir.Goji ayrıca kemik iliği yetmezliği durumlarının (düşük alyuvar, akyuvar ve trombosit üretimi durumu) deneysel tedavilerinde yer almaktadır.

22. Lenfosit sayınızı arttırır

Lenfositler vücut savunma sisteminin değişen koşullara yada tehditlere karşı uyum sağlayan (adaptasyon) kısmını oluşturan en önemli beyaz kan hücreleridir. Bağışıklık sisteminin adaptasyon kısmı, vücudun genel bağışıklık mekanizmalarını geçerek organizmayı tehdit eden tehlikeli unsurlara yönelik savunmanın yapılmasını sağlar. Gji lenfosit sayısını artırır ve saldırı tehdidi durumunda bunları aktive eder.

23. Enflamasyon ve Artirite (eklem iltahabı) karşı savaşır

Yirmi yılı geçen geniş araştırmalar sonucunda, akut yada kronik enflamasyon durumlarında serbest radikal olan süperoksit değerleri, vücudun savunma sistem kapasitesinin (süperoksit dismutaz enzimi) çok üstüne çıkmaktadır. Bu gibi bir dengesizlik durumu ise dokularda ve eklemlerde harabiyete neden olmaktadır. Goji anti enflamatuvar bir enzim olan süperoksit dizmutaz seviyesini arttırarak dengenin oluşmasını sağlar.

24. Karaciğerinizi destekler

Goji çok bilinen bir karaciğer hücre koruyucusu olan serebrozid içeriği sayesinde, yüksek toksik etkisi olan klorlanmış hidrokarbonlara karşı dahil koruma sağlar.

25. Menapozal semptomları tedavi eder

Geleneksel Çin tıbbında birçok menapozal semptomun böbrek Yin yetersizliği nedeniyle oluştuğu düşünülür. Yıllardır Goji hormonal dengeyi sağlamak amacıyla Yin güçlendirici olarak kullanılmaktadır.

26. Sabah sıkıntılarını (bulantı-kusmaları) önler

Çinde sıcak Goji çayı özellikle gebeliğin ilk üç ayındaki kadınlarda sabah sıkıntılarının önlenmesinde kullanılmaktadır. Bu çayın içilmesi hızlı ve etkili bir çözümdür. 60 gram kaliteli goji suyunun üzerine sıcak su eklenmesiyle de hazırlanabilir.

27. Doğurganlığı arttırır

Goji çok uzun zamandır Asya’da kadın ve erkek infertilite (kısırlık) tedavisinde kullanılmaktadır. Kadınlarda benzersiz bir şekilde Ying düzenlemesi (doğurganlık özü) gerçekleştirdiğine inanılır. Erkeklerde ise, goji polisakkaritlerinin sperm hücrelerinin ömrünü uzattığı ve testisteki hücrelerin strese bağlı azalmalarını ve ölümlerini engellediği gösterilmiştir.

28. Kaslarınızı ve kemiklerinizi güçlendirir

Goji hGH (insan büyüme hormonu) üretim ve salınımına etki ederek, vücuttaki bir çok önemli fonksiyonun (büyüme, tamir ve gelişme) yerine getirilmesini sağlar. Kasların gelişimi ile diş ve kemiklerde kalsiyum depolanmasını sağlar.

29. Böbrek sağlığını korur

Geleneksel Çin tıbbında en önemli organ olarak böbreğin, beyin ve diğer yaşamsal organları kontrol ettiği düşünülür. Böbrek fonksiyonları gerçekten de yaşamsal öneme sahiptir. Goji böbrek Yin ve Yang üzerinde etki gösteren bir kuvvet ilacı olarak haklı bir üne sahiptir.

30. Hafızanızı güçlendirir

Goji Asya’da bilinen bir beyin güçlendiricidir. İçerdiği betain vücutta kolin maddesine çevrilerek beyindeki hafıza ve hatırlama fonksiyonlarında yer alır.

31. Kronik kuru öksürüğün giderilmesine yardımcıdır

Çin bitki uzmanları tarafından gerek tek başına gerekse diğer bitkilerle birlikte öksürük ve hırıltı tedavisinde önerilmektedir.

32. Anksiyete ve stresi hafifletir

Bir adaptojen olarak Goji bünyenin stres faktörüne uyumuna ve üstesinden gelmesine yardımcı olur. Herhangi bir güçlüğe karşı kullanılabilecek bir enerji deposu oluşturur.

33. Maneviyatınızı aydınlatır

Goji’nin sürekli olarak tüketiminin neşeli ve mutlu bir ruh hali sağlar. Bu nedenle Asya’da “mutluluk meyvesi” olarak da tanınır.

34. Sindirimi kolaylaştırır

Goji uzun süredir mide hücrelerinin aktivite azalmasına bağlı olarak sindirim zorluğu ile öne çıkan atrofik gastrit tedavisinde kullanılmaktadır. Goji’nin kendisi, özellikle meyve suyu şeklinde tüketimi, sindirimi kolay bir yiyecektir.

35. Diş sağlığı

Sağlıklı diş eti sağlar.

36. Fibromiyalji

Fibromiyalji semptomlarını hafifletir.

http://www.tohumu.com/product.php?id_product=78
Kaynak: www.goji -nutrition.com sitesinden çeviri

*-GOJİ'nin Üretim ve Çoğaltılması

3 Şubat 2010

Çömelmek Sağlıktır...

ÇÖMELMEK SAĞLIKTIR

02 Şubat 2010

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/01/image0061.jpg
Konunun sağlık yönü oldukça önemli... İnsanlığın çömelmeyi unutmaması lazım.

Çömelmek, medeniyet artışı ile ters yönde, gerileyen ve unutulan bir duruş.

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/01/image0032.jpg
Spor hayatımla beraber, insanların çömelme konusundaki yeteneklerinde olan kaybı ve bunun sonucu olduğuna inandığım sağlık sorunlarının artışını izlerken, bir yandan da araştırmaya başladım. Sonuç, çömelmeyi unuttukça artan sağlık sorunlarının bilimsel açıklamalarına dair pek çok araştırma oldu.

Bu konuda ne zaman derslerimde veya ders dışı zamanlarda konuşmaya kalksam, ilkel buldukları bu yöntem hakkında çoğunun konuşmak istememesi veya konuya müstehzi yaklaşması beni şaşırttı, konuyla ilgilenip hak verenlerin olduğunu da söylemeliyim tabii.

Özellikle üç tanesi fazlasıyla öne çıkıyordu beni araştırmaya zorlayan konular arasında, bunlar;

1- Doğum yapamayan kadınlar

2- Kolon kanserindeki artış

3- Omurga problemleri

Ama araştırdıkça konunun sadece bu 3 başlıktan çok daha öte olduğuna dair sonuçlara ulaştım. Bunları mutlaka paylaşmam gerektiğine karar verdim.

Artık sadece konuşarak değil, websitede DOĞAL YAŞAM bölümünde bu konuya özel bir bölüm açarak çalışmalar hakkında bilgilerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Hep ergonomi ve endüstri tasarımı yapan arkadaşlarımdan yıllardır istediğim, çömelmeyi sağlayan ve hijyen şartlarına sahip tuvalet tasarımları yapmaları idi. Bu önerime şaşıranlar kadar, tepkiyle karşılık verip ilkel bulanlar da oldu.

Sadece gidin ve çocuklarınızdan çömelmelerini isteyin, 40 yaş ve üstü olanlarımız çocukken çömelebilirdi ve bir kısmımız eğer spor ile ilgileniyorsak hala çömelebiliyoruzdur ama bir çoğumuz spor yapsa dahi çömelme yeteneğini kaybetmiş durumdadır.

Çocukların çömelemediğini gördüğünüzde yeni nesillerdeki kabızlık, diz ve eklem sorunları hakkında da biraz düşünün. Düşünürken içinizdeki bir ses, muhtemelen "zaten doktorlar dizlerimiz ağrırken çömelme, merdiven çıkma ve inme gibi hareketleri yapmayın dediler" diye fısıldayarak size hatırlatma yapacaktır...

Ama ben buna kesinlikle katılmadığımı belirtmek zorundayım.

Çünkü beden bir fabrikadır ve beyin tüm beden için gerekli her türlü üretime karar veren mekanizmadır, dizler 90 dereceden fazla bükülmdiği sürece de beyin dizlerin 90 dereceden fazla bükülmediğini görerek gereksiz eklem sıvısı üretimini yaptırmayacaktır. Bir fabrikada kullanmadığınız departmanların ışığını açık bırakır mısınız?

Tuvalet yani dışkılama ihtiyacı için en doğru pozisyon çömelme pozisyonudur.

Bu şekilde ancak bağırsakların içindeki dışkının tamamını daha çabuk ve içerde gayta bırakmaksızın atmak mümkün olabilir.

Oturma pozisyonunda yapılan dışkılama ise asla kolondaki tüm dışkıyı atmayı sağlayamaz, gereken süzme ve elemeyi yapamaz.

Pek çok kişi bunun hiç farkında bile değildir ve öğrenmesi de kolay kolay mümkün görünmemektedir medeni olduğunu düşündüğümüz yaşam alışkanlıklarının devamı içindeyken.

A Guide to Better Bowel Care: A Complete Program for Tissue Cleansing Through Bowel Management adlı kitabında Chiropracter Dr ve Beslenme Uzmanı olan Dr. Bernard Jensen, oturarak tuvalet alışkanlıklarının sağlık üzerinde nasıl büyük bir tehdit olduğunu anlatmaktadır. Ve oturarak tuvalet alışkanlığını ise "ergonomik kabus" olarak nitelemektedir.

Sindirimde mideden çıkan karışmış ve sindirime hazır gıdalar ince bağırsağa geçer ve orada besinler emilir, atıklar ise kalın bağırsaklara ya da kolona geçer ki atıkların kolona geldiği zamanki hali likitdir.

Kolon içinde ilerken içindeki sıvı da emilerek rektuma gelen atıklar iyice katı hale gelir..

Artık dışkının sadece konsantre halidir bu. Ve anüsten de dışarı atılır.

Toksik birikimi önlemek ve iç yapıda zehir oluşturmamak için dışkı atıkların tam olarak vücuttan tahliyesi gerekir. Bu ise sadece çömelmek ile mümkündür.

Çömelme sırasında bacakların üst ön kısımları karın üzerinde basınç yaparak kalın bağırsaklarda dışkının ilerlemesi ve kolay tahliyesi için gereken yardımı sağlar.

Cecum, Ascending Colon, Transverse Colon, Descending Colon, Sigmoid Colon , Rektum ve Anüs, ince bağırsağa İleocecal Valve ile bağlanır.

İleocecal Valve, tek yönlü bir kapak gibidir. İnce bağırsaktan kalınbağırsağa geçişe izin verir ama tersine izin vermez.

Çömelmiş pozisyondayken, sağ uyluk, karnın sağ tarafında CECUM a basınç yaparak atıkların yukarı doğu kalınbağırsak da ilerlemesine yardım eder.

Bu da apandist ve ileocecal valve ın temiz kalmasını sağlar.

Sigmoid Colona gelen katı atıkların, rektuma geçip anüsten atılabilmesi için, Sigmoid Colondaki keskin dönüşü aşabilmesi lazımdır ki tortu bırakmadan ilerleyebilsin, çömelme pozisyonunda sol uyluk sol karına basınç yaparak Sigmoid Colonu da yukarı iter ve bu akışı sağlar.

Nasıl ki kalın bağırsaklara girişte bir kapak varsa, çıkışta dair kapak vardır. Puborectalis Muscle ....

Bu kapak ancak çömelme pozisyonunda gevşer ve rektumun ağzını serbest bırakır.

Oturma pozisyonunda ise kazara dışkılamayı önlemek için rektumun çıkışını bir lastik gibi tutar.

Oturma pozisyonunda dışkılama yapmak için o kapağı aşabilmek ve bunun için de ıkınmak gerekir.

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/01/image0051.jpg

Zaten burada doğumdaki istenmeyen ıkınma şekli de konumuza dahil oluyor ki bunu sonra ayrıca inceleyeceğim.

Valsalva manevrası dediğimiz, iç karın basıncını , içerde hava tutarak itme şeklinde arttıran ve hemoroidden, kılcal damarlarda çatlaklara ve yırtıklara kadar varabilen sorunlara neden olan ıkınma şekli ile bağırsaklardaki katı dışkının atılımına çabalar insan.

Kolon yapısı ve çömelmenin birlikteliği aslında doğal bir mucizedir ve bunu artık fark etmemiz gerekiyor.

Bunun medeniyetle ilgisi varsa ve medeniyet sağlıklı yaşamımız için kolaylıklar sağlıyor ise medeniyet çömelmeyi unutturmamak zorundadır.

Sonuçta, çömelme olmadan, iki uyluğun karına basıncı sağlanamaz, çömelmeden sağ uyluk sağ karına basınç yapamaz ve ince bağırsaktan kalın bağırsağa dışkılar sağlıklı şekilde ilerleyemez, çömelme olmadan sol uyluk sol karına basınç yapamaz ve sigmoid colon yukarı itilerek dışkılar rectuma tam olarak ilerleyemez, çömelmeden olmadan anüsden çıkışı sağlayan kapak görevindeki kas açılamaz.

Uzun boylu bir yetişkin, oturarak tuvalet yapmayı sağlayan bir aparatı kullandığında boyundan dolayı dizleri kasıklarından yukarıda kalacağından bir noktaya kadar bağırsaklarını boşaltabilmesi daha mümkünken bu çocuklar için mümkün olmadığından tehlike çocuklarımız için daha büyüktür.

Bağırsaklar tam boşaltılamadan kalan her atığın içindeki sıvı bağırsaklarda emildikçe taşlaşan atıklar zehir üretmeye devam ederek bağırsakların özellikle dönemediği ve ilerleyemediği kıvrımlarında birikerek kalıplaşmaya başlar.

Zaman içinde bağırsak yüzeyindeki dokuları kapatıp görevlerine engel oldukça kısır döngü artarak devam eder ve sonuç pek çok hastalıklar, operasyonlar, belki de kansere kadar ilerleyebilir.

Basit bir kabızlık olarak ele alınmaması gereken şikayetler çocuk yaştan başlayarak ilaçlarla veya dışkıyı sıvılaştırmayı sağlayan yöntemlerle çözülmeye çalışılsa da pozisyon değişmedikçe hiçbir zaman tam atım sağlanamayacak ve birikimler tekrar kalanların üzerinde oluşmaya başlayacaktır.

Jonathan İsbit tarafından yazılan Nature Knows Best adlı kitap 8 yıllık araştırmaların sonucunda oturarak tuvalet ihtiyacını gidermeye çalışmanın insan sağlığında yarattığı tehlikeleri anlatmaktadır.

Oturarak tuvalet alışkanlığı ile apandist, mesane sorunları ve idrar kaçırma, kolon kanseri, bağırsak hastalıkları ve fıtıkları, doğum ve doğum ile ilgili sorunlar, kabızlık, ince bağırsak sorunları, hemoroid, banyoda ani kalp krizleri, jinekolojik muayeneler, prostat hastalıkları, cinsel işlev bozuklukları, omurga sorunları vb. problemlerin yakından ilgili olduğuna dair açıklamalar ve araştırmalar bu kitapta yer almıştır.

Tarihsel gelişimde insanoğlunun doğal yapısı çömelmeyi gerektirdiği için, bugün her kültürde de bebeklerin e rahat olduğu pozisyonlardan biri de çömelmektir.

Ama zaman içinde öğrenilmişlikler ile bu güdü terk edilir.

1800 lerde kapalı sıhhi tesisatların yapımının başlamasıyla , krallara ve kraliçelere ayrı bir lüks de getirmek için oturmalı aparatlar yapılmaya başlandı.Ve bu sistem sanki batı medeniyetinin ileri ve medeniyetinin sembolü oldu.

2002 Nisanında İranlı bir radyolog, Dr Saeed Rad, vajinada rectum duvarında oluşan bir çıkıntı olan "rectocele" diye adlandırılan bir çeşit fıtık hakkında çalışmalar yaparak çömelme pozisyonunda araştırmalar yaptı ve yayınladı.

Yaşı 11-75 arasında değişen 21 erkek ve 9 kadın ile yaptığı araştırmada baryumlu lavman ile oturur ve çömelir durumda iken rectum ve puborectalis durumuna ve açılara baktı. Dışkı kaçırma ile ilgili olarak sorunlara dair ilginç görüntüler elde etti.

Artık bu konuda daha ciddi bilinçlendirme çalışmalarının yapılması gerektiğine inancım daha da artıyor.

Doğum için de çömelmenin önemi çok büyük ama çömelmeyi unutmuş olan anatomik yapı içinde doğal olan doğumu başarabilmek de zorlaşmaya başlıyor.

Oysa bizim amacımız doğal doğum için doğruları öğretmek. Doğal doğum konusunda hormonlardan, nefeslere ve doğumun gerçeklerine kadar her şeyi öğrenip, çömelme ve gerekli pozisyonları kullanamamak nedeniyle açılma ve bebeğin ilerlemesi için yardımcı olamamak hiç de hoş bir durum olmaz.

Derslerimde egzersiz kısmında güvenli çömelme hareketleri ve pelvis açıcı hareketlere öncelik veriyorum ama çömelmeyi hiç beceremeyecek kadar bacakları güçsüz ve dizleri yetersiz o kadar çok insan var ki...

Sabırlı ve inançlı bir çalışma ile bu sorunu aşabilmeleri için evde de sık sık çömelmeleri gerekiyor.

Çömelmek Sağlıktır...

http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2010/01/image00124.jpg
Sunday, January 24, 2010
Jale Dural
////////////////////////////////////
Kaynak: Ruhi Mehmet Çilek (rmcilek2001@gmail.com)