direniş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
direniş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2010

Paşabahçe Devlet Hastanesi'nde Tek Kişilik Grev


Paşabahçe Devlet Hastanesi'nde
Tek Kişilik Grev




EvcioğluHaber-
Paşabahçe'de devam eden tek kişilik grev, 69. gündür devam eden bir mücadelenin öyküsüdür..
Bugün yaşanan bu acı öyküyü duyan varmıdır? bilinmez ama.. Emekçilerin desteği o güzel insanın yanında.. Her gün sendikacılar, emekçiler kendi üç kuruşluk gelirlerinden kısarak grevde olan emekçi arkadaşlarının tek başına sürdürdüğü direnişine hem maddi, hemde manevi olarak destek vermektedirler..

Bu günkü ziyaretçileri ise; (KESK) Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu yöneticileri ve üyeleri vardı..
KESK genel sekreteri Emirali Şimşek; yaptığı konuşmada bu direnişin başarıya ulaşması için her türlü desteği sağlayacaklarını ve takiptiçisi olacaklarını ifade etti.. Aşağıda tek başına 69 gündür grevi sürdüren Sn: Türkan Albayrak adına kurulan internet sitesinde yayımlanan öyküyü sizlerle paylaşıyoruz..

EvcioğluHaber- 16.09.2010-perşembe

DİRENİŞİN 65.GÜNÜ (12 Eylül ile anılan bir gün)

Herkes gibi ben de anımı anlatayım o güne ait, sabaha karşı uyandırıldık, jandarma gelmişti. Babama, belediyeyi açtırıp anons yaptırmak için. Babam, o zamanlar belde olan, şimdi ilçe olan Gölyaka Belediyesi’nde başkâtipti, seçilmişlerin dışında belediyede en büyük amir. Babamın telaşla giyindiğini ve bizlere “çok kötü olacak, bu ülke 30 yıl daha geri gidecek” deyişini ve gözlerindeki yaşları hatırlıyorum.
Babam, 12 Eylül’ün iki yıl belediye başkanlığını da yaptı; o dönem sağcı olduğu halde her gün lanet okuyarak.
Sokağa çıkma yasağı var o gün, nenemin evi bizden uzakta, çıkmış gelmiş bizim bahçeye, nerdesiniz, diyor. Biz de, “sokağa çıkma yasağı var nene, gelemedik” diyoruz. “Ne sokağa çıkma yasağı” diyor. “Ben, evimden evime, tarlama gidemiyecem mi, bunlar ben bildim bileli böyledirler, hep böyle yaparlar” deyip küfürler savurmuştu. Benim hatırladığım 12 Eylül bu.

Nereden bilirdim, o günlerde yaşanan bir darbenin bugün benim işsiz olmama yol açacağını, ben o zamanlar okulunu bitirecek, üniversiteye gidebilirse gider yoksa hayırlı bir kısmet bulup evlenecek bir kız. Sonra yaşam beni taşeronda temizlik işçisi olmaya getirdi. Ta o zamanlar özelleştirmenin temeli atılmak için yapılmış darbe, benim için babamın gözyaşı ve nenemin küfürüydü. Şimdi işsiz olmamın, yoksul olmamın sebebi.

Yağmur var bugün, yine taşındık kamelyanın altına. Yağmur serpiyor her yanından, oturmaya çalışıyoruz. Gazeteleri koruyarak okuyoruz. Kedilerimiz ve köpeklerimiz de yanımızda, bizden daha korunaklı bir yer bulmuşlar. Sonbaharı yaşamaya başladık direniş çadırında.

Oğlum geldi bugün, kadife pantolonumu istemiştim onu getirmiş. Yine başımın etini yedi, “okul açılacak, kıyafetlerimi kim ütüleyecek, ben sensiz nasıl ders çalışıcam.” “Git başhekime sor, bana ne soruyorsun.” “Evde şeker yok anne, pantolonlarım kısaldı, gömleklerim küçüldü, arkadaşlarım annelerine bana çorba yaptırıyor” çok dertli oğlum çok…
Oğluma dün akşam Yasemin Göksu’yla gelen Gülsüm Cengiz’in onun için getirip imzaladığı kitabını verdim. Mutlu oldu, direniş çadırından ona hediye bir kitap: İpini Kopartan Uçurtma. Gülsüm Cengiz, iki kitabını da bana getirmiş: Akdeniz’in Rengi Mavi şiir kitabı ve Boğazdaki Mutlu Çocuk Kuzguncuk, dün aceleyle yetiştirirken günlüğümü bunlara yer verememiştim.
Yasemin Göksu’nun eşi Mehmet Demir de gelmişti. Eşinin turneye çıkacağını ama kendisinin bizzat ilgilenip direniş çadırıyla arkadaşlarıyla tekrar ziyarete geleceğini, söyledi. Yasemin Göksu’yla gelen bir diğer arkadaşı, koluna çay döküp yaktığımız ama hemen bizzat benim tedavi ettiğim, Gülsüm Ekinci (reklamcı) ve Yeşiller Partisi’nden Fatoş Hanım da gelmişti Yasemin Göksu’yla.

Direnişin 65. günü de bitiyor. Günü, Kamu Emekçileri Cephesi üyelerinin ziyaretiyle bitiriyoruz. Yağmur-çamur demeden gelmiştiler. Bir de mektup; Samsun Bafra T Tipi Hapishanesi’nden Raşit Dörtyol’dan, karanfilini almış gelmiş bana…


Paşabahçe Devlet Hastanesi Temizlik İşçisi

Türkan Albayrak

http://pasabahcedirenisi.blogspot.com/2010/09/direnisin-65-gunu.html

15 Eylül 2010

Direnişlerinin 126. Gününde UPS İşçileri ile Beraberdik

Direnişlerinin 126. Gününde UPS İşçileri ile Beraberdik

Esenler’den bir grup işçi


7 Eylül Salı günü UİD-DER’li işçiler, işten atılan Brillant işçileri, vardiyadan çıkan veya vardiyaya gidecek Brillant ve Gez Deri işçileri olarak UPS işçilerini ziyaret ettik. “UPS İşçisi Yalnız Değildir” sloganı ile direnişteki kardeşlerimize merhaba dedik. Direnişçi kardeşlerimizde “Yaşasın Sınıf Dayanışması” sloganı atarak bizlere hoş geldiniz dediler. Bu güzel kaynaşmanın ardından direniş çadırında sohbet etmeye başladık.

UPS işçileri bizlere yaşadıkları deneyimleri anlatırken haksız yere işten atılan ve bu haksızlığa karşı mücadele eden Brillant işçileri de kendi yaşadıkları süreci anlattılar. Direnişte olan işçiler fabrika önüne kurulan çadırın işçiler olmadan hiçbir anlamı olmadığını, 3 veya 5 kişi bir araya gelmenin ne kadar önemli olduğunu vurguladılar. 126 gündür direnişte olan UPS işçileri ise diğer ülkelerdeki UPS işçilerinden aldıkları destekler sayesinde kimin dost kimin düşman olduğunu daha iyi anladıklarını söylediler. Patronlar birbirlerini korurlarken, direnişte olan UPS işçilerine destek olan yabancı işçiler de bizlere işçinin işçiden başka dostu olmadığını göstermiş oldular.

Evet, dostlar UPS işçilerinin haklı ve kararlı direnişleri ne kadar önemliyse, biz diğer sektörlerde çalışan işçilerin de onları ziyaret etmeleri, deneyimlerinden pay çıkarmaları o kadar önemlidir. Biz işçiler olarak ya hep birlikte kurtulacağız ya da hep birlikte bu sistemde yok olacağız. Yok olmamak için,

Dünyanın bütün işçileri birleşin!

Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!

10 Eylül 2010

http://www.uidder.org/


22 Nisan 2010

TÜBİTAK'TA İŞTEN ATILAN EMEKÇİYE DESTEK BASIN AÇIKLAMASI‏NDAN FOTOĞRAFLAR




TÜBİTAK'TA İŞTEN ATILAN EMEKÇİYE DESTEK BASIN AÇIKLAMASI‏NDAN FOTOĞRAFLAR ve BASIN METNİ


KAMUOYUNA,


22.04.2010 Perşembe(Bugün)saat 12:30'da TÜBİTAK çalışanları adına Aynur ÇAMALAN ve Ankara Direnişteki İşçi ve Emekçilerle Dayanışma Platformu adına bir temsilci basın açıklaması yapmıştır.

TÜBİTAK'dan Tekel İşçilerinin direnişine destek vermesinden dolayı işten
atılan, Aynur ÇAMALAN'ın direnişi bugün 46. gününde hala sürmektedir..
Sağlık sorunları nedeniyle işten atılan
Gebze TÜBİTAK çalışanları Hanifi CÜCEN, Murat ŞANLI, Akın ATASU, Ahmet UZUN, Mahmut KELBAT ve Hayrettin YILMAZ arkadaşlar aynı gerekçe ile işten atılan arkadaşlarımızdır.

TÜBİTAK asli görevini yapmayıp çalışanlarına zulum etmektedir.

Tez Koop İş sendikası; sadece
hukuki destek vereceğini belirtmiş olup; Tez Koop İş Sendikası başta olmak üzere, Türk-İş'i ve tüm sendikaları sınıf mücadelesinin parçası olmaya, direnişleri sahiplenmeye, kendi varlık sebebi olan işçilerin yanında olmaları çağrısı yapılmıştır.

İşten atılan işçiler derhal geri alınsın!
TÜBİTAK bilime, zulüm senin neyine!
Yaşasın sınıf dayanışması!
Kahrolsun sendika ağaları!
İşçi düşmanı TÜBİTAK hesap verecek! Şiarı ile basın açıklaması sonlandırılmıştır.

Ankara Direnişteki İşçi ve Emekçilerle Dayanışma Platformu Sözcüsü ise: "Şu an yanında olduğumuz Aynur ÇAMALAN nezdindeki TÜBİTAK Direnişi Neoliberal saldırılarından biridir. Bu saldırı ile sınıf dayanışmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Ancak; bu saldırıya karşı, Aynur ÇAMALAN'ın başlattığı direniş, Gebze'de TÜBİTAK'tan atılan 6 işçiyede direnişe başlamış yol gösterici olmuş, direniş daha da büyümüştür.

Mücadele edildiğinde kazanıldığını Çemen Tekstil direnişinde, Esenyurt direnişinde dost-düşman herkes gördü.. Zafer her zaman direnen işçilerin olmuştur ve TÜBİTAK'da zafer direnen TÜBİTAK İşçilerinin olacaktır.

Saldırılara karşı direnişin geliştiği, işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs'a sayılı günlerin kaldığı bugün, işçi ve emekçileri, yıllardır yasaklı bir alan olan ve 3 yıldır süren mücadele sonucunda kazanılan Taksim meydanı başta olmak üzere tüm meydanlarda sermayeye karşı tek-el, tek yumruk olmaya çağırıyoruz.

TÜBİTAK İşçisi Yalnız Değildir.
Direnen TÜBİTAK İşçisi Kazanacak.
Birlik, Dayanışma ve Mücadele için 1 Mayıs'ta Alanlara Sloganları ile basın açıklamasını sonlandrmıştır.

Ankara 78'liler Birlik ve Dayanışma Derneği Yönetici ve üyeleri ile katılım sağlanılan bu basın açıklamasını sizlerle paylaşıyoruz.

Kaynak: Haber ve Fotoğraf, Metin UZUNÖZ
Haber: Evcioğlu


*****//////******

1-) TÜBİTAK ÖNÜNDE EYLEM VE BASIN ( AÇIKLAMASI )

2-) TÜBİTAK ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI



26 Kasım 2009

YİNE DE UMUT..."GREV"

YİNE DE UMUT...
fikrisaglar@birgun.net / 15:25 26 Kasım 2009

FİKRİ SAĞLAR


Dün KESK eylem yaptı.
Başta KESK Yönetimi olmak üzere, bu onurlu mücadeleye katılan tüm emekçileri kutlarım.
“Şanlı direnişinizin” önünde “saygı” ile eğiliyorum.
Her türlü zorluğa,
Hükümetin tehdidine,
Vatandaşın umursamazlığına,
Rağmen bir “eylem” başarılmışsa,
Bunu, sayıları az kalan emekçi sınıfının yılmadan çoğalan inancının “zaferi” olarak tanımlamalıyız!..
•••
Bir avuç kalsalar da,
Hâlâ Türkiye de; hak ve özgürlüklerini almak için
Eşitlik, adil paylaşım ve dayanışma adına yollara dökülen insanlar var!..
Belki hayatı durduramadılar…
Belki “gamsız yurttaşı” uyandıramadılar…
Dertlerini tam olarak anlatamadılar…
Ama yine de varlıklarını ispat ettiler!…
•••
12 Eylül “baskıcı” anlayışı sayesinde “cuntalaşan” sivil iktidardan,
Korkmadan, ürkmeden
Ve geleceklerinden fedakârlık ederek,
Taleplerini dile getirme “cesaret ve uygarlığını” gösteren emekçilere,
“Selam olsun!” demekten başka bir şey gelmiyor elden!.
•••
Sadece oğlumu okula göndermemek yetmiyor…
Türkiye halkının “içinde insan olmayan” bu sömürü düzenine
Top yekun isyan etmesi gerekiyor!
•••
Birlikte el tutuşmazsak,
Birlikte yol tutmazsak,
Birlikte mücadele etmezsek,
Birimize yapılan “hepimizedir” demezsek,
Koltuklar seninse,
meydanlar benim,
Yöneten sensen,
İktidar benim.
Diyemezsek!
Nasıl çıkarız karanlıktan aydınlığa!?...
•••
Türkiye vitrin açılımlarının “traji/komedisini” yaşıyor…
Her gün, her yerde bir şey söyleniyor…
Hangisi gerçekleşebiliyor…
Ya da hangisi samimi?..
Hangisi yapılabilir?..
•••
İstemeyenler, açıkça söylüyor…
İsteyenler, girdikleri bu işten “nasıl kaçacaklarını” saklamaktan sıkılmıyor…
Kime inanmalı?..
İşte İzmir!..
Yarın Belki Diyarbakır ya da Bursa…
Ve İstanbul…
Sıçrayan bir kıvılcım
Şehirleri patlatırsa “suçlusu” kim olacak?..
25 yılda yapılamayanları, 5 ayda başaranlar nasıl hesap verecek?!...
•••
Yarın Kurban Bayramı.
Yılda bir defa olsun kursağımıza “et girsin!” diyenler, belki biraz mutlu olacak!
Asıl halk “umutlu” olacak mı?
Ayrışan,yabancılaşan insanlar!...
Dışlanan çoğunluk!..
Bu gün bayramdır “sevinçliyiz ve huzurluyuz!” diyebilecekler mi?..
•••
İşsizler çocuklarına hiç olmazsa ihtiyacı olan bir ayakkabı bulabilecek mi?
İşi olanlar eşlerine yeni bir giysi almayı hayal edebilecek mi?
Bayramın bilinen geleneksel coşkusu yaşanabilecek mi?
Nerde!..
Fakirleşen halk,
Zenginleşen azınlığın avucuna bakarak,
Değerlerini yitirmeye devam edecek!...
Kulluk sürüp gidecek!
•••
Bazen birilerine “müstahak” diyorlar!…
Bu vahşi düzeni koruyan,
Feodal yapıyı yürüten,
Yarı cahilleri iş başına getiren,
Özgürlüklerden de, sorumluluklardan da kaçan,
Darbecileri alkışlayan,
Haklarını gasp edenlere destek verenlere oh olsun diyorlar!..
Tamam, onlara oh olsun!...
•••
Emeklerine, geleceklerine, haklarına sahip çıkanları,
Asıl insan onuruna yakışır bir yaşam isteyenleri,
Bu nedenle mücadele edenleri
Hak arama “grevleri” yapanları,
Yalnız bıraktıkları
Ve hatta arkadan vurdukları için oh olsun!..
Da!..
•••
Ama, yine de içim el vermiyor!…
Onlar ki; aç, açık ve cahil bırakılmış
Kendi dünyalarından çıkmadan,
örf ve adetler arasına sıkışmış talihsiz yurttaşlarımızdır!..
Onlar ki; saf ve temiz ama garibandır!
Kızmayın!
içlerinde yinede biraz insan sevgisi, biraz vicdan, biraz da umut vardır..
Bırakın yine Bizler, onların “umudunun umudu” olalım!.. Tam da KESK bunu yapıyor.
Herkese mutlu bayramlar...

http://www.birgun.net/