İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2010

Tekel işçileri bugün de İzmir'de Türk-İş'i işgal etti


Tekel işçileri bugün de İzmir'de Türk-İş'i işgal etti

Tekel işçileri bugün de İzmir'de Türk-İş'i işgal etti

24/05/2010 12:46

İZMİR´de bir grup işçi Alsancak´taki Türk İş Bölge Temsilciliği binasını işgal etti. Çoğunluğu Tekel işçisi ve kadınlardan oluşan grup Türk İş´in bir günlük grev kararından vazgeçmesini protesto ettiklerini bildirdi. İşçiler, ``Kumlu, Çelebi, Akyıldız istifa'' dövizi taşıdı, binanın balkonunda slogan atmaya başladı.


****************


ÖNCE İSTANBUL'U İŞGAL ETTİLER

TEKEL işçileri, 26 Mayıs'taki genel grevin iptal edilip, bir saatlik işi bırakma eylemine dönüştürülmesini protesto amacıyla, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun (Türk-İş) 1'inci Bölge Temsilciliği'ni işgal etti. İşçiler iki gün boyunca binayı terk etmeyeceklerini söyledi. Türk-İş yetkilileri gelen polislere “İşçiler misafirimiz” dedi ve müdahale edilmesini istemedi.

Gümüşsuyu'ndaki temsilciliğe saat 12.30'da gelen 40 TEKEL işçisi, bina içinde yaptıkları toplantı sonrasında balkona çıktı. Başlarına siyah bant takan işçiler, üzerinde "Sorumsuz Türk-İş yönetimi ve Mustafa Kumlu İstifa" ve "İşçiler Ölüyor, Sendikalar Susuyor, 26 Mayıs’ı Satan Türk-İş’ten Hesap Soracağız" yazılı pankartlar açarak Türk-İş ve hükümet aleyhine sloganlar attı. Eylem devam ederken, aşağıda toplanan bir grup da alkışlarla işçilere destek verdi.

Bina dışına siyah çelenk koyan TEKEL işçilerinin bağlı olduğu Tek-Gıda-İş İstanbul 2 No'lu Şube Başkanı Yunus Durdu, 26 Mayıs'ta yapılacak olan genel grevin içinin boşaltılarak bir saatlik yemek boykotuna dönüştürülmesini protesto ettiklerini ve iki gün binadan çıkmayacaklarını açıkladı. Konfederasyon başkanlarının aldığı bu kararı protesto ettiklerini ve 26 Mayıs kararını uygulamayanları istifaya çağırdıklarını belirten Durdu, “Sendika başkanları tarafından işçinin hakkını savunmak ve yaptırım için 26 Mayıs'ta genel grev duyurusu yapılmıştı. Ancak 4 konfederasyonun başkanları genel grev kararının içini boşaltarak bir saatlik yemek boykotuna dönüştürdüler. Şube başkanları olarak 26 Mayıs'taki kararı uygulamayanların istifasını istiyoruz. İki gün boyunca bu binada işgalimizi devam ettireceğiz. 15 sendika başkanı ile yapacağımız toplantı sonunda iki gün boyunca binadaki eylemimizin sonunda 26 Mayıs günü bunu binlerce kişi ile bina dışında kutlayacağız” dedi.

Sendika binası önüne gelen çevik kuvvet ekipleri, güvenlik önlemi alırken, Türk-İş'ten bir talep gelmediği için işgale müdahale etmedi.
Bir grup TEKEL işçisi, 1 Mayıs günü Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu'ya Taksim Meydanı'na kurulan kürsüye konuşmak için çıktığı sırada saldırmıştı. Konuşmasını yapamayan Mustafa Kumlu, Atatürk Kültür Merkezi'ne sokularak saldırganlardan kurtarılmıştı.

" http://www.radikal.com.tr/ "


15 Mayıs 2010

EDP örgütleri açılıyor...

EDP örgütleri açılıyor...


Solda büyük buluşmayı gerçekleştiren EDP, il ve ilçe örgütlerini birbirinin ardına açıyor. Geniş katılımla gerçekleşen açılışlar, kitlesel etkinliklerle birleştiriliyor. Bazı açılışlara Genel Başkan Ziya Halis de katılıyor. Bugün ve hafta sonu Giresun'da dayanışma gecesi, İzmir ve Beykoz'da açılış, İzmir'de basınla buluşma var.
14 Mayıs 2010 Cuma
EDP örgütleri açılıyor...
Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) İzmir İl Merkezi'nin bugün yapılacak açılış törenine Genel Başkan Ziya Halis de katılacak.

EDP İzmir İl Başkanı Av. Arif Ali Cangı, açılış için yaptığı davette şöyle dedi:

'Barışçı, özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik bir yaşamı yaratma yolunda yürüyüşüne başlayan EDP İzmir İl Merkezi'nin açılışında aramızda olmanız bizi onurlandıracaktır'

Tarih : 14 Mayıs Cuma, Saat : 18.30 - 20.30
Adres: 1337 Sokak As Han No:16 Kat:1/103- Çankaya - Konak/İZMİR (Batı Dersanesi karşısı, EMO İzmir Şubesinin bulunduğu işhanı 1. kat)
Tel : 0232 - 446 46 56 e-mail: edpizmir@gmail.com

CANGI: 'ALSANCAK TALAN EDİLEMEZ'

İl Merkezinin açılışını duyururken bir basın açıklaması da yayınlayan EDP İzmir İl Başkanı Av. Arif Ali Cangı, Alsancak Limanı’nın, çevresi düzenlenmiş, raylı sisteme ağırlık verilen, kent halkı ile bütünleşmiş bir liman olmasının sağlanması gerektiğini vurguladı.

Düzenleme adına yıllardır yapılan yanlışları eleştiren ve ortaya çıkan uyumsuzluğa dikkat çeken Cangı şöyle dedi:

'Viyadüklerin limana indirilmesi kaçınılmaz olarak görünmektedir, ancak Liman ile Kordon bütünlüğünü bozan liman sahasından sonraki viyadük ayakları bir an önce sökülmeli, limana yapılması zorunlu olan kamu yatırımları artırılarak, yeni ekipman alımı ve personel istihdamına gidilerek liman işlevli hale getirilmeli, kamuya ait varlıkların talanı niteliğindeki özelleştirme ısrarından vazgeçilmelidir'...

BASINLA KAHVALTI

EDP Genel Başkanı Ziya Halis, 15.Mayıs Cumartesi günü İzmir Basını temsilcileri ile kahvaltıda buluşacak. 09.30-11.30 saatleri arasında yapılacak toplantı, ZMO Eğitim Tesisindeki Ekin Restoran'da gerçekleşecek.

GİRESUN'DA DAYANIŞMA GECESİ

Bu akşam Giresun'da EDP'nin dayanışma yemeği yapılacak. Geniş bir katılımın beklendiği etkinliğe EDP Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç da katılacak

BEYKOZ'DA AÇILIŞ...


İstanbul'un emekçi semtlerinden Beykoz'da örgütlenmesini tamamlayan EDP, 16 Mayıs Pazar günü Beykoz ilçe örgütümüzün açılışını gerçekleştiriyor. İl, ilçe ve genel merkez yöneticileri ile EDP gönüllülerinin buluşacağı kahvaltı etkinliğinin ardından yapılacak açılış töreni, Saat: 12.30'da başlayacak.

EDP Beykoz İlçe Yönetim Kurulu

Birgül Hakan'ın başkanlığında oluşan EDP Beykoz İlçe Yönetim Kurulu şöyle: Elif Kandemir (İlçe Sekreteri), Kemal Ofluoğlu (İlçe Saymanı), Saniye Korkmaz, Gülizar Halis, Atilla Şayır, Cüneyt Akalın, Mustafa Kandemir, Serhad Kara, Uğur Tecimen ve Timuçin Kuru...

'HERKESE EŞİTLİK, HER YERDE DEMOKRASİ'

EDP Beykoz İlçe Başkanı Birgül Hakan, Beykozluları açılışa davet için yayınladığı mesajda şöyle dedi:

"Herkese eşitlik, her yerde demokrasi isteyenler olarak EDP'de buluştuk. Adaletsizlik karşısında adalet, eşitsizlik karşısında eşitlik için yola çıktık. Yoksulluğu yok etmek, kardeşliğimizi büyütmek için geliyoruz. Özgür, adil, müreffeh bir ülke yaratacağımıza yürekten inanıyoruz...

Bütün Türkiye'de olduğu gibi, İstanbul'da ve Beykoz'da yoksulların, çalışanların, işsizlerin, doğanın, kadınların, erkeklerin, çocukların, engellilerin, ötekilerin, mağdurların, kimsesizlerin sesi olmaya kararlıyız. Bu amaçla başlattığımız büyük buluşmada, eşitlik ve demokrasiye gönül verenler ve dostlarımızla 16 Mayıs Pazar günü Beykoz ilçe örgütümüzün açılışını gerçekleştiriyoruz.

Bütün EDP ilçe örgütlerimizi, üyelerimizi, parti dostlarımızı coşkumuzu paylaşmaya, umudumuzu büyütmeye, gücümüze güç katmaya davet ediyoruz."

Program:
Tarih: 16 Mayıs Pazar
Saat: 10.00- 12.00 Kahvaltı (Paşabahçe İskele Meydanı Tekel Fabrikası Yanı)
12.30 Beykoz İlçe Örgütü açılışı ( Beyaz Erguvan Caddesi Aksun İşhanı)
İrtibat: Birgül Hakan: 0507 349 7968

Fotoğraflar: Cankut Özkazanç
İstanbul Sultangazi ilçesi 9 Mayıs'ta Ziya Halis'in de katıldığı coşkulu bir şenlikle açıldı.






Muhabir:Turnusol Haber

7 Mayıs 2010

Unutulmadılar: Deniz, Yusuf, Hüseyin...


Unutulmadılar: Deniz, Yusuf, Hüseyin...

06.05.2010

Unutulmadılar: Deniz, Yusuf, Hüseyin...
12 Mart darbecileri tarafından haklarında verilen ölüm cezası 6 Mayıs 1972'de infaz edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, Ankara Karşıyaka'daki mezarları başında anıldı. BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak da törene katıldı. Yıldönümü nedeniyle açıklama yapan EDP Genel Başkanı Ziya Halis “Bugün Deniz olmalı, Yusuf olmalı, Hüseyin olmalı” dedi.
06 Mayıs 2010 Perşembe
68 kuşağının devrimci gençlik liderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, idam edilişlerinin 38'inci yılında Ankara Karşıyaka'daki mezarlarının başında binlerce kişi tarafından anıldı. Düzenlenen anma törenine Deniz'lerin 68'li mücadele arkadaşları, gençlik grupları, demokratik kitle örgütleri ve bazı siyasi partilerin temsilcileri katıldı.

HALİT ÇELENK: 'ÜÇ FİDAN HER DİRENİŞTE BİR KEZ DAHA YEŞERİYOR'


İnfazlarda da hazır bulunan ve anılarında yazan, Deniz Gezmiş'in avukatı Halit Çelenk'in mesajını eşi Şekibe Çelenk okudu. Halit Çelenk, “Denizseverler, Yusufseverler, Hüseyinseverler” diye başladığı mesajında, bacağının kırık olması nedeniyle, çok istediği halde anmaya katılamadığını belirterek, “Oysa infazlardan bu yana her 6 Mayıs sabahı oraya gelir, sevgili dostlarımla ve sizlerle birlikte olurdum. Bu kez bu beraberlikten yoksun kaldığım için çok üzgünüm. Onların onurlu duruşları, dünya görüşleri, inançları ve sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya için verdikleri mücadele, aradan bunca yıl geçmesine rağmen sermaye sınıfı ve onun temsilcisi siyasal iktidarları korkutmaktadır. Ve yine bu nedenle Denizler, Türkiye emekçi sınıfının yükselen bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde bayrak olmaya ve her yeni direnişte bir kez daha yeşermeye devam ediyorlar. Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i kucaklarken sizlere de en içten sevgilerimi sunuyorum” dedi.

GÜLTEN KIŞANAK: 'ONLARIN HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN BİRLEŞELİM'

Törene katılan BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak ise Denizler'in mücadelesinin takipçisi olacaklarını, devrim, sosyalizm, barış ve kardeşlik mücadelesinin boyunlarının borcu olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Bizler bu ülkede sıkıyönetim, darbeler, darağaçları, işkence tezgahları görerek buraya geldik. Ama bu işkence tezgahları mücadelemizi engelleyemeyecek. Bugün faşistlerin, derin devletin bütün provokasyonlarına, kışkırtmalarına rağmen halkların kardeşliği zedelenmedi, zedelenemeyecek. Denizlerin hayalini gerçekleştirmek için güçlerimizi ortaklaştırmak günümüz devrimcisinin görevidir.”

SON SÖZLERİ OKUNDU

Konuşmaların ardından, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmelerinden önce söyledikleri son sözleri hep bir ağızdan okundu. Anma törenine katılanlar, Gezmiş ve arkadaşlarının mezarına kırmızı karafiller ve yarısı içilmiş sigaralar bıraktı. Deniz'lerin 68'li arkadaşlarından hüzünlenip ağlayanlar oldu. Türkçe ve Kürtçe ‘Devrim şehitleri ölümsüzdür’ sloganları atıldı.

ZİYA HALİS: 'BUGÜN DENİZ, YUSUF, HÜSEYİN OLUNMALI'

Ankara Karşıyaka Mezarlığındaki anma törenine solun yeni partisi EDP de sarı-mor renkli flamalarıyla katıldı.

Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) Genel Başkanı Ziya Halis, 1972 yılının 6 Mayıs günü Ankara’da idam edilen sol öğrenci liderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı “bağımsız, özgür ve eşit bir Türkiye” özlemiyle andı.

Eşitlik ve Demokrasi Partisi Basın Bürosundan verilen bilgiye göre, EDP Genel Başkanı Ziya Halis, 6 Mayıs 1972 yılında idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın anısına bir mesaj yayınladı. Denizlerin bağımsız özgür ve eşit bir Türkiye özlemiyle yola çıktığını vurgulayan Ziya Halis mesajında şöyle dedi:

“Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 38. yılında onları saygı ve sevgiyle anıyoruz. Denizlerin idam edilişlerinin 38. yılında henüz onların istediği bağımsız, özgür ve eşit bir Türkiye’yi yaratamadık biliyoruz. Denizlerin idam edilişlerinin 38. yılında henüz onların istediği halkların kardeşliğini de başaramadık bunu da biliyoruz.

Ancak görüyoruz ki 38 yıl aradan sonra, bugün hala onları unutmadık. 1 Mayıs’ta yüz binlerce insanın alanlara çıkması, darbe ve darbecilerin isimleri silinirken, Denizlerin isimlerinin giderek yaygınlaşması onların istediği ve bizlerin de yıllardır özlemini duyduğu bağımsız, laik ve demokratik bir Türkiye hayalinin çok da uzaklarda olmadığını gösteriyor.

Bunun bilinciyle onları, idam edilişlerinin yıl dönümlerinde saygıyla anıyoruz. “


İSTANBUL'DA YÜRÜYÜŞ

İstanbul'da 'Emek Gençliği'nin çağrısıyla, Deniz, Yusuf ve Hüseyin'i katledilişlerinin 38. yılında anmak üzere Taksim'den Dolmabahçe'ye saat 18.00'de bir yürüyüş yapılacak.

Emek Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel'in de katılarak bir konuşma yapacağı Dolmabahçe'deki anmada, aydınlar, yazarlar, öğrenci ve işçi temsilcileri konuşmalarıyla katkı sunacaklar.

İZMİR'DE KİTLESEL ANMA

'Üç Fidan' bu yıl İzmir'de gerçekleştirilen kitlesel yürüyüşle anıldı.Yürüyüşe çeşitli parti, demokratik kitle örgütü ve sendikalara üye 500'den fazla kişi katıldı.

Konak Eski Sümerbank önünden başlayan yürüyüş boyunca "Yusuf, Hüseyin, Deniz, sürüyor, sürecek mücadeleniz", "Deniz, İbo, Çayan, savaşa devam", "Adınız onur, gün olur hesap sorulur" gibi sloganlar atılırken, yürüyüşe katılanlar "Atina'da düşene, dövüşene bin selam" sloganıyla da hükümetin hazırladığı ekonomik kısıtlama paketine karşı sokaklara dökülen Yunanistan halkına desteklerini gösterdiler.

Cumhuriyet Meydanı'na gelindiğinde saygı duruşunun ardından katılımcılar adına hazırlanan basın açıklaması Türkçe ve Kürtçe olarak okundu. Açıklamada, Gezmiş, Aslan ve İnan'ın gençliğin ve ezilenlerin yüreğinde yaşamaya devam ettikleri vurgulanarak, kendilerine yönelik hiçbir karalama çabasının tutmayacağı ifade edildi. Bugünün Türkiye'sinin en önemli ihtiyacının Kürt ve Türk emekçilerin mücadelesinin birleştirilmesi olduğunun dile getirildiği açıklamada, "Denizleri anmak, emekçilerin başta yaşam hakkı olmak üzere eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, barınma, çalışma haklarını savunmak demektir" denildi. Eylem, basın açıklamasının Kürtçe okunması ile sona erdi. (yurtsuz.net)


Fotoğraflar: Haydar Ata - ANKARA -
Özgür Martin - İZMİR

Yukardan aşağıya: 1, 2, 3 Ankara Karşıyaka Mezarlığı; 4, 5, 6, 7 İzmir













Muhabir:Turnusol Haber

26 Nisan 2010

KOLLARI MÜHÜRLENEREK RAPOR ALMAYA GÖNDERİLDİ

KOLLARI MÜHÜRLENEREK RAPOR ALMAYA GÖNDERİLDİ

İzmir'de okul müdürü Erol Atayık tarafından dövüldüğünü öne süren beden eğitimi öğretmeni Funda Mat Balabanuluğ, yargılamanın sürdüğü mahkeme tarafından, 'darp ve cebir raporu' alınması için olaydan 14 ay sonra İstanbul Adli Tıp Kurumu'na kolları mühürlenerek gönderildi.

25 Nisan 2010

Olay, Buca Anadolu Lisesi'nde geçen yılın şubat ayında meydana geldi. Okulun 19 yıllık beden eğitimi öğretmeni, 1 çocuk annesi Balabanuluğ, iddiaya göre, öğrencilerden toplanan paraları konuşmak üzere Okul Müdürü Atayık'ın odasına gitti. Makam odasında başlayan sözlü tartışma bir anda kavgaya dönüştü. İddiaya göre okulun 1 yıllık müdürü Erol Atayık, yumruk ve tekmeyle saldırdığı Funda Mat Balabanuluğ'u dövdü. Aldığı darbeler sonrası gözleri ve yüzü moraran kadın öğretmen diğer meslektaşlarının araya girmesiyle kurtuldu. Arkadaşları tarafından götürüldüğü hastanede tedavisi yapıldıktan sonra taburcu edilen Funda Mat Balabanuluğ, Buca Merkez Karakolu'na gidip şikayetçi oldu. Şikayet üzerine harekete geçen polis, Müdür Erol Atayık'ı gözaltına alıp karakola götürdü. Olayla ilgili ifade veren beden öğretmeni Funda Mat Balabanuluğ, şunları anlattı:

'YUMRUK VE TEKMELERLE SALDIRDI'

"Okulun 'spor zümre' başkanıyım. Öğrencilerden toplanan paranın hesabını konuşmak için makam odasına girdim. Beni kovar gibi odasından çıkarmak istedi. Daha sonra da nasıl olduğunu anlamadan kendinden geçti, yumruk ve tekmelerle üzerime saldırdı. Diğer arkadaşlarımın araya girmesiyle elinden kurtuldum. Meslek hayatımda böyle bir şey görmedim. çok korktum. Şikayetçiyim."
Kendisinin de öğretmen Funda Mat Balabanuluğ'dan şikayetçi olacağı belirtilen müdür Atayık ise, polise verdiği ifadesinde, öğretmenin odasına gelip hakaret ettiğini, kendisine burasının bir makam olduğunu belirterek dışarı çıkmasını istediğini savundu. Okul müdürü, kadın öğretmenin, buna karşılık masaya vurup karşı koyunca dışarı çıkarırken olayın meydana geldiğini söyledi.
Soruşturmayı tamamlayan Cumhuriyet Savcısı, olay sonrası başka okula atanan okul müdürü Erol Atayık hakkında, İzmir 21'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde, 'Kamu görevlisinin nüfusunu kullanarak kasten yaralaması' suçundan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. Tutuksuz yargılanan okul müdürü Atayık, şikayetçi öğretmenle aralarında tartışma çıktığını, eliyle ittiğini, daha sonra ise bilinçli olarak başını duvara vurarak kendi kendine zarar verdiğini iddia etti. Beden eğitimi öğretmeni Funda Mat Balabanuluğ ise okul müdürünün kendisini dövdüğünü söyleyip, şikayetçi olduğunu belirtti.
Hakim, dava dosyasındaki fotoğrafların, geçici raporların incelenip, kesin rapor halinde mahkemeye bilgi verilmesi için, öğretmen Balabanuluğ'un kolları mühürlü olarak, dava dosyası ile birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu 2'ci İhtisas Dairesi'ne gönderilmesine karar verdi.

'UYGULAMA İNSANİ DEĞİL'

Funda Mat Balabanuluğ'un avukatı Özlem Yılmaz, bu uygulamanın insani olmadığını, kişiyi aşağıladığını belirtti. Avukat Yılmaz, şöyle konuştu:
"Uygulama yıllardan beri var. Mahkeme Adli Tıp'a kişiyi gönderirken, karışmasın diye bunu yapıyor. Bu insani bir olay değil. Zaten kişi fotoğrafı ve kimliği ile kuruma gidiyor. Kolunun mühürlenmesinin tek amacı, kişinin yalnış kişi olmaması. Mahkeme, 'Bak ben sana dosya ile birlikte kişiyi kolu mühürlü olarak gönderiyorum' diyor. Bu, kişiyi aşağılamak ve rendice etmekten öteye gitmiyor. Bu uygulamanın bir an önce kaldırılması gerek"

KOLLARINA MÜHÜR VURDURUP GİTTİ

Şikayetçi beden eğitim öğretmeni Funda Mat Balabanuluğ, geçen hafta mahkemeye gelip, kolları mühürlendikten sonra, olaydan 14 ay sonra rapor alınması için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gitti. Yapılan son duruşmada hakim raporun beklenmesi için duruşmayı önümüzdeki haziran ayına erteledi.


http://www.birgun.net/
EvcioğluHaber-

28 Ocak 2010

Tekel’de yanlışlar, yanlışın sahipleri


Tekel’de yanlışlar, yanlışın sahipleri

Abdullah Aysu-Çiftçi-Sen Genel Başkanı


Sigara devlerinin, 1974 yılına kadar resmi olarak giremediği dört ülke kalmıştır. Bunlardan biri Türkiye, diğerleri; İtalya, Fransa ve Avusturya’dır…

1974 yılına gelindiğinde Türkiye hariç diğer ülkelerin hepsine sigara devleri girer, sıra Türkiye’ye gelmiştir.

Sigara devleri Türkiye’ye girmek için de, 1970’li yıllarda “saldırıya” geçerler. Bu yıllarda ülkemiz kaçak sigara akınına uğrar/uğratılır. Sigara devlerinden birinin Bulgaristan’da sigara fabrikası kurmasıyla birlikte Batı Karadeniz sahilinden ülkemize sigara kaçak olarak girmeye başlar.

1979’da Demirel Hükümeti ülkeyi yönetmektedir. Demirel, sigara kaçakçılığının engellenememesini ve döviz kaybının önlenmesi gerekçesiyle hükümet programında özel teşebbüse sigara üretim ve dağıtımı için imkan verilmesine yer verir.

Önce şark tütünü ve üreticilerinin bitirilmesi için düğmeye basılır

Tütünümüzü ve tütüncümüzü bitiren politikalara karşı dosyalar hazırlayan, kamuoyuna bilgilendirmek için sayısız basın açıklaması yapan, tütün üreticileriyle birlikte Manisa/Kırkağaç’ta düzenlediği miting ile tepkisini ortaya koyan Tütün Üreticileri Sendikası’na (Tütün-SEN) rağmen süreç sigara devleri lehine işletildi. Tütün-SEN’in halkı bilgilendirmek için bastırıp dağıttığı “TEKEL’in Özelleştirilmesi Kimin Yararına” broşürünün yayınlandığı 2007 yılından bugünlere nasıl geldiğimize bir bakalım.

17 Şubat 1983’te sigara sektöründe ilk defa TEKEL haricinde “Bitlis Entegre Sanayi A.Ş- (BEST) ” adıyla ürettiklerini yurtdışına pazarlamak amacıyla bir sigara fabrikası kurulur. 1988 yılında % 25 ile bu fabrikaya TEKEL ortak edilir.

• 1984 yılında, Türkiye’ye yabancı sigara ithaline izin verilir.
• 1985 yılında, TEKEL’e Düzce, gönen ve Trakya’da yabancı tütün ürettirilmesine izin çıkar.
• 1986 yılında 1177 sayılı Tütün ve Tütün Tekeli Yasası değiştirilerek; tütünde devlet tekeli kaldırılır. Yerli ve Yabancı sermayenin TEKEL ile ortaklık kurarak tütün mamulleri üretmelerine imkân tanınır.
• 1988 yılında çıkarılan bir kararnameyle yabancı menşei tütünde ithal yasağı kaldırılır.
• 1988 yılı Aralık ayında TEKEL, sigara tiryakilerinin talebinin Amerikan harmanı (blended) sigaralara kaydığı gerekçesiyle Amerikan harmanı TEKEL 2000 sigarası piyasaya çıkarılır. Harmanın %85’i Virginia ve Burley, %15’i oriental tütünlerden oluşturulan bu sigaraların çıkışı, başarıymış gibi sunulur.
• Ağustos 1990 tarihinde, DPT’den izin alarak; Philip Morris- Sabancı Holding birlikte İzmir Torbalı’da sigara fabrikası kurmaya girişirler.
• 3 Mayıs 1991 tarihinde ise Resmi Gazete’de TEKEL’in katılımı olmaksızın tütün mamulleri üretimine izin verildiği kararı yayınlanır. Philsa sigara fabrikası, 1992 yılında Torbalı’da üretime başlıyordu artık….

Böylece, Amerikan harmanlı sigaraların Pazar payı hızla artarken; oriental tütün, Anadolu topraklarından kovuluyordu.

1993-1994 v3 1996 tarihlerinde Çiller Hükümeti tarafından alınan kararlar Türk tütününe kota (sınırlama), yabancı tütüne teşvik getirilmesine ilişkin olur. Çiller Hükümeti’nden sonra gelen REFAHYOL 1996’da 8939 sayılı kararı da aynı amaçla alır.

Tütün üreticilerinin defteri dürülmüştür: Hedef TEKEL’dir artık!

9 Aralık 1999 yılında IMF ile yapılan Stand-BY düzenlemesi kapsamı içinde, 22 Haziran 2000 tarihli ikinci ek niyet mektubunda;

• TEKEL’in reforma tabii tutulacağı,
• TEKEL’in destekleme alımından vazgeçeceği,
• TEKEL’in ticari varlıklarının satışına 2001 yılında başlanarak; 2002 yılında bitirileceği,
• 18 Aralık 2000 tarihli üçüncü ek niyet mektubuyla TEKEL’in tüm işletme birimlerinin Özelleştirme İdaresi Başkanı (ÖİB) devrine Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararının 2001 yılı sonuna kadar, Tütün Kanunu’nun ise 2001 yılının Ocak ayına kadar çıkarılacağının sözü verilir.

30 Ocak 2001 tarihli dördüncü ek niyet mektubuyla önceki niyet mektuplarındaki sözler daha da güçlendiriliyor; yalnızca TEKEL’in işletme birimlerinin değil, kendisinsin ÖİB’ye devredileceği belirtiliyordu.

TEKEL’in özelleştirilmesini öngören ÖYK kararı 2 Şubat 2001 tarihinde imzalanır.

Bu karara göre TEKEL’in;
• Mülkiyetinin devri hariç olmak üzere özelleştirilmesi,
• Özelleştirme işleminin 3 yılda tamamlanması hedeflenmiştir.

Evet, IMF’nin isteği olan Tütün Yasası, 20 Haziran 2001’de mecliste kabul edildi. Cumhurbaşkanı Sezer yasayı veto etti. Hükümet IMF’nin 2002-2004 dönemi için düzenlenecek satand-by anlaşmasıyla vereceği 10 milyar dolarlık kredi için şart koştuğu 4733 sayılı “Tütün Yasası”nı 3 Ocak 2002 yılında meclisten eski haliyle geçirdi.

Tütün Yasası’nın çıkarılmadan öce tütünden geçimini sağlayan aile sayısı 583 bin 474’dir. Günümüzde bu sayı 90’a inecektir.

18 Ocak 2002 ‘de IMF’ye verdiği niyet mektubunda hükümet “Tütün Yasası’nı çıkararak ön koşulu yerine getirdiğini ilan ederken, bir yandan da TEKEL için de özelleştirme planı hazırlayarak; Eylül ayı sonunda Bakanlar Kurulu’ndan geçireceğini taahhüt ediyordu.

3 Haziran 2003 itibarıyla TEKEL İçki Sanayi A.Ş ve ona bağlı TEKEL İçki Pazarlama A.Ş ile TEKEL Sanayi Sigara A.Ş ve ona bağlı TEKEL Sigara Pazarlama A.Ş. nin ticaret sicillere tescilleri yapıldı.

Bu şekilde bağımsız şirket kimliği kazanan TEKEL’in sigara ve içki bölümü ayrı, ayrı özelleştirmenin yolu açılmıştır.

TEKEL’in içki bölümü “Nurol, Limak, TUTSAB” Konsorsiyumuna 2004 yılında 292 milyon dolara satılmıştır. Bu birleşme MEY İçki Sanayi ve Ticaret A.Ş adını almıştır. Konsorsiyum bunun için 2 yılı ödemesiz 7 yıl vadeli 230 milyon dolarlık kredi kullanmıştır. 2006 yılında MEY içki, önde gelen özel yatırım fonlarından (Private Eguity) Texsas Pacific Group’a (TPG) yüzde 90 payını 810 milyon dolara satmıştır.

TEKEL özelleştirme sürecine girdiği dönemde çalışan sayısı 45 bin idi. Yani TEKEL fabrikaları 45 bin aileye iş ve aş kapısıydı. Şimdi bir avuç olarak kalmış TEKEL işçisini başından savmak için AKP Hükümeti insan vicdanıyla bağdaşmayan bir tutumla serbest piyasa politikasına kurban ediyor.

Tütün Yasası’nı çıkaran 57. DSP-MHP-ANAP Hükümeti idi. Bu yasanın çımasında misafir başrol sanatçısı Kemal Derviş idi. DSP Hükümeti dağıldıktan sonra Kemal Derviş’i bünyesine alarak TEKEL “suçuna” CHP’de iştirak etmiştir.

Meydanlarda tütün ve şeker yasalarını düzelteceğim diye meydanlarda oy isteyerek gelen AKP ise 2008 yılında TEKEL’in sigara bölümünü de, 1 milyar 720 milyon dolara BAT ‘a satarak özelleştirmiş. Bugün BAT İzmir’deki işçilerine yaşamı kabusa dönüştürmüş. TEKEL’i özelleştiren AKP’ de TEKEL’in yerine kurduğu tta işçilerinin geleceğini karartmaya yönelik adımlar atmaktadır. tta işçileri de Ankara’da kar kış demeden ekmekleri ve işleri için direnmektedir.

Burada üç durum tespiti, daha doğrusu biri temel 3 yanlışı düzeltmekte yarar var.

Birincisi; TEKEL’in ve işçilerinin bu hale gelmesinde 1980’den bu yana hükümet veya hükümet ortağı olmuş tüm siyasi partilerin payı vardır. Bugün bu partilerin önemli bir bölümü halen meclistedir. Bu nedenle de TEKEL işçilerine bugün muhalefette olan partilerin ve milletvekillerinin de sahip çıkmalarını “timsahın gözyaşları” olarak görmek ve değerlendirmekte yarar var.

İkincisi; şu anda TEKEL işçileri olarak kamuoyunda söylenegelinen sıfatlama doğru değildir. Çünkü TEKEL’i 1979’dan bu yana meclise yolu düşmüş tüm partiler aşamalı bir biçimde ortadan kaldırmaya hizmet etmiştir. Sonunda TEKEL’i ortadan kaldırmayı başarmışlardır. TEKEL yoktur, Ankara’da direnen işçiler, tta işçileridir.

Düzeltilmesi ve doğru anlaşılması gereken bir üçüncü durum ve bir yanlış daha var. Bu yanlış da bana aittir.
O da şudur:

6 Ocak 2010 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde “Kamuoyuna Açık Çağrı” adıyla yayınlanan ilan metninin altına adımı koymuştum. Metnin içeriği, siyasal görme biçimindeki görüş ve düşüncelerime asla aykırı değildir. Bunun altına imzamın olmasını yanlış olarak görmüyor ve değerlendirmiyorum. Ancak ilanın altında imza koyanların bir bölümünün kamuoyunda TEKEL’in yok olma sürecinde etkisi ve onayı olan sınıf ve emek karşıtı siyasi parti yandaşları olarak bilinen kişilerdir. İsimleri incelemeden imzamın yer almasına onay vermem dolayısıyla bu kişilerle birlikte adımın çıkması benim kişisel yanlış olmuştur. Bu durum beni fena halde etik ve politik açılardan üzmüş ve öfkelendirmiştir. Bu hatamın yukarıdaki birinci yanlış olan temel yanlışın yanında esamesinin okunmaması gerekmekle beraber politik tarihime böyle bir not düşülmesine de itiraz etmek istedim.

Aksi halde bu görme biçiminden yoksun görme biçimlerinin kendisi etik ve politik sorgulamaya ihtiyaç duyar.

28,01,2010
http://www.karasaban.net/


EvcioğluHaber-28.01.2010

26 Kasım 2009

YİNE DE UMUT..."GREV"

YİNE DE UMUT...
fikrisaglar@birgun.net / 15:25 26 Kasım 2009

FİKRİ SAĞLAR


Dün KESK eylem yaptı.
Başta KESK Yönetimi olmak üzere, bu onurlu mücadeleye katılan tüm emekçileri kutlarım.
“Şanlı direnişinizin” önünde “saygı” ile eğiliyorum.
Her türlü zorluğa,
Hükümetin tehdidine,
Vatandaşın umursamazlığına,
Rağmen bir “eylem” başarılmışsa,
Bunu, sayıları az kalan emekçi sınıfının yılmadan çoğalan inancının “zaferi” olarak tanımlamalıyız!..
•••
Bir avuç kalsalar da,
Hâlâ Türkiye de; hak ve özgürlüklerini almak için
Eşitlik, adil paylaşım ve dayanışma adına yollara dökülen insanlar var!..
Belki hayatı durduramadılar…
Belki “gamsız yurttaşı” uyandıramadılar…
Dertlerini tam olarak anlatamadılar…
Ama yine de varlıklarını ispat ettiler!…
•••
12 Eylül “baskıcı” anlayışı sayesinde “cuntalaşan” sivil iktidardan,
Korkmadan, ürkmeden
Ve geleceklerinden fedakârlık ederek,
Taleplerini dile getirme “cesaret ve uygarlığını” gösteren emekçilere,
“Selam olsun!” demekten başka bir şey gelmiyor elden!.
•••
Sadece oğlumu okula göndermemek yetmiyor…
Türkiye halkının “içinde insan olmayan” bu sömürü düzenine
Top yekun isyan etmesi gerekiyor!
•••
Birlikte el tutuşmazsak,
Birlikte yol tutmazsak,
Birlikte mücadele etmezsek,
Birimize yapılan “hepimizedir” demezsek,
Koltuklar seninse,
meydanlar benim,
Yöneten sensen,
İktidar benim.
Diyemezsek!
Nasıl çıkarız karanlıktan aydınlığa!?...
•••
Türkiye vitrin açılımlarının “traji/komedisini” yaşıyor…
Her gün, her yerde bir şey söyleniyor…
Hangisi gerçekleşebiliyor…
Ya da hangisi samimi?..
Hangisi yapılabilir?..
•••
İstemeyenler, açıkça söylüyor…
İsteyenler, girdikleri bu işten “nasıl kaçacaklarını” saklamaktan sıkılmıyor…
Kime inanmalı?..
İşte İzmir!..
Yarın Belki Diyarbakır ya da Bursa…
Ve İstanbul…
Sıçrayan bir kıvılcım
Şehirleri patlatırsa “suçlusu” kim olacak?..
25 yılda yapılamayanları, 5 ayda başaranlar nasıl hesap verecek?!...
•••
Yarın Kurban Bayramı.
Yılda bir defa olsun kursağımıza “et girsin!” diyenler, belki biraz mutlu olacak!
Asıl halk “umutlu” olacak mı?
Ayrışan,yabancılaşan insanlar!...
Dışlanan çoğunluk!..
Bu gün bayramdır “sevinçliyiz ve huzurluyuz!” diyebilecekler mi?..
•••
İşsizler çocuklarına hiç olmazsa ihtiyacı olan bir ayakkabı bulabilecek mi?
İşi olanlar eşlerine yeni bir giysi almayı hayal edebilecek mi?
Bayramın bilinen geleneksel coşkusu yaşanabilecek mi?
Nerde!..
Fakirleşen halk,
Zenginleşen azınlığın avucuna bakarak,
Değerlerini yitirmeye devam edecek!...
Kulluk sürüp gidecek!
•••
Bazen birilerine “müstahak” diyorlar!…
Bu vahşi düzeni koruyan,
Feodal yapıyı yürüten,
Yarı cahilleri iş başına getiren,
Özgürlüklerden de, sorumluluklardan da kaçan,
Darbecileri alkışlayan,
Haklarını gasp edenlere destek verenlere oh olsun diyorlar!..
Tamam, onlara oh olsun!...
•••
Emeklerine, geleceklerine, haklarına sahip çıkanları,
Asıl insan onuruna yakışır bir yaşam isteyenleri,
Bu nedenle mücadele edenleri
Hak arama “grevleri” yapanları,
Yalnız bıraktıkları
Ve hatta arkadan vurdukları için oh olsun!..
Da!..
•••
Ama, yine de içim el vermiyor!…
Onlar ki; aç, açık ve cahil bırakılmış
Kendi dünyalarından çıkmadan,
örf ve adetler arasına sıkışmış talihsiz yurttaşlarımızdır!..
Onlar ki; saf ve temiz ama garibandır!
Kızmayın!
içlerinde yinede biraz insan sevgisi, biraz vicdan, biraz da umut vardır..
Bırakın yine Bizler, onların “umudunun umudu” olalım!.. Tam da KESK bunu yapıyor.
Herkese mutlu bayramlar...

http://www.birgun.net/