Tehdit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tehdit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2010

ABD'den Türkiye'ye tehdit

ABD'den Türkiye'ye tehdit

ABD'den Türkiye'ye tehdit Türkiye Bankalar Birliği’ne (TBB) iki ay önce gelerek “İran’la iş yaparsanız sizi cezalandırırız” diyen Amerikalılar, dün ikinci kez TBB’deydi. Bir kara liste veren Amerikalılar, ‘Ambargoya uymazsanız, size yaptırım uygularız’ diye gözdağı verdiler

Ağustos ayında Türkiye’ye gelerek İranlı banka ve şirketlerle iş yapmamaları konusunda Türk bankalarına gözdağı veren Amerikalılar olayın üzerinden iki ay geçmeden ikinci uyarı ve gözdağı için tekrar Türkiye’ye geldi.
Daha önce ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir heyet Türkiye’ye gelirken bu kez ABD Hazinesi’nden bir heyet Türkiye Bankalar Birliği’ne (TBB) gitti.

ABD Hazine Bakanlığı Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Stuart Levey’in başkanlığındaki heyet, TBB Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince’nin başında bulunduğu bir heyetle görüştü.

Temmuz ayında Amerika’da yasalaşan İran ambargosu ve Birleşmiş Milletler’in (BM) bu yöndeki kararlarını TBB yetkilerine okuyan ABD’li heyet, ambargo kapsamında belirledikleri ‘kara listeyi’ Türk bankacılara iletti. Amerikalılar, Türk bankacılık sektörünün ambargo kararlarına uymaması ve kara listeyi dikkate almaması halinde ABD’nin uygulayacağı yaptırım ve cezaları ilettiler.

Bu konuda üyelerini uyarmalarını isteyen heyet, TBB yetkililerine kibar bir üslupla İran’a karşı alınan ambargo kararlarının dünyada hangi ülkeler tarafından dikkate alındığını da iletti.

Amerikalılar başta Avrupa olmak üzere Japonya dahil dünyanın büyük bir bölümünün ambargoya riyayet ettiğini söyledi.

Türkiye dışında başka ülkelere de gideceklerini belirten heyet, böylece ağustostaki uyarı ziyaretinden sonra Türk bankalarına ikinci uyarısını da yaparak, Türkiye’nin BM dışında Amerika’nın aldığı kararları da dikkate alması konusunda ciddi uyarıda bulundu.

Sistemi kilitleme tehdidi

ABD’nin İran’la iş yapmaları halinde Türk bankacılık sistemini tehdit eden yaptırımlarının başında yurtdışındaki bankalar ile muhabirlik ilişkilerini dondurmak, yurtdışındaki para ve varlıklarına el koymak, sendikasyon anlaşmalarını durdurmak, para cezası kesmek, yurtdışı seyahatlerinde Türk bankacıları terörün finansmanına aracılık suçu ile suçlayarak tutuklamaya kadar giden yaptırımlar yer alıyor.
ABD’nin bu tehditleriyle karşı karşıya kalan Türk bankacılar ise yaşanan gelişmelerin siyasi olduğunu, konunun Amerikalı yetkililerle Türk siyasetçiler tarafından çözümlenmesi gerektiğini belirtti.


Maliye, BDDK ve MASAK’la da görüşecek


ABD yönetimi, İran’ın ticari faaliyetlerini daha fazla baskı altına almak amacıyla ABD Hazine Bakanlığı Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Stuart Levey’i Türkiye ve Azerbaycan’a gönderdi.
Önceki gün Bakü’de temaslarda bulunan Levey, dün de İstanbul’da bankacılık ve özel sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Bugün Ankara’da temaslarında bulunacak olan Levey’nin Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile Maliye Bakanlığı, BBDK ve MASAK yetkilileriyle bir araya gelmesi bekleniyor. Levey, nükleer programı nedeniyle İran’a yönelik Birleşmiş Milletler ambargosunun dördüncü safhasını devreye sokmak için görüşmeler yürütüyor. Wall Street Journal gazetesi, Levey’nin ziyaretlerini konu ettiği haberinde Türkiye’nin son aylarda İran’a yönelik kampanyanın “zayıf halkası” olarak görüldüğü yorumunda bulundu.


‘Acemler bizim için bunu yapmazdı’

Ankara-Washington hattında bugünlerde her meseleye İran kara kedi gibi sızıyor.
ABD, nükleer programından taviz vermeyen İran’ın etrafındaki çemberi daraltmak için yaptırım kartını oynuyor. Türkiye hâlâ barışçıl çözümün mümkün olduğuna inanıyor. Türkiye ile ABD arasında “model ortaklık” olarak bilinen ekonomik ilişkileri güçlendirmek için bakanlar düzeyindeki toplantıya da İran gölgesi düştü.
Washington’daki toplantıda Türkiye’yi koordinatör bakanlar Ali Babacan ve Zafer Çağlayan, ABD’yi ise Ticaret Bakanı Gary Locke ile Ticaret Temsilcisi Ron Kirk temsil etti. Dört eşbaşkan, görüşme sonrası açıklamada, İran konusunun gündeme gelmediğini, daha çok ekonomik ilişkiler konusunda işbirliğini artırmaya yönelik konuları ele aldıklarını söyledi.

Washington’daki Türk Büyükelçiliği’nde Çağlayan ile birlikte düzenlediği toplantıda Babacan, İran’la ilgili, “Bu toplantıda gündeme gelmesi yanlış. Çünkü ABD’nin tek taraflı aldığı kararı ikili ortamda tartışmaya açmak yanlış” dedi. Heyetteki bürokratlar ise resmi temaslarda olmasa bile atılan her adımda karşılarına İran konusunun çıktığını teslim ediyor. Bu konuda biraz da huzursuzlar. “Türkiye benzer bir durumda olsaydı Acemler bizim için bunu yapmazdı” diyorlar.
Babacan, Washington’daki açıklamasında ABD’nin tek taraflı yatırım kararlarının Türkiye’yi bağlamadığını yineledi. İran’la iş yapan bankalar, şirketlerin kendi kararını vereceğini söyleyen Babacan, “Burada bir paranoyaya, yersiz korkuya gerek yok bankalarımız, şirketlerimiz için. Mutlaka konuyu detaylı incelesinler, ona göre karar versinler” diye konuştu.

Model ortaklıkta neler var?

Babacan ayrıca ABD ve Türkiye arasında görüş farklılıklarının ötesinde başka rahatsızlıklar olduğunu da dile getirdi. Özellikle son aylarda Türk-Amerikan ilişkileriyle ilgili olarak “yoğun bir dezenformasyon yapıldığını gördüklerini” belirten Babacan, “Bu aralar Türkiye’yi olduğundan farklı göstermeye çalışan, Türkiye’nin uyguladığı politikaları aslında başka amaçlara hizmet etmeye çalışıyor gibi göstermeye çalışan kasıtlı bir çaba maalesef görüyoruz, böyle bir dezenformasyon süreci var” dedi.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın aralıktaki Washington ziyaretinde, ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmesi sonrası temeli atılan “ABD-Türkiye Ekonomik, Ticari ve Stratejik İşbirliği Çerçevesi”nin yaptığı ilk toplantıda şimdiye dek oluşturulan tüm ekonomik yapıların bu çerçeve şemsiyesi altında toplanması kararlaştırıldı. Bu kapsamda iş dünyasında çok konuşulan Amerikan-Türk İş Konseyi kuruluyor.


http://haber.gazetevatan.com/abdden-turkiyeye-tehdit/335835/2/Ekonomi

4 Mayıs 2010

CHP'ye tehdit: Fazla kurcalama, yoksa...


CHP'ye tehdit: Fazla kurcalama, yoksa...
http://www.ayturk.de/news_images/erdogan_DW_Sonstige_233715g_13122007.081253.jpg
Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu.

Paketin 2. tur oylamaları öncesinde geçen Pazar günü parti grubunu toplayan Başbakan Erdoğan, sürpriz bir karar aldı ve bugün grubu yeniden toplamaya karar verdi.

Anayasa teklifinin ’parti kapatma davalarının açılabilmesini TBMM’nin izin vermesi’ şartına bağlayan 8. madde, 330 barajını aşamadığı, için paketten düştü. İlk turda 5 vekiliyle 8. maddeye destek veren BDP, ikinci tura katılmadı. Ak Parti asgari 8 fire verdi. Bu gelişmeler üzerine Başbakan Erdoğan, sürpriz bir gelişme üzerine parti grubunu topladı. Erdoğan, saat 11.30'da başlayan grup toplantısında önemli değerlendirmelerde bulundu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, milletin AK Partiyi prangaları kırsın diye iktidara getirdiğini belirterek, "Eğer hayal kırıklığı yaratırsak bu milletin ahı yakımıza yapışacaktır" dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında, anayasa değişikliğinde gelinen noktayı değerlendirmek üzere toplandıklarını söyledi.

"Beylik sözlerin ötesinde gönülden konuşmak istediğini" belirten Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan bazı konular satır başlarıyla şöyle:

"-Yıllarca ülkeye demokrasiyi çok gördüler. Milletimizde değişimi, dönüşümü reddeden, içine kapanan, kabuğunu kıramayan bir anlayış var. Milletimiz AK Partiyi prangaları kırsın diye iktidara getirdi. Bu şuurla hareket ediyoruz.

Eğer hayal kırıklığı yaratırsak bu milletin ahı yakımıza yapışacaktır.

-Bizi yolsuzlukla suçlayanlar yaptığınız bir şeyi söyleyin, bir eser söyleyin. Bu iktidar her yere eserini koymuştur. Bugün çıkıp konuşanlar; 24 saat yayın yapan TRT Şeş var. Nankörlük yapma. Nazım Hikmet'e vatandaşlık yolu açan bir iktidar var. Çünkü, biz Allah'tan başka kimseden korkmayız, Allah'tan başka kimseye muhabbetimiz yok. Ağır bedeller ödedik. Engelleri bir bir aşarak bugünlere geldik. Milletimizin rotasından sapmadık.

-7,5 yılda her türlü iftirayla üzerimize geldiler. Partilerinin kapatılmasından nemalananları gördü bu ülke. Herkes unutsa biz Danıştay saldırısını, atılan manşetleri unutmayacak, aziz milletimize unutturmayacağız.

Milletim 10 yıllardır iradesine ipotek konulduğunu unutmasın.

-Bize halkımızdan başka talimat verebilecek bir güç yeryüzünde yok.

Farkımız bu... Onun için 'millete gidelim' diyoruz. Anayasa değişikliğiyle amacımız Türkiye'yi her açıdan büyütmektir.

-Biz Türkiye'nin ayağındaki prangaları çözmek için yola çıktık."

NANKÖRLÜK YAPMAYIN

Ana dilini öğrenmek istiyorsan git kursunu aç diye bir Ak Parti var

Biz Allahtan başka kimseden korkmayız ve Allah'tan başka kimseye de muhabbetimiz yok. Hakkı olan muhabbeti kimseyle tartışamayız.

Bu ülkede yayın yapan TRT Şeş var, nankörlük yapmayın. Bu ülke 7.5 yılda tarihi reformlar yaptı.

Çok engeller aştık, zor dönemler geçirdik. Hakaretlere, kötülüklere rağmen yolumuzdan şaşmadık. Ağır bedeller ödedik

TÜRKLER PASAPORTUNU ARTIK GURURLA TAŞIYOR

Dün köyüne ulaşamayan vatandaş, bugün uçağa biniyor, asfaltlı yollardan geçiyor.

Dün hapisteki yavrusuyla ana dilinde konuşamayan anne bugün bize hayır duası ediyor.

Haksızlığa benimle birlikte siz sesinizi yükselttiniz, sizler haykırdınız.

Türkler artık pasaportlarını gururlar gösteriyor.

Sivil derneklerimizle Gazze'ye önce biz ulaştık. Biz içimize kapanmadık kapanamayız dedelerimiz gibi..

CHP BU İŞİ FAZLA KURCALAMASIN

Pullardan Atatürk resimlerini kim çıkardı, devlet dairelerinden Atatürk posterlerini kim indirdi? Bunları CHP çok iyi bilir. Bu işi CHP fazla kurcalamasın, yoksa söyleyecek daha çok şeyim var. Bu noktada dosyam arşivim kabarıktır.

Dün bir gazete 'yakışıksız ve düzeysiz' diye manşet atmıştı. Çok ilginçtir, aynı gazete 1939’da Hitler’in doğum gününü manşetten veriyordu.

Türkistan Mücadelesi eserinden aynen aktarıyorum. 1945 Haziran ayında hükümetin aldığı bir kararla, savaş boyunca Türkiye’ye sığınmış 195 mülteci Türk, Sovyetler’e geri teslim edildi. Tekirdağ milletvekili Şevket Mocan, 1951 yılında dönemin başbakanına yönelttiği soru önergesi üzerine TBMM’de ortaya çıkmış. Bakın burası ve konuşması zabıtlara aktarıldı.

Siyasi mültecileri bir mabuda kurban sunar gibi sunmaya götüren yüz kızartıcı, hicabaver, yani utandırıcı bir hadise daha yoktur diyor.

Milli şef hükümeti tarafından Sovyetlere teslim edilen Türk kökenli mültecilerin akıbetleri, almanya’dakilerden farklı olmamıştır. Elbette geçmiş dönemlerin şartları olabilir, ancak geçmişinde tartışılan çok şey olanlar, başkalarını suçlamadan önce, dönüp kendi tarihlerine bir baksınlar.

AZİZ NESİN'DEN ALINTI

Şimdi daha enteresanını anlatacağım.

Aziz Nesin 5 Şubat 1948’de şunları yazıyordu.

“Ey Türk faşisti, birinci vazifen Türk matbaalarını yıkmak, makineleri ısırmak, demirleri dişleyip duvarlara asmaktadır.

Gazeteleri çamurlara serip, üzerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinesidir, meydanlarda kitaplarını yaktığın namuslu insanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş şekilde işkenceye tabii tutulabilir. Matbaaları yakılmış, gazeteleri yakılmış, çoluk çocuğu dağıtılmış, haneleri işgal kendileri perişan edilmiş olabilir.

Ey faşist yumurcakları işte bu ahval ve şerait içinde dahi yapılanları kafi görmeden namuslu vatanperverleri dağıtmak için muhtaç olduğun çekiç balta, halk partisinin ambarlarında mevcuttur”


http://www9.gazetevatan.com/
04.05.2010 Salı

11 Mart 2010

İNTERNET TÜRKİYE’YE ÖZGÜRLÜK GETİRMEDİ!

İNTERNET TÜRKİYE’YE ÖZGÜRLÜK GETİRMEDİ!
15:47 11 Mart 2010

Dünyada yaklaşık her beş yetişkinden dördünün, internete erişimi kendileri için temel bir hak olarak gördüğü belirlendi. Araştırmaya 26 ülkeden katılanların yüzde 79’u internet için temel hak vurgusu yaparken, yüzde 78’i ise internetin kendilerine daha fazla özgürlük getirdiğini kaydetti. Türkiye’de ise internetin özgürlük getirdiğini vurgulayanların oranı yüzde 55’in altında kalırken, internetin özel hayatın gizliliğini zedelemesini en büyük tehdit gören tek Avrupa ülkesi Türkiye olarak belirlendi.

Türkiye’deki kullanıcıların yalnızca yüzde 46’sı interneti görüşlerini dile getirmek için güvenilir bir ortam olarak görüyor.

‘HERKES İÇİN TEMEL HAK’
GlobeScan şirketince 20 Kasım 2009-7 Şubat 2010 tarihleri arasında yapılan kamuoyu araştırmasına, yarısından çoğu internet kullanıcısı yaklaşık 28 bin yetişkin katıldı. Araştırmada görüşleri alınanların yüzde 87’si, internete erişimin, “herkes için temel bir hak olması gerektiği” yönünde görüş bildirdi. Kullanıcı olmayanların yüzde 71’i de internete erişim hakları olması gerektiğini söyledi. İnternete erişimin temel bir hak olarak görüldüğü ülkelerin başında Güney Kore geliyor. Güney Korelilerin yüzde 96’sı bu yönde görüş bildirdi. Türkiye’de ise söz konusu oran yüzde 91 oldu.

‘HAYATI OLUMLU DEĞİŞTİRDİ’
BBC Dünya Servisi için yapılan araştırmaya katılan kullanıcıların çoğu, internetin hayatlarına getirdiği değişime olumlu bakıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 78’i, internetin kendilerine daha fazla özgürlük getirdiği hissine kapıldıklarını söyledi. İnterneti, bir şeyler öğrenmek için iyi bir alan olarak görenlerin oranı yüzde 90. Görüşleri alınanların yüzde 51’i de, Facebook ya da MySpace gibi sosyal iletişim sitelerinde zaman geçirmekten keyif aldıklarını belirtti.

İLGİ KADAR KAYGI DA VAR
İnternete yönelik bu büyük ilgiye karşın, araştırma ayrıca çok sayıda kullanıcının bazı kaygılarını da gözler önüne serdi. “İnternet, görüşlerimi dile getirmek için güvenilir bir ortam değil” diyenlerin oranı yüzde 48. Bu oran Almanya’da yüzde 72, Güney Kore’de yüzde 70, Fransa’da yüzde 69, Japonya’da yüzde 65.
BBC Dünya Servisi için GlobeScan şirketince yapılan araştırma, Türkiye’de internet kullanımına yönelik veriler de içeriyor.
Araştırma kapsamında 4-27 Aralık 2009 tarihleri arasında 11 şehirde, 15 yaş üstü 1.000 kişiyle yüz yüze görüşüldü. Bu şehirler; Adana, Ankara, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Konya, Samsun, Zonguldak. Araştırmaya göre, Türkiye’deki web kullanıcılarının internetin en çok değer verdikleri yönü, diğer insanlarla iletişimi sürdürmelerini sağlaması.

TÜRKİYE’DE ‘TEHDİT’ ALGISI
Araştırmaya göre, Türkiye’de, Facebook ya da MySpace gibi sosyal iletişim sitelerinde zaman geçirmekten zevk aldıklarını söyleyenlerin oranı da, ortalamanın üzerinde.
Türkiye’de, internet erişimi kendileri için temel bir hak olarak görenlerin oran yüzde 91 ve bu oran Avrupa’da sadece Portekiz’de daha yüksek. Öte yandan Türkiye’de internetin özgürlüklerini artırdığını söyleyenlerin oranı yüzde 55 ve bu büyük oranda, Avrupa ülkelerinde gözlenenlerin altında bir rakam.
Türkiye’de kullanıcıların sadece yüzde 46’sı interneti, görüşlerini dile getirmek için güvenilir bir ortam olarak görüyor.
Ayrıca Avrupa’da, internetle ilgili en büyük tehdidin, özel hayatın gizliliğine son vermesi olduğunun düşünüldüğü tek ülke, Türkiye oldu. Türkiye’de, BBC Dünya Servisi için yapılan araştırmaya katılanların yüzde 31’i, bu yönde görüş bildirdi.

http://www.birgun.net/

6 Kasım 2009

Tehdit varlıklarla ilgili değildir.!

"...,Eğer; onun sahip olduğunu söylediği inançlara
( yani;onun grubuna ait kurallar ve slaganlara) karşı çıkılırsa, bilincinin bir sis içinde kaybolduğunu hisseder.
Bu yüzden, yabancılardan korkar. "Yabancılar" kelimesi ona, köyünün, kasabasının veya çetesinin sınırları ötesindeki, onun "kurallarıyla" yaşamayan tüm insanların dünyası anlamına gelir.

Yabancıların kendisi için neden ölümcül bir tehdit olduğunu ve neden içini, çaresiz dehşet duygularıyla doldurduğunu bilemez."

"Tehdit varlıklarla ilgili değildir. Psiko-epistemolojiktir."

*****Ayn RANO ******