18 Aralık 2010
16 Eylül 2010
Dev prime iptal davası
Avukat Sedat Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından Dünya Basketbol Şampiyonası'nda ikinci olan Türk Ulusal Takımı'na "Örtülü Ödenekten" verilen 28 milyon 500 bin TL'lik primi yargıya taşıdı. Ankara- Avukat Sedat Vural'ın Ankara İdare Mahkemesi'ne verdiği dava dilekçesinde, milli sporculara verilen primin Anayasa'nın "Eşitlik ilkesi ile Yasal Gerçeklere" aykırı olduğunu ifade ederek söz konusu işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptaline karar verilmesini istedi. Vural, dilekçesinde, Basketbol Milli Takımı'nın başarısına karşılık, Başbakan Erdoğan'ın sporculara verilen toplam 28 milyon 500 bin TL'nin, Başbakanlık Örtülü Ödeneği'nden ödendiğini anımsattı. Dilekçesinde, "Uluslararası spor karşılaşmalarında ilk 3 dereceye giren sporculara ödeme yapılacağının hüküm altına alınmadığına" dikkat çeken Vural, "Uluslararasıspor karşılaşmalarındaki başarılar için devlet 'ödül yönetmeliği' yayımlamış; ilk 3 dereceye giren sporculara verilecek ödül miktarını bu yönetmelikte belirlemiştir" dedi. Dilekçesinde Hukuk Devleti'nin de tanımı da yapan Vural, " 'Ben yaparım', 'Benim gücüm var' demek ve bu düşünce ile gerek yürütmede, gerekse yasamada uygulamaya girişmek ve kararlar almak, Demokratik Hukuk Devleti'nin kabul edemeyeceği bir uslup ve eylem şeklidir" değerlendirmesine bulundu. Bu kararın uygulanmasının "telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracağını" da vurgulayan Vural, söz konusu işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptaline karar verilmesini istedi.Dev prime iptal davası
"Ben yaparım demek kabul edilemez"
Dava dilekçesinde, 5018 sayılı "Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun" 24 üncü maddesine göre, "örtülü ödenek; kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Hükümet icapları için kullanılmak üzere Başbakanlık bütçesine konulan ödenektir" olduğunu hatırlatan Vural, "Örtülü ödenek, bu amaçlar dışında ve Başbakanın ve ailesinin kişisel harcamaları ile siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarında kullanılamayacağını" savundu.
"Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı"
Verilen primin Anayasa'nın eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu savunan Vural, dilekçesinde şu ifadelere yer verdi:"Anayasanın 10. maddesine göre yasa önünde eşitlik ilkesi gereği olarak yasaların uygulanmasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmesi ve bu nedenlerle eşitsizliğe yol açılması Anayasa katında geçerli görülemez. Bu mutlak yasak, birbirinin aynı durumunda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme, eşitliğe aykırılık oluşturur. Kamu hizmetinde eşit davranış, eşit yararlanma temel niteliktir. 'Haklı bir nedene' dayanmayan bu karar ile uluslararası karşılaşmalarda aynı ay yıldız forması altında ülkemizi temsil eden sporcuların farklı uygulamaya tabi tutulmaları Anayasanın yasa önünde eşitlik ilkesi ile AİHS in 14. maddesindeki ayrımcılık ilkesine açıkça aykırıdır."
10 Mayıs 2010
Tuncelili ve Alevi Memura baskı
| ||||
Memur Derya’nın ‘kimlik’ mücadelesi Derya Togacar, Tuncelili ve Alevi diye baskı gördüğü iddiasıyla dava açtı TBMM, Uşak Üniversitesi’ne inşaat teknisyeni olarak atanan Derya Togacar’ın, “Alevi ve Tuncelili” olduğu için psikolojik baskı ve manevi işkence gördüğü iddialarına el koydu. Amirlerine dava açan Togacar, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi Ali Rıza Ertemür’e mektupla başvurdu. Mektubu komisyona iletip işleme koyduran Ertemür, “İnsanların kimlikleriyle kimse uğraşamaz. Bu iddiaları inceleyip gereğini yapacağız” dedi. Togacar, 85 not ortalamasıyla kazandığı sınav sonrasında Uşak Üniversitesi’ne inşaat teknisyeni olarak atandı. Togacar’ın gönderdiği mektup ve Manisa İdare Mahkemesi’ne açtığı davanın dilekçesindeki iddialar şöyle: Temizlik işi yaptırıldı Kütüphanede zorla temizlik işi yaptırılan Togacar’a, yasal olmamasına rağmen, bu görevi yazılı olarak da bildirildi. Bilgisayar kullanması, resmi evrakı görmesi yasaklandı. Togacar kendisine neden böyle davranıldığını sorması üzerine, arkadaşları ve birim yöneticilerinden “Sen Tuncelili ve Aleviymişsin. Onun için yapıyorlar, memurluktan atmak için” yanıtını aldı. Üst amiri T.Ç. de “O bizden değil, onu buraya kim gönderdi?” diye incitici suçlamalarda bulundu. “Tuncelili terörist kız, devlet düşmanı” gibi dedikodular yayılırken Nisan 2009’da aynı üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi’ne gönderilen Togacar’a burada da uzman olduğu alanda iş yaptırılmadı. Kendisine yapılan haksızlıklara isyan eden Togacar, İzmir 9 Eylül Üniversitesi’ne geçiş için başvurdu. Üniversite önce olumlu yanıt verdi. Ancak sicil bilgilerinin ulaşmasının ardından 9 Eylül Üniversitesi’nden ‘ret’ yanıtı aldı. Sicil notlarını araştıran Togacar, 9 Eylül Üniversitesi’nin kendisini neden kabul etmediğini anladı. Çünkü yasaya aykırı olarak kütüphanede temizlik görevinde çalıştırılırken sicil amirleri en fazla 60 puan vererek “uyumsuz”, “vasat memur” notu düşmüştü. Memurluk hayatı zehir olan Togacar, Manisa İdare Mahkemesi’ne dava açarak başından geçenleri tek tek anlattı. Togacar, 10’a yakın memur arkadaşını da şahit gösterdi. Milliyet’in ulaştığı şahitlerden S.K., “Derya’nın yaşadıkları ve mahkeme ile TBMM’ye yaptığı başvurulardaki olaylar doğru. Görevi olmadığı halde temizlik işi yaptırıldı” dedi. Sıkıntıdan zona oldu Davası halen devam eden Togacar, Milliyet’e, “Üç yıldır psikolojik dengem bozuldu. Zona oldum. Üzerimde uygulanan ayrımcılığa, mezhepçiliğe, hakaretlere, işyerinde ağır psikolojik baskılara son verilmesini istiyorum. Benim hayatımı karartan bu insanların adalete hesap vermesini istiyorum” diye konuştu. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı da, Togacar’ın Ertemür aracılığıyla yaptığı başvuruyu işleme koydu. Ertemür, “Alevi ve Tuncelili olduğu için amirlerinin asıl yapması gerekenin dışında temizlik işleriyle görevlendirmesi iddialarının kabul edilmesi mümkün değil. Komisyon olarak araştıracağız ve gereken ne ise onu yapacağız” dedi. |
10 Mart 2010
Ankaralı’ya ‘indirim’ işkencesi
Cem Gurbetoğlu
09/03/2010
Dolmuş ve özel halk otobüsleri ise mahkeme kararını protesto ederek, saat 10.00’a kadar çalışmadılar. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin otobüs sayısını arttırmaması vatandaşları mağdur etti. Otobüs duraklarında uzun kuyruklar nedeniyle emekçiler işlerine geç kaldı, öğrenciler okula gidemedi. Belediye Başkanı Melih Gökçek’in “indirim işkencesi” vatandaşın tepkisini topladı.
Ankara’da mahkeme kararıyla ulaşım ücretleri dün itibariyle 2004 yılı seviyesine geri çekildi. Kararın kendilerini mağdur ettiğini savunan dolmuş ve özel halk otobüsleri saat 10.00’a kadar çalışmadılar. Daha önce indirim nedeniyle otobüs sayılarını azaltacaklarını açıklayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ise önceki gün geri adım atarak, mesai saatlerinin başlangıç ve bitişlerinde otobüs sayısının aynı kalacağını öne sürdü. Ancak dolmuş ve özel halk otobüslerinin çalışmaması nedeniyle belediye otobüslerinde yığılma oldu. Özellikle ara duraklarda vatandaşlar araçlara binmek için uzun süre beklemek zorunda kaldılar. Otobüsler dolduğu için birçok ara durakta durmazken, işe gitmekte güçlük çeken vatandaşlar, taksilere, taksi dolmuş yapmak zorunda kaldılar.
En büyük sıkıntı ise Kızılay civarında yaşandı. Çankaya bölgesinde ulaşım, dolmuşların çalışmamasına, belediyenin otobüs sayısını arttırmaması da eklenince işkenceye dönüştü. Otobüs duraklarında uzun kuyruklar oluştu, vatandaşlar belediye yönetimine ve dolmuşçulara öfke püskürdü.
EMEKÇİLER İŞLERİNE GEÇ KALDI
Ankaralılar işlerine geç kaldı, öğrenciler okullarına ulaşmakta güçlük yaşadı, birçoğu sabah saatlerinde derslerine yetişemedi.
Uzun kuyruklarda bekleyen vatandaşlar durumdan Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni sorumlu tuttular. İndirim nedeniyle cezalandırılmalarına tepki gösteren vatandaşlar, indirime veryansın edip, eyleme giden dolmuş ve özel halk otobüsü işletmecilerine de “Fahiş zamlar yapılırken niye sessiz kaldınız?” diye tepki gösterdiler. (Ankara/EVRENSEL)
‘UKOME KARARI YOK, UYGULAMALAR KEYFİ
TÜDEF Genel Başkanı Ali Çetin, Ankara’da toplu taşımada transfer uygulamasının kaldırılmasının iptali için hemen dava açtıklarını belirterek, UKOME Genel Kurul kararında transfer uygulamasının kaldırılması ve otobüs seferlerinin yarıya indirilmesi ile ilgili bir karar olmadığını belirtti. Uygulamayı, “Gökçek ve EGO’nun keyfi uygulamaları” şeklinde tanımlayan Çetin, “Kargaşa ve kaos yaratılarak, taşımacı esnafı provokasyona getirilmeye çalışılmaktadır” dedi.
TOPLU TAŞIMA KAMU GÖREVİDİR
Toplu taşımanın bir kamu görevi olduğunu hatırlatan Çetin, Gökçek’in yanı sıra EGO Genel Müdürü, Minibüsçüler Odası Başkanı ve Halk Otobüsleri Odası Başkanı hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Gökçek’in, 2009 yılında verilen zam iptali kararına uymaması durumunda ceza davasından kurtulamayacağını bildiği için, zorunlu olarak indirim yaptığını belirten Çetin, “Kaos yaratarak, hem ceza davasından kurtulup, hem tüketici örgütlerini suçlayıp, hem de şoförler ile halkı karşı karşıya getirmeye çalışıyor” dedi.
KAZANILMIŞ HAK
Basın açıklamasında söz alan Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar’da, Gökçek’in kafa karışıklığı yaratmaya çalıştığını belirterek, “Ulaşım fiyatlarının 2004 yılı fiyatlarına indirilmiş olması kazanılmış haktır. Ankaralı hakkına sahip çıkmalı.” dedi. Çakar, “Gökçek, yargıyı ve tüketici örgütleri haksız ilan edip otobüs ve dolmuş şoförlerini yanına çekmeye çalışıyor” uyarısını yaparak, taşımacı esnafı Ankaralının yanında olmaya çağırdı.
http://www.evrensel.net/