Rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2010

NÜKLEER SANTRALLER GERÇEKTE ENERJİ DEĞİL NÜKLEER SİLAH MALZEMESİ ÜRETMEKTEDİRLER.

NÜKLEER SANTRALLER GERÇEKTE ENERJİ DEĞİL NÜKLEER SİLAH MALZEMESİ ÜRETMEKTEDİRLER.


[5R.jpg]

EvcioğluHaber- Türkiye'nin Rusya ile yaptığı Nükleer Santral antlaşması ile ilgili;Kamuoyuna;

* NÜKLEER SANTRAL ADIYLA NÜKLEER SİLAH MALZEMESİ ÜRETİM TESİSLERİNİN KURULMASINA HAYIR !

* ÜLKENİN NÜKLEER ATIK ÇÖPLÜĞÜNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE HAYIR !

* NÜKLEER SİLAH ÜRETİMİNE HAYIR !

* ENERJİNİN ETKİN KULLANIMINA VE TEMİZ YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINA EVET !

* KOMŞULARIMIZLA İYİ İLİŞKİLERE, BÖLGEMİZDE VE TÜM EVRENDE BARIŞ İÇERİSİNDE BİR

YAŞAMA EVET !
diyen,TÜRKİYE ÇEVRE PLATFORMU (TÜRÇEP) adına yapılan açıklama aşağıdaki doğrultudadır..

24.07.2010-Cumartesi

NÜKLEER SANTRAL ANTLAŞMASI BİR İMTİYAZ VE ÜLKEYİ NÜKLEER ÇÖPLÜK YAPMA ANTLAŞMASIDIR.

30 yıldır ülkemizin her bir yanından yükselen seslere, dünyadaki tersi gelişmelere karşın nükleer silah malzemesi üretim tesisinin toplumsal bedellerinin hemen herkes tarafından görülebilir olduğu bir dönemde Akkuyu’da yapılmasına ilişkin Ruslarla yapılan ikili anlaşma çok az bir oy farkı ile de olsa TBMM de onaylanmıştır.

Bu oylama bir kez daha göstermiştir ki;TBMM’ne egemen olan irade, toplumun beklenti ve taleplerini hiçe sayarak, sadece kendilerinin planladığı ve bildiği tehlikeli yolculuğa gözü kara devam ediyor.

Teknolojik olarak ülkenin elektrik gereksinimini karşılama adına atık ısısından elektrik enerjisi üretilen, gerçekte nükleer silah malzemesi üretim tesisi olan bir yatırıma onay verilmiştir.

“Nükleer Santraller”in elektrik üretimi amacıyla kurulmadığı, ürettiğinden 3 misli fazlasını bizzat kendisinin tükettiği herkes tarafından bilinmektedir.

“Nükleer Santraller”in dünyanın dört bir yanında, öncü ülkeleri tarafından bile terk edildiği, kurulmadığı, kurulma kararlarının iptal edildiği de herkes tarafından biliniyor.

Kurulu bulunan “Nükleer Santraller”in tasfiyesinin son derece ciddi maliyetler ve riskler taşıdığı, bu nedenle de yeni nükleer çöplük alanlarının yaratılması için yoğun çabalar harcandığı artık saklanamaz durumda.

Bütün bunlara karşın;

Anadolu topraklarında yaşayan duyarlı yurttaşların ve çok sayıda kurum ve kuruluşun şiddetle karşı çıkmasına ve birkaç kez kurulmasından vazgeçilmesine karşın;

AKP Hükümetinin sayısal çoğunluğuna güvenerek geliştirdiği uluslararası özel anlaşma ne yazık ki TBMM’ de onaylanmıştır.

Akkuyu’da yapılacak “nükleer silah malzemesi üretim tesisi” için Ruslarla yapılan bu antlaşmayı onaylayanlar, sadece nükleer santral yapılmasını onaylamadılar,

-Ülkemizin bir nükleer çöplük haline dönüştürülmesine evet dediler.

-Anadolu topraklarında uluslararası güçlerin kullanımı ve emrine yeni imtiyazlı alanların açılmasına evet dediler.

-Orta doğuda süren kirli yeniden yapılanma sürecine bir başka alanda da dahil olmaya evet dediler.

-Anadolu topraklarının, nükleer silah yapımına, nükleer silah çatışmalarına açılmasına evet dediler.

-Küresel sermayenin çıkarları uğruna, ülke topraklarının ve bu topraklarda yaşamını sürdürenlerin yaşam haklarının, hiçe sayılarak pazarlanabileceğine yönelik iradelerini açıkça ortaya koymuş oldular.

Ve şimdi de Sinop’ta “nükleer silah malzemesi üretim tesisi” nin yapımına ilişkin adımlar atmaya kalkacaklardır.

İnanıyoruz ki; Anadolu topraklarının bugüne erişen, sabırla, inatla ve inançla yoğrulmuş zengin yaşam kültürü, bu santrallerin kurulmasına engel olacaktır.

Bu antlaşma tarihteki yerini bir ibret antlaşması olarak alacaktır.

Ve bu antlaşmaya evet diyenler bu antlaşmanın kiri ile yaşamlarını sürdürmek zorunda kalacaklardır.

Atılan her adıma ve onaylanan bu antlaşmaya karşın işin sonuna henüz gelinmemiştir.

Bu santrallerin temellerini bile atsalar bunu kuramayacaklardır.

Bunu aslında onlar da çok iyi bilmektedirler.

Sonuç olarak santralden öteye bu topraklar nükleer atık çöplüğüne dönüştürülecektir.

Endüstrileşmiş ülkelerde artık bu tesislerin kurulmamasının temel nedeni ortaya çıkan atıkların güvenli bir biçimde depolanamamasıdır.

Şimdi, hızla Akkuyu ve çevresini yasal bir nükleer atık deposu haline dönüştürmek isteyeceklerdir.

Bunun farkında olmak ve bunu mutlaka önlemek gerekmektedir.

Nükleer Santral’e olduğu kadar Akkuyu topraklarına nükleer atık taşınmasına ve depolanmasına da karşı çıkılmalıdır.

Ülke sokaklarında, meydanlarda, kapalı salon toplantılarında ve TBMM Genel Kurul Salonu’nda “Nükleer Santral Yapımına Hayır” diyen dostlarımız bu adımlara ilişkin olarak da uyanık, duyarlı ve kararlı olmalıdırlar. Ve bugün dünden daha etkin, bilinçli ve kararlı bir bilgilendirme süreci organize edilmelidir.

Asıl amacı Nükleer Silah Malzemesi Üretimi olan ve atık ısısı ile kurulduğu ülkede elektrik üretir gibi yapan “Nükleer Santraller” e karşı çıkış sürdürülmelidir.

Bu mücadele bugün, dünden daha olanaklıdır.

Bugün Akkuyu nükleer santraline evet diyenlerin karşısında TBMM’nde hiç azımsanmayacak sayıda bir siyasal irade oluşmuştur. TBMM de, Anadolu’nun dört bir yanından yükselen bu seslere kulak veren, bu doğrultuda bu antlaşmaya hayır diyen milletvekillerini ve vekillerin bu tavrının oluşmasına katkı sunan sesleri, yürekleri kutluyoruz.

Bu oylamada nükleer silah malzemesi üretim tesisinin kurulmasına HAYIR diyenler bu oylarına bundan sonraki süreçte de sahip çıkacaklar ve

ülkenin dört bir yanından yükselen yaşam hakkı sesleri meclisteki bu sesle buluşarak; binlerce yıllık medeniyetler müzesi ve doğa harikası Anadolu topraklarının nükleer çöplük olmasını engelleyecektir.

Ülkemiz, elektrik enerjisi gereksinimini karşılayacak düzeyde alternatif, temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına sahiptir.

* NÜKLEER SANTRAL ADIYLA NÜKLEER SİLAH MALZEMESİ ÜRETİM TESİSLERİNİN

KURULMASINA HAYIR !

* ÜLKENİN NÜKLEER ATIK ÇÖPLÜĞÜNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE HAYIR !

* NÜKLEER SİLAH ÜRETİMİNE HAYIR !

* ENERJİNİN ETKİN KULLANIMINA VE TEMİZ YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINA EVET !

* KOMŞULARIMIZLA İYİ İLİŞKİLERE, BÖLGEMİZDE VE TÜM EVRENDE BARIŞ İÇERİSİNDE BİR

YAŞAMA EVET !

TÜRKİYE ÇEVRE PLATFORMU (TÜRÇEP)

İLETİŞİM :Tanay Sıdkı Uyar – Koordinatör – 0532.774 45 25
A. Oktay Demirkan – Dönem Sekreteri – 0536.460 03 41


EvcioğluHaber- MSN-Derleme


17 Temmuz 2010

Fidel Castro: Yanılmış olmayı o kadar isterdim ki


http://majimbokenya.com/home/wp-content/uploads/2009/04/fidelcastro.jpg
Fidel Castro: Yanılmış olmayı o kadar isterdim ki

Havana, 25 Haziran 2010 (Prensa Latina) Küba Devriminin önderi Fidel Castro'nun son yazısı olan "Yanılmış olmayı o kadar isterdim ki" adlı makaleyi okuyucularımızla paylaşmaktan gurur duyarız.

YANILMIŞ OLMAYI O KADAR İSTERDİM Kİ

Yazdığım bu satırlar yarın yani 26 Haziran Cumartesi günü Granma'da yayınlandığından sadece 32 gün sonra imparatorluğa gösterdiğimiz onurlu direniş olan 26 Temmuz gününü kutlayacağız.

İnsanlığın düşmanları her adımlarını ölçüp biçerek atıyorlar. Özellikle aklında sadece kâr hırsı ve hammadde olan, insanlığın ortak değerlerini gözardı eden ABD emperyalizmi.

16 Haziran günkü yazımda şunları yazmışım: "Bu cehennem habercisi gibi gelişmeler Dünya Kupası maçları arasında unutulup gidiyor, kimsenin umurunda olmaksızın."

Bu önemli spor olayı en çekişmeli aşamasına giriyor. 14 gün boyunca 32 ülkeden futbolcular ilk 16'ya girebilmek için çaba gösterdiler. Şimdi ise çeyrek finale, yarı finale ve finale kalabilmek için mücadele edecekler.

Futbol fanatizmi giderek artmakta, dünya üzerinde milyonlarca insanı etkisine almaya başladı bile.

Artık şunu sorabiliriz; kaçımız şu sıralarda ABD donanmasının en büyük uçak gemilerinden Harry S. Truman'ın beraberinde nükleer denizaltılarla birlikte Süveyş Kanalından geçerek İran Körfezine doğru yol almakta olduğunu biliyoruz?

ABD donanmasına eşlik eden gemiler arasında benzer ateş gücüne sahip İsrail savaş gemilerinin de olduğu bilinmekte. Bu donanma İran'a uygulanan abluka uyarınca ülkeye giriş çıkış yapan ticari gemileri arama yetkisine sahip olacak.

Hatırlanacağı gibi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ABD'nin önerisi ve İngiltere, Fransa ile Almanya'nın desteğiyle çok ağır koşulları olan bir yaptırım kararı almıştı.

Diğer bir ağır yaptırım kararı da ABD Senatosundan çıkmıştı.

Üçüncü ve en ağır yaptırım kararı ise Avrupa Birliği tarafından alındı. Bütün bu gelişmeler 20 Haziran gününden önce oldu. O dönemde Fransa Cumhurbaşkanı acil bir ziyaretle Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Dmitri Medvedev ile görüşmüş, Rusya'nın İran ile görüşerek durumun daha kötüye gitmesine engel olması istenmişti.

Şimdi zaten İran açıklarında bulunan ABD donanmasına, ABD ve İsrail savaş uçaklarını taşıyan uçak gemisinin varması bekleniyor.

İşin en düşündürücü yanı ise ABD'nin Ortadoğudaki jandarması İsrail'in elinde son derece gelişmiş nükleer silahlar ve bunları kullanabilecek modern savaş uçaklarının bulunuyor olması.

İran Şahı 1979 yılında tek bir silah atılmadan Ayetullah Humeyni tarafından devrilmişti. ABD, İran'a karşı savaş açan Irak'ı desteklemiş ve Irak tarafından İran ordusuna ve Devrim Muhafızlarına karşı kullanılan kimyasal silahları tedarik etmişti. O dönemler Bağlantısızlar Hareketinin lideri konumunda olan Küba bu konuyla ilgili bilgiye sahipti. Savaşın etkilerine maruz kalan sivillerin durumunu da çok iyi biliyorduk. Bugün İran Cumhurbaşkanı olan Mahmut Ahmedinejad o dönemde Devrim Muhafızları 6. Ordu komutanı olarak İran - Irak Savaşının en sıcak çatışmalarının yaşandığı batı cephesindeydi.

Bugün 2010 yılında 31 yıldan sonra ABD ve İsrail devletleri, İran silahlı kuvvetlerininin milyonlarca askerini, hava, deniz ve kara kuvvetlerini ve Devrim Muhafızlarını hafife alıyor.

Bu saydıklarıma 12-60 yaş arasındaki 20 milyon erkek ve kadın ile toplam 70 milyon nüfusa sahip, düzenli şekilde milis eğitimi alan bir toplumu ekleyin.

ABD hükümeti bir plan uygulama çabasında. Buna göre kapitalist tüketime sahip çıkan bir siyasi muhalefet hareketi yaratılacak, İran halkı bölünecek ve İran'daki rejim devrilecek.

Ancak artık bu plan geçersizdir. Ülkelerine saldıran ABD ve İsrail savaş uçakları karşısında hiçbir İranlının ABD'den yana olacağı iddia edilemez.

Son gelişmeleri tahlil ettiğimde şöyle bir sonuca varmıştım; çatışma Kore yarımadasında başlayacak, burada çıkartılacak ikinci Kore Savaşından sonra ABD'nin İran'a ikinci müdahalesi başlatılacak.

Bugünden baktığımda ise çatışmaların sırasının değiştiğini görüyorum; silahlı saldırı önce İran'a karşı düzenlenecek.

Artık ABD özel harekat kuvvetleri ve istihbaratı tarafından batırıldığı bilinen Güney Kore savaş gemisi Cheonan'ı batırmakla suçlanan Kuzey Kore yönetimi ise İran'a saldırıldıktan sonra sırada kendilerinin olduğunu çok iyi biliyor.

Gamsız futbolseverler Dünya Kupası maçlarının tadını çıkarmaya baksın. Kahraman halkımıza, hayat ve umut dolu Küba gençliğine, o muhteşem çocuklarımıza ve daima iyi geleceklerini aklımızdan çıkartmadığımız insanlığa şunları söylemeyi görev addediyorum; bu gelişmeler bizi hiçbir şekilde şaşırtmıyor.

Sadece, bir kaç bin yıl içinde insanoğlu tarafından gerçekleştirilen sayısız hayallere ve geliştirilen uygarlığa acıyorum.

Devrimci hayallerimiz gerçekleşmeye ve anavatanımız ayakları üzerinde doğrulmaya başlamışken, "yanılmış olmayı o kadar isterdim ki!"

Fidel Castro Ruz
24 Haziran 2010
21:34


PLT-OE-26062010

http://www.plturkce.org/

-----------------------

"

23 Mayıs 2010

Medvedev'den tarihi talimat



Medvedev'den tarihi talimat

Rusya'nın İkinci Dünya Savaşı arşivlerinin tamamı 2013'e kadar internette yayımlanacak.

21 Mayıs 2010

Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev, Savunma Bakanlığı'na İkinci Dünya Savaşı arşivlerinin tamamının 2013 yılına kadar internette yayımlanması talimatı verdi.

Rusya Savunma Bakanı Anatoliy Serdyukov, bakanlığın bu konuda zaten çalıştığını ve şu ana kadar 230 bin saha raporunun küçük ama önemli bir kısmının "Halkların Kahramanca Davranışları" adlı internet sitesinde yayımlandığını açıkladı.


Serdyukov, bu siteyi de şu ana kadar 1,5 milyon kişinin ziyaret ettiğini ve bunun da bu belgelere yönelik büyük ilginin ispatı olduğunu belirterek, "Savaş arşivlerimizin dijital ortama geçirilme işlemlerinin 2012 yılının sonuna kadar tamamlanması gerekiyor" ifadesini kullandı.


Arşivlerin sınıflandırılması çalışmalarının 2007 yılından beri devam ettiğini vurgulayan Serdyukov, ayrıştırılması ve dijital ortama aktarılması gereken belgelerin 100 milyon sayfadan fazla ve yaklaşık 400 ton ağırlığında olduğunu söyledi.

http://www.gercekgundem.com/

19 Mayıs 2010

Düşen uçakla ilgili müthiş iddia




Düşen uçakla ilgili müthiş iddia




19 Mayıs 2010

Düşen uçakla ilgili müthiş iddia

Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski ile üst düzey Polonyalı yetkililerin hayatını kaybettiği uçak kazasıyla ilgili olarak, düşüşten önce uçağın pilot kabininde mürettebattan olmayan kişilerin bulunduğu saptandı.

Kazayla ilgili soruşturmayı yürüten Devletler Arası Havacılık Komitesi Başkanı Tatyana Anodina, Rusya’nın başkenti Moskova’da soruşturmada elde edilen ilk sonuçlarla ilgili açıklamada bulundu.

Tatyana Anodina, "Kokpitte mürettebata mensup olmayan kişilerin bulunduğu saptandı. Bunlardan bir kadının sesinin kime ait olduğu belirlendi.

Diğer ya da diğerlerinin kim olduğunuysa, Polonyalı yetkililerin saptaması bekleniyor" dedi.

Anodina, kimliği saptanan kişi ya da kokpitte neler konuşulduğu hakkındaysa bilgi vermedi.

Komitenin teknik komisyonunun başkanı Aleksey Morozov da, mürettebatın inişten önce meteorolojik koşulların uygun olmadığı yönünde iki kez uyarıldığını kaydetti.

Morozov, "Smolensk-Severni Havaalanının hava kontrolörü, mürettebatı havanın sisli, görüş mesafesinin de 400 metrenin altında bulunduğunu, iniş koşullarının oluşmadığını belirterek 2 kez uyarmış" dedi.

İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyet gizli servisinin Rusya’nın Smolensk kenti yakınlarındaki Katin Ormanında 20 binden fazla Polonyalıyı öldürmesinin 70. yıldönümü törenine giden Kaczynski ve beraberindeki üst düzey yetkililerin bulunduğu uçak 10 Nisanda düşmüş, uçaktaki 96 kişiden kurtulan olmamıştı.

http://www.milliyet.com.tr/

12 Mayıs 2010

Rusya ile Türkiye arasında vizeler kaldırıldı


Rusya ile Türkiye arasında vizeler kaldırıldı
http://www.corlu.org/haberresim/img_15577_rusya-turkiye-ile-iliskiler-en-ust-duzeyde.jpg

T24 - Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev, Türkiye ile Rusya arasında turistik vizenin kaldırılmasına ilişkin anlaşmanın "tarihi bir anlaşma" olduğunu ve "her şeyden önce milyonlarca insanın hayatını kolaylaştıracağını" söyledi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte düzenlenen basın toplantısında, "Bu anlaşmanın kabulü için metinler hazırlandı ve en kısa zamanda yapılacak çalışmayla anlaşma yürürlüğe girecek" diyen Medvedev, anlaşmayı hazırlayan tüm taraflara teşekkür etti.

Bugün yapılan çalışmaların daha önce yapılmış kapsamlı çalışmaların bir devamı mahiyetinde olduğunu ifade eden Medvedev, Abdullah Gül'e Rus heyetine gösterdiği misafirperverlikten dolayı teşekkür etti.

Medvedev, iki ülke arasında vizenin kaldırılması yolundaki anlaşmanın "tarihi bir anlaşma" olduğunu belirterek, "Her şeyden önce milyonlarca insanın hayatını kolaylaştıracak bir anlaşmadır. Tabii ki bu konuda başka faydalar da var, ancak insani bağlantısı daha önemli. 30 günlük ziyaret yapan herkes için, bizim turistlerimiz için de geçerli olacaktır" dedi.

Rusya Devlet Başkanı, kriz öncesi dönemde Türkiye'ye gelen Rus turist sayısının 3 milyon olduğunu hatırlatarak, geçen yıl 2,5 milyon insanın Türkiye'ye geldiğini, şimdi çok sayıda insanın vize parası vermeden Türkiye'ye gelme imkanı bulacağını söyledi.


Cumhurbaşkanı Gül: Memnuyet verici

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında vizelerin kaldırılması konusunda, ''Vizelerin kaldırılması hem Türk hem Rus halkı için çok memnuniyet vericidir. İlk faydayı da turistler görecektir" dedi.

Gül ve Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, Çankaya Köşkü'ndeki baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Gül, Rus bir gazetecinin, ''Türkiye ile Rusya arasındaki vizenin kaldırılması anlaşmasının ne zaman yürürlüğe girecek ve Ruslar bu yaz tatile geldiklerinde vizesiz Türkiye'ye girebilecekler mi?'' sorusu üzerine, şunları kaydetti:

''Ticaretimizde çok büyük rolü olan nakliyeciler, şoförler hep göreceklerdir. Ama turistler için çok kolay ve büyük bir avantajdır. Türkiye ile Rusya arasındaki turizme baktığımızda 3 milyon turist eğer Türkiye'ye geliyorsa onların işini her bakımdan kolaylaştırmak hem bizim hem Rusya için görevdir. O bakımdan bu anlaşmanın bugün imzalanıyor olmasından büyük bir gurur duyuyoruz. Bundan dolayı da Rus yönetimine takdirlerimizi sunuyoruz. Aynı şekilde bizim yöneticilerimize, bakanlarımıza da bu çalışmayı yaptıkları için takdirlerimizi sunuyoruz.''

Gül, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri güçlü bir şekilde daha da ileriye taşıma konusunda azimli olduklarını söyledi.

Moskova'da geçen yıl imzaladıkları deklarasyonda ilişkileri dostluk ve çok boyutlu ortaklıktan daha ileri taşıyıp derinleştirme konusunda mutabakata vardıklarını anımsatan Gül, o tarihten sonra Başbakan ve bakan düzeyinde gerçekleştirilen karşılıklı ziyaretlerin ilişkileri her bakımdan çok güçlü duruma getirdiğini kaydetti. Gül, ''Bu dostluk ve komşuluk, karşılıklı ilişkileri stratejik ve en üst düzeyde işbirliğine taşıdı'' diye konuştu.

Gül, Medvedev ile düzenlediği basın toplantısı öncesinde imzalanan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme sırasında imzalanacak anlaşmaların ilişkilerin boyutunun en somut göstergesi olduğunu belirterek, ''Vizelerin kaldırılmasından tutun da ulaştırmanın kolaylaştırılmasına, enerji alanındaki anlaşmalara kadar bütün bunlarla gurur duyuyoruz. İlişkileri güçlü bir şekilde daha da ileriye taşıma konusunda azimliyiz'' diye konuştu.

http://www.t24.com.tr

27 Nisan 2010

Parlamentoya sis bombası!

Parlamentoya sis bombası!
Uluslararası ajansların haberlerine ve televizyonların geçtiği görüntülere göre, kritik oylama öncesi Ukrayna parlamentosunda kavga çıktı ve sis bombası atıldı.

Ukrayna parlamentosu, bugünkü olaylı oturumunda Rusya'nın Karadeniz'deki üssü kullanma süresinin uzatılması kararını onayladı. İki ülke arasındaki anlaşmaya göre, süre uzatımının karşılığında Rusya Ukrayna'ya sattığı doğalgazın fiyatını yüzde 30 indirmeyi kabul ederken, bu kararın Moskova'nın Karadeniz'deki varlığını daha da güçlendireceği belirtiliyor.

Ukrayna parlamentosunda yapılan oylamada, Karadeniz'deki tek Rus üssü olan Sivastopol Limanı'nın kullanım süresinin 2042'ye kadar uzatılması kararı alındı. Mevcut anlaşmaya göre, Rusya'nın kullanım süresi 2017'de doluyordu.
Ukrayna parlamentosu karıştı
Foto galeri için tıklayın


Ukrayna'da çok ciddi tartışmalara neden olan ve Karadeniz'e kıyısı bulunan bütün ülkeleri yakından ilgilendiren bu karar, iki ülke liderinin görüşmesinde varılan uzlaşma gereği alındı.

Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç ve Rus muadili Dimitri Medvedev geçen hafta, Rusya'nın Ukrayna'ya bağlı Kırım'da bulunan Karadeniz donanma filosunun kalış süresinin 2042'ye kadar uzatılması konusunda uzlaşmaya varmıştı. Süre uzatımının karşılığında Rusya da Ukrayna'ya verdiği doğalgazın fiyatında yüzde 30 indirim yapmayı kabul etti.

OLAYLAR ÇIKTI

Ukrayna'da Rus yanlısı Yanukoviç'in vardığı bu anlaşma muhalefetin sert tepkisiyle karşılaştı. Muhalefet, süre uzatım kararının Rusya'nın Ukrayna üzerindeki etkinliğini artırmasından endişe ediliyor.
Parlamentoya sis bombası atıldı
video için tıklayın

Uluslararası ajansların haberlerine ve televizyonların geçtiği görüntülere göre, kritik oylama öncesi Ukrayna parlamentosunda kavga çıktı ve sis bombası atıldı. Ayrıca Parlamento Başkanı Volodymyr Litvyn'in atılan yumurtalardan korunmak için şemsiye açtığı belirtildi.

Oylama öncesinde binlerce muhalif göstericinin parlamento önünde protesto gösterisi yaptığı bildirildi. Muhalifler, iktidar parlamentoda çoğunlukta olduğu için kararın Rusya lehine çıkacağı gerekçesiyle oylamanın yapılamamasını hedefliyordu.

PUTİN DE UKRAYNA'DA

Ukrayna parlamentosu, Rusya'nın Kırım'daki donanma üssünün süresinin uzatılmasını görüştüğü sırada Rusya Başbakanı Vladimir Putin de bu ülkeyi ziyaret ediyor.

Kısa bir süre önce seçimleri kazanarak iktidara gelen Yanukoviç'i ziyaret eden Putin, Ukrayna'ya nükler işbirliği teklifinde bulundu. Putin ayrıca gaz fiyatının düşürülebileceği sinyalini de verdi.

Karadeniz'deki üssün süresinin uzatılması kararı eş zamanlı olarak Rusya parlamentosunda da onaylandı.

http://www9.gazetevatan.com/

"

12 Nisan 2010

Polonya ağlıyor

Polonya ağlıyor

Kule ‘nyet’ dedi pilot inmekte ısrar etti

12 Nisan 2010 Pazartesi, 08:53:39











Ruslar ısrarlı: Biz, Polonya Devlet Başkanı Kaczynski’nin pilotuna ‘nyet’ (hayır), siste inme dedik. Ama o dinlemedi

UYARILARI DİKKATE ALMADI

Rus Hava Kuvvetleri, Polonya Devlet Başkanı Kaczynski dahil 96 kişinin öldüğü kazada Rus kulesinin, pilotu “Çok alçaldınız, yatay uçuşa geçin” diye uyardığını, başka alana yönlendirdiğini açıkladı. Pilot ise başkanı törene yetiştirmek için inişte ısrar etti.

YOKSA BAŞKAN MI ISRAR ETTİ

Bu arada, Polonya Devlet Başkanı Kaczynski’nin, 2008’deki Gürcistan savaşında pilotun “riskli” uyarısına rağmen, bölgeye iniş için ısrar ettiği ortaya çıktı. Bu da “Pilotun siste iniş ısrarının nedeni acaba yine Başkan’ın emri mi” şüphesini uyandırdı.

Kule ‘Nyet’* dedi, pilot inmekte ısrar etti

*Hayır

Polonya’nın devlet zirvesini çökerten kazanın arkasındaki “sis” yavaş yavaş dağılıyor. Uzmanlar kara kutuların üzerinde çalışmalarını tamamlamadı fakat, Ruslar'a göre kaza nedeni şimdiden belli: Pilot hatası... Kulenin “Hayır (Nyet), inmeyin” ikazına rağmen, yoğun siste inmeye çalışan pilotların ısrarı, Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve yanındakileri ölüme götürmüş. Kaczynski’nin 2008’deki Rusya-Gürcistan savaşı sırasında gittiği Gürcistan’da ‘tehlikeli’ uyarısına rağmen alana inmekte ısrar ettiği biliniyor.

POLONYA Devlet Başkanı Lech Kaczynski’yle birlikte Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve milletvekilleri dahil 96 kişinin can verdiği Rusya’daki uçak kazasının nedenini belirlemek üzere Rus ve Polonyalı uzmanlar kara kutular üzerinde çalışıyor.
Ancak Ruslar'a göre kaza nedeni şimdiden belli: Pilotaj hatası. Kulenin “Hayır (Nyet), inmeyin” ikazına rağmen yoğun siste inmeye çalışan pilotlar kusurlu.

MOSKOVA’YA YÖNLENDİRİLDİ

Olayla ilgili başkanlığını Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in yaptığı bir soruşturma komisyonu kuran Rus yetkililer, kazanın pilotaj hatası olduğu konusunda ısrarlı.

Rusya’nın batısındaki Smolensk Havaalanı'na inmeye çalışan Polonyalı pilotlara, kule görevlileri, “Çok alçaldınız, yatay uçuşa geçin” uyarısında bulundu ve başkent Moskova’ya doğru yönlendirmeye çalıştı.

Ancak pilotlar saat 10.00’da başlayacak ve yaklaşık 1 saatlik bir zaman kalan törene, Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve heyetini yetiştirmek için ısrarla inmek istedi.

UÇAK, PİST ETRAFINDA 4. TURDA DÜŞMÜŞ

Polonyalı pilot Tomasz Szulc, Kaczynski’nin 2008 yılı Ağustos ayında da Rusya ile savaş sırasında tehlikeli olmasına rağmen uçağın Gürcistan’a inmesinde ısrar ettiğini açıkladı. Szulc, Kaczynski’nin başka bir ülkeye inmek istemediğini açıklarken, önceki günkü kazada da pilota inmek için ısrar etmiş olabileceği imasında bulundu.

Rus yetkililer, yoğun sis nedeniyle piste inemeyen pilotların havaalanı etrafında üç kez tam tur attığını ve dördüncü turu attığı sırada ormanlık alana düştüğünü belirttiler.

PİLOTLARIN UÇUŞ SAATİ

Öte yandan, Rusya Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan General Alexander Alysohin, kulenin pilotları, çok alçaktan uçtuğu konusunda uyardığını açıkladı. Polonya televizyonu TV24, her iki pilotun da çok deneyimli olduğunu belirtti. TV24’ün haberine göre, 1997 yılından bu yana yolcu uçaklarında görev yapan birinci pilot 36 yaşındaki Arkadiusz Protasiuk, toplam 1939 saat uçuş yapmış. Yine aynı yaştaki ikinci pilot Karol Grzywa’nın ise toplam 3521 uçuş saati bulunuyor.

Polonya ağlıyor

Kaczynski’nin ölümü, Polonya’da şok etkisi yarattı. Herkes dün yas tuttu

POLONYALILAR dün kiliselere akın etti. Yas ilan edilen ülkede sirenler çaldı ve ölenler için iki dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Dün öğle saatlerinde Devlet Başkanı Kaczynski ve eşi Maria’nın naaşını taşıyan uçak, başkent Varşova’daki askeri havaalanında, Polonya Devlet Başkanı Vekili Bronislav Komorovski, Başbakan Donald Tusk ve diğer yetkililer tarafından karşılandı.

Askeri havaalanında yapılan kısa dini törenden sonra naaş, halkın ziyareti için Devlet Başkanlığı Sarayı’na götürüldü.

Kazada ölen diğer 94 kurbanın cenazeleri Rusya’nın başkenti Moskova’ya gönderildi.

PUTİN: BU BİZİM DE ACIMIZ

Defalarca başsağlığı dileyen ve iki kez bölgeye giden Rusya Başbakanı Putin, “Bu bizim de trajedimiz. Acınızı hissediyoruz” diyerek, Polonyalılar'a mesaj gönderdi. Kaza yerine çelenk koyan Putin, Rusya’da da bir günlük yas ilan etti.

Kızı Marta tabutuna kapandı

Lech Kaczynski ve karısı Maria’nın cenazeleri Polonya’nın başkenti Varşova’da devlet töreni ile karşılandı. Törende çiftin kızı Marta gözyaşlarına boğuldu. Yine yanında Kaczynski’nin ikizi amcası Jaroslaw Kaczynski de bulundu. Törende Frederick F. Chopin’in cenaze marşı çalındı.

İkizi, kardeşinin ölümünü anneye söylemedi

BİR süre önce Polonya’da özel bir klinikte hasta annesi 84 yaşındaki Jadwiga Kaczynski’yi ziyaret eden Lech Kaczynski’nin ikiz kardeşi eski Başbakan Jaroslaw Kaczynski, Rusya’daki uçak kazasında hayatını kaybeden kardeşinin ölümünü henüz annesine söylemedi.

Kaczynski kardeşlerin anneleriyle olan sıkı bağları Polonya’da hep fıkralara konu olmuştu. Polonya’da Kaczka’dan gelen soyadları ‘ördek’ anlamına geldiği için Kaczynski kardeşler “ördek kardeşler” olarak anılmıştı. Jaroslaw’dan 40 dakika sonra dünyaya gelen Lech, önümüzdeki Ekim ayında yapılacak devlet başkanlığı seçimini büyük ihtimalle kaybedecekti. İki kardeş bir dönem devletin zirvesindeki iki önemli görevi paralel yürütmüştü. Bekâr olan Jaroslaw Kaczynski, başbakanlığı döneminde elbiselerine yapışan kedi tüyleri sayesinde Devlet Başkanı Kaczynski ile ayırt ediliyordu.


ERDOĞAN KONUYU ABDULLAH GÜL İLE DEĞERLENDİRECEK

‘Cenazeye ben ya da Cumhurbaşkanı katılır’

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Polonya Devlet Başkanı’nın hayatını kaybettiği kaza ile ilgili olarak, ‘Temenni ediyorum ki, bu biz kazadır’ şeklindeki sözleri hatırlatılarak, “Bu konuda size ulaşan bir bilgi mi var” şeklinde sorulması üzerine şu yanıtı verdi: “Tarihten bu yana bu tür olumsuz şeyler oluyor. Ve on yıllar sonra bunların çok farklı raporları ortaya çıkıyor. Kaldı ki, bu konuyu Sayın Putin ‘bizzat ben takip edeceğim’ diyor ve kendileri takip ediyor. Karakutu vesaire incelendikten sonra işin gerçeği ortaya çıkacak. Bu ifade ettiğim olumsuzlukların olmasını istemiyoruz. Bunlar ayrı bir felâkettir.”

Cenazeye katılıp katılmayacağı yönündeki bir soruya da Erdoğan “Yakından görüştüğümüz tanıştığımız bir meslektaşımız ve Türkiye’ye karşı çok olumlu yaklaşımları olan bir siyasetçiydi. İkiz kardeşini de iyi tanırım. Gerçekten çok farklı altyapıları olan, sevilen isimler. Yanında kendisi ile bulunan mesai arkadaşları, Polonya için önemli isimler. Cenaze törenine katılma konusunu sayın Cumhurbaşkanımızla değerlendirip, hangimizin şartları uygun olursa katılmaya karar vereceğiz” dedi.


1-Rusya'da uçak kazası; Polonya Devlet Başkanı'nın uçağı düştü


http://www.haberturk.com/dunya/haber/507229-polonya-agliyor

Rusya'da uçak kazası; Polonya Devlet Başkanı'nın uçağı düştü

Rusya'da uçak kazası
Polonya Devlet Başkanı'nın uçağı düştü, onlarca kişi yaşamını yitirdi

10 Nisan 2010 Cumartesi, 10:29:38


Polonya Cumhurbaşkanı Lech Kacinski'nin uçağı Rusya'nın batısında Dinyeper Nehri yakınlığındaki Smolensk şehri havalanı inişi sırasında kaza yaparak düştü. Kazada Kacinski , Polonya Genelkurmay Başkanı, Dışişleri Bakanı Yardımcısı, Meclis Başkan Yardımcısı, bazı kuvvet komutanlarının da aralarında yer aldığı devlet yönetiminin önde gelen isimleri yaşamını yitirdi. Kazada 97 kişinin hayatını kaybetti.

Rusya Başbakanı Vladimir Putin ve Polonya Başbakanı Donald Tusk enkaz bölgesinde incelemelerde bulundu. İki başbakan enkaz önünde oluşturulan platforma karanfil bırakarak, ölenler anısına saygı duruşunda bulundular.

Polonya Başbakanı dizleri üzerine çökerek saygı duruşunda bulunurken, delegasyonda bulunan heyetin gözyaşlarını tutamaması dikkat çekti. Putin Polonya'lı meslektaşını kucaklayarak başsağlığı mesajını iletti. Putin'le birlikte ikili bir görüşme gerçekleştiren Tusk, olay yerinden alınan görüntüler ve hava limanı kayıtlarını inceledi. İki lider cesetlerin kimliklerinin tespit edilme ve defin işlemleri ile ilgili süreci değerlendirdi.

Rusya Başbakanı Putin kazanın nedeninin araştırılması ile ilgili hükümet komisyonunun çalışmalarını sürdürdüğünü, mümkün olan en kısa sürede sonucu açıklayacaklarını söyledi.

Rusya Olağanüstü Hal Bakanı Sergey Şoygu, kule görevlileri ile pilot arasında geçen, yoğun sis nedeni ile uçağın havalimanına iniş yapamaması ile ilgili tartışmaların yer aldığı ses kaydının tespit edildiğini ifade etti.

UÇAKTA KİMLER VARDI?

Kazada ölen 97 kişiden 88'inin resmi heyette olduğu ifade edildi.

Düşen uçaktaki Polonya heyetinde;

Devlet Başkanı Kaczynkski ile eşi Maria'nın yanı sıra şu isimler yolculuk ediyordu:
Genelkurmay Başkanı Franciszek Gagor,
Merkez Bankası Başkanı Slawir Skrzypek,
Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrej Kremer,
Polonya'nın sürgündeki son Devlet Başkanı Ryszard Kaczorowski,
Ulusal Güvenlik Bölümü Başkanı Aleksander Szczyglo,
Devlet Başkan Yardımcıları Pawel Wypch,
Mariusz Handzlik,
Parlamento Başkan Yardımcısı Jerzego Szmajdzinski,
İkinci Dünya Savaşı Anıtları'nın korunmasından sorumlu Bakan Andrej Przewoznik,
milletvekilleri Przemyslaw Gosiewski,
Zbigniew Wassermann,
Grzegorz Dolniak,
Sivil haklar Komiseri Janusz Kochanowski ve
Başpiskopos Tadeusz Ploski

ERDOĞAN'DAN İMALI BAŞSAĞLIĞI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve beraberindeki heyeti taşıyan uçağın Rusya'da düşmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirerek, Polonya ve Rusya devletlerine ve iki ülke halkına başsağlığı diledi.

Erdoğan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda yapılan ''Esnaf ve Sanatkarlar Değişim Dönüşüm ve Destek (3D) Strateji Belgesi ve Eylem Planı''nın (ESDEP) açıklandığı toplantının sonunda, Polonya Devlet Başkanı Kaczynski, eşi, Genelkurmay Başkanı ve bürokratların aralarında yer aldığı 140'a yakın kişinin Rusya'da uçak kazasında öldüğünü anımsattı.

Polonya Cumhuriyeti'ne ve halkına, Rusya Federasyonu ve halkına başsağlığı dileyen Erdoğan, ''Temenni ederiz ki bir kaza olarak gerçekleşmiştir. Geçmiş olsun dileğimi şahsım ve Türk Milleti adına ifade etmek istiyorum. Aynı zamanda bu süreçle ilgili tanıdığımız, bildiğimiz, görüştüğümüz devlet başkanı arkadaşlarımızdı, bunu da özellikle vurgulamak istedim'' dedi.

KACINSKI KİMDİR?

Lech Kacinski 1949 yılında dünyaya geldi ve Varşova Üniversitesi Hukuk ve İdari Bilimler fakültesini bitirdi. Kacinski ile ikizi eski başbakan Jaroslaw Kaczysnki ilk kez, çocuk yıldızlar olarak 1962'de oynadıkları "Ay'ı Çalan İki Kişi" filmiyle kamuoyunda tanındılar.

Lech Kacinski, Aralık 1981-Ekim 1982 arasında Dayanışma Hareketi içinde yer almaktan sıkıyönetimce cezaevinde tutuldu. Komünizmin çöküşünden sonra ikiz kardeşler parçalanmış siyasi yelpazenin sağındaki siyasiler olarak öne çıktılar.

Kacinskiler, komünistlerle işbirliği yapanları ortaya çıkarma ve yolsuzluğa karşı "ahlaki devrim" sloganıyla kampanya yaptılar. Lech Kacinski, bazı komünizm sonrası liderlerin aksine, politikadan asla kişisel kazanç sağlamamış, dürüst politikacı imajı çizmeye çalıştı.

Polonya'nın 1990'da yapılan ilk serbest seçimlerinde Lech ve Jaroslaw kardeşler Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa'nın zaferinin arkasındaki itici güçtü. lech Kacinski, Walesa yönetiminde milli güvenlik bürosunun başına geçti. Ancak daha sonra Walesa ile ekonomi konusunda görüş ayrılığına düşen Kacinski, Jery Buzek hükümetinde adalet bakanlığı yaptı.

Kacinski, 2005'te yapılan seçimde devlet başkanı seçildi. Genel seçimlerde de ikizi Jaroslaw Kacinski'nin Hukuk ve Adalet Partisi zafer kazandı. Kacinski, ikizi Jaroslaw'ı Temmuz 2006'da başbakan atadı. 2007'de ise Donald Tusk genel seçimde partisini zafere taşıyarak başbakan oldu. Tusk, serbest pazar yanlısı politika izledi ve Jaroslaw Kacinski'nin döneminde Almanya ve Rusya ile gerginleşen ilişkileri onardı.

Lech Kacinski, liberal ekonomi politikası izleyen hükümeti eleştiriyor ve çıkardığı yasaları sık sık veto ediyordu. 2008'de de hastanelerin ticari temelde işletilmesini öngören yasayı veto etmişti.
Başkan Kacinski ocak ayında hükümetin Moskova ile doğal gaz görüşmelerini eleştirmiş ve hükümeti ülkenin Rus gazına bağımlılığını artırmakla suçlamıştı.

2-Polonya ağlıyor



http://www.haberturk.com/dunya/haber/506863-rusyada-ucak-kazasi

22 Ocak 2010

20 bin Türk erkeğine kötü haber!

20 bin Türk erkeğine kötü haber!
20 bin Türk erkeğine kötü haber!

22 Ocak 2010 Cuma 10:15

Moğolların 20 bin damat adayı aradığını duyanlara kötü haber Moğalistan'dan geldi...

Moğolistan’da 6 kadına 1 erkek düştüğü ve Moğollar’ın Türkiye’den 20 bin erkek istemek için heyet göndereceğine dair çıkan haberler Moğolistan Büyükelçiliği’ni de şaşırttı.
Moğolistan Ticaret Ataşesi, “Nüfus sayımına göre 1 kadına neredeyse 1 erkek düşüyor. Nüfusu artırmak gibi bir niyetimiz var ama siz zahmet etmeyin, bunu kendimiz becerebiliriz” dedi.

Cengiz Han’ın ülkesi Moğolistan’ın nüfusunu artırmak için Türk erkeğine ihtiyaç duyduğuna dair çıkan haberleri okuyanlar büyükelçiliğin kapısına dayandı. Buzullarla kaplı Grönland ile birlikte dünyanın en az nüfus yoğunluğuna sahip ülkesi olan Moğolistan’ın az olan nüfusunu artırmak için Türkiye’ye heyet göndereceği ve heyetin de Türkiye’den Türk erkeği isteyeceğine dair haberi okuyanlar birbirine aktaranlar Büyükelçilik telefonlarının kilitlenmesine neden oldu.

Moğol yetkililer, “Haber güzel ama bilgi yanlış. Böyle bir talebimiz yok. Nüfusu artırmak için bir çok ülke gibi politikamız var ama erkek ithal etmek bunların arasında yok. Bunu kendimiz becerebiliriz” dediler.

Basın organlarında çıkan, “Moğolistan’ın az olan nüfusunu artırmak için Türkiye’den çalışan 20 bin Türk erkeği talep edeceği” haberinde yer alan 6 kadına 1 erkek düşüyor ifadesinin tamamen yanlış olduğunu kaydeden Moğolistan’ın Ankara Büyükelçiliği Ateşesi, “İthal erkeğe ihtiyaç duyacak bir nüfus dengesizliğimiz yok” diye konuştu.

“Türk erkeği ithal etmeyeceğiz”

Moğolistan yaklaşık 1.5 milyon metrekarelik geniş alana sahip. Yani Türkiye’nin 2 katı. Nüfusu ise 2007 sayımlarına göre 2.7 milyon. Bu da Moğolistan’ı dünyanın en az nüfus yoğunluğuna sahip ülkesi yapıyor. Kilometrekareye 1.7 kişinin düştüğü ülkenin nüfusunu artırmak için bir takım politikalara imza attığını kaydeden Moğol yetkili, Moğolistan’ın nüfusunu artırmak için 3-4 yıl önce bir projeye start verdiğini belirtti. “Moğolistan Dünya Bankası verilerine göre 1 erkeğe 1.1 kadın düşüyor. Bu da dünya ortalamasıyla aynı. Bizim sıkıntımız nüfus dengesizliği değil azlığı. Türk erkeği ya da herhangi bir ülkeden erkek ithal etmek gibi bir düşüncemiz de olamaz” dedi.

“Hükümetimiz yeni evlenecek çiftleri teşvik etmek amacıyla 500 dolara yakın bir ödeme yapıyor” diyen yetkili, “Doğurganlığı artırmak için de çocuk başına 25 dolara yakın aylık bir ödeme yapılıyor. Bunun meyvelerini almaya başladık. Geçmiş yıllarda yüzde 1 olan nüfus artış hızı geçen yıl yüzde 8.7 oldu ve 3 milyona yaklaştı” diye konuştu.

Avrupa ve Rusya’nın da nüfusu artırmak için çalışmalar yaptığını anlatan Moğol yetkili, “Hiçbirinin Türkiye’den böyle bir destek istediğini duymadım. Sanmıyorum da” dedi.

http://www.internethaber.com

4 Nisan 2009

PKK'yı kullandık "ABD, iki Ünlü Stratejist"


PKK'yı kullandık

03 NİSAN 2009, CUMA

Arka Plan: Bugünkü konuklar dünyaya yön veren ABD politikalarının kilit isimlerinden iki ünlü stratejist:

1) Gerald Ford ve George H. W. Bush'un (Baba Bush) Milli Güvenlik Danışmanlığı'nı, oğul Bush'un ise Dış İstihbarat Kurulu Başkanlığı'nı yürüten, halen Türk-Amerikan Konseyi Başkanı görevini sürdüren General Brent Scowcroft.
2) Jimmy Carter'ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı'nı yürüten, dünyanın en ünlü stratejistlerinden Dr. Zbigniew Brzezinski.
Scowcroft; oğul Bush'un ilk döneminin 'ılımlı kanat' Cumhuriyetçiler'inden; Türkiye'yi yakından tanıyor ve bize yakın duruşuyla biliniyor.
Brzezinski ise ; Afganistan'da Sovyetler'e karşı İslam'ın yükseltilmesine ve İran'daki İslam devrimine yön veren kilit bir isim. Kısacası bugün İslam'ın imajından kaynaklanan sorunların altında onun da imzası var, diyebiliriz. Artık yönetimde bulunmasalar da iki isim de halen Amerikan politikalarına yön veren düşünce kuruluşlarında görev almaya devam ediyor.

'ABD'nin artık PKK'ya ihtiyacı yok'


Baba ve oğul Bush'un politikalarında kilit rol oynayan General Brent Scowcroft ABD'nin PKK'ya yaklaşımıyla ilgili tarihi bir itirafta bulundu. 'Geçmişte PKK'yı İran'a karşı kullandığımız doğru' diyen Scowcroft'a göre Washington'ın artık örgüte ihtiyacı kalmadı. İran'la diyalog istiyor. Bu nedenle PKK'nın tasfiyesini destekliyor

Erbil'de nisan sonunda bir Kürt Kurultayı toplanacağı ve orada PKK için tasfiye kararı çıkarılacağı iddia ediliyor. Sizce bu mümkün mü?
Umut ediyorum mümkündür. Bence en ideal durum ateşkes. Sonuçta en azından Kürt Bölgesel Yönetimi ikna edilip, bir anlaşma imzalanacak ve sınır geçişlerinin önüne geçilecek. Bu meseleyi bitirmek için birçok yol var ama şu anda önemli olan PKK'dan kaynaklanan korkunç duruma son vermek.

PKK'nın ateşkes ilanı, ABD'nin lehine mi demek istiyorsunuz?
Evet, kesinlikle öyle.

Neden? Ne değişti?
PKK ve kolu PEJAK, aynı zamanda İran'ın aleyhinde de faaliyet gösteriyordu. Biz bunun için onlara destek veriyor, hatta onları cesaretlendiriyorduk. Ancak şimdi işler değişti. Kazanmak istediğimiz insanlara artık zarar vermek istemiyoruz. İran'ı yanımızda istiyoruz.

PKK'ya desteğe gerek kalmadı mı diyorsunuz?
Evet, İran'a karşı yeni bir yaklaşım var gündemde. Bir de Irak Savaşı zamanında güneydeki cephelerde savaşıyorduk. Kürt bölgesi, geri kalanlara göre oldukça sakindi. Biz de gücümüzü PKK'nın peşinden giderek harcamak istemedik. Zaten öyle bir şey mümkün de değildi.

'İran'a karşı yeni bir yaklaşım'ın içinde neler var?
Onlarla diyaloğa girip, 'Siz bölgede büyük bir devletsiniz. Güvenlik başta olmak üzere birçok sorununuz var. Bunlar üzerine konuşalım' demek istiyoruz. Irak ve Afganistan'da operasyonlarımız var, bölgedeki problemleri çözmek istiyoruz ki herkes kendini güvende hissetsin.

Bu konuda Türkiye daha aktif bir rol almak istiyor.
Arabuluculuk konusundaki gayretini nasıl buluyorsunuz?
Türkiye'nin bu çabaları, bizim için çok anlamlı ve önemli. ABD bölgeyi ve dinamiklerini anlamıyor. Bizim için çok zor bir coğrafyadan bahsediyoruz. O coğrafya Türkiye'nin arka bahçesi. Sizin Ortadoğu'da bir tarihiniz var. Bunu önemsiyoruz.

Bu bağlamda yeni ABD yönetiminin, Türkiye'yi İslam dünyasında nerede gördüğü kritik bir nokta. Başkan Obama Müslümanlara yönelik hazırladığı konuşmayı Türkiye'den mi yapacak?
Böyle bir olasılık var. Obama bu konuşma için Türkiye'yi düşünmüş olabilir. Ancak Başbakan Erdoğan'ın, bundan hoşlanıp hoşlanmayacağından emin değilim.

ASKERİ ANLAMDA LAİKLİĞİNİZ ÖNEMLİ DEĞİL
Neden hoşlanmasın?
Türkler, Müslüman kimliklerine vurgu yapılmalarından ne kadar hoşnutlar bilmiyorum da ondan. Erdoğan da bunu istemeyebilir. Ancak konuşma için Türkiye çok uygun, çünkü çok tarafsız bir yer.

Richard Holbrooke Türkiye için 'ılımlı İslam' tabirini kullanmıştı. Bu tabir çok konuşuldu. Obama yönetimi aynı vurguya devam edecek mi?
Sözcüklere takılmayın, gerçek bu. Bizim için Türkiye din ve devleti doğru bir şekilde barındırabilen bir ülke. Bu yüzden biz size 'örnek ülke' diyoruz. Ama bazen sizin bu tanımdan hoşlanmadığınızı düşünüyoruz.

'Ilımlı İslam' derken sizin vurgunuz 'ılımlı'ya mı?
Evet, işte bu önemli bir ayrıntı. Biz 'ılımlı'ya vurgu yaptık, siz 'İslam'a vurgu yaptığımızı düşündünüz galiba.

Türkiye'nin laik kalması ABD için ne kadar önemli?
Değişir. 'Eğer laik olmazsa dini rolü ne olacak?' sorusu önemli. Biz şeriatla yönetilen, İslamcı bir Türkiye görmekten nefret ederiz. Bu bir adım geri gitmek demektir. Ancak Türkiye Atatürk'ün istediği anlamda bir 'askeri laiklik'e devam eder mi, etmez mi o sizin bileceğiniz iş. Atatürk sistemi değiştirmek zorundaydı. İslam'ın merkezi İstanbul'du. Onu silmeye çalıştı. Bu yüzden laiklik konusunda hassasiyeti çok fazlaydı. Artık dengeler değişti.

Bu ne demek?
Katı anlamda askeri laikliği devam ettirip, ettirmemeniz sizin meseleniz demek. Bizim için önemli değil. Türkiye'nin muhafazakarlaşması vesaire, ABD için mühim değil. Burada mesele, esas resmin değişmemesi.

Başkan Obama, Türkiye'ye Avrupa'nın ardından geliyor. Bu, ABD yönetimini Türkiye'yi Avrupa'nın bir parçası olarak görme eğiliminde olduğu anlamına gelir mi?
Bu cevaplaması zor bir soru. Ancak ziyaretin zamanlaması çok isabetli. Bölgede olan çok fazla şey var. Obama'nın ziyaret için çok seçeneği vardı, Türiye'ye gelmesi ona verdiği önemi gösteriyor.

Neden önem veriyor Türkiye'ye?
Hem Türkiye'nin bölgesel önemini gördüğü için hem de ilişkilerin bir revizyon gerektirdiğini düşündüğü için. Artık askeri müttefikliğin ötesine geçmeliyiz.

Ziyaretin ajandasının üst sıralarında ne var?
Afganistan ve Irak'tan çekilme kritik konular. Önemli başlıklar bunlar olur. İran, PKK ve Kafkaslar da konuşulacaktır.

Carter'in danışmanı Zbigniew Brzezinski: Türkiye tarafını belli etmeli
Türkiye'nin Ortadoğu'da başrole soyunmayı hedeflediği bir dönemde, Başkan Obama'nın ziyaretini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bence zamanlama mükemmel. Ancak şunu belirteyim ki bir Amerikan Başkanı'nın bir müttefikini ziyareti her zaman iyi zamanlama demektir.

Sizce İslam dünyasına yapacağı konuşma bu ziyarette mi gerçekleşecek?
Bu sorunun cevabını bilsem bile söylemem. Bu spekülasyonlara yol açar. Burada önemli olan o konuşmanı içeriğidir, yeri değil.

Ziyaretin ana maddelerinden biri Afganistan'a ek asker talebi olacak gibi görünüyor. ABD, Afganistan için yeterli sayıda asker bulabilecek mi?
Türk askeri gücünün, Afganistan'da çok faydalı olacağından şüphe yok. İyi savaşçılar ve Müslümanlar. Yerel farklılıkları biliyorlar ve duyarlılık gösteriyorlar. Ancak Obama'nın ziyareti salt, Afganistan'a asker talebine indirgenmemeli. Ajandada başka önemli meseleler var.

Örneğin?
Karışık bir bölgede önemli bir güç Türkiye. Kısmen de olsa İran, Suriye ve İsrail üzerinde etkisi var. Kürt meselesi dolayısıyla Irak'tan beklentisi var. Kafkaslar'daki denge de önemli. Orta Asya'daki Türki cumhuriyetlerdeki etkisi artıyor. Başka çok önemli bir neden de AB'ye aday ülke olması.

AB demişken... ABD, Türkiye'nin NATO'ya üye olmasına yardımcı olmuştu. Aynı şeyi AB sürecinde de yapacak mı?
Avrupa uzun vadede din ile tanımlanamaz. Onun yerine ekonomik gerçekler, jeopolitik vizyon ve hukuk devleti kavramları ortak bir Avrupa tanımı için önemli. Türkiye bu tanımlara uyarsa ABD onun yanında olur. Uymazsa ve AB'den uzaklaşırsa başka. O zaman 'Hangi yöne gidecek?' diye sormak gerekir.

Hangi yöne gider?
Bilmiyorum ama Türkiye zaman zaman 'tarafsızım' diyerek taraf tutmuş oluyor. Örneğin Gürcistan krizinde böyle yaptı. Bakü-Ceyhan hattı kesilse, Azerbaycan yön değiştirse Türkiye yine 'tarafsızım' diyebilir mi? Gerekli zamanlarda tarafı belli etmek gerekir.

Sanırım burada Rusya politikasına gönderme yapıyorsunuz. ABD'nin yeni yönetiminin, Rusya'ya yönelik de bir diyalog stratejisi var...
Doğru, Rusya ile iyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Sonuçta Rusya bir yerde, Ukrayna'yı takip ederek Avrupa'ya dahil olacak. Bu yüzden onunla iyi ilişkiler bizim çıkarımıza. Ama ilişki dediğiniz karşılıklıdır. Bu yüzden Rusya'dan insan haklarına saygılı olmasını, iyi komşuluk ilişkileri kurmasını ve kendine özel ayrıcalık alanları tanımamasını istiyoruz.

Hamaney'in sorunu
Obama yönetimi, İran'la diyalog konusunda kararlı ancak İran'ın dini lideri Hamaney'den henüz olumlu bir tepki gelmedi. Diyaloğun başlama olasılığı var mı?
Olumlu tepki vermediyse bu Hamaney'in sorunu, Obama'nın değil. Bush'un aksine, Obama yapıcı bir temas için hevesli olduğu mesajını veriyor. İranlı liderler ne derse desin, ülkesini seven İranlılar, Obama'nın talebine olumlu bakacaklardır.

Bu konuda Türkiye arabulucu olma gayretinde. Faydası olur mu?
Yardım edebilirse tabii ki olur. Ama acaba yardım edebilir mi? İranlıların böyle bir talebe olumlu yaklaşacaklarını sanmıyorum. Sonuçta ABD, Türkiye'nin yardımını ister.

Akşam Gazetesi

Yarın: Dr. Necmeldin Kerim ve Kubat Talabani röportajları