| ||||||||
| ||||||||
YÖK, Mardinli Öğrencileri KKTC'ye gönderdi
15.04.2010-perşembe
Aşağıdaki; yazı 15.04.2010 tarihinde Sn; Fikri Sağlar'ın birgün gazetesindeki köşesinde, "ANLAYANLARA AHMET TÜRK’ÜN VERDİĞİ DERS" başlıklı yazısının bir bölümünde şöyle geçmektedir..
*****
"Geçen pazar günü yapılan Yüksek Öğrenime Geçiş sınavları nedeniyle ciddi bir skandal yaşandı.
Kimse yapılanları umursamadı.
Hele “Açılımcılar” gık bile demedi.
YÖK geçen sene “kopya” çekildi diyerek Mardin ve ilçelerinde sınava girecek binlerce genci KKTC'ye gönderdi. Orada sınava soktu.
Yapılanları nasıl tanımlamak lazım? Bilemiyorum.
Hadi, masrafı ne olacak? Paraları var mı? Bu ne büyük haksızlık, eşitsizlik, ayrımcılık? Gibi soruları bir yana koyalım.
Adı üzerinde KKTC ayrı bir ülke!..
Bağımsızlığını ve egemenliğini tanıdığımız bir devlet!..
Siz nasıl bir başka ülkeye “sınava girmek” üzere öğrencilerinizi gönderebilirsiniz?
Almanya ya da Fransa’ya da, Vanlı, Muşlu veya Mersinli yurttaşlarınızı sınava girmesi için yollayabilir misiniz?
Bu “aymazlık” değilse nedir? Nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Ne biçim bir siyasetle yönetiliyoruz?"
******
Evet, bu ülkede adaletin sağlanabilmesi için, yer değişiklikleri (Mahkeme veya sınavların en adil bir şekilde sonuçlanabilmesi için) yapılabilmektedir.. Ancak YÖK'ün bu uygulamasından nasıl bir sonuç çıkartılabilinirki: bu durum açık bir şekilde ortadadır.. Uygulamanın kendisi antidemokratiktir.. Ülkemin neresinde daha uygun bir yer bulunamadımı? Hangi şehir KKTC.den daha güvencesizdir.? Ülkemizin diğer şehirlerini daha güvencesizmi görüyorllarda o nedenlemi yapıldı, bu uygulama? Böyle düşünen bir üniversite üst kurulunun nasıl bir özgür, araştırıcı ve bilimsel bir eğitimden yana yüksek okul kurup yönetebilir.. Ülkemiz üniversiteleri, dünyada 500 üniversite arasına neden giremediğinin de bir örneği değilmidir bu olay.? Nasıl bir eğitim kadrosuyla eğitim verildiğinin anlaşılması açısından önemli olduğu kanısındayım.. Bu örneği; bir ceza verilme olarak almasak bile, mükafatta değildir herhalde...
Ayrıca; Fikri Sağlar'a köşesinde böyle bir habere yer verdiği için teşekür ediyoruz...
Taktiri okuyuculara bırakıyor, daha özgür, daha bilimsel ve daha demokratik bir Türkiye'de yaşama umuduyla saygılar sunuyoruz..
Evcioğlu
Komedi devam ediyor. Gerçekten biz açılıyor muyuz?..
“Açılım” adlı “oyunlar,” daha sürecek mi?..
Önce Kürt, sonra Alevi, Ermeni, Roman derken…
Geldiğimiz noktaya bakın!..
Tam bir skandallar yumağı!..
Hani derler ya; “Yüzme bilmiyorsan açılma!..”
Ne yaptığını bilmeyen iktidar,
Tabiri caizse “boğulmak” üzere!..
Ne yazık ki batarken, ülkenin paçasına sarılmış bizi de aşağıya çekiyor!..
•••
Muş Bulanık’ta eylem yapanları “tarayan”,
İki yurttaşımızın ölümüne neden olanların duruşmasından çıkan,
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, basın toplantısı yaparken,
Samsun Adliyesi önünde saldırıya uğradı.
Üstelik yanında milletvekilleri ve TBMM Başkanlık Divanı üyeleri de vardı.
•••
Saldırgan, geldiği gibi polisler arasından geçip gitti.
Muş Milletvekili Sırrı Sakık, gitmeden önce “güvenlik” talebinde bulunmuş.
Samsun Emniyeti de gerekli önlemi almış.
Sonra ne oldu?!..
Tarihimizde ender rastlanan bir “siyasi saldırı” gerçekleşti!..
Türk’ün burnu kırıldı.
İçişleri Bakanı sadece üzüntülerini belirtti.
Saldırgan yakalandı.
“Karadeniz’e gelen şehit cenazeleri nedeniyle kişisel olarak bu eylemi gerçekleştirdim” dedi.
Ve tutuklandı. Birkaç gün sonra serbest kalırsa şaşmayın.
•••
Ahmet Türk, bu ülkede barış isteyen bir siyasidir.
Ortak “akıl yolunu” gösteren “akil” bir adamdır.
Demokrasinin gerçek sevdalısıdır.
Sevgi, birlik ve kardeşlik sözleri onun değişmez düşüncelerinin özetidir.
•••
Haksızlığa karşı,
Kültürel gelişmelere karşı,
Kimliklerin yok edilmesine karşı,
İşkence ve baskıya karşı,
İnsanların temel haklarına karşı olan herkese,
Karşıdır!..
Şiddete ve silaha el atmadan mücadelesini kararlılıkla yapan biridir.
Çok çile çekti, çok zülüm gördü, bedel ödedi ama,
Toplumun esenliği için sağduyuyu hiç bırakmadı!..
•••
O saygın bir Kürt aydınıdır.
Türkiye’yi düşünen, halkların kardeşliğini isteyen deneyimli bir siyasetçidir.
•••
Böyle bir insana nasıl el kaldırıldı?
Yumruklanmasına nasıl göz yumuldu?
Hesap veren olacak mı?
Kendi hesabıma ona yapılanlardan dolayı, hak etmediği bu eylem için “özür diliyorum”.
•••
Aslında, Hakkâri’de 14 yaşındaki yaralı Hatip’i sürükleyerek karakola götüren, coplayan, yumruklayan polislerin olduğu bir ülkede, Ahmet Türk’e yumruk atılmasına göz yummak doğal!..
Daha doğrusu, karşısındaki her insanı “düşman” gören anlayışın yerleştiği bir düzende, “insanlara” saldırmak hatta öldürmek normal!..
Kendinle meşgul muhalefet, çıkar peşinde koşan iktidarların bulunduğu ülkede hak arayan insanlara saldırılması olağan!..
•••
Açılım işte burada düğümleniyor.
Açılım diyenler,
“Kürt’ü, Alevi’yi, Ermeni’yi, Roman’ı tanımak istemiyor ve sevemiyorsa, sonunda boğulmakla karşı karşıya kalacaktır.
Kafalardaki “öteki”, açılımı engeller.
Düşmanca çıkışlar, daha da yabancılaşmayı, giderek kinlenmeyi getirir!..
Nitekim açılım gelişimi(!) böyle sürmekte.
Açılım isteyen ve içini dolduramayan iktidar ile muhalefetin “kontrolsüz ve tahripkâr” davranışları, “ayrışmayı” hızlandırıyor!..
•••
Ahmet Türk’e yapılan saldırı Türkiye’yi “kritik” bir konuma getirdi.
Nefretle kınanacak bu talihsiz “ortamı” fırsat bilenler çıkacaktır.
Haklı tepkilerini gösteren insanları “farklı” yönlere çekmeye çalışanlar olacaktır!..
•••
Puslu havayı seven “kurtlara bu vadiyi” bırakmayan Ahmet Türk, herkese ders veren açıklamalar yapmıştır.
Ondan beklenen olgunluğu ve büyüklüğü göstermiştir.
Hastane önünde basın mensuplarına söyledikleri ayrı bir güzellik taşımaktadır.
“Kürt halkı yüreğinde bu saldırıyı mahkûm etmiştir. Önemli olan bu yapılanlardan herkesin ders çıkarmasıdır.”
•••.
Kısa zaman önce CHP’ye yapılan ve kimsenin onay vermediği “Van’daki yumurtalı saldırı” sonrası söylenenleri, yapılanları hatırlayınca,
“Toplumsal barışın oluşmasını istemekle siyasi rant elde etmek” arasında ne denli büyük uçurum olduğunu görebiliyorsunuz!..
Ve en önemlisi, “siyasi sorumluluk” taşıyanla taşımayan arasındaki “farkı” hemen anlıyorsunuz!..
Ve maalesef bu farklılıklar ülkenin “geleceğini” doğrudan ilgilendiriyor!..
•••
Geçen pazar günü yapılan Yüksek Öğrenime Geçiş sınavları nedeniyle ciddi bir skandal yaşandı.
Kimse yapılanları umursamadı.
Hele “Açılımcılar” gık bile demedi.
YÖK geçen sene “kopya” çekildi diyerek Mardin ve ilçelerinde sınava girecek binlerce genci KKTC'ye gönderdi. Orada sınava soktu.
Yapılanları nasıl tanımlamak lazım? Bilemiyorum.
Hadi, masrafı ne olacak? Paraları var mı? Bu ne büyük haksızlık, eşitsizlik, ayrımcılık? Gibi soruları bir yana koyalım.
Adı üzerinde KKTC ayrı bir ülke!..
Bağımsızlığını ve egemenliğini tanıdığımız bir devlet!..
Siz nasıl bir başka ülkeye “sınava girmek” üzere öğrencilerinizi gönderebilirsiniz?
Almanya ya da Fransa’ya da, Vanlı, Muşlu veya Mersinli yurttaşlarınızı sınava girmesi için yollayabilir misiniz?
Bu “aymazlık” değilse nedir? Nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Ne biçim bir siyasetle yönetiliyoruz?
•••
Yaptım oldu!.
Olmadı!..
Ahmet Türk’ten ders çıkarılacak çok şey var!.. Anlayana!..
Nedeni yeterince açık değil mi!
Alevi Çalıştayı'nın moderatörü Necdet Subaşı Şendiller'e tepkiyi anlamadığını söyledi
15 Aralık 2009 13:15
Alevi Çalıştayı'nın moderatörü Necdet Subaşı, altıncı toplantılarına Kahramanmaraş katliamı sanığı Ökkeş Şendiller'in çağrılmasına Alevilerin neden tepki gösterdiğini anlamadığını söyledi.
Yakın tarihin en tartışmalı isimlerinden biri olan Ökkeş Şendiller, çalıştaya davet edilmesini değerlendirirken "Bir katkım olacaksa katılacağım. Gerçekten Türkiye'ye bir barış sağlayacaksa herkesin eteğindeki taşı dökmesi lazım. Kimin suçlu olduğuna mahkemeler karar verir. Bana göre Maraş'ta bir Alevi-Sünni meselesi yoktur. Maraş olaylarıyla ilgili yanlış bir tanıtım oldu, ben oraya aklandığım mahkeme kararıyla gideceğim" demişti.
Bunun üzerine Arif Sağ, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş gibi isimler, Şendiller'in davetli olduğu yere çalıştaya gitmeyi reddetmişlerdi.
Tartışmalar sürerken Radikal Gazetesi'nden Behzat MİSER'İN sorularını yanıtlayan çalıştay moderatörü Subaşı, şunları söyledi:
"Ökkeş bey Maraş olaylarıyla ilgili kamuoyunda bilinenin aksine kendisinin çok farklı yaklaşımı olduğunu iddia ediyor. Bu konuyla ilgili kitap yazmış. Mahkeme değiliz; geçmişte gerçekleşmiş olayı açmak, derinleştirmek, çözümlemek veya konuşmak istemiyoruz ama bu konularda yaygın bir ezber varsa bu ezberi deşecek her türlü açılıma da açık olduğumuzun bilinmesi gerek.
Madımak'ı konuşmayacağız, Gazi'yi konuşmayacağız,Çorum'u konuşmayacağız...
Peki ne konuşacağız? Kendimiz çalıp kendimiz mi oynayacağız? Bir dil tutturduk, bu dil üzerinden gidiyoruz. Ama bu dilin bu toplumun çok farklı cephelerinde nasıl algılandığını görmemiz lazım ki mesafe alalım. "
Alevi sorununun aşılmasını istediklerini belirten Subaşı şöyle devam etti: "Bu konuda herhangi bir aktörün, katılımcının yaklaşımını doğrudan herhangi bir şekilde onaylamış değiliz. Bu süreçte, tarafları konuşturup bir merhamet dili oluşturmaya çalışıyoruz. Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil ama nasıl aşacağız bunları? Bu konudaki tepkiler alıyoruz. Maalesef çok olumsuz tepkiler bize kadar ulaşıyor. Zaman zaman ahlak sınırını aşan tepkiler de alıyoruz. Her yerden tepki geliyor. Alevi olmayan arkadaşlarımızdan da geliyor tepki, sosyal demokrat, insan hakları vurgusu yüksek arkadaşlardan de... Biz kimseyi bilgisine başvurmak, danışmak niyetiyle çağırmıyoruz. Arif Sağ'ı da, Fikri Sağlar'ı da bu konuda çok derin bilgileri olduğu için çağırıyor değiliz; biz onları söylem temsiline sahip oldukları için davet ediyoruz. Biz biliyoruz hangisini hangi konuda bilgisi olduğunu."
'Yahudiler için Hitler'i çağırmak gibi'
Alevi örgütleri Ökkeş Şendiller'in Alevi Çalıştayı'na çağırılmasına tepki göstermeyi sürdürdü:
Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız: Kendisi, milyonlarca Alevi ve Sünni'nin nazarında Kahramanmaraş katliamının sorumlusudur. O gün doğan çocukların ilk öğrendikleri adlardan biri Ökkeş Kenger'di; Şendiller olunca o bu ayıptan kurtulunmuyor. Ökkeş Kenger'e Aleviler nasıl, yeniden katledilebilir diye sorarlarsa doğru yanıtı alırlar belki.
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Ali Kenanoğlu: Yahudilerle ilgili konferansa Hitler'in çağrılması ne kadar doğruysa, Kenger'in de Alevi Çalıştayı'na çağırılması o kadar doğrudur.
Pir Sultan Abdal Kültür Vakfı Başkanı Murtaza Demir: Dileyelim ki, bu şahsın davet edilmesi kasıtlı tertip değil, gaf olsun!
Alevilik Araştırma Merkezi Başkanı Ali Yıldırım: Alevilerin sorunlarının siyasilerce konuşulacağı bir toplantıya Şendiler davet edilebiliyor ise artık kimse AKP'nin Alevi sorunlarını çözüm yönünde irade geliştireceğinden asla ve asla söz edemez.
http://www.renkhaber.com/
15.12.2009 13:15:24