| ||||||||||||
| ||||||||||||
4 Aralık’ta Mecidiyeköy Kültür Merkezi’nde düzenlenen sempozyumda “ALEVİLERİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ” tartışıldı. Konuklar arasında İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, TTB Genel Başkanı Gencay Gürsoy, Emekli Büyükelçi Akın Özer, Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun, BDP MYK Üyesi Ömer Ağın, Babamansur Ocağı’ndan Ali Yıldırım, PSAKD GYK Üyesi İshak Kocabıyık, Alevi Bektaşi Federasyonu GYK Üyesi Oktay Kandemir, Prof. Dr. Murat Güvenç, HAKPAR İl Başkanı M. Ali Erdoğan, Sosyal-İş Genel Başkanı Metin Ebetürk, Hubyar Eğitim Vakfı Genel Sekreteri Halil Bakan, Koçgiri Platformu Sözcüleri Ferhat Aktaş ve Musa Kegin, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi’nden Kamil Aykanat, Eski KESK Genel Başkanı Sami Evren ve Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Gölpunar, Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, Tarihçi Yazar Faik Bulut da yer aldı. Yoğun ve ilgili bir topluluğun takip ettiği sempozyum EDP Genel Başkanı Ziya Halis'in konuşmasıyla açıldı. Açılış konuşmasında sempozyum düzenleyicisi olarak konukları selamlayan EDP Genel Başkanı Ziya Halis, “Aleviler, bütün katliam ve asimilasyoncu politikalara rağmen, direnerek bugüne kadar gelmeyi başarabilmişlerdir. Bütün mesele bundan sonraki süreci doğru değerlendirip mücadelelerini doğru yönetmeleridir. Artık dünya 500 yıl önceki dünya değildir. Sorunları yüzyıllar önce yaşanan olayların korkuları ile yaşayarak bunları çözmemiz olanaklı değildir. Kanaatimce Aleviler birikmiş korkularından kurtulmalıdır. Özgüvenle ülkenin siyasal ve sosyal yaşamına müdahale etmeyi göze almalıdırlar. Dünyanın, Türkiye’nin daha doğrusu herkesin ve her şeyin değiştiğini ve değişebileceğini düşünmeli ve hesaba katmalıdırlar.” dedi. Halis, “Diyanet kurumunu devletin asimilasyon aygıtı olarak kuranları, zorunlu din derslerini yaptıkları Anayasalara koyanları ve Alevilerin tüm bunlara haklı itirazlarına karşı sesiz kalanları Alevilerin dostu olarak düşünmek tam bir ham hayaldir.” vurgusunu yaptı. “MAHALLE İMAMLIĞI” DİNİN TOPLUMSAL HAYATA MÜDAHALESİDİR Diyanet İşleri Kurumu tarafından yeni uygulamaya başlanan “Mahalle İmamlığı” kararı AKP iktidarının niyetini gösterdiğini söyleyen Ziya Halis, “Mahalle İmamlığı’ uygulamasına dinin doğrudan toplumsal hayata müdahalesi olarak değerlendirmekte ve karşı çıkmaktayız.” dedi. TİCARETİN DE POLİTİKANIN DA YAPILACAĞI YERLER VE ADRESLER BELLİDİR “Alevi dernek, vakıf ve kuruluşlarının yöneticilerine ve kanaat önderlerine de bu vesile ile seslenmek istiyorum” diyen Ziya Halis, “Birçok değerli dernek ve vakıf yöneticilerini tenzih ederek ifade etmek istiyorum ki; Alevilere iyilik etmek istiyorsanız, onları özgür bırakınız ve onları demokratik ve gerçekten laik bir cumhuriyet için mücadele etmeleri konusunda teşvik ediniz. Birçok önemli inanç önderi ve şahsiyetleri adına kurulan ve temel hedefleri onların felsefelerinin toplumumuzca anlaşılması için faaliyet göstermek olan bu platformların, ticari ve politik çıkarlara alet edilmesine müsaade etmeyiniz. Alevi kitlesinin bu konularda ne kadar hassas ve rahatsız olduğunu unutmayız. Ticaretin de politikanın da yapılacağı yerler ve adresler bellidir. Bu konuda dikkatli olmayanların bunun bedelini ödemeye mahkum olacaklarından hiçbir şekilde kuşku duymuyorum.” dedi. DENİZE DÜŞEN YILANA SARILMASIN Ziya Halis, “Diğer inanç grupları ile barışık ve diyalog içinde olmadan Alevi toplumunun sorunlarına demokratik çözümler bulamazsınız. Denize düşen yılana sarılır anlayışı bizim için kurtuluş olamaz.” dedi. DİĞER MAĞDUR VE DIŞLANAN KESİMLERLE BİRLİKTE MÜCADELE ETMEDİKÇE ÖZGÜRLEŞME MÜMKÜN OLMAZ “Sevgili Canlar”, diyerek Aleviler’e seslenen Ziya Halis, “Sizler gerçek bir demokrasinin inşasında, demokratik ve laik bir cumhuriyetin yaratılmasında en önemli toplumsal dinamiklerden birisiniz. Kendi inancınızla bu ülkede 1. sınıf vatandaş olarak yaşamak sizin en doğal hakkınızdır. Bu hakkı elde etmeniz için bütün mağdur ve dışlanan kesimlerle birlikte mücadele etmek gerektiğini unutmayınız. Eşit yurttaşlık taleplerinizin ve özgürlük sorununuzun aslında bir sistem sorunu olduğunu; dolayısıyla sistemin diğer mağdur ve dışlanan kesimleriyle birlikte mücadele etmedikçe gerçek bir Alevi özgürleşmesinin mümkün olmadığını unutmayınız." diyerek sözlerini tamamladı. Sempozyum, program çerçevesinde sunulan tebliğler ve konuşmalarla devam etti. Düzenlenen dört oturum akşam 19.00'da sona erdi. Dokuz saat boyunca Alevilerin Sorunları tüm yönleriyle ele alındı ve katılımcılar salondan memnuniyetle ayrıldı.![[M12.jpg]](https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiXl0aGuYWQv8Cjdc-I3sDlEqt46_XtdeSG_07Es1LgxpEPamlUKaqe-D4m1NF-Mq3QFaykIS2i-q30n1jpWwr4W8YrYnmKyAk5W5WUaUUUYiAR1T4Up5Id-_Ka34CQucRx7-Jl7IKcfcw/s1600/M12.jpg)
2009 1 Mayıs Kutlamalarından fotoğraf
EvcioğluHaber- Alevilerin sorunları ve çözüm önerileri başlığıyla, 04 Aralık cumartesi günü düzenleneceği daha önce duyurulan senpozyum; EDP Genel Başkanı Sn; Ziya HALİS'ın açılış konuşmasıyla yapıldı..
Çok sayıda konuk, konuşmacı ve çeşitli Alevi örgütlerinden bir çok yönetici ve temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirililen sempozyum sonuç bildirisiyle sona erdi..
05.12.2010
ALEVİLER BİRİKMİŞ KORKULARINDAN KURTULMALIDIREDP; ALEVİLERİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ SEMPOZYUMU
EvcioğluHaber-05.12.2010
Darbecilere Suç Duyuruları Devam Ediyor Sandıktan 'Evet' Çıkmasının Ardından Darbecilerin Yargılanması İçin Suç Duyurularına Devam Ediyor.
13.09.2010- pazartesi
Anayasa değişiklik paketi için yapılan referandumda sandıktan 'evet' çıkmasının ardından darbecilerin yargılanmasıyla birlikte aralarında milletvekili, yazar, gazeteci ve sanatçıların da bulunduğu bir grup, 12 Eylül darbesini yapanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Son Olarak BDP'li vekil Hasip Kaplan da suç başvurusunda bulunanlar arasında.
Genç Siivillerden Basın Açıklaması
Genç Siviller, 12 Eylül darbesini yapanlar hakkında Bursa Adliyesi'nde suç duyurusunda bulundu.
Sabah saatlerinde Bursa Adliye Sarayı önünde toplanan Genç Siviller adına açıklama yapan Emin İleri, 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanları hakkında 'Darbe yapmak, anayasayı değiştirmek, hükumeti yıkmak, sistemli bir şekilde planlayarak ve tasarlayarak adam öldürmek, kasten yaralama, işkence yapmak, eziyet etmek, hürriyetten yoksun bırakmak, cinsel saldırıda bulunmak' iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Hazırladıkları şikayet dilekçesinde Evren ile dönemin kuvvet komutanları Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer, Sedat Celasun, Bedrettin Demirel, Ali Haydar Saltık, Eski Başbakan Bülend Ulusu'nun yanı sıra dönemin vali, bürokrat, kaymakam ve emniyet müdürlerinin yargı karşısına çıkması gerektiğini isteyen Genç Siviller, Anayasa'nın geçici 15. maddesinin kaldırıldığına işaret etti. Darbeyi gerçekleştiren dönemin komutanlarının hapis cezasıyla cezalandırılmasını isteyen Emin İleri, şüpheliler hakkında soruşturma açılması gerektiğine vurgu yaptı. Açıklamanın ardından Emin İleri ve arkadaşları hazırladıkları dilekçeleri Cumhuriyet Başsavcılığına verdi.
MAZLUMDER-DER, İHD ve Emek Plaformu, darbecilerinin yargılanması için suç duyurusunda bulundular.
MAZLUMDER-DER, İHD ve Emek Plaformu, darbecilerinin yargılanmasını engelleyen geçici 15. maddenin iptal edildiği Anayasa paketinin referandumla kabul edilmesininin ardından, 12 Eylül askeri darbesini gerçekleştiren dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve dönemin kuvvet komutanları ile dönemin Danışma Meclisi'nin yanı sıra dönemin Başbakanı Bülent Uluslu'nun yargılanması için Ankara'da savcılığa başvurdu.
Yetmez Ama Evet Grubundan Basın Açıklaması
'Yetmez ama evet platformu' adlı grubun yaptığı açıklamada, "12 Eylül 2010 günü millet devlete el koymak zorunda kaldı." denildi.
Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne gelen yaklaşık 50 kişi, adliye önünde basın açıklaması yaptı. Grup, 'Yetmez! yeni Anayasa istiyoruz' ve 'Darbeci Evren 12 Eylül'ün hesabını vereceksin' yazılı pankart açtı. Grup adına basın açıklamasını okuyan Yıldız Önen, "12 Eylül 2010 günü millet devlete el koymak zorunda kaldı. 50 yıllık darbeler tarihinin sonuna gelindi. 30 sene sonra, 12 Eylül'le hesaplaşmak için büyük fırsatımız doğdu." dedi.
Milletvekili Ufuk Uras da referandumda 'evet' çıkmasıyla ilgili şunları söyledi, "Bu bizim açımızdan çifte bayram. Bir yandan sandıktan demokrasi çıktı. Diğer yandan da Kürt demokrasi hareketi 'Biz buradayız.' dedi. 'Yeni bir anayasa yapacaksan beraber yapalım.' dediler. Batı ile doğu arasında köprü kuracağız. Biz 30 yıldır bunu bekliyorduk. Kenan Evren ve arkadaşlarının yargılanması için bir zemin oluştu. Çocuklarımıza vereceğimiz en büyük hediye de budur. Kenan Evren'in gönüllü avukatları yanılıyor.''
Şikayetçi olan 80 kişi arasında milletvekili Ufuk Uras, yazarlar Nihal Bengisu Karaca, Ferhat Kentel, Yasemin Çongar, Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can, Sacit Kayasu, eski İstanbul Baro Başkanı Yücel Sayman ve sanatçı Zeynep Tanbay da bulunuyor.
Şüpheliler ise Kenan Evren ile birlikte dönemin kuvvet komutanları Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer, Sedat Celasun, eski komutanlardan Bedrettin Demirel, Ali Haydar Saltık, eski Başbakan Bülend Ulusu ile diğer bakan, bürokrat, vali, kaymakam, emniyet müdürü, asker, amir ve memurlar olarak gösterildi.
Darbe sonrasında yaşanan gelişmelerin hatırlatıldığı dilekçede, asılanlar, öldürülenler, gözaltına alınan, fişlenenler olduğu kaydedildi.
Dilekçede, "İzah edildiği üzere şüphelilerin hapis cezasıyla tecziyeleri için haklarında kovuşturma yapılarak kamu davası açılmasını arz ve talep ederiz." denildi.
EDP'den Evren'e Suç Duyurusu
Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) İzmir İl Yönetimi, ''12 Eylül darbesini yapanlar'' hakkında suç duyurusunda bulundu. EDP İzmir İl Başkanı Arif Ali Cangı, İzmir Adliyesi önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, dünkü halk oylamasıyla kabul edilen anayasa değişikliğinin, Anayasanın geçici 15.maddesini yürürlükten kaldırdığını ifade etti.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nden Suç Duyurusu
Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ne üye bir grup da 12 Eylül 1980 darbesini yapan generallerin yargılanması için Kadıköy Adliyesi'ne dilekçe verdi.
Saat 11.00 sıralarında Bahariye'deki Kadıköy Adliyesi'ne gelen grup sloganlar eşliğinde açıklama yaptı. "Darbe suçluları yargılansın; Kenan Evren Cezalandırılsın" pankartı taşıyan grup sık sık slogan attı.
BDP'den Suç Duyurusu
BARIŞ ve Demokrasi Partisi (BDP) Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Referandum'dan, "Evet" çıkmasından sonra İdil Cumhuriyet Savcılığına giderek 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren ve arkadaşları hakkında suç duyurusunda bulundu. Adliye çıkışında konuşan Kaplan, 12 Eylül'ün bir mağduru olarak dilekçesini Cumhuriyet Başsavcılığna verdiğini ifade ederek, "Başta Kenan Evren olmak üzere dönemin generalleri hakkında suç duyurusunda bulundum"dedi.
Terzi Fikri'nin Ailesi Evren'den Davacı Oluyor
Türkiye solunun simge isimlerinden, Terzi Fikri adıyla bilinen Ordu Fatsa'nın eski belediye başkanı Fikri Sönmez'in ilçesinde, doğup büyüdüğü köy Kabakdağı'nda ve kendi elleri ile açtıktan sonra Kenan Evren'in kendi adını verdiği caddesinin bağlı olduğu mahallede 'evet' oyu çıktı.
Naci Sönmez, sandıklardan evet oyu çıkması üzerine yaptığı açıklamada, Kenan Evren'in yargılanması için cumhuriyet savcılığına başvuruda bulunacaklarını ve dava açacaklarını söyledi
BDP'li Bengi de Suç Duyurusunda Bulundu
Anayasa Değişikliği Referandumuyla, Anayasa'nın Geçici 15'nci Maddesi Kaldırılırken, Bdp Grup Başkanvekili ve Batman Milletvekili Bengi Yıldız, Kenan Evren ve Darbecilerin Yargılanması İçin Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na Suç Duyurusunda Bulundu.
78'liler Girişiminden Suç Duyurusu
Anayasa Değişiklik Paketi Referandum Oylamasında 'Evet' Sonucunun Çıkması, Sivil Toplum Kuruluşlarının Harekete Geçirdi. Kendilerini 78'liler Girişimi Olarak Tanımlayan Bir Grup Sultanahmet Adliyesi'ne Gelerek 1980 Darbesini Yapan Üst Düzey Askeri Yetkili ve Diğer İlgililer Hakkında Suç Duyurusunda Bulundu.
http://www.haberler.com/darbecilere-suc-duyurulari-
Birgün yazarı Aziz Çelik, uzun yıllar aynı partide mücadele ettiği ve şimdi BDP milletvekili olan Ufuk Uras'a açık mektup yazdı. Çelik mektubunda "Son zamanlarda giderek dozunu arttırdığın siyaset tarzına itirazım var" ifadelerine yer verdi. Birgün yazarı Aziz Çelik, BDP milletvekili Ufuk Uras'a açık mektup kaleme aldı. Çelik, Uras'ın son dönemde herkesi Ergenekoncu olarak yaftalamasını ve hakarete varan bir üslupla siyaset yapmasını eleştirdi. Aziz Çelik'in açık mektubu şöyle; "Sevgili Ufuk, Sana bu mektubu yaklaşık 15 yıllık yol arkadaşlığımıza dayanarak yazıyorum. Bu 15 yılda yaşadığımız deneyimin öğrettiği en önemli şeyin çoğulculuk, farklı düşüneni yaftalamama ve ötekileştirmeme olduğunu düşünüyorum. Bu deneyim siyasal açıdan başarıya ulaşamasa da, demokratik - özgürlükçü siyaset tarzına ilişkin önemli kazanımlar sağladığını sanıyorum. Ciddi fikir ayrılıklarımız olduğunu biliyorum. Bunda elbette bir beis yok. Ama son zamanlarda giderek dozunu artırdığın siyaset tarzına itirazım var. 12 Ağustos 2010 tarihli Star gazetesinde bir demecin yayınlandı. “Hayır çıkarsa Ergenekon cephesinin zaferi kesinleşir” diyorsun. “Hayır demek solu sol yapan bütün değerleri inkar etmek anlamına gelir. Bu yaştan sonra Ergenekoncu cepheye su taşımanın anlamı yok” diyorsun. ‘Hayır’ diyenleri Ergenekon cephesine yazıyorsun ve Ergenekon’un değirmenine su taşımakla suçluyorsun. Star gazetesi de “Hayır demek solu inkar etmek” sözünü haberde başlık yapıyor. O Star gazetesi ki, tıpkı 12 Eylül TRT’si gibi bir kaç hafta önce ‘hayır’ diyen sol ve demokratik örgütleri “terörist” ilan etti, ihbar etti ve hedef gösterdi. Şimdi ise sola hiza verme derdinde. O Star gazetesi ki, memlekette ‘evet’ diyenler dışında hiç bir görüşe yer vermeyen Başbakanlık basın bülteni gibi... Bir arkadaş önerisi; hükümet medyası ile bu kadar içli dışlı olmamalısın. Neyse konumuza dönelim... Hükümet medyasında söz söyleme imkanı olmadığı için sana bu açık mektubu yazıyorum. Daha üç-beş ay öncesine kadar seninle yol arkadaşlığı yapanları da Ergenekon değirmenine su taşımakla, memleketin yarısını Ergenekon cephesini desteklemekle suçluyorsun. Bu siyaset tarzı anlaşılır değil. Bu toptancı, müstehzi, otoriter ve yaftacı tarzı bırakmalısın sevgili Ufuk. Bu egemen-vesayetçi siyasetin tarzıdır. Sevgili Ufuk, Bu mektubu yazmamın diğer sebebine geleyim. Açıklamalarından ‘evet’ için herşeyi yapmak lazım, yoksa Ergenekon zafer kazanır gibi bir tuhaf ‘kaygı’ içinde olduğun anlaşılıyor. Bu ruh halini anlamıyorum. Bunun yanında anlayamadığım bir konu daha var: Meclis’te Anayasa oylamaları sırasında CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ile 5 Mayıs 2010’da CNNTürk’te 5N1K programında yaptığın tartışmada aynen şunları söylemiştin: 6 Mayıs 2010 tarihli Milliyet’te de bu konuşma aşağı yukarı aynı şekilde yer aldı: Burada da bütününe ‘hayır’ diyeceğini söylüyorsun. Sahi, benim de bir algılama problemim mi var? Sevgili Ufuk, ‘Evet’ de ‘hayır’ da birer siyasal tutum. Sen ‘evet’ dersin, ben ‘hayır’ derim, bu tartışılabilir, anlaşılabilir bir durum. Ama üç ay önce bir muhalefet milletvekiline “zeka engelli” iması yapıp, paketin bütününe ‘hayır’ diyeceğini altını çize çize söyleyip, sonra tam tersini söylemek ve ‘hayır’ diyenleri Ergenekoncu ilan etmek siyaset tarzı ve siyasal tutarlılık açısından ne anlama geliyor? Bu tutum seninle beraber uzun yıllar yürümüş arkadaşlarının zekasını da müktesebatını da küçümsemek anlamına gelmiyor mu? Sevgili Ufuk, Star’daki demecinde de pek sevdiğin ve zaman zaman abarttığın metafor kullanımından yine geri durmamışsın. “Lisede mantık dersini kaldırdılar onun faturasını ödüyoruz” demişsin. Ben lisede mantık dersi alan şanslı kuşaktanım. Öğrendiğim en önemli hususlardan biri “bütün genellemeler tehlikelidir, bu genelleme dahil” idi. İyi dileklerimle..." (soL - Haber Merkezi)Aziz Çelik'ten Ufuk Uras'a açık mektup
“Bir algılama problemi mi var. (vurgular benim) Hakimler ve savcılarla ilgili maddeye ‘hayır’ diyeceğim. Bütününe ‘hayır’ diyeceğimi söylüyorum. Bir algılama problemi varsa kahvaltıda biraz daha protein reçel falan almak lazım. Deminden beri bütününe ‘hayır’ diyeceğimi söylüyorum...” Konuşmanın görüntüleri DailyMotion’da aşağıdaki linkte yer alıyor: http://dai.ly/bwvEkd
“Uras: Algılama problemi varsa kahvaltıda biraz daha reçel protein almak lazım. Paketin bütününe hayır diyeceğimi açıkladım. Hâlâ bu yorumlar yapılıyor. Bir ilkokul çocuğu bile anlar. Yani bunu anlamak için CHP’li olmamak mı gerekiyor. Çok hızlı konuştum galiba tane tane konuşacağım. Bu pakete hayır diyeceğim. Bütününe hayır diyeceğim.” (vurgular benim) http://www.milliyet.com.tr/-akp-kuyrukcusu-elestirisi-kizdirdi/siyaset/h...
İlhan Selçuk Törenlerle Uğurlandı Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı ve İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk için düzenlenen törende, Mustafa Balbay'ın veda mesajı okundu. İstanbul - BİA Haber Merkezi 23 Haziran 2010, Çarşamba Yaşamını yitiren Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı ve İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk için bugün Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda bir tören düzenlendi. Törene, çok sayıda siyasi, gazeteci ve sanatçı da katıldı. Törende, Rutkay Aziz, Selçuk'un "Japon Gülü" kitabından bir parça okudu. Ardından sahneye çıkan Erdal Erzincan bir türkü seslendirdi. Selçuk anısına bir konuşma yapan Emre Kongar, "O aydınlanmanın ordusuydu, Onun çok şapkası var, filozof ve köşe yazarı şapkası var. Tam bir hümanistti" derken Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Sekreteri Önder Sav da "Aydınlarımızın baskı görmediği çağdaş bir demokraside buluştuğumuz zaman Selçuk'un ruhu şad olacaktır" şeklinde konuştu. Ergenekon Davası'nın tutuklu sanığı ve gazetesi eski Ankara temsilcisi Mustafa Balbay'ın Selçuk için hazırladığı ve barkovizyondan yansıtılan veda mesajı salonda dakikalarca alkışlandı. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Süleyman Çelebi, Selçuk'u "Bütün yaşantısını mücadelesini Cumhuriyet devrimlerine ve Atatürk devrimlerine adamış bir önder" olarak niteledi. Gazete yazarı Hikmet Çetinkaya, "İlhan Selçuk'a merhaba..." diyerek başladığı konuşmasını "Senin çizdiğin yolda Cumhuriyetçi tüm arkadaşlar devam edeceğiz. Güle güle..." sözleriyle bitirdi. Piyanist besteci Fazıl Say da Selçuk için "Kara Toprak" adlı eseri çaldı. Gazetenin diğer bir yazarı Ali Sirmen ve Erdal Atabek'in ardından söz alan Şükran Soner, "İlhan abi bugünkü gibi sahnede; bu nasıl bir güçtür ki asker, sivil herkes ondan korktu" dedi. Törenin ardından Selçuk'un cenazesi, gazetenin Şişli'deki merkez binasına getirildi. Gazete önünde binlerce kişi, "Türkiye laiktir laik kalacak" "Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek" "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" "İlhan Selçuk ölümsüzdür" "Yurtsevenler çıkacak hesap soracak" "Hükümet istifa" "Türkiye seninle gurur duyuyor" "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganları attı. Selçuk'un cenazesi yarın Hacıbektaş'ta, ağabeyi Turhan Selçuk'un yanına defnedilecek. Yoğun katılım nedeniyle salona giremeyen insanlar, töreni fuayede kurulan ekranlardan izlediler. İşçi Partililer fuayede "İlhan Selçuk'un katili Gladyo" yazan bir pankart açtı. Törene katılanlarTörende Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, Anayasa Hukuku Profesörü. Prof. Dr. Süheyl Batum, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, DSP Başkanı Masum Türker, eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, eski Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Başkanı Onur Belge, EMEP Genel Başkanı Kamil Tekin Sürek, işadamı Rahmi Koç, sanatçılar Tarık Akan, Kadir İnanır, Genco Erkal, Işık Yenersu, Güvenç Dağdeviren, Şerif Sezer, Macide Tanır, Mehmet Güleryüz, Fazıl Say, Hikmet Altınkaynak, Cumhuriyet gazetesi yazarları Hikmet Çetinkaya, Hikmet Bila, Mümtaz Soysal, Emre Kongar, Güray Öz, Zeynep Oral, Erol Manisalı, Erdal Atabek, Ümit Zileli ile Orhan Birgit, Oral Çalışlar, Sedat Ergin, Uğur Dündar da vardı.(BT/EÖ) http://bianet.org/
|
'Öykü'nün balonu hukukla bağdaşmaz'22/05/2010 10:11 5 yaşındaki kızın mahkûmlara gönderdiği balonlar Adalet Bakanlığı'nı karıştırdı. Balonlara izin veren cezaevi yetkilileri uyarılırken Adalet Bakanı 'Hukuk devletiyle bağdaşmaz' dedi RİFAT BAŞARAN ANKARA - Öykü isimli küçük kız, anne ve babasının başlattığı cezaevindeki siyasi mahkûmlarla mektuplaşma kampanyasına katılarak, sevdiği balonları onlara hediye olarak gönderince, Adalet Bakanlığı’nı karıştırdı. İki yıl önce Adil ve Tülin O. adlı kişilerin siyasi tutuklu ve hükümlülerle başlattığı mektuplaşma kampanyasına 5 yaşındaki küçük kızları Öykü de katıldı. Balonları çok seven minik Öykü mektuplarının arasında hediye olarak balon koydu. Bazı cezaevi yönetimleri balonları tutuklu ve hükümlülere verirken, bazıları ‘tehlikeli ve sakıncalı’, bazıları da ‘mevzuata aykırı’ olduğu gerekçesiyle teslim etmedi. Balon mevzuata aykırı BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi vererek, cezaevine balon alınmasının ne gibi sakıncasının olduğunu Meclis gündemine taşıdı. Bakan Sadullah Ergin, hükümlü ve tutukluların yılbaşı, sadece doğum günü ve dini bayramlarda dışarıdan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan hediyeyi kabul etme hakkına sahip olduğunu, hediye olarak da ancak ‘kitap ve giyim eşyasının’ kabul edebileceğini belirtti. Balonların cezaevine alınması halinde arkasından bir sürü eşyanın girmesinin önüne geçemeyeceklerini belirten Ergin, şu açıklamayı yaptı: “Cezaevleri, haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü ve tutuklama kararı bulunan kişilerin barındırıldığı kurumlar olup, etkin ve verimli idare edilebilmeleri güvenlik ve disipline bağlıdır. Bu unsurlar ceza infaz kurumları kadar, hükümlü ve tutuklular için de vazgeçilmez öneme sahiptir. Aktif güvenlik bağlamında güvenlik ve disiplin ise önceden yetkili irade tarafından konulmuş kural ve kaidelerle sağlanır. Bu usul ve kurallara uymak hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Söz konusu balonların hükümlülere verilmemesi, balonların sakıncalı veya tehlikeli olduğundan değil, kurum işleyişini düzenleyen kurallara uymak gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. Aksi bir düşünce, kullanılması ve bulundurulması yasak olmayan balon gibi daha bir çok eşya ve maddenin ceza infaz kurumlarına serbestçe ve sınırsızca sokulmasına olanarak tanır ki, bu durum yukarıda anılan tüm hukuksal düzenlemeleri anlamsız kılar ve hukuk devleti ilkesiyle asla bağdaşmaz.” Cezaevlerine balon uyarısı Ergin, bazı cezaevi yönetimlerinin gönderilen balonları tutuklu ve hükümlülere teslim ettikleri için uyarıldığını mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle cezaevlerine balonun girmeyeceğini kaydetti. Cezaevi yönetimlerinden mevzuata aykırı davranış beklenilmemesi gerektiğini kaydeden Ergin, bugüne kadar keyfi uygulamanın sözkonusu olmadığını savundu. Balonlar tahliye bekliyor Ergin, bugüne kadar cezaevlerine gönderilen balonların akıbeti konusunda ise, “Mektuplarla gönderilen balonlar hükümlülerden tutanak karşılığında, hükümlünün ceza infaz kurumundan tahliyesi sırasında ya da istedikleri taktirde ziyaretçilerine verilmek üzere kurum emanet eşya deposuna alınmıştır” açıklamasını yaptı. http://www.radikal.com.tr | |||
Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığa adaylığını açıkladı 17.05.2010 Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekilliğinden istifa ederek, 22-23 Mayıs 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek olağan genel kurultayda, CHP Genel Başkanlığına aday olacağını bildirdi. "Deniz Baykal’ın 10 Mayıs 2010’da istifa etmesinden bu yana genel başkanlık boş. Ülke gündemi yoğun. 90 yıllık köklü bir geçmişi olan partimizin adaysız olması düşünülemez.Tüm CHP’lilerin büyük bir sorumluluk içinde davranmaları zorunluluktur. Partimize yönelik komploları yıkmalıyız. Seçmeni ve örgütüyle partimizin gösterdiği büyük destekten güç alarak 22 Mayıs’taki kurultayda CHP genel başkanlığına aday olacağımı kamuoyuna duyurmayı önemli bir görev sayıyorum. Arkadaşlarımın bu kararını parti bilinci içinde değerlendireceğini düşünüyorum. CHP Grup Başkanvekilliği görevimden de istifa ediyorum. CHP Genel Başkanlığı'na aday olduğumu açıklıyorum" 2 KEZ ADAY OLMAYACAĞINI SÖYLEMİŞTİ CHP'nin bu hafta sonu yapılacak kurultayında Deniz Baykal'dan boşalan genel başkanlık için aday olacağı iddia edilen Kılıçdaroğlu, daha önce iki kez aday olmayacağını söylemişti. CHP'li muhalifler Baykal'a 'geri dönme' diyecek Aralarında Ali Topuz ve Yaşar Ağyüz’ün de bulunduğu muhaliflerin bir bildiri yayımlayarak, Deniz Baykal’a “aday olma” çağrısı yapması bekleniyor. ADAYLIK AÇIKLAMASI SONRASI İLK TEPKİLER CHP Sözcüsü Mustafa Özyürek: Kılıçdaroğlu bizimle görüşmedi ama adaylığı sürpriz de olmadı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen: Kararı kurultay verecek. Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin: Hayırlı olsun, başarılar diliyorum CHP Milletvekili Atilla Kart: Karar Türkiye ve CHP için çok yararlı olacak CHP Antalya İl Başkanı Özer Ülken: Deniz Baykal'ın tekrar aday olmasını istiyoruz. CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç: Kemal'in kararlılığını kutlamak istiyorum. Siyasetin zorla götürülmesi mümkün değil. Halktan kopuk ve halka rağmen siyaset yaparsanız sonuç alamıyorsunuz. Deniz Baykal'a her zaman ihtiyacımız var. O da bunu esirgemeyecektir. O, CHP'nin uzun yıllar mücadelesini verdi. Umarım Kemal başarılı olacaktır. Sayın Genel Başkanımız da hiçbir zaman unutulmayacaktır. Tabandan gelen ses 'değişim' diyor. http://www.t24.com.tr/ |