milletvekili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milletvekili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2010

Maraş katliamı için araştırma önergesi

Maraş katliamı için araştırma önergesi

EvcioğluHaber-
1978 yılı Aralık ayının 19'u.. Bu tarih; Türk tarihine öyle bir kara leke ile yazılmıştırki; bir daha silinmemek kaydı ile..

Bu tarih; altta
yer alan fotoğrafta, iki yaşında çocuğun bile paltalarla katledilmiş olduğu, hamile kadınların karınları yarılarak daha henüz doğmamış bebekleri çıkaranların tarihidir..
Beraber akşamları bahçelerinde çay içtikleri Ali amcalarını kapıya çağırıp; dışarıda vahşice ve tarifi olanaksız, hunharca katledenlerin tarihidir..
Bu tarih; dünya tarihinde örneği olmayan; Maraş katliam tarihidir..

1978 aralık ayı Gazetelerinde "Bu defada suçlular ortaya çıkarılmaz ise ; kimsenin Hükümete güveni kalmaz" diye yazıyordu..
Yıl 1978 de.. Bulundumu ? hayır.! Hükümete ne oldu? 7 kez gitti; 8 defa yenden geldi..! Ey halk.! Sana ne oluyor? Sende bir sorun yokmu? Yokmu?

Hep bize kardeşiz, aynı toplumun, aynı milletin parçalarıyız..! derlerya..!

Söylermisiniz?
Nerede birlikteyiz ve nerede kardeşiz...!
Şu fotoğrafa iyi bakın..!
Yıl 1978 yılı 19 Aralık ayı...
Bu tarihten tam 15 yıl sonra .. Yıl 1993 2 Temmuz sicağı;Bu kez de Madımak Sivas katlıamı... Söylermisiniz nerede kardeşiz..?
Hani aynı milletten idik...?
Fotoğraftan ne anlaşılıyor..?



Cuma, 17 Aralık 2010

BDP İstanbul Milletvekili Akın Birdal, Kahramanmaraş katliamıyla ilgili gerçeklerin açığı çıkması için meclis araştırması açılmasını istedi.

Birdal, konuya ilişkin verdiği önergede, 19 -24 Aralık 1978 tarihleri arasında gerçekleşen Maraş katliamının toplumsal tarihimizin en karanlık olaylarından biri olduğunu söyledi.

19 Aralık 1978’de Çiçek sinemasına bomba atılması ile başlayan saldırının 24 Aralık’ta vahşet boyutuna ulaştığını, camilere komünistlerin saldırdığı provokasyonu ile Alevilerin yoğunlukla oturduğu mahallelerde kıyım yapıldığını ifade eden Birdal, resmi rakamlara göre 100’den fazla insanın hunharca katledildiğini söyledi.

Mahallelere yapılan saldırılar sırasında polis ya da askeri güçlerin saldırganları önleme çabasında olmadıklarını dile getiren Birdal, katliamdan sonra Alevilerin büyük çoğunluğunun ev ve işyerlerini bırakarak adeta kaçarak göç ettiğini vurguladı. Birdal, araştırma önergesinin gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:

“Sıkıyönetim mahkemelerinde açılan davalar 1991 yılına kadar sürmüş, çoğunlukla sağ ve aşırı sağ görüşlü olarak nitelenen toplam 804 kişi hakkında dava açılmıştır. Sanıklardan 29 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapis cezaları ile cezalandırılmıştır. İdam ve müebbet hapis cezaları dışındakilere 1/6 oranında cezai indirim uygulanmış ve cezaları azaltılmıştır. Sıkı yönetim mahkemesinin kararı Yargıtay tarafından bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda idam cezaları uygulanmamıştır.
Ceza alanların cezaları da 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Yasası nedeniyle ertelenmiş daha sonra da serbest bırakılmışlardır.
Ancak buna karşın katliamın perde arkası aydınlatılamamıştır.

Örneğin şehirde birden bire sayıları artan milli piyango satıcılarının kim oldukları, bir ABD elçilik görevlisinin katliamın hemen öncesinde bölgede hangi amaçla bulunduğu gibi soruların yanıtı hala verilmemiştir.

*Toplumsal vicdanda yaygın olan kanı katliamın asıl faillerinin ortaya çıkarılmak istenmediği, saklandığı ve korunduğu yönündedir.

*Bu katliamın gerçek faillerinin ortaya çıkarılmasının pek çok karanlık olayı çözeceği yönünde ise toplumda ortak bir kanı vardır.
Katliamı yaşamış, yakınları gözlerinin önünde katledilmiş Alevi yurttaşlar hala bu travmayı yaşamaktadır.

32 yıldan beri ilk defa Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından katliamda yaşamını yitirenler için 19 Aralık 2010 tarihinde Maraş’ta düzenlenecek olan anma etkinliği toplumsal barışın sağlanması ve yaşanan travmanın azaltılması için büyük önem taşımaktadır.

TBMM’nin de kardeşliğin, barışın sağlanması, acıların azaltılması için üstüne düşeni yapması gerekmektedir.
Bu nedenle 19-24 Aralık 1978 yılında yaşanan Maraş katliamını kimlerin planladığı ve hazırladığının ortaya çıkarılması, hedef olarak niye Alevi yurttaşlarımızın seçildiği, katliamda kaç Alevi yurttaşımızın zarar gördüğü ve sonrasında kaç kişinin Maraş’ı terk ettiğini araştırmak üzere bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yerinde olacaktır.”





-CESETLER, YARALILAR VE YANAN BİNALAR ORTADA; KATİLER NEREDE?
-DEMİREL YİNE SALDIRIYA GEÇTİ; DİYE YAZIYOR GAZETE..!
'Bana SAĞCILAR ADAM ÖLDÜRÜYOR DEDİTTİREMEZSİNİZ! DİYEN ADAMDIR"
SİZCEDE MANİDAR DEĞİLMİ.?
Aynı Demirel değilmiydi, Deniz Baykal için; " Türkiyenin yetiştirdiği ender siyasetçilerdendir.. Türkiyenin ona ihtiyacı var" diyen...
O katliamları yapanların mirascıları şimdi Aleviler asıl Türktür.. diye size yanaşıyorlar..! Dikkat..! Kim olduklarını gözünüzü açın ve görün...!
Bakın lütfen..! Şu vahşetin boyutuna!

GÖR -MARAŞ KATLİAMININ YIL DÖNÜMÜ



EvcioğluHaber-17.12.2010

5 Aralık 2010

Alevileri özgür bırakın

Alevileri özgür bırakın

[M12.jpg]
2009 1 Mayıs Kutlamalarından fotoğraf

EvcioğluHaber-
Alevilerin sorunları ve çözüm önerileri başlığıyla, 04 Aralık cumartesi günü düzenleneceği daha önce duyurulan senpozyum; EDP Genel Başkanı Sn; Ziya HALİS'ın açılış konuşmasıyla yapıldı..
Çok sayıda konuk, konuşmacı ve çeşitli Alevi örgütlerinden bir çok yönetici ve temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirililen sempozyum sonuç bildirisiyle sona erdi..
05.12.2010

4 Aralık’ta Mecidiyeköy Kültür Merkezi’nde düzenlenen sempozyumda ALEVİLERİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİtartışıldı.

Konuklar arasında İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, TTB Genel Başkanı Gencay Gürsoy, Emekli Büyükelçi Akın Özer, Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun, BDP MYK Üyesi Ömer Ağın, Babamansur Ocağı’ndan Ali Yıldırım, PSAKD GYK Üyesi İshak Kocabıyık, Alevi Bektaşi Federasyonu GYK Üyesi Oktay Kandemir, Prof. Dr. Murat Güvenç, HAKPAR İl Başkanı M. Ali Erdoğan, Sosyal-İş Genel Başkanı Metin Ebetürk, Hubyar Eğitim Vakfı Genel Sekreteri Halil Bakan, Koçgiri Platformu Sözcüleri Ferhat Aktaş ve Musa Kegin, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi’nden Kamil Aykanat, Eski KESK Genel Başkanı Sami Evren ve Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Gölpunar, Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, Tarihçi Yazar Faik Bulut da yer aldı.

Yoğun ve ilgili bir topluluğun takip ettiği sempozyum EDP Genel Başkanı Ziya Halis'in konuşmasıyla açıldı.

ALEVİLER BİRİKMİŞ KORKULARINDAN KURTULMALIDIR

Açılış konuşmasında sempozyum düzenleyicisi olarak konukları selamlayan EDP Genel Başkanı Ziya Halis, “Aleviler, bütün katliam ve asimilasyoncu politikalara rağmen, direnerek bugüne kadar gelmeyi başarabilmişlerdir. Bütün mesele bundan sonraki süreci doğru değerlendirip mücadelelerini doğru yönetmeleridir. Artık dünya 500 yıl önceki dünya değildir. Sorunları yüzyıllar önce yaşanan olayların korkuları ile yaşayarak bunları çözmemiz olanaklı değildir. Kanaatimce Aleviler birikmiş korkularından kurtulmalıdır. Özgüvenle ülkenin siyasal ve sosyal yaşamına müdahale etmeyi göze almalıdırlar. Dünyanın, Türkiye’nin daha doğrusu herkesin ve her şeyin değiştiğini ve değişebileceğini düşünmeli ve hesaba katmalıdırlar.” dedi.

Halis, “Diyanet kurumunu devletin asimilasyon aygıtı olarak kuranları, zorunlu din derslerini yaptıkları Anayasalara koyanları ve Alevilerin tüm bunlara haklı itirazlarına karşı sesiz kalanları Alevilerin dostu olarak düşünmek tam bir ham hayaldir.” vurgusunu yaptı.

“MAHALLE İMAMLIĞI” DİNİN TOPLUMSAL HAYATA MÜDAHALESİDİR

Diyanet İşleri Kurumu tarafından yeni uygulamaya başlanan “Mahalle İmamlığı” kararı AKP iktidarının niyetini gösterdiğini söyleyen Ziya Halis, “Mahalle İmamlığı’ uygulamasına dinin doğrudan toplumsal hayata müdahalesi olarak değerlendirmekte ve karşı çıkmaktayız.” dedi.

TİCARETİN DE POLİTİKANIN DA YAPILACAĞI YERLER VE ADRESLER BELLİDİR

“Alevi dernek, vakıf ve kuruluşlarının yöneticilerine ve kanaat önderlerine de bu vesile ile seslenmek istiyorum” diyen Ziya Halis, “Birçok değerli dernek ve vakıf yöneticilerini tenzih ederek ifade etmek istiyorum ki; Alevilere iyilik etmek istiyorsanız, onları özgür bırakınız ve onları demokratik ve gerçekten laik bir cumhuriyet için mücadele etmeleri konusunda teşvik ediniz. Birçok önemli inanç önderi ve şahsiyetleri adına kurulan ve temel hedefleri onların felsefelerinin toplumumuzca anlaşılması için faaliyet göstermek olan bu platformların, ticari ve politik çıkarlara alet edilmesine müsaade etmeyiniz. Alevi kitlesinin bu konularda ne kadar hassas ve rahatsız olduğunu unutmayız. Ticaretin de politikanın da yapılacağı yerler ve adresler bellidir. Bu konuda dikkatli olmayanların bunun bedelini ödemeye mahkum olacaklarından hiçbir şekilde kuşku duymuyorum.” dedi.

DENİZE DÜŞEN YILANA SARILMASIN

Ziya Halis, “Diğer inanç grupları ile barışık ve diyalog içinde olmadan Alevi toplumunun sorunlarına demokratik çözümler bulamazsınız. Denize düşen yılana sarılır anlayışı bizim için kurtuluş olamaz.” dedi.

DİĞER MAĞDUR VE DIŞLANAN KESİMLERLE BİRLİKTE MÜCADELE ETMEDİKÇE ÖZGÜRLEŞME MÜMKÜN OLMAZ

“Sevgili Canlar”, diyerek Aleviler’e seslenen Ziya Halis, “Sizler gerçek bir demokrasinin inşasında, demokratik ve laik bir cumhuriyetin yaratılmasında en önemli toplumsal dinamiklerden birisiniz. Kendi inancınızla bu ülkede 1. sınıf vatandaş olarak yaşamak sizin en doğal hakkınızdır. Bu hakkı elde etmeniz için bütün mağdur ve dışlanan kesimlerle birlikte mücadele etmek gerektiğini unutmayınız. Eşit yurttaşlık taleplerinizin ve özgürlük sorununuzun aslında bir sistem sorunu olduğunu; dolayısıyla sistemin diğer mağdur ve dışlanan kesimleriyle birlikte mücadele etmedikçe gerçek bir Alevi özgürleşmesinin mümkün olmadığını unutmayınız." diyerek sözlerini tamamladı.

Sempozyum, program çerçevesinde sunulan tebliğler ve konuşmalarla devam etti. Düzenlenen dört oturum akşam 19.00'da sona erdi. Dokuz saat boyunca Alevilerin Sorunları tüm yönleriyle ele alındı ve katılımcılar salondan memnuniyetle ayrıldı.

edp.org.tr

EDP; ALEVİLERİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ SEMPOZYUMU

EvcioğluHaber-05.12.2010

26 Kasım 2010

"Polis içki içenleri fişliyor"


"Polis içki içenleri fişliyor"

26.11.2010-Cuma

EvcioğluHaber- Kayseri’de, polisin içki satılan yerleri ve içki içen vatandaşları fotoğraflayarak fişlediği ve dükkan sahiplerinin de içki satmaktan vazgeçtiği bildirildi.

Gazeteport'da Yusuf SAHİCİ tarafından yapılan habere göre; Cumhurbaşkanı Gül’ün memleketi Kayseri’de, Yaklaşık 1,5 milyona yaklaşan nüfusu ile Türkiye’nin önemli illeri arasında bulunan Kayseri’de, polisin içki satılan yerlere giden vatandaşları fotoğraflayıp kameraya aldığı ve dükkan sahiplerinin de içki satmaktan vazgeçtiği bildirildi.

CHP Kayseri milletvekili Şevki Kulkuloğlu, GAZETEPORT’a yaptığı açıklamada, AKP hükümeti döneminde “Mahalle baskısı” olarak değerlendirilen alkollü içki yasağının Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de memleketi olan Kayseri’de gerçeğe dönüştüğünü söyledi ve şöyle dedi:
‘’Kayseri polisi bir süredir, içkili yerlere baskınlar düzenliyor. Orada oturan vatandaşları, üzerimizde silah var mı, esrar var mı gerekçesiyle arıyor. Rutin bir arama gibi gözükse de vatandaşların kimlikleri de toplanıyor. Masada oturanlar ve masanın üzerindeki yiyecek içecek de, polis tarafından fotoğraflanıp, ayrıca kameraya alınıyor. Bunları bana bir vatandaş anlatınca, olaya müdahil oldum. Üç değişik restorandan da benzer yönde şikayetler geldi. Kayseri’de biri 5, diğer ikisi 4 yıldızlı ve bazı restoranlar olmak üzere 11 işyerinde alkollü içki satılıyor. 11 yere de baskın düzenlenip bu uygulamalar yapıldı. ‘’

‘’MAHKEME KARARINI GÖSTEREMEDİLER’’

Kulkuloğlu
‘’ Emniyet yetkililerini aradım. Uygulamanın Kayseri 2. Sulh Mahkemesi’nden alınan izinle yapıldığını ve genel asayiş araması olduğunu söylediler. Kamera kaydını ise (Gözaltına alınan şahıslar daha sonra bize işkence yaptılar, üzerimizde esrar yoktu. Polis koydu) diyorlar. Bunun önüne geçmek için olduğunu söylediler. Mahkeme kararını istedim, gösteremediler. Kamera ve fotoğraf kayıtlarını sonradan imha ettiklerini söylüyorlar ama bana imha tutanaklarını da gösteremediler’’ dedi.

İÇKİYE AYRILAN PAYDA 9. SIRADA

Kulkuloğlu, ‘’Kentte içki içen yurttaşların görüntüleriyle adeta bir fişleme yapılıyor. Mahalle baskısına dönüşen bu uygulamalardan usanan Kayserili artık 100 kilometre uzaklıktaki Ürgüp’e gidiyor’’ dedi. CHP milletvekili Kulkuloğlu konuyu TBMM gündemine de taşıyacağını söyledi.

Kayseri’de içki satılan yer çok az olmasına rağmen Türkiye İstatistik Kurumunun araştırmasına göre Kayseri gelire göre içkiye ayrılan payda, 9. sırada bulunuyor.
TUİK bir süre önce, aylık gelir içinde alkole ayrılan payı illere göre araştırdı ve Kayseri’de aylık gelirin yüzde 5.2’sinin içkiye ayrıldığını belirledi.
Kayseri ili, Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan, Balıkesir, Çanakkale, Şanlıurfa ve Diyarbakır’ın ardından geliyor.
(GAZETEPORT)

6 Ekim 2010

Zonguldak'da Termik Santral Kavgası


Zonguldak'da Termik Santral Kavgası


EvcioğluHaber- Zonguldak'a bağlı Ereğli ilçesinin Kandilli belde'sinde, Termik Santral kurulmasına yönelik yöre halkının bilgilendirmesi toplantısı, vatandaşların ve CHP'li belediye başkanının AKP'li Milletvekiline karşı tepki damgasını vurdu...
Açtıkları
Pankartlarla ve alkışlarla protesto gösterisi yapan vatandaşlar, doğayı tahrip eden ve insanların yaşam alanlarını yok eden Termik Santral kurulmasını istemediklerini söylediler....

EvcioğluHaber-06.10.2010-



Toplantıda konuşan Şehir Plancısı Kamuran Ayyıldız, HEMA yetkilisinin anlattıklarının eksik ve yanlış olduğunu, halkı doğru bilgilendirmediğini belirtti...

Kandilli ve Ereğli belediye başkanları da, yaptığı konuşmülürda; Termik Santral kurulmasına karşı olduklarını belirterek, Termik Santralin yapılması durumunda bölgelerinde çevre katliamı yaşanacağını ve yaşam alanlarının ortadan kalkacağını belirterek. AKP
Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan tepki göstererek tartıştılar...

İlçe ve beldelerinin bu termik santral yapılması planıyla cezalandırıldığını savunan belediye başkanları ve vatandaşlar protestolarını sürdürerek, santralin yapılmasını istemediklerini bir kez daha haykırdılar..

Karadeniz bölgesi Ereğli Muhtarlar Derneği Başkanı Şakir Başol'da konuşmasında; Muhtarlar ve vatandaşlar olarak bölgelerinde yapılması planlanan Termik Santrale kesinlikle karşı olduklarını ve yapılmasına izin vermeyeceklerini ifade etti..
Olaylı geçen toplantı sonucunda, dışarıda ne olup bittiğini anlamayan ve Termik Santralin yapımına karşı çıkan Çevreci Örgütler ise toplantının dağılmasıhdan sonra şaşkınlıklarını gizleyemediler...

Termik Santral bilgilendirme toplantısı amacına ulaşmadan dağıldı..
Bu santrallerin felaket sonuçlarını en iyi bilen ve bedelini gencecik bedenleri kanser illetine kurban veren Karadenizlilerden başkası bilemez.. Gerektiği gibi karşı çıktılar..
Çernobil santralinin çevreye verdiği radyasyon sonucunda Kazım KOYUNCU Kanserden hayatını kayıp etmişti..

13 Eylül 2010

Darbecilere Suç Duyuruları Devam Ediyor

Darbecilere Suç Duyuruları Devam Ediyor

Sandıktan 'Evet' Çıkmasının Ardından Darbecilerin Yargılanması İçin Suç Duyurularına Devam Ediyor.



13.09.2010- pazartesi

Anayasa değişiklik paketi için yapılan referandumda sandıktan 'evet' çıkmasının ardından
darbecilerin yargılanmasıyla birlikte aralarında milletvekili, yazar, gazeteci ve sanatçıların da bulunduğu bir grup, 12 Eylül darbesini yapanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Son Olarak BDP'li vekil Hasip Kaplan da suç başvurusunda bulunanlar arasında.

Genç Siivillerden Basın Açıklaması

Genç Siviller, 12 Eylül darbesini yapanlar hakkında Bursa Adliyesi'nde suç duyurusunda bulundu.

Sabah saatlerinde Bursa Adliye Sarayı önünde toplanan Genç Siviller adına açıklama yapan Emin İleri, 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve kuvvet komutanları hakkında 'Darbe yapmak, anayasayı değiştirmek, hükumeti yıkmak, sistemli bir şekilde planlayarak ve tasarlayarak adam öldürmek, kasten yaralama, işkence yapmak, eziyet etmek, hürriyetten yoksun bırakmak, cinsel saldırıda bulunmak' iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Hazırladıkları şikayet dilekçesinde Evren ile dönemin kuvvet komutanları Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer, Sedat Celasun, Bedrettin Demirel, Ali Haydar Saltık, Eski Başbakan Bülend Ulusu'nun yanı sıra dönemin vali, bürokrat, kaymakam ve emniyet müdürlerinin yargı karşısına çıkması gerektiğini isteyen Genç Siviller, Anayasa'nın geçici 15. maddesinin kaldırıldığına işaret etti. Darbeyi gerçekleştiren dönemin komutanlarının hapis cezasıyla cezalandırılmasını isteyen Emin İleri, şüpheliler hakkında soruşturma açılması gerektiğine vurgu yaptı. Açıklamanın ardından Emin İleri ve arkadaşları hazırladıkları dilekçeleri Cumhuriyet Başsavcılığına verdi.

MAZLUMDER-DER, İHD ve Emek Plaformu, darbecilerinin yargılanması için suç duyurusunda bulundular.

MAZLUMDER-DER, İHD ve Emek Plaformu, darbecilerinin yargılanmasını engelleyen geçici 15. maddenin iptal edildiği Anayasa paketinin referandumla kabul edilmesininin ardından, 12 Eylül askeri darbesini gerçekleştiren dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve dönemin kuvvet komutanları ile dönemin Danışma Meclisi'nin yanı sıra dönemin Başbakanı Bülent Uluslu'nun yargılanması için Ankara'da savcılığa başvurdu.

Yetmez Ama Evet Grubundan Basın Açıklaması

'Yetmez ama evet platformu' adlı grubun yaptığı açıklamada, "12 Eylül 2010 günü millet devlete el koymak zorunda kaldı." denildi.

Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne gelen yaklaşık 50 kişi, adliye önünde basın açıklaması yaptı. Grup, 'Yetmez! yeni Anayasa istiyoruz' ve 'Darbeci Evren 12 Eylül'ün hesabını vereceksin' yazılı pankart açtı. Grup adına basın açıklamasını okuyan Yıldız Önen, "12 Eylül 2010 günü millet devlete el koymak zorunda kaldı. 50 yıllık darbeler tarihinin sonuna gelindi. 30 sene sonra, 12 Eylül'le hesaplaşmak için büyük fırsatımız doğdu." dedi.

Milletvekili Ufuk Uras da referandumda 'evet' çıkmasıyla ilgili şunları söyledi, "Bu bizim açımızdan çifte bayram. Bir yandan sandıktan demokrasi çıktı. Diğer yandan da Kürt demokrasi hareketi 'Biz buradayız.' dedi. 'Yeni bir anayasa yapacaksan beraber yapalım.' dediler. Batı ile doğu arasında köprü kuracağız. Biz 30 yıldır bunu bekliyorduk. Kenan Evren ve arkadaşlarının yargılanması için bir zemin oluştu. Çocuklarımıza vereceğimiz en büyük hediye de budur. Kenan Evren'in gönüllü avukatları yanılıyor.''

Şikayetçi olan 80 kişi arasında milletvekili Ufuk Uras, yazarlar Nihal Bengisu Karaca, Ferhat Kentel, Yasemin Çongar, Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can, Sacit Kayasu, eski İstanbul Baro Başkanı Yücel Sayman ve sanatçı Zeynep Tanbay da bulunuyor.

Şüpheliler ise Kenan Evren ile birlikte dönemin kuvvet komutanları Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer, Sedat Celasun, eski komutanlardan Bedrettin Demirel, Ali Haydar Saltık, eski Başbakan Bülend Ulusu ile diğer bakan, bürokrat, vali, kaymakam, emniyet müdürü, asker, amir ve memurlar olarak gösterildi.

Darbe sonrasında yaşanan gelişmelerin hatırlatıldığı dilekçede, asılanlar, öldürülenler, gözaltına alınan, fişlenenler olduğu kaydedildi.

Dilekçede, "İzah edildiği üzere şüphelilerin hapis cezasıyla tecziyeleri için haklarında kovuşturma yapılarak kamu davası açılmasını arz ve talep ederiz." denildi.

EDP'den Evren'e Suç Duyurusu

Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) İzmir İl Yönetimi, ''12 Eylül darbesini yapanlar'' hakkında suç duyurusunda bulundu. EDP İzmir İl Başkanı Arif Ali Cangı, İzmir Adliyesi önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, dünkü halk oylamasıyla kabul edilen anayasa değişikliğinin, Anayasanın geçici 15.maddesini yürürlükten kaldırdığını ifade etti.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nden Suç Duyurusu

Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ne üye bir grup da 12 Eylül 1980 darbesini yapan generallerin yargılanması için Kadıköy Adliyesi'ne dilekçe verdi.
Saat 11.00 sıralarında Bahariye'deki Kadıköy Adliyesi'ne gelen grup sloganlar eşliğinde açıklama yaptı. "Darbe suçluları yargılansın; Kenan Evren Cezalandırılsın" pankartı taşıyan grup sık sık slogan attı.

BDP'den Suç Duyurusu

BARIŞ ve Demokrasi Partisi (BDP) Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Referandum'dan, "Evet" çıkmasından sonra İdil Cumhuriyet Savcılığına giderek 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren ve arkadaşları hakkında suç duyurusunda bulundu. Adliye çıkışında konuşan Kaplan, 12 Eylül'ün bir mağduru olarak dilekçesini Cumhuriyet Başsavcılığna verdiğini ifade ederek, "Başta Kenan Evren olmak üzere dönemin generalleri hakkında suç duyurusunda bulundum"dedi.

Terzi Fikri'nin Ailesi Evren'den Davacı Oluyor

Türkiye solunun simge isimlerinden, Terzi Fikri adıyla bilinen Ordu Fatsa'nın eski belediye başkanı Fikri Sönmez'in ilçesinde, doğup büyüdüğü köy Kabakdağı'nda ve kendi elleri ile açtıktan sonra Kenan Evren'in kendi adını verdiği caddesinin bağlı olduğu mahallede 'evet' oyu çıktı.

Naci Sönmez, sandıklardan evet oyu çıkması üzerine yaptığı açıklamada, Kenan Evren'in yargılanması için cumhuriyet savcılığına başvuruda bulunacaklarını ve dava açacaklarını söyledi

BDP'li Bengi de Suç Duyurusunda Bulundu

Anayasa Değişikliği Referandumuyla, Anayasa'nın Geçici 15'nci Maddesi Kaldırılırken, Bdp Grup Başkanvekili ve Batman Milletvekili Bengi Yıldız, Kenan Evren ve Darbecilerin Yargılanması İçin Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na Suç Duyurusunda Bulundu.

78'liler Girişiminden Suç Duyurusu

Anayasa Değişiklik Paketi Referandum Oylamasında 'Evet' Sonucunun Çıkması, Sivil Toplum Kuruluşlarının Harekete Geçirdi. Kendilerini 78'liler Girişimi Olarak Tanımlayan Bir Grup Sultanahmet Adliyesi'ne Gelerek 1980 Darbesini Yapan Üst Düzey Askeri Yetkili ve Diğer İlgililer Hakkında Suç Duyurusunda Bulundu.

http://www.haberler.com/darbecilere-suc-duyurulari-

30 Ağustos 2010

Aziz Çelik'ten Ufuk Uras'a açık mektup

Aziz Çelik'ten Ufuk Uras'a açık mektup


Birgün yazarı Aziz Çelik, uzun yıllar aynı partide mücadele ettiği ve şimdi BDP milletvekili olan Ufuk Uras'a açık mektup yazdı. Çelik mektubunda "Son zamanlarda giderek dozunu arttırdığın siyaset tarzına itirazım var" ifadelerine yer verdi.

Birgün yazarı Aziz Çelik, BDP milletvekili Ufuk Uras'a açık mektup kaleme aldı. Çelik, Uras'ın son dönemde herkesi Ergenekoncu olarak yaftalamasını ve hakarete varan bir üslupla siyaset yapmasını eleştirdi.

Aziz Çelik'in açık mektubu şöyle;

"Sevgili Ufuk,

Sana bu mektubu yaklaşık 15 yıllık yol arkadaşlığımıza dayanarak yazıyorum. Bu 15 yılda yaşadığımız deneyimin öğrettiği en önemli şeyin çoğulculuk, farklı düşüneni yaftalamama ve ötekileştirmeme olduğunu düşünüyorum. Bu deneyim siyasal açıdan başarıya ulaşamasa da, demokratik - özgürlükçü siyaset tarzına ilişkin önemli kazanımlar sağladığını sanıyorum. Ciddi fikir ayrılıklarımız olduğunu biliyorum. Bunda elbette bir beis yok. Ama son zamanlarda giderek dozunu artırdığın siyaset tarzına itirazım var.

12 Ağustos 2010 tarihli Star gazetesinde bir demecin yayınlandı. “Hayır çıkarsa Ergenekon cephesinin zaferi kesinleşir” diyorsun. “Hayır demek solu sol yapan bütün değerleri inkar etmek anlamına gelir. Bu yaştan sonra Ergenekoncu cepheye su taşımanın anlamı yok” diyorsun.

‘Hayır’ diyenleri Ergenekon cephesine yazıyorsun ve Ergenekon’un değirmenine su taşımakla suçluyorsun. Star gazetesi de “Hayır demek solu inkar etmek” sözünü haberde başlık yapıyor. O Star gazetesi ki, tıpkı 12 Eylül TRT’si gibi bir kaç hafta önce ‘hayır’ diyen sol ve demokratik örgütleri “terörist” ilan etti, ihbar etti ve hedef gösterdi. Şimdi ise sola hiza verme derdinde. O Star gazetesi ki, memlekette ‘evet’ diyenler dışında hiç bir görüşe yer vermeyen Başbakanlık basın bülteni gibi...

Bir arkadaş önerisi; hükümet medyası ile bu kadar içli dışlı olmamalısın. Neyse konumuza dönelim... Hükümet medyasında söz söyleme imkanı olmadığı için sana bu açık mektubu yazıyorum.

Daha üç-beş ay öncesine kadar seninle yol arkadaşlığı yapanları da Ergenekon değirmenine su taşımakla, memleketin yarısını Ergenekon cephesini desteklemekle suçluyorsun. Bu siyaset tarzı anlaşılır değil. Bu toptancı, müstehzi, otoriter ve yaftacı tarzı bırakmalısın sevgili Ufuk. Bu egemen-vesayetçi siyasetin tarzıdır.

Sevgili Ufuk,

Bu mektubu yazmamın diğer sebebine geleyim. Açıklamalarından ‘evet’ için herşeyi yapmak lazım, yoksa Ergenekon zafer kazanır gibi bir tuhaf ‘kaygı’ içinde olduğun anlaşılıyor. Bu ruh halini anlamıyorum. Bunun yanında anlayamadığım bir konu daha var:

Meclis’te Anayasa oylamaları sırasında CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ile 5 Mayıs 2010’da CNNTürk’te 5N1K programında yaptığın tartışmada aynen şunları söylemiştin:
“Bir algılama problemi mi var. (vurgular benim) Hakimler ve savcılarla ilgili maddeye ‘hayır’ diyeceğim. Bütününe ‘hayır’ diyeceğimi söylüyorum. Bir algılama problemi varsa kahvaltıda biraz daha protein reçel falan almak lazım. Deminden beri bütününe ‘hayır’ diyeceğimi söylüyorum...” Konuşmanın görüntüleri DailyMotion’da aşağıdaki linkte yer alıyor: http://dai.ly/bwvEkd

6 Mayıs 2010 tarihli Milliyet’te de bu konuşma aşağı yukarı aynı şekilde yer aldı:
“Uras: Algılama problemi varsa kahvaltıda biraz daha reçel protein almak lazım. Paketin bütününe hayır diyeceğimi açıkladım. Hâlâ bu yorumlar yapılıyor. Bir ilkokul çocuğu bile anlar. Yani bunu anlamak için CHP’li olmamak mı gerekiyor. Çok hızlı konuştum galiba tane tane konuşacağım. Bu pakete hayır diyeceğim. Bütününe hayır diyeceğim.” (vurgular benim) http://www.milliyet.com.tr/-akp-kuyrukcusu-elestirisi-kizdirdi/siyaset/h...

Burada da bütününe ‘hayır’ diyeceğini söylüyorsun. Sahi, benim de bir algılama problemim mi var?

Sevgili Ufuk,

‘Evet’ de ‘hayır’ da birer siyasal tutum. Sen ‘evet’ dersin, ben ‘hayır’ derim, bu tartışılabilir, anlaşılabilir bir durum. Ama üç ay önce bir muhalefet milletvekiline “zeka engelli” iması yapıp, paketin bütününe ‘hayır’ diyeceğini altını çize çize söyleyip, sonra tam tersini söylemek ve ‘hayır’ diyenleri Ergenekoncu ilan etmek siyaset tarzı ve siyasal tutarlılık açısından ne anlama geliyor? Bu tutum seninle beraber uzun yıllar yürümüş arkadaşlarının zekasını da müktesebatını da küçümsemek anlamına gelmiyor mu?

Sevgili Ufuk,

Star’daki demecinde de pek sevdiğin ve zaman zaman abarttığın metafor kullanımından yine geri durmamışsın. “Lisede mantık dersini kaldırdılar onun faturasını ödüyoruz” demişsin. Ben lisede mantık dersi alan şanslı kuşaktanım. Öğrendiğim en önemli hususlardan biri “bütün genellemeler tehlikelidir, bu genelleme dahil” idi.

İyi dileklerimle..."

(soL - Haber Merkezi)

23 Haziran 2010

İlhan Selçuk Törenlerle Uğurlandı

İlhan Selçuk Törenlerle Uğurlandı

Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı ve İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk için düzenlenen törende, Mustafa Balbay'ın veda mesajı okundu.
Törenin ardından gazetenin Şişli'deki merkez binasına getirilen Selçuk'un cenazesi, yarın Hacıbektaş'ta toprağa verilecek.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
23 Haziran 2010, Çarşamba

Yaşamını yitiren Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı ve İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk için bugün Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda bir tören düzenlendi. Törene, çok sayıda siyasi, gazeteci ve sanatçı da katıldı.

Törende, Rutkay Aziz, Selçuk'un "Japon Gülü" kitabından bir parça okudu. Ardından sahneye çıkan Erdal Erzincan bir türkü seslendirdi.

Selçuk anısına bir konuşma yapan Emre Kongar, "O aydınlanmanın ordusuydu, Onun çok şapkası var, filozof ve köşe yazarı şapkası var. Tam bir hümanistti" derken Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Sekreteri Önder Sav da "Aydınlarımızın baskı görmediği çağdaş bir demokraside buluştuğumuz zaman Selçuk'un ruhu şad olacaktır" şeklinde konuştu.

Ergenekon Davası'nın tutuklu sanığı ve gazetesi eski Ankara temsilcisi Mustafa Balbay'ın Selçuk için hazırladığı ve barkovizyondan yansıtılan veda mesajı salonda dakikalarca alkışlandı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Süleyman Çelebi, Selçuk'u "Bütün yaşantısını mücadelesini Cumhuriyet devrimlerine ve Atatürk devrimlerine adamış bir önder" olarak niteledi.

Gazete yazarı Hikmet Çetinkaya, "İlhan Selçuk'a merhaba..." diyerek başladığı konuşmasını "Senin çizdiğin yolda Cumhuriyetçi tüm arkadaşlar devam edeceğiz. Güle güle..." sözleriyle bitirdi. Piyanist besteci Fazıl Say da Selçuk için "Kara Toprak" adlı eseri çaldı. Gazetenin diğer bir yazarı Ali Sirmen ve Erdal Atabek'in ardından söz alan Şükran Soner, "İlhan abi bugünkü gibi sahnede; bu nasıl bir güçtür ki asker, sivil herkes ondan korktu" dedi.

Törenin ardından Selçuk'un cenazesi, gazetenin Şişli'deki merkez binasına getirildi. Gazete önünde binlerce kişi, "Türkiye laiktir laik kalacak" "Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek" "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" "İlhan Selçuk ölümsüzdür" "Yurtsevenler çıkacak hesap soracak" "Hükümet istifa" "Türkiye seninle gurur duyuyor" "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganları attı.

Selçuk'un cenazesi yarın Hacıbektaş'ta, ağabeyi Turhan Selçuk'un yanına defnedilecek.

Yoğun katılım nedeniyle salona giremeyen insanlar, töreni fuayede kurulan ekranlardan izlediler. İşçi Partililer fuayede "İlhan Selçuk'un katili Gladyo" yazan bir pankart açtı.

Törene katılanlar

Törende Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, Anayasa Hukuku Profesörü. Prof. Dr. Süheyl Batum, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, DSP Başkanı Masum Türker, eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, eski Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Başkanı Onur Belge, EMEP Genel Başkanı Kamil Tekin Sürek, işadamı Rahmi Koç, sanatçılar Tarık Akan, Kadir İnanır, Genco Erkal, Işık Yenersu, Güvenç Dağdeviren, Şerif Sezer, Macide Tanır, Mehmet Güleryüz, Fazıl Say, Hikmet Altınkaynak, Cumhuriyet gazetesi yazarları Hikmet Çetinkaya, Hikmet Bila, Mümtaz Soysal, Emre Kongar, Güray Öz, Zeynep Oral, Erol Manisalı, Erdal Atabek, Ümit Zileli ile Orhan Birgit, Oral Çalışlar, Sedat Ergin, Uğur Dündar da vardı.(BT/EÖ)


http://bianet.org/

2 Haziran 2010

Eski Bakan Gözaltında





Eski Bakan Gözaltında
***************************

Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara ve İstanbul'da 15 adrese operasyon düzenlendi

************************************************


Operasyon kapsamında Ankara'da 5 kişi için gözaltı kararı çıktı. Adalet eski Bakanı Seyfi Oktay'ın yanı sıra, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Avukat Mehmet Cengiz, emekli albay Cafer Balçık ve Avukat Tülay Beker ile avukat Ali Hadi Emre için gözaltı kararı çıktı.

'Ergenekon' soruşturması kapsamında eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay'ın evinde de arama yapıldı.


OKTAY, POLİS OTOSUNA BİNDİRİLDİĞİNDE DIŞARDA BEKLEYEN YAKINLARI POLİSE TEPKİ GÖSTERDİ. OKTAY'IN BİNDİRİLDİĞİ ARACIN ÖNÜNÜ KESEN GRUP, TEKME VE YUMRUKLARLA ARACIN CAMINI PARÇALADI



KAMER GENÇ: DEFOLUP GİTSİNLER

ADALET eski Bakanı Seyfi Oktay'ın evinde `Ergenekon operasyonu' kapsamında yapılan arama sürüyor.
Evde polisin araması sürerken, dışarıda toplanan grup alkışlarla bu durumu protesto etti. Bilgi almak için Oktay'ın evine gelen Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç ise, opearsyonun gündemi değiştirmek için yapıldığını öne sürerek, "Başbakan iç savaş için elinden geleni yapıyor. Haksız yere insanları içeri alıyor. Artık çizmeyi aştılar. Derhal defolup gitmeliler" diye konuştu.

Adalet eski Bakanı Seyfi Oktay'ın Ankara'nın Keçiören ilçesi, İncirli semtinde bulunan evinde yapılan arama devam ediyor. Polis, Ergenekon Operasyonu kapsamında Oktay'ın evinde arama yaparken, dışarıda toplanan çok sayıda vatandaş ise alkışlarla bu durumu protesto etti. Oktay'ın evinin bulunduğu binanın girişine ve camlarına vatandaşların Türk bayrağı asması dikkat çekti. Bu arada Tunceli Bağımsız milletvekili Kamer Genç ise bilgi almak için Oktay'ın evine geldi.

Genç, girişte yaptığı açıklamada, bu operasyonun gündemi değiştirmeye yönelik yapıldığını savunurken, "Başbakan iç savaş için elinden geleni yapıyor. Haksız yere insanları içeri alıyor. Korku alemi yaratmaya çalışıyorlar. Artık çizmeyi aştılar. Derhal defolup gitmeliler" diye konuştu.



EŞ ZAMANLI OPERASYON


Ergenekon soruşturması kapsamında sabah erken saatlerde Ankara ve İstanbul'da tespit edilen 15 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda Ankara'da 2, İstanbul'da 3 Antalya'da 1 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların arasında eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay ve 4 avukatın bulunduğu öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan bu kişilerin sorgulanmak için Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne getirilmeleri bekleniyor.

Gözaltına alınanların isimleri şöyle: İstanbul'da Avukat Kutbettin K., Avukat Hülya K., ve Avukat Ali Hadi E., Ankara'da eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay, avukat Tülay B., Antalya'da İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet


http://fotograf.gazetevatan.com/

22 Mayıs 2010

'Öykü'nün balonu hukukla bağdaşmaz'


'Öykü'nün balonu hukukla bağdaşmaz'

http://www.mersincicekcim.com/images/Renkli_Balonlar_9.99.jpg

22/05/2010 10:11

5 yaşındaki kızın mahkûmlara gönderdiği balonlar Adalet Bakanlığı'nı karıştırdı. Balonlara izin veren cezaevi yetkilileri uyarılırken Adalet Bakanı 'Hukuk devletiyle bağdaşmaz' dedi


RİFAT BAŞARAN


ANKARA - Öykü isimli küçük kız, anne ve babasının başlattığı cezaevindeki siyasi mahkûmlarla mektuplaşma kampanyasına katılarak, sevdiği balonları onlara hediye olarak gönderince, Adalet Bakanlığı’nı karıştırdı.
İki yıl önce Adil ve Tülin O. adlı kişilerin siyasi tutuklu ve hükümlülerle başlattığı mektuplaşma kampanyasına 5 yaşındaki küçük kızları Öykü de katıldı. Balonları çok seven minik Öykü mektuplarının arasında hediye olarak balon koydu. Bazı cezaevi yönetimleri balonları tutuklu ve hükümlülere verirken, bazıları ‘tehlikeli ve sakıncalı’, bazıları da ‘mevzuata aykırı’ olduğu gerekçesiyle teslim etmedi.

Balon mevzuata aykırı

BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi vererek, cezaevine balon alınmasının ne gibi sakıncasının olduğunu Meclis gündemine taşıdı. Bakan Sadullah Ergin, hükümlü ve tutukluların yılbaşı, sadece doğum günü ve dini bayramlarda dışarıdan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan hediyeyi kabul etme hakkına sahip olduğunu, hediye olarak da ancak ‘kitap ve giyim eşyasının’ kabul edebileceğini belirtti.
Balonların cezaevine alınması halinde arkasından bir sürü eşyanın girmesinin önüne geçemeyeceklerini belirten Ergin, şu açıklamayı yaptı:
“Cezaevleri, haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü ve tutuklama kararı bulunan kişilerin barındırıldığı kurumlar olup, etkin ve verimli idare edilebilmeleri güvenlik ve disipline bağlıdır. Bu unsurlar ceza infaz kurumları kadar, hükümlü ve tutuklular için de vazgeçilmez öneme sahiptir. Aktif güvenlik bağlamında güvenlik ve disiplin ise önceden yetkili irade tarafından konulmuş kural ve kaidelerle sağlanır. Bu usul ve kurallara uymak hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Söz konusu balonların hükümlülere verilmemesi, balonların sakıncalı veya tehlikeli olduğundan değil, kurum işleyişini düzenleyen kurallara uymak gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. Aksi bir düşünce, kullanılması ve bulundurulması yasak olmayan balon gibi daha bir çok eşya ve maddenin ceza infaz kurumlarına serbestçe ve sınırsızca sokulmasına olanarak tanır ki, bu durum yukarıda anılan tüm hukuksal düzenlemeleri anlamsız kılar ve hukuk devleti ilkesiyle asla bağdaşmaz.”

Cezaevlerine balon uyarısı

Ergin, bazı cezaevi yönetimlerinin gönderilen balonları tutuklu ve hükümlülere teslim ettikleri için uyarıldığını mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle cezaevlerine balonun girmeyeceğini kaydetti. Cezaevi yönetimlerinden mevzuata aykırı davranış beklenilmemesi gerektiğini kaydeden Ergin, bugüne kadar keyfi uygulamanın sözkonusu olmadığını savundu.

Balonlar tahliye bekliyor

Ergin, bugüne kadar cezaevlerine gönderilen balonların akıbeti konusunda ise, “Mektuplarla gönderilen balonlar hükümlülerden tutanak karşılığında, hükümlünün ceza infaz kurumundan tahliyesi sırasında ya da istedikleri taktirde ziyaretçilerine verilmek üzere kurum emanet eşya deposuna alınmıştır” açıklamasını yaptı.

http://www.radikal.com.tr

17 Mayıs 2010

Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığa adaylığını açıkladı

Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığa adaylığını açıkladı
http://www.siyasalbirikim-ist.com/resim/k%C4%B1l%C4%B1%C3%A7taro%C4%9Flu.jpg
17.05.2010

T24- CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, 23 Mayıs’ta yapılacak Kurultay’da Genel Başkanlığa aday olacağını açıklayarak görevinden istifa etti. Kılıçdaroğlu'nun genel merkezde yaptığı basın toplantısına Ankara İl Başkanı Ali Yıldızlı ile birlikte gelmesi, Önder Sav'ın desteği olarak yorumlandı. CHP milletvekili Yaşar Ağyüz de yaklaşık 50 kadar milletvekilinin Kılıçdaroğlu'nu desteklediğini belirtti. Antalya İl Başkanı Özer Ülken ise, Kılıçdaroğlu'nun kararına saygı duyduklarını kaydederek, "Ancak Biz Deniz Baykal'ın yeniden aday olmasını istiyoruz" açıklamasını yaptı.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekilliğinden istifa ederek, 22-23 Mayıs 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek olağan genel kurultayda, CHP Genel Başkanlığına aday olacağını bildirdi.

Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, kurultay sürecinde 90 yıllık köklü bir geçmişi olan CHP'nin adaysız, eli kolu bağlı olmasının düşünülemeyeceğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, ''Seçmeni ve örgütüyle partimizin genel kamuoyunun gösterdiği büyük ilgi ve destekten güç alarak, 22 Mayıs 2010 tarihinde gerçekleşecek olan 33. Olağan Kurultay'da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığına aday olacağımı kamuoyuna duyurmayı önemli bir görev sayıyorum. Onurla ve gururla sürdürmekte olduğum CHP Grup Başkanvekilliği görevinden de istifa ediyorum.''

Kılıçdaroğlu yaptığı kısa açıklamada şunları söyledi.

"Deniz Baykal’ın 10 Mayıs 2010’da istifa etmesinden bu yana genel başkanlık boş. Ülke gündemi yoğun. 90 yıllık köklü bir geçmişi olan partimizin adaysız olması düşünülemez.Tüm CHP’lilerin büyük bir sorumluluk içinde davranmaları zorunluluktur. Partimize yönelik komploları yıkmalıyız. Seçmeni ve örgütüyle partimizin gösterdiği büyük destekten güç alarak 22 Mayıs’taki kurultayda CHP genel başkanlığına aday olacağımı kamuoyuna duyurmayı önemli bir görev sayıyorum. Arkadaşlarımın bu kararını parti bilinci içinde değerlendireceğini düşünüyorum. CHP Grup Başkanvekilliği görevimden de istifa ediyorum. CHP Genel Başkanlığı'na aday olduğumu açıklıyorum"

2 KEZ ADAY OLMAYACAĞINI SÖYLEMİŞTİ

CHP'nin bu hafta sonu yapılacak kurultayında Deniz Baykal'dan boşalan genel başkanlık için aday olacağı iddia edilen Kılıçdaroğlu, daha önce iki kez aday olmayacağını söylemişti.

CHP'li muhalifler Baykal'a 'geri dönme' diyecek

Aralarında Ali Topuz ve Yaşar Ağyüz’ün de bulunduğu muhaliflerin bir bildiri yayımlayarak, Deniz Baykal’a “aday olma” çağrısı yapması bekleniyor.

ADAYLIK AÇIKLAMASI SONRASI İLK TEPKİLER

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce: Gelinen noktada Kılıçdaroğlu 'Ben adayım' diyorsa burda CHP'nin tüm delegelerinin bunun arkasında durması gerekiyor. Dururlar mı onu bilemem ama ben durmalıdırlar diyorum.
Sayın Baykal şu ana kadar 'Ben adayım' demedi. Deniz Bey bunu deseydi ben yanında olacaktım. Kamuoyundan destek alan bir arkadaşımız adaylığını açıkladı. Yapmamız gereken bunun arkasında durup partimizi iktidar yapmaktır. Genel Sekreterimiz Önder Sav deneyimli bir siyasetçidir. Bunu kabul edeceğini sanıyorum.

CHP Sözcüsü Mustafa Özyürek: Kılıçdaroğlu bizimle görüşmedi ama adaylığı sürpriz de olmadı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen: Kararı kurultay verecek.

Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin: Hayırlı olsun, başarılar diliyorum

CHP Milletvekili Atilla Kart: Karar Türkiye ve CHP için çok yararlı olacak

CHP Antalya İl Başkanı Özer Ülken: Deniz Baykal'ın tekrar aday olmasını istiyoruz.

CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç: Kemal'in kararlılığını kutlamak istiyorum. Siyasetin zorla götürülmesi mümkün değil. Halktan kopuk ve halka rağmen siyaset yaparsanız sonuç alamıyorsunuz. Deniz Baykal'a her zaman ihtiyacımız var. O da bunu esirgemeyecektir. O, CHP'nin uzun yıllar mücadelesini verdi. Umarım Kemal başarılı olacaktır. Sayın Genel Başkanımız da hiçbir zaman unutulmayacaktır. Tabandan gelen ses 'değişim' diyor.

http://www.t24.com.tr/