Hitler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hitler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2010

İSRAİL UÇAKLARI CAN ALIYORDU BU GÜN YİNE


İSRAİL UÇAKLARI
CAN ALIYORDU BU GÜN YİNE

EvcioğluHaber- Öyle bir dünya üzerinde yaşıyoruz ki; kendilerince inandıkları dinlerinin emirlerine uygun, güçlünün haklı olduğu mantığıyla emekçi halklar üzerinde her türlü işkencenin ve yeni teknoloji bombaların denendiği ve aynı zamanda sömürünün ve vahşetin her çeşidinin uyguladığı; çocuk bedenlerin parçalandığını seyrederek yaşandığı bir yerdir..

Çocukların ölü bedenlerini kucaklayan babaların acısını kim dindirebilirki..?

Burası Gazze buradan çıkış yok...!



"Adalet varmı? bilinmez ama; Adaletli dünyayı; İnsanların bencilliklerini, acımasızlıklarını ortadan kaldırmadan sağlamanın olanağı yoktur..!"

Bu gün akşam eve geldiğimde; Hayat TV.de yayınlanan, Filistin'de yaşanan ve İsrail uçaklarının her dakika bombalandığı günün özeti niteliğinde bir proğram seyir ettim....
Televizyon çekim yapıyordu; ama İsrail uçakları Gazze'yi bombalamaya devam ediyordu.. Gazze'de; İsrail savaş uçaklarından atılan bombaların ve roketlerin sesleriyle birlikte başlayan bir gün yaşanıyordu...

Mikrofona konuşan gençler ve çocuklar sakin görünüyordu.. Sanki; Olağan bir gün yaşanıyor gibiydi.. O gençler ve çocuklar korkuyu atmışlardı yüreklerinden... Biraz da çaresizlikten olsa gerek.. Heran bir İsrail saldırısı, atılan bir bombayla ölür gelir Hatta; acıma duygusunu bile yitirmişlerdi... Verdikleri cevap ise; "İsrail uçakları yine bir yeri bombaladı.. Ama, yakından geliyor... Buraya da gelebilirler... buradan görünmeyen biryere uzaklaşmamız lazım" diyorlardı..
Ama; o kadar kanıksamışlardıki; bomba seslerine ve peşinden duyulan siren seslerine aldırış etmiyordı.. Ambulanslar geçiyordu, ardı ardına..

Televizyon ekibi bir hastane bahçesi gibi bir yere gitmiş ve orada getirilen yaralıları çekiyorlardı..
Getirilen iki çocuk vardı.. Bunların birisi 4 yaşında, bir diğeri ise 6 yaşında olduğunu daha sonra doktorların onca çabasına rağmen kurtarılamayarak öldüklerini gösteriyordu.. Kurtarılamayarak ölen çocukların; Beyaz kefine sarıldıklarını ve morga konulurken, muhtemelen babası olduğu, çocukların soğumuş cesetlerini öperken teretdüt göstermeden ve dahası, morgun kapısı önünde diz çökmüş halde ağlarken hali acının tarifi nasıl yapılabilinirdiki.? O babanın göz yaşları içine akıtırken çaresizliğinden, bu vahşeti ve katliamı yapanlar dünyanın gözü önünde çocukları öldürmeye devam ediyordu..
İsrail uçakları bomba yağdırmaya devam ediyordu..
Ambulanslar, acı siren sesleriyle yaralıları taşımaya ve hayata tutundurmaya ve muhtemelen ölmeden yetişemeyip hastaneye getirdiği insanları morga koymaya devam ediyorlardı..!

Vucudunun biryeri kopmuş, hatta parçalanmış bedenleri ve yaralı çocukların çığlıkları yürekleri parçalar durumdaydı..
Medeni ve müreffeh dünyanın gözü önünde; Dünyaya İnsan Hakları ve demokrasi getirmek iddiası nda olanların müsadesiyle çocuklar "İsrailin Beyaz Fosfor Bombaları" ile parçalanıyor ve yanıyordu her yer...
Yine Filistin'in, Gazze bölgesinde bir olağan gün yaşanıyordu...! Kan, göz yaşı ve ölümler yaşanıyordu.. Çıldırmışlık haliydi heryer..
Allahın bile görmediği bir yerdi orası.. 50 yıldan fazladır yaşanan bu katliamı gök yüzünden hiç kimse görmüyordu...
Ey gök Tanrısı sendemi görmüyorsun, parçalanan
masum çocuk bedenlerini.? Ey insanoğlu; İnsan olmaktanmı utanıyorsun acıma duygun köreldimi senin..?
Adalet duygusu ve vicdanda vardır bilmiyorum ama; bu katliamı yapanların kendileri de bir zamanlar daha da vahim vahşete maruz kaldıklarını bilmeyen varmıdır..? Ama; ne yazık ki; bu gün kendileri daha fazlasını başka, insanlara uyguluyor..
Onlar için bu katliam yahudi halkını birara da tutma yöntemi olabilirmi? bilinmez ama: Kan kusan uçaklar susmaya ve havadan atılan bomba sesleride kesilmeye başladığında, akşam olmuştu...! Yine bir gün daha bitti derken sokak saldırıları başlamıştı.. Gazze'de..

Filistin'e kaç km. uzaktayım ölçmediğim için bilmiyorum ama; o proğramı yarıda kesip; bu yazıyı yazmak ve yaşanan katliamın ortağı olmamak adına bu durumu sizlerle paylaşmak istedim...!

Sizlerinde çevrenizde yaşanan olumsuzluklara duyarsız kalmamanız için, ilgil ve sorumlu olmanızı diliyor, güzel günlerde yaşamanız dileğimi tekrarlıyorum..
Hitlerin fırınlarda yaktığı Yahüdü çocukların bedenleri ne kadar çocuksa? Filistinli çocukların bombalarla parçalanan bedenleri o kadar çocuk ve Mausum..!

"Dünyadan zalimler yok oluncaya dek ve Adaletin tüm dünyayı sardığı bir günde insan olarak buluşmak, yaşamak dileği ile.."



21.09.2010 Salı


*****




fotoğraf: habername.com


*******


EvcioğluHabe

2 Haziran 2010

İSRAİL'İN HİTLER'DEN NE FARKI VAR



İSRAİL'İN HİTLER'DEN NE FARKI VAR

****************************************

Hitler'in Yahudilere karşı uyguladığı soykırım, insanlık tarihinin en kara lekelerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Ne var ki İsrail'in bugün Filistinliler'e karşı uyguladığı politika ve o anlardan yakalanan kareler, Hitler'in uygulamalarıyla şaşırtıcı benzerlikler gösteriyor.


İşte biri Hitler, diğeri İsrail politikalarının benzer kareleri:

31.06.2010

*******************************************

25 Nisan 2010

ABF : AKP TEHLİKELİ İŞLER YAPIYOR!...

ABF : ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

resim


A
KP TEHLİKELİ İŞLER YAPIYOR!...

  • DİYANET’İ RESMEN FETVA KURUMUNA DÖNÜŞTÜRÜYOR.
  • TÜRKİYE’Yİ İRANLAŞTIRIYOR.
  • HALKI AYRIŞTIRIYOR.

Basına ve Kamuoyuna

AKP hız kesmiyor.

Freni patlamış kamyon hızıyla ülkemizi şeriata doğru götürüyor.

Anayasa Tartışmaları, Başkanlık Sistemi, Yargı’ya Müdahale Tartışmaları sürerken, bu toz-duman içinde hükümet, sessiz sedasız, “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevlerini düzenleyen kanun’da” önemli değişiklikler içeren bir tasarıyı TBMM’de komisyondan geçirdi. Muhalefet partileri de buna onay verdi.

Bu yasa tasarısı Meclisten geçerse, şunlar olacak:

DİB Türkiye’nin en büyük KİT’i olacak ve doğrudan Başbakan’a bağlı olacak,
  • Diyanet İşleri uzmanı, uzman yardımcısı, imam-hatip ve müezzin-kayyımlar dışında, uzman imam-hatip, baş imam-hatip, baş müezzin, kuran kursu öğreticisi, kuran kursu uzman öğreticisi, kuran kursu baş öğreticisi gibi yeni kadrolar oluşturulacak.
  • İl ve ilçe müftülüklerinde, ihtiyaca göre şube müdürlükleri kurulacak,
  • Başbakanlık müşavirliklerinin sayısı on beş’e çıkartılacak.
  • Türk Diyanet Vakfı ile doğrudan organik ilişkiler kurularak kamu görevlilerinin bu vakıfta çalışabilmesinin önü açılacak.
  • DİB, Dini Yayınlar Döner Sermaye İşletmesi’nin sermayesi yirmi katına çıkartılacak,
  • DİB’na bağlı tüm personel’e dokunulmazlık sağlanacak, görevleriyle ilgili bir suç işlemeleri halinde, amirinin izni olmaksızın yargılanamayacaklar.
  • Din İşleri Yüksek Kurulu, istek üzerine görüş bildirmek yerine, bundan böyle karar verebilecek.
  • Başbakanlığın havalesine gerek kalmaksızın, bundan böyle, eserleri dini bakımdan doğrudan inceleyip mütalaa verebilecek,
  • Kendilerince hatalı ve noksan buldukları eserleri Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile toplatıp imha edebilecekler. Resmi anlayış dışındaki hiçbir İslam yorumuna izin vermeyecekler. Kenan Evren gibi kitaplar yakabilecekler.

Ve daha bir çok şey.

DİB büyüyor.

Yetkileri genişliyor.

Parası, kadrosu artıyor.

Biz Aleviler başta olmak üzere, ülkemizin, demokratik, laik, çağdaş, ilerici, solcu, sosyalist insanları; “din devletten, devlet dinden elini çeksin, laik bir devlette böyle bir kurum olmaz, devlet dini örgütleyemez, finanse edemez, kullanamaz ve aynı zamanda din de devletten beslenemez, laik devletin olanaklarını kullanamaz. Bu kurum lağvedilmelidir.” derken ve bunun için mücadele ederken; AKP, herkese inat “alın size yeni Diyanet” diyor.

Bu, tehlikeli bir durumdur.

Bu, İran’a benzeme çabasıdır.

Bu, şeriata doğru giden yolda “alıştıra-alıştıra” atılan adımlardan biridir.

Ne Almanya’da muhalefet, muhalefet olabilseydi, ne de İran’da… Ne Hitler iktidar olabilirdi, ne de Humeyni.

Halihazırda namaz vakitlerinde çarşılarda, bütün dükkanlar kepenklerini kapatmak zorunda kalıyorlarsa, yarın aynı şey, devlet daireleri, okullar ve kışlalar da da olacaktır.

Eğer örgütlenmezsek, eğer güçlerimiz birleştirmezsek, eğer mücadele edip direnmezsek, ya türban giyip takke takacağız ya da kendimize yeni bir ülke arayacağız.

Bu uzak bir olasılık değil, yarın gibi yakındır. Halkımızı, bu gerçeği bir kez daha görmeye, tedirgin olmaya, uykusuz kalmaya davet ediyoruz.

Saygılarımızla.21.04.2010

Ali BALKIZ

Alevi Bektaşi Federasyonu

Genel Başkanı


17 Aralık 2009

Nedeni yeterince açık değil mi!

Nedeni yeterince açık değil mi!


Nedeni yeterince açık değil mi!

http://1mayis.files.wordpress.com/2007/04/maras_katliami_3.jpg

Alevi Çalıştayı'nın moderatörü Necdet Subaşı Şendiller'e tepkiyi anlamadığını söyledi


15 Aralık 2009 13:15

Alevi Çalıştayı'nın moderatörü Necdet Subaşı, altıncı toplantılarına Kahramanmaraş katliamı sanığı Ökkeş Şendiller'in çağrılmasına Alevilerin neden tepki gösterdiğini anlamadığını söyledi.

Yakın tarihin en tartışmalı isimlerinden biri olan Ökkeş Şendiller, çalıştaya davet edilmesini değerlendirirken "Bir katkım olacaksa katılacağım. Gerçekten Türkiye'ye bir barış sağlayacaksa herkesin eteğindeki taşı dökmesi lazım. Kimin suçlu olduğuna mahkemeler karar verir. Bana göre Maraş'ta bir Alevi-Sünni meselesi yoktur. Maraş olaylarıyla ilgili yanlış bir tanıtım oldu, ben oraya aklandığım mahkeme kararıyla gideceğim" demişti.

Bunun üzerine Arif Sağ, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş gibi isimler, Şendiller'in davetli olduğu yere çalıştaya gitmeyi reddetmişlerdi.

Tartışmalar sürerken Radikal Gazetesi'nden Behzat MİSER'İN sorularını yanıtlayan çalıştay moderatörü Subaşı, şunları söyledi:

"Ökkeş bey Maraş olaylarıyla ilgili kamuoyunda bilinenin aksine kendisinin çok farklı yaklaşımı olduğunu iddia ediyor. Bu konuyla ilgili kitap yazmış. Mahkeme değiliz; geçmişte gerçekleşmiş olayı açmak, derinleştirmek, çözümlemek veya konuşmak istemiyoruz ama bu konularda yaygın bir ezber varsa bu ezberi deşecek her türlü açılıma da açık olduğumuzun bilinmesi gerek.
Madımak'ı konuşmayacağız, Gazi'yi konuşmayacağız,Çorum'u konuşmayacağız...
Peki ne konuşacağız? Kendimiz çalıp kendimiz mi oynayacağız? Bir dil tutturduk, bu dil üzerinden gidiyoruz. Ama bu dilin bu toplumun çok farklı cephelerinde nasıl algılandığını görmemiz lazım ki mesafe alalım. "


Alevi sorununun aşılmasını istediklerini belirten Subaşı şöyle devam etti: "Bu konuda herhangi bir aktörün, katılımcının yaklaşımını doğrudan herhangi bir şekilde onaylamış değiliz. Bu süreçte, tarafları konuşturup bir merhamet dili oluşturmaya çalışıyoruz. Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil ama nasıl aşacağız bunları? Bu konudaki tepkiler alıyoruz. Maalesef çok olumsuz tepkiler bize kadar ulaşıyor. Zaman zaman ahlak sınırını aşan tepkiler de alıyoruz. Her yerden tepki geliyor. Alevi olmayan arkadaşlarımızdan da geliyor tepki, sosyal demokrat, insan hakları vurgusu yüksek arkadaşlardan de... Biz kimseyi bilgisine başvurmak, danışmak niyetiyle çağırmıyoruz. Arif Sağ'ı da, Fikri Sağlar'ı da bu konuda çok derin bilgileri olduğu için çağırıyor değiliz; biz onları söylem temsiline sahip oldukları için davet ediyoruz. Biz biliyoruz hangisini hangi konuda bilgisi olduğunu."

'Yahudiler için Hitler'i çağırmak gibi'

Alevi örgütleri Ökkeş Şendiller'in Alevi Çalıştayı'na çağırılmasına tepki göstermeyi sürdürdü:

Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız: Kendisi, milyonlarca Alevi ve Sünni'nin nazarında Kahramanmaraş katliamının sorumlusudur. O gün doğan çocukların ilk öğrendikleri adlardan biri Ökkeş Kenger'di; Şendiller olunca o bu ayıptan kurtulunmuyor. Ökkeş Kenger'e Aleviler nasıl, yeniden katledilebilir diye sorarlarsa doğru yanıtı alırlar belki.

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Ali Kenanoğlu: Yahudilerle ilgili konferansa Hitler'in çağrılması ne kadar doğruysa, Kenger'in de Alevi Çalıştayı'na çağırılması o kadar doğrudur.

Pir Sultan Abdal Kültür Vakfı Başkanı Murtaza Demir: Dileyelim ki, bu şahsın davet edilmesi kasıtlı tertip değil, gaf olsun!

Alevilik Araştırma Merkezi Başkanı Ali Yıldırım: Alevilerin sorunlarının siyasilerce konuşulacağı bir toplantıya Şendiler davet edilebiliyor ise artık kimse AKP'nin Alevi sorunlarını çözüm yönünde irade geliştireceğinden asla ve asla söz edemez.

http://www.renkhaber.com/

15.12.2009 13:15:24

http://i2.ytimg.com/vi/yqf0WHVuc88/default.jpg