Saldırı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Saldırı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2010

Galericiler "Organize" Saldırıda Devleti Göreve Çağırdı

Galericiler "Organize" Saldırıda
Devleti Göreve Çağırdı

Öğretim üyesi Nazım Dikbaş, Tophane'de iki sanat galerisine düzenlenen saldırının bir tartışma sonucu gerçekleşmediğini, "örgütlü bir saldırı" olduğunu açıkladı.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
22 Eylül 2010, Çarşamba

Öğretim üyesi Nazım Dikbaş, dün akşam (21 Eylül) Tophane'de iki sanat galerisine düzenlenen saldırının bir tartışma sonucu gerçekleşmediğini, "organize bir saldırı olarak doğrudan yapıldığı"nı söyledi.

Saldırıda yaralan Dikbaş, "Olayın tekrar etmesine fırsat vermemek için yaşananlara tanık tüm insanları Beyoğlu Karakolu'na ifade vermeye çağırdı.

"Sosyal ve kültürel hayatı için bir tehdit oluşturabilir"

"Emniyet ve siyasi partiler duyarlılıkla yaklaşırlarsa bu gibi saldırıların önünün kesileceğine inanıyoruz. Aksi taktirde bu tür eylemler daha vahim boyutlar kazanabilir ve kentimizin sosyal ve kültürel hayatı için bir tehdit halie gelebilir."

Yaşananların dünle sınırlı olmadığını ifade eden Dikbaş, okuduğu ortak basın açıklamasında, "Bir süreden beri, Tophane'de bir grubun sanat galerilerinin açılışını ve çalışmalarını engellemeye yönelik şiddet içeren eylemlerine şahit olduk. Çeşitli defalar galerilerimiz, sanatçılar ve izleyiciler taciz ve tehdit edildi. Bu eylemlerin İnternet üzerinden ve mahalledeki mekanları kullanarak örgütlenen bir grup tarafından gerçekleştirildiğini biliyoruz" dedi.

Tophanenin kültürel çeşitliliğinin ve dokunun kalıcı bir parçası olduklarına inandıklarını kaydeden Dikbaş, saldırının tüm sanat kurumları için ciddi bir uyarı olduğunu söyledi; saldırının ciddi şekilde soruşturularak, sorumlular hakkında işlem yapılması talep edildi.

Toplantıya Tophane Art Works grubunu oluşturan yedi galeriden beşi Pi Art Work'ten Yeşim Turanlı, Galeri Non'dan Derya Deniz, Outlet'ten Azra Tüzünoğlu, Elipsis Gallery'den Sinem Yörük ile Rodeo Galeri'den Silvia Kovluali ve iş insanı Osman Kavala da katıldı. (EÖ)

-İçki içiyorlar gerekçesi ile Galeriye Saldırdılar

http://bianet.org/bianet/toplum/124960-galericiler-organize-saldirida-devleti-goreve-cagirdi

3 Haziran 2010

Devlet terörü uygulayan korsanlar


http://www.haberaktuel.com/images/news/38603.jpg

Devlet terörü uygulayan korsanlar

****************************************

Uluslararası alanda, açık denizde yapılmış bu korsanlığa karşı yapılması gereken, tüm dünyanın birleşerek İsrail'e karşı takınacağı ortak tutumdur.

Çağlar Ezikoğlu: Ankara SBF-Y.Lisans Öğrencisi

02/06/2010-Radikal

*******************************************
Kurulduğu andan beri uluslar arası hukuk alanında hukuk ve insanlık dışı birçok olaya imza atmış olan İsrail Devleti, Gazze’ye yardım malzemesi taşıyan Türk bandıralı bir gemiye yönelik saldırısıyla yeni bir katliama daha imzasını atmış oldu. Bu yaşanan katliamı incelediğimizde İsrail devletinin uluslar arası hukuk ilkelerine aykırı ve insanlık dışı bir muamele ile hareket ettiğini rahatlıkla görebiliyoruz. Daha önce bu gemilerin geçişine izin vermeyeceğini söyleyen İsrailli yöneticiler, gemilerin karasularını geçemeyecekleri konusunda net bir tavır sergilediler. Fakat yapılan saldırının, bırakın İsrail’in 12 millik karasularını, yaklaşık 70 millik alanda açık deniz sahasında gerçekleştiğini görüyoruz.
1982 yılında imzalanan Deniz Hukuku Sözleşmesinde, açık sularda yani devletlerin egemenliği altında bulunmayan deniz sahalarında, askeri olmayan gemilere yönelik kıyı devletlerinin herhangi bir müdahalede bulunması yasaklanmıştır.
Bunun istisnası olarak da, korsanlık ya da kaçakçılık yapan veya terörizm ile ilgili bulunan gemiler gösterilmiştir. Bunlar dışında açık deniz sahasında devletlerin sivil gemilere yapmış oldukları her müdahale açıkça hukuksuzdur.


Türkiye’de gerekli gümrük mevzuatlarına uygun olarak yola çıkmış olan bu gemide silah bulunduğu iddiası da inandırıcı değildir. İsrailli yöneticilerin, meşru müdafaa yaptıklarına ilişkin savunmaları da gerçek dışıdır. Çünkü çeşitli kamera kayıtlarından da rahatlıkla görülebileceği gibi, gemide bulunan sivillerin beyaz bayrak sallamalarına karşı İsrailli komandolar silahla karşılık vermiştir. Savaş hukukuna ilişkin en temel sözleşme olan Cenevre sözleşmesine göre; çatışma/çarpışma ihtimali olan iki taraftan biri beyaz bayrak gösterirse o taraf silahlarını bırakmış, teslim olmaya ve/veya anlaşmaya hazır olduğunu simgeler. Bunun ihlali ise açıkça sözleşmeye aykırılık oluşturacaktır.
İsrail ise bırakın savaş durumunu, sivil bir geminin açmış olduğu beyaz bayrağa karşı baskın düzenleyip silahlı saldırıda bulunmuştur. Ayrıca yardım filosundaki diğer gemilere karşı sadece kuşatma uygulanırken, Türk gemisine yönelik indirme ve baskın harekatının söz konusu olması, İsrail’in gerçek amacının ve niyetinin ne olduğunu da bize göstermektedir. İyiniyetli olduklarını iddia eden İsrail devletinin, bu baskında yaralanan insanları götürürken onlara kelepçe takması da, ne kadar kötü niyetli olduklarını gösteriyor.


Tabi ki bu olayın göz göre göre yaşanmasında başta hükümet ve bu olayı organize edenlerin de ciddi ihmalleri söz konusudur. 1 yaşındaki çocuğu ya da yaşlıları, bu olayların çıkması gibi bir risk söz konusuyken gemiye bindirmenin akla mantığa uygun bir hareket olduğunu söylememiz oldukça güç. Bu gerilim sürekli artarken Brezilya’da maymunları seven Başbakan ve heyetinin, bu gerilimi çözmeye yönelik fazla girişimde bulunmaması da ayrı bir eleştiri konusudur. Bu eleştiriler muhakkak haklı ve irdelenmesi gereken noktalardır. Ama bütün bu yanlışlıklar olsa bile bunlar, İsrail’in yapmış olduğu hukuksuz ve insanlık dışı bir muameleyi haklı çıkaramayacaktır. Üstelik bu hareket sadece Türk milletine değil, gemideki birçok millete ve tüm dünyaya yapılmış bir harekettir. Uluslar arası alanda, açık denizde yapılmış bu korsanlığa karşı yapılması gereken ise, tüm dünyanın birleşerek İsrail’e karşı takınacağı ortak tutumdur.
Türkiye’nin burada yapması gereken ise, ülke içinde anti semitizme yol açacak infiallere karşı dikkatli olmak ve bu olayı bir iç politika malzemesi haline getirmemek ama aynı zamanda uluslararası alanda İsrail’e karşı ciddi yaptırımlar uygulamaktır.


Çağlar Ezikoğlu: Ankara SBF-Y.Lisans Öğrencisi
Radikal

2 Haziran 2010

Yahudilerden Türkiye'ye destek



Yahudilerden Türkiye'ye destek

****************************************


Manhattan'da 42. caddede yapılan eylemde Türkiye ve Filistin bayrakları taşıyan göstericiler, sık sık İsrail devleti aleyhinde slogan attı.

New York polisinin de geniş güvenlik önlemi aldığı eyleme katılan göstericiler, "
Gazze'deki ablukaya son verin", "Amerikan Doları, İsrail'in savaş suçlarını besliyor", "Ellerinde beyaz bayrak sallıyorlardı, sopa değil", "İsrail katliamı", "Gazze'ye özgürlük" yazılı pankartlar da taşıdı.

Üzerine "çarpı" işareti yaptıkları İsrail bayraklarıyla eyleme katılan dini kıyafetli kalabalık bir grup Yahudinin de Manhattan'a gelerek eyleme destek vermesi dikkat çekti. "Hasetik" olarak da bilinen
Yahudi grubun, yakalarına "Yahudi siyonist değildir" yazılı rozetler astığı gözlendi.

İsrail Başkonsolosluğu önünde eylemlerini yaklaşık iki saat sürdüren göstericiler, daha sonra polisin belirlediği güzergahı kullanarak
Times Meydanı'na gitti. Burada da bir süre eyleme devam eden İsrail karşıtı grup, olaysız şekilde gösteriye son verdi.

İsrailliler ile Türkler arasında gerginlik Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) önündeki diğer bir eylemde, İsrail taraftarı grup ile aralarında Türkler ve yine dini kıyafetler giyen Yahudilerin de bulunduğu bir başka grup arasında sözlü sataşmalar oldu.

BM binası karşısında bulunan Türk Evi'nin yan sokağında öğle saatlerinde bir araya gelen İsrailliler, Güvenlik Konseyinin aldığı kararı protesto etmeye başladı.

Daha sonra bu grubun bulunduğu kaldırımın karşısına gelen Young Turks (Genç Türkler) derneği üyeleri ile bir grup Yahudi, İsrail devleti aleyhine slogan attı.

Eylemler sırasında iki grup arasında yaklaşık yarım saat süren söz düellosu yapıldı.

New York polisinin buradaki eylem sırasında da sıkı güvenlik önlemleri alması sonucu, gösteriler herhangi bir olay meydana gelmeden sona erdi.


Yahudilerden Türkiye'ye destek

Yahudilerden Türkiye'ye destek

Yahudilerden Türkiye'ye destek

Yahudilerden Türkiye'ye destek


http://www.milliyet.com.tr




2 Nisan 2010

Tekel işçilerine, Yine Müdahale

Tekel işçilerine, Yine Müdahale

12:00 / 02 Nisan 2010-Cuma

Tekel işçilerine izin yok

Ankara- Kızılay da eylemlerine devam eden Tekel İşçileri ve eyleme destek veren vatandaşlara polis biber gazlı ve coplu müdahalede bulunarak dağıttı.
Alınan bilgilere göre; Sakarya Caddesinden Türk-İş önüne giderek basın açıklaması yapmak isteyen Tekel İşçileri ile birlikte yürüyüşe destek veren, sendikalar ve diğer demokratik kitle örgütlerine polisin müdahalesi sonrası ortalık savaş alanına döndü.

Tekrar biraraya gelen Tekel işçileri ve diğer sendika üyeleri, oturma eylemine geçti.

Bir süre sonra, otuma eylemine de izin vermeyerek müdahale eden polis, eylemcilere gaz bombası , biber gazı ve cop kullanarak tekrar dağıttı.. Gün boyu süren olaylarda çok sayıda eylemci çeşitli sağlık sorunları yaşamasının yanında, çok sayıda yaralanmalar oldu.. Caddelerin, giriş ve çıkışlarını kapatan polisin, sıktığı biber gazı ve gaz bombasından ağır şekilde etkilenen işçilere sağlık ekipleri müdahale ederek sağlık desteği sağlamaya çalıştılar. Olaylar nedeniyle; Kızılay da yollar trafiğe kapanmış durumdadır.

Edilinen bilgiye göre; Tek-Gıda-İş Sendikası Başkanı Mustafa Türkel, “basın açıklaması yapmalarına izin verilmediğini, Ancak; eylemlerinin devam ettiğini ve basın açıklaması yapmamıza izin verilmezse, tüm işçileri Ankara'ya çağıracağız ve Ağustos ayına kadar istenen düzenlemeler yapılmazsa; Ankara'da, sürekli eyleme geçeceğiz” dediği öğrenildi.

Türkel’in açıklamasının ardından; dağılma kararının açıklaması, eyleme destek için gelen gruplarca protesto edildi. Çıkan arbedede Tek-Gıda-İş Başkanı Türkel yakındaki işmerkezine sığınmak zorunda kaldı.

Ankara da yaşanan bu üzücü olaylar devam ediyor. Toplumsal endişe de büyümeye devam ediyor..

Haber :Evcioğlu

20 Aralık 2009

Berlusconi'ye saldırı komplo teorisi mi?

Berlusconi'ye saldırı komplo teorisi mi?

Youtube aracılığıyla yayımlanan bir videoda, saldırının belirli bir senaryo doğrultusunda sahnelenmiş düzmece bir olay olduğu ileri sürüldü.
20 Aralık 2009 Pazar
İktidar ve muhalefet ise iddiayı "saçma" olarak niteledi. İtalyan devlet televizyonu RAİ’nin haber kanalı Rainews 24’ün görüntüleri eşliğinde hazırlanan 8 dakikalık videoda, saldırının Berlusconi’nin kamuoyunu yönlendirme amacıyla sahnelediği bir oyun olduğu iddia edildi.

"La verita sull’aggressione di Berlusconi" (Berlusconi’ye saldırının aslı) ve "L’aggressione a Berlusconi una montatura?" (Berlusconi’ye saldırı düzmece mi?) başlıkları ile yayımlanan videoda, komplo teorisi doğrultusunda, halen tutuklu durumdaki 42 yaşındaki Massimo Tartaglia’nın kiralanmış bir aktör olduğu ima edildi.

Videoda, Berlusconi’nin elinde saldırı öncesinde yüzünü kapatmaya yarayacak bir kağıt olması, elinde bir mendili hazır bulunması, saldırıya uğradığı anın net görüntülenmemesi, ilk anda yüzde hiç kan olmaması, korumaların kendisini aracın içine sokmasının ardından birkaç saniye sonra çıktığında ise yüzünde kan görülmesi, olayın düzmece olduğunun göstergesi gibi yorumlandı.

Videoyu hazırlayanlar, Berlusconi’nin gerçekte saldırıya uğramadığını, aracın içinde yüzüne spreyle kan sıkıldığını, gömlekte kan lekesi görülmemesinin de bunu kanıtladığını ileri sürdüler.

Berlusconi’nin Duomo’daki olayla, saldırıya uğrayan dünya liderlerinden esinlenerek kendisine puan toplamayı amaçladığının iddia edildiği video, "İnternet toplumumuzun aynasıdır. İnsanlar, televizyonlar ve gazeteler aracılığıyla olduğu gibi maalesef internet aracılığıyla da manipule edilebiliyorlar. Karar sizlerin" cümlesiyle son buluyor.
(Radikal)

MSN yaşam.com

14 Kasım 2009

SERBEST BIRAKILMALARINI İSTEMEK DE SUÇ!

SERBEST BIRAKILMALARINI İSTEMEK DE SUÇ!

KESK'li Tutuklularla Dayanışma

Cumartesi, 14 Kasım 2009

Kars'ta yaşanan gözaltı olayı üzerine Genel Sekreterimiz Emirali ŞİMŞEK bir basın açıklaması yaptı.

"Bugün tüm Türkiye’de binlerce kamu emekçisi alanlara çıkarak yaptıkları basın açıklamasıyla 28 Mayıs 2009 tarihinde İzmir’de başlatılan operasyon sonucu tutuklanan yönetici ve üyelerimizin serbest bırakılmalarını talep etmiş, ardından oturma eylemleri gerçekleştirmişlerdir.

Diğer illerde ciddi bir olay yaşanmazken, Kars’ta güvenlik güçlerinin keyfi ve saldırgan tutumları nedeniyle 34 kişi gözaltına alınmıştır. Halen 31 yönetici ve üyemiz gözaltında tutulmaktadır.

Bilindiği gibi, AB sürecinde yapılan düzenlemelerle birlikte basın açıklaması yapmak için mülki idareden ya da emniyetten izin alma zorunluluğu kaldırılmıştır. Demokrasinin ve uluslararası hukukun da gereği budur. Ancak hala bazı mülki idare amirleri, emniyet yetkileri sendikal hak ve özgürlükler kapsamındaki çalışmalarımızı engellemeyi ve gerginlik yaratmayı kendilerine iş edinmekten vazgeçmemişlerdir. Demokrasi, barış, hak ve özgürlük gibi kavramlar bunların tüylerini diken diken etmektedir!

Emekçilerin bedeller ödeyerek kazandığı en demokratik hakların kullanımının keyfi şekilde engellenmesini kabul etmedik, etmeyeceğiz. Saldırı ve yönelim derhal durdurulmalı, gözaltına alınan arkadaşlarımız serbest bırakılmalıdır. Demokratik bir hakkın kullanımını engelleyerek asıl suçu işleyen emniyet yetkilileri ve mülki idare amirleri hakkında soruşturma açılmalıdır.

*KESK*