general etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
general etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2010

Diktatör lidere hapis cezası

Diktatör lidere hapis cezası " Arjantin"



21 Nisan 2010 Çarşamba


Arjantin'de askeri diktatörlük döneminin son lideri Reynaldo Bignone, insan haklarını ihlalden suçlu bulunarak 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme, Bignone'ın 1976-1978 yılları arasında Campo Mayo askeri üssünün ikinci komutanlığını yaptığını, bu dönemde yapılan işkence, soygun ve meskene tecavüz ile yasa dışı tutuklama gibi 56 olayda sorumluluğu bulunduğuna karar verdi.

Arjantin'de 1976-1983 yılları arasındaki askeri yönetim sırasında Campo Mayor üssü en büyük işkence merkezi olarak tanınıyordu. Bugün 82 yaşında olan Bignone, diktatörlüğün son döneminde, 1982-1983 yıllarında askeri yönetimin başında bulunuyordu.

Boenos Aires'de Kasım 2009'da başlayan mahkeme sürecinde Bignone ile birlikte generallerden Omar Riveros ve Fernando Verpleatsen de benzeri suçlardan yargılanıyordu.

Arjantin'de diktatörlere yönelik af yasası 2003 yılında iptal edilmişti. Ülkede ''kirli savaş'' olarak da anılan diktatörlük döneminde resmi raporlara göre 11 bini aşkın kişi öldü veya kayboldu. İnsan hakları grupları ise bu rakamın 30 bin civarında olduğunu belirtiyor.


http://www.sonhaberler.com/haber/diktator-lidere-hapis-cezasi--46424.htm

22 Ocak 2010

Bir ihtilal daha var!

Nazım ALPMAN
Bir ihtilal daha var!
21 Ocak 2010 Perşembe

Milliyet gazetesinin efsane imzalarından olan Örsan Öymen, 1987 yılında yayınladığı "Bir İhtilal Daha Var" adlı kitabında, 1908"den 1980"e kadar askeri darbeleri ve Enver Paşa"dan Evren Paşa"ya uzanan darbeci generalleri anlatıyordu.

Eski başbakan Bülent Ecevit 'başyapıt' dediği kitap için şunları dile getiriyordu:

Kimi asker ve sivillerimizin şifa bulmaz ihtilalcılığı ancak böylesi bir güldürü yaklaşımıyla bekli bir ölçüde tedavi yoluna girebilir.

Yaşayarak görüyoruz ki, özellikle askerlerimizdeki "ihtilalcılık hastalığı" bir türlü şifa bulmuyor.

Rahmetli Örsan"ın 1980"de nokta koyup kapağını kapattığı "darbeler dönemi", ironik başlığına nazire yaparcasına devam ediyor.

Taraf gazetesinin dün ve bugün birinci sayfadan duyurduğu "Balyoz Harekâtı" nefesi ensemizde duran sıcak bir askeri darbenin çılgın planlarını ortaya koyuyor.

İRTİCA GELİYOR DEDİRTİLECEK

2003 tarihli çalışmanın önderi 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, Taraf gazetesinde yazılanları reddetmiyor, bazı bölümlerine itiraz ediyor o kadar.

Paşa'nın artık o kadarını da yapmayız dediği uygulamaların içinde, Cuma namazında camilere bomba koymak ve bir Türk jetinin kendileri tarafından vurulması yer alıyor.

Onun dışındakilerin bir "harp oyunu planı" olduğunu bunun da kendi görevleri esnasında her zaman yapılabildiğini kabul ediyor. Bir çeşit senaryo! Mesela denilerek düşünülen şeyler ve ona karşı yapılması planlanan çalışmalar.

Mesela ne?

Taraf"ın haberine göre toplamı 5 bin sayfa tutan çalışmanın aşamaları bulunuyor. Hazırlık aşamasında toplumsal kaos yaratılarak, olağanüstü hal ilanı ve sıkıyönetime geçiş temin edilecek.

Bunun için camiler bombalanacak, tepki oluşturulacak bu tepkiler örgütlenip, belli hedeflere yöneltilecek.

Nereye?

Havacılık müzesine Sakallı, cüppeli ve çarşaflı kitle Yeşilköy"deki Havacılık Müzesini basıp orada sergilenen uçakları tahrip edecekler.

Halka irticai faaliyetlerin geldiği boyutlar karşısında "artık yeter" dedirtilecek.

Hava kuvvetlerinin jetleri Fatih semti üzerinde alçak uçuş yapacaklar.

APTALCA AMA UYGULANABİLİR

Uçakların işlevi bununla kalmıyor. TBMM sıkıyönetim kararı almak için toplandığında yine Meclis binası üzerinden alçak uçuşlar yapılacak, baskı yaratılacak.

Bunlar bir harp oyunu çalışması,

Mesela denilerek düşünceler üretiliyor.

Peki, inanalım.! Ama daha 10 yıl önce sayıları yüz kişiye bile ulaşmayan bir grup sakallı, cüppeli, ellerinde asaları olan kişiler (Aczmendiler) Ankara"ya sık sık ziyaretler yapıp şöyle dedirtmediler mi?

-Aaaaa irtica geliyor, hatta gelmiş bile.

Sonra "kahraman" Çevik Bir ve arkadaşları ülkeyi bir kez daha kurtarmadılar mı?

Akın Birdal ölümün eşiğinden dönmedi mi?

Refahyol Hükümeti indirilmedi mi?

O zaman bu yeni senaryolara niye inanmayalım ki?

Evet, aptalca gibi gözüküyor. Ama uygulanması imkânsız değildir.

Basit bir eksiği var:

Arkasında ABD desteği eksik!

Eğer o da temin edilseymiş, nur topu gibi bir 12 Eylül"ümüz daha olacakmış.

Bu sefer Şili Darbesiyle yarışan sahneler de eklenmiş senaryoya. 200 bin kişi tutuklanacakmış. Bunları kapatacak hapishane bulunamayacağından Fenerbahçe Stadyumu, Burhan Felek Salonu ve Netaş Fabrikası darbe hapishaneleri haline getirilecekmiş.

Rahmetli Örsan Öymen"in kitabı onun hayatına mal olmuştu. Yayınlandığı yıl kalp krizinden öldü. Bu ülkede darbelere dayanmak kolay değil. Ecevit"in dediği gibi bu bir hastalık hali. Yakın gelecekte de geçecek gibi görünmüyor.
O yüzden Örsan"ı saygı ile anarak, mizahi kehanetine şapka çıkartalım:

-Bir ihtilâl daha var!

http://www.internethaber.com

13 Mayıs 2008

Oliver Cromwell

 
OLİVER CROMWELL
 

Yer ingiltere, yıl 1653
Dünya tarihini değiştiren 50 nutuktan biri sayılıyor

Meclis oturum halindeydi, meclis üyeleri her zamanki gibi kendi çıkarlarını koruyan bir kanun maddesini tartışıyorlardı.
Generali salonda görünce kakofoni durmuştu, ağır adımlarla meclis başkanının kürsüsüne yaklaşan general tane tane seçilmiş kelimelerle konuşmaya başlamıştı:

'Oturumunuzu sonlandırmaya geldim.
Meclisi yaptığınız her icraat ile kirletmenize ve şerefsizleştirmenize artık kalıcı bir son vermeye geldim.
Siz ki; fitneci, fesatçı, meclis üyeleri, siz ki; iyi bir hükümet olmak dışında ki her şey! Kiralık sefil yaratıklar, zavallılar, ülkenizi en küçük şahsi çıkar adına satılığa çıkaranlar, Judas gibi birkaç kuruş için Tanrı'ya ihanet edenler, içinizde bir parça da olsun erdem kalmadı mı? Bir parça vicdan da mı yok?

Atım kadar bile dindar değilsiniz! Altın sizin yeni Tanrı'nız olmuş!
Satılığa çıkarmadığınız bir değerde mi kalmadı? Ulusunuzun adına iyi bir şey düşünemez misiniz? Sizi çıkarcı sürüsü, bulunduğunuz bu kutsal meclisi varlığınızla kirletiyorsunuz! Tanrı'nın kutsadığı bu meclisi ahlak yoksunu davranışlarınızla hırsızların ini haline çevirdiniz!

Halkın size verdiği yetkiyi kötüye kullandınız, siz ki halkın umutsuz dertlerine çare olmalıydınız, kendiniz halkın en büyük dert kaynağı oldunuz! Ama ülkeniz beni bu asırlardan beri temizlenmemiş ahırı temizlemeye çağırdı! Ve bu gücü de bana Tanrı verdi, bu şeytan ocağını yönetmeye geldim, ki ;vay halinize! Şimdi derhal defolun! Acele edin rüşvetin köleleri! Acele edin gidin! Süslü saltanat eşyalarınızı alın ve gidin!"

Bazı parlamento üyeleri 'meclisin üstünlüğü' ya da 'halkın iradesi' falan gibi laflar edecek olmuştu. Generalin insanı donduran bakışları karşısında hepsi susmuş, usulca ve ellerinden geldiği kadar çabuk tüm korkakların yaptığı ve yapacağı gibi meclisi terk etmişlerdi.

Din adına ülkeyi yobazca yönetmenin bedeli, bir süngünün veya kılıcın ucunda bertaraf edilmekti. Bu dün nasıl böyle ise bu gün de öyledir yarın da, öyle olacaktır...!

*Ha unutmadan yukarda ki hikaye demokrasinin beşiği diye bildiğimiz İngiltere de geçmişti, 1653 senesinin 20 Nisan günü OLİVER CROMWELL adındaki bir general idi yukarda ki sözleri sarf eden.

Küçümseyenler veya kör cahiller için birde hatırlatma yapalım, bu nutuk tarihi şekillendiren 50 söylevden biri sayılıyor!!!

1975-hvho-mezunlari
[mulkiye 68 kuşak]