Hacı Bektaş Veli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hacı Bektaş Veli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2010

BUNA ARTIK BİR SON VERİN !

BUNA ARTIK BİR SON VERİN !

Alevilere hakaretin ardı arkası kesilmiyor.. Hemde Televizyon ekranında.. Bu televizyon ise; Star Tv. dir.. Daha öncede Güner Ümit di.. Şimdi M.Ali Erbil denen densiz..

Mehmet Ali Erbil'den "mum söndü" hakareti

BASIN’A ve KAMUOYU’NA

Mehmet Ali Erbil adındaki kişi dün Star Tv’de “Çarkıfelek” programında; Erzincan’daki görevlisi ile canlı yayında, telefon bağlantısı kurmaya çalışırken; bir ara ses kesilince; “Ne yapıyorsunuz siz orada?... Mumsöndü mu yapıyorsunuz?” diye sormuştur.

Bu, “Mumsöndü ” sözünün ne anlama geldiğini; hem biz Aleviler biliriz; hem gerici, şeriatçı yobazlar, hem de Mehmet Ali Erbil.

Gün geçmiyor ki; bu tür karalamalarla karşılaşmayalım. Biz; “Barış, kardeşlik, birbirimizi anlama, dinleme, yakınlaşma” dedikçe; Başbakan’dan başlayarak her düzeyden saygısız, sorumsuz, seviyesiz, sevimsiz kimseler bu tür karalamalarda bulunmaya görsünler.

Biz Aleviler, bu zihniyeti, bu örümcek kafayı iyi tanırız. Her türlü ahlaksızlığı, madrabazlığı, hokkabazlığı, reyting adına meslek edinen bu zavallılar, tarihsel olarak Yezit’ten, Muaviye’den, Nizam-ül Mülk’tan Ebussuud Efendi’den, Yavuz’dan, Hızır Paşa’dan aldıkları mirası, şu modern çağda yineliyor ve büyütüyorlar. Kardeşlik duygularımızı zaafa uğratıyorlar. Kin ve nefret yayıyorlar.

Mehmet Ali Erbil; cahil ise eğer; “Ben cahilim.” desin; “Halt ettim, boyumdan büyük bir laf ettim, suç benim değil, çocukluğumda babam Saadettin bana böyle öğretmişti.” desin. Ya da o ekranı bırakıp Kıbrıs Kumarhanelerine gitsin.

Veya; Star TV bu yobazı taşımasın.

Bu arada herkes Güner Ümit’i hatırlasın.

20 milyon Alevi’yi incitmeye, hakaret etmeye ne kimsenin hakkı vardır, ne de haddi.

Bütün Türkiye halkını, başta Sünni kardeşlerimiz olmak üzere bu saldırıyı göğüslemeye, kınamaya, protesto etmeye çağırıyoruz.

Star tv yönetiminden gereğini yapmasını rica ediyoruz.

Gazetecilik genel ilkeleri doğrultusunda yayın yapabilen üç-beş kanal kalmışken; bir de Star TV bu işlere alet olsun istemiyoruz.

Mehmet Ali Erbil öylesine pişkin ki; dün akşam konuştuğu bir tv kanalında kendisini protesto edenleri “birkaç provokatör” olarak nitelemiştir. Yakışır kendisine, ne de olsa “mum söndürücü”dür.

Saygılarımızla. 07.10.2010


Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı
Ercan GEÇMEZ

Alevi Bektaşi Federasyonu

Genel Başkanı

Ali BALKIZ


http://www.alevifederasyonu.com/

4 Ağustos 2010

"Aleviler ve Ayrımıcılık" Araştırmasının Sonuçları Açıklandı


EvcioğluHaber-
"Aleviler ve Ayrımıcılık" Araştırmasının Sonuçları Açıklandı. (AHA) Alevi Haber Ajansı.com sitesinde yayımlanan habere göre; Alevi'lerin ayrımcılığa tabi tutulduğu (ODTÜ) Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ve Alevi örgütlerinin de katkısıyla; İnsanların ayrımcılığa nasıl tabi tutulduğunun belgelendiği araştırmada, Türkiyede Alevi olmak nasıl birşeydir...

04.08.2010
İşte o araştırma;

"Aleviler ve Ayrımıcılık" Araştırmasının Sonuçları

"Aleviler ve Ayrımıcılık" Araştırmasının Sonuçları Açıklandı

Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Selahattin Özel, ''Eşit muamele hakkı, evrensel bir hak ve temel bir değerdir'' dedi.

Alevi Kültür Dernekleri ve Alevilik Araştırma Dokümantasyon ve Uygulama Enstitüsü liderliğinde, ODTÜ Sosyoloji Bölümü işbirliği ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'nın katkılarıyla yürütülen ''Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik İçin Hareketlenme'' projesi kapsamında, Türkiye genelinde ''Alevilik ve Ayrımcılık'' araştırması yapıldı.

Proje kapsamında Gür Kent Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Özel, Türkiye'de yaşayan insanların bir kısmının ırk, etnik kökeni, din ve inancı, engelli oluşları, yaşları ve cinsel yönelimleri sebebiyle ayrımcılığa maruz kaldıklarını ileri sürerek, bu ayrımcılık sebebiyle de belli grupların ve bireylerin sosyal ve ekonomik gelişimlerinin engellendiğini savundu.

"Eşit muamele hakkı, evrensel bir hak ve temel bir değerdir'' diyen Özel, şunları söyledi:

"Türkiye, AB'ye aday bir ülke olarak ve kendi mevzuat ve uygulamalarını AB'ye uyum doğrultusunda müzakere sürecindedir. Bu süreçte hükümet, yeni eşitlik politikaları geliştirmek, ayrımcılığın her düzeyde önlenmesi için uygun yasal mevzuat oluşturmak ve bunları etkin bir şekilde uygulamak sorumluluğundadır. Ayrıca hükümet, eşitlik ve ayrımcı olmama ilkesinin etkili ve yeterli düzeyde uygulamasına dönük ırk, etnik köken, din veya inanç, engellik, yaş ve cinsel yönelim temelinde ayrımcılıkla ilgili ulusal bir veri toplama, derleme ve araştırma planı geliştirmelidir.''

Özel, projenin genel amacının, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, insan hakları ve temel özgürlüklere olan saygının gelişmesine ve sağlamlaştırılmasına katkıda bulunmak olduğuna işaret ederek, araştırmadan elde edilen bulgular ve çarpıcı verilerin, ayrımcılık ve çözüm önerileri konusunda merak edilen güncel sorulara yanıt vereceğini bildirdi.

ODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Aykan Erdemir de projenin yaklaşık 18 aylık bir çalışmanın ürünü olduğunu söyledi.

Kalabalık ve titiz bir ekiple yapılan ''Aleviler ve Ayrımcılık'' araştırması kapsamında yürütülen çalışmaların sonuçları konusunda bilgi veren Erdemir, 5 alevi yurttaştan 4'ünün, sorunlarının mevcut hükümetin açılımları ile çözülemeyeceğini ifade ettiğini aktararak, alevi yurttaşların Türkiye'de inanç temelli ayrımcılığın çok veya oldukça yaygın olduğunu düşündüğünü belirtti.

Turktime.com - AA - 10 Temmuz 2010 Cumartesi


13 Şubat 2010

ÇALIŞTAYIN ÖN RAPORUNU OLUMLU BULAN BİZDEN DEĞİLDİR

ÇALIŞTAYIN ÖN RAPORUNU OLUMLU BULAN BİZDEN DEĞİLDİR

12:53 13 Şubat 2010

Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunulan Alevi Çalıştayları sonucu hazırlanan ön raporla ilgili sert eleştirilerde bulundu.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda, federasyona üye derneklerin yöneticileri ve Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Alevi yurttaşların aileleriyle düzenlediği basın toplantısında, ön raporu değerlendiren Balkız, Alevilerin, Aleviliği tanımlama girişimlerine daima itiraz ettiklerini kaydetti. Balkız, “raporun Aleviliğe bir tanım getirdiğini”belirterek, “böylece asimilasyon işleminin kolaylaştırılmasının hedeflendiğini” dedi.


‘ŞERİATA GİDEN AKP PROJESİ’

Çalıştay yetkililerinin ön raporun uzlaşmayla çıktığı yönündeki beyanları eleştiren Balkız, “Raporun içeriğinden de anlaşıldığı gibi, Aleviler, Alevi Çalıştayı’nda bütün inanç ve mezheplere eşit mesafede durması gereken bir devletin hükümeti ile değil, iktidar erkini elinde tutan Sünni ulema ile oturmuş gibidirler” diye konuştu.
Ön raporun içeriğinin, kendilerini şaşırtmadığını belirten Balkız, “Rapor bir aldatmacadır. Sanaldır, maksatlıdır, iyi niyetten yoksun, sorun çözen değil yeni sorunlar yaratan, şeriata doğru giden yolda yeni adımlar öngören bir AKP projesidir” görüşünü belirtti.


‘PARK YAPARLARSA, İSMİ DE SİLERLER’

Raporda, Madımak Oteli’nin tehlikeli bulunmasının “başlı başına bir facia” olduğunu belirten Balkız şunları kaydetti: “Biz biliyoruz ki, o bina yıkıldığında, parka dönüştürüldüğünde birkaç yıl sonra o parkın adı da belediye meclis kararlarıyla değiştirilecek, böylece katliamın izi yok edilmiş olacaktır.”
Cemevleriyle ilgili bölümünün, ön raporun “Sünni ulemanın bakış açısıyla yazıldığının en önemli göstergelerinden biri olduğunu” belirten Balkız, şöyle konuştu: “Cemevleriyle ilgili tanımlamada, onun işlevine ilişkin değerlendirmede fikri dikkate alınan taraf Aleviler değil, Alevi olmayanlardır. Yani iktidar, yani devlet, yani Sünni ulema haddini aşarak Alevilerin ibadet yeri cemevlerinin niteliğine karar verme hakkını kendilerinde bulmaktadırlar.”
Raporun Alevilerin taleplerinin tam aksi yönünde olduğunu vurgulayan Balkız, “Üzerinde ‘mutabakat’ olan raporda, Alevi köylerine cami yapma politikalarından vazgeçme ve dergahlarımızın biz gerçek sahiplerine geri iade edilmesi konularında ise hiçbir şey söylememiş” dedi.
Balkız sözlerini şöyle sürdürdü: “Alevi Çalıştayı ön raporunun dili, anlayışı ve mantığı sakattır. Yıllardır dillendirdiğimiz taleplerimizin muhatabı sanki devlet değil de Sünni kardeşlerimizmiş gibi algılanmakta, Alevilerle, Sünniler arasında bir pazarlık gibi sunulmakta, top taca atılmakta ve oyun orada sürdürülmek istenmektedir. Ön rapor, bir asimilasyon belgesidir. Bu belgeyi olumlu bulanlar bizden değildir.”

Okullar Kur’an kursuna çevriliyor

Federasyon olarak, “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesi gerektiğini savunduklarını” anlatan Balkız, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Laikliğe aykırı Diyanet İşleri Başkanlığı’na dokunulmamış, tam tersine sahte laiklik uygulamasına Aleviler de ortak edilmek istenmiştir. Hiç de olmayan bir uzlaşma varmış gibi gösterilmiş, hükümet, Sünni kesimi kamu olanaklarıyla finanse etme uygulamasını güya Alevileri de sisteme dahil ederek güvenceye almak istemiştir.”

İKİ KAT DİN DERSİ ÖNERİLİYOR
Raporda, zorunlu din dersleri konusunda yer alan önerilerin “mevcut uygulamanın sonuçlarını daha da ağırlaştıracak nitelikte olduğunu” belirten Balkız, “isteğe bağlı din eğitiminin verilmesi” fikri ile “Alevi çocukları için asimilasyon aracı ve sistematik işkenceye dönüşmüş olan uygulamanın artırılarak iki din dersi önerildiğini” savundu.
Balkız, “Bu çaba, ilköğretim okullarımız ile liselerimizin, imam hatip liselerine, Kur’an kurslarına dönüştürülmesinden başka bir anlam taşımamaktadır” dedi.

EĞİTİM SEN’DEN ALEVİLERE DESTEK

Ön raporla mevcut din dersi güçlendirildi
EĞİTİM Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, “Yargı kararlarına uyulmalı, zorunlu din dersi uygulaması kaldırılmalıdır” dedi. Kılıç, ön raporda zorunlu din dersine yönelik bölümü değerlendirdi: “Zorunlu din dersleriyle ilgili sunulan öneriler de mevcut uygulamanın sonuçlarını daha da ağırlaştıracak niteliktedir. Raporda, mevcut durumdaki ‘din kültürü ve ahlak bilgisi’ dersinin zorunlu olarak okutulmasına devam edileceği belirtilirken, bunun yanı sıra seçmeli olarak din eğitimi dersi getirilmektedir. Bu düzenleme ile mevcut durumdan daha ileri gidilmekte ve din eğitimi güçlendirilmektedir. Hükümet, yargı kararlarına uymak bir tarafa mevcut durumu daha da ağırlaştırmakta ve din dersi sayısını ikiye çıkararak tüm toplumla resmen dalga geçmektedir. Zorunlu din dersi uygulaması, din ve vicdan özgürlüğünün açıkça ihlal edilmesi demektir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi zorunlu din dersinin, din ve vicdan özgürlüğünün ihlali olduğuna karar vermiştir. Yargı kararlarına uyulmalı, zorunlu din dersi uygulaması kaldırılmalıdır.”

*http://www.birgun.net/*

17 Ocak 2010

Alevi öğrenciye yumruk attı

Alevi Öğrenciye Yumruk Attı

Alevi öğrenciye yumruk attı


Tırnağı ojeli öğrenciyi 'Sen namaz kılmıyor musun" diyen öğretmen yumruk attı

16 Ocak 2010 14:47

Sivas'ta tarih öğretmeni Orhan Paşazade'nin, tırnağında parlatıcı gördüğü öğrencisini "Sen namaz kılmıyor musun? Abdestin geçerli olmaz" diyerek yumrukladığı öne sürüldü. Olayla ilgili soruşturma açıldı.


Radikal Gazetesi'nden Behzat Miser'in haberine göre; Sivas Atatürk Lisesi'nde tarih öğretmeni olan Orhan Paşazade, önceki gün 9. sınıflara ders vermek için girdi.


Başının ağrıdığını, ders işlemek istemediğini söyleyen Paşazade, Eda K.'nın yanından geçerken birden durarak, "Sen namaz kılmıyor musun?" diye sordu.


Öğretmen, öğrencinin tırnaklarındaki parlatıcıyı göstererek, "Bunlarla aldığın abdest de kabul edilmez. Zaten sen abdest de almazsın" dedi.


Bunun üzerine öğrenci, "Öğretmenim, ben daha küçüğüm, namaz kılmayı da, abdest almayı da bilmiyorum" dedi. "Alevi misin?" diye soran öğretmen, "Evet" yanıtı alınca sınıftan çıkıp gitti. Eda K., olayın devamını şöyle anlattı:


"Bir arkadaşımla birlikte tuvalete gittim. Tuvaletin kapısından çıkınca öğretmenimizi gördüm. Bana, 'Burada ne arıyorsunuz?' diye bağırdı ve birden yumruk attı. Burnumdan kan gelmeye başlayınca eve gittim."


Eda K.'nın babaannesi Kibar K., hemen öğrenciyi doktora götürerek rapor aldıklarını anlatarak, Milli Eğitim Müdürlüğü'ne de şikâyet dilekçesi verdiklerini söyledi. Okul Müdürü Fatih Sancılı ise sorularını yanıtlamak istemediğini belirterek, "Okulda müfettişler var. İdari soruşturma başladı" dedi.


'Müfettişler soruşturuyor'


Sivas İl Mİlli Eğitim Müdürü Murat Taner de olayı doğrulayarak, şunları söyledi:


"Konu soruştuluyor. Bize dün dilekçe verdiler. Müfettişler şu an okulda tarafları dinliyorlar. Onların hazırlayacağı rapora göre size bir şey söyleyebilirim. Arkadaşlarımızın hazırlayacağı rapora göre, yasa ve yönetmeliklerde belirtilen cezalar verilecektir. Hiçbir gerekçe vurmayı haklı göstermez."


Alevi örgütleri de olaya tepki gösterdi:


Pir Sultan Abdal Vakfı Başkanı Murtaza Demir: Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'ya soruyoruz; devri iktidarınızda okullarda Kuran kursu müfredatı uygulanıyor da biz mi bilmiyoruz? Değilse, ikide bir tezahür eden bu irtica vakaları ve misyonerlik faaliyetleri ne anlama geliyor?


Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız: Gün geçmiyor ki; ülkemizin bir köşesinden Aleviler'e ve öbür ötekileştirilmişlere yönelmiş bir linç, sürgün, hakaret, aşağılama, darp haberleri gelmesin.


Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez: Hükümete, devletin tüm ilgililerine, ayrımcılığa, hak ihlallerine son vermeleri çağrısı yapıyoruz.



17 Şubat 2009

Nevşehir'de Alevilere seslendi


Nevşehir'de Alevilere seslendi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Nevşehir'de yurttaşlara seslendi. Erdoğan konuşmasında Hacı Bektaş Veli'den değişlere yer vererek alevi açılımını sürdürdü.

Başbakan "Alevinin, Sünninin nasıl kardeş olduğunu görmek isteyen gelsin Nevşehir'e baksın'' diyerek dostluğu bu topraklarda hakim olduğunu söyledi.

AA


Nevşehir- AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Biz şu anda (IMF ile) pazarlık yapıyoruz. Pazarlık tutarsa olur, tutmazsa olmaz. Olay bu kadar basit ve şu anda da iyi gidiyor. Bizler, Türkiye'nin menfaatine olmayan hiçbir metnin altına imza atmayız'' dedi.

Erdoğan, Türk Telekom binası önünde düzenlenen partisinin Nevşehir mitinginde yaptığı konuşmada, ''Nevşehir'in bir tarih, kültür, sevgi, hoşgörü, asil insanların, yiğit, mert insanların şehri'' olduğunu belirterek, İstanbul, Antalya gibi bir çok şehirle birlikte ''Türkiye'nin dünyaya açılan kapısı, gururu, kabına sığmayan, kabından taşan'' tüm Türkiye'ye, tüm dünyaya evrensel mesajlar veren bir şehir olduğunu vurguladı.

Başbakan Erdoğan, Nevşehir'e gelip de Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'yı, onun Anadolu'daki, Trakya'daki, İstanbul'daki camilerini, medreselerini, hanlarını, kervansaraylarını anmamanın olamayacağını belirtti. Nevşehir'e gelip de Hacı Bektaş Veli'yi anmamanın da olamayacağına işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:
''O Hacı Bektaş Veli ki bu topraklardan tüm dünyaya ses verdi. Bu topraklardan barışa, dostluğa, kardeşliğe çağrı yaptı. Ne diyor Hacı Bektaş Veli, 'Sevgi muhabbeti kaynar yanan ocağımızda, bülbüller şevke gelir gül açar bağımızda, Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda, Aslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda' İşte bu topraklar, bu gönül insanları sayesinde yüzyıllar boyunca aslanla ceylanın dostluğuna, kardeşliğine şahit oldu.

Bu toprakların kitabında horlamak, dışlamak, küçük görmek, ayrımcılık yapmak yazmaz. Bu toprakların kitabında düşmanlık, husumet yazmaz. Bu toprakların mayasında, hamurunda zalimi yüceltmek, mazlumu hor görmek yazmaz. Bu topraklarda kardeşlik var, dostluk var, kucaklama var, sahiplenmek var. Zira bu ülke barışın, huzurun, güvenin, kardeşliğin yurdudur. Buna inanmayan mı var, bundan şüphesi olan mı var? Gelsin Nevşehir'e baksın. Müslümanın, Hıristiyanın, Musevinin bir arada, barış içinde, huzur içinde yaşadığını görmek isteyen, gelsin Nevşehir'e baksın. Alevinin, Sünninin nasıl kardeş olduğunu görmek isteyen gelsin Nevşehir'e baksın.''

''Kimse nifak tohumları ekemez"

Erdoğan, bu toprakların, bu coğrafyanın sevgi medeniyetinin, hoşgörü medeniyetinin, birlikte yaşama kültürünün doğduğu, yeşerdiği ve dünyaya örnek teşkil ettiği topraklar olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

''Bizler acıyı bal eylemesini bilmiş, birbirine kenetlenmiş bir milletiz. Kalplerimizi soğutmaya, senlik benlik davasıyla gönüllerimizi ayrıştırmaya çalışanlara asla izin vermeyiz. Kimse insanlarımız arasına nifak tohumları ekemez. Pir Sultan Abdal yüzyıllarca öncesinden evrensel bir mesajı kalplerimize yazıyor. Bak ne diyor, 'Koy sana kötü desinler, her ayıbına gülsünler, Her gün gıybetin kılsınlar, incinme gönül incinme' Bu anlayışla bu düsturla bu hoşgörüyle biz bugünlere ulaştık. Bakınız Mevlana ne diyor, ''Sevgiden acılıklar tatlılaşır, sevgiden bakırlar altın olur, sevgiden tortulu bulanık sular arı duru haline gelir, sevgiden dertler şifa bulur, sevgiden ölüler dirilir, sevgiden padişahlar kul olur'.

Bu özgür ülkede herkes kendi kimliğini, inancını dilediği gibi tanımlayabilir, dilediği gibi yaşayabilir. Bizler 71.5 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, birlik esasında daha güçlü bir millet olmanın sevdasındayız. Hizmet üretirken, hizmet götürürken asla ve asla ayrımcılık içinde olmadık, olamayız. Hangi etnik kökenden, mezhepten, meşrepten, bölgeden olursa olsun 'önce insan' dedik. Şeyh Edebali'nin diliyle 'İnsanı yücelt ki devlet yücelsin, insanı yaşat ki devlet yaşatsın' dedik. Ayrım gözetmeden tüm insanlara hizmet götürmenin gayreti içinde olduk.''

''Ön yargımız, ön kabulümüz yok"

Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) bir düzenleme yaparak Aleviliğin de öğretime dahil edilmesini sağladığını, şu anda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders kitabında 32 sayfa Alevilikle ilgili bölüm bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:

''Biz diyoruz ki eğer bunu Alevi vatandaşlarımız, entelektüel kesim beğenmiyorsa hazırlığını yapsın MEB'e sunsun. Ön yargımız yok, ön kabulümüz yok. Onu oraya koyarız. Yeter ki gönüller hoşnut olsun. Yine Diyanet İşleri Başkanlığımız Alevi konulu yayınlar yaptı. Anayasamızdaki tanımıyla demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimiz bütün inanç gruplarına, mezheplere, dini anlayışlara eşit mesafede durmak, hepsinin din ve vicdan özgürlüğünü garanti altına almak durumundadır. Biz bunu yapıyoruz ve bu çerçevede çalışıyoruz. Bakın TRT, şu anda Alevilikle ilgili yayınlara girdi. Muharrem ayı boyunca bu yayınları yaptı. Bundan sonra da sürekli olarak belli aralıklarla bunu yapmak durumunda ve yapıyor. Hükümet olarak da parti olarak da birlik ve beraberlik anlayışımıza destek olacak her türlü adımı atıyoruz, atacağız.''

''Kuzey Kıbrıs bizim dönemimizde kişiliğini buldu"

Nevşehir'den yayılan bu birlik ve beraberlik, dostluk ve kardeşlik mesajlarının büyük önem taşıdığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''İşte Kadeş Anlaşması. Tarihin bilinen en eski barış anlaşması burada imzalandı. BM HABİTAT kuruluşu, Nevşehir'i Dünya Barış Konferansı Merkezi olarak tescil etti. Onun için 'küresel barış' diyoruz, 'Medeniyetler İttifakı' diyoruz. Türkiye Medeniyetler İttifakına iktidarımızla girdik. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyeliğine 152 ülkenin desteğini alarak iktidarımızla girdi. Orta Doğu'da durumlara arabulucu olmada Türkiye etkin olmaya bu dönemde girdi. Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu Türkiye'nin girişimleriyle gerçekleşti. Azerbaycan-Ermenistan arasında, aynı şekilde Gürcistan-Rusya arasında çalışmalarda aktif rol oynadı. Bundan sonraki süreçte de bunlar devam edecek. AB'de daha etkin olduk. Bu dönemde müzakereci ülke durumuna geldik. Kıbrıs'ta aynı şekilde. Birileri çıkıyor diyor ki 'Kıbrıs'ı peşkeş çektiler...' elinize, dilinize dursun. Kuzey Kıbrıs bizim dönemimizde kişiliğini, kimliğini buldu. Artık bakıyorsun, Pakistan resmi kabul yaparak, KKTC Cumhurbaşkanı'nı kabul etti, kırmızı halıda yürüdü. Neredeydiniz bugüne kadar? Hanginiz oradaki Cumhurbaşkanımızı dünyada etkin hale getirdiniz. Şu anda 18 ülkede Kuzey Kıbrıs'ın ofisi var. Bugüne kadar niye yoktu? Bunlar şimdi oldu ve AB Parlamentosunda, değişik ülkelere gidip, orada Cumhurbaşkanımız kendini anlatma fırsatını buluyor.''

"Türkiye aslına dönüyor"

''Bizim tarihten gelen bir gücümüz var. Bu gücümüz bundan sonra da aynı şekilde AK Parti iktidarıyla devam edecek, çünkü Türkiye, ülkelerden bir ülke değil'' diyen Erdoğan, geçmişte Türkiye'de Batılı liderlerin karşısında el pençe divan duran liderler görüldüğünü söyledi. Ankara'ya mahkum olup, dışarıya çıkamayan liderlerin de görüldüğünü, artık bu dönemlerin geride kaldığını belirten Erdoğan, ''Şimdi artık dünyayı fellik fellik dolaşan bir iktidar iş başında. Bu aynı kararlılıkla devam edecek. Türkiye aslına dönüyor, aslına...'' dedi.

''Sandıklar selam duracak''

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bunlar gidip IMF'den para dileniyorlardı. El pençe, divan 'emriniz başımız üstüne' diyorlardı. Diyorlardı ki 'ne diyorsanız onu yapalım, yeter ki bize verin'. Bakınız, biz göreve gelmeden önce Türkiye'nin MHP, DSP, ANAP iktidarında üçü birden 30 milyar dolar IMF'den borç aldılar. Bize 26.5 milyar dolar borçla bıraktılar. Şimdi IMF'ye Türkiye'nin borcu 8 milyar dolar.

Şimdi biz, IMF ile görüşünce bunlar kıyamet koparıyor, 'Niçin görüşüyorlar?' Sen görüşürken oldu da biz görüşürken niye olmuyor? Ama biz geçen mayıstan bu mayısa görüşüyoruz. Niye görüşüyoruz? Eğer benim ülkemin menfaatine olacaksa imzalarız, olmayacaksa imzalamayız. Bizim anlayışımız bu. Biz şu anda pazarlık yapıyoruz. Pazarlık tutarsa olur, tutmazsa olmaz. Olay bu kadar basit ve şu anda da iyi gidiyor. Bizler, Türkiye'nin menfaatine olmayan hiçbir metnin altına imza atmayız.
MHP'yi gördük. Vatandaş kendilerine dedi ki 'buyur arkadaş al' üçlü koalisyon kurdular... Türkiye'yi ne kadar idare edeceklerdi? 5 yıl... Ne kadar idare ettiler? 3.5 yıl... 3.5 yıl sonra ne dediler, 'Biz bu işin altından kalkamayacağız, Allahaısmarladık' dediler, bıraktılar, kaçtılar. Şimdi bunlar AK Parti'yi zannediyorlar, kendileri gibi. Hayır, biz aldığımız bayrağı yere düşürmeyiz, dikilmesi gereken yere dikeriz ve böyle götürürüz. Çalışmamızı aynı kararlılıkla yapıyoruz. Bunlar 22 Temmuz'da böyle bir oyuna girdiler, dediler ki 'illa seçim, illa seçim'. Biz erken seçim kararı almadık, onların bu kadar arzulu olduklarını görünce 'peki' dedik, 5 ay erkene aldık. Seçime gittik, bize yüzde 42 veren vatandaşımız, bu defa kalktı yüzde 47 verdi. Neden? Çünkü tokadı yediler, yanlış yapıyorlardı, haksızlık yapıyorlardı. Şimdi de aynı şeyi yapıyorlar. Şimdi de benim halkım 29 Mart'ta gereken tokadı yine atacaksınız. İşte bugün burada görülüyor, kar, bora, fırtına... Sandıklar selam duracak, ben bunu biliyorum. AK Parti'yi siz kurdunuz, milletin sesi, nefesi, yüreği oldu. Çünkü AK Parti bu ülkeyi Babıali'den yönetmedi, yandaş medyayla yönetmedi. Milletten aldığı iradeyle yönetti. Bütün bozulanlar bu dönemde toparlanıyor. Toparlanmaya da devam edecek.''

''Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri"

Nevşehirliler'e verdikleri sözü tutarak Nevşehir'e üniversite kurduklarını belirten Başbakan Erdoğan, ''sözlerinin eri'' olduklarını vurgulayarak, yola çıkarken ''ne aldatan, ne aldanan olacağız'' dediklerini hatırlattı. AKP'den önceki hükümetlerin, söz verdiklerini ancak sözlerinde durmadıklarını anlatan Erdoğan, ''Bizden öncekiler halkı hep aldattılar. Dürüst davranmadılar. Bizim kitabımızda aldatmak yok, yalan, talan yok'' dedi.

Konuşması sırasında AKP Nevşehir Belediye Başkan Adayı Hasan Ünver'i, konuşma yaptığı sahneye davet eden Başbakan Erdoğan, ''Hasan Ünver dünyaya örnek teşkil edecek bir performans ortaya koydu. Kısa sürede Nevşehir'in çehresi değişti. Yeni dönemde Hasan Ünver kardeşimle durmak yok, yola devam. Durmak yok, hizmete devam'' diyerek vatandaşlardan Ünver'e oy vermelerini istedi.

Yaptığı konuşmada, hizmetin önemine değinen Erdoğan, Ziya Paşa'nın ''eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri'' sözünü hatırlattı.


''İş bilenin, kılıç kuşananın"

Konuşmasında, Nevşehir'e yapılan hizmetlerden örnekler de veren Erdoğan, kongre merkezi, Şehitler Parkı ve otobüs terminalinin Nevşehir'e farklı bir çehre kazandıracağını söyledi.

Nevşehir'de 463 derslik bitirdiklerini ve 2 bin 370 bilgisayar gönderdiklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, okullara bilişim teknolojileri sınıflarını kurduklarını da ifade etti.
Türkiye genelinde, ilköğretime devam eden erkek öğrencilere 20 TL, kız öğrencilere 25 TL, ortaöğretimdeki erkek öğrencilere 35 TL, kız öğrencilere de 45 TL yardımda bulunduklarını belirten Erdoğan, meydanda bulunan bir kadının para alamadıklarını söylemesi üzerine, ''anacığım müracaat et, al'' dedi.

Bugüne kadar Nevşehir'de TOKİ'nin 1094 konutu hak sahiplerine teslim ettiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, bugün de 490 konutun anahtar teslim törenini gerçekleştireceklerini dile getirdi.

''İş bilenin, kılıç kuşananın'' diyen Erdoğan, duble yollarda Nevşehir'in birinci sırada olduğunu belirtti.

Sosyal yardımlara da değinen Başbakan Erdoğan, ''14 trilyon yardım yaptık. Kömür yardımları... Fakir, fukara, garip gurebanın evine kömürleri gönderdik mi? Gönderdik... Sobayı gönderdik mi? Gönderdik ve göndermeye de devam edeceğiz... Yani CHP şöyle diyor, bu böyle diyor, bizi ırgalamaz. Biz yola devam ediyoruz. Sosyal devlet ilkesiyle yola devam edeceğiz'' diye konuştu.


Cumhuriyet-16 Şubat 2009