Server Tanilli'yi Tanıyalım Server Tanilli (Doğumu: 1931), Türk gazeteci , anayasa hukuku profesörü. 1980'den önce Türkiye'de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde ders veriyordu. 7 Nisan 1978 günü terör ortamında silahlı saldırıya uğrayıp, belden aşağısı tutmaz oldu. Fransa'ya gidip uzun yıllar Strazburg Üniversitesi'nde çalıştı. Şu anda Fransa'da yaşıyor ve Cumhuriyet Gazetesi'nde köşe yazıları yayımlanıyor. Diğer kitapları arasında şunlar sayılabilir: "Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz?", "Yüzyılların Gerçeği ve Mirası" (6 cilt), "Candide ya da İyimserlik", "Yaratıcı Aklın Sentezi: Felsefeye Giriş", "Değişimin Diyalektiği ve Devrim", "Dünyayı Değiştiren On Yıl", "Fransız Devriminden Portreler", "Anayasalar ve Siyasal Belgeler", "Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz?". Bazı eserleridir. Server Tanilli aydınlığı Server Tanilli, aydınlanma savaşımımızın usanmaz öğreticisi, bilgesi; dilinin, yurdunun sevdalı bir canı. İnsanının, çağdaşlık arayışının zorlu kılavuzu; özgürlük kavgasında aklın ve sırtın dayanacağı bir güven ve bilgi anıtı; özgür düşüncenin yılmaz savunucusu. Özgürlük arayışının anıtlaşan bir öncüsü; yaşamıyla ve yapıtlarıyla "aydınlanma" deyince hemen akla gelen bir bilim adamı. Abecesinden başlayıp ayrıntılı tarihlere uzanan bir aydınlık ve uygarlık tarihçisi. Aydınlanma sevdasının usanmak bilmeyen bilim emekçisi...
"o sözler ki kalbimizin üstünde /
Kurşunların verdiği hasar, yıllar süren tıp uğraşılarından ve onun yaşamak ve dünyanın aydınlığına bir şeyler katmak çabalarından sonra, ancak tekerlekli sandalyeyle yaşamını sürdürecek kadar giderilebilir. Ama öldürülen dostlarının soluğunu da soluğuna katmışçasına o, tekerlekli sandalyede sürdürdüğü yaşamından aydınlıklar damıtmayı sürdürür. Bir "Anka Kuşu" olur; dost aydınlıkların küllerinden doğan... Strasbourg'ta Türk Etütleri Enstitüsü'nde on beş yıl akademik çalışmalar yapıp 1996'da emekli olan Tanilli, Türkiye'nin sorunlarının, Türkiye'de yaşananların tam yüreğinde duyumsar kendini; ülkemizde hangi sorun yaşansa o, konuşmalarıyla, yazılarıyla, tavırlarıyla, sonra da bir kitabıyla yücelir. Toplumumuzun yaşadığı sorunlara bilimin ışıldağını yöneltir; konuşur, yazar, toplantılar düzenler, mesajlar iletir, bildiriler sunar, aydın tavrının sık rastlanmayan bir örneği olur. Kitapları çoğalır ve olanca aydınlığıyla gülümser bize. İşte, onun 1962'de kitaplaşan ilk çalışması Anayasalar ve Siyasal Belgeler'den sonra damıttığı kitaplığından, çağrısını usanmadan sürdürdüğü yapıtlar: Türkiye'deki demokrasi kavgasının temel doğrularının altı bir kez daha çizer, sorunlarını irdeler. Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz?'da, eğitimin anlamından başlayıp ülkemizdeki eğitimin her türlü sorununa ilişkin düşünceler içeren bir eğitim manifestosu olarak can alıcı ve temel bir sorunumuzu gündeme taşır. İslam Çağımıza Yanıt Verebilir mi? adlı çalışması, dinsel bağnazlığın iyice yoğunlaştığı ülkemizde aydın duyarlılığıyla laiklik ve din sorununu işleyen, yakın dönemin bu canalıcı sorununa dikkatleri çekmeyi, uyarma görevini başaran bir yapıttır. İnsanlığı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor?'da küreselleşmenin dünyaya getirdiği sorunları tartışır Tanilli. Değişimin Diyalektiği ve Devrim'de Marksizm üzerine yeni düşünceler üretir... Öner YAĞCI
İslam Çağımıza Yanıt Verebilir mi? Server Tanilli Adam Yayınları; İslam Araştırmaları; İstanbul, 1998, 13 x 21.5 cm, 273 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9754185018 İnsanlığı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor Server Tanilli Alkım Yayınevi; Siyasal Bilimler; İstanbul, 2006, 14 x 20 cm, 475 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9759920743. Fransız Devrimin'den Portreler Server Tanilli Alkım Yayınevi; Avrupa Tarihi 1453-2007; İstanbul, 2007, 14 x 23 cm, 218 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148160 Strasbourg Yazıları Server Tanilli Adam Yayınları; Anılar ve Biyografiler; İstanbul, 2000, 15.5 x 23.5 cm., 487 sayfa, Türkçe, Karton kapak, ISBN 9754186332. Dünyayı Değiştiren 10 Yıl Server Tanilli Alkım Yayınevi; Avrupa Tarihi 1453-2007; İstanbul, 2007, 14 x 23 cm, 218 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148177. Küba Uzak Değil - Bizim Fidel'in Öyküsü Dursun Özden; Önsöz: Server Tanilli Belge Yayınları; Türkçe Roman ve Hikaye; İstanbul , 1998, 13.5 x 19.5 cm, Türkçe, ISBN 9753441843. Yüzyılların Gerçeği ve Mirası 2.Cilt Server Tanilli Alkım Yayınevi; Dünya Tarihi; İstanbul, 2007, 465 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148276. Yüzyılların Gerçeği ve Mirası 5.Cilt Server Tanilli Alkım Yayınevi; Avrupa Tarihi 1453-2007; İstanbul, 2007, 554 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148306. Anayasalar ve Siyasal Belgeler Server Tanilli Cem Yayınevi; Hukuk : Genel Hukuk; İstanbul , 1976, 15.5 x 23.5 cm., 669 sayfa, Türkçe, Karton kapak. Candide ya da İyimserlik Voltaire; Çeviren: Server Tanilli Alkım Yayınevi; Fransız Edebiyatı, Roman, Hikaye, Şiir, Denemeler; İstanbul, 2008, 238 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148334. Çağdaşımız Victor Hugo Bir Dahinin Portresi Server Tanilli Adam Yayınları; Türk Edebiyatında Anılar, İncelemeler, Tenkidler; İstanbul, 2002, 14 x 20 cm, 300 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9754187207. Değişimin Diyalektiği ve Devrim Server Tanilli Alkım Yayınevi; Ekonomi ve Finans, Siyasal Bilimler; İstanbul, 2006, 14 x 23 cm, 268 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9759920840. Değişimin Diyalektiği ve Devrim: Marksizm Üstüne Yeni Düşünceler Server Tanilli Adam Yayınları; Türk Tarihi : Modern Türkiye 1981-2007; İstanbul, 2001, 13.5 x 19.5 cm., 290 sayfa, Türkçe, Karton kapak, ISBN 9754186642. 'Devlet ve Demokrasi Anayasa Hukukuna Giriş' Server Tanilli Çağdaş Yayınları; Hukuk : Genel Hukuk; İstanbul , 1996, 13.5 x 21.5 cm, 630 sayfa, Türkçe. Dünyayı Değiştiren 10 Yıl Server Tanilli Adam Yayınları; Başvuru Eserleri; İstanbul, 1999, 13 x 21.5 cm, 231 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9754185832. Dünyayı Değiştiren On Yıl Fransız Devrimi Üstüne (1789-1799) Server Tanilli Çağdaş Yayınları; İstanbul, 1996, 13.5 x 19.5 cm., 272 sayfa, Türkçe. 'Devlet ve Demokrasi Anayasa Hukukuna Giriş' Server Tanilli Adam Yayınları; Hukuk : Genel Hukuk; İstanbul, 2000, 15.5 x 23.5 cm., 653 sayfa, Türkçe, Karton kapak. Fransız Devriminden Portreler Server Tanilli Cem Yayınevi; İstanbul , 1993, 15.5 x 23.5 cm., Türkçe, Karton kapak, ISBN 9754064423. İnsanlığı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor? Server Tanilli Adam Yayınları; Başvuru Eserleri; İstanbul, 2000, 15.5 x 23.5 cm., 467 sayfa, Türkçe, Karton kapak, ISBN 9754186391. Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz? Server Tanilli Alkım Yayınevi; Siyasal Bilimler; İstanbul, 2007, 14 x 23 cm, 312 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148054. Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz? Server Tanilli Alkım Yayınevi; Eğitim : Genel; İstanbul, 2007, 13,5 x 21,5 cm, 251 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148061. Ne Olursa Olsun Savaşıyorlar Server Tanilli Alkım Yayınevi; Siyasal Bilimler; İstanbul, 2006, 13 x 21 cm, 256 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9759920905. Türkiye'de Aydınlanma Hareketi Server Tanilli Alkım Yayınevi; Ortak Çalışmalar: Armağanlar, Sempozyum, Konferanslar, Türk Tarihi : Modern Türkiye (Genel); İstanbul, 2006, 6. baskı, 14 x 20 cm, 224 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9759920859. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 1 Robert Mantran; Çeviren: Server Tanilli Alkım Yayınevi; Türk Tarihi : Osmanlı Tarihine ait Genel Kitaplar; İstanbul, 2007, 504 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148108. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi. Osmanlı Devleti'nin Doğuşundan XVIII.Yüzyılın Sonuna 1. Cilt Robert Mantran, Server Tanilli Adam Yayınları; Türk Tarihi : Osmanlı Tarihine ait Genel Kitaplar; İstanbul, 15.5 x 23.5 cm., 517 sayfa, Türkçe, Karton kapak, ISBN 9754185638. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi. Osmanlı Devleti'nin Doğuşundan XVIII.Yüzyılın Sonuna, XIX.Yüzyılın Başlarından Yıkılışa.1 - 2 Cilt Robert Mantran; Çeviren: Server Tanilli Adam Yayınları; Türk Tarihi : Osmanlı Tarihine ait Genel Kitaplar; İstanbul, 2000, 13.5 x 19.5 cm., Türkçe, Karton kapak. Türk Hukuk Bibliyografyası Rona Aybay, Server Tanilli İstanbul Üni. Edebiyat Fakültesi Yayınları; Bibliyografyalar; İstanbul, 1967, 16 x 24 cm., 112 sayfa, Türkçe, Karton kapak. Uygarlığın Seyir Defteri Uygarlık Tarihi: Başlangıçtan 20. Yüzyıla Çağlar Tuncay; Önsöz: Server Tanilli Arkadaş Yayınları; Ankara, 1996, 15.5 x 23.5 cm., 293 sayfa, Türkçe, Karton kapak. Voltaire ve Aydınlanma Server Tanilli Adam Yayınları; Başvuru Eserleri; İstanbul, 1999, 13 x 21.5 cm, 255 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9754185603. Yaratıcı Aklın Sentezi Felsefeye Giriş Server Tanilli Adam Yayınları; Felsefe Tarihi, Genel Çalışmalar, Başvuru Eserleri; İstanbul, 1999, 13 x 21.5 cm, 484 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9754184607. Yüzyılların Gerçeği ve Mirası 1.Cilt Server Tanilli Alkım Yayınevi; Bilim Tarihi, Dünya Tarihi; İstanbul, 2007, 534 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148269. Yüzyılların Gerçeği ve Mirası. Cilt 1. İlkçağ: Doğu, Yunan, Roma Server Tanilli Adam Yayınları; Başvuru Eserleri; Yüzyılların Gerçeği ve Mirası 3.Cilt Server Tanilli Alkım Yayınevi; Avrupa Tarihi 1453-2007; İstanbul, 2007, 540 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148283 Yüzyılların Gerçeği ve Mirası 4.Cilt Server Tanilli Alkım Yayınevi; Avrupa Tarihi 1453-2007; İstanbul, 2007, 514 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148290. Yüzyılların Gerçeği ve Mirası 6.Cilt Server Tanilli Alkım Yayınevi; Dünya Tarihi; İstanbul, 2007, 663 sayfa, Türkçe, Karton Kapak, ISBN 9944148313. Yüzyılların Gerçeği ve Mirası İnsanlık Tarihine Giriş III XVI ve XVII. Yüzyıllar Server TanilliSay Yayınları; İstanbul , 1990, 15.5 x 23.5 cm., 622 sayfa, Türkçe, Karton kapak, ISBN 9754680299. EvcioğluHaber 24.10.2010 |
24 Ekim 2010
Server Tanilli'yi Tanıyalım
19 Ağustos 2010
FİDEL; KÜBA'LI SAĞLIKÇILARI KARŞILADI
FİDEL; KÜBA'LI SAĞLIKÇILARI KARŞILADI
Havana, 18 Ağustos 2010 (Prensa Latina) Küba Devrimi lideri Fidel Castro, Bolivya'da görev yaptıktan sonra Küba'ya dönen Moto Mendez Dayanışma Tugayı üyesi sağlıkçıları Havana Uluslararası Havalanında karşıladı. Sağlıkçılar Bolivya'daki engelliler üzerinde psikolojik ve klinik genetik araştırma yaptıktan sonra adaya döndüler.
Tugay üyesi 213 sağlıkçıyı kutlayan Fidel Castro, her birisine "Stratejik Zafer" adlı son eserinin imzalı bir kopyasını verdi.
Havaalanında sağlıkçılara hitap eden Fidel, Bolivya'daki zorlu koşullara göğüs gerdikleri için tüm ekibi tebrik ederken, enternasyonalist görevlerini başarıyla tamamladıklarından ötürü bir kez daha kutladı:
"Çok zor durumlarla karşılaştığını biliyorum. Kör ve sağır insanlarla iletişim kurmaya çalıştınız. Hayatlarında bir tek ışık görmemiş, tek bir ses duymamış insanlara hayatı anlatmaya çalıştınız. Diğerleri gibi mutlu olmayı, şarkı söylemeyi ve diğer insanlarla temas etmeyi, kısaca yaşamayı gösterdiniz onlara."
Castro sözlerine şöyle devam etti:
"Yardım elinizi uzattığınız insanlar, çok çile çekmiş olan insanlardı. Onların sizin yardımlarınıza karşılık olarak size verdikleri mutluluğun değeri dünyalara değişilmez. Siz her şeye rağmen insanlığın cömertlik ve iyilik timsali olabileceğinin yaşayan örneklerisiniz."
Fidel Castro bazı tugay üyelerinin yakın zamanda Ekvador'a gideceğini belirtirken, bu ülkede de benzer sağlık faaliyetlerinin sürdüğünden bahsetti.
Fidel sözlerine şöyle son verdi:
"Küba olarak bizim gücümüz Venezuela, Bolivya, Ekvador ve Nikaragua'daki 800 bin insana ücretsiz sağlık hizmeti sunarak onlara mutluluk sağlamaya yetti. Bizim yaptıklarımız bütün dünya halklarının yapabileceklerinin yanında okyanusta bir damladır. Yine tek bir kuruş talep etmeden..."
Kaynak:
http://www.plturkce.org/index.php?yazi_id=4590
Birleşmiş Milletler, dokunulmazlık ve savaş
9 Haziran 2010 tarihinde alınan 1929 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı emperyalizmin kaderini belirledi. Kaynak: Prensal Latina Türkçe
Birleşmiş Milletler, dokunulmazlık ve savaş
Fidel Castro Ruz
10 - 19 Ağustos 2010
EvcioğluHaber- Havana, 16 Ağustos 2010 (Prensa Latina'da yayınlanan) Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun son yazısı olan “Birleşmiş Milletler, Dokunulmazlık ve Savaş” makalesini siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz...
***************
Bir sürü saçmalık arasında kaç kişinin fark ettiğini bilmiyorum ancak; Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, üstlerinden aldığı emirle abluka altındaki Gazze’ye insanî yardım götüren filoya düzenlenen İsrail saldırısını araştırmak için kurulan komisyonun başkan yardımcılığına Kolombiya Devlet Başkanlığı görevinin son günlerine gelmiş olan Alvaro Uribe’yi getirdi. Saldırı kıyıdan oldukça uzakta ve uluslararası sularda yaşanmıştı.
Kendisi savaş suçu işlemekle suçlanan Uribe’ye verilen bu görev onu tamamen dokunulmaz yaptı: Onun iktidarı değil miydi en az 2 bin kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan, her gün ortaya çıkan yeni bir toplu mezar ile sicili kabaran, ABD askerleri için 7 yeni askeri üs açan? Terörizm ve soykırım deyince akla ilk Uribe gelir.
10 Haziran 2010 tarihinde Kübalı gazeteci ve aynı zamanda ulusal kanalda yayınlanan Yuvarlak Masa programının yapımcısı Randy Alonso, Cuba Debate internet sitesinde “Sözde dünya hükümeti Barselona’da toplanıyor” isimli yeni bir makale yayınladı:
“Dolce Oteline camları kara makam araçlarıyla ve helikopterleriyle geldiler.”
“Bilderberg Klübü veya dünyanın gölge hükümeti olarak bilinen, Kuzey Amerika ve Avrupanın önde gelen 100 ekonomi, finans, siyaset ve medya liderinden oluşan grup yıllık toplantıları için birarada.”
Alonso gibi diğer dürüst yazarlar da bu garip birleşime dair sızan bilgileri biraraya getirmeye çalışıyorlar. Onlardan daha fazla bilgi sahibi olan bir kişi bu grubu yıllardır izliyor.
“Bu yıl Sitges’de toplanan grup 1954 yılında danışman ve siyasi analizci olan Joseph Retinger’in önerisi üzerine kuruldu. Grubun arkasındaki itici güç ABD’li zengin David Rockefeller, Hollanda Prensi Bernhard ve Belçika Başbakanı Paul Van Zeeland oldu. Kuruluş amacı Avrupa’da artan Amerikan karşıtlığının üzerine gidip, kıtada güç ve itibar kazanan Sovyetler Birliği ve komünizmle mücadele etmekti.”
“İlk toplantıları 29–30 Mayıs 1954 günlerinde Hollanda Osterbeck’deki Bilderberg Otelinde yapıldığı için grup bu şekilde adlandırıldı. 1976 yılı hariç günümüze kadar her yıl toplandı.”
“Grubun çekirdeğini oluşturan 39 kişilik yönetim kurulunun dışındakiler davetli misafirlerdir. ”
“Grup gizliliğe önem verir, toplantıya katılanlarından toplantılarla ilgili röportaj vermemeleri, konuşulanlar ile ilgili açıklamada bulunmamaları istenir. Toplantıya katılım için mükemmel İngilizce bilmek ve konuşmak zorunludur, birleşimlere çevirmen kabul edilmemektedir.”
“Kimse grubun gerçek gücünü bilmemektedir. Konuyla ilgilenenler G–8 toplantılarından hemen önce grubun toplanmasının bir tesadüf olmadığını ve grubun dünya çapında tek bir hükümete, tek bir ekonomiye, tek bir orduya ve tek bir ideolojiye sahip yeni bir dünya düzeni istediklerine dair görüş bildirmektedir.”
“Newsweek dergisine açıklamada bulunan David Rockefeller, ‘Birisinin hükümetin yerine geçmesi gerekiyor, bana göre bu görev için en mantıklısı iş çevreleridir.’ demiştir.”
“Banker James P. Warburg ise ‘Sevelim sevmeyelim bir dünya hükümetimiz olacak. Sorun, bunun onayla mı yoksa zorla mı olacağıdır.’ şeklinde konuşmuştur.”
“On ay öncesinde Irak’ın işgalinin tam tarihini biliyorlardı, ABD’de yaşanan emlak sektöründeki çöküşün olacağından haberdarlardı. Bu gibi bilgiler elinizdeyse günümüz piyasa koşullarında bir anda servet sahibi olabilirsiniz. Burada bahis konusu olan bir iktidar ve bilgi klübüdür.”
“Analizcilere göre klübü en çok düşündüren konu Çin’den gelen ekonomik tehdit ve bunun Kuzey Amerika ve Avrupa toplumlarındaki yansımaları.”
“Klübün etkisi ve yönetici sınıf arasındaki önemi özellikle İngiltere ve ABD’de iktidara gelmeden önce Margaret Thatcher, Bill Clinton, Tony Blair ve Barack Obama’nın toplantılara davet edilmiş olmalarından görülebilir. Son olarak Obama, ABD Başkanı olmadan 5 ay önce 2008 yılı Haziran ayındaki Virjinya toplantılarına çağrılmıştı, kendisinin seçim zaferi ise 2007 yılındaki toplantıda öngörülmüştü.”
“Toplantılardaki gizliliğe rağmen katılımcılara dair bilgiler elde edilebilmektedir. Sitges’deki toplantıya katılanlar arasında önemli işadamları bulunmakta; Fiat, Coca Cola, France Telecom, Telefonica de España, Suez, Siemens, Shell, Novartis ve Airbus başkanları davetliler arasında.”
“Finans ve ekonomi patronları da çağrılılar arasında; ünlü spekülatör George Soros, Obama’nın ekonomi danışmanları Paul Volcker ve Larry Summers, İngiliz Maliye Bakanı George Osborne, Goldman Sachs ve British Petroleum eski başkanı Peter Shilton, Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellic, IMF Direktörü Dominique Strauss-Kahn, Dünya Ticaret Örgütü Başkanı Pascal Lamy, Avrupa Birliği Merkez Bankası Başkanı Jean Claude Trichet ve Avrupa Yatırım Bankası Başkanı Philippe Maystadt bulunuyor.”
Acaba okuyucularımızdan kaçı bunları daha önce duymuştu? Önde gelen yazılı ve sözlü basın kurumları bundan neden hiç bahsetmiyor?
Batıda dillerden düşürülmeyen basın özgürlüğü nerede? 1976 yılı hariç olmak üzere dünyadaki bu en güçlü kişilerin sistematik olarak her yıl toplandığını kim yalanlayabilir?
Randy’nin yazısından devam ediyorum; “Ordu da bu toplantılara bazı şahinlerini göndermiş; Bush’un eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve yardımcısı Paul Wolfowitz, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ve selefi Jaap de Hoop Scheffer.”
“Dijital teknoloji patronu Bill Gates toplantı ile ilgili basına konuşan tek kişi: ‘Orada olacaklardan birisi de benim.’ demiş. Toplantıda çok sayıda mali konunun konuşulacağını açıklamış.”
“Bazı haberciler, gölge hükümetin Euro para biriminin geleceğinin ve kurtarılması için yapılması gerekenlerin, Avrupa ekonomisinin durumunun ve krizden çıkış formüllerinin konuşulacağını iddia etti. Anlaşılan hastanın hayatını, piyasa tanrısına ibadet ederek ve sosyal güvencelerden büyük kesinti yaparak uzatmaya çalışacaklar.”
“İspanya Birleşik Sol yöneticisi Cayo Lara, Bilderberg Klübü tarafından dünyaya dayatılanları tüm açıklığıyla ifade etmiş; ‘Demokrasilerin finans diktatörlüğü tarafından baskı altına alınıp yönetildiği tepe taklak bir dünyadayız.’ ”
“Klübün fikir yapısında dair çok çarpıcı bir görüş İspanyol Publico gazetesi tarafından haberleştirildi. Buna göre tüm klüp üyeleri ABD’nin İran’a saldırmasından yana. Klüp üyelerinin 2003 yılındaki Irak işgali yaşanmadan 10 ay önce olacakları bildiğini de aklımızdan çıkarmayalım.”
Düşüncelerimi yazdığım bu köşe yazılarımdaki savunduğum fikirlere bu yeni veriler de eklenince, acaba; İmparatorluğun en yüksek karar mercilerinde İran’a karşı bir savaşın artık kesinleştiğini iddia etmek hayalperestlik mi olur? Acaba artık sadece dünya kamuoyunun olağanüstü çabası mı yakın gelecekteki bu savaşa engel olabilir? Gerçekleri kim gizliyor?
Kim yalan söylüyor?
Yukarıda yazılanların tersi iddia edilebilir mi?
Fidel Castro Ruz
15 Ağustos 2010
08:25
17 Temmuz 2010
"José Martí" Kimdir
José Martí Kimdir?José Julián Martí Pérez, (d. 28 Ocak 1853 – ö. 19 Mayıs 1895). Küba bağımsızlık mücadelesinin öncüsü, şair ve yazardır.
1853 yılında Havana'da doğan Marti, 17 yaşındayken sömürge yönetimine muhalif eylemleri nedeniyle İspanya'ya sürgün edilmiştir. İspanya'da yaşadığı dönemde, Küba'da siyasi hükümlülerin maruz kaldığı eziyetleri anlatan bir broşür yayınlamıştır. Zaragoza Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra Mexico City'e (ciudad de Mexico) gitmiş ve burada edebiyat çalışmalarına başlamıştır. Askeri darbenin oluşturduğu rejime karşı muhalefeti nedeniyle bu ülkeden ayrılmak zorunda kalan Marti, Guatemala'ya geçmiştir ancak hükümetin baskısı nedeniyle buradan da ayrılmak zorunda kalmıştır. 1878'de genel aftan faydalanarak Küba'ya dönmüştür ancak İspanyol yönetimine karşı mücadelesinden dolayı tekrar sürgüne gitmek zorunda kalmıştır. Önce İspanya'ya daha sonra da ABD'ye gitmiş, New York'da bir yıl yaşadıktan sonra Venezuela'ya geçmiştir. Venezuela'ya yerleşmeyi ummasına karşın buradaki diktatörlük rejimi nedeniyle tekrar ABD'ye dönmüştür. 1895Küba Bağımsızlık Savaşı için ABD'yi terketmiştir. yılında ise
11 Nisan 1895'te Jose Marti, aralarında Generalísimo Máximo Gómez y Báez'in de bulunduğu sürgündeki muhaliflerden oluşan bir güçle Küba'ya ulaşmıştır. 19 Mayıs 1895'te Dos Rios savaşında İspanyol güçleri ile girdiği çatışmada yaşamını yitirmiştir. Mezarı Santiago de Cuba'da Santa Efigenia mezarlığındadır.
Turkiye`de İstanbul-Esenyurt`da ve Ankara Çankaya'da heykeli bulunmaktadir. Ayrıca ismiyle anılan Jose Marti Küba Dostluk Derneği bulunmaktadır.
Şiirleri
- Alacalı Tüy Sorguçlar
- Aynı Yalınlıkla Ölmek İsterim
- Benim Sakim
- Benim Şövalyem
- Guanatanamo'lu kadın
- Güzel Kokulu Eller
- Küçük Prens (şiir)
- Ruhumun Oğlu
- Omuzumda
- Uyanık Düş
- İki Yurt
http://tr.wikipedia.org/
"
KÜBA TARİHİ (Bir Halkın Anatomisi)
Yazar: José Canton Navarro
Çeviri: Gözde Kök, Ali Somel
Yazılama sıra no: 8
Dizi: Küba ve Latin Amerika
Kapak: Gökçe Erbil
Sayfa sayısı: 440
Ebatı: 13.5 x 21 cm
Yazar: José Canton Navarro
Ancak Küba tarihi bunlardan ibaret değil. Fidel ve arkadaşlarını zafere götüren yolda ada halkı büyük çileler çekti, büyük başkaldırılara imza attı. Küba’da adını Marx ve Lenin’in yanına yazdıran José Marti’nin ve diğer özgürlük savaşçılarının bağımsız bir Küba için yürüttükleri çok uzun bir süreye yayıldı. Navarro’nun kitabını okuduğunuzda Kübalıların neredeyse hiç ara vermeksizin hep zalimlere, sömürücülere, işgalcilere karşı mücadele içinde olduğunu görüyorsunuz.
İspanyolların 15. yüzyılda Amerika’nın keşfiyle birlikte yerleşerek sahiplendiği Küba’nın yerlilerinin aynı işgalciler tarafından nasıl yok edildiğinin, İspanyol sömürgeciler içerisinde kimilerinin nasıl İspanya’ya kafa tutarak Kübalılaştığının, Afrika’dan getirilen kölelerin zaman içinde nasıl özgürleştiğinin, ABD’nin bağımsızlık için yürütülen mücadeleden yararlanarak adayı nasıl kendi kontrolü altına aldığının öyküsü, diğerler tarihsel olaylarla birlikte, Küba Komünist Partisi’nin Parti Okulu’nda da hocalık yapan Navarro’nun kitabında yer alıyor.
Son sayfayı çevirdiğinizde Kübalıların ABD emperyalizmine şimdiye kadar nasıl direndiğinin de yanıtını bulmuş oluyorsunuz. örgütlü bir halkı hiçbir gücün yenemeyeceği, yalnızca bir slogan değilmiş...
http://www.yazilama.com/
Küba ilaç kontrol merkezi uluslararası düzeyde tanındı
Küba ilaç kontrol merkezi uluslararası düzeyde tanındı
Havana, 10 Temmuz 2010 (Prensa Latina) Küba Devlet İlaç Kalite Kontrol Merkezi (CECMED) Amerika kıtasında ilaç değerlendirme alanında otorite kurumlardan biri olarak kabul edildi.
CECMED'e dair açıklamayı Panamerikan Sağlık Örgütü (PHO) yerel danışmanı Jose Daniel Peña Ruz Havana'da yaptı.
Bu kapsamda PHO'nun yanısıra Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de CECMED'i dünya çapında bir değerlendirme kurumu olarak kabul etmiş oldu.
CECMED, ilaçların ticari amaçlı geliştirilmesi, üretimi, kontrolü ve dağıtım izinlerini veren kurum. Kurum dağıtım süreçlerini takip ediyor ve olası olumsuz etkilere sahip ilaçların dağıtımının önüne geçmeye çalışıyor.
Peña, 1989'da kurulan CECMED'in ilaç kontrol alanında otorite olduğunu, iyi bir kontrol sistemine sahip olduğunu, halka güvenli, verimli ve kaliteli ilaç dağıtıldığının ana güvencesi olduğunu belirtti.
Kurum yöneticisi Rafael Perez ise Granma gazetesine verdiği demeçte söz konusu güvencenin Küba ilaç ve biyoteknoloji sanayiinin güvenlik standartlarını daha da yükseltmeye yardımcı olduğunu söyledi.
http://www.plturkce.org/
"
13 Ocak 2010
Haiti’de 7,0’lık deprem
Haiti’de 7,0’lık deprem
07.47 | 13.1.2010Karayip denizindeki ada ülkelerinden Haiti yakınlarında 7,0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
Amerikan Jeoloji Kurumu (USGS), 7,0 büyüklüğündeki depremin merkezinin ülkenin başkenti Port-Au-Prince'in 22 kilometre batısında ve sadece 30 kilometre derinlikte olduğunu bildirdi.Petionville bölgesinde bir hastanenin çöktüğü belirtildi.Deprem sonrasında Haiti ile birlikte komşu ada ülkeleri Dominik Cumhuriyeti, Küba ve Bahamalar için tsunami uyarısı yapıldı.Olası bir tsunaminin deprem merkezinden 100 kilometre uzağa kadar etkili olabileceği kaydedildi.
BİNLERCE ÖLÜ OLMASINDAN KORKULUYOR
- Haiti’yi vuran 7,0 büyüklüğündeki depremde başkent Por-Au-Prince’deki bir çok binanın yıkılırken, yıkıntılar arasında binlerce ölü ve yaralı bulunmasından endişe ediliyor.Merkezi başkentin 15 kilometre batısı olarak bildirilen deprem ve sonrasındaki güçlü artçı şoklar nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Parlamento binası, bakanlıklar, katedral ve benzeri yüksek bir çok yapı yıkıldı veya büyük zarar gördü.
Caddelerin panik içindeki insanlarla dolu olduğunu belirten görgü tanıkları, gökyüzünün yıkılan binaların etkisiyle toz ve duman içinde olduğunu dile getirdi. Elektrik şebekesinin de büyük ölçüde çöktüğü kentteki durumu "tam bir felaket ve kaos" olarak tanımlayan görgü tanıkları, yıkıntılar arasında yüzlerce insanın olduğunu, bu sayının binlerce de olabileceğini söyledi.Ülkedeki çeşitli insani yardım kuruluşlarının temsilcileri de, halkın yoksul olduğunu ve belli bir inşaat standardının bulunmadığını belirterek, mevcut yapıların çoğunun dayanıksız binalar olduğunu, dolayısıyla ölü sayısının binlerce olabileceğini kaydetti.
Amerikan Jeoloji Kurumu (USGS) uzmanlarından Kristin Marano, bu büyüklükteki bir depremin Haiti’de 1770’lerden bu yana görülmediğini bildirirken, sarsıntı Haiti’nin sınır komşusu Dominik Cumhuriyeti ile Küba’da da hissedildi, ancak bu ülkelerde belirgin bir zarar meydana gelmedi.Bu arada, ABD’den sonra Venezuela da Haiti’ye arama kurtarma ekipleri ile gıda, ilaç, içme suyu gibi insani yardım malzemeleri göndereceğini açıkladı.
52 TÜRK POLİS BULUNUYOR BM verilerine göre 7,0 büyüklüğündeki depremin vurduğu Haiti’de konuşlu BM Haiti İstikrar Misyonu’nda (MINUSTAH) 52 Türk güvenlik personeli görev yapıyor.
BM Sözcülüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, 31 Aralık 2009 tarihi itibariyle MINUSTAH’ta görev yapan 9 bin asker ve polis gücü arasında 52 Türk polisi de bulunuyor. Sözcülük yetkilileri, MINUSTAH’ta görev yapan ve toplam 47 ülkeden gelen 9 bin asker ve polis ile yaklaşık 2 bin sivil personelin akıbetiyle ilgili şu an ellerinde net bir bilgi olmadığını belirtti. Yetkililer konuyla ilgili daha detaylı açıklamanın bugün BM üst düzey yetkililerince yapılacağını ifade etti.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun da Haiti’deki depremle ilgili olarak yayımladığı açıklamada, depremden dolayı son derece üzgün olduğunu belirterek, kalbinin Haiti halkı ve orada görev yapan BM personeli ile olduğunu, onlar için büyük endişe duyduğunu ve gelişmeleri yakından takip ettiğini bildirdi.
BM Barışı Koruma bölümü şefi Alain Le Roy da yaptığı açıklamada "yıkıcı depremin ülkedeki BM karargahına ciddi düzeyde zarar verdiğini, görevli BM personelinin çoğunun akıbetinin henüz bilinmediğini" söylemişti.
MINUSTAH, Haiti’de 2004 yılından beri görev yapıyor.
*http://www.milliyet.com.tr/ *
7 Temmuz 2009
Küba'nın biyoteknoloji devrimi
Küba, ABD'li ilaç devleri gibi parayı kellik ilaçları, iktidarsızlık hapları, kırışıklık kremlerinden kazanmıyor.
Küba ilaç sektörünün odaklandığı üç alan var; kanser tedavisi, AIDS ve hijyen hastalıklarının aşıları.
Küba, Çin, Malezya, Hindistan ve İran'a teknoloji transferi yapıyor; Kübalı uzmanlar bu ülkelere kendi laboratuvarlarını açmaları için yardım ediyor. Kısaca bir üçüncü dünya ülkesinden bir diğer üçüncü dünya ülkesine teknoloji transferi gerçekleşiyor.
SOSYALİST DEVRİMİN LOKOMOTİFİ
Küba'nın ilaç sektörü dışarıdan satın alınan patentler yerine yerli ArGe'ye dayanıyor. Kübalılar, ilaç endüstrisinde çalışan araştırmacılar için Küba Devriminin kahramanları tanımını kullanıyor.
Küba Devlet Başkanı Fidel Castro, biyoteknolojiyi yıllar önce sosyalist devrimin lokomotif endüstrisi ilan etmişti. Fikri mülkiyet haklarının teşvik edilmesi ve sıkı sıkıya korunması sonucu ilaç sektöründe ArGe'nin önü açılmış oldu. Kübalı araştırmacılar şimdiye dek 100'den fazla patent aldılar, bunların 26'sı da ABD'den geldi. Küba ilaç sektörü şimdi gelişmiş ülke pazarlarına açılmanın yollarını arıyor.
ÜÇÜNCÜ DÜNYA'YA ŞİFA GÖTÜRÜYOR
1959'daki Küba Devriminden sonra ilaç ve hastalık tedavisi, fakir halkın sağlık ihtiyacının karşılanması en ciddi problem olarak ortaya çıktı. Aradan geçen 45 yıl sonunda Küba bugün sağlık ihracatı yapan bir ülke haline geldi. Binlerce Kübalı doktor, diğer geri kalmış üçüncü dünya ülkelerindeki hastalara ücretsiz bakım ve tedavi hizmetleri veriyor. Düşük maliyetli ancak kaliteli Küba hastaneleri de Afrika ve Latin Amerikalı hastalara yönelik sağlık hizmeti veriyor.
SOVYET BLOĞUNUN ECZANESİ
Küba'nın biyoteknoloji öyküsü 1980'lere gidiyor. 1981 yılında bir grup Kübalı bilim adamı, virüslerle mücadele eden protein interferonları üzerine ihtisas yapmak için Finlandiyaya gönderiliyor. Bu doktorlar Castro'nun emriyle gönderilen parayla bir laboratuvar dolusu eşyayı ülkeye getiriyor. Castro, başkent Havana banliyölerinde bir pansiyonu bu doktorlara tahsis ederek bir ArGe merkezi kurduruyor.
İlk olarak bu merkezden büyüyen Küba ilaç sektörü 10 yıl içinde Sovyet bloğunun adeta eczanesi olmuştu.
İlaç ticareti diğer komünist ülkelerle barter sistemi ile yürütülüyordu, örneğin Küba gönderdiği ilaç karşılığında makine veya başka bir ürün alıyordu. 1990'ların başında barter yoluyla olsa da, Küba'nın ilaç ihracatının 700 milyon dolar düzeyinde olduğu tahmin ediliyor.
KİMİLERİ ANLAMIYOR AMA AŞI ORTADA
İhracatının yüzde 80'ini karşılayan Sovyetler Birliği'nin 1990'ların başında çökmesiyle Küba, diğer üçüncü dünya pazarlarına yöneldi. Bu gelişmeyi tetikleyen Fidel Castro'nun biyoteknoloji alanına milyonlarca dolar yatırım yapılması emri oldu.
Gerek Küba'nın dışa kapalılığı gerekse komünist ekonomik yapısı nedeniyle Batılı ekonomi uzmanları, Castro'nun bu yatırımları nasıl finanse ettiğini tam olarak kestiremiyor.
Finlay Institute direktörü Concepcion Campa Huergo.
Küba'nın yatırımları boşa gitmedi ve Finlay Institute adlı bir kurum dünyanın ilk Menenjit B aşısını geliştirdi.
Kurumun başaraştırmacısı Concepcion Campa Huergo, aşıyı deneklere vurmadan önce kendisi ve çocukları üzerinde denedi.
Campa Huergo, Küba'nın biyoteknolojiye verdiği önemi şöyle özetliyor: Bir keresinde Fidel'e bir tanesi 70 bin dolar değerinde olan santrifüjör (karışımdaki ağır sıvıları veya maddeleri ayrıştıran cihaz) makinesi istedim. İki gün sonra 10 tane birden gelmişti.
AMBARGOYA KARŞI YERLİ ÜRETİM
Kübalı araştırmacılar araç gereçlerini Avrupa, Brezilya veya Japonya'dan temin ediyor. Ülkenin hemen yanı başındaki ABD'nin ambargosu yüzünden ABD çıkışlı eşya görmek zor. Birkaç ABD çıkışlı cihaz da ancak üçüncü ülkeler üzerinden ithal edilmiş durumda.
Kübalı bilim adamları birçok malzemeyi kendi olanakları ile üretiyor; örneğin, enzimler, doku kültürleri, virüsler ve diğer laboratuvar gereçleri gibi. Her kurumun kendi labortuvarı bulunuyor; sonuçlar devlet hastanelerindeki kliniklerde deneniyor.
ABD ambargosu ciddi bir problem olarak bilimin karşısına çıkıyor. Sorun sadece ABD ile ticaret yapamamak değil, Küba ABD'li bir şirketin üçüncü ülkeden bir partneri ile de ticaret yapamıyor. Küba limanlarına demir atan bir gemi ABD karasularına sokulmuyor. Kısaca tüm ticaret damarları kesilmiş durumda. Uluslararası pazarlardaki şirket evlilikleri de Küba'yı vuruyor. Ticaret yapılan bir şirketin ABD'li bir dev tarafından satın alınması demek, artık bu partnerin yitirilmesi demek. Küba Bilimler Akademisi Başkanı Ismael Clark, son 10 yılda bu nedenle birçok tedarikçiyi kaybettiklerini vurguluyor.
KANSER AŞISI İÇİN AMBARGO DELİNDİ
ABD ambargosunun tersine döndürüldüğü durumlar da olmuyor değil. ABD'li ilaç şirketi SmithKline Beecham bir İngiliz yatırımcı tarafından satın alındıktan sonra, Campa Huergo'nun menenjit B aşısının lisansını satın aldı. SmithKline ödemesini yine barter yoluyla araç gereç vererek yapıyor, ancak aşı kullanıma geçtikten sonra nakit ödeme yapılacak.
Bir diğer aşı için ise, 40 yılın sonunda bir ilk oldu ve ABD'nin ambargosu şartlı olarak delindi. Kübalı araştırmacılar akciğer kanseri aşısı geliştirdi, aşı bir uluslararası konferansta dünya bilim adamlarına tanıtıldı. Bunu gören CancerVax adlı ABD'li bir şirket tam iki yıl boyunca Washington'da lobi yaparak, sonunda ürünü ABD'de teste etme izni aldı. Bugün milyonlarca ABD'li akciğer kanserinden yaşamını yitiriyor.
KAPİTALİZME İNAT İLAÇ ÜCRETSİZ
Kübalı bilim adamları sadece üçüncü dünya ülkelerine yönelik çalışmakla çok da ileri gidilemeyeceğini biliyor, daha fazla gelişme ve kazanç için Küba'nın uluslararası kapitalist pazarlara açılması şart. Ancak, Küba biyoteknoloji alanında Batı devlerinden farklı bir iş modeline sahip. Laboratuvarlar broşür basmıyor, ilaçlarını satmak için pazarlama uygulamıyor, pazarlama elemanı ordusu beslemiyor. İlaç lisansları satılmıyor, laboratuvarlar arasında paylaşılıyor.
Küba'yı yakından takip eden uzmanlar, Küba'da kâr fikrine hala olumsuz bakıldığını, kapitalist mekanizmaların hala bilinçli olarak uygulanmadığını belirtiyor. Bir ABD'li diplomat Küba'nın sosyalizmde direnmesini şöyle tanımlıyor; Küba'da ekonomi uzmanları internetten dünya para piyasalarını, borsaları ve Wall Street Journalı takip ediyor, ama hep içten içe gülerek.
Küba'nın bir pazara girmesi bugün anlaşıldığı kapitalist anlamında bir dış yatırım değil. Kübalı bilim adamları partner ülkedeki üniversitelere giderek meslektaşlarına teknoloji transferi yapıyor, partner ülkedeki yoksullara ilaçları ücretsiz olarak dağıtıyor.
BİLİM BU, TİCARET DEĞİL
Uluslararası pazarlarda dünya devleri ile rekabete hazırlanan Küba'nın sosyalist üretim sisteminde diretmesi birçoklarını hayrete düşürüyor.
Bir keresinde bilim adamları yeni pazarlara girerken patentlerin korunması gerektiği üzerine konuşurken, içeri Castro girer ve Ne bu patent mevzusu, delirdiniz mi, biz patentlere inanmıyoruz, bilim bu, ticaret değil der ve gider.
Küba'da laboratuvarların uluslararası arenada rekabet ettikleri Batılı şirketler gibi aylık, yıllık bilançoları, nakit giriş analizleri gibi ölçekleri yok.
Castro'ya göre gerek de yok. Çünkü Küba, ABD'li ilaç devleri gibi parayı kellik ilaçları, iktidarsızlık hapları, kırışıklık kremlerinden kazanmıyor.
Küba ilaç sektörü, ya da Küba biyoteknoloji devriminin odaklandığı üç alan var; kanser tedavisi, AIDS ve üçüncü dünyaya has sıtma, tifo, kolera, dizanteri gibi hastalıkların aşıları.
Kaynak: iyihavadis.com/
