11 Haziran 2010
15 Mayıs 2010
Paradigma değişirken ve emekçiler müdahil olmalı(!)
19 Nisan 2010
BAŞIN DARA DÜŞTÜĞÜNDE
Başın dara düştüğünde, Küçük bir kulübeye sığarsın. Bir ağaç kovuğuna belki.! Bu koca şehirde, yapayalnız, Sokaklar, dar gelir sana, Yalnız ölür, bensiz bedenin..
Gün olur, harman yerine döner, Gün gelir, savrulursun yele. Henüz, gül dalında başak , Ayırırlar, tohumları bedeninden. Değirmendir hayat, günden güne, Öğütür, her birimizi hergün. Un olur gelir, onca emek, Ağıttır artık, türkü dilinde söz. Sofralarda, meze olur Sevgimiz..! Bir duble rakı, beklide şarap, Bir tabak, Rus salatasıdır, Sunulur, sarhoş sohbetlerinde…
Sığamadığın, şu koca gönlüme inat, Küçülür, tüm mevsimler. Bahara inat, mahkum olur, Gün zemheridir, kara kış.. Girer ceviz kabuğuna. Döker koca çınar yaprağını. Yıkılmaz, özü çürüyene kadar…
Yetişsede imdadına, bahar, Su serinliğinde, sevgin. Umut olur, aşk filizlenir.. Yeşerirse, ölümden önce, Hayat, damarlarında akan bir sel..! Bahar, yeniden yaşanır birgün.
Umut varmı, bilinmez.! Uzak olsada mevsim.. Erir karlar, içimdeki buzlar.! İki kol arasına sığarsın, birgün..
Haydar ATA 14.08.2009-Saat:23:00 |
28 Şubat 2010
"TEKEL DİRENİŞİ" ÇADIR KENT FOTOĞRAFLARI
"TEKEL DİRENİŞİ" ÇADIR KENT FOTOĞRAFLARI
Bir hafta önceki iki günlük gece ve gündüz , çadırları "söktürmeyeceğiz" sıloganıyla sürdürdükleri üç günlük nöbet eyleminin bu haftaki ilk eylem günü KESK'e bağlı BES üyeleri nöbet başındaydı.
Tekel işçileri, Başkent Ankara'nın ortası sakarya caddesinde direniş mücadelelerini, naylon çadırlarda, yattıkları battaniyelerin altında sadece bir tahta parçası yada eski bir kapı. Hatta; meyve kasalarından başkaca birşeyde yok. Altından yağan yağmur suları akmakta ve her yer rutubet ve sağlıksız bir ortamda sürdürdükleri bu mücadelelerinde, onları yanlız bırakmayarak, destek veren tüm emek dostlarının 27-28 şubat gündüz ve gece nöbet tutarak gösterdikleri örnek dayanışma duygularıyla yağmur, soğuk demeden yanlarında oldukları günün fotoğraflarını göreceksiniz..
27.02.2010 cumartesi
Fotoğraflar ve Haber : Haydar ATA
** "TEKEL DİRENİŞİ" ÇADIRKENT FOTOĞRAFLARI-2
**"TEKEL DİRENİŞİ" ÇADIRKENT FOTOĞRAFLARI-3
**"TEKEL DİRENİŞİ" ÇADIRKENT FOTOĞRAFLARI-4
**"TEKEL DİRENİŞİ" ÇADIRKENT FOTOĞRAFLARI-5
**"TEKEL DİRENİŞİ" ÇADIRKENT FOTOĞRAFLARI-6
**"TEKEL DİRENİŞİ" ÇADIRKENT FOTOĞRAFLARI-7
**DİĞER "TEKEL DİRENİŞİ" ÇADIR KENT FOTOĞRAFLARI-8
3 Şubat 2010
İŞİMİZ, İŞYERİMİZ, EKMEĞİMİZ İÇİN 4 ŞUBAT'ta GREVDEYİZ! (GREV BİLDİRİSİ)
İŞİMİZ, İŞYERİMİZ, EKMEĞİMİZ İÇİN 4 ŞUBAT'ta GREVDEYİZ!
(GREV BİLDİRİSİ)
Günümüz Türkiye’si sermaye için dikensiz bir gül bahçesine çevrilmiştir. Neo-liberal politikalara sıkı sıkıya sarılmış Hükümetler tarafından 30 yılı aşan bir süredir bu ülkede sermayenin her istediği anında ve fazlasıyla yapılırken, emekçilerin en temel ve insani talepleri sistemli bir şekilde bastırılmış, hakları gasp edilmiştir.
AKP iktidarı emekçilere yönelik bu çok yönlü kuşatmanın son, fakat en kararlı temsilcisi olarak bu politikalarda ısrar ediyor. Bu politikaların özü üç temel ayak üzerinde yükseliyor. Birincisi kamu alanının, bütün yurttaşlara ait olan değerlerin piyasa güçlerine terk edilmesi, en temel insan ihtiyaçlarının dahi bir kâr alanı haline getirilmesi:
AKP özelleştirmede şampiyondur.
İkincisi, 12 Eylül artığı bir Anayasa’nın gölgesinde yurttaşlarını en temel haklardan mahrum bırakan, öteleyen, dinsel, inanca dayalı ya da etnik kimliklerini tanımayarak onları dışlayan otoriter devlet anlayışı:
AKP baskıda, gözaltılarda, kitle gösterilerine yönelik şiddette şampiyondur.
Üçüncüsü örgütlenerek, birleşerek kendi çıkarları için bu gidişata dur diyebilecek, hak gaspları karşısında sesini yükseltecek, sermayenin karşısında emeğin onurunu savunacak emekçilerin istihdam politikaları yoluyla bölünmesi, emekçilerin farklı statülerle farklılaştırılması, böylelikle işçi-memur, kadrolu işçi-taşeron işçisi, sözleşmeli, 4/C’li, 4/B’li adı altında parçalanmış emekçilerin örgütsüzleşmesi, etkisizleştirilmesi, eşit işe eşit ücret ilkesinin ayaklar altına alınması.
AKP kuralsız istihdam alanında da şampiyondur.
4/C statüsü tamamen özelleştirme mantığının ürünüdür. AKP kârlı kamu işletmelerini yok pahasına sermayeye aktarırken bu işletmeleri kârlı hale getiren, etiyle, kanıyla, dişiyle tırnağıyla bu işletmelerin her bir tuğlasında, makinasında hakkı bulunan emekçileri de sokağa bırakmak, açlığa ve sefalete mahkûm etmeye kararlıdır.
Bunun en son somut örneği Tekel işçilerinin durumudur. Bugün Ankara’da sürmekte olan Tekel işçileri direnişi bu noktada Türkiye’nin bütün emekçileri için önemli bir sınav niteliği kazanmıştır.
Hamasi sloganların ötesinde bir gerçek olarak ifade edilecek olursa bugün tüm emekçilerin yüreği Tekel işçileri için atmakta, umutları, talepleri Tekel direnişinde somutlanmaktadır. Tekel direnişi emekçiler için bir nirengi noktasıdır. Direnişin kaybedilmesinin sonuçları bütün emekçiler için ağır olacaktır. Direnişin kazanılması durumunda ise aynı 25 Kasım Grevinde yaşandığı gibi, emekçiler için daha aydınlık, daha demokratik bir Türkiye umudu güçlenecektir. Bu nedenle emek güçlerinin her hangi birinin bu direnişi hafifsemeye hakkı yoktur.
DİSK ve KESK’in çağrısıyla bir araya gelen 6 Konfederasyonun toplantısı sonucunda Hükümete sorunu çözmesi için 26 Ocak’a kadar mühlet verildi.
Bu süre içerisinde sorunun çözülmemesi durumunda dayanışma grevi yapılacağı vurgulandı. Siyasi iktidar bu çağrıyı savsakladı. Yeni bir randevu vererek soğukta ekmek ve demokrasi mücadelesi veren Tekel emekçilerini 1 hafta oyaladı. Bu bir haftanın sonunda işçilere yine 4/C’yi dayatabileceğini sandı.
Siyasi iktidar Tekel işçilerini pervasızca kapının önüne koyabileceğini, kimsenin onlara sahip çıkmayacağını düşünerek bu adımı attı.
Tekel işçileri yıllardır süren bu karanlığa karşı bir meşale yaktılar.
Bu meşalenin sönmesine izin vermeyeceğiz.
Emekçilerin kararlılığını 4 Şubat Perşembe günü, 1 günlük dayanışma greviyle bir kez daha göstereceğiz.
Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesini Yükselteceğiz!
http://www.kesk.org.tr/
2 Aralık 2009
Karl Marx - Kapital'i
Kapital
Karl Marx“Kapital: Ekonomi Politiğin Eleştirisi”, Marx’ın en önemli eseridir. Orijinal halinde dört cilt tasarımlandığı halde, Kapital denilince ilk üç cilt akla gelir.
Birinci cilt Marx’ın sağlığında 1867‘de Hamburg‘da ve Almanca olarak; ikinci ve üçüncü ciltler ise Marx’ın ölümünden sonra Engels tarafından sırasıyla 1885‘de ve 1894‘de yayımlandı. “Artık Değer Teorileri” olarak bilinen ve tamamlanmamış dördüncü cilt ise Kautsky tarafından 1905-1910 yılları arasında yayımlandı.
Bu son çalışma 1954 yılında Marx-Engels-Lenin Enstitüsü tarafından ve Kautsky basımından farklı olarak yeniden yayımlanmıştır.Marx, Kapital’in birinci cildinin ilk Almanca baskısına yazdığı “en sonundaki amacı(nın) modern toplumun ekonomik hareket yasasını ortaya çıkarmak” olduğunu söylemişti. Diğer bir ifadeyle Kapital “iktisat”a ait bir çalışma olarak kaleme alınmıştır. Ama özelde Kapital, genelde Marx’ın iktisadi üzerine yazmak/konuşmak tam da bu noktada güçlükler çıkarır-özellikle yerleşik “iktisat”ın örgün/yaygın etki alanı içinde kalanlar açısından…
Demek ki; vurgulanması gereken ilk nokta yerleşik “iktisat”ın mahiyeti ile Marx’ın/Marksçı iktisadın mahiyeti arasındaki farklılıkları kaba fırça vuruşlarıyla da olsa ortaya koymaktır.
1848′lerden itibaren Marx’ın yapamaya çalıştığı; anlayabildiğim kadarıyla şuydu; felsefe, tarih, toplum ve iktisat düşüncesini bir potada eritmek. O günden bugüne ne kadar şiddetli eleştirilere maruz kalmış olursa olsun varlığı kabul edilmek durumunda kalınan bu yeni düşünce tarzıydı.
Keza; bütün eleştirmelere rağmen onu Batı düşüncesinin/kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getiren de bu yeni düşünme tarzıydı.
Marx’ın söyledikleri (Kapital’de ve başka çalışmalarında) birkaç önermede/öncülde sanırım toparlayabiliriz:
1) Toplumların mevcudiyetlerini korumaları ve sürdürmeleri ancak üretimle mümkündür.
2) Üretim daha başlangıcından itibaren toplumsal üretimdir; bireysel üretim tarih dışıdır.
3) Üretim bir süreçtir ve bu süreç ilişkisel niteliktedir; yani üretim sürecinde insanlar hem doğa ile hemde birbirleriyle zorunlu bir “tarz” içinde gerçekleştiği/gerçekleşeceği anlamına gelir: üretim tarz(lar)ı
4) Üretim sürecinde insanların birbirleriyle belirli ilişkilere girmeleri üretim araç ve gereçleri üzerindeki mülkiyet ve kontrol ilişkileri dolayımında gerçekleşir; böylece sınıflar, üretim sürecinde mülkiyet ve kontrol ilişkileri bağlamında ortaya çıkar.
5) Sınıflar bir kez ortaya çıktıktan sonra, tarihteki gelişmelerin ve kurumların çerçevesi sınıflar arasındaki mücadelenin şekli ile belirlenir. Ve u gelişmeleri tasvir eden açıklayan kavramlar da bu süreç içinde billurlaşırlar: kavram ya da alfa ve omega gerçekliklere değil, ancak ilişkisel gerekliklere işaret ederler.
6) Üretim araç ve gereçleri üzerindeki mülkiyet ve kontrol sadece iktisadi eşitsizliklerin kaynağı olmakla kalmaz, siyasi eşitsizliklere de yol açar.
7) Mülkiyet ve kontrol ilişkilerinin yerleşmesi ve gelişmesi ile birlikte tarih içinde artık-emek’in tahsisi ve kontrolü toplumsal sorunların temelini oluşturur.
Kapital’i Anlamak
Yukarıda kabaca çizilen çerçeve içinde Marx’da “iktisat”ın rolü, o halde, bir evredeki/aşamadaki iktisadi ilişkiler sistemini çözümlemektedir denilebilir: Söz konusu ilişkilerin nasıl ortaya çıktıkları, nasıl işledikleri nitel ve bicel yönleri ile araştırılmalıdır.
Demek ki; Marx’ın iktisadında kavram ve kategoriler her zaman insanlar arasındaki ilişkilere işaret ettikleri için zorunlu olarak tarihsel ve sosyolojik boyutlar taşırlar. Ne var ki bu önerme doğru olmakla birlikte, eksiktir. Çünkü aynı kavram ve kategoriler, diğer yandan fakat aynı zamanda insanlarla şeyler (ürün, mal ve meta) arasındaki ilişkilere göndermede bulunurlar. Bu, özellikle genelleştirilmiş bir meta üretim tarzı olan kapitalizm için doğrudur. Meta-meta ilişkisinin öteki yüzü, insan-insan ilişkisidir de. Bu ilişkilerin özgül mahiyetidir ki; üretilmiş şeyleri ürün, mal veya meta şeklinde adlandırmayı olanaklı kılar.
Kapital’in birinci cildinin birinci bölümünün başlığı (Türkçe’deki çevirileri ile) “Mallar”dır. Mallar, emek ürünleridir ama “… toplumsal özün kristalleri olarak, değerdirler (mal-değerdirler)”. Diğer bir anlatımla kapitalizmle değer basitçe büyüklük (nicelik) değil, bir toplumsal ilişkidir de (niteliksel boyut). Marx’ın Kapital’de sarf ettiği çaba da bu nitel ve nicel boyutları bir ve aynı anda, fakat aşama aşama, soyuttan somuta çözümlemeye yöneliktir … Kapital’de bunun tipik örneklerinden biri emek değerlerinden hareketle toplumsal üretim ilişkileri temelinde; hem fiyatları, hem de bölüşümü belirleme çabasıdır.
Marx’ın üç ciltlik Kapital’inde yer alan sorun ve teorileri çözümleyip değerlendirmelerde bulunmak bu kısa ve mütevazı yazının sınırlarını çok aşacaktır. Ama yayımladığı tarihten bu yana değer teorisi, artık değer teorisi, fiyatların değerlere, değerlerin fiyatlara dönüşümü teorisi, kâr oranlarının düşme eğilimi yasası, yoksullaşma teorisi vb. saldırılara, eleştirilere/değerlendirmelere uğramış/tabi tutulmuş ama yine de ayakta kalabilmiştir. Belki de bunun başlıca nedeni bir zamanlar R. Luxemburg’un dile getirdiklerinde yatmaktadır:
“… onun Kapital’i nihai ve değişmez gerçekleri içeren bir Kitab-ı Mukaddes değil fakat daha üst düzeyde inceleme, daha ileri aşamada bilim araştırması ve gerçeği bulma yönünde daha çok mücadele için tükenmez bir teşvik kaynağıdır.”
Kapital’e anlamak için bakanların görev sorumlulukları bildiğim kadarıyla her zaman büyük ve ağır olmuştur...
Prof. Dr. İşaya Üşür
Bilim ve Ütopya / Şubat 2002 / 92
*http://images.google.com.tr/**
*Karl Marx "Kimdir"*
25 Ağustos 2009
“ SOLDA YENİDEN YAPILANMA ŞART “ ÖSH.
Özgürlükçü Sol Hareket Türkiye Koordinasyon Yürütme Üyesi Abdullah Çiftçi, Artvin, Rize ve Trabzon’dan sonra Giresun’da da görüşmeler yaparak oluşumla ilgili bilgiler verdi.
Türkiye’de mevcut solun halkın ihtiyacına cevap vermediğini, solda yeni bir merkez oluşturmak için ortak akıl çerçevesinde toplumsal vicdana sahip bireylerin emek ve inisiyatifi ile eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir iktidar hedefleyen yeni bir sol merkez oluşturmanın şart olduğunu, belirten Abdullah Çiftçi, İstanbul Bağımsız Millet Vekili Ufuk Uras ve Türkiye Sol tarihinde geçmişten örnekleri var olan tarihsel buluşma kapsamında alevi toplumsal muhalefetinden, demokratik Kürt hareketine,yüzünü sola dönmüş sosyal demokratlardan, sosyalistlere ,işçilerden, işsizlere, kadınlardan, gençlere, kamu çalışanlarından, aydınlara, akademisyenlerden, toplumun tüm mağdurlarına bütün toplum kesimlerini kapsayacak çevreler ile birlikte hareket ettiklerini söyledi.
Çiftçi : “ Bütün il ve ilçelerde olduğu gibi bir süredir Karadeniz’de basın açıklaması ve toplantılar yapıyoruz. Giresun’dan sonra Ordu, Samsun ve diğer illerde de görüşmelerimiz sürecektir. Tüm bu faaliyetlerin ardından yapmış olduğumuz tarihsel buluşmaya çağrı kapsamında yer alan tüm toplum kesimleri ile birlikte yapılacak geniş katılımlı toplantılar sonucunda nasıl bir siyasal süreç ve yol haritası olacağını birlikte kararlaştıracağız dedi.
Fındık konusuna da değinen Çiftçi “ Üreticilerin sıkıntılarını yakından biliyoruz. Bu doğrultuda Karadeniz’de sivil toplum kuruluşları ve çiftçilerle temaslarımız oldu. Bize düşen ne varsa elimizden geleni yapacağız “ diye konuştu.
Not: Yukarıdaki açıklama Giresun yerel basınında; Yeni Giresun, İleri ve Bulancak Egemen gazetelerinde yer almıştır.
Bize ulaştıran: ÖMER ERMİŞ (omerermis@gmail.com) adına
pltfrm@googlegroups.com


